Yerel Haberler
Erzurum
Erzurum’dan dünyaya uzanan bir güzellik 24 Mart 2026 Salı - 09:07:53 İnsanoğlunun bilinen en eski süs eşyalarından olan Oltu Taşı, Erzurum’un Oltu ilçesinde, yöre insanının emeği ile yeraltından bin bir güçlükle çıkarılıyor. Taşın saklanması ve şekil verilmesi de ayrı bir özen ve emek gerektiriyor. Her usta bir heykeltıraş titizliğinde çalışıp, yumuşak Oltu Taşı’nı çifte su verilmiş bıçakla yontup zımparalayarak şekil verir. Tebeşir tozu ve zeytinyağı ile cilalanan taşlar, kolyeden küpeye, sigaralıktan yüzüğe pek çok süs eşyasına dönüşüverir. Özellikle erkeklerin elinden düşürmedikleri Oltu Taşı’ndan tesbihler tüm ihtişamlarıyla "ben de varım" der gibidir. Oltu Taşı’nın tarihi Bronz Çağı’na dek uzanıyor Fosilleşmiş reçine ya da fosilleşmiş ağaç gövdelerinden oluşan Oltu Taşı, yumuşak bir linyit türüdür. Hakim renk siyahtır, ancak nadiren de olsa gri yeşilimsi renkli olanları da vardır. Oltu Taşı’nın tarihi Bronz Çağı’na dek uzanıyor. Zengin Romalılar’ın mücevherlerini ve değerli süs eşyalarını süsler. Geçmişte tesbihler, kutsal emanet sandıkları ve heykeller yapılır bu siyah taştan. Yazılı kaynaklara göre, 17. yüzyılda Oltu Taşı’nın tozu doktorlar tarafından ilaç niyetine kullanılır. En ihtişamlı günlerini Viktorya Dönemi’nde (1837-1901) yaşar. Kocası Prens Albert’in yasını tutan İngiltere Kraliçesi Viktorya’nın hayatının sonuna dek Oltu Taşı’ndan mücevherler takması bir moda başlatır. O dönemde gücü yeten herkes, bu taştan yapılma yüzük, broş ve kolyeler taşımaya başlar. Hava ile temas edince sertleşiyor Oltu Taşı cevheri çok ince, zaman zaman kaybolan yani kırılmış damarlar halinde bulunduğundan çok fazla çıkarılamaz. Topraktan çıktığında çok yumuşak olmasına rağmen hava ile temas ettiğinde hemen sertleşir. Bu yüzden de galeriden çıkıp cilalanana kadar mutlaka nemli ortamda saklanır. Büyük emekle çıkarılan bu maden küçük atölyelere gönderilir. Atölyelerde, tasarlanan süs eşyalarına göre sınıflandırılan maden, el çarkı ile işlenir. Bu işlem yürek ister, sevgi ister ve her şeyden öte derin bir sabır ister. İşin püf noktası ise taşın yumuşak ve nemli kalmasının sağlanmasıdır. Bu yüzden işlenecek kadar maden, su içinde bırakılarak korunur. Geri kalanı ise yeniden toprağa gömülerek saklanıyor. Tespihle ünü arttı Oltu Taşı’ndan en çok yapılan ve en çok tanınan ürün hiç şüphesiz tesbihlerdir. Ünü Türkiye dışına da yayılan Oltu Taşı tespihler, elde çekildikçe daha çok parlayıp güzelleşir. 33’lük olanına ’tek sayı1, 99’luk olanına uç sayı1 adı verilen tespihler gümüş işlemesine göre kuka (yuvarlak), kızılcık, mercimek, kesme gibi isimler alır. dolayı Oltu Taşının işlenmesi kolay, işlendikçe hava ile temas ederek sertleşen, kullandıkça parlayan bir cevherdir. Genellikle siyah, bazen koyu kahverengi, nadiren gri ve yeşilimsi renklerde bulunur. Hava gazında alev çıkarak yanar ve geriye bir miktar kül bırakır. Yanma esnasında aniden soğutulursa camlaşır ve kalıp haline gelir. Sürtünme ile elektriklenir ve hafif cisimleri çeker.
24 Mart 2026 Salı - 09:05 Palandöken’de sezon 15 Nisan’a kadar uzadı Sezonu Aralık ayının başında açan ve bayram tatili boyunca binlerce kayak severi misafir eden Palandöken’de sezon 15 Nisan’a kadar devam edecek, Mayıs ayı içinde babalar yarışı olacak. Palandöken Kayak Merkezi’nde bahar aylarında da devam eden yoğun kar yağışı ve elverişli hava şartları, kayak severlerin yüzünü güldürdü. Normal şartlarda Mart sonunda bitmesi planlanan kayak sezonu, pistlerdeki kar kalitesinin korunması sayesinde 15 Nisan’a kadar uzatıldı. Türkiye’nin en uzun pistlerine sahip olan merkezde, suni karlama desteği ve yüksek rakımın avantajıyla kayak keyfi Nisan ortasına kadar kesintisiz sürecek. Yetkililer, özellikle bahar güneşinde kayak yapmak isteyen tüm sporcuları ve ziyaretçileri sezonun bu son demlerini değerlendirmeye davet ediyor. Palandöken’de kar kalitesi dikkat çekici Palandöken’deki pistler, toz kar özelliği sayesinde kayak sezonu boyunca mükemmel kalitede kar sunuyor. Toz kar, ince, hafif ve taze karın gevrek halini temsil ediyor. Bu kar yapısı kayakçılar için en iyi şartları sağlıyor. Pürüzsüz bir yüzey sunuyor ve bu da daha iyi bir kayma deneyimi anlamına geliyor. İnce kar tabakası, daha iyi manevra yapma ve hızlı kayma olanağı sağlıyor. 87 km uzunluğunda pistlere sahip Palandöken Kayak Merkezi, toplamda 56 adet pist içeriyor. Bu pistler farklı zorluk seviyelerine sahip ve 30 adet kolay, 12 adet orta, 9 adet profesyonel (zor) pist ve 5 adet doğal pist olarak kategorize ediliyor. Palandöken 2 olarak bilinen Konaklı Kayak Merkezi, bu toplam pist sayısına ek olarak 24.8 km’lik pistlere sahip. Bu iki kayak merkezinin toplam pist uzunluğu ise 87 km’yi buluyor. En uzun kayak parkuru 12.5 km uzunluğunda ve bu parkur boyunca kesintisiz olarak kayak yapabiliniyor. Ayrıca, başlangıç ve bitiş kotları arasındaki irtifa farkı bin 100 metre. Palandöken Kayak Merkezi’nde toplamda 19 lift taşıyıcı sistem bulunuyor ve 24 bin kişi taşıma kapasitesine sahip.
24 Mart 2026 Salı - 08:58 EUSA 2028, Erzurum’da düzenlenecek Erzurum’un 2028 Avrupa Üniversiteler Kış Oyunlarına (EUSA) ev sahipliği yapma adaylığı, yürütülen yoğun çalışmalar, güçlü kurumsal iş birlikleri ve ortaya konulan ortak vizyonun neticesinde başarıyla sonuçlandı. Avrupa Üniversite Sporları Birliği tarafından alınan karar doğrultusunda Erzurum, 2028 yılında Avrupa’nın en prestijli üniversite spor organizasyonlarından birine ev sahipliği yapmaya hak kazandı. Söz konusu başarı, Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu (TÜSF) koordinasyonunda yürütülen adaylık sürecinin en önemli adımlarından biri olan iyi niyet protokolü ile başlayan güçlü iş birliğinin somut bir çıktısı olarak değerlendiriliyor. Atatürk Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi, Bayburt Üniversitesi ile yerel yönetimler ve ilgili kurumların ortak irade ortaya koyduğu süreç, Erzurum’un uluslararası spor organizasyonlarındaki iddiasını bir kez daha tescilledi. Adaylık sürecinin önemli aşamalarından biri olan ve Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen iyi niyet protokolü imza töreniyle temelleri güçlendirilen bu büyük organizasyon, Erzurum’un uluslararası spor vizyonunu bir kez daha tescillemiş oldu. Söz konusu törende; Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Bayburt Üniversitesi Rektörü ve TÜSF Başkanı Prof. Dr. Mutlu Türkmen, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur ve TÜSF Genel Sekreteri Dr. Mehmet Yönal tarafından imzalanan protokol, kurumlar arası güçlü bir iradenin somut göstergesi olmuştu. Rektör Hacımüftüoğlu: "Bu başarı ortak iradenin ve inancın eseridir" Sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum’un bu önemli organizasyona ev sahipliği yapma hakkı kazanmasının, güçlü bir iş birliği kültürünün ve kararlı bir vizyonun sonucu olduğunu ifade etti. Hacımüftüoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Erzurum’un 2028 Avrupa Üniversiteler Kış Oyunlarına ev sahipliği yapacak olması, şehrimiz ve ülkemiz adına son derece gurur verici bir gelişmedir. Bu başarı; üniversitelerimizin, yerel yönetimlerimizin ve ilgili tüm kurumlarımızın ortak akıl ve güçlü iş birliği anlayışıyla ortaya koyduğu kararlı duruşun bir neticesidir. 2011 Dünya Üniversiteler Kış Oyunları ile elde ettiğimiz organizasyon tecrübesi, bugün bu büyük başarının en önemli yapı taşlarından birini oluşturmuştur. Erzurum, sahip olduğu modern tesisleri, güçlü altyapısı ve uluslararası organizasyon kabiliyetiyle Avrupa’nın önde gelen kış sporları merkezlerinden biri olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. 2028 Avrupa Üniversiteler Kış Oyunlarının şehrimizin uluslararası tanıtımına önemli katkılar sağlayacağına, üniversitelerimizin küresel görünürlüğünü artıracağına ve gençlerimize önemli deneyimler kazandıracak bir atmosfer oluşturacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle sürece katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, bu önemli organizasyonun ülkemize ve spor camiasına hayırlı olmasını temenni ediyorum." Erzurum, spor turizminde yeni bir vizyon ortaya koyuyor 2028 Avrupa Üniversiteler Kış Oyunlarının Erzurum’da düzenlenecek olması; şehrin uluslararası alandaki bilinirliğini artırmanın yanı sıra spor turizmi potansiyeline de önemli katkılar sağlayacak. Avrupa’nın dört bir yanından gelecek sporcuların ve delegasyonların katılımıyla gerçekleştirilecek organizasyonun, Erzurum’un tarihi ve kültürel zenginliklerinin tanıtımına da önemli bir ivme kazandırması bekleniyor. Atatürk Üniversitesi, ETÜ ve Bayburt Üniversitesi öncülüğünde ve tüm paydaş kurumların katkılarıyla yürütülen bu süreç, Erzurum’un uluslararası spor organizasyonlarında önemli bir merkez olma hedefi doğrultusunda atılmış güçlü ve stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Dadaşlar Kore’deydi
04 Temmuz 2025 Cuma - 09:14 Dadaşlar Kore’deydi Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve araştırmacı Taner Özdemir, Kore Savaşı’nda şehit düşen Erzurum doğumlu Mehmetçiklerle alakalı bir çalışma yaptı 1950-1953 yılları arasında gerçekleşen Kore Savaşı’nda görev yapan ve şehit düşen Erzurumlu askerler, aradan geçen yıllara rağmen minnetle anılıyor. Türkiye’nin NATO üyeliği sürecinde önemli bir dönüm noktası olan bu savaşta, ülkemiz ilk kez yurt dışına asker gönderdi. Görev alan Mehmetçiklerden 724’ü Kore topraklarında şehit düşerek Güney Kore’de ebedi istirahatgâhlarına defnedildi. Bu 724 kahraman arasında Erzurum’dan cepheye giden ve Kore’de şehit düşen birçok asker de yer aldı. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir, bu bilgileri Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayımlanan arşiv kaynaklarından derleyerek gün yüzüne çıkardı. Erzurumlu şehitlerin isimleri, rütbeleri, medeni durumları ve şehit düştükleri muharebeler tek tek belirlendi. İşte o kahramanlardan bazıları Fevzi Aktaş (Çavuş, bekar) - Vegas Muharebesi’nde şehit düştü. Zaim Fırat (Er, bekar) - Kunuri Muharebesi’nde hayatını kaybetti. Ali Eren (Er, bekar) - Vegas’ta şehit oldu. Ahmet Tuncer (Kıdemli Yüzbaşı, evli) - Kunuri Muharebesi’nde şehit düştü. Mustafa Çelik (Piyade Er, evli) - Kunuri’de şehit oldu. Dursun Hınıslı (Piyade Onbaşı, bekar) - 1951 yılında şehit düştü. İbrahim Bulut (Er, bekar) - Vegas Muharebesi’nde hayatını kaybetti. Mehmet Öğen (Topçu Teğmen, bekar) - 1951 yılında şehit oldu. Mehmet Şimşek (Bekar) - 1951 yılında şehit düştü. Mehmet Demirtaş (Bekar) - Vegas’ta şehit düştü. Haydar Tali (Er, evli) - Vegas’ta şehit oldu. Lütfü Zor (Er, evli) - Kunuri Muharebesi’nde şehit düştü. Yaşar Birgül (Topçu Er, bekar) - 1952 yılında hayatını kaybetti. "Bu şehitlerimizin isimleri yaşatılmalı" Taner Özdemir, bu isimlerin sadece birer belge ya da sayı olmadığını, her birinin bir ömür, bir aile, bir şehir olduğunu belirtti ve şu çağrıyı yaptı: "Bu kahramanlarımızın isimlerini yaşatmak için Erzurum’da anma etkinlikleri, panel çalışmaları, okullarda törenler, hatta sokaklara, mahallelere, caddelere şehitlerimizin isimlerinin verilmesi gibi kalıcı adımlar atabiliriz. Sessiz kalan hatıraları tekrar konuşturalım. Bu vatan evlatlarına borcumuz, onları unutmamaktır." Lise dergisinde gençlere anlatılacak Şehitlerin büyük çoğunluğu Güney Kore’deki Pusan Şehitliği’nde yatıyor. Her yıl Kore ve Türkiye’de yapılan anma törenlerinde bu kahramanların isimleri tek tek okunuyor. Bu kapsamda önemli bir kültürel katkı da Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi’nden geliyor. Lisenin yayın organı olan "Vakanüvist" dergisinin önümüzdeki sayısı, tamamen Kore Savaşı ve Erzurumlu şehitlerimize ayrılacak. Öğrencilerin tarih bilinciyle kaleme alacakları yazılar, röportajlar, belgeler ve görsellerle bir anma dosyası hazırlanacak. "Onlar suskun kaldı, biz konuşalım" Taner Özdemir, bireysel bir gayretle başlattığı bu çalışmanın kurumsal ve yerel destekle daha da büyütülmesi gerektiğini vurgulayarak son olarak şu sözlerle çağrıda bulundu: "Erzurum’un dağlarından çıkıp Kore’de vatan olan bu dadaşlarımızın adlarını yaşatmak, bugünün ve yarının borcudur. Onlar suskun kaldı, biz konuşalım. Onlar göğe yükseldi, biz yerden haykıralım: Unutmadık, unutturmayacağız."
Aras Edaş’tan sektörel bir ilk: ISO 55001 sertifikalı ilk elektrik dağıtım şirketi oldu
04 Temmuz 2025 Cuma - 09:10 Aras Edaş’tan sektörel bir ilk: ISO 55001 sertifikalı ilk elektrik dağıtım şirketi oldu Aras Elektrik, Türkiye’de bir ilke daha imza atarak elektrik dağıtım sektöründe ISO 55001 Varlık Yönetim Sistemi Sertifikasını almaya hak kazanan ilk şirket oldu. Bu önemli başarıyla birlikte, şirket, aynı zamanda ISO 31000 Risk Yönetimi Sistemi ve ISO 22301 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi denetimlerinden de başarıyla geçerek, bu alandaki liderliğini ve kurumsal mükemmelliğini bir kez daha kanıtladı. Elektrik dağıtım sektöründe ISO 55001 belgesini alan ilk şirket olma unvanı, Aras EDAŞ’ın yönetim anlayışında kaliteyi, sürdürülebilirliği ve stratejik yaklaşımı ne denli ön planda tuttuğunun açık bir göstergesidir. Söz konusu sertifikalar, bağımsız ve yetkin bir belgelendirme kuruluşu olan TSE GLOBAL tarafından yapılan detaylı denetimler sonucunda verildi. Bu durum, Aras EDAŞ’ın sistemlerini sadece kendi içinde değil, uluslararası standartlarda da başarıyla uyguladığını bir kez daha ortaya koymuş oldu. Varlık yönetiminde sektöre öncülük ISO 55001 standardı, kurum/kuruluşların fiziksel varlıklarını yaşam döngüsü boyunca stratejik ve sistematik bir şekilde yönetmesini amaçlayan bir yönetim sistemidir. Aras EDAŞ, bu belgeyle birlikte tüm elektrik dağıtım altyapısını, yatırımlarını, bakım süreçlerini ve kaynaklarını daha etkin ve sürdürülebilir bir yapıda yönetme kabiliyetini tescillemiş oldu. Bu başarının sektörde bir ilk olması, Aras EDAŞ’ın varlık yönetimini sadece teknik bir zorunluluk olarak değil, aynı zamanda stratejik bir avantaj ve hizmet kalitesi aracı olarak gördüğünü göstermektedir. Risklere hazır, sürekliliğe odaklı kurumsal yapı ISO 31000 Risk Yönetimi Sistemi Belgesi, Aras EDAŞ’ın karşılaşabileceği tüm iç ve dış riskleri sistematik biçimde değerlendirebildiğini ve bu riskleri yöneterek karar alma süreçlerini güçlendirdiğini ortaya koymaktadır. Şirket, bu belgeyle birlikte belirsizlik ortamlarında dahi karar alma, kaynak tahsisi ve operasyonel devamlılık gibi kritik konularda yüksek kurumsal dayanıklılık sergilediğini kanıtlamış oldu. ISO 22301 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi Belgesi ise Aras EDAŞ’ın doğal afetler, siber saldırılar, ekipman arızaları veya olağanüstü durumlar karşısında hizmet kesintilerini en aza indirecek, operasyonel sürekliliği sağlayacak planlara ve altyapıya sahip olduğunu belgelemektedir. Yönetim sistemlerine olan güçlü inanç Aras EDAŞ Genel Müdürü Fikret Akbaş, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Kurumsal yönetim sistemlerine olan inancımızın bir sonucu olarak, süreçlerimizi sürekli iyileştirme ve sürdürülebilir hizmet sunma hedefimizle hareket ediyoruz. ISO 55001 sertifikasıyla elektrik dağıtım sektöründe bir ilki gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Risk yönetimi ve iş sürekliliği konularındaki yetkinliğimizi de uluslararası belgelerle perçinledik. Tüm bu belgeler, ekiplerimizin yüksek sorumluluk bilinci ve sistematik çalışmasının bir yansımasıdır." Sürdürülebilir, güvenilir, stratejik yönetim Bu üç yönetim sistemine sahip olmak, Aras EDAŞ’ın sadece bugünü değil geleceği de planladığını ve yönettiğini ortaya koyuyor. Sürdürülebilirlik, müşteri memnuniyeti ve operasyonel verimlilik hedeflerine ulaşmak için sistematik, denetlenebilir ve sürekli iyileştirmeye açık bir yönetim modeli benimseyen Aras EDAŞ, bölgesinde milyonlarca kullanıcıya verdiği elektrik hizmetini artık çok daha güçlü temeller üzerine inşa ediyor.
SoGreen yeşil üretim, döngüsel ekonomi ve kapsayıcı istihdam hızlandırıcı hibe desteği programı ilan edildi
03 Temmuz 2025 Perşembe - 17:04 SoGreen yeşil üretim, döngüsel ekonomi ve kapsayıcı istihdam hızlandırıcı hibe desteği programı ilan edildi Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) tarafından 2025 yılı Çalışma Programı ve Bütçesinde yer alan SoGreen/Yeşil Üretim, Döngüsel Ekonomi ve Kapsayıcı İstihdam Hızlandırıcı Hibe Desteği(ALT_SGA_YEDİP) programı ilan edildi. Programın genel amacının; TRA1 Düzey 2 Bölgesi’nde faaliyet gösteren mikro/küçük işletmeler, kooperatifler ve üretici birliklerinin yeşil dönüşüme konu faaliyetlerinin Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş (SoGreen) Projesi önceliklerine katkı sağlayacak şekilde desteklenmesi olduğu belirtildi. Programın özel amacının ise; TRA1 Düzey 2 Bölgesinde et, süt, arıcılık, seracılık, tabii kaynaklar, yapı malzemeleri, turizm ve imalat sanayi gibi başat sektörlerde çevre dostu üretim ve döngüsel ekonomi temelli yeşil dönüşümün desteklenmesi; bu kapsamda çevreye duyarlı fiziki ve teknolojik yeşil altyapının iyileştirilmesi, katma değeri yüksek üretimin artırılması ve kadın ile gençlerin istihdamının teşvik edilmesi olduğu ifade edildi. AB 2020 Yeşil Taksonomi Tüzüğü’nde yer alan; İklim değişikliğinin azaltılması, İklim değişikliğine uyum, Su ve deniz kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı, Döngüsel ekonomiye geçiş 5.Kirliliğin önlenmesi ve kontrolü, Biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin korunması ve restore edilmesi olmak üzere altı çevresel hedefinden en az biriyle uyumlu olan faaliyetlerin desteklenmesi programın öncelikleri arasında yer alıyor. Yeşil Üretim, Döngüsel Ekonomi ve Kapsayıcı İstihdam Hızlandırıcı Hibe Desteği Programı için tahsis edilen toplam bütçe 30 milyon TL olduğu ve bu program çerçevesinde verilecek destekler asgari 600 bin TL, azami 2 milyon TL olacağı bildirildi. Mikro ve küçük işletmelerin yararlanıcısı olduğu projelerde, destek miktarı proje maliyetinin yüzde 50’ sinden az ve yüzde 75’inden fazla; kooperatifler ve üretici birliklerinin yararlanıcısı olduğu projelerde ise bölgenin kalkınma düzeyine, başvuranın mali kapasitesine ve teklifin yerel veya bölgesel kalkınmaya potansiyel katkısına bağlı olarak destek miktarı proje maliyetinin yüzde 75’inden az ve yüzde 90’ından fazla olamayacağı açıklanırken, azami proje uygulama süresinin 12 ay olacağı belirtildi. Destek taleplerinin KAYS üzerinden tamamlanması ve onaylanması için son başvuru tarihi 22 Ağustos 2025, Taahhütnamelerin ise e-imzalı ya da ıslak imzalı olarak 29 Ağustos 2025 tarihi 18.00’a kadar Ajansa sunulması gerektiği, başvurular taahhütnamelerin teslim edilmesi ile birlikte tamamlanmış olacağı belirtildi. Programa mikro işletmeler, küçük işletmeler, kooperatifler ve üretici birlikleri başvuru yapabilecekler. Hibe Desteği programı ile ilgili olarak bilgilendirme toplantılarının 9 Temmuz’da Erzurum’da, 10 Temmuz’da Erzincan’da ve 11 Temmuz’da Bayburt’ta yapılacağı açıklandı.
Araştırma Hastanesine yeni birimler kazandırıldı
03 Temmuz 2025 Perşembe - 15:55 Araştırma Hastanesine yeni birimler kazandırıldı Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesinde sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmak amacıyla önemli açılışlar gerçekleştirildi. Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun katılımıyla gerçekleşen programlarda; Acil Servise yeni bir alan kazandırıldı, vezne sayısı artırılarak hastaların işlemleri kolaylaştırıldı ve Kadın Doğum Servisine bağlı olarak kurulan Gebe Okulunun açılışı yapıldı. Rektör Hacımüftüoğlu’na programlarda; Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bilgehan Erkut, Rektör Danışmanı Prof. Dr. Erol Akpınar, Genel Sekreter Doç. Dr. Ufuk Okkay ile başhekim yardımcıları, bölüm başkanları, birim yöneticileri ve çok sayıda doktor eşlik etti. Acil Serviste "Mavi Alan" Dönemi Başladı Bölgenin en kapsamlı sağlık kurumlarından biri olan Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi, gelişen ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla yeni birimleri devreye almaya devam ediyor. Bu kapsamda, Acil Servis bünyesine "Mavi Alan" adı verilen yeni bir bölüm kazandırıldı. Mevcutta yeşil, sarı ve kırmızı alanlar ile hizmet veren Acil Servis, bu yeni alanla birlikte kapasitesini ve etkinliğini artırmış oldu. Acil serviste bulunan yatak kapasitesini 12 yatak ile yüzde 50 artırarak hizmet verecek olan Mavi Alanın, hem acil servisteki yoğunluğu azaltması hem de kritik vakalara daha sağlıklı ve hızlı müdahale edilmesini sağlaması bekleniyor. Açılışta konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, sağlık hizmetlerinde niteliğin artırılmasının en öncelikli hedefleri arasında yer aldığını belirterek: "Üniversite hastanemiz, yalnızca Erzurum’a değil, bölgeye ve çevre ülkelere de hizmet veren büyük bir tedavi merkezidir. Bu sorumluluğun farkındayız. Acil servisteki bu yeni düzenleme ile hem daha hızlı müdahale hem de daha güvenli bir hizmet ortamı oluşturuyoruz. Mavi Alan, hizmet kalitemizi yukarıya taşıyan önemli bir adımdır" ifadelerini kullandı. Vatandaşların İşlemleri Artık Daha Kolay Rektör Hacımüftüoğlu, program kapsamında yeniden düzenlenen vezne alanını da ziyaret etti. Hastanenin 1. katında yer alan ve daha önce 3 adet vezne ile hizmet verilen alan, yapılan çalışmalar sonucunda 8 vezneye çıkarılarak hastaların ödeme işlemlerinde yaşadığı bekleme süresi ortadan kaldırıldı. Rektör Hacımüftüoğlu, yeni düzenleme ile sadece işlem sürecinin hızlandırılmadığını, aynı zamanda yoğun bakım ünitesi önünde oluşan kalabalıkların da önüne geçildiğini ve tanzim edilen kantin ile vatandaşların ihtiyaçlarını karşılayacakları bir alanında oluşturulduğunu belirtti. "Hizmet alan herkesin memnuniyetini artırmak için çalışıyoruz. Bu düzenleme, hem hasta hem de hasta yakınlarının konforunu önceleyen bir yaklaşımın ürünüdür. Kalite odaklı her adım, bizler için son derece kıymetlidir" diyen Hacımüftüoğlu, vatandaş odaklı hizmet anlayışından taviz vermeden çalışmaları sürdüreceklerini kaydetti. Gebe Okulu Hizmete Açıldı Açılış programının son bölümünde ise Kadın Doğum Servisi bünyesinde hizmet verecek olan "Gebe Okulu"nun açılışı yapıldı. Gebe Okulu, hamilelik sürecinde anne adaylarını bilinçlendirmek, normal doğumu teşvik etmek ve doğum sonrası anne-bebek bağını güçlendirmek amacıyla kuruldu. Üniversite olarak topluma katkı sunan sağlık projelerine her zaman destek verdiklerini ifade eden Rektör Hacımüftüoğlu: "Sağlıklı nesillerin temeli, bilinçli annelerden geçer. Gebe Okulu ile annelerin hem psikolojik hem de fizyolojik olarak doğuma hazırlanmalarını amaçlıyoruz. Bu tür uygulamaların toplumsal sağlık açısından oldukça önemli olduğunu düşünüyoruz" dedi. Başhekim Yardımcısına Ziyaret Rektör Hacımüftüoğlu, açılış programı kapsamında Başhekim Yardımcılığı görevine yeni atanan Dr. Öğr. Üyesi Ozan Kuduban’ı da ziyaret ederek, kendisine yeni görevinde başarılar diledi. Kurum içi dayanışma ve liyakate dayalı görev dağılımının sağlık kurumlarının başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Rektör Hacımüftüoğlu, birlikte çalışma kültürünün hastaneye değer katacağını belirtti.
Başkan Sekmen; "Milli mücadele ruhunu sürekli diri tutmamız gerekiyor"
03 Temmuz 2025 Perşembe - 14:35 Başkan Sekmen; "Milli mücadele ruhunu sürekli diri tutmamız gerekiyor" Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum’a gelişinin 106’ıncı yıl dönümü kentte törenlerle kutlandı. İstanbulkapı’da başlayan ve Havuzbaşı’nda devam eden törene Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tuncay Altuğ, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, yargı üyeleri, askeri erkân ve kurum amirleri katıldı. Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu, saygı duruşu ve akabinde okunan İstiklal Marşı ile devam eden törende Başkan Sekmen, günün anlam ve önemini ifade etti. Sekmen, "3 Temmuz sıradan bir gün değildir 3 Temmuz; vatan davamızın yenilendiği, milli kudretin şahlandığı ve milletin kendi kaderini tayin etmek için birleştiği, bütünleştiği ve tek bir vücut olmak için ilk adımı attığı günün adıdır" dedi. "Erzurum, tarihin hemen her döneminde çok önemli bir rol üstlenmiş, gerek politik ve gerekse stratejik konumu itibariyle de, sürekli işgal ve savaşlarla karşı karşıya kalmıştır" diyen Başkan Sekmen, şöyle devam etti: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum’a gelişi kesinlikle bir tesadüf değil; tam tersine milli mücadelenin şahlanması sürecinde Dadaşlara duyduğu inanç ve güvenin ifadesidir Düşünün ki; bu kahraman beldenin bir evladı, Mustafa Kemal Paşa’yı Ilıca’da şu sözlerle karşılamıştır: ‘Duydum ki, Erzurum’u Ermenilere vereceklermiş Hele geldim bakayım ki, kimin malını kime veriyor bunlar!’ İşte bunun adı milli bir duruştur, milli bir tarzdır ve tam da Dadaşlık üslubudur Nitekim; Mustafa Kemal’e bundan 106 yıl önce tam da bugün "Bu milletle neler yapılmaz ki!" dedirten de, işte bu milli duruşun ta kendisidir. Nihayetinde bağımsızlık davasına inanmış yüce Türk milletinin başlattığı Milli Mücadele, kongre salonlarından meclis kürsülerine ve cephelere taşınarak, millet egemenliğine dayalı, yeni bir Türk devletinin temelleri atılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Paşa, milletin sinesine Erzurum’da dönmüş Milli mücadele meşalesini Erzurum’da yakmış Ve Erzurum Kongresi ile ülkenin varlığı ve birliğinin ve dahi milletin bölünmez bütünlüğünün asla parçalanamayacağını tüm dünyaya ilan etmiştir." "Milli mücadele ruhunu sürekli diri tutmamız gerekiyor" Başkan Mehmet Sekmen, konuşmasında milli mücadele ruhunun diri tutulması gerektiğini kaydetti. Sekmen, sözlerini şöyle tamamladı: "Milli Mücadele sürecini ele alırken, bu süreçte ortaya koyduğu gayret, azim ve fedakârlığından dolayı kendisine vefa borcumuz olan Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü şüphesiz unutmamak gerekir. O Büyük Gazi ki, yüzlerce yıllık devlet geleneğine sahip olan milletimizin, kendi tarihsel birikiminden güç alarak neleri başarabileceğini kanıtlamış; Türk Milletinin hangi şart ve koşul altında olursa olsun; ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ kararlılığından asla geri adım atmayacağını tüm dünyaya göstermiştir. Dolayısıyla bilinmelidir ki; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu millete bıraktığı eserler, aziz milletimiz yaşadığı sürece var olacak ve bu ülke muasır bir medeniyet olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir. Ve asla unutulmamalıdır ki; Cumhuriyetimizin ve milletimizin egemenliğinin ilelebet payidar kalması ve muhafaza edilmesi; bundan 106 yıl önce sergilenen o muhteşem birliktelik ve Milli Mücadele ruhunun sürekli diri tutulmasıyla mümkün olacaktır. İşte bu bağlamda bizlere düşen en büyük sorumluluk; millet olma bilincinden uzaklaşmamak, Cumhuriyet’in temel değerlerinden taviz vermemek, Milli ve manevi zenginliklerimize sahip çıkıp ve korumak; ilaveten tarihi geçmişimizi ve birikimimizi emsalsiz bir tecrübe olarak mutlaka değerlendirmektir." Halk oyunları gösterisi ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı’nın konserinin ardından protokol üyeleri, Atatürk’ün 57 gün kaldığı evi gezdi. Vali Çiftçi, Tümgeneral Altuğ ve Başkan Sekmen, Atatürkevi’nde 106 yıl önceki yaşananlarla ilgili bilgiler aldı.
Atatürk’ün Erzurum’a gelişinin 106. yıl dönümü törenle kutlandı
03 Temmuz 2025 Perşembe - 14:27 Atatürk’ün Erzurum’a gelişinin 106. yıl dönümü törenle kutlandı Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum’a gelişinin 106. yıl dönümü dolayısıyla kentte tören düzenlendi. İstanbulkapı mevkiinde bir araya gelen öğrenciler, gaziler, vatandaşlar ve atlı cirit ekibi, Kolordu Komutanlığı Bölge Bandosu eşliğinde ellerinde Türk bayrakları ve Atatürk posterleriyle Havuzbaşı Kent Meydanı’na kadar yürüdü. Havuzbaşı Kent Meydanı’nda düzenlenen törende, Erzurum Valisi Sayın Mustafa Çiftçi, 9. Kolordu ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Tuncay Altuğ ile Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından program, günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalarla devam etti. Törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 106 yıl önce Erzurum’a gelişiyle başlayan sürecin, milli mücadelenin dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı. Sekmen, "Bu mücadele Erzurum Kongresi ile kök salar, Sivas Kongresi ile dallanır ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla yıkılmaz bir çınara dönüşür. 3 Temmuz, vatan davamızın yenilendiği, milletin birleşip tek yürek olduğu gündür." ifadelerini kullandı. Başkan Sekmen konuşmasına şöyle devam etti: "Benim Erzurum’a gelişim, bütün milletin ateşten bir çember içerisine alınmış olduğu bir zamana rastladı’ diyerek tarif ettiği o dönem, Millî Mücadele’nin ne büyük bir anlam ve önem taşıdığını da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla 3 Temmuz sıradan bir gün değildir, vatan davamızın yenilendiği, milli kudretin şahlandığı ve milletin kendi kaderini tayin etmek için birleştiği, bütünleştiği ve tek bir vücut olmak için ilk adımı attığı günün adıdır. Erzurum, tarihin hemen her döneminde çok önemli bir rol üstlenmiş gerek politik ve gerekse stratejik konumu itibariyle de sürekli işgal ve savaşlarla karşı karşıya kalmıştır. Kadim şehrimizin birbirinden farklı medeniyetlere beşiklik etmiş olması, tam da bu yüzdendir. İşte bu sebeple Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum’a gelişi kesinlikle bir tesadüf değil, tam tersine Millî Mücadelenin şahlanması sürecinde Dadaşlara duyduğu inanç ve güvenin ifadesidir." Konuşmaların ardından Erzurum bar ekibi gösteri yaptı, öğrenciler tarafından şiirler okundu, Büyükşehir Belediyesi mehter takımı gösteri sundu. Ardından Atatürk Evi’ni ziyaret etti. Ardından protokol üyeleri Türkiye Muharip Gaziler Derneği Erzurum Şubesi ziyaret ederek, ‘Savaş Müzesi’nin açılışını gerçekleştirdi.
Oltu adliyesinde duygusal veda
03 Temmuz 2025 Perşembe - 13:19 Oltu adliyesinde duygusal veda Erzurum’un Oltu ilçesinde tayini çıkan başsavcı ve hakimler için veda programı düzenlendi. Oltu’da görev yapan bazı hakim ve savcıların başka adliyelere atanması nedeniyle, Oltu Adliyesi tarafından Kamacı restoranında düzenlenen veda programında duygusal anlar yaşandı. Oltu Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaparken Keşan Cumhuriyet Başsavcılığına atanan Mustafa Küçükbekir, Bandırma Adliyesi’ne atanan Cumhuriyet Savcısı Rıdvan Aksoy, Çarşamba Adliyesi’ne atanan Hakim Fatma Aksoy ve Hakim Ethem Başer, Şanlıurfa Adliyesi’ne atanan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Çelik ile Oltu ve Narman Cezaevlerinde görev yapan cezaevi müdürleri için Oltu Adliyesi tarafından anlamlı bir veda programı düzenlendi. Adalet ve Komisyon Başkanı Cüneyt Kazdal’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Garnizon komutanı Piyade binbaşı Hakan Yay Oltu Belediye Başkanı Adem Çelebi,Adalet komisyon Başkanı Cüneyt Kazdal, Oltu İlçe Emniyet Müdürü Yasin Pala adliye personeli ve çok sayıda davetli katıldı. Oltu taşıyla veda hediyesi Veda programında yapılan konuşmalarda, görev yerleri değişen hakim ve savcıların Oltu’da görev yaptıkları süre boyunca adaletin sağlanması, hukukun tesisi ve vatandaşların hakkaniyetle muhatap olması adına gösterdikleri özverili çalışmalardan övgüyle bahsedildi. Programın sonunda, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Belediye Başkanı Adem Çelebi ve Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal tarafından, görev yeri değişen savcı ve hakimlere günün anısına plaket ve ilçenin simgesi olan Oltu taşı tespih ve takılardan oluşan hediyeler takdim edildi. Bu anlamlı hediye ile Oltu’nun zarafeti ve vefası da misafirlerin kalbine kazındı. "Unutulmaz izler bıraktılar" Veda edilen yargı mensuplarının sadece mesleki başarılarıyla değil, aynı zamanda mütevazı ve saygın kişilikleriyle de Oltu halkının gönlünde taht kurdukları vurgulandı. Katılımcılar, ayrılan meslektaşlarına yeni görev yerlerinde başarılar dileyerek, Oltu’da bıraktıkları güzel izlerin unutulmayacağını belirtti.