Yerel Haberler
Erzurum
Gençler Erzurum’da bilgide yarıştı 06 Nisan 2026 Pazartesi - 12:16:01 Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından düzenlenen bilgi yarışmasında lise ve üniversiteli gençler kategorisinde dereceye giren takımlar belli oldu. Gençlik ve Spor Bakanlığı (GSB ) 11. Gençler arası Kültür Sanat Yarışmaları kapsamında yapılan Bilgi Yarışması yoğun bir ilgi gördü. Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından Yakutiye Gençlik Merkezi Spor Salonunda düzenlenen yarışmaya lise kategorisinde 50 takım 150 yarışmacı katıldı. 10’ar sorunun sorulduğu ve beraberliklerde eşitliği bozan ek soruların yöneltildiği yarışmada önce lise kategorisinde yarışma yapıldı. Liseli Gençler kategorisinde birinciliği Abdurrahman Üngan, Yusuf Tuna Kurtbaş ve Yiğitcan Muhammet Acar’dan oluşan ekip kazandı. Samet Susuz, İlhan Yağan ve Mustafa Eren Daştan’dan oluşan ekip ikinci oldu. Emin Salih Gündüz, Eylül Irmak Urtekin ile Büşra Polat’tan oluşan ekip ise üçüncü sırada yer aldı. Dereceye girenlerin ödülleri Gençlik Hizmetleri Şube Müdürü İbrahim Hakkı Akpınar, Aziziye Gençlik Merkezi Müdürü Zülküf Yılmaz ile Erzurum Gençlik Merkezi Müdürü Memet Gözütok tarafından verildi. GSB 11. Gençler arası Kültür Sanat Yarışmaları kapsamında yapılan Bilgi Yarışması Üniversiteli Gençler kategorisinde 30 takımdan 90 öğrenci yarıştı. Kıran kırana geçen yarışmada Muhammed Beşir Pıçak, Yiğit Bilirdönmez ve Efe Can’dan oluşan ekip birincilik ödülünü kazandı. Mehmet Şirin Ballı, Muhammet Can Azak ve Hasan Basri Durmuş’tan oluşan takım ikinciliği elde etti. İkra Akbal, Aşyenur Taneri ve Esma Alar’dan oluşan takım ise üçüncü sırada yer aldı .Dereceye girenlerin ödülleri Gençlik Hizmetleri Müdürümüz Metin Günay, Şube Müdürü İbrahim Hakkı Akpınar ve Yakutiye Gençlik Merkezi Müdürü Yunus Kumbasar tarafından verildi. Dereceye giren öğrencileri tebrik eden Erzurum GSİM Gençlik Hizmetleri Müdürü Metin Günay, bölge şampiyonasında Erzurum’u temsil edecek olan lise ve üniversite kategorisindeki takımlara başarı dileklerini iletti.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 12:10 ETÜ’de fizyoterapi ve rehabilitasyon alanındaki güncel yaklaşımlar konuşuldu Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen Palandöken Fizyoterapi Sempozyumu, gerçekleştirildi. Fizyoterapi alanındaki güncel bilimsel gelişmelerin paylaşılması, akademik etkileşimin artırılması ve öğrencilerin mesleki gelişimlerine katkı sağlanması amacıyla düzenlenen sempozyumun açılış programına ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Fatih Yetim, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Gürol, akademisyenler, araştırmacılar ve öğrenciler katıldı. Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak, fizyoterapi ve rehabilitasyon alanının günümüzde yalnızca tedavi edici yönüyle değil, aynı zamanda koruyucu ve yaşam kalitesini artırıcı yaklaşımıyla öne çıktığını belirterek: "Fizyoterapi ve rehabilitasyon, bireyin yaşam kalitesini artıran, bağımsız yaşamı destekleyen ve toplum sağlığı açısından stratejik bir alandır. Bu nedenle düzenlenen bilimsel etkinlikler, alanın gelişimine katkı sağlarken öğrenciler ve akademisyenler için de önemli bir bilgi paylaşımı ve iş birliği platformu oluşturmaktadır" ifadeleri kullandı. Konuşmasında bilimsel organizasyonların süreklilik arz etmesinin önemine dikkat çeken Rektör Çakmak, düzenli olarak gerçekleştirilen sempozyum ve benzeri etkinliklerin akademik gelişimi desteklediğini ve bilgi paylaşımını güçlendirdiğini söyledi. Rektör Çakmak’ın ardından konuşan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Gürol ise fizyoterapinin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirerek: "Palandöken, Erzurum’un kimliğinin ve yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. Fizyoterapi ise yaşamın merkezinde yer alan, insanı çevresiyle birlikte ele alan temel bir sağlık disiplinidir. Öğrencilerimizi bu bakış açısıyla yetiştirmek, fakülte olarak öncelikli sorumluluklarımız arasında yer almaktadır" dedi. Sempozyum programının, klinik uygulamalarda sık karşılaşılan konuları kapsayacak şekilde hazırlandığını ifade eden Gürol, organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği geçen Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü akademik kadrosu ile ETÜ Çocuk Kulübü üyelerini tebrik ederek, öğrencilerin bu tür bilimsel etkinliklerden en üst düzeyde fayda sağlamasının önemine vurgu yaptı. Açılış konuşmalarının ardından devam eden sempozyumda; Prof. Dr. Nuriye Özengin pelvik taban disfonksiyonlarında fizyoterapi ve rehabilitasyon, Doç. Dr. Ömer Osman Pala lumbal omurga disfonksiyonlarında osteopatik manuel terapi, Doç. Dr. Ramazan Kurul nörolojik bozukluklarda orofasiyal değerlendirme ve tedavi yöntemleri, Dr. Öğr. Üyesi Elif Duygu Yıldız lenf ödemde fizyoterapi ve rehabilitasyon ve Dr. Öğr. Üyesi Enes Tayyip Benli vestibüler rehabilitasyon konularında katılımcılara bilgi ve deneyimlerini aktardı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 09:57 Bir belge, bir felaket, bir dostluk: Pakistan’ın Erzurum’a uzanan yardım eli Erzurum’un Hasankale’de bugünkü adıyla Pasinler ilçesinde, 3 Ocak 1952’de saat 08:03’te meydana gelen depremde onlarca kişi hayatını kaybetti; yüzlerce ev kullanılamaz hale gelir. O yıllara dair yaşananların hatıraları bu gün bile yürekleri sızlatıyor. 3 Ocak 1952’de Pasinler merkezli meydana gelen deprem, Erzurum ve çevresinde ağır bir yıkıma yol açtı. Resmî kayıtlara göre 5,8 büyüklüğündeki depremde onlarca kişi hayatını kaybetti, 240 kişi yaralandı. Dönemin Erzurum Valisi Cemal Göktan bölgede çalışmaları koordine ederken, Cumhurbaşkanı Celal Bayar Erzurum’a gelerek depremzedeleri ziyaret etti. Ancak bu felaketi Türkiye’nin tamamına duyuran yalnızca resmî raporlar değil, sahadan yazan bir gazetecinin kalemiydi. Henüz genç bir gazeteci olan Yaşar Kemal, deprem haberini alır almaz bölgeye giderek günlerce Pasinler ve çevresinde kaldı. Onun kaleminde deprem, sadece yıkılan evler değil; donmuş hayatlar, suskun insanlar ve çaresizliğin dili oldu. "Hangi evin altında kim var bilinmiyor" Yaşar Kemal, bölgedeki ilk gördüklerini şu çarpıcı ifadelerle anlatıyordu: "Bir soğuk, bir soğuk Öyle ki insanın içi çekiliyor. Sanki güneş bile donmuş." Depremin ardından köylerde karşılaştığı manzara, onun satırlarında bir felaket tasvirinden çok, insan ruhunun kırılganlığını anlatan bir tabloya dönüşür: "Evler yıkılmış Ama asıl yıkılan, insanların içindeki sesti. Konuşmuyorlar. Susmuşlar. İnsanoğlu felaketin ardından bir süre taş kesiliyor." Yaşar Kemal’in gözlemlerinde en dikkat çekici unsurlardan biri de doğa ile insan arasındaki sert karşılaşmadır: "Kar, yıkıntıların üstünü örtmüş. Hangi evin altında kim var bilinmiyor. Sessizlik, kar kadar ağır." Yaşar Kemal’in "Hasankale yerle bir" yazıları Yaşar Kemal’in "Hasankale Yerle Bir" başlığıyla yayımlanan röportajlarının , yalnızca bir gazetecilik başarısı değil; Anadolu’nun acısını dile getiren güçlü bir edebî metin niteliği taşıdığını vurgulayan Araştırmacı Taner Özdemir, " Bu yazılar sayesinde 1952 Pasinler Depremi, sadece Erzurum’un değil, tüm Türkiye’nin ortak hafızasına kazındı. Depremin uluslararası boyutu ise yıllar sonra ortaya çıkan bir belgeyle yeniden gündeme geldi. Pakistan Kızılhaçı tarafından bölgeye gönderilen yardım, Türkiye ile Pakistan arasındaki tarihî kardeşliğin erken ve güçlü örneklerinden biri olarak dikkat çekti. Henüz genç bir devlet olan Pakistan’ın, binlerce kilometre uzaklıktaki Erzurum’da yaşanan bir felakete kayıtsız kalmaması, iki millet arasındaki gönül bağının somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor" dedi. Tüm Türkiye’nin acısı hâline geldi Gönderilen yardımlar; zor kış şartları altında hayatta kalmaya çalışan depremzedeler için yalnızca maddi destek değil, aynı zamanda moral kaynağı oldu. Bu destek, Türkiye kamuoyunda da geniş yankı uyandırarak Pakistan halkına karşı derin bir minnet duygusunun oluşmasına katkı sağladı. İki ülke arasında ilerleyen yıllarda daha da güçlenecek olan dostluk ilişkilerinin temelinde, işte bu tür zor zamanlarda sergilenen dayanışma örnekleri yer aldı. Belgeyi ortaya çıkaran Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir, hem Yaşar Kemal’in tanıklığına hem de uluslararası dayanışmaya dikkat çekerek şunları söyledi: "Yaşar Kemal’in yazdıkları, bu depremin sadece fiziksel değil, insanî boyutunu da gözler önüne seriyor. Onun kalemiyle Erzurum’daki acı, tüm Türkiye’nin acısı hâline gelmiştir. Aynı dönemde Pakistan’dan gelen yardım ise bu acının yalnız olmadığını gösterir. Bu belge ve bu yazılar birlikte okunduğunda, karşımıza hem bir felaket hem de büyük bir insanlık dayanışması çıkıyor." Şarkın Sesi, Demokrat Erzurum, Doğu ve Demokrat Doğu gazetelerinin yerel ölçekte sürdürdüğü yayınlar ile Yaşar Kemal’in sahadan geçen satırları birleştiğinde, 1952 Pasinler Depremi; hem basının gücü hem de insanlığın ortak vicdanı olarak tarihteki yerini korumaya devam ediyor.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 09:40 Erzurum’da karın görünmeyen iki yüzü Dünyanın önde gelen kayak merkezlerinden Palandöken’de yerli ve yabancı turistler güneşli havada kayak keyfi yaparken, kar kalınlığının 3 metreyi bulduğu kırsal kesimlerde ise ekiplerin karla mücadele mesaisi aralıksız sürüyor. Doğu Anadolu’nun zirvesi Erzurum’da kıştan kalma görüntüler nisan ayında da devam ediyor. Şehir merkezinde bahar havası hissedilmeye başlansa da yüksek kesimlerde kar esareti henüz bitmedi. Kış turizminin gözbebeği Palandöken Kayak Merkezi, bahar aylarına girilmesine rağmen rekor kar kalınlığıyla dikkat çekiyor. Kar kalınlığının yer yer 2 metreyi bulduğu merkezde, kayak sezonu yoğun talep ve uygun pist şartları nedeniyle 15 Nisan’a kadar uzatılmıştı. Hafta sonunu fırsat bilen vatandaşlar, kristal karın ve bahar güneşinin keyfini kayak yaparak çıkarıyor. Bir kayak severin 360 derece kamera ile kaydettiği ve Palandöken’in zirvesinde yaptığı iniş anları ise izleyenlerin beğenisini aldı. Kırsalda doğa ile çetin mücadele Eğlencenin birkaç kilometre ötesinde ise bambaşka bir tablo hakim. Kentin yüksek rakımlı ilçelerinde ve kırsal mahalle yollarında kar yüksekliği yer yer 3 metreyi aştı. Kar ve tipi nedeniyle ulaşıma kapanan ve özellikleri köyleri birbirine bağlayan yolları açmak için Büyükşehir Belediyesi seferber oluyor. İş makinelerinin zaman zaman karda kaybolduğu çalışmalarda, ekipler kapalı yolları açmak için 7/24 yoğun mesai harcıyor.
ETÜ’de Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü FEDEK tarafından 2 yıl akredite edildi
26 Nisan 2025 Cumartesi - 09:14 ETÜ’de Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü FEDEK tarafından 2 yıl akredite edildi Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Lisans Programı, iki yıl süreyle akredite edildi. Öğretim programları için akreditasyon, değerlendirme ve bilgilendirme çalışmaları yaparak, programların kalitesinin yükseltilmesine katkıda bulunmak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Fen, Edebiyat, Fen-Edebiyat, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakülteleri Öğretim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (FEDEK), ETÜ Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Lisans Programını iki yıl süreyle akredite etti. 2024 yılı değerlendirme sürecinde FEDEK tarafından ilk kez genel değerlendirmeye tabi tutulan Moleküler Biyoloji ve Genetik Lisans Programı, yapılan incelemeler sonucunda 11 Nisan 2025 ile 30 Eylül 2027 tarihleri arasında geçerli olmak üzere akredite olmaya hak kazandı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Moleküler Biyoloji ve Genetik Lisans Programının Fen Fakültesi bünyesinde akredite olan ilk program olduğuna dikkat çekerek: "Moleküler Biyoloji ve Genetik Lisans Programımız 2024 yılı değerlendirme sürecinde FEDEK tarafından ilk kez genel değerlendirmeye tabi tutularak iki yıl süreyle akredite oldu. Üniversitemiz genelinde başlattığımız akreditasyon süreçlerinin meyvelerini almaya başlamaktan ötürü memnuniyet duyuyoruz. Önümüzdeki süreçte başvuru süreci devam eden diğer programlarımız için de olumlu sonuçlar bekliyoruz. Bu vesileyle Moleküler Biyoloji ve Genetik Lisans Programının akreditasyon sürecinde emeği geçen tüm akademik ve idari personelimizi gönülden tebrik ediyorum" diye konuştu.
2025 yılı teknik destek programı ilan edildi
26 Nisan 2025 Cumartesi - 09:10 2025 yılı teknik destek programı ilan edildi Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansının (KUDAKA) bölgedeki paydaşların, yerel ve bölgesel kalkınmaya katkıda bulunabilecek faaliyetlerine destek sağlamak amacıyla uygulamayı planladığı 2025 Yılı Teknik Destek Programı ilan edildi. 2025 yılı teknik destek programının amacının TRA1 Düzey 2 Bölgesi’ndeki yerel yönetimlerin başta planlama çalışmaları olmak üzere bölge plan ve programlarını uygulayıcı veya yerel kalkınma kapasitesini artırıcı faaliyetleri ile Kalkınma Ajansları Proje ve Faaliyet Destekleme Yönetmeliğinin 7/A maddesinde belirtilen başvuru sahiplerinin yerel ve bölgesel kalkınmaya katkıda bulunabilecek çalışmalarına destek sağlamak olduğu belirtildi. Destek programı ile ilgili olarak yapılan açıklamada 2025 yılı teknik destek programının öncelikleri ise şöyle aktarıldı; Turizmin geliştirilmesi İşletmelerin; yönetim ve işletme uygulamalarının iyileştirilmesi, pratik sorunlarının çözüme kavuşturulması, organizasyon performansının artırılması ile yeni iş fırsatlarının ortaya çıkarılması, kooperatifleşmenin özendirilmesi, yeşil ve dijital dönüşümün teşvik edilmesi, gençlerin ve kadınların işgücüne aktif katılımlarının sağlanması aşamasında faydalı olacak eğitim ve danışmanlık hizmetleri,Turizm sektöründe çalışan yönetici ve personel ile bölgeye gelen ziyaretçilerle doğrudan temas halinde olan insan kaynağına yönelik eğitim programları, Turizm sektörünün yardımcı hizmetlerinde faaliyet gösteren farklı meslek gruplarına yönelik olarak eğitim programları, Turizm sektöründeki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkacak insan kaynağı açığına yönelik gençlerin de sürece dâhil edilmesini öngören eğitim ve meslek edindirme kurslarının düzenlenmesi, Bölgede bulunan özellikle coğrafi işaretli ürünlerin gastronomi turizmine kazandırılması, yöresel ve doğal ürünlerin üretiminin geliştirilmesine yönelik eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, Bölgede faaliyet gösteren işletmelerin ihtiyaç duyduğu AR-GE ve tasarım, toplam kalite yönetimi, dış ticaret, dijital pazarlama ile yeşil ve dijital dönüşüm, kaynak verimliliği, temiz ve yalın üretim, enerji verimliliği, atıkların geri kazanımı ve değerlendirilmesi gibi konularda yönetim ve yatırım danışmanlığı faaliyetleri. TRA1 Düzey 2 bölgesinde et ve süt sektörlerinin geliştirilmesi Sektördeki işletmelere yönelik kurumsallaşma, müşteri ilişkileri yönetimi, dış ticaret, e-ticaret ve dijital pazarlama, tedarik zinciri yönetimi, tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların yürütülmesi, kurumsal kaynak planlaması ve toplam kalite yönetimi gibi konularda danışmanlık hizmeti, Tarımsal verimliliği arttırıcı uygulamalar, tarımsal atıkların geri kazanımı ve değerlendirilmesi, hijyen-sanitasyon, bakım-besleme, sürdürülebilir üretim ve tüketim, kaynak verimliliği, eko-verimlilik (temiz üretim), yeşil ve dijital dönüşüm, markalaşma-pazarlama, akıllı tarım ve dijital tarım konularında eğitim programları, Bölgede bulunan özellikle coğrafi işaretli ürünlerin gastronomi turizmine kazandırılması, yöresel ve doğal ürünlerin üretiminin geliştirilmesine yönelik eğitim ve danışmanlık faaliyetleri, Özellikle kırsal alanda gençlere istihdama katılımı kolaylaştırıcı niteliklerin kazandırılması. TRA1 Düzey 2 Bölgesi’nde tabii kaynaklar ve yapı malzemeleri sektörlerinin geliştirilmesi Bölgede tabii kaynaklar ve yapı malzemeleri üretiminde AR-GE, yenilikçilik ve teknoloji kullanım seviyesinin yükseltilmesi, Tabii kaynaklar ve yapı malzemeleri sektörlerinde beşeri sermayenin geliştirilmesi ve istihdamın artırılması, Bölgede tabii kaynaklar ve yapı malzemeleri üretiminin desteklenerek üretim kapasitesinin ve katma değeri yüksek yeni ürünlerin geliştirilmesinin sağlanması. Sektörlerde faaliyet gösteren firmaların ulusal ve uluslararası alanda rekabet edebilirliğini sağlayacak; dış ticaret ve e-ihracat, Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum, yalın üretim, endüstriyel simbiyoz alanlarına yönelik kapasite artırıcı uygulamalar. Kadın ve genç istihdamının arttırılması İlk 3 öncelikte yer alan sektörlere yönelik bölgede genç ve kadın istihdamı başta olmak üzere önemli düzeyde istihdam artışı sağlayacak faaliyetler. 2025 yılı teknik destek programı kapsamında yapılabilecek faaliyet türleri Eğitim verme, Program ve proje hazırlanmasına katkı sağlama, Danışmanlık sağlama, Geçici uzman personel görevlendirme, Lobi faaliyetleri ve uluslararası ilişkiler kurma gibi kurumsal nitelikli ve kapasite geliştirici faaliyetler. 2025 yılı teknik destek programına kimler başvurabilir? Ajans tarafından sağlanacak teknik desteklerden Kalkınma Ajansları Proje ve Faaliyet Destekleme Yönetmeliğinin 7/A maddesinde belirtilen aşağıdaki başvuru sahipleri yararlanabilir: Yerel yönetimler, Üniversiteler, Diğer kamu kurum ve kuruluşları, Kamu Kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, Sivil toplum kuruluşları, Organize sanayi bölgeleri, Sanayi siteleri, Teknoparklar, Teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketleri, Endüstri bölgesi yönetici şirketleri, Teknoloji transfer ofisi yönetici şirketleri, İş geliştirme merkezleri yönetici şirketleri, Birlikler ve kooperatifler, Kar amacı güden işletmeler 2025 yılı teknik destek programının bütçesi ve süresi Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı 2025 yılı bütçesinden teknik destek faaliyetleri için ayrılan toplam yıllık tutar 9.000.000 TL’dir. Teknik destek faaliyetleri mevcut bütçe ve personel imkânları çerçevesinde Ajans uzmanları tarafından veya hizmet alımı yoluyla sağlanabilir. Teknik desteğin hizmet alımı yoluyla sağlanması durumunda her bir teknik desteğin Ajansa toplam maliyeti danışmanlık faaliyetleri için (KDV Dâhil) 400.000 TL’yi; eğitim vb. diğer faaliyetler için (KDV Dâhil) 150.000 TL’yi aşamaz. Program kapsamında yararlanıcı kuruluşa herhangi bir doğrudan mali destek verilmemektedir. Teknik Destek Başvuruları yıl boyunca sürekli alınır. Ancak başvurular, ikişer aylık dönemler halinde değerlendirilir. 2025 yılı için Nisan-Mayıs döneminden başlanarak yılsonuna kadar 5 farklı dönem için başvuru alınacaktır. Teknik destek başvuruları her bir dönemin tamamlanmasını takip eden ilk on beş iş günü içerisinde değerlendirilecektir. Başvuru sürecinde gerekli dokümanlar ve başvuru formu öncelikle, https://kudaka.gov.tr ve https://kaysuygulama.sanayi.gov.tr adreslerinden ulaşılabilecek olan Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden elektronik ortamda doldurulacaktır. Başvurular taahhütnamenin teslim edilmesi ile birlikte tamamlanmış olacaktır.
Arap devletleri ligi büyükelçileri Erzurum’a hayran kaldı
26 Nisan 2025 Cumartesi - 09:00 Arap devletleri ligi büyükelçileri Erzurum’a hayran kaldı Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Erzurum 2025 Turizm Başkenti etkinlikleri kapsamında kente gelen Arap Devletleri Ligi Büyükelçileri, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i ziyaret etti. Arap Birliği Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Abdelhamid Abdelkader Hamza, Filistin Büyükelçisi Faed Khaled Abed Mustafa, Libya Büyükelçisi Mustafa Elgelaib, Birleşik Arap Emirlikleri Büyükelçisi Saeed Tahani Hareb Juma Al Dhaheri, Sudan Büyükelçisi Nadir Yousif Eltayeb Babiker, Irak Büyükelçisi Majid Abdulreda Hassan Al-Lachmawi, Suudi Arabistan Büyükelçisi Fahad Bin Assad A. Abualnasr, Tunus Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier, Umman Büyükelçisi Saif Rashid Saif Al Jahwari, Bahreyn Büyükelçisi Bassam Ahmed Ali Marzoog, Kuveyt Büyükelçisi Abdulaziz A S Aladwani, Katar Büyükelçisi Naif Jassim M.A Al-Abduljabbar, Yemen Büyükelçisi Abdulmues Ahmed Aqlan Abdullah ve Cezayir Büyükelçisi Lina Dachir’i Büyükşehir Belediyesi’nde ağırlayan Başkan Sekmen, kentle ilgili Büyükelçilere brifing sundu. Başkan Sekmen, "Dost ve kardeş ülkelerimizin Büyükelçilerini şehrimizde ağırlamaktan ötürü çok mutluyum. Bütün duamız kardeşliğimiz ebed müddet kaim olması" dedi. EİT kapsamında kentte bulunduklarını kaydeden Arap Birliği Türkiye Temsilcisi Büyükelçi Abdelhamid Abdelkader Hamza, Başkan Sekmen’e misafirperverliğinden ötürü teşekkür etti. Şehrin köklü bir medeniyete sahip olduğunu vurgulayan Büyükelçi Hamza, "Bu kadim coğrafyaya hayran kalmamak elde değil" diye konuştu.
Moderatörlüğünü Rektör Hacımüftüoğlu’nun yaptığı "Kariyer yolculuğu söyleşisi" düzenlendi
26 Nisan 2025 Cumartesi - 08:55 Moderatörlüğünü Rektör Hacımüftüoğlu’nun yaptığı "Kariyer yolculuğu söyleşisi" düzenlendi Kuzeydoğu Anadolu Kariyer Fuarı (KUDAKAF’25), sektörlerin önde gelen temsilcilerini gençlerle buluşturmaya devam ediyor. Etkinlik kapsamında düzenlenen "Kariyer Yolculuğu Paneli", ilaç ve sağlık sektöründe çığır açan isimleri ağırlayarak öğrencilere ilham veren bir atmosfer sundu. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, açılış konuşmasında öğrencileri kariyer hedeflerini erken yaşta şekillendirmeye teşvik ederken, sektör profesyonelleriyle birebir temas kurmanın önemine değindi. Hacımüftüoğlu, bilimsel çalışmalarıyla dikkat çeken bir akademisyen olmasının yanı sıra, Türkiye’nin ilk "in vivo voltametri ve beyin sensör laboratuvarı"nı kurarak sağlık alanında öncü projelere imza atan bir isim olarak da öğrencilere örnek teşkil etti. Ayar, Türkiye’nin İlaç ve Tıbbi Cihaz Alanında Geldiği Noktayı Anlattı. Panelde konuşan Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar ise fizyoloji ve nöroendokrinoloji alanındaki birikimini paylaşarak ilaç geliştirme süreçlerinin bilimsel temelini aktardı. Yurt içi ve yurt dışı araştırmalardan edindiği tecrübeleri gençlerle paylaşan Ayar, Türkiye’nin ilaç ve tıbbi cihaz alanında geldiği noktayı anlattı. Selçuk, Ulusal ve Uluslararası Platformlardaki Deneyimlerini Paylaştı İVEK Vakfı Başkanvekili ve DEİK Sağlık Konseyi Başkan Yardımcısı olan eczacı Ahmet Selçuk, 35 yıllık serbest eczacılık kariyerinin yanı sıra ulusal ve uluslararası platformlardaki deneyimlerini paylaştı. Sağlık politikalarının gelişiminde sivil toplum kuruluşlarının oynadığı role dikkat çeken Selçuk, öğrencileri aktif rol almaya davet etti. Türkmen, Gençlere "Kendi Potansiyelinizi Keşfedin" Mesajı Verdi Panelde yer alan bir diğer önemli isim olan Prof. Dr. Mutlu Türkmen, spor ve sağlık bilimlerinin kesişim noktalarında yürüttüğü çalışmaları ve disiplinler arası akademik yaklaşımını aktardı. Bayburt Üniversitesi Rektörü olarak eğitimde kalite ve çok yönlülüğün önemini vurgulayan Türkmen, gençlere "kendi potansiyelinizi keşfedin" mesajı verdi. Dereli, Öğrencilerin Kariyer Yolculukları İçin Rota Oluşturdu AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, ilaç sektöründe edindiği yöneticilik tecrübelerini aktararak, endüstri ile akademi arasındaki iş birliklerinin önemine dikkat çekti. Sivil toplum ve hasta dernekleriyle yürütülen çalışmaların sektörel gelişimdeki rolüne değinen Dereli, öğrencilerin kariyer yolculuklarında bu alanları da değerlendirmeleri gerektiğini ifade etti. Taşpolatoğlu, İlaç Sektöründeki Yükselişi Değerlendirdi Türkiye’nin en köklü ilaç firmalarından birinin CEO’su olan Dr. Süha Taşpolatoğlu, ilaç sektöründe yükselişin yalnızca mesleki bilgi değil, vizyoner bakış açısıyla mümkün olduğunu belirtti. 2001 yılından bu yana görev yaptığı Abdi İbrahim’deki yönetsel sürecini anlatan Taşpolatoğlu, küresel pazarda rekabet etmenin yollarını gençlerle paylaştı. Panel, öğrencilerin merak ettikleri soruları doğrudan uzmanlara yöneltmeleri ve kariyerlerine dair yönlendirici bilgiler edinmeleri açısından önemli bir platform sundu. Katılımcıların deneyimleriyle şekillenen bu özel oturum, KUDAKAF’25’in en dikkat çekici etkinliklerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Rektör Hacımüftüoğlu, Türkiye ilaç endüstrisinin öncü isimleriyle bir araya geldi
26 Nisan 2025 Cumartesi - 08:50 Rektör Hacımüftüoğlu, Türkiye ilaç endüstrisinin öncü isimleriyle bir araya geldi Kuzeydoğu Anadolu Kariyer Fuarı (KUDAKAF’25) kapsamında Erzurum’a gelen ilaç sektörünün önde gelen temsilcileri, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar’ın eşlik ettiği program, üniversitenin bilimsel ve teknolojik altyapısına yönelik önemli ziyaretlerle başladı. İlk olarak Atatürk Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Biyoçeşitlilik Bilim Müzesini ziyaret eden heyet, burada Türkiye’nin doğal zenginliklerine yönelik yapılan akademik çalışmaları inceledi. Ardından Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezine (DAYTAM) geçen sektör temsilcileri, yürütülen yüksek teknolojiye dayalı projeler hakkında yetkililerden bilgi aldı. Toplantıda Yerli ve Milli İlaç Üretimine Yönelik Stratejik Adımlar Konuşuldu Ziyaretlerin ardından, Rektörlük Senato Salonunda düzenlenen "Türkiye İlaç Endüstrisi Strateji ve İş Birliği Zirvesi" ile program devam etti. Zirvede, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmelere, ilaç sanayisinin öncü firmalarının üst düzey yöneticileri ve temsilcileri katıldı. Toplantıda yerli ve milli ilaç üretimine yönelik stratejik adımlar, üniversite-sanayi iş birliği çerçevesinde değerlendirildi. Zirvenin en dikkat çeken başlıklarından biri, Atatürk Üniversitesi bünyesinde kurulması planlanan İlaç Hammadde Üretim Merkezi oldu. Bu merkezin, yerli ilaç üretiminde dışa bağımlılığı azaltacak ve Türkiye’nin sağlık alanındaki Ar-Ge kapasitesini artıracak stratejik bir yatırım olarak öne çıktığı vurgulandı. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, yaptığı değerlendirmede; Atatürk Üniversitesinin bilimsel altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve disiplinlerarası iş birliği anlayışıyla ilaç sanayisinin stratejik ortaklarından biri olmaya hazır olduğunu ifade etti. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar ise üniversite ile sektör arasındaki bu tür yakın temasların, sağlık alanında katma değerli projelerin hayata geçirilmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Türkiye’nin ilaç sektöründe rekabetçi bir konuma ulaşabilmesi için üniversitelerin bilgi ve teknoloji üretimindeki rolünün vazgeçilmez olduğu ifade edilen zirvede, ortak çalışma alanlarının belirlenerek somut projelerin geliştirilmesi konusunda mutabakata varıldı.
Köseoğlu yeniden aday
25 Nisan 2025 Cuma - 17:50 Köseoğlu yeniden aday Erzurum Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Mesrur Köseoğlu, 1 Haziran’da yapılacak olan seçimde yeniden aday olduğunu açıkladı. Erzurum’da 399 kayıtlı üyesi, 209 bürosu bulunan Erzurum Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası (ESMMMO) Başkanı Mesrur Köseoğlu, amaçlarının şeffaf ve katılımcı bir oda yapısını sürdürmek olduğunu ifade etti. 25’nci Seçimli Olağan Genel Kurulu Oda Seçiminde yeniden aday olduğunu açıklayan Erzurum Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası (ESMMMO) mevcut Başkanı Mesrur Köseoğlu, birlik, beraberlik mesajı verdi. Başkan Köseoğlu, "Üzerimize düşen misyonun ve sorumluluğun farkındayız. Gücümüzü sadece siz üyelerimizden alıyoruz. Yeni bir yolculuğa çıkmak için gerekli özgüveni gönül arkadaşlarımız sayesinde kendimizde buluyoruz" dedi. Öncelikli hedeflerinin birlik ve beraberlik içerisinde hizmet vermek olduğuna vurgu yapan ESMMMO Başkan Adayı Köseoğlu, yaptığı adaylık açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ’’Uzun yıllar bu onurlu mesleğin içinde yer alarak, her birinizin karşılaştıkları zorlukları ve talepleri yakından gözlemleme fırsatı buldum. Kıymetli Üyelerimizin, samimi güvenleri ile ikinci dönemde yola devam etme kararı almış bulunmaktayız. Bu yükü omuzlayarak bizimle yola çıkıp bizimle devam eden tüm arkadaşlarımızın emeği sayesinde buradayız. Yeni bir yolculuğa çıkmak için gerekli özgüveni, cesareti ve gücü bize güvenen, destek veren bu değerli gönül arkadaşlarımız sayesinde kendimizde buluyoruz. Özveri ile çalışan kurul üyelerimize bir kez daha teşekkür ediyorum. Yönetime geldikten sonra verilen taahhütleri sırayla yerine getirme gayreti içerisinde olduk. Verdiğimiz ilk sözlerden biri haksız rekabetle mücadele idi. Mali müşavirler, devlet ile mükellef arasında köprü görevi gören bir meslek grubudur. Mesleğimizin icra edilmesi ile ilgili koşullar, meslektaşlarımızı gerçekten zor duruma düşürmekte bununla ilgili; T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere, ilgili tüm kurumların beyan ve bildirimleri verilme süreleri dahil olmak üzere; mevzuatın güncel ve ihtiyacı karşılayacak hale getirilmesi, mesleğimizin kaçınılmaz olarak dijital dönüşüm sürecini yaşadığı bu dönemde, mesleğimizi ve meslektaşlarımızı çağdaş dünya ile entegre edecek çözümler sunarak hizmet etmenin onurunu yaşadık" dedi "Mesleğimiz ve meslektaşlarımıza değer katmak ilkesi ile ortak akıl ve dayanışmayla çalışacağımız ikinci bir dönem için de olacağımızı ifade etmek istiyorum" diyen Köseoğlu, " Üzerimize düşen misyonun ve sorumluluğun farkındayız. Gücümüzü sadece sizlerden alıyoruz. Erzurum Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası’nda (ESMMMO) İkinci dönemde birlik beraberlik içerisinde, tecrübe berikimizle, gücümüzü birleştirip hep birlikte yönetmeye talibiz. Mesleğimiz ve meslektaşlarımıza değer katmak ilkesi ile ortak akıl ve dayanışmayla çalışacağımız ikinci bir döneme için de olacağımızı ifade etmek istiyorum. Kıymetli üyelerimiz, bu deneyimler ışığında, odamızı daha ileriye taşımak, meslektaşlarımızın haklarını savunmak ve geleceğe güvenle bakmamızı sağlamak adına, meslektaşlarımıza daha kaliteli hizmet sunan, şeffaf ve katılımcı bir oda yapısını sürdürmektir. Siz değerli meslektaşlarımızın desteği ile odamızı daha ileriye taşımak, mesleğimizi daha saygın bir şekilde sürdürmekte kararlıyım. Birlikte çalışarak, güçlü bir oda yapısı oluşturabileceğimize inanıyorum. Hep birlikte başaracağımıza olan inancımla, kıymetli meslektaşlarımın desteklerini bekliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum" dedi.
Erzurum Barosu: "Savunmasız, Müslüman-Türk halkına karşı katliamlar gerçekleştirildi"
25 Nisan 2025 Cuma - 16:36 Erzurum Barosu: "Savunmasız, Müslüman-Türk halkına karşı katliamlar gerçekleştirildi" Erzurum Barosu Yönetimi, Baro Başkanı Avukat Mesut Öner Başkanlığı’nda, 1915 olaylarının yıl dönümü münasebetiyle bir bildiri yayınladı. Baro Başkanı Av. Mesut Öner, yayımladığı mesajında, "Erzurum Barosu olarak mesnetsiz, tarihi gerçeklerden uzak ve uluslararası hukuk normlarıyla bağdaşmayan sözde soykırım iddialarını kabul etmediğimizi ve kesin bir dille reddettiğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz. Silahlı grupların gerçekleştirdiği bozgunculuk eylemleri ve salgın hastalıklar sebebiyle kaybettiğimiz canların acılarını hâlâ yüreklerimizde hissediyoruz" ifadesini kullandı. Başkan Öner, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Selçuklular’dan Osmanlı Devleti’ne kadar Türklerin hâkimiyeti altında yüzyıllarca yaşamlarını, ticari faaliyetlerini ve zanaatlarını huzur içinde sürdüren Ermeniler, özellikle Osmanlı dönemi boyunca tarihlerinin hiçbir döneminde görmedikleri ölçüde ve başka ülkelerde emsali bulunmaksızın sosyal hayatta ve bürokraside ayrıcalıklı bir konumda yer almış, üst düzey görevlere dahi atanmışlardır. Buna rağmen, 19. yüzyılın sonlarından itibaren ayrılıkçı bir düşünce doğrultusunda isyan hareketleri başlatmışlar; başta Vilâyât-ı Şarkiyye olarak adlandırılan Doğu Anadolu Bölgesi olmak üzere, ülkenin pek çok yerinde hükümete karşı ve bölgede yaşayan Müslüman-Türk halkı hedef alan ayaklanmalar gerçekleştirmişlerdir. Özellikle 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında, Hınçak ve Taşnak örgütlerinin öncülüğünde gerçekleştirilen bu isyanlar tam anlamıyla terör eylemleri niteliğinde olmuş ve son derece kanlı bir şekilde yürütülmüştür. 1890-1909 ve 1909-1914 yılları arasında yaşanan Ermeni isyanlarında, on binlerce sivil ve asker Müslüman-Türk hayatını kaybetmiş, pek çok hane, ibadethane ve işyeri ağır tahribata uğramıştır" şeklinde konuştu. "Ayrılıkçı Ermeniler fırsat aradı" Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na katılımını fırsat bilen ayrılıkçı Ermenilerin, seferberliğe katıldığını, büyük bir kısmı Rusya’ya sığındığını ve Türk ordusuna karşı savaşan Rus ordularının safında yer aldığını vurgulayan Erzurum Baro Başkanı Av. Mesut Öner açıklamasını şöyle sürdürdü, "Seferberliğe katılmayan diğer bazı Ermeniler ise silahlı çeteler kurarak terör eylemleri gerçekleştirmiş, cephe gerisindeki savunmasız Müslüman-Türk halkına karşı katliamlar gerçekleştirmişlerdir. Bu isyan ve terör eylemleri karşısında Osmanlı Hükümeti çeşitli tedbirler almak zorunda kalmıştır. İlk olarak, heyetler kurularak Ermeni cemaatinin liderleriyle görüşmeler yapılmış ve çetelerin katliamlarının durdurulması talep edilmiştir. Ancak bu girişimler sonuç vermeyince, 24 Nisan 1915 tarihinde Taşnak, Hınçak ve Ramgavar örgütleri kapatılmış, bu örgütlerin önde gelen 235 mensubu tutuklanmıştır. Ancak Mayıs ayında gerçekleşen ve 10.000 Müslüman-Türk’ün Ermeni çeteleri tarafından katledildiği Van İsyanı, alınan bu tedbirin de yetersiz kaldığını göstermiştir. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, 1915 Mayıs ayında "Sevk ve İskân Kanunu"nu yürürlüğe koymuştur. Bu kanunla, savaş bölgelerinde ya da stratejik öneme sahip yerlerde yaşayan ve ayrılıkçı komitelerle bağlantılı olduğu bilinen Ermeniler, bu bölgelerden uzaklaştırılarak ülke içindeki güney vilayetlerine yerleştirilmiştir. Ancak savaş hattından uzakta bulunan, düşmanla iş birliği yaptığına dair bir bilgi bulunmayan Ermeniler bu uygulamaya tabi tutulmamıştır. 1915’te başlatılan sevk ve iskân uygulamaları, Osmanlı Devleti’nin savaş bölgesinde güvenliği sağlamak, halkın can ve mal güvenliğini korumak amacıyla aldığı bir tedbirdir. Bu süreçte asıl büyük acıyı yine Müslüman-Türk halk yaşamıştır. Sayıları 1,5 milyona ulaşan Müslüman-Türkler, savaşın yıkıcı etkilerinden, yaklaşan Rus işgalinden ve Ermeni çetelerinin zulmünden kurtulmak için asırlardır yaşadıkları toprakları terk ederek Anadolu’nun iç kesimlerine göç etmek zorunda kalmışlardır" "Yeni bir tarih yazma çabası var" Osmanlı Devleti, sevke tabi tutulan Ermenilerin can ve mal güvenliğini azami ölçüde sağlamaya çalıştığı vurgulanan açıklamada, " Osmanlı ve yabancı arşiv belgelerine göre bu uygulamadan 700.000-750.000 civarında Ermeni etkilenmiştir. I. Dünya Savaşı’nın en çetin dönemlerine denk gelen bu süreçte, özellikle savaş alanlarında tüm Osmanlı halkı büyük zorluklarla karşılaşmıştır. Tüm bu gerçeklere rağmen, 1915 yılında alınan tedbirler hakkında yeni bir tarih yazma çabası başlatılmış, propaganda yöntemleriyle Osmanlı Devleti’nin ve onun mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti’nin soykırımla suçlanması hedeflenmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır" sözü, bu durumu en iyi şekilde ifade etmektedir. Geçmişte yaşanan olayların aktarımında ön yargılar, subjektif yaklaşımlar ve siyasi çıkarlar öncelik kazandığında, gerçek tarih ortaya çıkmaz. Tarihî olayları, meydana geldikleri koşullar çerçevesinde değerlendirmek bir zorunluluktur. 1915 olayları da bu perspektifle ele alınmalıdır. Aksi hâlde, hukukun bile göz ardı edilerek bu olayların tek taraflı ve önyargılı bir yaklaşımla "soykırım" olarak nitelendirilmesi, yanlış bir bakış açısının yansımasıdır. Son yıllarda Ermeni lobisi, 1915 olaylarının uluslararası toplum tarafından sözde soykırım olarak tanınması için yoğun bir propaganda yürütmektedir. Bu faaliyetler, genellikle ülke parlamentolarında kararlar aldırma yoluyla meşrulaştırılmak istenmektedir. Oysa bu yaklaşım, hem yukarıda belirtilen tarihî gerçekleri hem de hukuki zemini göz ardı etmekte ve tarihî bir olayı siyasallaştırarak daha büyük tahrifata yol açmaktadır. Nitekim yaklaşık 200 ülke arasında yalnızca 25 ülke parlamentosunun Ermeni Diasporası’nın iddialarını destekleyen kararlar almış olması, bu iddiaların uluslararası hukuk açısından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmadığını göstermektedir. Soykırım uluslararası hukukta açıkça tanımlanmış bir suç olup İlk defa 1948 tarihli BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde tanımlanmıştır. Yürürlük tarihinden önce gerçekleşmiş olaylar sözleşmenin konusu olamaz. 1915 olaylarına ilişkin olarak uluslararası hukukta tanımlanmış olan soykırım ifadesinin kullanılabilmesi için gereken şartların hiçbiri mevcut değildir. Türkiye Cumhuriyeti, köklü devlet geleneği ve insanlığın barış ve huzuru için çaba gösteren anlayışıyla, bu tür ithamların hedefi olamaz. Türkiye, tarihiyle yüzleşmekten hiçbir zaman kaçınmamış, mazisi karanlık güçlerden ders alacak bir ülke de olmamıştır. Bugün Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Somali’de ve Afrika’nın birçok yerinde mazlumların yanında olan Türkiye, bu duruşunu kararlılıkla sürdürmektedir. Bu vesileyle, Anadolu’nun kurtuluşunda, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda, varlığının devamında ve üniter yapısının korunmasında emek vermiş, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Ermeni zulmünün en derin izlerini taşıyan kadim şehrimiz Erzurum’dan, Erzurum Barosu olarak mesnetsiz, tarihi gerçeklerden uzak ve uluslararası hukuk normlarıyla bağdaşmayan sözde soykırım iddialarını kabul etmediğimizi ve kesin bir dille reddettiğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz" denildi.
KUDAKA’nın 2025 yılı teknik destek programı ilan edildi
25 Nisan 2025 Cuma - 16:11 KUDAKA’nın 2025 yılı teknik destek programı ilan edildi Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı’nın (KUDAKA) bölgedeki paydaşların, yerel ve bölgesel kalkınmaya katkıda bulunabilecek faaliyetlerine destek sağlamak amacıyla uygulamayı planladığı 2025 Yılı Teknik Destek Programı ilan edildi. TRA1 Düzey 2 Bölgesi’ndeki yerel yönetimlerin başta planlama çalışmaları olmak üzere bölge plan ve programlarını uygulayıcı veya yerel kalkınma kapasitesini artırıcı faaliyetleri ile Kalkınma Ajansları Proje ve Faaliyet Destekleme Yönetmeliğinin 7/A maddesinde belirtilen başvuru sahiplerinin yerel ve bölgesel kalkınmaya katkıda bulunabilecek çalışmalarına destek sağlanıyor. 2025 Yılı Teknik Destek Programının öncelikleri; Turizmin Geliştirilmesi, Et ve Süt Sektörlerinin Geliştirilmesi, Tabii Kaynaklar ve Yapı Malzemeleri Sektörlerinin Geliştirilmesi, Kadın ve Genç İstihdamının Arttırılması olarak açıklandı. Kimler yararlanabilecek? 2025 yılı teknik destek programı kapsamında yapılabilecek faaliyet türleri ise: eğitim verme, program ve proje hazırlanmasına katkı sağlama, danışmanlık sağlama, geçici uzman personel görevlendirme ve lobi faaliyetleri ve uluslararası ilişkiler kurma gibi kurumsal nitelikli ve kapasite geliştirici faaliyetler olarak belirlendi. 2025 Yılı Teknik Destek Programına; yerel yönetimler, üniversiteler, diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, organize sanayi bölgeleri, sanayi siteleri, teknoparklar, teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketleri, endüstri bölgesi yönetici şirketleri, teknoloji transfer ofisi yönetici şirketleri, iş geliştirme merkezleri yönetici şirketleri, birlikler ve kooperatifler ve kar amacı güden işletmeler yararlanabilecek.