Yerel Haberler
Erzurum
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:16 Üniversiteli Gizem, Rektör Çakmak’ın bir günlük mesaisine eşlik etti Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) İngiliz Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi Gizem Nur Ünlü, Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın bir günlük mesaisine eşlik etti, farklı deneyimler yaşadı. ETÜ bünyesindeki Kalite Kulübü faaliyetleri kapsamında "Rektörün Bir Günü" etkinliği planlandı. İngiliz Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi Gizem Nur Ünlü, Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın bir gün içinde gerçekleştirdiği tüm kurumsal faaliyetlere katıldı. ETÜ tarafından yapılan açıklamada, Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın öğrencilerle bir araya geldiği bu tip etkinliklerin, kampüs yaşamını güçlendirmek, talepleri doğrudan dinlemek ve iletişimi artırmak amacıyla düzenlenen aktif buluşmalar olduğu vurgulandı. "Öğrencilerimizin yönetim süreçlerini anlaması kıymetli" ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, yaptıkları benzeri paylaşım ve etkinliklerin öğrencilerin yönetim süreçlerini anlaması, taleplerin aktarılması ve bunların sonucunda gerekli iyileştirmelerin yapılabilmesi için fırsat doğurduğunu vurgulayarak, "Bu programlar kapsamında sabahleyin öncelikli olarak üst yönetim toplantımızda Gizem’le birlikte toplantımıza katıldık. Rektör yardımcılarımız, genel sekreterimizle birlikte gündemi tartıştık. Gündemdeki konularımızdan bir tanesi de bahar şenliği düzenleme konusu vardı. İsabetti oldu, öğrencimizin de katılmış olmasından dolayı onun fikrini de almak suretiyle bahar şenliğinin içeriğinin nasıl olacağı konusunda istişare toplantısı gerçekleştirmiş olduk. Dolayısıyla bahar şenliği gibi programlar öğrencilerimiz için gerçekleştirdiğimiz programlar olduğundan onların fikirleri de programın şekillenmesinde, zenginleştirilmesinde faydalı oldu. Bu anlamda böyle güzel bir tecrübe de birlikte öğrencimizle yaşamış olduk. Bununla birlikte kurumsal akreditasyonla ilgili toplantılarda da öğrencimiz bize eşlik etti ve kurumsal akreditasyon süreçlerinde öğrencilerimizin beklentileri neler olabileceği konusunda da kendisiyle fikir teatisinde bulunduk. Ve akşamüzeri de sizlerle birlikte öğrencimizle gün içerisinde gerçekleştirdiğimiz etkinlikler konusunda söyleşi gerçekleştirmiş oluyoruz" dedi. "Çizginin bu tarafını görmek çok başka bir duygu" "Rektörün Bir Günü" etkinliğine katılan İngiliz Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi Gizem Nur Ünlü, kendisi için heyecan dolu bir gün olduğunu belirterek, "Biz öğrenciyiz, hep çizginin bu tarafını görüyoruz; ders çalışmak, kendimize bir şeyler katmak, bulunduğumuz çevreye bir şeyler katmak ve benzeri üzerine çok fazla haşır neşir oluyoruz. Fakat çizginin bu tarafını görmek çok çok başka bir duygu, kesinlikle çok heyecan vericiydi. Arka planda derin bir vizyon oluşturma, öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap verebilme ve çok büyük bir çaba söz konusu. Arka planda çok takdir ettim ve çok yoğun bir gündü ki bu sadece bir gün; Rektör hocamızın sadece bir günü. Eminim ki bu genele vurulduğunda çok daha stresli vakitlerle devam ediyordur süreç. Biz sabah 08:00’den bu yana birçok toplantıya katıldık Rektör hocamızla beraber. "Hayırlı olsun"lara gittik, sempozyumlara katıldık vesaire. Ve çok paha biçilemez bir andı benim için. Ben zaten akademisyenlik düşünen birisiyim. Araştırmayı çok seviyorum, öğrenmeyi çok seviyorum. Fakat işin bu tarafında görmek, yöneticilik boyutunda görmek açıkçası çok büyük bir cesaret verdi bana, özellikle bir kadın olarak. Çalışmalarıma bu yönde devam etmek istiyorum. Bakalım, son sınıf öğrencisiyim zaten. Normalde üniversitelerde yaygın bir görüştür hocalara ulaşımı sağlayamamak ya da Rektörle iletişime geçememek vesaire. Ben bugün Rektör hocamızla bir gün geçirmiş oldum ve benim için çok kıymetli bir andı açıkçası. Geri dönüp baktığımda, mezun olduğumda benim için unutulmaz bir an olacak" şeklinde konuştu.
Gazi Sedat Aktaş’a anlamlı destek: Akıllı baston takdim edildi
18 Mart 2025 Salı - 10:41 Gazi Sedat Aktaş’a anlamlı destek: Akıllı baston takdim edildi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Hayal Ortakları Derneği iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında, görme engelli gazilerin sosyal hayata entegrasyonunu sağlamak amacıyla akıllı baston dağıtımı gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda, Erzurum’da yaşayan ve 1999 yılında Hakkâri Yüksekova’da vatani görevini yaparken yaralanarak gazi olan Sedat Aktaş’a, akıllı baston hediye edildi. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın selamlarını ileterek akıllı bastonu Gazi Aktaş’a takdim etti. Törende konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, "Gazilerimiz, vatanımız için fedakârlık yapmış kahramanlarımızdır. Onların yaşamlarını kolaylaştırmak, devlet olarak bizim en büyük sorumluluklarımızdan biridir. Sayın Bakanımızın destekleriyle yürütülen bu proje kapsamında, gazilerimizin bağımsız hareket edebilme kabiliyetini artırmayı amaçlıyoruz. Sedat Aktaş’a sunduğumuz bu akıllı bastonun, günlük yaşamında büyük bir kolaylık sağlayacağına inanıyoruz" dedi. Törene, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Erzurum Şube Başkanı Recep Akgül de katıldı. Akgül, gazilere yönelik yapılan bu tür desteklerin önemine vurgu yaparak, "Devletimizin ve sivil toplum kuruluşlarının gazilerimize sağladığı her destek, onların yaşam kalitesini artırmaktadır. Bu tür projelerin devamını diliyoruz" şeklinde konuştu. Gazi Sedat Aktaş ise verilen destekten dolayı teşekkür ederek, akıllı bastonun kendisi için çok önemli bir ihtiyaç olduğunu ve hayatını kolaylaştıracağını söyledi.
Çanakkale Savaşı’nın olağanüstü ve bilinmeyen kadın kahramanları
18 Mart 2025 Salı - 10:02 Çanakkale Savaşı’nın olağanüstü ve bilinmeyen kadın kahramanları Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, "Türk kadını, Çanakkale savaşlarında sadece cepheye yiyecek, cephane taşıyıp yaraları sarmamıştır. Bizzat düşmanla savaşa girmiştir. Türk kadınlarından bir grup da keskin nişancı olarak, olağanüstü hikâyeler yazmışlardır" dedi. 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin, dünyanın en güçlü ordularının, dönemin en modern silahlarıyla vatanımızı parçalamak için saldırdığında, milletimizin ayağa kalkıp düşmana karşı omuz omuza topyekûn mücadele etmesinin tezahürü olduğunu söyleyen Doç. Dr. Savaş Eğilmez, "18 Mart Zaferi, şartlar ne olursa olsun Türk milletinin esir edilemeyeceğinin, Türk vatanının parçalanamayacağının tüm dünyaya haykırıldığı gündür. Çanakkale Savaşları, içerisinde birçok kahraman ve olağanüstü hikayeleri, barındırır. Çocuk, genç, ihtiyar, kadın, erkek bütün millet büyük fedakârlıklar göstermiş ve her biri zaferin kazanılmasında büyük katkılar sağlamıştır. Bu kahramanlardan bir grup da sıra dışı bir faaliyetle karşımıza çıkan kahraman Türk kadınları olmuştur. Türk kadını, Çanakkale savaşlarında sadece cepheye yiyecek, cephane taşıyıp, yaraları sarmamıştır. Bizzat düşmanla savaşa girmiştir. Türk kadınlarından bir grup da keskin nişancı olarak, olağanüstü hikâyeler yazmışlardır" dedi. "Bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı" Avusturalya ve Yeni Zelanda arşivlerinde yapılan araştırmalar, Çanakkale Savaşı’nda Türk kadınlarının sadece geri planda kalmayıp, kimsenin hayal bile edemeyeceği bir şekilde, keskin nişancı olarak bizzat savaştıklarını ortaya koyduğunu anlatan Eğilmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türk kadın savaşçılar, gizlendikleri yerden vurulup ölene kadar durmadan ateş ediyor ve attıklarını vuruyorlardı. Bu kahramanların kim olduğu, bireysel mi yoksa bir grup halinde mi hareket ettikleri, şimdilik tam olarak bilinemiyor. Avusturalyalı piyade er J. C. Davies, annesine yazdığı mektupta, kendilerine karşı çarpışan Türk kadın savaşçıyla ilgili şunları anlatmıştır: "Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü, keskin nişancı bir Türk kızı pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyu ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak, gün batmadan, bir Avusturalyalı tarafından öldürülmesine yine de üzüldüm. Güzel, yapılı ve tahminen 19-21 yaşlarında genç bir kızdı. Bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı." Times Gazetesi’nde yayınlanan bir başka askerin hatıralarında yaşlı annesi ve çocuğu ile savaşan keskin nişancı bir kadın hakkında bilgi verilmiştir. "O, bir Türk kadın savaşçısıydı ve durmaksızın saklandığı evden ateş ediyor, evi boşaltıp teslim olmayı reddediyordu. Sonunda ele geçtiğinde, yanında yaşlı annesi ve çocuğu da vardı. Yakalanana kadar, bir pencereden ısrarla ve özellikle de subaylarımızı hedef alarak ateş etmişti. Sanıyorum öldürdüğü bazı kurbanlarını süngülemişti de. Üzerinde 16 askerimizin künyesiyle, oldukça yüklü miktarda yabancı para bulduk." "Kendilerini yeşile boyayıp, bitkilerle uyum sağlamışlar" Mısır’da yayınlanan The Egyptian Gazette’de yer alan bir askerin İskenderiye’den ailesine yazdığı mektuba değinen Eğilmez, "’15 Ağustos 1915 pazar günü savaşa katıldık ve büyük bir tepeyi ele geçirme görevi aldık. Bu arada çok can kaybı verdik. Şarapnel parçaları, makineli tüfek mermileri yanı sıra, pusuda ateş eden keskin nişancı Türk kadın savaşçıların ateşi altında adeta cehennemde ilerlemek gibi bir şeydi bizimkisi. Burada çarpışanların çoğu kadın ve kız. Kendilerini yeşile boyayıp, ağaç ve bodur bitkilerle uyum sağlamışlardı.’ Yeni Zelanda’dan savaşmak için gelen Otago Birliği’ne mensup bir askerin savaştan sonra ülkesine döndüğünde, kendisiyle yapılan ses kayıtlı görüşme sırasında, bir keskin nişancı Türk savaşçısını yakalamak için operasyon düzenlediklerini, bu nişancıyı ele geçirdiklerinde şaşırıp, kadın olduğunu gördüğünü’ söylediğini ifade ediyor" dedi. "Çanakkale’de cephede Türk kadın sniperlar" Çanakkale’nin gerçekten bir destan olduğunu ve kadınların bu destanda acının en büyüğünü yaşadığını ifade eden Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, "Onlar babalarını, eşlerini ve evlatlarını kaybettiler. Ama vatanlarını korumak için canlarını da ortaya koydular. Bunun en güzel örneği anlattığımız Türk kadın sniperlardır. Bu kahramanlar, düşman subaylarına ateş ederken, hayatlarından olacaklarını çok iyi biliyorlardı. Sadece erkeklerini beklemediler, onlar gibi bu topraklar için şehit düştüler. Düşmanı hayrete düşüren ve yüreklerine derin korkular salan kahraman kadınlarımız, Mekânınız cennet olsun. Sizleri saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz. Ayrıca başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatanı uğruna hayatlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle, saygıyla ve minnetle anıyorum" şeklinde konuştu.
Çanakkale Savaşı’nın olağanüstü  ve bilinmeyen kadın kahramanları
18 Mart 2025 Salı - 09:56 Çanakkale Savaşı’nın olağanüstü ve bilinmeyen kadın kahramanları Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, Türk kadınlarından bir grup da keskin nişancı olarak, Çanakkale’de cepheden cepheye olağanüstü hikâyeler yazdığını dile getirdi. Çanakkale Zaferi’nin, dünyanın en güçlü ordularının, dönemin en modern silahlarıyla vatanımızı parçalamak için saldırdığında, milletimizin ayağa kalkıp düşmana karşı omuz omuza topyekûn mücadele etmesinin tezahürü olduğunu söyleyen Doç. Dr. Savaş Eğilmez, "18 Mart Zaferi, şartlar ne olursa olsun Türk milletinin esir edilemeyeceğinin, Türk vatanının parçalanamayacağının tüm dünyaya haykırıldığı gündür. Çanakkale Savaşları, içerisinde birçok kahraman ve olağanüstü hikayeleri, barındırır. Çocuk, genç, ihtiyar, kadın, erkek bütün millet büyük fedakârlıklar göstermiş ve her biri zaferin kazanılmasında büyük katkılar sağlamıştır. Bu kahramanlardan bir grup da sıradışı bir faaliyetle karşımıza çıkan kahraman Türk kadınları olmuştur. Türk kadını, Çanakkale savaşlarında sadece cepheye yiyecek, cephane taşıyıp, yaraları sarmamıştır. Bizzat düşmanla savaşa girmiştir. Türk kadınlarından bir grup da keskin nişancı olarak, olağanüstü hikâyeler yazmışlardır" dedi. "Bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı" Avusturalya ve Yeni Zelanda arşivlerinde yapılan araştırmalar, Çanakkale Savaşı’nda Türk kadınlarının sadece geri planda kalmayıp, kimsenin hayal bile demeyeceği bir şekilde, keskin nişancı olarak bizzat savaştıklarını ortaya koyduğunu anlatan Eğilmez, sözlerini şöyle sürdürdü, " Türk kadın savaşçılar, gizlendikleri yerden vurulup ölene kadar durmadan ateş ediyor ve attıklarını vuruyorlardı. Bu kahramanların kim olduğu, bireysel mi yoksa bir grup halinde mi hareket ettikleri, şimdilik tam olarak bilinemiyor. Avusturalyalı piyade er J. C. Davies, annesine yazdığı mektupta, kendilerine karşı çarpışan Türk kadın savaşçıyla ilgili şunları anlatmıştır: "Benim de vurulduğum 18 Mayıs 1915 günü, keskin nişancı bir Türk kızı pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyu ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak, gün batmadan, bir Avusturalya’lı tarafından öldürülmesine yine de üzüldüm. Güzel, yapılı ve tahminen 19- 21 yaşlarında genç bir kızdı. Bedeninde tam 52 kurşun yarası vardı." Times Gazetesi’nde yayınlanan bir başka askerin hatıralarında yaşlı annesi ve çocuğu ile savaşan keskin nişancı bir kadın hakkında bilgi verilmiştir. "O, bir Türk kadın savaşçısıydı ve durmaksızın saklandığı evden ateş ediyor, evi boşaltıp teslim olmayı reddediyordu. Sonunda ele geçtiğinde, yanında yaşlı annesi ve çocuğu da vardı. Yakalanana kadar, bir pencereden ısrarla ve özellikle de subaylarımızı hedef alarak ateş etmişti. Sanıyorum öldürdüğü bazı kurbanlarını süngülemişti de. Üzerinde 16 askerimizin künyesiyle, oldukça yüklü miktarda yabancı para bulduk" "Kendilerini yeşile boyayıp, bitkilerle uyum sağlamışlar" Eğilmez, Mısır’da yayınlanan The Egyptian Gazette gazetesinde yer alan bir askerin İskenderiye’den ailesine yazdığı mektupta ise şöyle denildiğini belirterek; "15 Ağustos 1915 pazar günü savaşa katıldık ve büyük bir tepeyi ele geçirme görevi aldık. Bu arada çok can kaybı verdik. Şarapnel parçaları, makineli tüfek mermileri yanı sıra, pusuda ateş eden keskin nişancı Türk kadın savaşçıların ateşi altında adeta cehennemde ilerlemek gibi bir şeydi bizimkisi. Burada çarpışanların çoğu kadın ve kız. Kendilerini yeşile boyayıp, ağaç ve bodur bitkilerle uyum sağlamışlardı." Yeni Zelanda’dan savaşmak için gelen Otago Birliği’ne mensup bir askerin savaştan sonra ülkesine döndüğünde, kendisiyle yapılan ses kayıtlı görüşme sırasında, "Bir keskin nişancı Türk savaşçısını yakalamak için operasyon düzenlediklerini, bu nişancıyı ele geçirdiklerinde şaşırıp, kadın olduğunu gördüğünü" söylediğini ifade ediyor. "Çanakkale’de cephede Türk kadın sniperlar" Çanakkale’nin gerçekten bir destan olduğunu ve kadınların bu destanda acının en büyüğünü yaşadığını ifade eden Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Eğilmez, "Onlar babalarını, eşlerini ve evlatlarını kaybettiler. Ama vatanlarını korumak için canlarını da ortaya koydular. Bunun en güzel örneği anlattığımız Türk kadın sniperlardır. Bu kahramanlar, düşman subaylarına ateş ederken, hayatlarından olacaklarını çok iyi biliyorlardı. Sadece erkeklerini beklemediler, onlar gibi bu topraklar için şehit düştüler. Düşmanı hayrete düşüren ve yüreklerine derin korkular salan kahraman kadınlarımız, Mekânınız Cennet olsun. Sizleri saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz. Ayrıca başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere vatanı uğruna hayatlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle, saygıyla ve minnetle anıyorum" şeklinde konuştu.
Türk Kızılayı Erzurum şubesi kongreye hazırlanıyor
17 Mart 2025 Pazartesi - 11:45 Türk Kızılayı Erzurum şubesi kongreye hazırlanıyor Türk Kızılayı Erzurum Şubesi, 20 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirilecek kongreye hazırlanıyor. Kongrede başkanlık için aday olan isimlerden biri de Erzurum’un sevilen simalarından Mali Müşavir Bağımsız Denetçi Orhan Akgüloğlu oldu. Daha önce Erzurum Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Başkanlığı yapan ve 15 Temmuz öncesi ve sonrasında kamusal bir görev üstlenen (kayyumlık) görevlerinde bulunan Akgüloğlu, şu anda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Erzurum İzleme Kurulu Başkanlığı ve İdari Gözlem Kurulu üyeliğini sürdürüyor. Aynı zamanda Kızılay Erzurum Şube Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Akgüloğlu, Kızılay gönüllüleri arasında büyük destek görüyor. Geçtiğimiz günlerde Radyo Ritm’de yayınlanan Sesli Gazete programına konuk olan Akgüloğlu, projelerini ve vizyonunu anlattı. Programda Erzurum’da daha önce Kızılay Şube Başkanlığı yapmış olan merhum Mitat Turgutcan’ı rahmetle anan Akgüloğlu, başkanlık görevi kendisine tevdi edildiği takdirde hayata geçirmeyi planladığı projeleri paylaştı. Öne çıkan projeler arasında yaşlılar konuk evi, Kızılay’a ait sağlık polikliniği, gönüllü bağışçıların daha aktif hale getirilmesi ve Erzurum Kızılay Şubesi’nin Türkiye genelinde örnek bir şube haline getirilmesi gibi çalışmalar yer alıyor. Bu projelerle Erzurum’da Kızılay’ın daha etkin bir hale getirilmesi amaçlanıyor. Akgüloğlu, Erzurum halkının desteğiyle Kızılay’ın bölgedeki faaliyetlerini daha ileriye taşımak istediklerini belirterek, tüm Erzurum halkını bu önemli kongreye davet etti. 20 Mart 2025 tarihinde İbrahim Erkal Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek kongrenin büyük bir katılımla gerçekleşecek.
Aras elektrik, 10. yılında da entegre yönetim sistemi denetimlerinden tam not aldı
17 Mart 2025 Pazartesi - 11:23 Aras elektrik, 10. yılında da entegre yönetim sistemi denetimlerinden tam not aldı Aras Elektrik, her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği entegre yönetim sistemi denetimlerini bu yıl da başarıyla tamamladı. 2015 yılından itibaren yapılan denetimler sonucunda, 10 yıl boyunca sürdürülebilir başarılar elde etti. ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi, ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi, ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi, ISO 27001- 27019 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemlerine ait denetimlerin tamamını başarıyla geçerek, kalite, çevre yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği, enerji yönetimi ve bilgi güvenliği gibi önemli alanlarda dünya standartlarında bir performans sergiledi. "Entegre yönetim sistemlerinde büyük başarı yakaladık" Yönetim sitemlerinde büyük bir başarı yakaladıklarını belirten Genel Müdür Fikret Akbaş, "ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ile müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkarıyor, süreçleri sürekli iyileştirerek verimliliği artırıyoruz. Bu sertifika, şirketimizin tüketici beklentilerini karşılama ve kaliteyi sürekli olarak iyileştirme taahhüdünü simgeliyor. ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ile çevre bilincini her geçen gün artırarak, çevreye olan olumsuz etkilerimizi minimize etmek için sürekli olarak sürdürülebilir çözümler geliştiriyoruz. Bu sistem, çevre yönetimi süreçlerimizdeki etkinliği artırarak doğaya duyarlı bir yaklaşımı benimsediğimizi kanıtlıyor. ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikamız ise çalışanlarımızın sağlığını ve güvenliğini korumak için aldığımız önlemleri ve iş sağlığına verdiğimiz önemi gösteriyor. Bu sistem sayesinde iş kazalarını en aza indirmek ve güvenli bir çalışma ortamı oluşturmak adına sürekli iyileştirmeler yapıyoruz." dedi. Akbaş, "ISO 10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi ile tüketici şikâyetlerini doğru şekilde ele alıyor ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimseyerek müşteri memnuniyetini ön planda tutuyoruz. Her yıl yaptığımız değerlendirmelerle, müşterilerimizin taleplerine hızlı ve etkili bir şekilde yanıt veriyoruz. ISO 27001-27019 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikası ise, verilerin güvenliğini sağlamadaki kararlılığımızı ortaya koyuyor. Bilgi güvenliği alanında en yüksek güvenlik standartlarını uygulayarak, verilerin korunmasını sağlıyor ve bilgi güvenliği risklerini minimize ediyoruz." ifadelerini kullandı. ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi’nin dağıtım şirketleri arasında ilk olarak kendilerinin aldığını belirten Akbaş: "Bu sertifika ile de enerjiyi verimli kullanma ve enerji tasarrufu sağlama konusunda önemli adımlar attık. Enerji tüketimimizi sürekli izleyerek, daha sürdürülebilir bir iş modeline doğru ilerliyoruz. Bu süreçte emeği geçen herkese, tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Önümüzdeki yıllarda da aynı başarıyla ilerlemeye devam edeceğiz ve kaliteli, güvenli, sürdürülebilir hizmetler sunma misyonumuzu sürdüreceğiz" dedi. İç denetimlerle sürekli iyileştirme Yıl boyunca gerçekleştirilen iç denetimlerle başarılı bir süreç takip ettiklerine dikkat çeken Kurumsal Gelişim ve Operasyonel Mükemmellik Müdürü Muraf Caf, "Her yıl tüm işletmemizi denetlemek, sistemimizin her yönünü sürekli olarak gözden geçirmemize olanak tanıyor. Bu denetimler sayesinde, tüm süreçlerimizi daha verimli hale getiriyor ve gelişen ihtiyaçlara göre sistemimizi sürekli olarak iyileştiriyoruz. İç denetimlerle elde ettiğimiz geri bildirimler doğrultusunda, yenilikçi ve etkili çözümler üretiyor, böylece her yıl bir öncekinden daha yüksek standartlara ulaşmayı hedefliyoruz." dedi. Caf, açıklamasını şöyle sürdürdü; "Ayrıca, dokümantasyon ve kurumsal risk analizlerimize büyük önem veriyoruz. Bu sayede, her bir sürecin doğru şekilde belgelenmesi ve izlenmesi sağlanırken, olası riskler de önceden belirlenip proaktif çözümlerle yönetiliyor. Sistemimizi sürekli olarak iyileştirerek, ortaya çıkan risklere karşı sağlam bir strateji oluşturuyor ve her yıl daha güvenli ve verimli bir işleyiş sağlıyoruz. Bu denetimler sayesinde standartların gerekliliklerini dikkatlice incelenme fırsatı yakalıyor ve ilgili maddeler doğrultusunda dokümanlar hazırlıyoruz. Her bir sürecin doğru şekilde belgelenmesi ve izlenmesini sağlarken, olası riskler için de risk analizlerimizi oluşturuyoruz. Sistemimizi sürekli olarak iyileştirerek, ortaya çıkan risklere karşı sağlam bir strateji oluşturuyor ve her yıl daha güvenli ve verimli bir işleyiş sağlıyoruz." Sürekli gelişim ve gelecek hedefleri ISO denetimleri, sadece yasal gereklilikleri yerine getirmekle kalmayıp, aynı zamanda şirketin geleceğe dönük stratejilerinin temelini oluşturuyor. Bu başarılar, sadece bugünün değil, yarının da güçlü bir altyapısının kurulmasına olanak tanıyor. Sürdürülebilir büyümeyi sağlamak, çevreye duyarlı olmak, çalışan sağlığını korumak ve tüketici memnuniyetini en yüksek seviyede tutmak için sürekli gelişimi hedefliyor.
İşte Erzurum’un yaşlı nüfus profili
17 Mart 2025 Pazartesi - 10:24 İşte Erzurum’un yaşlı nüfus profili Erzurum’da 65 yaş üzeri ve "yaşlı nüfus" olarak ifade edilen vatandaş sayısı 74 bin 436 oldu. Bu da toplam nüfusun yüzde 10’nu kapsıyor. Ülkemizde yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi iken son beş yılda %20,7 artarak 2024 yılında 9 milyon 112 bin 298 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2019 yılında %9,1 iken, 2024 yılında %10,6’ya yükseldi. Yaşlı nüfusun 2024 yılında %44,6’sını erkek nüfus, %55,4’ünü kadın nüfus oluşturdu. Erzurum’un toplam 745 bin 5 nüfusu bulunuyor. Bu nüfusun 371 bin 693’ü erkek, 373 bin 312’si ise kadınlardan oluşuyor. Erzurum’da yaşlı nüfusu oluşturan ve 65 yaş üzeri olarak tanımlanan nüfus 74 bin 436 olarak kayıtlara geçti. Bunlardan 33 bin 307’si erkek ve 41 bin 129’su kadın şeklinde oldu. Erzurum’da yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranına ise yüzde 10 oldu. Erzurum’da en az bir yaşlı fert bulunan toplam hanehalkı sayısı 55 bin 121 olurken, hanehalkı tipi istatistiklerine bakıldığında; tek kişilik hanehalkı 13 bin 644, tek çekirdek aileden oluşan hanehalkı 26 bin 831, en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalkı 13 bin 682 ve çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalkı 964 adet oldu. Erzurum’da en az bir yaşlı fert bulunan hanehalklarının toplam hanehalkı içindeki oranı yüzde 26,7 oldu. Tek kişilik yaşlı hanehalklarının toplam hanehalkı içindeki oranı yüzde 6,6 olurken, Tek kişilik yaşlı hanehalklarının toplam tek kişilik hanehalkı içindeki oranı yüzde 36,4 oldu. Cinsiyete göre tek kişilik yaşlı hanehalkı oranı ise erkekler yüzde 26 ve kadınlarda yüzde 74 şeklinde oldu.