Yerel Haberler
Erzurum
Trafik bilinci için tek yürek: Erzurum Emniyeti Havuzbaşı’ndaydı 03 Mayıs 2026 Pazar - 09:58:35 Erzurum’da Karayolu Trafik Haftası çerçevesinde düzenlenen etkinlikte, İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun vatandaşlarla ve çocuklarla bir araya gelerek trafik kurallarının hayati önemine dikkat çekti. Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından Havuzbaşı Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen etkinlikte, trafik bilincini artırmak amacıyla çeşitli farkındalık çalışmaları yapıldı. Çocukların ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, trafik güvenliği konusunda bilgilendirici broşürler dağıtıldı ve kuralların can güvenliği üzerindeki etkisi vurgulandı. Müdür Karaburun’dan trafik kuralları vurgusu Etkinliğe katılarak vatandaşlarla tek tek sohbet eden Erzurum İl Emniyet Müdürü Onur Karaburun, sürücü ve yayalara trafik kurallarına uymanın sadece bir zorunluluk değil, hayata tutunmanın anahtarı olduğunu hatırlattı. Karaburun, özellikle emniyet kemeri kullanımı, hız sınırları ve yaya önceliği konularında hassasiyet gösterilmesini istedi. Vatandaşlardan yoğun ilgi Havuzbaşı Meydanı’nda kurulan standlarda emniyet personeli tarafından trafik ekipmanları tanıtılırken, çocuklar için de eğitici görseller ve küçük hediyelerle trafik bilinci aşılandı. Vatandaşlar, emniyet teşkilatının bu tür etkinliklerle sahada olmasından duydukları memnuniyeti dile getirerek, bilgilendirmeler için polislere teşekkür etti.
03 Mayıs 2026 Pazar - 09:51 Erzurumspor FK As Başkanı Çınar: "Bize yakışanı yaptık" Erzurumspor FK As Başkanı Veysel Çınar, kazanılan şampiyonluğun ardından yaptığı açıklamada büyük bir gurur yaşadıklarını belirterek, "Kupayı kaldırmak çok güzel bir duygu. Bize yakışanı yaptık" dedi. Şampiyonluğun kadim şehir Erzurum’a hayırlı olmasını dileyen Çınar, kupayı Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ile birlikte kaldırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Erzurum’un futbola olan tutkusunun başarıda önemli bir rol oynadığını vurgulayan Çınar, futbolcular ve camianın Süper Lig yolunda büyük bir adım attığını söyledi. Sezon boyunca verilen emeğin karşılığını aldıklarını dile getiren Çınar, "Bütün senenin emeğini şampiyonlukla taçlandırdık. Büyük taraftarımız ve oyuncularımız bunu sonuna kadar hak etti. Bugün tribünlerdeki coşku sahaya da yansıdı" ifadelerini kullandı. Başarıda emeği geçen herkese teşekkür eden Çınar, "Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Onursal Başkanımız Mehmet Sekmen, Kulüp Başkanımız Ahmet Dal ve yönetim kurulu üyelerimizle birlikte, birlik ve beraberlik içinde takımımızı Süper Lig’e taşımanın onurunu yaşıyoruz. Teknik Direktörümüz Serkan Özbalta’ya ve sahada mavi-beyaz forma için mücadele eden futbolcularımıza teşekkür ediyorum" dedi. Erzurumspor’un ait olduğu Süper Lig’e geri döndüğünü vurgulayan Çınar, sözlerini şöyle tamamladı: "Şehrin her sokağı, her meydanı bu büyük zaferin gururunu yaşıyor. Yönetim olarak üzerimize düşeni yaptık. Bu onurlu şampiyonluk Erzurum’umuza hayırlı ve uğurlu olsun."
03 Mayıs 2026 Pazar - 09:50 DAGC Başkanı Türkez: ‘Daha özgür basın için meslek yasası şart’ Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti (DAGC) Başkanı Ayhan Türkez , 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle Yönetim Kurulu adına bir mesaj yayınladı. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 3 Mayıs tarihinin Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak ilan edildiğini hatırlatan Türkez, dünyanın çeşitli ülkelerinde gazetecilerin, hala şiddetle ve engellerle karşılaştıkları, birçok gazetecinin öldürüldüğü ve bir kısmının da hapiste olduğunu belirtti. Meslek yasası çıkarılmalı Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nün kutlandığı bu günde gazetecilerin, meslek yasası düzenlemesine ihtiyaç duyduğunu anlatan Türkez, basın sektöründe gazetecilik mesleğini tanımlayan ve standartları belirleyen kapsamlı bir yasal düzenlemenin bulunmaması, mesleğe giriş kriterlerinin belirlenmemiş olmasının, gazeteciliğin denetimsiz şekilde yapılabilmesine neden olduğunu ifade etti. Türkez, bu durumun, mesleki niteliğin düşmesine ve etik ihlallerin artmasına, kamuoyunun doğru bilgiye erişimine de olumsuz etki ettiğini kaydetti. Özellikle dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte sorumsuz ve denetimsiz içerik üretiminde ciddi artış gözlendiğini, bu durumun da halkın doğru bilgiye ulaşmasında sorun oluşturduğunu bildiren Türkez, "Bu nedenle gazetecilik mesleğini açık biçimde tanımlayan, mesleki yeterlilikleri ve etik ilkeleri belirleyen, gazetecilerin haklarını koruyan bir Meslek Yasası’nın ivedilikle çıkarılması gerekmektedir. Ancak bu düzenleme, ifade ve basın özgürlüğünü kısıtlayan değil, aksine güçlendiren bir anlayışla hazırlanmalıdır" dedi. Basın özgürlüğünün, sadece gazetecilerin serbestliği olarak algılanmamasını gerektiğini söyleyen Türkez, "Basın özgürlüğü, gazetecilerin haber alma, haber verme ve ifade özgürlüğüdür. Basın özgürlüğü aynı zamanda halkın da doğrudan haber alma özgürlüğüdür. Basın özgürlüğü, doğru bilgilendirilmiş ve eleştirel olabilen vatandaşlara sahip bir ülke olabilmemizin garantisi olmalıdır. İleri demokrasiler, ancak bu nitelikteki vatandaşlarca yaşatılabilir ve korunabilir " ifadelerini kullandı. Sorunlar kadar sorumluluklarımız da var Demokrasinin yaşatılabilmesi için gazetecilere de görev düştüğünü anlatan Türkez, mesajında şunları kaydetti: "Gazeteciler mesleki anlamda çağın gerekleri ile donanımlı olmalıdır. Bu günün, basın özgürlüğünün yeni açılımlar ve güvencelerle genişletilerek, iletişim özgürlüğüne dönüştürüleceği, hukuki düzenlemelerin gerçekleştirildiği bir süreç olarak kutlanması çok daha sevindirici olacaktır. Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nün, gazetecilerin ve basın kuruluşlarının hem mesleklerini özgürce yapabildikleri, hem de ekonomik bağımsızlıklarını elde etmiş olarak görevlerini sürdürdükleri bir gün olarak kutlanması gereğini bir kere daha hatırlatıyoruz. Gazetecilerin, basın kuruluşlarının sorunları ve sorumlulukları vardır. Kamuoyu bilmelidir ki sorumluluklarımız sorunlarımızın önündedir. Sorumluluklarımız ülkemizin öncelikleri, bölünmez bütünlüğümüz, vatanımız ve bayrağımızdır ve ülkemizin çıkarlarıdır. Bu vesileyle halkımızın haber alma hakkı için gece gündüz demeden çalışan basın emekçilerinin gününü kutluyor, başarı ve sağlıkla dolu meslek ortamı temenni ediyoruz".
Atatürk Üniversitesi’nde “Nanoteknoloji, Nanotıp ve Omiks” konuşuldu
15 Kasım 2024 Cuma - 09:23 Atatürk Üniversitesi’nde “Nanoteknoloji, Nanotıp ve Omiks” konuşuldu Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde; Tıp Fakültesi ile Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle, geleceğin bilim alanlarına ışık tutacak olan “Nanoteknoloji, Nanotıp ve Omiks” konulu bir konferans düzenlendi. Kültür Merkezi Prof. Dr. Kemal Bıyıkoğlu Salonunda gerçekleşen etkinlik, akademik çevreler ve öğrenciler tarafından ilgi gördü. Programa Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun yanı sıra, sempozyumun davetli konuşmacıları Prof. Dr. İsmail Öçsoy ve Doç. Dr. Basri Gülbakan ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum’da böylesi önemli bir konu üzerine düzenlenen etkinliğin gurur verici olduğunu belirtti. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, nanoteknoloji ve omiks alanlarının tıp ve bilim dünyasında çığır açan gelişmeler sunduğunu vurgulayarak, bu konulara öğrencilerin ilgisini çekmenin önemine değindi. “Üniversite olarak gençlerimizin bilime olan ilgisini artırmak ve yeni nesil teknolojilere dair farkındalıklarını geliştirmek için bu tarz etkinlikleri destekliyoruz” diyen Hacımüftüoğlu, etkinliğin bilim dünyasına katkı sağlayacağını ifade etti. Nanoteknolojinin Geleceği Üzerine Çarpıcı Sunumlar Konferansın ilk konuşmacısı olarak kürsüye çıkan Prof. Dr. İsmail Öçsoy, “Nanomalzemeler Çağı ve Nano Tıp” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Prof. Dr. Öçsoy, nanoteknolojinin tıp alanında sunduğu çözümleri ve gelecekte sağlık sektörünü nasıl dönüştüreceğini detaylandırarak, nano boyuttaki malzemelerin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinden bahsetti. Nanoteknolojinin, özellikle kanser tedavisi ve ilaç taşıma sistemlerinde sunduğu avantajları paylaşan Öçsoy: “Geleceğin tedavi yöntemlerinde nanoteknoloji ön planda olacak ve bu gelişmeler sayesinde hastalıkların teşhis ve tedavisi çok daha etkili bir hale gelecek” ifadelerini kullandı. Yeni Nesil Analizler, Kalıtsal Hastalıklara Yeni Çözümler Sunuyor Etkinlikte ikinci konuşmayı yapan Doç. Dr. Basri Gülbakan ise: “Kalıtsal Metabolik Hastalıklarda Yeni Nesil Omiks Analizler” konulu sunumunu gerçekleştirdi. Genetik hastalıkların teşhis ve tedavisinde omiks analizlerin rolünün giderek arttığını belirten Gülbakan, bu yeni nesil analizlerin, hastalıkların moleküler düzeyde anlaşılmasına olanak tanıdığını ifade etti. “Omiks teknolojisi sayesinde, hastalıklara yönelik çok daha spesifik ve kişiye özel tedavi yöntemleri geliştirilebiliyor” diyen Gülbakan, özellikle kalıtsal metabolik hastalıkların çözümünde omiks analizlerin sunduğu avantajları vurguladı. “Bilimin Geleceği İçin Yeni Nesil Teknolojilerle İleriye Yürüyoruz” Konferansın sonunda bir değerlendirme yapan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesi olarak bilimin geleceğine yön veren konuları gündeme taşımanın ve bu alanlardaki gelişmeleri öğrencilerle buluşturmanın önemine dikkat çekti. Hacımüftüoğlu, “Nanoteknoloji, nanotıp ve omiks gibi bilim dalları, yalnızca tıbbın değil tüm insanlığın geleceğini şekillendirecek potansiyele sahip. Bu konular üzerine düşünmek, araştırmak ve gençlerimizi bu alanlara yönlendirmek bizler için bir sorumluluk” diyerek, konferansın öğrencilerin bilimsel farkındalıklarını artırma açısından değerli bir etkinlik olduğunu ifade etti. Atatürk Üniversitesinde gerçekleştirilen bu anlamlı konferans, katılımcılara nanoteknoloji ve omiks alanındaki son gelişmeler hakkında kapsamlı bilgi sunarken, genç bilim insanlarına da ilham kaynağı oldu. Bilim dünyasına katkı sağlayacak bu tür etkinliklerin devam edeceği bildirildi.
Erzurum’dan dünyaya verilen Gazze ve Filistin mesajı: "Masumiyetin Katli"
14 Kasım 2024 Perşembe - 15:56 Erzurum’dan dünyaya verilen Gazze ve Filistin mesajı: "Masumiyetin Katli" Erzurum’da Kudus’ün masum yetimlerine ithafen "Masumiyetin Katli" konulu bir kişisel sergi açıldı. Atatürk Üniversitesi Sanat Galerisi’nde, Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Muhammet Tatar tarafından açılan "Masumiyetin Katli" sergisiyle, dünyaya Gazze’de yaşanan insanlık dışı vahşetin geldiği boyutu anlatılmasının ve bu anlamda bir farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği ifade edilirken, "Bu sergi ile ’Masumiyetin Katli’ ile ’masumiyet’ gibi yüce bir duygunun insanlık tarihinde, hele de peygamberlik dönemlerinden günümüze dek nasıl da katledildiğinin altı çizilmeye çalışılmaktadır" denildi. "Ailem Gazze’de, ben buradayım" “Masumiyetin Katli” sergisinin açılışına katılan ve yaklaşık 5 yıldır Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik ve Elektronik Bölümünde öğrenim gören Gazzeli Riyad Muhammet, sadece Filistin’de değil tüm dünyada savaşların bitmesini dilediğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Ailem Gazze’de, ben buradayım. Onlarla iletişim kurmak çok zor. Onların yanında olmak istiyorum. Durum çok iyi değil. Bütün iletişim kanalları kapatıldı. İsrail’in ablukası nedeniyle oraya gitmem de imkansız. Orada bir soykırım var. Yiyecek yok, ilaç yok. En kısa sürede vahşetin bitmesini istiyorum." Rektör Hacımüftüoğlu: "Ülke olarak güçlü olmak zorundayız" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, sanatın farklı bir yönünün olduğunu belirterek, "Bazen yüzlerce, binlerce sayfayla ifade edemediğiniz bir olayı bir resimle ifade edebiliyorsunuz ya da bir sanat eseriyle ortaya koyabiliyorsunuz. Dolayısıyla buradaki çok sayıda sanatkar, birçok mesajı özet bir şekilde, sanat eserleriyle verebiliyorlar. Dolayısıyla bu sanat gücünün çok daha iyi kullanmaları ve Erzurum’dan dünyaya bu şekilde bazı mesajları özet bir şekilde verebilmeleri bizim için çok kıymetli. Dünya üzerindeki bu zulüm, Filistin ve diğer ülkeler bunlar kabul edilemeyecek bir durum değil. Karşımızda sadece güçten anlayan insanlar var. Dolayısıyla ülkemizin de çok güçlü olması lazım. Bu konuda da Atatürk Üniversitesi olarak, ülkemizin gücüne güç katacak her türlü projenin içerisinde olduğumuza da yakın zamanda hepimiz müşahede edeceğiz. Onlara gerekli cevap; ülkenin en güçlü olması, hiç kimsenin herhangi bir konuda bizim ülkemize saldırıyla ilgili hiçbir şeyi aklından geçirememesi ve tersine bu tip yerlere de bizim ülkemizin yardım ettiğini de inşallah çok kısa süre içerisinde hepimiz şahit olacağız. Bu anlamda; sergide verilen mesajları görüyoruz” şeklinde konuştu. Doç. Dr. Muhammet Tatar: “Gazze’de 40 bin çocuk katledildi” Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Muhammet Tatar, savaşın şiddetli şekilde bir yılı aşkın bir süredir devam ettiğini belirterek, “Katliam Gazze’de ve şu anda Lübnan’a da yayıldı. Ciddi anlamda vahşi bir soykırım var. Belki de insanlık tarihinin görmediği vahşilikte bir soykırım. Sadece bombalarla öldürülen değil aynı zamanda açlığa, susuzluğa ve ilaçsızlığa, okulsuzluğa, hayata dair her şeyden mahrum edilen Gazzeli, Filistinli ve o bölgenin çocuklarına ithafen bir sergi düzenledik. Bu serginin projesi yaklaşık olarak iki yıl önce başlamıştı. Serginin temel teması olarak; yetimlerin en başı diyorum ben. Hazreti İsa ve daha öncesinde gelen Hazreti Yahya, Hazreti Zekeriya gibi masumiyeti temsil eden peygamberleri katleden, önceleri övülmüş, sonra lanetlenmiş kavmin katliamlarının burada 400 yıllık bir serüveni var. Ve daha sonra günümüze taşınan bu serüvenin gözler önüne serildiği bir sergi. Burada Avrupa’nın, Hristiyan Avrupa’nın 1400 yıllardan başlayarak 1900’e kadar önemli ressamlarının yapmış olduğu Hazreti İsa’nın çarmıha gelişi kompozisyonları yeni bir dille, Gazzeli çocukların naaşlarıyla yeniden kolajlanarak sunuldu. Hazreti İsa’da bildiğimiz gibi peygamber ve peygamberlerin masumiyet karinesi var. Bugün orada katledilen 40 bin çocuk da masum. Onları da katlediyorlar. Ana tema olarak bunu gözler önüne sermek istedik” dedi. Konuşmalardan sonra davetliler sergiyi gezdi, İsrail’in katliamlarını bu kez farkındalıkla ortaya konulan başka bir pencereden görme imkanı buldular. “Masumiyetin Katli” sergisi 14-30 Kasım 2024 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi Sanat Galerisi’nde gezilebilecek.
Erzurum’da “Okuyarak büyüyen nesiller” programı
14 Kasım 2024 Perşembe - 14:48 Erzurum’da “Okuyarak büyüyen nesiller” programı Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce Okuyarak Büyüyen Nesiller Programı düzenlendi. Şehit gazi çocukları ve korunma altındaki çocuklar için düzenlenen Okuyarak Büyüyen Nesiller programı ile çocuklara kültürel içerikli, eğlenceli bir gün yaşatıldı. Erzurum İsmail Saib Sencer İl Halk Kütüphanesinde başlayan ve Cine Tekno Sinemasında devam eden program ile çocuklara kitap sevgisi aşılamayı, kütüphane kültürü kazandırmayı ve milli değerlerle tanıştırmayı amaçlanıyor. Etkinliklerde kütüphane bölümleri gezdirilerek, çocuklara kitap çeşitleri, ödünç alma süreci ve kütüphane kullanımı hakkında bilgi verildi. Daha sonra yaş gruplarına uygun kitaplarla çocuklar, okuma etkinliği yaptı. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, katılımcı 200 çocuğa kitap ve kalem hediye etti. Masal ve hikayelerle çocukların hayal dünyaları zenginleştirildi. Şehit ve gazi çocuklarına özel olarak düzenlenen söyleşide, milli değerler ve kahramanlık üzerine sohbet edildi.Programın son durağı olan Cine Tekno Sineması’na geçen çocuklar, “Baba Beni Güldürsene” adlı filmi izleyerek eğlenceli anlar yaşadı. ASH İl Müdürü Hasan Aykut, programla ilgili olarak gazetecilere yaptığı açıklamada, 200 çocuğun etkinlikten yararlandığını ifade etti. İl Müdürü Aykut şunları söyledi: “Bugün burada sadece kitapları tanıtmak değil, aynı zamanda kütüphane kültürünü, okuma alışkanlığını ve milli manevi değerlerimizi benimsemenize katkı sunmak için toplandık. Çünkü biliyoruz ki kitaplar; insanın zihnini açan, hayal gücünü geliştiren ve dünyayı daha iyi anlamamıza yardımcı olan en güzel yollardan biridir. Şehit yakınları ve faziletimizde etkinliğimize katılarak, bu alamda farkındalık oluşturduk” Etkinliğe katılan çocuklar ise etkinlikten duydukları memnuniyeti ifade ederek, İl Müdürü Aykut ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Erzurum Kongre Binası buram buram tarih kokuyor
14 Kasım 2024 Perşembe - 10:43 Erzurum Kongre Binası buram buram tarih kokuyor Mustafa Kemal Atatürk’ün "Tarih, bu kongremizi şüphesiz ender ve büyük bir eser olarak kaydedecektir" sözleriyle hafızalara kazınan Erzurum Kongresi, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Vilâyât-ı Şarkiyye Müdâfaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti Erzurum Şubesi’nin kararı ile Kongre Binası’nda toplandı. Tarihi bina her gün yüzlerce ziyaretçiyi kabul ediyor. Millî Mücadele’nin kilit taşı olarak önemli kararların alındığı kongrenin toplandığı Erzurum Kongre Binası, hala o günün ruhunu yaşatıyor. Erzurum Valiliği, Kongre Binası ile ilgili yaptığı paylaşımda, "Erzurum Kongre Binası, 1864’de Sanasaryan Koleji olarak yapılmıştır. Cumhuriyet öncesinde bina satın alınarak devlete kazandırılmıştır. Bina 1924 sonlarında bir yangın geçirmiş ve ahşap kısım tamamen yanmıştır. Yangından sonra onarılan bina, Gazi İlkokulu olarak 1926’da hizmete açılmış, zaman içerisinde Yapı Sanat, Güzel Sanatlar Lisesi, Sosyal Bilimler Lisesi ve Fen Lisesi olarak varlığını devam ettirmiştir. Okulun bir salonu 1960’da Atatürk ve Erzurum Kongresi Müzesi olarak ziyarete açılmış, 2011-2013 yılları arasında TBMM Milli Saraylar Başkanlığı tarafından yapılan restorasyon sonrasında 2016 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığına (Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü) devredilmiştir. Günümüzde Kongre Binası Erzurum Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü olarak hizmet vermektedir" dedi. Binanın Valilik koordinesinde Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğünce projelendirilip ihale edildiği belirtilen paylaşımda, daha sonra şöyle denildi: "05.07.2017 tarihinde ihale edilen proje, yaklaşık bir yıl sürmüş ve 2018 yılında tamamlanarak, Millî Mücadele’nin 100. yıl dönümü etkinliklerinde açılmıştır. Envanterinde 248 tablo, 47 hat, 11 özgün baskı, 6 heykel, 10 seramik olmak üzere 322 nadide eser barındıran müzede, Türkiye’de tek olan Esmaü’l-Hüsna koleksiyonu da yer almaktadır. Erzurum Kongre Müzesi, şehit ve gazi yakınları, öğretmen, öğrenci ile 65 yaş üzeri vatandaşlara ve MüzeKart sahiplerine kapılarını ücretsiz açıyor. Bina yıl içerisinde çeşitli etkinlik ve sergilere de ev sahipliği yapmaktadır."
Beş üniversite arasında, tıbbi ve aromatik bitkiler odaklı iş birliği protokolü imzalandı
14 Kasım 2024 Perşembe - 10:07 Beş üniversite arasında, tıbbi ve aromatik bitkiler odaklı iş birliği protokolü imzalandı Atatürk Üniversitesi, Artvin Çoruh Üniversitesi, Iğdır Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi arasında, "Tıbbi ve Aromatik Bitkiler" alanını kapsayan önemli bir iş birliği protokolü imzalandı. Karadeniz Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen imza törenine; Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin, Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz ve Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı katıldı. Protokol kapsamında, beş üniversitenin yer aldığı illerde doğal olarak yetişen tıbbi ve aromatik bitki türlerinin analiz edilmesi, biyolojik aktivitelerinin araştırılması ve potansiyel biyolojik aktiviteye sahip metabolitlerin pre-klinik ve klinik çalışmalarının yapılması hedefleniyor. Bu iş birliği ile özellikle kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yönelik tedavi potansiyeli taşıyan bitki türlerinin tespiti ve bilimsel çalışmalarla desteklenmesi amaçlanıyor. Araştırmalar, üniversitelerin bu alanda faaliyet gösteren araştırma merkezleri ve laboratuvarlarında ortak olarak yürütülecek. Rektör Hacımüftüoğlu: “İnsan Sağlığına Katkı Sunacak Her Türlü Ar-Ge Faaliyetini Desteklemekte Kararlıyız” İmza töreninde konuşan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, iş birliğinin bölgedeki bitki zenginliğini bilimsel olarak değerlendirmeye ve halk sağlığına katkı sağlamaya yönelik önemli bir adım olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu: “Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerimiz, endemik bitkiler açısından oldukça zengin bir coğrafyaya sahip. Tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda bu zenginliği bilimsel yöntemlerle incelemek, biyolojik aktiviteleri keşfetmek ve bu alandaki potansiyel faydaları gün yüzüne çıkarmak adına bu iş birliğini çok değerli buluyoruz. Atatürk Üniversitesi olarak, insan sağlığına katkı sunacak her türlü Ar-Ge faaliyetini desteklemekte kararlıyız. Bu protokol sayesinde üniversiteler arasında ortak bilimsel çalışmalar yürütecek ve ülkemizin sağlık sektörüne de katkı sağlayacak bilimsel çıktılar elde edeceğiz” ifadelerini kullandı. Tıbbi ve aromatik bitkiler üzerine yapılacak araştırmaların sağlık alanında önemli potansiyeller barındırdığını belirten Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, bu çalışmaların hastalıkların tedavi süreçlerinde yeni yaklaşımlar geliştirmeye de olanak tanıyacağını söyleyerek; ev sahibi olan KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı başta olmak üzere, protokolün imzalanmasına katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti ve atılacak adımların sağlık sektörüne katkı sağlaması temennisinde bulundu.
65 yıldır demire tav veriyor, nal ve mıh yapıyor
14 Kasım 2024 Perşembe - 09:32 65 yıldır demire tav veriyor, nal ve mıh yapıyor Erzurum’un Oltu ilçesinde 10 yaşından bu yana demircilik yapan 75 yaşındaki Halis Ayan, üç kuşaktır devam eden mesleğin kendisiyle beraber nihayet bulacağını söyledi. Oltu’nun tanınmış demirci ustalarından Halis Ayan Usta, mesleğini 65 yıldır büyük bir özveriyle sürdürüyor. Dededen toruna devam eden mesleğini yaşatmaya çalışan Halis Usta, nal mıhçılığı gibi geleneksel demircilik mesleklerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. "Dede mesleği üç kuşaktır bizde devam ediyor" Halis Ayan, dedesinin mirasını taşıyarak 10 yaşında başladığı demircilik mesleğini tam 65 yıldır sürdürüyor. Çocuklarının bu mesleği devralmasını istediğini ancak onların farklı meslekler tercih ettiğini ifade eden Halis Usta, "Çocuklarım bu işin çok zor olduğunu belirtip ’ağır iş’ diyerek mesleği istemediler. Hepsi devlet memuru oldu. Benden sonra bu tezgah kapanacak" dedi. "Eskisi gibi at, eşek, öküz yok. Mesleğimiz yok oluyor" Halis Ayan, demircilik mesleğinin zorluklarına dikkat çekerek, "Demircilik gerçekten zor bir meslek ama ben alın terimle bugüne geldim. Çocuklarımı büyütürken de aynı mesleği yapıyordum. Eskisi gibi at, eşek, öküz yok; bu işler yok oluyor. Artık kimse bu mesleği öğrenmek istemiyor" şeklinde konuştu. Yorgunluğu kedi ve tavuklarla atıyor 65 yıl boyunca aynı heyecanla işini yapan Halis Ayan, yorulduğunda dinlenmek için kedilerine ve tavuklarına zaman ayırıyor. "Dükkanımı açarken hala aynı heyecanı duyuyorum. Yorgun olduğumda kedilerim var, tavuklarıma yem veriyorum. Onlarla ilgilenip biraz dinleniyorum, sonra işime tekrar dönüyorum" diyen Halis Usta, mesleğine olan bağlılığını ve yaşamına dair küçük mutluluklarını sıkça dile getiriyor. "Benden sonra işi yapacak kimse yok" Halis Usta, mesleğinin geleceği konusunda endişelerini de dile getirerek şöyle konuştu: "Benden sonra bu işi yapacak kimse de yok. Nal mıhçılığı gibi geleneksel meslekler yok oluyor. Artık bu işin ustası kalmadı, her geçen gün bu geleneğin kaybolduğunu hissediyorum."