Yerel Haberler
Erzurum
Erzurum’daki tarih konak sahaf oldu 05 Mayıs 2026 Salı - 16:26:36 Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin şehrin kültürel yaşamına katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği sahafın açılışı törenle yapıldı. Erzurum Kalesi’nin alt kısmındaki tarih konakta gerçekleştirilen açılışta konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, sıradan bir açılışın ötesinde, bir dirilişin, bir hatırlayışın, bir yeniden inşa edişin şahidi olmak üzere bir araya geldiklerini ifade ederek, "Bu kapının eşiğinde dururken şunu gönül rahatlığıyla ifade edebilirim ki; bizler yalnızca bir konağın kapısını aralamıyoruz. Bizler, zamanın tozlu raflarında bekleyen hatıraları gün yüzüne çıkarıyor, kelamın kıymetini yeniden hatırlatıyor, medeniyetimizin sessiz ama vakur yürüyüşüne bir adım daha ekliyoruz. Mazimizi inkâr etmeden, onu yük olarak görmeden, aksine bir hazine olarak kabul ederek geleceğe yürüyoruz" dedi. "Yalnızca kitaplar yok, bir neslin hatıraları var" Başkan Sekmen, açılışı yapılan sahafın bu yürüyüşün en anlamlı adımlarından birisi olduğunu anlatarak, "Burada yalnızca eski kitaplar sergilenmeyecek; burada geçmişin birikimi, geleceğin inşasına katkı sunacak. Bu mekânda dolaşan bir genç kardeşimiz, belki de yıllar önce yazılmış bir eserin satırlarında kendi yolunu bulacak. Belki bir çocuk, eline aldığı bir kitapla hayal kurmayı öğrenecek. Belki bir araştırmacı, burada bulduğu bir belgeyle yeni bir çalışmaya imza atacak. İşte bizim bütün gayemiz budur: Dokunmak, iz bırakmak, yön vermek. Bu sahafın bir başka yönü daha var ki, o da gönlümüzde ayrı bir yer tutuyor. Burada yalnızca kitaplar yok; burada bir neslin hatıraları var. Eski ders kitapları, defterler, belgeler. Bir zamanlar sınıflarda okunan, sıralarda paylaşılan, öğretmenlerin emek verdiği o kıymetli materyaller. Bunlar sadece birer eşya değil; bunlar bir milletin eğitim serüveninin sessiz tanıklarıdır" diye konuştu. "Taşın tarihe, kelimenin geleceğe tanıklık ettiği bir mekan" Erzurum Valisi Aydın Baruş, Erzurum Kalesi’nin surlarının hemen dibinde, taşların tarihe şahitlik ettiği bu köklü mekânda; geçmişle geleceği birbirine bağlayan bir köprünün, kadim medeniyetin izlerini yaşatacak bir hafıza merkezinin açılışını yaptıklarını vurgulayarak, "Sahaflar; kitabın ikinci hayatının başladığı, bir okuyucunun bıraktığı izi bir başkasının yeniden keşfettiği; tarihin, edebiyatın ve irfanın sessiz bekçisi olan nadir mekânlardır. Bir rafta sizi bekleyen kitap, belki onlarca yıl önce başka bir elin titizliğiyle okunmuştur. Belki üzerine not düşülmüş, belki bir sayfası özenle katlanmış, belki içine kurumuş bir çiçek bırakılmıştır. Bir kitabın sayfaları arasında unutulmuş bir mektup, kenarına düşülmüş bir not ya da asırlar öncesinden bugüne ulaşmış bir cilt; bizlere kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi hatırlatır. Kitaplar istikbale gönderilen mektuplardır; sahaflar ise bu mektupların emin emanetçileridir. Erzurum bu anlamda böyle bir mekana fazlasıyla layık bir şehirdir. Medresesiyle, tekke ve zaviyeleriyle, yetiştirdiği âlim ve şairlerle asırlar boyunca Anadolu’nun entelektüel hafızasına derin katkılar sunmuş bu kadim şehir, tarihin her döneminde bir kültür merkezi olmuştur. Bugün bu sahaf, o köklü ilim geleneğinin mütevazı fakat onurlu bir halkası olarak Erzurum Kalesi’nin hemen gölgesinde, şehrimizin belleğini en yoğun taşıyan noktalardan birinde kuruluyor. Taşın tarihe, kelimenin geleceğe tanıklık ettiği bu mekân, daha ilk günden itibaren anlamlı bir buluşma noktası olacaktır" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından katılımcılar hep birlikte açılış kurdelesini kesti ve tarih konaktaki sahafı gezdi.
05 Mayıs 2026 Salı - 16:01 Erzurum’daki tarih konak sahaf oldu Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin şehrin kültürel yaşamına katkı sunmak amacıyla hayata geçirdiği sahafın açılışı törenle yapıldı. Erzurum Kalesi’nin alt kısmında bulunan sahafın açılışı için bir program yapıldı. Yoğun katılımlı gerçekleşen açılış töreninde konuşan Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, sıradan bir açılışın ötesinde, bir dirilişin, bir hatırlayışın, bir yeniden inşa edişin şahidi olmak üzere bir araya geldiklerini ifade ederek, "Bu kapının eşiğinde dururken şunu gönül rahatlığıyla ifade edebilirim ki; bizler yalnızca bir konağın kapısını aralamıyoruz. Bizler, zamanın tozlu raflarında bekleyen hatıraları gün yüzüne çıkarıyor, kelamın kıymetini yeniden hatırlatıyor, medeniyetimizin sessiz ama vakur yürüyüşüne bir adım daha ekliyoruz. Mazimizi inkâr etmeden, onu yük olarak görmeden, aksine bir hazine olarak kabul ederek geleceğe yürüyoruz" dedi. "Yalnızca kitaplar yok, bir neslin hatıraları var" Başkan Sekmen, açılışı yapılan sahafın bu yürüyüşün en anlamlı adımlarından birisi olduğunu anlatarak, " Burada yalnızca eski kitaplar sergilenmeyecek; burada geçmişin birikimi, geleceğin inşasına katkı sunacak. Bu mekânda dolaşan bir genç kardeşimiz, belki de yıllar önce yazılmış bir eserin satırlarında kendi yolunu bulacak. Belki bir çocuk, eline aldığı bir kitapla hayal kurmayı öğrenecek. Belki bir araştırmacı, burada bulduğu bir belgeyle yeni bir çalışmaya imza atacak. İşte bizim bütün gayemiz budur: dokunmak, iz bırakmak, yön vermek. Bu sahafın bir başka yönü daha var ki, o da gönlümüzde ayrı bir yer tutuyor. Burada yalnızca kitaplar yok; burada bir neslin hatıraları var. Eski ders kitapları, defterler, belgeler. Bir zamanlar sınıflarda okunan, sıralarda paylaşılan, öğretmenlerin emek verdiği o kıymetli materyaller. Bunlar sadece birer eşya değil; bunlar bir milletin eğitim serüveninin sessiz tanıklarıdır" diye konuştu. "Taşın tarihe, kelimenin geleceğe tanıklık ettiği bir mekan" Erzurum Valisi Aydın Baruş, Erzurum Kalesi’nin surlarının hemen dibinde, taşların tarihe şahitlik ettiği bu köklü mekânda; geçmişle geleceği birbirine bağlayan bir köprünün, kadim medeniyetin izlerini yaşatacak bir hafıza merkezinin açılışını yaptıklarını vurgulayarak, "Sahaflar; kitabın ikinci hayatının başladığı, bir okuyucunun bıraktığı izi bir başkasının yeniden keşfettiği; tarihin, edebiyatın ve irfanın sessiz bekçisi olan nadir mekânlardır. Bir rafta sizi bekleyen kitap, belki onlarca yıl önce başka bir elin titizliğiyle okunmuştur. Belki üzerine not düşülmüş, belki bir sayfası özenle katlanmış, belki içine kurumuş bir çiçek bırakılmıştır. Bir kitabın sayfaları arasında unutulmuş bir mektup, kenarına düşülmüş bir not ya da asırlar öncesinden bugüne ulaşmış bir cilt; bizlere kim olduğumuzu ve nereden geldiğimizi hatırlatır. Kitaplar istikbale gönderilen mektuplardır; sahaflar ise bu mektupların emin emanetçileridir. Erzurum bu anlamda böyle bir mekana fazlasıyla layık bir şehirdir. Medresesiyle, tekke ve zaviyeleriyle, yetiştirdiği âlim ve şairlerle asırlar boyunca Anadolu’nun entelektüel hafızasına derin katkılar sunmuş bu kadim şehir, tarihin her döneminde bir kültür merkezi olmuştur. Bugün bu sahaf, o köklü ilim geleneğinin mütevazı fakat onurlu bir halkası olarak Erzurum Kalesi’nin hemen gölgesinde, şehrimizin belleğini en yoğun taşıyan noktalardan birinde kuruluyor. Taşın tarihe, kelimenin geleceğe tanıklık ettiği bu mekân, daha ilk günden itibaren anlamlı bir buluşma noktası olacaktır" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından katılımcılar hep birlikte açılış kurdelesini kesti ve tarih konaktaki sahafı gezdi.
05 Mayıs 2026 Salı - 16:01 Erzurum’da ‘Zirvede kadın var’ programı düzenlendi Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) bünyesinde çalışmalarını sürdüren TOBB Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu ev sahipliğinde, "Zirvede kadın var-Erzurum’da buluşuyoruz" başlığıyla ETSO Meclis Salonu’nda gerçekleşti. "Üreten kadın, güçlü gelecek demektir" Programda konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Erzurum Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Kübra Alioğulları, Erzurum’un sert ikliminde yetişen kadınların gerçekten mert olduğunu ifade ederek, "Sadece kırsalda değil; şehirde, bürokraside, girişimcilikte, akademide ve siyasette kadınlarımız her alanda var ve farkını ortaya koyuyor. Tarihten bugüne başarıya ortak olmuş, bugün de üretmeye devam eden çok güçlü bir kadın potansiyeline sahibiz. Yaklaşık 2.5 yıldır Kadın Girişimciler Kurulu’nda aktif olarak çalışıyorum. Bu süreçte en büyük motivasyonum, bu güçlü kadınların hikâyelerine dokunabilmek ve onların yolculuğuna küçük de olsa katkı sağlayabilmek oldu. Çünkü biz şuna inanıyoruz: Üreten kadın, güçlü gelecek demektir. Üreten bir kadın sadece kendi hayatını değil; bir aileyi, bir toplumu ve hatta bir ülkenin geleceğini değiştirebilir. Kadın istihdamı arttıkça refahın artacağını, kadın girişimciliği güçlendikçe yarının daha sağlam kurulacağını çok iyi biliyoruz" dedi. "Kadınların güçlü öyküleri var" Zirvede Kadın Platformu Kurucusu ve Proje Lideri Seyhan Koçak ise yaptığı konuşmada, "İyi ki birlikteyiz, iyi ki ben de bugün buraya gelebildim ve sizlerle birlikte olabildim. Birbirimize dokunduğumuz ve dayanışma içerisinde yol alabildiğimiz sürece kadının emeğini, gücünü ve görünürlüğünü daha ileriye taşıyabiliriz. Yereldeki kadının mücadele hikâyesinin çok daha anlamlı olduğunu düşünerek bu platformu kurmak istedim. Çünkü bambaşka hikâyeler, bambaşka hayatlar var. Farklı coğrafyalarda farklı kadınların güçlü öyküleri var. Bugün bu hikâyelere kulak kabartacağım" diye konuştu. "Birbirimize vizyon katacak programlarda bir araya gelmek çok kıymetli" Erzurum Vali Yardımcısı Didem Dinç Özay da konuşmasında, "Birbirimize vizyon katacak programlarda bir araya gelmek çok kıymetli. Bu ortamlarda samimi olabilmek, dertleşebilmek, birbirimize artımızla eksimizle, mutluluklarımızla ve zorluklarımızla yaklaşabilmek çok önemli. Çünkü bugün ‘kadın’ her yerde konuşulan bir kavram haline geldi. İş hayatında, ev hayatında İnternette aradığınızda binlerce makale bulabilirsiniz. Ama belki de atladığımız bir nokta var: Bizler kadın kadına, kadınlığı konuşmayı unutuyoruz" ifadelerini kullandı. Program, katılımcıların başarı hikâyelerini anlatmasıyla sona erdi.
05 Mayıs 2026 Salı - 15:46 İlaç firmaları Atatürk Üniversitesinde bir araya geldi; Hedef: İlaçta Ar-Ge ve yerli üretim ile sağlıkta tam bağımsız Türkiye Atatürk Üniversitesi, Kuzeydoğu Anadolu Kariyer Fuarı (KUDAKAF’26) kapsamında Türkiye’nin ilaç sektörüne yön veren önemli temsilcilerini bir araya getiren kritik bir zirveye ev sahipliği yaptı. "İlaçta Vizyon: Kamu, Sektör ve Bilim Zirvesi" başlığıyla gerçekleştirilen toplantı; sağlıkta yerli ve milli üretim hedefleri doğrultusunda atılan stratejik adımlar açısından dikkat çekti. Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun ev sahipliğini yaptığı zirveye, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar başkanlığında; Humanis, Berko, Bilim, Deva, Sanovel, İlko, Sanofi, World Medicine, Roche, Eczacıbaşı ve GSK gibi sektörün öncü firmalarının üst düzey yöneticileri ve temsilcileri katıldı. Kamu, özel sektör ve akademiyi buluşturan toplantıda; ilaçta Ar-Ge, yerli üretim kapasitesinin artırılması, nitelikli insan kaynağı ve uluslararası rekabet gücü gibi başlıklar kapsamlı şekilde ele alındı. Kamu, sektör ve akademi aynı masa etrafında buluştu; İlaçta yerli üretim ve stratejik iş birlikleri masaya yatırıldı Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, zirveye ilişkin yaptığı değerlendirmede, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma faaliyetleriyle sınırlı kalmayıp, ülkenin stratejik alanlarında yol gösterici bir rol üstlendiğini vurguladı. Hacımüftüoğlu: "Kamu, sektör ve bilimi aynı çatı altında buluşturan bu tür organizasyonlar; ülkemizin sağlık alanındaki bağımsızlık hedeflerine ulaşmasında kritik öneme sahiptir. Atatürk Üniversitesi olarak ilaç ve biyoteknoloji alanında güçlü bir vizyon ortaya koyuyor, paydaşlarımızla birlikte somut çıktılar üretmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Zirvede yapılan görüşmelerde, Türkiye’nin ilaç sektöründe dışa bağımlılığını azaltmaya yönelik stratejiler, üniversite-sanayi iş birliklerinin artırılması ve yenilikçi üretim modellerinin geliştirilmesi ön plana çıktı. Katılımcılar, özellikle son yıllarda hız kazanan yerli ilaç üretimi ve biyoteknolojik yatırımların, Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü artıracağı konusunda görüş birliğine vardı. Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleşen bu önemli buluşma; yalnızca bölgesel değil, ulusal ölçekte de sağlık politikalarına yön verebilecek nitelikte bir platform olarak değerlendirildi. Zirvenin, sürdürülebilir iş birliklerinin temelini oluşturması ve Türkiye’nin sağlıkta bağımsızlık vizyonuna katkı sağlaması bekleniyor.
Su kanalı inşası sonrası sel felaketi vatandaşları korkutuyor
26 Ekim 2024 Cumartesi - 15:39 Su kanalı inşası sonrası sel felaketi vatandaşları korkutuyor Erzurum’un Oltu ilçesine bağlı Ayvalı Mahallesi, yeni inşa edilen su kanalının neden olduğu selin ardından büyük bir korku yaşıyor. Mahalle sakinleri, kanalın dar inşa edilmesinden dolayı su taşkınlarına yol açtığını ve bu durumun köyde ciddi hasarlara neden olduğunu belirtiyor. Geçtiğimiz aylarda meydana gelen sel olayında, mahalledeki birçok ev ve bahçe su altında kaldı. Suyun taşması sonucu bazı evlerin temelleri zarar gördü, bahçelerdeki tarım ürünleri ise kullanılamaz hale geldi. Mahalle sakinleri, bu felaketin inşaat sürecinde alınmayan gerekli önlemler ve kanalın yanlış tasarımından kaynaklandığını öne sürüyor. Mahalle halkı, su kanalının inşaatına başlandığı günden beri endişe içinde yaşadıklarını belirtiyor. Yapılan çalışmaların yetersiz ve dikkatsiz olduğunu dile getiren vatandaşlar, yetkililerden duruma acil çözüm bekliyor. Bazı aileler, eğer bu durum düzeltilmezse köyü terk etmeyi düşündüklerini ifade ediyor. Ayvalı Mahallesi sakinleri yaşadıkları tedirginliği ifade ederek, “Bu felaketi yaşamadan önce yetkililere defalarca söyledik ama dinlemediler. Kanal bu şekilde inşa edilmemeliydi. Bir daha böyle bir olayla karşılaşmaktan korkuyoruz” diye konuştu. Mahalledeki hasar tespit çalışmaları devam ederken, yerel yönetimin durumu değerlendirmek üzere bir toplantı yapması bekleniyor. Vatandaşlar, yapılan yanlışların bir an önce düzeltilmesini ve gelecekte benzer sorunların yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınmasını talep ediyor.
Türkiye’nin ilk uluslararası farmakoloji dergisi
25 Ekim 2024 Cuma - 12:43 Türkiye’nin ilk uluslararası farmakoloji dergisi 2023 yılında Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun kuruculuğunda ve baş editörlüğünde yayın hayatına başlayan “Recent Trends in Pharmacology” dergisi, kısa sürede önemli başarılar elde ederek dikkatleri üzerine çekti. Türkiye’nin ilk uluslararası farmakoloji yayını olan bu dergi, geçtiğimiz ay DOAJ (Directory of Open Access Journals) indeksine kabul edilmesinin ardından, bu ay da EBSCO tarafından indekslenerek akademik prestijini pekiştirdi. Akademik dergiler, bilimsel bilginin paylaşımı ve yaygınlaşması açısından kritik bir öneme sahiptir. Özellikle tıp ve sağlık alanlarında, araştırmaların güncel sonuçlarının paylaşılması, hem akademik çevreler hem de sağlık hizmeti sağlayıcıları için hayati önem taşımaktadır. Bu açıdan bakıldığında, "Recent Trends in Pharmacology", farmakoloji alanındaki yenilikçi çalışmalara katkı sağlayarak, bilim insanlarının ve uygulayıcıların en güncel verilere ulaşmasını mümkün kılmaktadır. “Dergimiz, Hem Ulusal Hem De Uluslararası Akademik Çevrelerden Büyük İlgi Görüyor” Farmakolojinin; ilaçların etkilerini, mekanizmalarını ve kullanımlarını inceleyen bir bilim dalı olduğunu ve dünya sağlık sisteminde kritik bir rol oynadığını aktaran derginin kurucusu ve baş editörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, ilaçların geliştirilmesi, etkili tedavi yöntemlerinin belirlenmesi ve sağlık politikalarının oluşturulmasında farmakolojinin vazgeçilmez olduğunu söyledi. Bu bağlamda, "Recent Trends in Pharmacology" dergisinin, sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde farmakoloji alanındaki yeni trendleri belirlemeye ve bu alandaki bilgiyi derinleştirmeye yönelik önemli bir platform oluşturduğunu aktaran Prof. Dr. Hacımüftüoğlu: “Derginin sunduğu geniş çaplı makaleler, araştırmalar ve incelemeler, hem ulusal hem de uluslararası akademik çevrelerden büyük ilgi görüyor. Böylelikle, bilim insanları ve araştırmacılar, farmakoloji alanında karşılaştıkları sorunlara yenilikçi çözümler geliştirebiliyor ve alanın ilerlemesine katkı sağlıyor” dedi. “Prestijli İndekslere Kabul Edilmemiz, Dergimizin Kalitesini ve Etkisini Pekiştiriyor” Bu tür yayınların, akademik topluluklar arasında bilgi alışverişini artırırken, aynı zamanda yeni nesil araştırmacılara ilham verdiğini belirten Hacımüftüoğlu: ““Recent Trends in Pharmacology” dergisini kurarken amacımız, farmakoloji alanında yenilikçi araştırmaların paylaşılabileceği uluslararası bir platform oluşturmak ve Türk bilim dünyasının bu alandaki katkılarını global düzeye taşımaktı. DOAJ ve EBSCO gibi prestijli indekslere kabul edilmemiz, dergimizin kalitesini ve etkisini pekiştirmiştir. Bizler, bu dergi aracılığıyla akademik çevrelerin ihtiyaç duyduğu güncel bilgiye erişimini sağlamayı ve farmakoloji alanındaki yeni trendleri belirlemeyi hedefliyoruz. Ayrıca, ulusal ve uluslararası araştırmacıların iş birliği yapmasına olanak tanıyarak, sağlık sistemine katkı sunacak önemli çalışmalara zemin hazırlamak da en büyük arzularımızdan biridir. Bu düşüncelerle, dergimizin elde ettiği bu başarıda emeği geçenlere bir kez daha teşekkür ediyorum” diye konuştu.