Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Erzurum
Erzurum’da deprem ve zemin zirvesi
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:12:48
Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı düzenlendi. Geniş katılımlı toplantıda, kentlerin planlanması sürecinde; yer seçimi, o alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesinin önemine vurgu yapıldı. Toplantıya Erzurum Valisi Aydın Baruş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Dr. Ayşe Çağlayan, akademisyen ve konuyla ilgili kurumların yöneticileri katıldı. Açılış konuşmaları sonrası ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı akademisyen ve ilgili kurum yöneticilerinin sunumlarıyla devam etti. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçimi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Ayşe Çağlayan, Türkiye’nin jeolojik konumu sebebiyle başta depremler olmak üzere heyelan, kaya düşmesi, sel, taşkın, çığ gibi pek çok doğal afete maruz kaldığını belirterek, "Kentlerin planlanması sürecinde kentlerin kurulacağı yerlerin seçimi, planlanacak ve yapılaşmaya gidilecek alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesi, afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılmasının Bakanlığın öncelikli çalışmalarından birisidir. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçiminde 2011 yılından bugüne kadar yaklaşık 2,5 milyon hektarlık alanda etütlerimizi tamamlamış ve güvenli alanlarda yapılaşmaya yön vermiş bulunmaktayız. Kentlerimizi dirençli hale getirmek için yaptığımız çalışmalardan bir tanesi de Erzurum’daydı. Bunu da Erzurum Büyükşehir Belediyemizle birlikte koordineli özel olarak yürüttük. Bu çalışmaları yaparken Palandöken, Uzundere, Aşkale, Pasinler, Yakutiye, Horasan ilçelerinde yaklaşık 13 bin 755 hektarlık alanda yerleşim uygunluk değerlendirmesini tamamladık ve bu alanlarımızda afet tehlikelerini belirlemiş olduk. Ayrıca yine 2023 depremleri sonrasında bu depremlerden etkilenen illerimizde de 200 bin hektarlık alanda bu çalışmaları bitirdik" şeklinde konuştu. "Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" Erzurum Valisi Aydın Baruş, 2018-2022 yıllar arasında Malatya’da görev yaptığını ve 6 Şubat depremleri sonrası Malatya’yı ziyaret ettiğinde en çok hasar gören, yıkım gören bölgelerin zeminle uyumlu binaların yapılmadığı yerler olduğunu bizzat müşahede ettiğini dile getirerek, "Bu durma çok üzüldüm. Gerçekten biz bu çalışmaları önceden yapsaydık, zeminle bina ilişkisini sağlıklı bir şekilde kurabilseydik o alanlara sağlıklı binalar yapabilseydik bu şekilde hasar görmezdi. İçişleri Bakanlığımızın görevlendirilmesiyle Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde de bir süre görev yapma imkanı buldum. Orada özellikle sahayı inceleyerek depremin nerede daha fazla hasar verdiğini görme imkanı bulduk. Baktık ki ilçenin eskiden kurulduğu yerde yapılanlar eski bile olsa çok hasar görmemiş durumda. Ancak daha sonra şehrin genişleme alanlarında yapılan yerlerde zemin ve bina ilişki sağlıklı kurulmadığı için son derece ağır hasar almışlar. Basit bir gözlemle bunu anlayabiliyorsak, yapılacak bilimsel çalışmalarla konu derinliğine anlaşıldıktan sonra bina yapımının, inşaat çalışmalarının zeminle sağlıklı bir şekilde ilerlemesiyle depremden korkmamıza gerek yoktur. Deprem ülkemizin gerçeği. Onunla birlikte yaşamak zorundayız. Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" dedi. "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum adına son derece hayati bir başlık etrafında bir araya geldiklerini vurgulayarak, "Yalnızca bir toplantı icra etmiyor; aynı zamanda geleceğimizi, şehirlerimizin güvenliğini ve evlatlarımızın yarınlarını konuşuyoruz. Bu buluşma, bir farkındalık zemini olduğu kadar, aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır. Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki; deprem, bu coğrafyanın bir gerçeğidir. Bizler bu gerçeği inkâr ederek değil, onu doğru okuyarak, bilimle anlayarak ve kararlılıkla yöneterek yol almak zorundayız. Şehirler, akılla, bilimle ve güçlü bir iradeyle inşa edilir. Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz ilk günden itibaren şunu esas aldık: "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır." Bu anlayışla hareket ederek, sadece üstyapıya değil, altyapıya; sadece bugüne değil, yarınlara yatırım yaptık. Bizler Erzurum’u sadece bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarının risklerine göre de hazırlıyoruz. Daha dirençli, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir şehir için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu şehir bizim sevdamızdır. Bu sevda bizi durmadan çalışmaya, üretmeye ve geleceği sağlam temeller üzerine kurmaya sevk etmektedir" diye konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:54
Karayazılı 25 köy çocuğu ilk kez Palandöken’i gördü, zirvede kartopu oynadı
Erzurum’un Karayazı ilçesinin 6 köyünden gelen 25 ortaokul öğrencisi ilk defa Palandöken’i gördü, kar topu oynadı, şehrin tarihi ve turistlik mekanlarını gezdi, gönüllerince eğlendi. Hayırsever iş insanı Ferit Kaya tarafından sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yürütülen öğrenci buluşmaları, Karayazı’dan gelen köy çocuklarının Erzurum gezisiyle devam etti. Yaklaşık 7 yıldır sürdürülen proje kapsamında, çevre ilçelerden gelen öğrenciler Erzurum kent merkezinde ağırlanarak şehrin tarihi, kültürel ve manevi değerleriyle buluşturuluyor. Her yıl ortalama 5 bin ile 10 bin arasında öğrencinin faydalandığı proje ile özellikle kırsal bölgelerde yaşayan çocukların şehir hafızasını yerinde tanımaları amaçlanıyor. Bu kapsamda Karayazı Mollaosman İlkokulu-Ortaokulu öğrencilerinden oluşan 25 köy çocuğu, Erzurum’da unutamayacakları bir gün geçirdi. Programın ilk durağı Erzurum Kongre Binası oldu. Burada Milli Mücadele tarihine tanıklık eden çocuklar, daha sonra Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami ve kent merkezindeki tarihi eserleri gezdi. Gönüllerince kar topu oynadılar Tarihi ve kültürel gezilerin ardından çocuklar Palandöken’e çıkarıldı. Palandöken’in beyaz örtüsüyle ilk kez buluşan çocuklar, karla kaplı zirvede kartopu oynayarak doyasıya eğlendi. İlk kez Erzurum’a geldiklerini belirten çocuklar, şehrin tarihi eserlerini yakından görmenin ve Palandöken’i ziyaret etmenin kendileri için büyük bir mutluluk olduğunu söyledi. Erzurum Kongre Binası, Çifte Minareli Medrese ve Ulu Cami gibi tarihi mekânları gezmekten etkilendiklerini ifade eden çocuklar, Palandöken’de kartopu oynamanın ise unutamayacakları bir anı olarak hafızalarında kalacağını dile getirdi. Gündüz: "6 köyden 25 öğrencimiz bu programa katıldı" Karayazı Mollaosman İlkokulu-Ortaokulu Müdürü Gökhan Gündüz, programa 6 köyden 25 öğrencinin katıldığını belirterek, bu tür sosyal sorumluluk çalışmalarının öğrenciler açısından son derece kıymetli olduğunu söyledi. Gündüz, öğrencilerin önemli bir bölümünün Erzurum kent merkezine ve Palandöken’e ilk kez geldiğini ifade ederek şunları kaydetti: "Bugün 6 köyden 25 öğrencimizle birlikte Erzurum’a geldik. Çocuklarımız Erzurum Kongre Binası’nı, Çifte Minareli Medrese’yi, Ulu Cami’yi ve şehrimizin tarihi eserlerini görme fırsatı buldu. Ardından Palandöken’e çıkarak karla buluştular. Öğrencilerimizin mutluluğu ve heyecanı görülmeye değerdi. Onlar için unutulmaz bir gün oldu." Kaya: "Çocukların yüzündeki tebessüm her şeye değer" İş insanı Ferit Kaya, sosyal sorumluluk anlayışıyla yürüttükleri projenin çocukların dünyasında güzel izler bırakmasını önemsediklerini belirtti. Kaya, özellikle köylerde yaşayan çocukların Erzurum’un tarihi ve kültürel mirasını yerinde görmelerinin kıymetli olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Bizim için en büyük mutluluk çocuklarımızın yüzündeki tebessümü görebilmek. Karayazı’dan gelen evlatlarımız bugün Erzurum Kongre Binası’nı, Çifte Minareli Medrese’yi, Ulu Cami’yi, Erzurum Kalesi ve Palandöken’i görme imkânı buldu. Çocuklarımızın birçoğu Erzurum’a ve Palandöken’e ilk kez geldi. Onların tarihi mekânları görürken yaşadığı heyecanı, Palandöken’de kartopu oynarken yüzlerine yansıyan mutluluğu görmek bizim için çok değerli. Bu çalışma sadece bir gezi programı değil; çocuklarımızın hayallerine dokunma, onlara yeni ufuklar açma ve unutamayacakları güzel hatıralar bırakma çabasıdır." Projemize devam edeceğiz Kaya, projenin 7 yıldır aralıksız sürdüğünü belirterek, "Bugüne kadar Hınıs, Tekman, Karaçoban, Karayazı ve Aşkale başta olmak üzere çevre ilçelerden binlerce öğrencimizi Erzurum’da ağırladık. Her yıl ortalama 5 bin ile 10 bin arasında öğrencimizi şehrimizin tarihi, kültürel ve manevi değerleriyle buluşturuyoruz. Sosyal sorumluluk anlayışıyla çocuklarımız için bu tür çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz." dedi. Çocukların mutluluğu görülmeye değer Ferit Kaya, programın gerçekleştirilmesinde desteklerinden dolayı Karayazı Kaymakamlığına, Erzurum Valiliğine ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’e teşekkür etti. Karayazılı çocuklar da ilk defa Erzurum’a geldiklerini belirterek, tarihi eserleri ve Palandöken’i görmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Kendilerine bu imkânı sunan iş insanı Ferit Kaya’ya teşekkür eden çocuklar, Erzurum gezisinin kendileri için unutulmaz bir hatıra olduğunu söyledi. Program, çocukların Erzurum gezisinde çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:06
Aras Elektrik, Güvenlik kültürüne dikkat çekiyor
Elektrik dağıtım sektöründe faaliyet gösteren Aras Elektrik, çalışan sağlığı ve güvenliğini yalnızca yasal bir zorunluluk değil, kurum kültürünün temel yapı taşı olarak konumlandırıyor. 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında bu alandaki çalışmalarına dikkat çeken şirket, sorumluluk sahasında yer alan 7 ilde İSG uygulamalarını kararlılıkla sürdürüyor. Aras Elektrik’te göreve başlayan her personel, işe başlamadan önce kapsamlı İSG eğitimlerinden geçiriliyor. Elektrik Kuvvetli Akım Tesislerinde (EKAT) Çalışma Eğitimi, Yüksekte Çalışma Eğitimi, Temel İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi ve İlkyardım Eğitimi gibi başlıklarda verilen bu eğitimler, saha uygulamalarıyla da destekleniyor. Çalışanların Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) kullanımına ilişkin denetimler ise İSG uzmanları tarafından düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Dijital Dönüşümle Güçlenen İSG Süreçleri Aras Elektrik, uzun süredir yürüttüğü dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında uygulamaya aldığı "İSG Yol Haritası" ile eğitim ve bilgilendirme süreçlerini daha da iyileştirdi. Halihazırda kullanılan diğer dijital platformlar üzerinden sunulan eğitim içerikleri güncellenerek çalışanların bilgiye hızlı ve sürekli erişimi sağlanırken, farkındalık çalışmalarının etkinliği de artırıldı. Bu sayede çalışanların bilinç düzeyi yükseltilirken sahadaki güvenli davranışların yaygınlaşmasına katkı sunuluyor. "İSG’ye Önem Veriyoruz, Güvenliği Kurum Kültürü Haline Getiriyoruz" Aras EDAŞ Genel Müdürü Fikret Akbaş, 4-10 Mayıs İSG Haftası dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, iş sağlığı ve güvenliğinin şirket için vazgeçilmez bir öncelik olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Aras Elektrik olarak güvenliği sadece bir tedbir değil, bir kurum kültürü olarak görüyoruz. Elektrik dağıtımı gibi yüksek risk barındıran bir sektörde faaliyet gösterirken, tüm çalışanlarımızın sahada aynı bilinçle hareket etmesini sağlamak en önemli hedeflerimizden biri. Bu doğrultuda İSG kültürünü sürekli geliştiren, hatırlatan ve içselleştiren bir yaklaşım benimsiyoruz." Akbaş ayrıca, yıl boyunca düzenlenen İSG çalıştayları ve farkındalık etkinlikleriyle çalışanların sürece aktif katılımının sağlandığını belirterek, "Gerçekleştirdiğimiz çalıştaylar ve saha uygulamalarıyla çalışanlarımızın görüşlerini alıyor, süreçlerimizi birlikte geliştiriyoruz. Bu sayede güvenlik kültürünü daha da güçlendiriyoruz." dedi. Aras Elektrik, her geçen yıl geliştirdiği İSG politikaları ve çalışan odaklı yaklaşımıyla hem güvenli çalışma ortamını güçlendirmeyi hem de hizmet kalitesini artırmayı sürdürüyor.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:19
Yaşlı adam evinde ölü bulundu
Erzurum’da kendine ait evde yalnız yaşayan yaşlı şahıs ölü bulundu. Erzurum’un Lalapaşa Mahallesi Arif Hoca Sokak üzerinde bulunan Gökkuşağı Apartmanı’nda yalnız yaşayan 73 yaşındaki İbrahim K. şahıstan birkaç gündür haber alamayan komşuları durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin yardımıyla eve giren ekipler, şahsın hayatını kaybettiğini belirledi. Olayın ardından olay yeri inceleme ekipleri evde detaylı çalışma yaptı. Yapılan incelemelerin ardından şahsın cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
19 Ekim 2024 Cumartesi - 13:41
Oltu’da muhtarlar günü kutlandı
19 Ekim Muhtarlar Günü, Erzurum’un Oltu ilçesinde düzenlenen törenle kutlandı. Oltu Muhtarlar Deneği Başkan Yardımcısı Reşit Çelik ve Mahalle Muhtarları hükümet meydanındaki Atatürk Anıtına çelenk sunumu yaptı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Oltu Kaymakamı muhtarlarla öğlen yemeğinde bir araya geldi. Oltu Muhtarlar Derneği Başkan yardımcısı Reşit Çelik, burada yaptığı konuşmada muhtarlık müessesinin yerel demokrasinin en eski en önemli yapı taşı olma özelliği taşıdığını ifade ederek, "Vatandaşlarla devlet arasında köprü vazifesi gören muhtarların devlete ulaşması noktasında ilk aşama olduğu herkesçe bilinmektedir. Muhtarlarımız, kısıtlı imkanlarla büyük işlere imza atan, vatandaşlarımızın düğününde cenazesinde yanlarında yer alarak birer aile bireyi özelliğini taşımaktadır. Muhtarlarımız, devletin halkla olan en sıcak temas noktası, devletin güler yüzü ve şefkat elidir" dedi. Muhtarlar günü etkinlikleri kapsamında Oltu Kaymakamı İbrahim Gökmen de yemek programında bir konuşma yaptı, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik "Sorunlarınız küçük ya da büyük fark etmez, çözüm noktasında birlikte hareket edeceğiz" dedi. Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, "En küçük idari birimlerden olan bizim taşradaki görevlilerimiz muhtarlarımız kamu hizmetlerinin yürütülmesinde, kamu hizmetlerinin talebinde vatandaşlarla olan diyaloğumuzda herhangi bir mahallemizde bir sorun yaşadığında bizim doğrudan soracağımız yakın hissettiğimiz siz muhtarlarsınız. İlk bilgileri muhakkak sizlerden alıyoruz, bazı hizmetler zaman projeye yapılıp öyle yapılır bazı hizmetler vardır göz ardı edilemez, acil çözüme kavuşturulur. Oltu ilçemizde de aynıdır. Türkiye’nin her yerinde bu böyledir. Her zaman muhtarlarımızın yanındayız bu vesile ile 19 Ekim Muhtarlar Gününüzü kutluyorum" dedi.
19 Ekim 2024 Cumartesi - 12:13
Oltu Halk Kütüphanesi’ne yeni müdür atandı
Oltu Halk Kütüphanesi Müdürlüğü’ne Ceren Alptürkan Erdil atandı. Erdil, göreve başlamasıyla birlikte, kütüphanenin yeni yüzü olarak Oltu halkına hizmet vermeye hazır olduğunu belirtti. Önceki müdür Şafak Gürbüz’ün eski görevine dönmesinin ardından boş kalan müdürlüğe, İstanbul Adalar İlçe Halk Kütüphanesi’nden atanan Erdil, "Oltu biraz bakımsız gibi görünse de misafirperver halkı ve zengin tarihiyle dikkat çekiyor. Çok güzel bir kütüphanemiz var. İlçemizde bulunmaktan ve görev yapmaktan çok mutluyum. Herkesi kütüphanemize bekliyoruz" dedi. Ceren Alptürkan Erdil, 1980 yılında Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Kütüphanecilik Bölümü Dokümantasyon ve Enformasyon Anabilim Dalı’ndan 2003 yılında mezun oldu. Özel sektörde bir süre çalıştıktan sonra Kırıkkale İl Halk Kütüphanesi ve Adalar Büyükada İlçe Halk Kütüphanesi’nde görev aldı. Evli olan Ceren Alptürkan Erdil, 26 Eylül 2024 tarihinde Oltu İlçe Halk Kütüphanesi’nde göreve başladı.
19 Ekim 2024 Cumartesi - 12:05
Erzurum Kent Konseyi Başkanı Tanfer: “Ehram, Erzurum’un kültürel mirasıdır”
Erzurum Kent Konseyi Yürütme Kurulu adına Başkan Hüseyin Tanfer, sosyal medya hesaplarından ‘Erzurum Ehramı’ üzerindeki hakaret içerikli paylaşımların mesnetsiz olduğunu, paylaşım yapan hesaplar hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı. Başkan Hüseyin Tanfer, Ehram’ın Erzurum Kültüründe önemli bir yer edindiğini ifade ederek “Erzurum’da ehram koyun yününden yapılan, annelerimizin şehir merkezinde olsun, kırsal kesimde olsun, dış giysi olarak kullanılan tek parça halinde örtündükleri sokak giysisidir. Ehram, sadece dış giysisi olmasının yanı sıra giyinen kişinin karekterini de yansıtabilecek büyük bir öneme sahiptir. Erzurum Ehramı Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı Erzurum’da ehram giysimiz Erzurum’umuzun kültürel elçisi, bir kültürel mirasıdır, mirasımızdır. Ehramı kuşaktan kuşağa yaşatacağız” dedi. Ehramın başta Erzurum, Bayburt, Erzincan, Elazığ, Ağrı, Van ve Kayseri gibi illerde kadınlar tarafından kullanıldığını ifade eden Tanfer, “Örtünmek amacıyla kullanılan ve koyun yününden üretilen kumaşlardan yapılan ehram, halen söz konusu iller başta olmak üzere birçok kentteki kadınlarca geleneksel giysi olarak kullanılıyor” dedi. Dünya Turizmi Erzurum Ehramı ile Tanışıyor “Erzurum, yapılan başarılı çalışmalar neticesinde geleneksel kıyafetimiz ehramın tescilini almıştır” diyen Tanfer açıklamasını şöyle sürdürdü; “Anadolu’dan dünyaya’ olarak belirlenen zirve, Türkiye coğrafyasına ait ürünlerin bir markaya dönüşmesine katkı sağlayarak, coğrafi işaretli ürün potansiyelini harekete geçirmeyi ve bu yolla büyüyen uluslararası ticaretten yararlanılarak kırsal kalkınma hedeflerine ulaşmasına katkı sağlamayı amaçlamıştır. Bu gün ülkemizin dört bir köşesinden fışkıran zenginlikleri tescillemenin takdire şayandır. Ülkeler arasında Almanya, Japonya, Azerbaycan ile Endonezya başta olmak üzere çok sayıda ülkeye ürünlerinin pazarlamayı sürdürmektedir. Ülkemizi her bir bölgesini, yöresini fasikül fasikül okuyabilirsek, henüz keşfedilmemiş ve tüm dünyada çığır açmaya gebe nice hazine bulacağız. Kültürel tarihimizde adeta bir arkeolog titizliğiyle araştırmak da, tıpkı bayrak sevgisi gibi kutsal bir çabadır. “Şiddetle kınıyoruz” “Erzurum Kent Konseyi Yürütme Kurulu olarak, Erzurum Ehramı dünya pazarına açılırken bazı art niyetli kişilerin, bazı basın yayın organlarında, sosyal medya hesapları üzerinden mesnetsizce ‘Ehram üzerindeki’ ahlaksız yaklaşımlarını tasvip etmiyoruz. Şiddetle kınıyoruz. Kadim Şehir Erzurum’umuz adına, Hukuksal yollara başvurarak gerekli girişimlerde bulunacağımızı ifade etmek istiyorum. Erzurum Ehramı bizim analarımızın, bacılarımızın, kadınlarımızın, kızlarımızın kültürüdür.’ diyerek ifade etmek istiyorum. Ehramın dünya pazarlarına açılması noktasında da, önemli bir ekonomik değer ortaya koyacağı aşikardır. Coğrafi işaret, kırsal kesimde büyük istihdamlar sağlayarak, bölgeyi ve halkını kalkındırma imkanıdır. Erzurum Ehramının coğrafi etiketi alınmıştır. Aynı zamanda Ehram üretimi için Atölye kurulup ürünleri satışa sunulmuş ve kadınlara istihdam olanağı sağlamaktadır. Başta Erzurum Valiliğimiz olmak üzere, Büyükşehir Belediyemiz, Kamu Kurum Kuruluşlarımız, Aziziye, Palandöken, Yakutiye Belediyelerimizin özenle, tanıtım yolundaki başarılı projeleri ile hayata geçirmiştir. Şunu ifade etmek istiyoruz. Erzurum Kent Konseyi olarak ‘Erzurum Ehramı’ ülke çapına hatta uluslararası tanıtımını devam ettirme adına elimizden gelen gayreti göstermeye özen ve itina ile Erzurum Ehramını yaşatmayı sürdüreceğiz.”
19 Ekim 2024 Cumartesi - 11:50
Devlet korumasındaki çocuklar teknoloji şölenine konuk oldu
Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı kuruluşlarda korunma ve bakım altında bulunan 70 çocuk, Türkiye’nin dört bir yanından ve 17 farklı ülkeden 6 bin 691 katılımcı, 2 bin 687 robot projesinin yer aldığı 16. Uluslararası MEB Robot Yarışması’ndaki atölyelere katıldı. Çocuklar, bu kapsamda robotik atölyelerde uygulamalı eğitimlere katılarak eğitimler sayesinde teknolojiye dair bilgi ve becerilerini geliştirme fırsatı buldu. Yetkililerden detaylı bilgiler alan çocuklar, teknoloji konusunda farkındalık elde etti. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, etkinliğin amacının çocukların teknolojiyle buluşması ve bu alanda farkındalık oluşturması olduğunu ifade etti. Aykut, çocukların teknolojiyle tanışmasının ve bu alandaki becerilerini geliştirmelerinin önemini dile getirirken, bu tür etkinliklerin çocukların özgüvenini artırdığını ve gelecekteki kariyer seçimlerinde onlara rehberlik ettiğini belirtti. Çocukların geleceğin sektörü olan yapay zeka ve robot teknolojileri konusunda bilinçlendiğini belirten Aykut, “Atölyeler, çocuklara robotik, programlama ve mühendislik gibi alanlarda temel bilgiler sunarak, problem çözme yeteneklerini geliştirmelerine olanak tanımaktadır. Bu tür etkinlikler, çocukların sadece teknolojiyi tüketen bireyler olmaktan çıkıp, aynı zamanda üretken bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamaktadır. Her çocuğun eşit fırsatlara sahip olması gerektiği düşüncesiyle, bu tür girişimlerin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Bu tür yarışmaların, çocukların potansiyellerini ortaya çıkarmalarına ve hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı olması açısından büyük önem taşıyor" dedi. Robot atölyesine katılan çocuklar, etkinlik boyunca birçok yeni bilgi ve beceri edinme fırsatı buldu. Robotik dünyasının kapılarını aralayan bu atölyeler sayesinde çocukların teknolojiye olan ilgileri daha da arttı. Atölye sonunda çocuklar, kendilerine bu eşsiz deneyimi sunan kurum yöneticilerine teşekkür ettiler.
19 Ekim 2024 Cumartesi - 11:08
Oltu’da ana arı yetiştiriciliği projesi
Erzurum’un Oltu ilçesinde ana arı yetiştiriciliği projesi başladı. Oltu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve yüzde 80’inin Tarım Bakanlığı, yüzde 20’sinin arıcılar tarafından finanse edildiği Ana Arı Yetiştiriciliği Projesi, ilçedeki arıcılığın gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. Toplam bütçesi 1 milyon 250 bin TL olan projenin 1 milyon TL’si Tarım Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından, 250 bin TL’si ise arıcılar tarafından karşılandı. Proje kapsamında, 18 çiftçiye Tarım ve Orman Bakanlığı onayı ile 10 gün süreli "Ana Arı Yetiştiriciliği Eğitimi" verilerek 17 kursiyere sertifika verildi. Oltu’da toplam 255 arıcı ve 13 bin arı kovanı bulunurken yıllık bal üretimi ise ortalama 130 ton civarında olduğu belirtildi. Bal üretimi ile ilçe ekonomisine yıllık yaklaşık 65 milyon TL katkı sağlanıyor. Proje ile birlikte arıcılar, kendi ihtiyaçları olan ana arıları üretebilecek ve Oltu ile çevresindeki arıcıların taleplerini karşılayabilecekler. Yeni genç ana arılarla üretim yapma imkanı bulan arıcıların bal üretiminde artış yaşanması, aynı zamanda arı koloni kayıplarında da ciddi bir azalma bekleniyor. Böylece arıcılar, daha karlı ve sürdürülebilir bir arıcılık yapma imkânına kavuşacak. Proje kapsamında 12 arıcıya 24 adet Damızlık Ana Arılı Koloni (Kafkas Irkı), 600 adet Ahşap Ana Arı Çiftleştirme Kovanı, 12 adet Ana Arı Üretim Seti (Janter), 24 adet Ahşap Arı Kovanı, 480 kilogram Fondan Şeker Arı Yemi, 600 kilogram Temel Petek dağıtıldı. Proje ile Oltu, arıcılıkta önemli bir merkez olma yolunda ilerliyor ve bölgedeki tarımsal faaliyetlerin güçlenmesine katkı sunuyor. Düzenlenen programa İl Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kelger, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Belediye Başkanı Adem Çelebi, Oltu İlçe Tarım ve Orman Müdürü Temel Aslan ve AK Parti Oltu ilçe Başkan Yardımcısı Davut Bektaş ile arıcılar katıldı.
18 Ekim 2024 Cuma - 16:17
ErasmusDays Projeleri, Erzurum’da tanıtıldı
14-19 Ekim 2024 tarihlerinde kutlanan ErasmusDays ülke genelinde olduğu gibi Erzurum’da da Valilik Sosyal Etüt ve Projeler Müdürlüğü koordinasyonunda büyük bir katılımla gerçekleştirildi. İl genelindeki kamu kurumları, sivil toplum kuruluşlarının yoğun ilgi gösterdiği programda, yurt dışı hareketlilik faaliyetlerine katılan öğrenci ve öğretmenlerin deneyimleri sunum eşliğinde paylaşıldı. Programın açılış konuşmasını yapan İl Sosyal Etüt ve Proje Müdür Yardımcısı İlhami Atasever, yürütülen geçmiş projeler hakkında bilgilendirme yaparak Sayın Valimizin talimatları doğrultusunda 2025 yılı için bir yol haritası belirlediklerini açıkladı. Atasever, il genelindeki proje sayısının %100 arttırılmasının hedeflendiğini belirtti. Programda İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü Proje Uzmanı Fatih Bayrakçeken tarafından Erasmus+ tanıtımı yapılırken, Olur Şehir Abdulkadir Güngör Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Öğretmeni Yılmaz Var, Hınıs Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Ebru Yürekseven, Oltu Karabekir İlkokulu Müdürü Cemal Tanrıver ve Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Kurşun kendi projeleri üzerinden deneyim ve tecrübelerini paylaştı.
18 Ekim 2024 Cuma - 14:15
Erzurum Teknik Üniversitesi, eş zamanlı ICBES ve ICHER sempozyumlarına ev sahipliği yaptı
Erzurum Teknik Üniversitesi, 17-19 Ekim 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen 9. Uluslararası İşletme ve Ekonomi Çalışmaları Konferansı (ICBES) ile 9. Uluslararası Beşerî Bilimler ve Eğitim Araştırmaları Konferansı’na (ICHER) ev sahipliği yaptı. Sempozyumlar, çevrimiçi ve yüz yüze formatlarda eş zamanlı olarak düzenlenmiş olup, açılış töreni ETÜ Muammer Yaylalı Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Açılış konuşmasını yapan ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, teknoloji dünyasındaki hızlı değişimlerin sosyal bilimler üzerindeki etkilerini vurgulayarak disiplinler arası iş birliğinin önemine değindi. ICHER’in açılış konuşması, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Kacıroğlu tarafından "İlkelliğin İhtişamı" başlıklı sunumla yapılırken, ICBES’in açılış konuşmasını İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yılmaz Kaplan, “Endüstriyel Toplumdan Ekolojik Topluma Geçişte Döngüsel Ekonominin Önemi” başlıklı konuşmasıyla gerçekleştirdi. Sempozyumlar boyunca, İİBF ve Edebiyat Fakültesi’nde düzenlenen oturumlarda ekonomi, işletme, sosyoloji, edebiyat, tarih ve eğitim bilimleri gibi farklı disiplinlerden 119 bilim insanı 85 bildiri sundu. Toplamda 20 oturum gerçekleştirilmiş olup, etkinlikler çevrimiçi platformlar üzerinden de takip edildi.
18 Ekim 2024 Cuma - 13:43
Bakan Tekin öğretmen atamalarıyla ilgili konuştu: "Mülakat sonuçlarını yakın zamanda açıklayacağız"
Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, öğretmen atamaları konusunda mülakat sonuçlarının yakın zamanda açıklanacağını söyledi. Atatürk Üniversitesinin akademik yılı açılış törenine katılan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, öğretmenevinde düzenlenen yemekte ilde görev yapan basın mensupları ile bir araya geldi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin, öğretmen atamaları ile ilgili yaptığı açıklamada "Mülakat sonuçlarını yakın zamanda açıklayacağız" dedi. Bakan Tekin, öğretmen atamalarıyla ilgili olarak, "Şimdi biliyorsunuz arkadaşlar bir yönetmelik değişikliği yaptık. Yönetmelik değişikliğini yapmasaydık öğretmen atamaları şöyle yapılıyordu. KPSS puanı itibariyle üç katı aday yani atayacağımız rakamı üç katına mülakata çağıracaktık. Mülakata çağrılan kişiler sıfır nokta başlıyordu. Mülakatta aldıkları not atama yüzde yüz atama notu oluyordu. Biz şimdi mülakatla ilgili güvenlik ve adaleti temin edici bazı tedbirler aldık. Ve ondan sonra da dedik ki mülakat yüzde elli KPSS yüzde elli olacak. Yönetmelik yani mülakata karşı çıkan kişilerin ve adayların lehine olacak bir biçimde değişiklik yaptık. Sonra da mülakatları yaptık. Yani bizim sistemimizi önceki sisteme göre aday yüzde yüz mülakat notuyla atanacak. Bizim sistemimize göre KPSS sistemin yüzde ellisi, adayın mülakat notunun yüzde ellisi. Bu mevzuyu anlamakta zorlanan, bu işi şova dönüştürmek isteyen siyasetçiler ve sendikalar bizim yönetmeliğimizin iptali için Danıştay’a başvurdu. Şimdi bir burada idare hukuku okuyan var mı bilmiyorum. İdare hukuku derslerinde bizim öğrettiğimiz ilk şey idari yargıda dava açma hakkı ve menfaati ihlal edilen kişiler dava açabilir. Yani bir milletvekili bir siyasi partinin grup başkanı, grup başkanı vekili gidip de idari yargıda böyle ben bunu beğenmedim dava açamazsın. Dava açabilmesi için hakkının ve menfaatinin ihlal edilmesi gerekiyor. Şimdi adam dava açmış, koskoca bir ana muhalefet partisinin grup başkan vekili, genel başkan yardımcısı diyor ki ’Bakan benim davamı reddettirdi’. Bu hukuk bilmezlik, bana ne yani dava aç ama adamın davası reddedilince benim reddettiğimi söylüyor. Hiç alakası yok, dolayısıyla davalar açıldı. Davalarla ilgili Danıştay kararlar verdi. Yürütmeyi durdurma işlemlerini reddetti. En son bu hafta açılan davalardan en son yürütme durdurma talebine ilişkin geldi. Hepsinde de ’oy birliğiyle üç hukuki normlara uygun olduğu için yürütme durdurma talepleri reddedilmiştir’ ifadesi var. Dolayısıyla mülakat sonuçlarını yakın zamanda açıklayacağız" diye konuştu. Türkiye’de demokratik siyasal yaşam ile ilgili verilen mücadele Cumhurbaşkanı Kabinesi’nde Milli Eğitim Bakanı olarak görevlendirilmesinin üzerinden bir buçuk yıla yakın bir süre geçtiğini anlatan Bakan Tekin, “Ben akademisyenim biliyorsunuz. Siyaset bilimi benim alanım. Uzun yıllar üniversitelerde siyaset bilimi, siyasal düşünceler tarihi, Türk siyasal hayatı, Türkiye’deki anayasal gelişmeler, anayasa insan hakları ve benzeri dersler verdim. Bir sürü farklı sivil toplum örgütünün içerisinde Türkiye’deki ifade hürriyeti, inanç hürriyeti gibi konularda bazısında teorik ders verme anlamında, bazısında aktivist olarak sürecin içerisinde yer alma anlamında uzun yıllar mücadele ettik. Kendi alanım itibariyle Türkiye’deki hükümet sistem tartışmalarında daha doğrusu Türkiye’deki yürütmeyle ilgili istikrarsızlık tartışmalarında ana belirleyici unsurun Türkiye’de anayasamızdaki hükümet sistemi formülasyonu olduğunu düşünüyordum. Yüksek lisans ve doktora da sonraki çalışmalarda da hep bu konularla ilgilendim. Yani niye Türkiye’de demokratik siyasal yaşam niye darbelerle bölünüyor? Şunun için bunu anlattım: Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının ilk yıllarından itibaren de hem parti içinde hem parti dışında farklı ortamlarda tek başlı yürütmenin hem Türkiye’nin toplumsal yapısına hem de çağdaş demokrasi anlayışıyla daha uyumlu olduğu konusunda çalışmalar yaptık. 2011 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığında bakan yardımcısı oldum. Böylece akademik ilgi alanlarımızı akademiyle ilgili yürüttüğümüz işlere biraz ara verdik. Yaklaşık iki yıl bakan yardımcılığı yaptım müteakiben gezi olaylar başladığında Millî Eğitim Bakanlığında müsteşar olarak göreve başladım. Gezi olaylarını müteakip yine biliyorsunuz Türkiye’yi önce 17-25 Aralık, sonrasında da 15 Temmuz’a götüren sürecin aslında başladığı dönemler. Yani 2013 yılı, haziran ayı gibi Gezi olaylarını doğru analiz ettiğimizde arkasındaki aklın ne olduğunu ve arkasındaki akılla mücadele etmek için neler yapılması gerektiğini şimdi çok çabuk tahmin edebiliyorsunuz ama o zaman bu tahmini yapmak çok kolay değildi. O tarihlerde bu bahsettiğimiz öngörülerle birlikte dershanelerin dönüştürülmesi sürecini yürüttük. 2013 Kasım’da malum bildiğimiz süreç başladı. Dershanelerle ilgili. Dershaneler kapatıldı. Bütün bu süreçte Millî Eğitim Bakanlığında müsteşarlık yaptım. 2018 yılında da 2017 referandumu sonrasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye müsteşarlık makamı kaldırılınca tekrar üniversiteye geri döndüm. Yaklaşık 5 yıl üniversitede yine çalıştık. O 5 yılın sonunda da Millî Eğitim Bakanlığına tekrar döndük. Yapılması gereken çok fazla husus bizim müktesebatımızda oluşmuş oldu" ifadelerine yer verdi. Müfredat değişikliği Bakan Tekin, gündeme ilişkin değerlendirmelerinde şunları kaydetti: "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli diye bildiğimiz eğitim öğretim programlarında yaptığımız revizyon, 2013 yılında yüzlerce çalıştay, benim müsteşarlığım döneminde yüzlerce diyorum bakın, çünkü iki yüzün üzerindeki çalıştaya doğrudan benim ya da müsteşar yardımcılarımın katıldığını hatırlıyorum. Onun dışındakileri saymadım bile. Önce bu çalıştaylarda bir müfredat değişikliğine ihtiyaç olup olunmadığı soruldu muhataplarımıza. Sonra bir değişiklik olacaksa, bir müfredat değişikliği olacaksa bunun nasıl olması gerektiğine dair şu anda da hazırlıklar başladı. Söylemeye çalıştığım şey şu; bizim 2023 Haziran ayından itibaren hayata geçirdiğimiz şeylerin tamamı yıllar öncesinde çalışılmaya başlandı. Müfredat bunlardan bir tanesi. Başladığımız andan itibaren şöyle bir gözünüzün önünden geçirirseniz; müfredat değişikliğine gelinceye kadar geçtiğimiz yıl yaz aylarında yayınladığımız genelgelerle okullarda cep telefonu kullanılmasının yasaklanmasından okullarımızın bahçelerinin, çocuklarımızın geleneksel oyunlarımızı yani bizim kültürümüzü, değerlerimizi yansıtan oyunlarımızı oynayabildikleri, günde attıkları adım sayısı iki yüzlere kadar düşmüştü ortalama çocuklarımızın. Yani sınıfa giriyor. Eline cep telefonunu alıyor. Hiç çıkmıyor sınıftan. O da sırasından bile kalkmıyor neredeyse. Böyle bir noktaya gelmişti. Bunun ortadan kaldırıldığı, çocuklarımızın bahçede her bir taraftan geleneksel oyunlarımızı oynadığı, bir taraftan da günlük en azından belli aktivite yapabildiği alanlara dönüştürmeye kadar işte okullara velilerin randevuyla girmesinden, devamsızlıktan sınıf tekrarına kadar yani devamsızlığın sınıf tekrarına sebebiyet vermesi, başarısızlığın sınıf tekrarına sebebiyet vermesi uygulamasının tekrar geriye gelmesi. Seçimlik dersler havuzunun revize edilmesi sürecin yürütülmesine kadar geçtiğimiz yaz çok mesela benim çok yıllardır hayal ettiğim şeydi. Çocuklarımızın ana problemlerinden bir tanesi, hem Türkiye’deki toplumsal ilişkileri açısından hem akademik başarıları açısından hem de uluslararası göstergeler de bunu çok rahat ortaya koyuyordu; en temel sorunlarından bir tanesi kendilerini ifade problemi. Vakıf değiller ana dillerine, ana dillerine vakıf olmadıkları için annesiyle, babasıyla da doğru düzgün iletişim kuramıyorlar. Sınavda sorulan soruyu da doğru anlamıyorlar. Uluslararası sınavlarda da ana dil okur yazarlığıyla ilgili becerileri düşük. Dolayısıyla geçtiğimiz yaz mesela çok önemsediğim bir şeydi. Üç tane şey yaptık: Birincisi; Türkçe ile Türk Edebiyatı derslerinde çocuklarımızın sınıf geçme notunu yetmişe çıkardık. Yani yetmişin altında kalacak dedik. İkincisi; bu sınavları yani Türkçe ve Türk Dil Edebiyatı derslerinden yapılan sınavları klasik ya da test yani bildiğiniz sınav olmaktan çıkardık. Dil becerilerini ölçen dört temel beceriyi ölçecek şekilde sınavlara dönüştürdük. Yani okuma, yazma, konuşma ve anlama. Şu anda okullarımızda Türkçe dersleri ve Türk Dili Edebiyatı derslerinin sınavları bu dört beceri üzerinden yapılıyor. Ben bunu çok önemsiyorum. Sonra üçüncü olarak da dilimizin zenginlikleri diye bir proje başlattık. Türkiye’nin her tarafında çocuklarımızın ana dil becerilerini geliştirecek kendilerini daha rahat ifade edecekleri bir şey başlattık. Bunların hepsi normal şartlarda çok büyük lansmanlarla ve çok büyük çalışmalarla duyurulabilecek şeylerdir. Sessiz sedasız bunlar hayata geçti." Okul bahçelerinin açık tutulması Okul bahçelerinden daha nezih bir şekilde çocukların oyun oynayacakları alanın olmadığını belirten Bakan Tekin, "Bu talep de geliyor bize muhtardan. Diyor ki ‘Siz kapıyı kilitliyorsunuz. Çocukların oyun oynayacağı yer yok.’ Normal şartlarda okul müdürümüz okulun bu anlamdaki eğitim öğretim saati bittikten sonra kendi mesaisi bittikten sonra okulu kapatır gider. Ama muhtardan bir talep geldi. Çocukların top oynayacakları yer yok. O okul müdürü kendi ilçesinde açabilir, bırakabilir. Ama biz bu tedbirleri sadece eğitim, öğretim devam ettiği süre içerisinde alabiliriz ancak" dedi. Mesleki eğitimde yapılan dönüşüm AK Parti hükümetleri göreve geldiğinden beri mesleki eğitimi güçlendirme çalışmaları gerçekleştirildiğini söyleyen Bakan Tekin, "Meslek eğitimle ilgili olarak aslında bizim yaşadığımız temel sıkıntının kaynağı 28 Şubat süreci. Malum 28 Şubat süreci oluncaya kadar imam hatip liselerinin doğal şehrin, toplam ortaöğretim içerisindeki öğrenci oranı yüzde on iki. Yaklaşık yüzde kırk üç, yüzde kırk dört bandında meslek liseleri var. Gerisi de genel ortaöğretim dediğimiz fen lisesi, Anadolu lisesi ve benzeri yerlerde. Fakat 28 Şubat’tan sonra imam hatipler neredeyse kapanma noktasına geldi. Meslek liseleri de öğrenci sayıları yüzde yirminin altına düştü. Yüzde yirminin altına düşmesi bir şey değil. İmaj olarak da insanlar çocuklarını meslek liselerine göndermemeye başladı. Şimdi eğer 28 Şubat sürecinin toplumda oluşturduğu tahribatı ortadan kaldırmak, kaldırmaya çalışıyorsak, söylüyorsak bu insanların özgürce çocuklarını, meslek lisesine ya da imam hatibe gönderebilmelerini, gönderdiklerinde başlarına herhangi bir iş gelmeyeceklerini, çocuklarının bir de katsayı engeliyle karşı karşıya gelmemesini garanti altını altına almak lazım. Bence AK Parti’nin iktidarı boyunca yaptığı en önemli işlerden bir tanesi katsayı ile ilgili problemleri ortadan kaldırmış olması. Şimdi şöyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık, 28 Şubat ile kimse çocuğunu göndermiyor meslek liselerine. Biz Bakanlık olarak bir şeyler yapacağız ama aradan geçen yaklaşık 15 yıllık periyot içerisinde meslek liselerimiz kullanılamaz hale gelmiş. Meslek liselerimizde öğretmen kalmamış. Dersi olmayan kişiler emekli olmuş. Branş değişikliğine gitmiş vesaire. Kalan öğretmenlerimiz öğrenci olmadığı için derse giremediği için, sektörden sahadan kopmuş. Böyle bir tablo var. Ne yapacağız peki? Böyle olunca bizim müfredatımız yani meslek lisesiyle ilgili müfredatımız da sahadan kopuk. Diyelim ki mobilya üreticisiyim, bizim eski adıyla mobilya bölümlerimizde ara eleman yetişiyor. Oradan ara eleman temin ediyorduk. Şimdi bizim sektörümüzde kullandığımız makinalar araçlar değişmiş. Teknoloji değişmiş. Bizim bilim programımız değişmemiş. Bizim makinemiz değişmemiş. Bizim öğretmenlerimiz orayı bilmiyor. Şimdi burada böyle bir kakofoni vardı tabiri caizse. 2014’te bu biraz önce bahsettiğim dershane kanunu içerisinde bir tane tek bir kelime koyduk. Proje okulu diye bir kavram. Proje okulla ne yaptık, dedik ki biz bu meslek liselerini de organize etmek istiyoruz. Bunu yaparken de bu aradan geçen zamanda eğitim sistemimizde ve okullarımızda ortaya çıkan hasarın ve depoların ortadan kaldırılması için bu meslek liselerimizin yeniden organize edilmesi sürecinde ilgili sektörü devreye sokalım dedik. Ne yaptık mesela; ayakkabıcılarla oturduk, ayakkabıcılık lisesi açtık. Tıbbi cihaz üreten kişilerle oturduk, tıbbi cihaz üretimi lisesi açtık ’meslek lisesi’ adı altında. Erzurum’da da o zaman o benim müsteşarlığım döneminde. Buraya raylı sistemle de ilgili bir lise. Çünkü bu hızlı tren güzergahı üzerinde çok istihdam imkanı olacağını düşündüm. Bu söylediğim şeyler çok basit gelebilir. Şöyle bir şey var; şimdi diyelim ayakkabıcılık lisesi yapıyoruz. Şimdi biz ne yaptık? Ayakkabıcılık lisesinin programını yani müfredatını oluştururken dedik ki bu ayakkabıcılık lisesinin müfredatının yüzde altmışı akademik dersler yüzde kırka ayakkabıcılık dersi. Bu yüzde altmışın müfredatını biz yazalım Bakanlık olarak. Yüzde kırkı da biz anlamayız. Aradan on beş yıl geçmiş. Bizim okullarımızda bu sektörü takip etmemiş kimse öğretmenlerimiz ayrılmış, öğretmenlerimiz sahadan uzak kalmış vesaire. Tuttuk ilgili oda temsilcilerini, sektör temsilcilerini davet ettik. Bu okulun programını yazdırdık. Yüzde kırklık kısmının. Yani meslek dersleriyle ilgili kısmını programa yazdırdık. Yetmedi başka bir şey daha yaptık: Sektör diyor ki ‘Programda yazdık ama bu programı seninle öğretmen uygulayacak. Senin öğretmenin bizim fabrikaya gelip hayatında görmemiş tezgahları. Bunlardan haberi yok. Nasıl öğretecek?’ Tamam. Peki ne yapmak lazım? O zaman bir karar daha aldık. Dedik ki bu okullarda ders verme konusunda 657’ye tabi devlet memurları kanununa tabi öğretmenler değil ayakkabıcılar odasının uygun bulduğu bir makineci de gelsin ders verebilsin, bunu yaptık. Bu proje okul formatı içerisinden bir sürü lise açtık. Tekstil lisesinden tutun, işte öbür tarafta futbol lisesi, basketbol lisesi ve benzer liseler. Hepsine aynı mantıkla. Sonra bir sene daha geçti aradan. Gene istediğimiz gibi ilerlemiyor tek tek oturduk. Niye olmuyor bu iş? Ne sıkıntı var? Dediler ki ‘Ya bu çocuklar orada teorik eğitim alıyor, pratik eğitim almıyorlar. Staj yapmaları lazım.’ Dedik, ‘E yapsınlar gelsin sizin fabrikanızdan.’ Dediler, ‘İyi de bu çocuğa işte en azından iki öğün yemek vermemiz gerekiyor. Harçlık vermemiz lazım. Biz veremeyiz.’ Çocuk mesleki eğitim yapsın niye yetiştiriyorsun? İşbaşı eğitimi almazsa olur mu? Olmaz. E para ver, vermeyiz. Yani o zaman bununla kavga verdik, çok büyük kavgalardı o zamanlar. Şimdi çok rutin şeyler bunlar. Öğrencimin iş yerine staja gittiği zaman asgari ücretin yüzde otuzu eğitim durumuna göre yüzde otuzu ya da yüzde ellisi kadar çocuğun cebine harçlık koyma uygulaması başlattık. Hem de harçlığını da biz veriyoruz çocuğun. Şu an devam ediyor bu. Yüzde otuz ve yüzde elli" ifadelerini kullandı. "MESEM üzerinden diploma vermeye başladık" Eskiden çıraklık okulları olduğunu hatırlatan Tekin, "Şimdi on iki yıllık zorunlu eğitim ne için geldi, çocuk üçüncü dördü okumak zorunda. Üçüncü dördü sınıfı okumazsan gelsin çalışsın burada. Hem anayasal olarak yani yasal olarak on iki yıllık rolünde eğitim var. Yine çok radikal bir şey yaptık. MESEM diye bir şey geliştirdik. Ve eski çıraklık okullarına benzer iş yerinde aldığı eğitimi ve kalan kısmında açık lise kayıtlarını tamamlayarak MESEM üzerinden diploma vermeye başladık. Yani on iki yıllık diplomayı vermeye başladık. Arada birileri ya bu para hepsi hiç edildi anlamında söylemiyorum ama işte buradaki işletmenin 15 asgari ücretle çalışan personelinin asgari ücretlinin yüzde otuzunun yüzde ellisini biz devlet olarak ödemiş olduk bu esnada. Ve bu yıl Ağustos ayında mesleki ve teknik eğitim politika belgesi belge yayınladık. Orada da yine sektörden gelen talepler doğrultusunda mesleki ve teknik eğitimi yapan çocuklarımızla ilgili farklı projeksiyonlar geliştirdik. Mesela sektör içi okul diye bir kavram tanımladık. Dedik ki bu çocuk mesleki eğitimde iyiyse iki üç kişilik bir fabrikada fabrika müdürü bize teorik eğitim edebiyat dersini, matematik dersinin anlatılacağı bir alan göstersin. Ben öğretmenimi göndereyim. Çocuk o gün okula gelecek, iş bitmeyecek vesaire. Benim anlatacağım akademik dersi, öğretmen orada anlatsın gitsin. Bundan başlayın yeni uygulamalar getirdik. Kuruyoruz OSB’lerin içerisinde yatılı okullar kurma uygulaması başlatıyoruz ama hepsinden önce bu yıl güzel sanatlar, spor ve meslek liselerinde ortaokul uygulaması başlattık. Meslek liseleri bünyesinde ortaokullar açıyoruz. Yani daha erken yaşta çocukların el becerilerinin gelişmesi, eğer mesleki bir yetkinliği, mesleki bir becerisi varsa onu geliştirelim. Aynı şeyi spor liseleri için yapıyoruz. Ankara’da bir tane örneğini kurduk şimdi. Müzik ilkokulu, müzik ortaokulu ve müzik lisesi açıyoruz. Sanat liselerinde benzeri şekilde organize ediyoruz" dedi. Öğretmen yetiştirme süreci Bakan Tekin, öğretmen yetiştirme sürecine ilişkin ise şöyle konuştu: "Ben müsteşarlık yıllarımdan beri her yıl önümüzdeki yıl için öğretmen ihtiyacımız YÖK’e bir projeksiyon sunarız. Çünkü YÖK bünyesinde öğretmen yetiştirme komitesi diye bir komite var. Biz her yıl oraya deriz ki bizim şu an 2024-2025 eğitim öğretim yılında norm ihtiyacımız branş bazlı olarak şu kadardır. Şimdi öğretmenlik meslek kanunu ve Milli Eğitim Akademisi diye bir şey kurduk. Ben şimdi diyorum ki ben anayasal olarak özerkliğini kabul ediyorum. Üniversitelerin yetiştirdiği insana karışmıyorum. Üniversiteler bilim insanı yetiştirsin. Üniversitede lisans mezunu yetiştirsin. Ben de bu lisans mezunlarından alayım. Milli Eğitim Akademisi’ne öğretmen yetiştireyim 657’ye tabii. Benim köy sınıfında çalışabilecek, benim tek müdür yetkili öğretmenin olduğu bir okulda çalışabilecek, benim özel eğitim uygulama okulunda çalışabilecek, benim kaynaştırma sınıfımda ders verebilecek, öğretmen ihtiyacım var. Ben kendi ihtiyacıma göre yetiştireyim o zaman. 14 aylık bir periyotla biz kendi ihtiyaçlarımızı gideriyoruz artık bundan sonra. Milli Eğitim Akademisi’nin esprisi bu." Okulların temizlik konusu İş Gücü Uyum Programı’na ilişkin de konuşan Bakan Tekin, "Yaklaşık altmış bin kişi Toplum Yararına Çalışma projesinde bizimle beraber çalıştılar. Bu yıl Çalışma Bakanımız dedi ki biz bu Toplum Yararına Çalışma projesini bitiriyoruz. Dedi ki bunu İş Gücü Uyum Programı adında başka bir programa dönüştürüyoruz. Neden böyle bir şey yapıyorlar? Onlar da kendilerince haklılar. Onlar da diyorlar ki, sigorta primi ödeyerek çalıştırdığımız kişiler yanında kısmi zamanlı insanlar çalıştırmak istiyorlar. Kısmi zamanlı çalışma diye bir program oluşturdular. Yani sizin iş yeriniz var. Sigorta değil de haftada iki gün birisinin bir hizmet satın alıyorsunuz. Evinize temizliğe gelen birisi örneğinde olduğu gibi. Modeli buna dönüştürdüler. Bu kısmi zamanlı çalışmalarda sigortaları işveren tarafından yatırılmıyor. Geldiği gün başına bir ücret çıktı. Biz Çalışma Bakanımıza bizim okullarımızda bu süreci kaldı ki şunu da söyleyeyim ben, bizim altmış beş bin okulumuz var yaklaşık. Elli beş bin tane kadrolu temizlik personelimiz var. Ya bu konuştuğumuz konu kadrolu temizlik personelimizin olmadığı okullar için var, olanlar da, ki bunlar yaklaşık otuz üç bin küsur. Kırk bine yakın okulumuzda temizlikle ilgili problemimiz yok. Zaten kadrolu elemanımız var. Bu konuştuğumuz konular geriye kalan yirmi, yirmi beş bin civarında okulla ilgili. İş gücü Programı diye bir program oluşturdular. Yani TYP’yi kapattılar. Biz yüz yirmi bin kişi için ilana çıktık Eylül’ün ilk haftası. Aslında başvurular da fena değildi. Yani başvuru olmasaydı, ’istemiyor’ deyip gidip Çalışma Bakanlığına bunu ya başvuru bile olmadı diyebilirdik ama yüzde seksen oranında başvurular oldu. Yüz bine yakın demektir Türkiye genelinde. Fakat okullar açıldığında başvuranların yani yüz yirmi bini yüz bine yakını başvuru olduysa başvuranlar da toplamda kırk bine yakın kişi çalışmayı kabul etti. Bir kısmını okullarımızda temizlik problemi ortaya çıktı. Şimdi bu öyle lanse ediliyor ki sanki okullarımızın tamamında bu, böyle bir şey yok. Yani tekrar söyleyeyim. Elli beş bin tane kadrolu elemanımız var zaten bizim" dedi. Çok az sayıda okulda temizlik problemi yaşandığını söyleyen Bakan Tekin, "Şimdi burada da şöyle bir sıkıntıyla karşılaştık. Eylül ayının üçüncü haftasına geldik. Üç hafta boyunca Cumhuriyet Halk Partili belediyeler okullarda temizlikle ilgilenmediler. Üçüncü hafta Özgür Özel bir açıklama yaptı. Bir talimat verdi. Belediyeler okulları temizlesin. Bir dakika yani. Şimdi Özgür Özel talimat verdi diye mi Ankara Büyükşehir Belediyesi okulları temizlemeye gitmesi lazım? Sen büyükşehir belediye olarak böyle bir sorunun varlığından haberdarsan ilk günden beri yapacaksın. Bu bir. Bunun politika edilmesinden rahatsızım. İki, Mansur Yavaş çıktı. Diğerleri de öyle yaptılar. Ekranlara çıktı. Ankara’daki okulları biz temizliyoruz. Peki ben sana soruyorum şimdi. İki bin iki yüz tane okul var. On bir tanesini Ankara Büyükşehir Belediyesi temizlik yapmış. Ve biz iki bin iki yüz okulda yüz seksen gün temizlik yapıyoruz. Ankara Büyükşehir Belediyesi bir gün temizlik yapmış on bir okulda. Çıkmış Ankara’daki okulları biz temizliyoruz Böyle bir şey söylenebilir mi arkadaşlar? Bu bir. İkincisi burada o beyefendinin sorduğu soruyla paralel bir şey söyleyeyim size. Şimdi Beyoğlu Belediyesi çıktı. Beyoğlu Belediyesi’nin okullara temizlikçiliğe gönderdiği kişilerin içerisinde çocuk tacizcisi var. Değil mi? Sosyal medyada yayınlandı gördünüz. LGBT var, bilmem ne var. Ben diyorum ki bir belediye okullarımızı temizlemek istiyorsa, bunun usulü bellidir. Gider İl Milli Eğitim müdürümüze, kaymakama der ki ben protokol yapmak istiyorum. Ben bir İl Milli Eğitim müdürlerimize ve valilere söyledim. Bir belediye, ilçe belediyesi okulları temizlemek istiyorum diyorsa bir tane şartım var. Şov yapmayacak. Mesela yüz tane okul var. Belediye başkanı ben okulları temizliyorum diyorsa yüz okulu, yüz seksen iş günü temizleyeceğine dair bir protokolün altına imza atılacak. Belediyenin hangi partiden olduğuyla ilgilenmem ben. Ama ben kamu hukuku bilen bir insanım kim olduğunu bilmediğin, ne yapacağını bilmediğin bir adam sabah arayarak gelip okula girer. Okulun içinde ben belediye adına temizliğe geldim dersen bu idare hukuku açısından nezaketsizlik, hukuksuzluktur. Ben de çıktım dedim ki yani Özgür Özel’in böyle bir talimat verme yetkisi yok; eğer bir talimat verecekse Cumhuriyet Halk Partisi il ve ilçe teşkilatlarının temizlenmesi talimatını versin. Bundan daha doğal bir şey olmaz yani. Oralardan izin vermeyiz sana ait. Öbürü valiliklerin yetkisinde. Dolayısıyla temizlikle ilgili mevzuda sadece iki hafta problem yaşadık. O iki hafta boyunca da okullarımızın tamamında değil, çok az okullarımızda yaşandı. Çünkü rakamlar ortada. Benim zaten kadrolu temizlik elemanlarım var. Okul aile birliğinde çalışanlarla beraber yetmiş bin kişiye yaklaşıyor bunlar. Ya orada zaten yetmiş bin kişi var kaldı ki il müdürleri toplantısında da ben il müdürlerimize şunu söyledim. Aynı okulda birden fazla temizlik görevlisi varsa bu süre içerisinde arkadaşlarımızı tesislerimizde olmayan okullara geçici görevlendirin. O tedbirleri de aldık. Hazine ve Maliye Bakanımızla da konuştuk. Önümüzdeki yıl bizim daha önce söylediğim kalıcı çözümümüzü hayata geçireceğiz biz. Bu TYP ile uğraşmayacağız önümüzdeki yıl. Onunla ilgili şu an görüşüyoruz" şeklinde konuştu. Yabancı dil eğitimi Yabancı dil eğitimine ilişkin çeşitli analizler yapıldığını anlatan Tekin, "Çocuklarımıza acaba nasıl yabancı ders veriyoruz. Yani on iki yıl boyunca yabancı dil saatimiz dünya ülkeleriyle kıyaslandı. Ortalama bir OECD ülkesinde anadil dışındaki bir dilin öğrenilmesi için ayrılan sürenin iki katı kadar, bin iki yüz yani benim çocuğum bin iki yüz saate yakın okula gidiyor, okulda yabancı dil dersi alıyor. Bitirdiğinde altı yüz saat ders almış kadar konuşamıyor ya da bilmiyor. Peki niye böyle? Sebep? Sebepler üzerine de konuştuk. Bir sürü analizler yapmıştık. En önemli sebeplerinden bir tanesi şu. Ben iki bin on dört ve iki bin on beşte İngiltere’de bir toplantıda oradaki bir yetkili dedi ki sizin Türkiye’den gelen çocuklar bizim çocuklardan daha iyi bizim gramerimizi biliyorlar. Biz çocuklarımıza test sınavında sormak üzere gramer öğretiyoruz. Bunun üzerine dönüşte biz bir pilot uygulama başlattık. İki bin on altı yılında. Yoğunlaştırılmış yabancı dil uygulaması. Bu okullarda bu yoğunlaştırılmış programı uyguladık. Ortaokul birinci sınıflarda haftada on sekiz saate kadar yabancı dil dersi verdik. Bu okullarda verdiğimiz yabancı dil derslerini biraz önce Türkçe ve Türk Dili edebiyatı dersiyle ilgili söylediğim gibi, dört beceri üzerinden ölçecek bir ölçme değerlendirme sistemi geliştirdik. Sonra bu uygulama başarılı olursa devamını getireceğiz demiştik. Aradan beş yıl geçti, biz ayrıldık, geri geldik. Uygulama çok başarılı. Şimdi aynı uygulamayı başlatıyoruz tekrar. Bu birincisi. İkincisi yabancı dil kitaplarıyla ilgili kısımda da şunu söyleyeyim. Yabancı dil kitaplarımız da biz o tarihte bu bahsettiğiniz sizin işte uluslararası Oxford, Cambridge ve benzeri kitaplara ben söyledim. Biz sizin kitaplarınızı alalım. Milli Eğitim Bakanlığı olarak. Ama Talim Terbiye sizin kitaplarınızı onaylasın. Talim Terbiye onaylamazsa olmaz çünkü benim müfredatım, benim değerlerim vesaire hani bu benim açımdan önemli. Bizim talim terbiyenin onayına girmediler. Girmeyi kabul etmediler. Sonra ne kadar bu konuya vakıfsınız bilmiyorum. Cambridge yayınları, İngiliz Kraliyet ailesinin mülküdür, özel mülkü. Cambridge için İngiltere Büyükelçisi geldi. Bizden ricacı oldu. Ben de söyledim yani. Bir maliyet olarak bize uygun maliyetleriyle onayını kabul ederseniz okuturuz. Şu anda kabul ettiler. Ne gireceğiz diye sonra biz ayrıldık oradan. Şimdi döndüğümde ilk müfredatımızı da değiştirdiğimiz için yabancı müfredatımız bu yirmi altı dersin içerisinde değil. O şu an gene değişiyor. O da biraz önce söylediğim minvalde değişti. Bu yapacağımız için çocuklar çok şikayetçiler. Şimdi dersler beceri üzerine. Öğretmen çocuğu karşısına alıyor ne konuştular bugün? Bitkilerle ilgili şey konuştular. Mesela eskilerle ilgili çocuğum veya inanılmaz çocuklar şakır şakır korkuyorlar yabancı dili. Hiç korku yok. Arapçayı da konuşuyorlar. İngilizceyi de konuşuyorlar" diye konuştu. Dijital bağımlılık ve Halk Eğitim Merkezleri Dijital bağımlılığa ilişkin alınan tedbirlerden ve yapılan çalışmalardan bahseden Tekin, "Okula cep telefonunun girişinin yasaklanmasının bununla çok yakın alakası var. Benzeri bir sürü tedbir aldık. Akran zorbalığıyla ilgili hakeza şimdi önümüzdeki günlerde bir konu daha tartışmaya açılır kamuoyunda. Okullarımıza çocuk kaydediliyor. Bir mesela sizin çocuğunuz var ya sen çocuğun 72 aylık ama gelişiminden çok mutlu değilsin. İstiyorsan bir sene erteleyebiliyorsun. Bir sene ertelediğin zaman çocuğun kaç aylık oluyor? 84 aylık. Ama sen çocuğun 66 aylık gelişiminden bir şikayeti yok evde eşim çalışıyor, çocuğu okula yazdıralım, kurtulalım diyorsun. Sen de yazdırıyorsun, ben de yazdırıyorum. Aynı sınıfta iki tane çocuk var. Biri 66 aylık. Biri 84 aylık. Yani aralarında bir buçuk yaş fark var. Dolayısıyla akran zorbalığıyla ilgili önemli konulardan bir tanesi burası. Başka tedbirlerimiz de var. Kamuoyuyla paylaştık. Ama bu Halk Eğitim Merkezleriyle ilgili kısım muhtemelen size çok soru geldiği için onu bir iki cümle onu söyleyeyim. Çünkü orası önemli. Şimdi Halk Eğitim Merkezlerimizde olgunlaşma enstitülerimizde ve ihtiyaç duyduğumuz bazı yerlerde usta öğreticisi ücretli öğretmen başlıklarıyla kişi çalıştırıyorduk. Nedir bu? Bu kişi herhangi bir sabit ücret almaz. Bu kişi sadece girdiği ders saati karşılığında ders ücreti alır. Tamam ben diyelim ki kursu veriyorum. Her sene açıyorum kursumu ama kaç kurs açacağımı bilmiyorum. Ben de bilmiyorum bakan olarak. Kursu veren hoca da bilmiyor. Ne yapıyoruz biz? Sadece o ders için değil, başka dersler için de böyle. Başka beş bine yakın kurs var bizim Halk Eğitimlerde bu şekilde açtığımız. Kaç saat kaç kurs açılacağını bilmiyoruz. Onun yerine biz bütçeye şöyle yazıyoruz. Tahmini olarak. Altmış milyon saat, usta öğreticiler söyledi. Her yıl böyle yapıyorduk. Altmış milyon saatin altında kalırsak zaten bütçe sınırları içerisinde sorunumuz yok. Altmış milyon saatin üstüne çıkarsak Hazineye Maliye Bakanı’nı, Cumhurbaşkanımız Strateji Başkanımızla konuşup bütçe üstü ödeme olarak onu bize veriyorlar diyor. Görülemeyen harcama olarak. Fakat mesela geçen yıl 64 milyon saat kotamız var. Yüz milyon saat kurs açılmış. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Ödedik. Fakat bu sene şöyle bir şey oldu. Cumhuriyet Halk Partisi bu şekilde ödeme yapmamızı mümkün kılan yasal düzenlemeyi araştırmak için başvurdu. Anayasa Mahkemesi de Temmuz ayı içinde bu yasal düzenlemeyi iptal etti. Şimdi biz de, bütçede tanımlamış 64 milyon saatle sınırlıyız. Yani 64 milyon saatten fazla açamayız çünkü ücretini ödeyemiyoruz. İki, zaten o 64 milyon saati doldurduk şimdiye doldu. O yüzden şimdi Halk Eğitim Merkezlerindeki kursları açamıyoruz. Bunun konunun tasarruf tedbirleriyle bir ilgisi yok. Tamamen Cumhuriyet Halk Partisi’nin açtığı iptal davasıyla karşı karşıya kaldığımız hukuki sorun. Şimdi bunu grup başkanımızla da konuştuk. Yasa değişmesi gerekiyor ama şimdi şöyle bir durumla da karşı karşıyayız. Ahlaki olarak. 2025 bütçesi meclise sevk edildi. Bütçe görüşülmeden önce bütçe dışı ödemeyle ilgili yasal düzenleme yapıyorsunuz. Şimdi bu da yani çok tutarlı bir davranış değil. Savunulur bir tarafı yok. Ne bu efendim? Ocakta normal başlayacağız ama bütçede bize tanımlanmış saat kadar işte 70 milyon saat civarında bir şey olacak. O bizim işimizi görüyor. Eğer aşmak durumunda olursak yasal o bütçeyle ilgili konuştum. Yasal düzenleme olursa olur” ifadelerine yer verdi.
18 Ekim 2024 Cuma - 13:02
Oltu’da öğrencilerin barınma sorunu, Başkan Çelebi’nin girişimleriyle çözüldü
Oltu Belediye Başkanı Adem Çelebi, üniversite öğrenimi için ilçeye gelen öğrencilerin barınma sorununu çözmek için önemli bir adım attı. Açıkta kalan 200 öğrencinin yurda yerleşmesini sağlayarak, onların yaşam koşullarını iyileştirdi. İlçede bulunan fakültelere ve yüksekokullara yerleşen ancak barınacak yurt bulamayan öğrenciler için özel bir erkek yurdunu kiralama yöntemiyle bünyesine katan Başkan Çelebi, böylece büyük bir sorunu ortadan kaldırmış oldu. Başkan Çelebi, bu konuda gösterdikleri çabayı vurgulayarak, “Üniversite öğrencilerimizin açıkta kalmaması için elimizden gelen gayreti gösterdik. 200 erkek öğrencinin yurda yerleştirilmesi işlemini gerçekleştirdik” dedi. Çelebi, ayrıca, “Bu hususta AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, eski İçişleri Bakanımız Selami Altınok, Erzurum Milletvekillerimiz ve AK Parti Erzurum İl Başkanımız bize destek oldular. Gençlik ve Spor Bakanlığı aracılığıyla yurttaki masrafların karşılanmasına yardımcı oldular. Kendilerine teşekkür ediyoruz. Oltu’daki öğrenci kardeşlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu. Oltu’da yaşanan bu gelişme, üniversite öğrencileri için önemli bir destek sağlarken, yerel yönetimin eğitim hayatına verdiği önemi de gözler önüne serdi.
18 Ekim 2024 Cuma - 13:01
Aşkale’de 2 bin 400 rakımdaki köyler beyaza büründü
Erzurum’da etkili olan kar yağışı Aşkale’nin 2 bin 400 rakımda bulunan Yumruveren köyünü beyaza büründürdü. 2400 metre rakımlı köyde havaların soğumasıyla birlikte yağan yağmur yerini kar yağışına bıraktı. Dün öğleden sonra başlayan kar yağışı akşama doğru şiddetli Kar yağışına döndü. Gece boyunca devam eden yağış sonrası Yumruveren köyünde yaşayan vatandaşlar güne beyaz örtü ile uyandı. Yine dün gece yağan Kar yağışına bir başka yüksek rakımlı olan Düzyurt (2400m) köyü de teslim oldu. Kapanan köy yolları Erzurum büyükşehir belediyesi Kırsal daire başkanlığı Aşkale şubesi ekipleri tarafından açılarak ulaşım sağlandı.
18 Ekim 2024 Cuma - 11:34
Filenin dadaşlarının konuğu Tuşba
Erzurum Gençlik Spor Kulübü Voleybol takımı 20 Ekim Pazar günü ETÜ Spor Salonu’nda Van Tuşba’yı konuk ediyor. Başantrenör Mehmet Kırık, “Tüm Erzurumluları ve voleybolseverleri maça bekliyoruz” dedi. Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) 2. Liginde Dadaşları temsil eden Erzurum Gençlik Spor Kulübü, 2024-2025 sezonunda üçüncü maçını 20 Ekim Pazar günü saat 13:00’da ETÜ Spor Salonu’nda Van Tuşba ile oynayacak. Zorlu karşılaşmanın hazırlıklarını tamamlayan filenin dadaşları, müsabaka saatini beklemeye koyuldu. Başantrenör Mehmet Kırık, “Pazar günü bizim için son derece önemli olan karşılaşmada tüm Erzurumluları ve voleybolseverleri tribünlerde bizi desteğe davet ediyoruz” dedi. Başantrenör Mehmet Kırık ve yardımcısı Selami Uğurlu yönetimindeki Erzurum temsilcisinde sakat ya da cezalı oyuncu bulunmuyor. Erzurum Gençlik Spor Kulübü Voleybol takımı şu sporculardan oluşuyor; Abdullah Belik, Burak Polat, Mustafa Sızlağ , Emirhan Baburşah, Hakan Emre Çiloğlu, Uğur Orundaş, Caner Annak, Ulvi Eren Turda, Yusuf Ateş, Furkan Ağbal, Sefa Yıldız, Mustafa İnce, Ramazan Furkan Baysal.
18 Ekim 2024 Cuma - 11:32
Gebe okuluna yoğun ilgi
Erzurum’da Sağlık İl Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen gebe okulu, anne adaylarına yönelik kapsamlı eğitimler sunarak onların hamilelik sürecine daha bilinçli ve sağlıklı bir şekilde hazırlanmalarını sağlıyor. Okulda verilen eğitim programları, anne adaylarının hem fiziksel hem de duygusal gereksinimlerini ele alıyor. Eğitimler, hamilelik döneminde beslenme, doğum öncesi bakım, doğum süreci ve sonrası gibi birçok önemli konuyu kapsıyor. Ayrıca, anne adaylarına stresi yönetme ve doğum korkusunu azaltma teknikleri de öğretiliyor. Bu sayede anne adayları, hamileliklerini daha rahat ve güvenli bir şekilde geçirme fırsatına sahip oluyorlar. Erzurum’daki gebe okulu, toplumsal sağlığı iyileştirmeye yönelik önemli bir adım olarak dikkat çekiyor ve anne adaylarının yanında olmaya devam ediyor. Anne adayı Ayçanur İnanlı Gökdağ, gebe okulunun hamilelik sürecinde anne adaylarına nasıl destek sağladığı hakkında önemli bilgiler sundu. Ayçanur İnanlı Gökdağ, gebe okulunun anne adaylarına gebelik süreci, doğum hazırlığı ve doğum sonrası bakım gibi konularda eğitim ve rehberlik sunarak, onların bu süreci bilinçli ve rahat bir şekilde geçirmelerine yardımcı olmayı amaçladığını söyledi. Eğitim programlarının uzmanlar tarafından aktarıldığını belirten Gökdağ, uzman eğitmenler tarafından verildiğini belirterek “Ayrıca, gebe okulu, anne adaylarının aynı süreçteki diğer bireylerle iletişim kurarak deneyimlerini paylaşmalarına ve sosyal destek ağlarını genişletmelerine de olanak tanıyor. İl Sağlık Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum” dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder