Yerel Haberler
Erzurum
Erzurum’da deprem ve zemin zirvesi 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:12:48 Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı düzenlendi. Geniş katılımlı toplantıda, kentlerin planlanması sürecinde; yer seçimi, o alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesinin önemine vurgu yapıldı. Toplantıya Erzurum Valisi Aydın Baruş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Dr. Ayşe Çağlayan, akademisyen ve konuyla ilgili kurumların yöneticileri katıldı. Açılış konuşmaları sonrası ’Deprem ve zemin istişare’ toplantısı akademisyen ve ilgili kurum yöneticilerinin sunumlarıyla devam etti. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçimi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yer Bilimsel Etüt Daire Başkanı Ayşe Çağlayan, Türkiye’nin jeolojik konumu sebebiyle başta depremler olmak üzere heyelan, kaya düşmesi, sel, taşkın, çığ gibi pek çok doğal afete maruz kaldığını belirterek, "Kentlerin planlanması sürecinde kentlerin kurulacağı yerlerin seçimi, planlanacak ve yapılaşmaya gidilecek alanlardaki afet, tehlike ve risklerin belirlenmesi, afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılmasının Bakanlığın öncelikli çalışmalarından birisidir. Afetlere dirençli yerleşim alanlarının seçiminde 2011 yılından bugüne kadar yaklaşık 2,5 milyon hektarlık alanda etütlerimizi tamamlamış ve güvenli alanlarda yapılaşmaya yön vermiş bulunmaktayız. Kentlerimizi dirençli hale getirmek için yaptığımız çalışmalardan bir tanesi de Erzurum’daydı. Bunu da Erzurum Büyükşehir Belediyemizle birlikte koordineli özel olarak yürüttük. Bu çalışmaları yaparken Palandöken, Uzundere, Aşkale, Pasinler, Yakutiye, Horasan ilçelerinde yaklaşık 13 bin 755 hektarlık alanda yerleşim uygunluk değerlendirmesini tamamladık ve bu alanlarımızda afet tehlikelerini belirlemiş olduk. Ayrıca yine 2023 depremleri sonrasında bu depremlerden etkilenen illerimizde de 200 bin hektarlık alanda bu çalışmaları bitirdik" şeklinde konuştu. "Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" Erzurum Valisi Aydın Baruş, 2018-2022 yıllar arasında Malatya’da görev yaptığını ve 6 Şubat depremleri sonrası Malatya’yı ziyaret ettiğinde en çok hasar gören, yıkım gören bölgelerin zeminle uyumlu binaların yapılmadığı yerler olduğunu bizzat müşahede ettiğini dile getirerek, "Bu durma çok üzüldüm. Gerçekten biz bu çalışmaları önceden yapsaydık, zeminle bina ilişkisini sağlıklı bir şekilde kurabilseydik o alanlara sağlıklı binalar yapabilseydik bu şekilde hasar görmezdi. İçişleri Bakanlığımızın görevlendirilmesiyle Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde de bir süre görev yapma imkanı buldum. Orada özellikle sahayı inceleyerek depremin nerede daha fazla hasar verdiğini görme imkanı bulduk. Baktık ki ilçenin eskiden kurulduğu yerde yapılanlar eski bile olsa çok hasar görmemiş durumda. Ancak daha sonra şehrin genişleme alanlarında yapılan yerlerde zemin ve bina ilişki sağlıklı kurulmadığı için son derece ağır hasar almışlar. Basit bir gözlemle bunu anlayabiliyorsak, yapılacak bilimsel çalışmalarla konu derinliğine anlaşıldıktan sonra bina yapımının, inşaat çalışmalarının zeminle sağlıklı bir şekilde ilerlemesiyle depremden korkmamıza gerek yoktur. Deprem ülkemizin gerçeği. Onunla birlikte yaşamak zorundayız. Binalarımızı da yaşamak için inşa etmek zorundayız" dedi. "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır" Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum adına son derece hayati bir başlık etrafında bir araya geldiklerini vurgulayarak, "Yalnızca bir toplantı icra etmiyor; aynı zamanda geleceğimizi, şehirlerimizin güvenliğini ve evlatlarımızın yarınlarını konuşuyoruz. Bu buluşma, bir farkındalık zemini olduğu kadar, aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır. Şunu açık yüreklilikle ifade etmek isterim ki; deprem, bu coğrafyanın bir gerçeğidir. Bizler bu gerçeği inkâr ederek değil, onu doğru okuyarak, bilimle anlayarak ve kararlılıkla yöneterek yol almak zorundayız. Şehirler, akılla, bilimle ve güçlü bir iradeyle inşa edilir. Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz ilk günden itibaren şunu esas aldık: "Dirençli şehirler kurmak, geleceğe güven bırakmaktır." Bu anlayışla hareket ederek, sadece üstyapıya değil, altyapıya; sadece bugüne değil, yarınlara yatırım yaptık. Bizler Erzurum’u sadece bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarının risklerine göre de hazırlıyoruz. Daha dirençli, daha güvenli ve daha yaşanabilir bir şehir için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu şehir bizim sevdamızdır. Bu sevda bizi durmadan çalışmaya, üretmeye ve geleceği sağlam temeller üzerine kurmaya sevk etmektedir" diye konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:54 Karayazılı 25 köy çocuğu ilk kez Palandöken’i gördü, zirvede kartopu oynadı Erzurum’un Karayazı ilçesinin 6 köyünden gelen 25 ortaokul öğrencisi ilk defa Palandöken’i gördü, kar topu oynadı, şehrin tarihi ve turistlik mekanlarını gezdi, gönüllerince eğlendi. Hayırsever iş insanı Ferit Kaya tarafından sosyal sorumluluk projeleri kapsamında yürütülen öğrenci buluşmaları, Karayazı’dan gelen köy çocuklarının Erzurum gezisiyle devam etti. Yaklaşık 7 yıldır sürdürülen proje kapsamında, çevre ilçelerden gelen öğrenciler Erzurum kent merkezinde ağırlanarak şehrin tarihi, kültürel ve manevi değerleriyle buluşturuluyor. Her yıl ortalama 5 bin ile 10 bin arasında öğrencinin faydalandığı proje ile özellikle kırsal bölgelerde yaşayan çocukların şehir hafızasını yerinde tanımaları amaçlanıyor. Bu kapsamda Karayazı Mollaosman İlkokulu-Ortaokulu öğrencilerinden oluşan 25 köy çocuğu, Erzurum’da unutamayacakları bir gün geçirdi. Programın ilk durağı Erzurum Kongre Binası oldu. Burada Milli Mücadele tarihine tanıklık eden çocuklar, daha sonra Çifte Minareli Medrese, Ulu Cami ve kent merkezindeki tarihi eserleri gezdi. Gönüllerince kar topu oynadılar Tarihi ve kültürel gezilerin ardından çocuklar Palandöken’e çıkarıldı. Palandöken’in beyaz örtüsüyle ilk kez buluşan çocuklar, karla kaplı zirvede kartopu oynayarak doyasıya eğlendi. İlk kez Erzurum’a geldiklerini belirten çocuklar, şehrin tarihi eserlerini yakından görmenin ve Palandöken’i ziyaret etmenin kendileri için büyük bir mutluluk olduğunu söyledi. Erzurum Kongre Binası, Çifte Minareli Medrese ve Ulu Cami gibi tarihi mekânları gezmekten etkilendiklerini ifade eden çocuklar, Palandöken’de kartopu oynamanın ise unutamayacakları bir anı olarak hafızalarında kalacağını dile getirdi. Gündüz: "6 köyden 25 öğrencimiz bu programa katıldı" Karayazı Mollaosman İlkokulu-Ortaokulu Müdürü Gökhan Gündüz, programa 6 köyden 25 öğrencinin katıldığını belirterek, bu tür sosyal sorumluluk çalışmalarının öğrenciler açısından son derece kıymetli olduğunu söyledi. Gündüz, öğrencilerin önemli bir bölümünün Erzurum kent merkezine ve Palandöken’e ilk kez geldiğini ifade ederek şunları kaydetti: "Bugün 6 köyden 25 öğrencimizle birlikte Erzurum’a geldik. Çocuklarımız Erzurum Kongre Binası’nı, Çifte Minareli Medrese’yi, Ulu Cami’yi ve şehrimizin tarihi eserlerini görme fırsatı buldu. Ardından Palandöken’e çıkarak karla buluştular. Öğrencilerimizin mutluluğu ve heyecanı görülmeye değerdi. Onlar için unutulmaz bir gün oldu." Kaya: "Çocukların yüzündeki tebessüm her şeye değer" İş insanı Ferit Kaya, sosyal sorumluluk anlayışıyla yürüttükleri projenin çocukların dünyasında güzel izler bırakmasını önemsediklerini belirtti. Kaya, özellikle köylerde yaşayan çocukların Erzurum’un tarihi ve kültürel mirasını yerinde görmelerinin kıymetli olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Bizim için en büyük mutluluk çocuklarımızın yüzündeki tebessümü görebilmek. Karayazı’dan gelen evlatlarımız bugün Erzurum Kongre Binası’nı, Çifte Minareli Medrese’yi, Ulu Cami’yi, Erzurum Kalesi ve Palandöken’i görme imkânı buldu. Çocuklarımızın birçoğu Erzurum’a ve Palandöken’e ilk kez geldi. Onların tarihi mekânları görürken yaşadığı heyecanı, Palandöken’de kartopu oynarken yüzlerine yansıyan mutluluğu görmek bizim için çok değerli. Bu çalışma sadece bir gezi programı değil; çocuklarımızın hayallerine dokunma, onlara yeni ufuklar açma ve unutamayacakları güzel hatıralar bırakma çabasıdır." Projemize devam edeceğiz Kaya, projenin 7 yıldır aralıksız sürdüğünü belirterek, "Bugüne kadar Hınıs, Tekman, Karaçoban, Karayazı ve Aşkale başta olmak üzere çevre ilçelerden binlerce öğrencimizi Erzurum’da ağırladık. Her yıl ortalama 5 bin ile 10 bin arasında öğrencimizi şehrimizin tarihi, kültürel ve manevi değerleriyle buluşturuyoruz. Sosyal sorumluluk anlayışıyla çocuklarımız için bu tür çalışmaları sürdürmeye devam edeceğiz." dedi. Çocukların mutluluğu görülmeye değer Ferit Kaya, programın gerçekleştirilmesinde desteklerinden dolayı Karayazı Kaymakamlığına, Erzurum Valiliğine ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’e teşekkür etti. Karayazılı çocuklar da ilk defa Erzurum’a geldiklerini belirterek, tarihi eserleri ve Palandöken’i görmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Kendilerine bu imkânı sunan iş insanı Ferit Kaya’ya teşekkür eden çocuklar, Erzurum gezisinin kendileri için unutulmaz bir hatıra olduğunu söyledi. Program, çocukların Erzurum gezisinde çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:06 Aras Elektrik, Güvenlik kültürüne dikkat çekiyor Elektrik dağıtım sektöründe faaliyet gösteren Aras Elektrik, çalışan sağlığı ve güvenliğini yalnızca yasal bir zorunluluk değil, kurum kültürünün temel yapı taşı olarak konumlandırıyor. 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında bu alandaki çalışmalarına dikkat çeken şirket, sorumluluk sahasında yer alan 7 ilde İSG uygulamalarını kararlılıkla sürdürüyor. Aras Elektrik’te göreve başlayan her personel, işe başlamadan önce kapsamlı İSG eğitimlerinden geçiriliyor. Elektrik Kuvvetli Akım Tesislerinde (EKAT) Çalışma Eğitimi, Yüksekte Çalışma Eğitimi, Temel İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi ve İlkyardım Eğitimi gibi başlıklarda verilen bu eğitimler, saha uygulamalarıyla da destekleniyor. Çalışanların Kişisel Koruyucu Donanım (KKD) kullanımına ilişkin denetimler ise İSG uzmanları tarafından düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Dijital Dönüşümle Güçlenen İSG Süreçleri Aras Elektrik, uzun süredir yürüttüğü dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında uygulamaya aldığı "İSG Yol Haritası" ile eğitim ve bilgilendirme süreçlerini daha da iyileştirdi. Halihazırda kullanılan diğer dijital platformlar üzerinden sunulan eğitim içerikleri güncellenerek çalışanların bilgiye hızlı ve sürekli erişimi sağlanırken, farkındalık çalışmalarının etkinliği de artırıldı. Bu sayede çalışanların bilinç düzeyi yükseltilirken sahadaki güvenli davranışların yaygınlaşmasına katkı sunuluyor. "İSG’ye Önem Veriyoruz, Güvenliği Kurum Kültürü Haline Getiriyoruz" Aras EDAŞ Genel Müdürü Fikret Akbaş, 4-10 Mayıs İSG Haftası dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, iş sağlığı ve güvenliğinin şirket için vazgeçilmez bir öncelik olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Aras Elektrik olarak güvenliği sadece bir tedbir değil, bir kurum kültürü olarak görüyoruz. Elektrik dağıtımı gibi yüksek risk barındıran bir sektörde faaliyet gösterirken, tüm çalışanlarımızın sahada aynı bilinçle hareket etmesini sağlamak en önemli hedeflerimizden biri. Bu doğrultuda İSG kültürünü sürekli geliştiren, hatırlatan ve içselleştiren bir yaklaşım benimsiyoruz." Akbaş ayrıca, yıl boyunca düzenlenen İSG çalıştayları ve farkındalık etkinlikleriyle çalışanların sürece aktif katılımının sağlandığını belirterek, "Gerçekleştirdiğimiz çalıştaylar ve saha uygulamalarıyla çalışanlarımızın görüşlerini alıyor, süreçlerimizi birlikte geliştiriyoruz. Bu sayede güvenlik kültürünü daha da güçlendiriyoruz." dedi. Aras Elektrik, her geçen yıl geliştirdiği İSG politikaları ve çalışan odaklı yaklaşımıyla hem güvenli çalışma ortamını güçlendirmeyi hem de hizmet kalitesini artırmayı sürdürüyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Atatürk Üniversitesinin akademik yılı açılış töreninde konuştu
17 Ekim 2024 Perşembe - 13:18 Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Atatürk Üniversitesinin akademik yılı açılış töreninde konuştu Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin, tamamlanmış ya da bitmiş bir çalışma değil, eğitimin muhtevasına yönelik dinamik bir dönüşüm süreci olduğunu belirterek, “Yeni Maarif Modeli akademik-sosyal-duygusal beceriler ve milli değerlerle harmanlanmış bir eğitim sistemini desteklerken, genel olarak teknolojiyi de bu sürecin merkezine yerleştiriyor” dedi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Atatürk Üniversitesi’nin 2024-2025 Akademik Yılı açılış törenine katıldı, akademik yılın ilk dersini verdi. 15 Temmuz Milli İrade Salonu’nda düzenlenen törene Bakan Tekin’in yanı sıra Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, AK Parti İl Başkanı İbrahim Küçükoğlu, MHP İl Başkanı Adem Yurdagül, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Atatürk Üniversitesi dünyanın sayılı eğitim öğretim kurumlarından birisi Yeni akademik yılın hayırlı olmasını, sağlıklı ve başarılı bir eğitim öğretim sürecine vesile olmasını temenni eden Bakan Tekin, “1957 yılında kurulan Atatürk Üniversitesi’nin aradan geçen süre içinde hem ülkemizin hem de dünyanın sayılı eğitim-öğretim kurumlarından birine dönüştüğüne şahitlik etmenin gururunu yaşıyor, geçmişten günümüze dek bu süreçte emeği geçen herkesi canı gönülden tebrik ediyorum. Bu başarı öyküsünün Erzurum’da neşet etmesi, mensubu olmaktan ötürü her zaman onur duyduğum güzel memleketime ait bir marka değer olarak temayüz etmesi ise beni ayrıca ve ziyadesiyle sevindiriyor” dedi. Cumhuriyetimizin, “Doğu illerinde bir yükseköğretim ve kültür merkezi vücuda getirilmesi” idealine hayat vermek üzere tesis edilen Atatürk Üniversitesi’nin, kuruluşunu müteakiben başlayan gelişim süreci boyunca ürettiği akademik, entelektüel, sosyal ve kültürel müktesebat ile evrensel ölçekte tanınan ve kabul gören saygın bir bilimsel kurum hüviyeti kazandığını anlatan Bakan Tekin, “Mezun ettiği öğrenciler aracılığıyla ülkemizin yetişmiş insan kaynağına yaptığı nitelikli katkıların yanı sıra, zengin akademik kadrosu, kurumsal kültürü ve tecrübesiyle Anadolu’daki birçok üniversitenin kuruculuğuna da öncülük etmiştir. Bugün itibarıyla yerli ve yabancı yüzbinlerce öğrenciye ev sahipliği yapmakta, üniversite bünyesinde 2010 yılında faaliyete başlayan Açıköğretim Fakültesi’yle de Türkiye ve dünya genelinde yükseköğretim faaliyetlerini sürdürmektedir. Bütün bu veriler, Atatürk Üniversitesi’nin gerek kurumsal gerekse kuramsal düzeyde sergilediği performans ile Erzurum ve ülke sınırlarını aşarak uluslararası ölçekte etki ve varlık gösteren bir misyonu icra ettiğini açıkça ortaya koyuyor” dedi. "Eğitim alanı, doğası itibarıyla dinamik bir alandır" Üniversitelerin kuruluş amacını oluşturan misyonun insana özgü en yüce yetenek tecellisi olan aklı ve ilmi merkeze alan, kendi özüne bağlı ve yekdiğerine karşı saygılı olan kadim ve güçlü medeniyetimiz ile onun tüm insanlığı kuşatıcı değerlerinden oluştuğunu kaydeden Prof. Dr. Tekin, “Yarınların dünyasında söz sahibi olabilmemiz için bu değerleri yeniden ve en güçlü şekilde ihya etmemiz gerekiyor. Bu ise, Atatürk Üniversitesi ve diğer üniversitelerimiz nezdinde karşılığını bulan bulması gereken tarihsel bir sorumluluğa işaret ediyor. Aktüel zamanın genel eğilim ve kabullerine kolayca biat etmeyen, aksine onları aşmaya, değiştirmeye ve hatta onlara meydan okumaya dönük kolektif bir bilinçle yeni tanım ve arayışların ardına düşmemizi gerektiren bir sorumluluktan bahsediyorum. Eğitim olgusu, hiç kuşku yok ki, söz konusu sorumluluğumuzun en önemli ayağını oluşturuyor. Bilimsel olanın evrenselliğini ve kültürel olanın milliliğini içeren kapsayıcı bir perspektifle eğitim olgusunu yeniden ele almak ve onu kendi özgünlüğümüzü yansıtacak şekilde tanımlamamız gerekiyor. Belirtmek isterim ki, bu gereklilik tarihsel bir sorumluluk olduğu kadar ivedi bir ihtiyaca da denk düşüyor. Eğitim sistemlerinin sürekli değiştiği ve araştırma imkânlarının hiç olmadığı kadar geliştiği günümüz dünyasında bizim özgün ve özgür bir bakış açısını esas alan yeni bir dil ve perspektif inşa etme zorunluluğumuz söz konusudur. Eğitim alanı, doğası itibarıyla dinamik bir alandır. Bu dinamizmi dolayısıyla da sürekli bir değişimi öngörür. Bilimsel, pedagojik ve teknolojik gelişmeler, yenilenen ve dönüşen toplumsal ihtiyaçlar, küresel ve yerel düzeydeki farklılaşmalar, bireysel taleplerdeki çeşitlilikler. Bütün bunlar hayatın her alanında olduğu gibi eğitim alanında da değişimi zorunlu kılmakta, bizi hep daha iyisini aramaya yöneltmektedir. Bu alandaki değişim taleplerine yanıt vermediğiniz zaman donar kalırsınız ve içinde bulunduğunuz çağı da ıskalarsınız. Bir atasözümüzde ifade edildiği gibi, ’durgun su kirli olur’. Biz ne ülkemizin durağanlaşmasına izin verebiliriz ne de eğitim sistemimizin kirlenmesine müsaade edebiliriz. Ülkemizde eğitim alanındaki değişim dönüşüm hamleleri yakın zamanlara dek işin ya da daha doğru ifadesiyle ‘sorunsalın’ esasına odaklı bir perspektif üzerinden yapılmamıştır. Ana motivasyonunu çoğunlukla konjonktürel talep ve ihtiyaçların oluşturduğu bu hamleler eğitim alanına dönük şekli müdahalelerden ibaret kalmış; sosyolojik temelleri, ülke gerçeklerini, bilimsel ve pedagojik ilkeleri muhtevi bir felsefi zemin üzerine oturtulamamıştır. Bu nedenle, yapılan değişiklikler etkileri itibarıyla dar kapsamlı, zamansal açıdan ise kısa ömürlü olmuştur. Öyle ki, bazı uygulamalar, bu uygulamalar vesilesiyle elde edilmek istenen sonuçların dahi ortaya çıkmasına imkân tanınmadan ortadan kaldırılmış, kaldırılabilmiştir” dedi. "Eğitim ortamlarımızı insani, fiziksel, bilimsel ve teknolojik altyapı açısından geçmişle mukayese edilemeyecek ve çağdaş dünyadaki standartları yakalayacak şekilde geliştirdik" Prof. Dr. Tekin, “AK Parti iktidarlarının kümülatif birikimleri eşliğinde devam eden yaklaşık çeyrek asırlık süre boyunca, Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde eğitim sistemimizi daha verimli sonuçlar üretecek şekilde ve geçmişteki hataları tekrar etmeden geliştirmeye çalıştık. Nitekim bu süreçte eğitim ortamlarımızı insani, fiziksel, bilimsel ve teknolojik altyapı açısından geçmişle mukayese edilemeyecek ve çağdaş dünyadaki standartları yakalayacak şekilde geliştirdik. Ancak bizler eğitimi yalnızca bu yönüyle, yani ülkemizin maddi refahını artıracak zaruri bir yatırım alanı olarak ele almadık, almıyoruz. Onu aynı zamanda kültürel ve toplumsal varlığımızın ihyasını sağlayacak dinamik ve sürekli bir öğrenme süreci olarak da tanımlıyoruz. Eğitim sürecini, yeryüzündeki varoluşumuzun temel gerekçesini ve nihai hedefini oluşturan ’iyi insan’ olmanın ve ’kendini tanımanın’ tüm koşullarını içerecek bir özgürleşme süreci olarak görüyoruz. Bu, şüphesiz ki bizim müntesibi ve takipçisi olduğumuz büyük ve kadim medeniyet vizyonumuzun da bir gereğidir. Öte yandan, bugün tüm dünyada eğitimin evrensel bir insan hakkı olduğu ve bu hakkın aynı zamanda diğer insan haklarına ulaşmanın bir yolu ve sosyal-ekonomik kalkınmanın önkoşulu olduğu yönünde küresel bir uzlaşı da söz konusudur. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, bu uzlaşının evrensel düzeyde geçerli olan hukuksal ifadesini oluşturmaktadır. Eğitim ile demokratik değerler arasında karşılıklı etkileşime dayalı olarak cereyan eden çok yönlü bir ilişki bulunmaktadır. Eğitim, bir taraftan demokratik değerlerin özümsenmesine ve gelişmesine katkı sunarken, diğer taraftan demokratik kültürden etkilenmekte, içerik ve metodoloji açısından daha çoğulcu ve kapsayıcı bir mahiyet kazanmaktadır. İleri demokrasiler, bir yanıyla vatandaşlarının özgür düşünme yeteneklerinin gelişmesi için ihtiyaç duydukları her türlü tedbiri alan yönetim biçimleridir. Bu açıdan bakıldığında, eğitim alanının bireylerin özgür düşünme yeteneklerinin gelişmesi için düzenlenmesi gereken alanların başında geldiği söylenebilir. Nitekim ileri demokrasiyle yönetilen ülkelerin eğitim sistemleri incelendiğinde, bu ülkelerin artık 20. yüzyılda kalmış olan ’bilgiyi kontrol etme ve öğrencilere belirli düşünceleri aşılama’ misyonunu terk ettikleri ve öğrencilerin özgür düşünme kapasitelerini artıracak şekilde örgütlendikleri görülmektedir. Bu nedenle demokratik yönetimler, sürekli bir şekilde öğrencilerin bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun pedagojik bir arayış içerisindedirler. Bu arayış, bir yanıyla başta okullar olmak üzere tüm öğrenme alanlarının demokratik bir içerik kazanmasını sağlarken, diğer yanıyla da demokratik bilinci yüksek ve çağdaş değerlere entegre bir öğrenci/vatandaş profilinin oluşmasına katkı sunmaktadır. Bu da, günümüzde eğitimin yalnızca okullarla sınırlı tutulmaması gerektiğini ve esasında tüm yaşam alanlarının bu doğrultuda işlevsel kılınabileceğini göstermektedir” şeklinde konuştu. "Geleceğin dünyasında insanın özgür deneyimleri eğitimin esasını oluşturacaktır" Tekin, Millî Eğitim Bakanı olarak okulların klasik misyonunu tamamladığı yönündeki görüşün günümüz gerçekliğini tam olarak yansıtmadığını düşündüğünü belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü: “Evet, küreselleşmenin ve bilimsel-teknik düzeyde yaşanan gelişmelerin de etkisiyle, eğitim, artık belirli zaman dilimlerine ve belirli mekânlara özgü olarak gerçekleştirilen bir olgu olmanın ötesine geçmiş durumda. Ancak bu durum, dünyanın her tarafında ve eşit ölçüde geçerli olan bir hususiyet de arz etmiyor. Özellikle az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde eğitim alanındaki ilişkilerin temel karakteristiğini halen klasik düzenin oluşturduğunu söylememiz mümkün. Kaldı ki, savaşlar ya da başka nedenlerle yoğun göç hareketlerinin yaşandığı günümüz dünyasında okullara ve okulların klasik misyonlarına duyulan ihtiyacın da artarak devam edeceği gerçeği orta yerde duruyor. Ancak çağdaş dünya devletlerinin artık terk ettiği modası geçmiş yöntemleri bir kenara bırakmamız ve yeni yöntemsel arayışlar içine girmemiz gerektiği düşüncesini de yadsımıyorum. Bu arayış sürecinde, özgün ve ilk defa kullanılacak yöntem ya da yöntemler üretilebileceği gibi, Montessori yaklaşımı tarzında alternatif eğitim yöntemleri de tercih edilebilir. Zira içinde bulunduğumuz çağda, öğrencilerin bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına odaklanan, bireysel öğrenme hızlarına ve karakter özelliklerine uygun bu tarz pedagoji yöntemlerinin giderek revaç bulacağına inanıyorum.” Geleceğin eğitiminin, insanın ve onun özgür ve rasyonel deneyiminin önemsendiği bir temele oturacağını ifade eden Bakan Tekin, “Geleceğin dünyasında insanın özgür deneyimleri eğitimin esasını oluşturacaktır. Bu bağlamda, eğitimi bir ’hayat deneyimi’ olarak gören ve öğrencileri bu sürecin aktif bir öznesi olarak konumlandırarak yarınlarını buna göre organize edenler başarılı olacaktır. Eğitimi; insanı ve onun yaşam tecrübelerini merkeze alan bir ’hayat deneyimi’ olarak değil de, öğrenciyi hayata hazırlayan sürecin pasif ya da edilgen bir parçası olarak konumlandıran anlayış ise kaybedecektir. Zira günümüzdeki ekonomik, toplumsal ve teknolojik gelişmeler öğrenci merkezli anlayıştan bir adım daha öteye gitmeyi zorunlu kılmakta ve ’öğrenci tarafından yönlendirilen (student driven)’ öğrenmeyi ön plana çıkarmaktadır. Nitekim biz de Millî Eğitim Bakanlığı olarak öğretim programlarında yaptığımız değişiklikleri bu türden bir motivasyonla gerçekleştiriyoruz. Geçen ay itibarıyla uygulamaya giren ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ismini verdiğimiz yeni müfredat çalışmasını da bu motivasyonun bir gereği ve somut bir ürünü olarak görüyoruz. Zeminini millî değerlerimizin ve bilimsel gelişmelerin oluşturduğu bu modelle ‘köklü geçmiş güçlü gelecek’ anlayışı doğrultusunda eğitimde zamanın ruhunu yakalamayı hedefliyoruz. Beceri-hak ve gelişim temelli bir öğrenme sürecinin yanı sıra, erdem-değer-eylem çerçevesini haiz bütüncül bir yaklaşımla oluşturduğumuz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, tamamlanmış ya da bitmiş bir çalışma değil, eğitimin muhtevasına yönelik dinamik bir dönüşüm sürecidir. Bu dönüşüm süreci, gençlerimizin hem doğal ve fıtri gelişimini esas alan hem de pedagojik gereksinimlerini karşılayan zengin bir içerikten ve ihtiyaç duyulan her aşamada güncellenebilecek canlı bir müktesebattan beslenmektedir. Bakanlığımızın bu perspektifle hazırladığı yeni maarif modeli akademik-sosyal-duygusal beceriler ve milli değerlerle harmanlanmış bir eğitim sistemini desteklerken, genel olarak teknolojiyi de bu sürecin merkezine yerleştiriyor. Dijital yetkinlikler ile Anadolu kültürü gibi geleneksel değerleri entegre ederek, öğrencilere 21. yüzyılın gerektirdiği teorik ve pratik becerileri kazandırmayı, ahlaki ve etik sorumluluklarımızı göz ardı etmeden teknolojinin eğitimdeki kullanım alan ve değerini artırmayı hedefliyor. Böylece içeriğin birbirinden kopuk bilgi kompartımanları şeklinde değil, gündelik hayatta olduğu gibi birbiri ile ilişkili bir bağlam bütünlüğü içerisinde öğrencilere kazandırılmasını hedefliyoruz. Öğrencilerin gerçek hayatta karşılaştıkları problemler de olduğu gibi, olaylara çok boyutlu yaklaşmalarına imkân verecek bir anlayışı mümkün olduğunca hâkim kılmaya çalışıyoruz. Tabii böylesi bir öğrenme-öğretme sürecini planlamanın ve uygulamaya geçirmenin oldukça zor bir uğraş olduğunun farkındayız. Ancak biliyoruz ki, siyasal, toplumsal ve ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi, bilimsel ve teknolojik gelişmenin sağlanması, düşünsel ve sanatsal ilerlemenin oluşması, çağcıl ihtiyaçlarla uyumlu ve hatta bunların ötesine geçen nesillerin yetiştirilmesi için eğitim alanını zamanın ruhuna uygun düşecek bir rasyonellik içinde organize etmek zorundayız” şeklinde konuştu.
Hakemler sezonu açtı
17 Ekim 2024 Perşembe - 12:59 Hakemler sezonu açtı Erzurum Bölgesi Hakemleri 2024-2025 sezonu için resmi açılış yaptı. Konuşmacılar, 3 Temmuz Stadı’ndaki birlik beraberlik ve ahenge vurgu yaptı. Meşhur Erzurum su böreği ve yaş pastalı açılışta gözlemcilere yeni montları verildi. Emeği geçenlere plaket takdim edildi. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Merkez Hakem Kurulu Erzurum İl Hakem Kurulu ile Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemciler Derneği Erzurum Şubesi’nin organize ettiği etkinlikle Erzurum Bölgesi Futbol Hakemleri 2024-2025 sezonunu açtı. Pastalı, börekli sezon açılışı oldukça yoğun ilgi gördü. 3 Temmuz Stadı’nda gerçekleşen açılışına Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur, Yakutiye Gençlik ve Spor İlçe Müdürü, Suat Yılmaz, TFF Erzurum Bölge Müdürü Mehmet Akif Fencioğlu, TFF Bölge Antrenörü Yunus Emre Öztürk, TFF Erzurum İl Hakem Kurulu Başkanı Cihat Çelikdağ, Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Erzurum Şube Başkanı Ömer Lütfü Aydın, Başkan Yardımcısı Ozan Andaç Göral, Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği (TFFHGD) Genel Başkan Vekili Kahraman Minnet, TFFHGD Denetleme Kurulu Başkanı Çetin Güçyetmez, TFFHGD İstanbul Şube Başkanı Ferdi Karadoruk, Giresun İl Hakem Kurulu Başkanı Mürvet Sezer, MHK BHK Üyesi Zafer Korkmaz, TFF Klasman Temsilcisi Fahreddin Selçuk, Erzurum Futbol İl Temsilcisi Ferit Karakoca, TÜMSAD Başkanı Muharrem Baydan, ASKF Genel Sekreteri Necdet Ürey, TFFHGD eski başkanları Hakan Eygü, Hasan Eğri Çayır, 3 Temmuz Stadı Tesis Sorumlusu İhsan Topaloğlu, Kulüp Başkanları ve yöneticiler, 3 Temmuz Stadı ailesi ile çok sayıda davetli katıldı. Serdar’ı andılar Önceki gün hayatını kaybeden eski Rize İl Hakem Kurulu Başkanı ve Hakem Gözlemcisi Serdar Serdar, Erzurum’da anıldı. Açılışta ayrıca şehitler için saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu. MHK Erzurum İl Hakem Kurulu Başkanı Cihat Çelikdağ, “Serdar Serdar hocamız Türk hakemliğine önemli hizmetleri olmuş, bizim için çok değerli bir ağabeyi idi. Onu rahmetle anıyoruz mekanı cennet olsun. Hepimizin başı sağ olsun” dedi. “Adalet ve hukuktan sapmadan sahada düdük çalın” diyen Çelikdağ, 2024-2025 sezonun Erzurum hakem camiasına hayırlı ve uğurlu olsun dileğinde bulunarak tüm hakemlere başarı dileklerini iletti. Çakmur: 3 Temmuz Stadı ilimizin tarihi mekanlarından biri Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur da, açılış konuşmasında 3 Temmuz Stadı’ının Erzurum’un tarihi mekanlarından biri olduğunu ifade ederek, “Bugün hakemlerimizin yeni sezon açılışında bir aradayız, burası Erzurumspor-Fenerbahçe maçına sahne olmuş bir futbol sahası. Yeni sezon hakemlerimize ve Erzurum futbol camiasına hayırlı uğurlu olsun” dedi. TFFHGD Genel Başkan Vekili Kahraman Minnet, TFFHGD olarak Erzurum hakem camiasına çok önem verdiklerini belirterek, hakemlere başarı dileğinde bulundu. Aydın: Futbolun taban birlikleriyle büyük bir aileyiz Aynı zamana Süper Lig hakemi olan Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Erzurum Şube Başkanı Ömer Lütfü Aydın, Erzurum gibi tarih kokan, kültür ve medeniyetimizin kadim şehirlerinden birinde, hakemliği konuşmak üzere toplanmış olmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti. Aydın, “Burası, gerek coğrafi yapısı gerekse de köklü geçmişiyle Anadolu’nun doğusuna ışık tutmuş önemli bir şehir. Erzurum, tarih boyunca hem medeniyetlerin buluşma noktası olmuş, hem de sporun gelişimine katkı sunmuş bir merkez olmuştur. Erzurum’da spor kültürü oldukça köklü bir geçmişe sahiptir. Futboldan kış sporlarına kadar pek çok farklı branşta başarılar elde etmiş ve ülkemizin spor tarihine önemli isimler kazandırmıştır. Erzurum’un yetiştirdiği sporcular ve hakemler de bu başarıların temel taşlarından biridir. Erzurum hakemliği, sadece yerel düzeyde değil, ulusal ve uluslararası arenada da kendine yer bulmuş, disiplini, adalet duygusu ve tarafsızlığı ile tanınan sayısız hakemi spor dünyasına kazandırmıştır. Değerli konuklar, sporun ayrılmaz bir parçası olan hakemlik mesleği, yüksek dikkat ve titizlik gerektiren, büyük bir sorumluluk barındıran bir meslektir. Hakemlik, sadece kuralların uygulanması değil, aynı zamanda sporculara ve izleyicilere örnek olma misyonudur. Erzurum hakemleri de bu misyonu layıkıyla yerine getirerek, hem bölgemizde hem de ülke genelinde önemli görevler üstlenmiştir. Bu bağlamda, Erzurum hakemlerinin gerek sahadaki performansları gerekse de spor ahlakını yansıtan duruşları takdirle karşılanmaktadır. Bugün burada, Erzurum hakemliğinin bugünü ve geleceğini konuşmak üzere bir aradayız. Erzurum hakemlerinin, sahip oldukları bilgi birikimi ve tecrübeyle gelecek nesillere de örnek olacağına inancım tam. Erzurum’un spor ve hakemlik anlamındaki bu zenginliğini daha da ileri taşımak, genç hakem adaylarına mentorluk yapmak ve bu alanda daha çok Erzurumlu hakem yetişmesini sağlamak bizlerin en büyük hedefidir. Bu vesileyle, tüm Erzurumlu hakemlerimize, spor camiamıza ve şehrimize katkılarından dolayı teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Hep birlikte, sporun ve hakemliğin değerlerini yüceltecek nice güzel başarılara imza atacağımız günler diliyorum. 3 Temmuz Stadı’nda futbola hizmet eden tüm futbolun taban birliklerine birlik beraberlik için teşekkür ediyorum” dedi. Açılış töreninde hakem gözlemcilerine yeni montları verilirken, tören plaket takdimi ile sona erdi.
Mobbing ile Mücadele Derneği yöneticilerinden Rektör Hacımüftüoğlu’na ziyaret
17 Ekim 2024 Perşembe - 11:15 Mobbing ile Mücadele Derneği yöneticilerinden Rektör Hacımüftüoğlu’na ziyaret Mobbing ile Mücadele Derneği yanlarında ‘’Mobbingin Bireysel-Örgütsel-Toplumsal Öncülleri ve Ardılları’’ kitabının yazarları Prof.Dr. Kerem Karabulut, Prof.Dr. Uğur Yavuz, Dr. Öğrt. Üyesi. Hilal Mola, Şeyda Polat, Elif Selçuk, MEYAD Erzurum Temsilcisi Av. Arb. Selçuk Yıldız, İHA Bölge Müdürü Ayhan Türkez, KOOP İş Sendikası Başkanı Tarık Toğrul, HAK-SEN Başkanı İlim Gödekmerdan olduğu halde Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Ahmet Hacımüftüoğlu’nu ve Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Hasan Türkez’i ziyaret ettiler. MEYAD ‘’İşyerindeki savaşın görünmeyen cephesi MOBBİNG’’ Avukat Arabulucu Selçuk Yıldız Mobbing’in işyerindeki savaşın görünmeyen cephesi olduğun belirterek, “Tabir yerinde mi diye sorgulamayacağım. Evet mobbing tam bir savaş halidir. Bir savaşta bir ülke veya bir ordu, bir millet düşman olarak görülür ve sistematik olarak saldırı başlatılır. Önce küçük taciz atışları ve düşmanı iyice yıprattıktan sonra ise onu yok etmek için vurucu darbe. Mobbingde ise mobbing uygulayan tarafından bir kişi veya grup düşman olarak görülebilir. Dikkat edileceği üzere, her ikisinin de ortak yönü, karşı tarafı zayıflatmak, sindirmek ve yok etmektir. İş yerinde mobbing, görünmeyen ve etkisi derin olan bir savaştır. Bu savaş, yıllarca ince ve sinsi bir şekilde gerçekleşir. Savaşları diplomasi ve diyalog ile önlenirken mobbingi önlemek için de iş yerlerinde önleyici tedbirler alınması için gerekli diyalogları kurarak her daim mağdurların yanında olacağız’’ dedi. Mobbing ile Mücadele Derneği 2011 yılından beridir yurt genelinde işyerinde psikoloik tacize dikkat çekiyor. Derneğin Mağdur başvuruları analizleri ile bölgemizde de mobbingin yüksek boyutlarda olduğunu defalarca dile getirilmişti. Mobbing ile Mücadele Derneği Erzurum Başkanı ve Yeminli Sosyal Arabulucu Öğr.Gör. Jale Hülya Alcan Atatürk Üniversitesi Rektörü Ahmet Hacımüftüoğlu ve Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Hasan Türkez’e mobbing çalışanın işyerinde çözülmemesi halinde son zamanlarda toplumsal bir sorun haline gelen şiddet ve suç meselesine evrildiğini ve bu durum, artık yalnızca bir sosyal problem olmanın ötesine geçerek, şiddetin artık ülkede beka meselesi olarak kabul edilmeye başlandığını ‘’Mobbingin Bireysel Örgütsel Toplumsal Öncülleri ve Ardılları’’ gibi kitap çalışması ile üniversitelerin eğitim faaliyetleri ve bilimsel çalışmaları önemine vurgu yapan Alcan, yakın gelecekte sorunun çözümü için ortak paydaşlarda gerekli destek sağlanırsa ‘’Şiddetle Mücadele ve Sosyal Arabuluculuk’’ gibi projeler, sendika, basın, vakıf, dernek ve STK’lar işbirliği ile çözebileceklerine inandıklarına vurguladı.
Gurbetten sılaya döndü, baba yadigarı su değirmenini yeniden çalıştırdı
17 Ekim 2024 Perşembe - 09:39 Gurbetten sılaya döndü, baba yadigarı su değirmenini yeniden çalıştırdı Erzurum’un Olur ilçesine bağlı Ormanağzı Mahallesi sakinlerinden Yunus Aktürk, yaklaşık 35 yıl süren gurbet hayatının ardından köyüne geri döndü ve babadan kalma eski su değirmenini yeniden faaliyete geçirerek bölge halkına hizmet vermeye başladı. Ormanağzı Mahallesi sakinlerinden Yunus Aktürk, 35 yıllık gurbet yaşamı sonrasında köyüne dönerek baba yadigarı su değirmenini tekrar faaliyete geçirdi. Aktürk, "35 yıldır gurbetteydim ama köyüme geri dönerek babamdan miras kalan su değirmenini yeniden hayata geçirdim. Şu an tüm yöre halkı bu değirmeni bekliyordu" dedi. Değirmenin açılması, bölge sakinleri arasında büyük bir mutluluk yaşattı. Artık buğday, arpa ve mısır gibi tahılların öğütüleceği bu değirmen, yerel halk için önemli bir ihtiyaç haline geldi. Aktürk, su değirmeninin ununun kalitesine de dikkat çekerek, "Su değirmeni kepeğini almıyor, bu yüzden yapılan ekmek daha yumuşak oluyor" ifadelerini kullandı. Kardeş Hüsnü Aktürk ise, "Ağabeyimle birlikte babamızın su değirmenini faaliyete geçirdik. Vatandaşlar sağlıklı un tüketsinler diye çalışacağız. Bütün herkesi bekliyoruz" diyerek hizmete verdikleri değirmenin önemini vurguladı. Yunus Aktürk ve kardeşi, babalarının mirasını yaşatırken, bölgedeki tarımsal üretime de katkıda bulunmayı hedefliyor. Su değirmeninin yeniden açılmasının, Ormanağzı Mahallesi’nde hem ekonomik hem de sosyal bir hareketlilik sağlaması bekleniyor.
Rektör Hacımüftüoğlu, uluslararası aşı bilimi kongresine katıldı
17 Ekim 2024 Perşembe - 09:09 Rektör Hacımüftüoğlu, uluslararası aşı bilimi kongresine katıldı Kayseri’de, Erciyes Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 5. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi bugün itibariyle başladı. 16-18 Ekim 2024 tarihleri arasında devam edecek olan kongreye, Türkiye genelinden ve yurtdışından çok sayıda bilim insanı katılım sağladı. Kongrenin bu yılki teması “Yenilikçi Aşı Teknolojileri” olarak belirlenirken, kongrede aşı bilimi alanında son gelişmelerin yanı sıra, genç araştırmacılar için iş birliği olanakları ve yeni projeler ele alınacak. Kongrenin açılış programına katılan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, yaptığı konuşmada aşı biliminin hem Türkiye hem de dünya için önemine değindi. Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, "Pandemi dönemi, aşıların insan sağlığı üzerindeki kritik rolünü bir kez daha gözler önüne serdi. Bu noktada, yenilikçi teknolojilere dayalı aşıların geliştirilmesi, sadece sağlık sektörünün değil, aynı zamanda toplumların geleceğinin şekillenmesinde de büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Hacımüftüoğlu, genç bilim insanlarına hitaben yaptığı konuşmada ise, bilimsel iş birliklerinin ve yeni projelerin bu tür kongrelerde filizlendiğini belirterek, Atatürk Üniversitesinin aşı bilimi alanındaki araştırmalara olan katkısının altını çizdi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu da video konferans yöntemiyle kongreye katılarak, genç araştırmacıları ve bilim insanlarını tebrik etti. Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun ise, Erciyes Üniversitesinin bu alandaki çalışmalarının küresel boyutta ses getirdiğini vurguladı. Kongre süresince; inaktif aşılar, mRNA aşıları, viral vektör teknolojileri, yapay zeka kullanılarak yapılan aşı tasarımları gibi birçok yenilikçi konu başlıklarında oturumlar düzenlenecek. Aşı teknolojilerinin yanı sıra, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede geliştirilen yeni aşılar, kanser ve nörolojik hastalıklara karşı aşı çalışmaları, veteriner aşılar ve aşı politikalarının sosyo-politik etkileri de kongrede ele alınacak önemli konular arasında yer alıyor. Kongrenin sonunda, genç bilim insanları yaptıkları başarılı sunumlar ile ödüllendirilecek. Bu ödüller, bilim dünyasında genç araştırmacıların teşvik edilmesine ve uluslararası iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.
Girişimci destek programı Erzurum’da başarılı projelerle devam ediyor
17 Ekim 2024 Perşembe - 09:05 Girişimci destek programı Erzurum’da başarılı projelerle devam ediyor Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) tarafından yürütülen Girişimci Destek Programının Erzurum ili seçmeleri, Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Türkiye’nin stratejik hedefleri doğrultusunda, öncelikli sektörlerdeki yeni işletmeleri desteklemek amacıyla hayata geçirilen program kapsamında, Erzurum’daki girişimciler projelerini jüri karşısında sundu. Seçmelere, ön elemeyi geçen 12 girişimci proje katıldı. Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu, KOSGEB İl Müdürü Lütfullah Aktaş, KOSGEB Kapasite Geliştirme Müdürü Mehmet Fatih Aydın, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Mustafa Küçükler ve Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) Genel Sekreteri Oktay Güven’den oluşan jüri, sunumları dikkatle değerlendirdi. Jüri üyeleri, girişimci ekiplerin sunduğu projeleri inovatif fikirler, uygulanabilirlik ve sürdürülebilirlik gibi kriterler çerçevesinde ele alarak detaylı incelemelerde bulundu. Atatürk Üniversitesinin Erzurum’daki girişimcilik ekosistemine katkı sağlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu, KOSGEB’in bu destek programının genç girişimciler için önemli fırsatlar sunduğunu vurguladı. Erzurum’un, bölgede yenilikçi iş fikirlerinin hayata geçirilmesi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Çavuşoğlu, Atatürk Üniversitesi olarak her zaman girişimcilerin yanında olacaklarını belirtti. Seçmeler sonucunda başarılı olan projeler, KOSGEB tarafından desteklenerek iş dünyasına kazandırılacak. Destek programı sayesinde Erzurum’da yeni iş sahalarının açılması ve bölgesel kalkınmanın hız kazanması hedefleniyor.