Yerel Haberler
Erzurum
Başıboş sokak köpekleri için Erzurum modeli önerisi 08 Mayıs 2026 Cuma - 16:20:41 İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Valilik görevindeyken uyguladığı ‘Erzurum Modeli’yle kentteki tüm sahipsiz köpeklerin toplatıldığına dikkat çeken AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat, diğer illerde de ‘Erzurum Modeli’nin uygulanması çağrısında bulundu. AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat, başıboş sokak köpekleri için ‘Erzurum Modeli’nin uygulanması çağrısında bulundu. Yaptığı yazılı açıklamada, tüm canlıların Allah’ın yarattığı varlıklar olduğunun altını çizen Fırat, "Dinimiz, hayvanlara eziyet edilmemesini, onlara merhametle yaklaşılmasını emretmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su veren kişinin Allah’ın rızasını kazandığını bildirmiştir" ifadelerini kullandı. "Aileler köpek saldırısı endişesi yaşamamalı" "Bununla birlikte insan hayatını ve halk sağlığını tehdit eden durumlara karşı gerekli tedbirlerin alınması da esastır" diyen Fırat, şöyle devam etti: "Ne yazık ki sahipsiz sokak köpekleri kaynaklı güvenlik sorunları devam etmektedir. Aileler, çocuklarını evden gönderirken köpek saldırısı endişesi yaşamamalıdır. Ancak bugün birçok vatandaşımız başıboş sokak köpeklerinin saldırıları sonucu yaralanmakta, hatta hayatını kaybetmektedir." Çözüm kanunu uygulamaktan geçiyor Bu sorunun çözümünün belediyeler ve yerel yönetimlere kanunla verilen görevlerin eksiksiz yerine getirilmesinden geçtiğine işaret eden Fırat, "Sahipsiz köpeklerin toplanması, bakımevlerine götürülmesi, kısırlaştırılması, aşılanması ve sahiplendirilmesi süreçleri etkin şekilde yürütüldüğünde, sorun büyük ölçüde çözülecektir" değerlendirmesini yaptı. Erzurum modeliyle tüm sahipsiz köpekler toplandı Bu noktada tüm illerde "Erzurum Modelinin" uygulanmasını talep ettiklerini kaydeden Fırat, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Erzurum Valisi olduğu dönemde, kentteki tüm sokak köpeklerinin toplatıldığını hatırlattı. Fırat, şunları aktardı: "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çitçi’nin Erzurum Valiliği döneminde yürütülen çalışmalar neticesinde, şehrimizde önemli başarı elde edilmiştir. 29 Eylül 2025 tarihinde Erzurum’da sokakta bulunan köpek sayısı 3 bin 899 olarak tespit edilmiş, yürütülen çalışmalar sonucunda 4 Kasım 2025 itibarıyla bu sayı sıfırlanmıştır. Ayrıca İl Tarım Müdürlüğü koordinesinde toplam 4 bin 512 sahiplendirme işlemi gerçekleştirilmiş, hayvanların sahiplenilmesi teşvik edilmiştir. Erzurum’da 112 Çağrı Merkezi üzerinden yapılan ihbarlar doğrultusunda ekipler anında harekete geçmekte, başıboş sokak köpekleri toplanarak hayvan bakımevlerine götürülmektedir." Ege ve Marmara’dan bile köpek getiriyorlar Erzurum’un en önemli sorunlarından birisinin ise başka illerden ‘transport’ ve ‘yer değiştirme’ yöntemiyle hayvan bırakılması olduğunu açıklayan Fırat, "Sokak köpeği bulunmayan bölgelerde dahi kısa sürede yeni hayvanların ortaya çıktığı görülmektedir. Ege ve Marmara’daki illerden getirildiği anlaşılan küpeli köpekler bile Erzurum’da tespit edilmiştir" bilgisini verdi. 50 dönüm arazi üzerine doğal yaşam alanı AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, tüm bu zorluklara rağmen Erzurum’un, örnek ve öncü rolünü sürdürdüğünü vurguladı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından sahipsiz hayvanlar için 50 dönümlük arazi üzerine, 5 bin hayvan kapasiteli doğal yaşam alanı inşa edildiğini aktaran Fırat, "Yaklaşık bir ay sonra faaliyete geçmesi planlanan bu proje dolayısıyla Erzurum Büyükşehir Belediyemizi tebrik ediyoruz" dedi. Vekil Fırat, açıklamasının sonunda "Başıboş sokak köpeklerinden kaynaklanan güvenlik ve sağlık tehdidinin ortadan kaldırılması konusunda Erzurum’daki uygulamaların diğer kentlerde örnek alınması" temennisinde bulundu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 15:36 Sahte ürünler Erzurum’un marka değerine zarar veriyor Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Yıldırım Hakan Oral ile ilin önde gelen süt sanayicileri, Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Alparslan Kenger’i ziyaret ederek süt ve süt ürünleri sektöründe yaşanan sorunları gündeme taşıdı. Gerçekleştirilen görüşmede, özellikle mera döneminde sütlerin yağ oranı ve kalite değerlerinde yaşanan düşüşün, Erzurum’da üretilen süt ürünlerinin standardını olumsuz etkilediği ifade edildi. Coğrafi işaretli Erzurum tereyağı ve Erzurum civil peynirinin üretiminde kullanılan sütlerin hijyen şartlarına uygun şekilde sağılmaması ve kayıt dışı sütlerin uygun olmayan koşullarda taşınmasının, ürün kalitesinde istenilen standardın yakalanmasını zorlaştırdığı belirtildi. Sektör temsilcileri, Türk Gıda Kodeksi ve halk sağlığına uygun olmayan tereyağı adı altında piyasaya sunulan margarin, bitkisel ve kimyasal içerikli etiketsiz ürünlerin "köy yağı" gibi isimlerle piyasa değerinin altında satışa çıkarıldığını dile getirdi. Bu durumun hem tüketici sağlığını tehdit ettiği hem de kaliteli ve standartlara uygun üretim yapan firmaları zor durumda bıraktığı vurgulandı. Ziyarette firma yetkilileri, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin süt sağımından başlayarak toplama, taşıma ve üretim aşamalarına kadar denetimlerini artırmasını talep etti. Mevzuata uygun olmayan süt ve süt ürünlerinin imha edilmesi, Erzurum markasına zarar verecek sahtecilik faaliyetlerinin önlenmesi ve bu süreçte usulsüzlük yapanların cezalandırılması gerektiği ifade edildi. Sanayiciler ayrıca, kendi üretimlerinin bakanlık tarafından sürekli denetlendiğini ancak hammaddenin sağım aşamasından fabrikaya ulaşıncaya kadar yeterli denetime tabi tutulmadığını belirterek, denetim eksikliğinin sektörde ciddi sorunlara yol açtığını dile getirdi. Kayıt dışı faaliyet gösteren ve sahte ürünleri piyasaya süren kişilerin halk sağlığını tehlikeye attığını belirten sektör temsilcileri, gerekli yaptırımların uygulanarak bu kişiler hakkında cezai işlem yapılmasını istedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 14:30 Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi Erzurum’dan Kars’a hareket etti 27 Nisan’da Almanya’dan başlayan Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi’nin Erzurum etabı başladı. Dostluk ve dayanışma mesajıyla yola çıkan klasik araçlar, 19 bin kilometrelik yolculuğun sonunda Nepal’e varacak. 27 Nisan’da başlatılan organizasyonun Türkiye ayağı yoğun bir rota izliyor. İstanbul’da start alan Türkiye etabı; Ankara’nın ardından Kapadokya’da Ihlara Vadisi, Adıyaman’da Nemrut Dağı, Bitlis’te Ahlat, Erzurum’da Palandöken Dağı ve Kars’ta Ani Harabeleri şeklinde planlandı. Türkiye’den sonra İran ve Türkmenistan üzerinden Orta Asya rotasını takip edecek ralli, yaklaşık 1,5 ay sonunda 19 bin kilometre yol kat etmiş olacak. Dev organizasyon, yaklaşık 7 bin metre rakımlı Nepal’de final yapacak. Araçlarıyla şehir merkezinden Palandöken’e gelen grup, Palandöken Dağı’nın 3 bin 200 rakımlı Ejder Tepesi’nin alt kısımlarındaki karlık alana ülkelerinin bayraklarını dikti. Grup üyelerinden Burhan Uzun, rotaları içinde bulunan Erzurum ve Palandöken’e hayran kaldıklarını ifade etti. Erzurum Valisi Aydın Baruş, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer ile hatıra fotoğrafı çekilen ekip daha sonra Kars’a doğru yola çıktı. "Nepal’e sağlıkla ulaşsınlar" Erzurum Valisi Aydın Baruş, Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi kapsamında Erzurum’da konukları ağırlamaktan mutlu olduklarını vurgulayarak "Tarihi İpek Yolu güzergahında Erzurum çok önemli bir nokta ve ticaret merkezi olmuştur. Bu programın esas amacı Doğu-Batı arasındaki dostluğa, kültürler arası etkileşime işaret etmek ve tekrar tarihi rolü büyük olan tarihi İpek Yolu’ndaki dostluk ve kardeşliğin inşasına yardımcı olmaktır. 5 ülkeden konuklarımız burada. Konuklarımız ilimizdeki güzellikleri ve tarihi varlıkların çekimini yapıp bunu sosyal medya ve dijital kanallar aracılığıyla tüm dünyaya duyuracaklar, kendilerine çok teşekkür ederim. Yolları açık olsun. İnşallah nihai hedefleri olan Nepal’e sağlıkla ulaşırlar" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 14:17 Türkiye’nin dört bir yanından gelen fen lisesi öğrencileri ETÜ’de buluştu Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Fen Fakültesi öncülüğünde bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Ulusal Fen Liseleri Sempozyumu", Türkiye’nin farklı illerinden gelen öğrenci ve öğretmenlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Fen liseleri ile üniversiteler arasında bilimsel iş birliğini güçlendirmek, gençleri akademik araştırma kültürüyle buluşturmak ve kurumlar arası etkileşimi artırmak amacıyla düzenlenen sempozyumun açılış programına ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı ve Prof. Dr. Naim Ürkmez, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Mehmet Akarsu, Erzurum İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Dr. Caner Sunay, akademisyenler, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Programda konuşan Fen Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ümit İncekara, sempozyumun her geçen yıl daha geniş bir katılımla büyüdüğünü belirterek gençlerin bilimsel üretim süreçlerine erken yaşta dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Fen liselerinin ülkenin bilimsel geleceği açısından büyük önem taşıdığını ifade eden İncekara, öğrencilerin hazırladıkları projeler ve sunumlarla hem akademik hem de kişisel gelişimlerine katkı sunduklarını belirtti. ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak ise bilim ve teknoloji çağında bilgi üreten bireyler yetiştirmenin önemine vurgu yaparak üniversite olarak araştıran, sorgulayan ve yenilikçi düşünebilen gençleri desteklemeye devam edeceklerini ifade etti. Çakmak, sempozyumun öğrencilerin bilimsel meraklarını geliştirmeleri ve üniversite atmosferini deneyimlemeleri açısından önemli bir fırsat sunduğunu kaydetti. İki gün süren sempozyum kapsamında öğrenciler; yapay zekâ, biyoteknoloji, çevre, sürdürülebilirlik ve çeşitli bilimsel yenilikler üzerine hazırladıkları çalışmaları sözlü ve poster sunumlarla paylaşırken, düzenlenen atölye çalışmaları, bilimsel etkinlikler ve mesleki söyleşilere de katılma imkânı buldu.
Matbaalar dijitalleşme mağduru
25 Eylül 2024 Çarşamba - 13:19 Matbaalar dijitalleşme mağduru Erzurum Matbaa, Kırtasiye, Tabela ve Fotoğrafçılar Esnaf Odası Başkanı Hikmet Karaca, esnafa e fatura ve e-arşiv mecburiyeti getirildikten sonra ülke genelinde yaklaşık 40 bin matbaanın iş yerini kapatmak zorunda kaldığını söyledi. Dijital çağın hızla ilerlediği bir dönemde, matbaa sektörünün kendi evrimini yaşamak durumunda olduğunu ifade eden Karaca, “Ancak bu evrim beraberinde çeşitli zorlukları da getiriyor. Teknolojik gelişmelerin hızına ayak uydurmak, değişen taleplere cevap vermek ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek matbaa sektörünün önündeki en büyük zorluklar arasında yer almaktadır” dedi. Karaca, bir dönem her tür materyalin basılmasında ve çoğaltılmasında anahtar bir rol oynayan matbaaların günümüzde farklı bir gerçeklikle karşı karşıya kaldığını anlatan Başkan karaca açıklamasını şöyle sürdürdü; “Dijitalleşme ve internetin yaygınlaşmasıyla birlikte, belgelerin ve yayınların çoğu dijital ortamda paylaşılır hale geldi. Elektronik medya, basılı yayınları gölgede bırakırken, matbaa sektörü de buna ayak uydurmak zorunda kaldı. Hazine ve Maliye Bakanlığının büyük, küçük demeden bütün esnafı E Fatura veya E Arşiv sistemine geçirmesi ile birlikte yaklaşık 35-40 bin matbaa işinin %60’ını kaybetti, birçok matbaa da kapısına kilit vurmak mecburiyetinde kaldı.’’ Matbaa sektörünün kullandığı malzemelerin yüzde 85’i dövize endeksli ve ithal ‘’Matbaa sektöründe başta kâğıt olmak üzere boya ve diğer kimyasalların %90’ına yakını ithal. Fotokopi kâğıdının bile %16’sı Türkiye’de üretiliyor, geriye kalan %84’ü ise ithal ediliyor. Türkiye’de Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra devlet tarafından açılan 13 tane kâğıt, karton ve selülozik üretebilen kâğıt fabrikalarımız vardı. SEKA fabrikaları kâğıt ihtiyacımızın yüzde 65’ini karşılıyordu. Yazık ki bu fabrikalarımızın tümü özelleştirme adı altında kapatıldı. O fabrikaların birçoğunun yerinde ya TOKİ siteleri yapıldı ya da özel şirketler tarafından satın alınarak başka amaçlarda kullanıldı. Kâğıt, karton ve selüloziğe ulaşma hususunda büyük sıkıntılar yaşayan sektörümüzün az da olsa rahatlayabilmesi için devlet desteğinde ya da devletin kendisi yurdun değişik bölgelerinde, değişik kâğıt türleri üretebilen en az 10-15 tane kâğıt fabrikasını açıp acilen üretime geçirmesi gerekiyor. Ayrıca Resmi Dairelere yapılan işlerde kesilen tevkifat uygulamasından vazgeçilmeli. Öte yandan birçok kâğıt cinsinde KDV oranı yüzde %10, kâğıda baskı yapıldıktan sonra ise KDV oranı %20’ye çıkıyor. Matbaacıyı zor durumda bırakan bu yanlış uygulamadan da bir an önce vaz geçilmesi gerekiyor.’’
Kiremitlik Tabya’da Avrupa Hareketlilik haftası etkinliği
25 Eylül 2024 Çarşamba - 13:08 Kiremitlik Tabya’da Avrupa Hareketlilik haftası etkinliği Avrupa Hareketlilik Haftası Kutlamaları kapsamında 26 Eylül Perşembe günü saat 13:00’da Kiremitlik Tabya’da etkinlikler düzenlenecek. Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur, “Tüm halkımızı etkinliklerimize bekliyoruz” dedi. Avrupa Hareketlilik Haftası kutlamalarında Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bu yıl format değişikliğine gitti. GSİM, Avrupa Hareketlilik Haftasını bu yıl Kiremitlik Tabya’da kutlayarak, önemli bir farkındalığa imza atacak. Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur, “Bakanlığımız öncülüğünde Avrupa Hareketlilik Haftası Kutlamalarını bu yıl HİS İl Temsilciliğimiz ile ortaklaşa Kiremitlik Tabya’da yapacağız. Valimiz Mustafa Çiftçi, Kiremitlik Tabyayı kurumumuza zimmetlemişti. Biz de önemli bir farkındalığına imza atmak ve kamuoyunun dikkatini çekmek için Avrupa Hareketlilik Haftası Kutlamalarını bu yıl Kiremitlik Tabya’da yapması kararlaştırdı. 26 Eylül 2024 Perşembe günü Kiremitlik Tabya’da bir çok etkinlik ve stantlarımızla Avrupa Hareketlilik Haftasını kutlayacağız. Tüm halkımızı kutlamalar davet ediyoruz. Gelsinler hep birlikte spor yaparak hareketli anlar yaşasınlar” dedi. Atlama Kuleleri ile Kiremitlik Tayba arasındaki alanda gerçekleşecek olan kutlamalarda spor ve bisiklet gösterilerinin yanı sıra HİS Federasyonu tarafından belirlenen modern ve geleneksel spor gösterileri yapılacak.
Gökyüzünün komşusu; Yedigöller
25 Eylül 2024 Çarşamba - 09:36 Gökyüzünün komşusu; Yedigöller Ovit Dağı’nın güney yamaçlarında bulunan İspir Yedigöller, 10 turkuaz renkli volkanik gölü ile Türkiye’de mutlaka görülmesi gereken eşsiz yerlerden biri olarak ifade ediliyor. Erzurum’a 145, İspir ilçesine ise 25 kilometre uzaklıkta bulunan Yedigöller, Kaçkar Dağları’nın büyüleyici tepeleri ve tertemiz havası ile eşsiz bir doğal güzellik sunuyor. Rize-Erzurum sınırında, Ovit Dağı zirvesi ile Kaçkar Dağları’nın güneyinde yer alan Yedigöller, bölgedeki değişik boyutlarda 10 göl ve 4 bin metreyi bulan zirve dağlarıyla misafirlerini ağırlıyor. Doğanın derin sessizliği ile zorlu, maceralı ve keyifli bir yolculuğun ardından ulaşılan bölge, ziyaretçilerine dağcılık sporunun yanı sıra iklim şartları ve doğal güzellikleriyle trekking ve kamp için uygun ortamlar sunuyor. Yaban hayata ev sahipliği yapıyor Gökyüzünün bulutlu olduğu durumlarda göl yansıması ile etkileyici fotoğrafların çekilebildiği Yedigöller, fotoğraf sanatçıları başta olmak üzere doğa severlerin vazgeçilmez rotaları arasında yer alıyor. Doğal yaşamda bulunan hayvanların yanı sıra keklik, vaşak, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban ördeği, kırmızı benekli alabalık, porsuk, bozayı, kara kartal, atmaca, dağ kargası, dağ engereği gibi ender görülen türlere de ev sahipliği yapan Yedigöller, "Gökyüzüne komşu yer" olarak adlandırılıyor. 10 adet gölden oluşuyor Yedigöller; Erzurum’un İspir ilçe sınırlarında Kaçkar Dağları’nın güneybatısında, Verçenik Dağları üzerinde yaklaşık 3200 m yükseklikte bulunan buzul göllerden oluşuyor. Erzurum-Rize sınırında Moryayla-Yedigöl Mahalleleri alanında yer alan Yedigöller, bazıları küçük olmakla birlikte 10 adet gölden oluşuyor. Göller, 10 metre ile 70 metre arasında derinliğe sahip. Söz konusu göllerden 2 tanesinde kırmızı benekli alabalık türü bulunuyor. Bölgeye adını veren 7 göl olan Kuzu, Koyun, Göbekli, Sinekli, Yıldızlı, Karanlık ve Aygır Gölü’nün suları Yedigöl Deresi aracılığıyla Salaçur Vadisi’nden geçerek Çoruh Nehri’ne ulaşıyor. Bölgenin rakımı ve iklimi göz önünde bulundurulursa ziyaret için en uygun tarihlerin 15 Haziran ve 15 Eylül arasında olduğu söylenebilir. Kışın 1 metre kalınlığında buz ile kaplı olan göllerin etrafı ise 2-5 metre arasında kar örtüsü ile kapanıyor. Erzurumlu doğasever Bülent Erkan ise doğa harikası olan Yedigöller’e herkesi davet ederek, “Burada doğal hayatın her türlü tadını alırsınız. Enfes manzaraları ve doğasıyla enerji depolarsınız” dedi.
Yeni dönem hazırlıkları kapsamında “Oryantasyon programları bilgilendirme toplantısı” düzenlendi
25 Eylül 2024 Çarşamba - 09:07 Yeni dönem hazırlıkları kapsamında “Oryantasyon programları bilgilendirme toplantısı” düzenlendi Atatürk Üniversitesi, yeni dönemde akademik ve idari yapısını güçlendirmek ve öğrencilerine daha iyi bir eğitim deneyimi sunmak amacıyla hazırlıklarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda, 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı öncesinde öğrencilere yönelik düzenlenecek oryantasyon programına paralel olarak, akademisyenlere yönelik bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya; fakülte/meslek yüksekokullarındaki eğitimden sorumlu dekan yardımcıları ile müdür yardımcılarının yanı sıra bölüm ve program başkanları katıldı. Toplantıda, yeni dönem hazırlıkları hakkında detaylı bilgilendirmeler yapıldı. Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yüksel Göktaş’ın açılış konuşmasını gerçekleştirdiği programda, Kurumsal İletişim Direktörü Prof. Dr. Besim Yıldırım, Araştırma Üniversitesi İzleme ve Değerlendirme Ofisi Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Erol Üzan ve Öğrenci İşleri Daire Başkanı Metin Saygılı, sunumlar yaptı ve katılımcıların sorularını yanıtladı. Toplantıda, 2024-2025 Akademik Yılında yeni kayıt yaptıran öğrencilere yönelik 30 Eylül - 4 Ekim 2024 tarihleri arasında düzenlenecek oryantasyon programı hakkında bilgi verildi. Öğrencilerin kişisel gelişimlerini destekleyecek ve üniversiteli olma bilincini kazandıracak salon programları; üniversitenin tüm birimlerinin, şehirdeki öğrenci ile ilgili kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşların tanıtım faaliyetlerinin yapıldığı oryantasyon fuar programı; eğlence ve tarihi mekanlara yönelik gezi programlarının yer aldığı oryantasyon programına yönelik bilgilerin paylaşıldığı toplantıda 3-4 Ekim tarihlerinde her bir birimde yapılması planlanan birim bazlı oryantasyon programının içeriği detaylandırılarak, birimlerde yapılacak oryantasyon sürecinin önemine dikkat çekildi. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Ziraat fakültesinde 5 bölüm daha akredite oldu
24 Eylül 2024 Salı - 15:04 Ziraat fakültesinde 5 bölüm daha akredite oldu Atatürk Üniversitesi, eğitim kalitesini artırma ve uluslararası standartlarda mezunlar yetiştirme hedefi doğrultusunda önemli bir başarıya daha imza attı. Ziraat Fakültesinin Bahçe Bitkileri, Bitki Koruma, Tarla Bitkileri, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme ile Zootekni Bölümleri, Ziraat Fakülteleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (ZİDEK) tarafından ilk kez akredite edildi. Bu başarıyla birlikte, üniversitenin toplam akredite edilen program sayısı 68’e ulaştı. Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Önder Çalmaşur, ZİDEK’in titiz değerlendirme süreçlerinden geçerek akreditasyon elde eden bu 5 bölümün, fakültenin eğitim kalitesini tescillediğini ifade etti. Dekan Çalmaşur: “Daha önce Tarım Makinaları ve Teknolojileri Mühendisliği ile Gıda Mühendisliği bölümlerimiz de akredite olmuştu. Bugün bu sayıyı 7’ye çıkarmış bulunuyoruz. Bu gelişme, fakültemizin eğitimdeki niteliğini ve uluslararası kabul edilebilirliğini ortaya koyan önemli bir adımdır” dedi. Rektör Hacımüftüoğlu: "Üniversitemizin Başarısı Güçlenerek Devam Ediyor" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Ziraat Fakültesinin bu başarısını tebrik ederek, üniversitenin akredite programlar açısından Türkiye’de lider konumda olduğuna dikkat çekti. Rektör Hacımüftüoğlu: “Üniversitemiz, ülkemizde en fazla akredite programına sahip eğitim kurumu olma unvanını sürdürmektedir. Bu başarıyı daha da ileri taşıyarak, uluslararası arenada rekabet edebilir bir eğitim sistemi inşa ediyoruz” şeklinde konuştu. Akreditasyon süreçlerinin öğrenciye sağladığı faydaların yanı sıra, akademik kadro ve eğitim altyapısının geliştirilmesine de büyük katkı sunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hacımüftüoğlu: “Ziraat Fakültesindeki bu önemli gelişmenin, hem öğrencilerimizin kariyerlerine hem de akademik başarılarına olumlu yansıyacağı inanıyorum. Bu doğrultuda programlarımızın akredite edilmesi, eğitimdeki kalite çıtasını sürekli olarak yükselttiğimizin bir göstergesidir. Bu başarıda emeği geçen tüm akademik kadroyu kutluyorum” diyerek sözlerini noktaladı.
Oturma eylemi düzenlediler
24 Eylül 2024 Salı - 14:59 Oturma eylemi düzenlediler Erzurum’da TES-İŞ üyeleri, çalışma hayatında karşılaşılan sorunların çözüme kavuşturulması amacıyla oturma eylemi düzenledi. Erzurum TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.) 15. Bölge Müdürlüğü’nde TES-İŞ üyeleri, geçim şartları başta olmak üzere, iş barışını bozan ücret ve vergi adaletsizliği, kamuda ücret dengesizliği, devam eden taşeron uygulamaları gibi çalışma yaşamında karşılaşılan sorunların çözüme kavuşturulması amacıyla oturma eylemi düzenledi. Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yerv erildi; “Hayat pahalılığı, satın alma gücümüzdeki gerileme, adaletsiz vergi sistemi, kamu işyerlerinde ücret dengesizliği, işsizlik, güvencesiz çalıştırma ve kayıt dışı ve mülteci istihdamı gibi sorunlar başta işçiler olmak üzere, toplumun büyük bir bölümünün yaşama şartlarını ağırlaştırmaktadır. Yani mutlu bir azınlık dışında halkımız geçim sıkıntısıyla mücadele etmektedir. Sesimizi duyurmak istedik. Sağduyulu davranmaya gayret ettik. Diyalog kapılarını açık tuttuk. Ancak bir sonuç alamadık. Sürekli sabırlı olmamız istendi. Ama bıçak kemiğe dayandı. Bundan sonra sözümüzü meydanlarda yüzbinler ile söyleyeceğiz. Ekonomik krizin bedelini işçiler olarak biz ödemeyeceğiz. “İşçiler enflasyonun sebebi değildir” Markete, pazara, temel tüketim ürünlerine, tepeden tırnağa her şeye her gün zam geliyor. Dün aldığımızı aynı fiyatla bugün alamaz olduk. Büyükşehirlerde ev kiraları ortalamada asgari ücretin üzerine çıktı. Okullar açıldı, eğitim masrafları altından kalkılamaz bir hale geldi. Analar, babalar “çocuğumuzu okula nasıl göndereceğiz” diyor. Elektriğe ve doğalgaza geçtiğimiz aylarda yüzde 38 zam geldi. Önümüz kış İşçisi, emeklisi kışı nasıl geçireceğiz diye kara kara düşünüyor. Kişi başına düşen gelir artıyor ama işçinin ve emeklisinin geliri değil sefaleti artıyor. Ülkemizde gelir adaleti hızla bozuldu. İşçilerin milli gelirden aldığı pay azalırken işverenlerin payı her geçen gün artmaktadır. Buradan tekrar söylüyoruz: Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğu, en düşük emekli maaşının asgari ücretten de düşük olduğu bir toplumda huzuru tesis etmek mümkün değildir. Sosyal barış olmaz. Geçmiş yıllarda da ekonomik krizler yaşandı. Geçim şartları ağırlaştı. Ancak bu dönemde olduğu kadar yoksulluk görülmedi. İşçiler mağdur olmadı. Enflasyon kadar ücret zammı yoksulluğun sürmesidir. Kaldı ki açıklanan enflasyon yaşadığımızı gerçeğin çok uzağındadır. Bizi yansıtmıyor. Açıklanan resmi enflasyona göre belirlenen ücret zammı bizi daha da yoksullaştırıyor. Gerçek enflasyon oranları açıklanmazsa bu kayıp daha da artacaktır. Enflasyonun bir an önce gerçek seviyesinde açıklanması için gerekli adımlar atılmalıdır. İşçiler enflasyonun sebebi değildir. Enflasyonu düşürmek için fedakârlığı kazancını ve servetini artıranlar yapmalıdır. “Toplu iş sözleşmelerindeki ücret zammı oranı arasındaki fark ortadan kaldırılmalı Ülkemizde gelir adaletini sağlamak için vergide adaletin sağlanması gerekir. Az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınmalıdır. Bu ülkenin sağladığı kaynakları kullanarak servet elde edenler var. Ama işçinin ödediği kadar vergi vermiyorlar. İşçiler 12 ay çalışmakta ve fakat 2,5 aylığını vergi olarak ödemek zorunda kalmaktadır. Yaptıkları her harcamada KDV’si, ÖTV’si olmak üzere ödediği dolaylı vergi var. Vergi sisteminde acil olarak düzenleme yapılmalıdır. Gelir vergisi tarife basamakları ve oranları kabul edilebilir düzeyde güncellenmelidir. İşçi ücretlerinin üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Gelir vergisi tarifesi ilk basamağı, geçmiş yıllarda olduğu gibi, brüt asgari ücretin 12 katından az olmamalıdır. Gelir vergisi oranı bütün işçiler için yüzde 15’de sabitlenmelidir. İşçilere yapılan sosyal amaçlı ödemelerden vergi kesilmemelidir. Kamu kesimi toplu iş sözleşmelerinde yaşanan sıkıntıyı biliyorsunuz. 2023 yılında Çerçeve Anlaşma Protokolü kapsamında imzalanan toplu iş sözleşmelerinin yürürlük başlangıç tarihleri farklıdır. Enflasyonun yüksek olması sebebiyle, sözleşme başlangıç tarihleri arasındaki bir aylık zaman farkı bile ücret zammı açısından soruna yol açmıştır. Kamuda bir ücret dengesizliği ortaya çıkmıştır. Bu sorun, işyerlerinde huzursuzluğa yol açmaktadır. Ücretlerde ortaya çıkan farklılık, çalışma barışını ve üretimi olumsuz noktaya taşıyabilecek noktaya gelmiştir. Acilen, ek çerçeve anlaşma protokolü yapılması talebimizi yaptık. Yürürlük başlangıç süresi Ocak ayı olanlarla, 1 Şubat ve ilerleyen aylarda olan toplu iş sözleşmelerindeki ücret zammı oranı arasındaki fark ortadan kaldırılmalıdır. “İşçinin hak kaybına uğramasının önüne geçilmelidir Sosyal güvenlik sistemimizde birçok sorun çözüm beklemektedir. Ancak bu sorunlara yenileri de eklenmektedir. Emekli aylığı bağlanmasında geçmişte yapılan düzenlemelerin ne anlama geldiği bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Aynı işyerinde aynı dönemde çalışan iki işçiye emekli aylığı başvuru tarihleri farklı olduğu için farklı aylık bağlanabilmektedir. Uygulanan sosyal güvenlik sistemi nedeniyle, enflasyon farkının yüksek olduğu bu dönemde, 2024 yılı içerisinde emekli aylığı talebinde bulunanların emekli aylıkları, 2025 yılında başvuracaklara göre daha fazla olacaktır. Bu durum birçok işçinin emeklilik başvurusu yapmasına sebep olmaktadır. Nitelikli çalışanlar oluşacak fark sebebiyle emekli olmayı tercih etmektedir. Bu mağduriyetin yaşanmaması için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. İşçinin hak kaybına uğramasının önüne geçilmelidir. “Kıdem tazminatı tavan miktarının brüt asgari ücretin 7,5 katı olmalı” Geçimini emeği ile sağlayan işçilerin emeklilik döneminde önemli bir güvencesi alacağı kıdem tazminatıdır. İşçiler geçmiş yıllarda kıdem tazminatları ile iyi kötü bir ev alabilmekte, çocuklarını evlendirmekteydi. Bu sebeple yıllarca kıdem tazminatına her el uzatıldığında, meydanlarda “kızımın çeyizi oğlumun düğün parası” dedik, ortadan kaldırılmasına karşı durduk. TÜRK-İŞ olarak verdiğimiz mücadeleyle bu güne kadar kıdem tazminatına dokundurtmadık. Ancak kıdem tazminatı da zaman içinde eridi. Kıdem tazminatı tavanı uygulaması işçilerin mağduriyetini her geçen gün arttırdı. Bu mağduriyetin ortadan kaldırılması için kıdem tazminatı tavan miktarının brüt asgari ücretin 7,5 katı olması gerekmektedir.”