Yerel Haberler
Erzurum
ANKA çocuk destek programı Erzurum bölge toplantısı tamamlandı 08 Mayıs 2026 Cuma - 17:51:05 Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen ANKA 3.0 Uygulayıcı Eğitimi Programı, 6 ilden 66 meslek elemanının katılımıyla tamamlandı. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ev sahipliğinde, çocuk koruma hizmetlerinin niteliğini artırmak amacıyla düzenlenen "ANKA 3.0 Uygulayıcı Eğitimi Programı" sona erdi. 04-08 Mayıs 2026 tarihleri arasında Erzurum’da gerçekleştirilen programa; Ağrı, Ardahan, Iğdır, Kars, Elazığ ve Erzurum illerinden çocuk hizmetleri alanında görev yapan yaklaşık 66 meslek elemanı katıldı. İki ayrı salonda eş zamanlı yürütülen eğitimlerde 9 eğitici görev aldı. Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü temsilcileri de katılarak eğitim süreçlerini yerinde takip etti. ANKA Çocuk Destek Programı kapsamında gerçekleştirilen eğitimlerde; çocukların psikososyal gelişimlerinin desteklenmesi, risklerin erken tespiti, koruyucu ve önleyici müdahale süreçlerinin güçlendirilmesi, travma odaklı yaklaşım yöntemleri ve kriz anlarında uygulanacak mesleki müdahale süreçleri ele alındı. Programla, çocukların bireysel ihtiyaçlarını merkeze alan hizmet anlayışının güçlendirilmesi, sosyal, duygusal ve davranışsal gelişimlerinin desteklenmesi, güvenli yaşam becerilerinin artırılması ve sahada görev yapan meslek elemanlarının uygulama yeterliliklerinin geliştirilmesi hedeflendi. Eğitim süresince uygulamalı çalışmalar, grup etkinlikleri ve vaka değerlendirmeleri gerçekleştirildi. Bu çalışmalarla katılımcıların mesleki bilgi ve deneyimlerinin artırılmasının yanı sıra farklı illerden gelen personel arasında bilgi paylaşımı ve mesleki dayanışmanın güçlendirilmesi amaçlandı. Programın kapanışında konuşan Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, çocuk koruma hizmetlerinin hassasiyet, bilgi ve uzmanlık gerektiren önemli bir alan olduğunu belirtti. Aykut, düzenlenen eğitimlerin sahada yürütülen hizmetlerin niteliğine katkı sağlayacağını ifade etti. Çocukların üstün yararını esas alan çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü vurgulayan Aykut, "Güçlü çocuk, güçlü gelecek anlayışıyla çalışmalarımıza aynı hassasiyet ve sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz." dedi. Program, eğitimcilere teşekkür belgeleri ve katılımcılara katılım belgelerinin takdim edilmesinin ardından toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:20 Başıboş sokak köpekleri için Erzurum modeli önerisi İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Valilik görevindeyken uyguladığı ‘Erzurum Modeli’yle kentteki tüm sahipsiz köpeklerin toplatıldığına dikkat çeken AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat, diğer illerde de ‘Erzurum Modeli’nin uygulanması çağrısında bulundu. AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat, başıboş sokak köpekleri için ‘Erzurum Modeli’nin uygulanması çağrısında bulundu. Yaptığı yazılı açıklamada, tüm canlıların Allah’ın yarattığı varlıklar olduğunun altını çizen Fırat, "Dinimiz, hayvanlara eziyet edilmemesini, onlara merhametle yaklaşılmasını emretmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su veren kişinin Allah’ın rızasını kazandığını bildirmiştir" ifadelerini kullandı. "Aileler köpek saldırısı endişesi yaşamamalı" "Bununla birlikte insan hayatını ve halk sağlığını tehdit eden durumlara karşı gerekli tedbirlerin alınması da esastır" diyen Fırat, şöyle devam etti: "Ne yazık ki sahipsiz sokak köpekleri kaynaklı güvenlik sorunları devam etmektedir. Aileler, çocuklarını evden gönderirken köpek saldırısı endişesi yaşamamalıdır. Ancak bugün birçok vatandaşımız başıboş sokak köpeklerinin saldırıları sonucu yaralanmakta, hatta hayatını kaybetmektedir." Çözüm kanunu uygulamaktan geçiyor Bu sorunun çözümünün belediyeler ve yerel yönetimlere kanunla verilen görevlerin eksiksiz yerine getirilmesinden geçtiğine işaret eden Fırat, "Sahipsiz köpeklerin toplanması, bakımevlerine götürülmesi, kısırlaştırılması, aşılanması ve sahiplendirilmesi süreçleri etkin şekilde yürütüldüğünde, sorun büyük ölçüde çözülecektir" değerlendirmesini yaptı. Erzurum modeliyle tüm sahipsiz köpekler toplandı Bu noktada tüm illerde "Erzurum Modelinin" uygulanmasını talep ettiklerini kaydeden Fırat, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Erzurum Valisi olduğu dönemde, kentteki tüm sokak köpeklerinin toplatıldığını hatırlattı. Fırat, şunları aktardı: "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çitçi’nin Erzurum Valiliği döneminde yürütülen çalışmalar neticesinde, şehrimizde önemli başarı elde edilmiştir. 29 Eylül 2025 tarihinde Erzurum’da sokakta bulunan köpek sayısı 3 bin 899 olarak tespit edilmiş, yürütülen çalışmalar sonucunda 4 Kasım 2025 itibarıyla bu sayı sıfırlanmıştır. Ayrıca İl Tarım Müdürlüğü koordinesinde toplam 4 bin 512 sahiplendirme işlemi gerçekleştirilmiş, hayvanların sahiplenilmesi teşvik edilmiştir. Erzurum’da 112 Çağrı Merkezi üzerinden yapılan ihbarlar doğrultusunda ekipler anında harekete geçmekte, başıboş sokak köpekleri toplanarak hayvan bakımevlerine götürülmektedir." Ege ve Marmara’dan bile köpek getiriyorlar Erzurum’un en önemli sorunlarından birisinin ise başka illerden ‘transport’ ve ‘yer değiştirme’ yöntemiyle hayvan bırakılması olduğunu açıklayan Fırat, "Sokak köpeği bulunmayan bölgelerde dahi kısa sürede yeni hayvanların ortaya çıktığı görülmektedir. Ege ve Marmara’daki illerden getirildiği anlaşılan küpeli köpekler bile Erzurum’da tespit edilmiştir" bilgisini verdi. 50 dönüm arazi üzerine doğal yaşam alanı AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, tüm bu zorluklara rağmen Erzurum’un, örnek ve öncü rolünü sürdürdüğünü vurguladı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından sahipsiz hayvanlar için 50 dönümlük arazi üzerine, 5 bin hayvan kapasiteli doğal yaşam alanı inşa edildiğini aktaran Fırat, "Yaklaşık bir ay sonra faaliyete geçmesi planlanan bu proje dolayısıyla Erzurum Büyükşehir Belediyemizi tebrik ediyoruz" dedi. Vekil Fırat, açıklamasının sonunda "Başıboş sokak köpeklerinden kaynaklanan güvenlik ve sağlık tehdidinin ortadan kaldırılması konusunda Erzurum’daki uygulamaların diğer kentlerde örnek alınması" temennisinde bulundu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 15:36 Sahte ürünler Erzurum’un marka değerine zarar veriyor Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Yıldırım Hakan Oral ile ilin önde gelen süt sanayicileri, Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Alparslan Kenger’i ziyaret ederek süt ve süt ürünleri sektöründe yaşanan sorunları gündeme taşıdı. Gerçekleştirilen görüşmede, özellikle mera döneminde sütlerin yağ oranı ve kalite değerlerinde yaşanan düşüşün, Erzurum’da üretilen süt ürünlerinin standardını olumsuz etkilediği ifade edildi. Coğrafi işaretli Erzurum tereyağı ve Erzurum civil peynirinin üretiminde kullanılan sütlerin hijyen şartlarına uygun şekilde sağılmaması ve kayıt dışı sütlerin uygun olmayan koşullarda taşınmasının, ürün kalitesinde istenilen standardın yakalanmasını zorlaştırdığı belirtildi. Sektör temsilcileri, Türk Gıda Kodeksi ve halk sağlığına uygun olmayan tereyağı adı altında piyasaya sunulan margarin, bitkisel ve kimyasal içerikli etiketsiz ürünlerin "köy yağı" gibi isimlerle piyasa değerinin altında satışa çıkarıldığını dile getirdi. Bu durumun hem tüketici sağlığını tehdit ettiği hem de kaliteli ve standartlara uygun üretim yapan firmaları zor durumda bıraktığı vurgulandı. Ziyarette firma yetkilileri, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin süt sağımından başlayarak toplama, taşıma ve üretim aşamalarına kadar denetimlerini artırmasını talep etti. Mevzuata uygun olmayan süt ve süt ürünlerinin imha edilmesi, Erzurum markasına zarar verecek sahtecilik faaliyetlerinin önlenmesi ve bu süreçte usulsüzlük yapanların cezalandırılması gerektiği ifade edildi. Sanayiciler ayrıca, kendi üretimlerinin bakanlık tarafından sürekli denetlendiğini ancak hammaddenin sağım aşamasından fabrikaya ulaşıncaya kadar yeterli denetime tabi tutulmadığını belirterek, denetim eksikliğinin sektörde ciddi sorunlara yol açtığını dile getirdi. Kayıt dışı faaliyet gösteren ve sahte ürünleri piyasaya süren kişilerin halk sağlığını tehlikeye attığını belirten sektör temsilcileri, gerekli yaptırımların uygulanarak bu kişiler hakkında cezai işlem yapılmasını istedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 14:30 Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi Erzurum’dan Kars’a hareket etti 27 Nisan’da Almanya’dan başlayan Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi’nin Erzurum etabı başladı. Dostluk ve dayanışma mesajıyla yola çıkan klasik araçlar, 19 bin kilometrelik yolculuğun sonunda Nepal’e varacak. 27 Nisan’da başlatılan organizasyonun Türkiye ayağı yoğun bir rota izliyor. İstanbul’da start alan Türkiye etabı; Ankara’nın ardından Kapadokya’da Ihlara Vadisi, Adıyaman’da Nemrut Dağı, Bitlis’te Ahlat, Erzurum’da Palandöken Dağı ve Kars’ta Ani Harabeleri şeklinde planlandı. Türkiye’den sonra İran ve Türkmenistan üzerinden Orta Asya rotasını takip edecek ralli, yaklaşık 1,5 ay sonunda 19 bin kilometre yol kat etmiş olacak. Dev organizasyon, yaklaşık 7 bin metre rakımlı Nepal’de final yapacak. Araçlarıyla şehir merkezinden Palandöken’e gelen grup, Palandöken Dağı’nın 3 bin 200 rakımlı Ejder Tepesi’nin alt kısımlarındaki karlık alana ülkelerinin bayraklarını dikti. Grup üyelerinden Burhan Uzun, rotaları içinde bulunan Erzurum ve Palandöken’e hayran kaldıklarını ifade etti. Erzurum Valisi Aydın Baruş, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Yer ile hatıra fotoğrafı çekilen ekip daha sonra Kars’a doğru yola çıktı. "Nepal’e sağlıkla ulaşsınlar" Erzurum Valisi Aydın Baruş, Doğu-Batı Dostluk ve İpek Yolu Rallisi kapsamında Erzurum’da konukları ağırlamaktan mutlu olduklarını vurgulayarak "Tarihi İpek Yolu güzergahında Erzurum çok önemli bir nokta ve ticaret merkezi olmuştur. Bu programın esas amacı Doğu-Batı arasındaki dostluğa, kültürler arası etkileşime işaret etmek ve tekrar tarihi rolü büyük olan tarihi İpek Yolu’ndaki dostluk ve kardeşliğin inşasına yardımcı olmaktır. 5 ülkeden konuklarımız burada. Konuklarımız ilimizdeki güzellikleri ve tarihi varlıkların çekimini yapıp bunu sosyal medya ve dijital kanallar aracılığıyla tüm dünyaya duyuracaklar, kendilerine çok teşekkür ederim. Yolları açık olsun. İnşallah nihai hedefleri olan Nepal’e sağlıkla ulaşırlar" diye konuştu.
Erzurum’da ortalama yaşam süresi 77,7 yıl
23 Eylül 2024 Pazartesi - 09:28 Erzurum’da ortalama yaşam süresi 77,7 yıl TÜİK hayat tabloları yoluyla elde edilen doğuşta beklenen yaşam sürelerini il bazlı olarak yayınladı. Erzurum’da kadınların yaşam süreleri erkeklerden daha fazla çıktı. Yeni doğmuş bir bireyin mevcut ölümlülük risklerine maruz kalması durumunda yaşaması beklenen ortalama yıl sayısı olarak tanımlanan "doğuşta beklenen yaşam süresi" Türkiye’de 2020-2022 döneminde 77,5 yıl iken 2021-2023 döneminde 77,3 yıl oldu. Doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu il 80,8 yıl ile Tunceli oldu. Tunceli’yi, 79,7 yıl ile Şırnak ve Mardin takip etti. Erzurum ortalamanın üstünde Beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu il ise 76,1 yıl ile Kilis oldu. Kilis’i, 76,2 yıl ile Gaziantep ve 76,8 yıl ile Adana izledi. Doğuşta beklenen yaşam süresi noktasında Erzurum için ortalama yıl 77,7 iken, erkekler için bu rakam 75,3 ve kadınlar için ise 80,1 yıl olarak belirlendi. Erzurum doğuşta beklenen yaşam süresi ortalamasında Türkiye’de 50’inci sırada yer aldı. Doğuşta beklenen yaşam süresinde Erzurum 77.7 yıl ile Türkiye ortalamasının üstünde yer aldı. Eğitim düzeyi yaşam standartını etkiliyor Türkiye’de eğitim düzeyine göre beklenen yaşam süresi incelendiğinde; eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de uzadığı görüldü. Her yaştaki beklenen yaşam süresi, düşük eğitime sahip kişiler arasında daha az olurken, artan eğitim düzeyi ile birlikte beklenen yaşam süresinin de arttığı tespit edildi. Cinsiyet ayrımında, eğitim düzeyine göre beklenen yaşam süresine bakıldığında, hem erkek hem de kadınlarda eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresinin de arttığı tespit edildi. Ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim eğitim seviyesine sahip 30 yaşındaki kişilerin beklenen yaşam süreleri arasındaki farkın 5 yıl civarında olduğu görüldü.
Aras EDAŞ, entegre yönetim sistemi sertifikalarına yenilerini ekliyor
23 Eylül 2024 Pazartesi - 09:12 Aras EDAŞ, entegre yönetim sistemi sertifikalarına yenilerini ekliyor Doğuda kaliteli ve kesintisiz elektrik dağıtım hizmeti veren Aras EDAŞ, Entegre Yönetim Sistemi sertifikalarına yenilerini ekliyor. Aras EDAŞ, bünyesinde yer alan 9001 Kalite Yönetim Sistemi, 10002 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi, 14001 Çevre Yönetim Sistemi, 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi, 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, 50001 Enerji Yönetim Sistemi, 18295 Müşteri İletişim Merkezi Yönetim Sistemi belgelerine ek olarak; 22301 İş Sürekliliği, 31000 Risk Yönetimi ve 55001 Varlık Yönetimi Sistemleri’ne geçiş için eğitimlere başladı. Şirketin kurumsal ve sürekli gelişen yapısının devamlılığını uluslararası standartlara taşıyan Aras EDAŞ, ISO 22301 ile yasal gereksinimlere uygun, sürekli gelişmeye açık ve müşteri isteklerini en iyi şekilde yerine getirecek, kriz, olumsuz durumlar veya uzun süren hizmet kesintilerinde faaliyetlerini minimum iş gereksinimlerini karşılayacak şekilde “İş Sürekliliği Yönetim Sistemi” ile çalışmalarını sürdürecek. ISO 31000 ile süreçler boyunca ortaya çıkan riskleri sistematik ve mantıksal bir yöntemle belirleyerek değerlendirip; planlamaları içeren kapsamlı ilke ve yönergeler oluşturup Kurumsal Risk Yönetim Sistemi ile de Şirkete katma değer sağlayacak. Şirketin varlıklarının maliyetlerini, risklerini, fırsat ve performanslarını doğru yaklaşım, planlama ve uygulamalar ile analiz edip ISO 55001 Varlık Yönetimi Sistemi ile de verimliliği artırmayı hedefliyor. Gelişen teknoloji ile varlıklar yüksek maddi değerlere ulaşmakta ve Şirketler için ciddi yatırımlar oluşturmaktadır. Bu nedenle Aras EDAŞ, Varlık Yönetimi ile fiziksel varlıkların yaşam döngüsüne bütüncül bir yaklaşımla doğru kararların alınmasında ve ilgili süreçlerin optimizasyonunda önemli planlamalar yaparak çalışmalarını sürdürecek.
Şenkaya’da bal festivali coşkusu
22 Eylül 2024 Pazar - 11:24 Şenkaya’da bal festivali coşkusu Şenkaya’da, bu yıl ikincisi düzenlenen Geleneksel Şenkaya Bal Festivali, Şirankes mesire alanında büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Şenkaya Bal Festivali, Allahuekber Dağları’nın eteğinde yer alan 2000 rakımlı Şenkaya’da üretilen, bölgenin tek bal ormanı olan "Şenkayam Bal Ormanı"ndan elde edilen ballar sergilendi. Arıların, çevresindeki meyve ağaçlarından uzak olarak binlerce çiçeği ziyaret ederek topladığı özler sayesinde elde edilen bu yüksek kaliteli, şekersiz ve doğal bal, katılımcılara sunuldu. Şenkaya Belediye Başkanı Görbil Özcan, “Laf değil, hizmet üretiyoruz; çiftçimizin emeğini değerlendiriyor, yüzünü güldürüyoruz,” dedi. Özcan, Şenkaya balının, ormanların ve vadilerin eşsiz doğasında üretildiğini belirterek, her mahalleden birlik ve beraberlik içinde bu değerleri tanıttıklarını vurguladı. Festivalde, Türk Halk Müziği’nin sevilen sanatçılarından Güler Duman ve halk ozanları Nuri Çırağı ile Serdar Alyakut, sahne aldı. Şenkayalılar, hareketli türküleri dinleyerek eğlenceli anlar yaşadı. Ayrıca, yöresel yiyeceklerin sunulduğu etkinlikte Kafkas ekibi, Erzurum bar ekibi ve ciritçiler de gösterilerde bulundu. Katılımcılar, yerel sanatçıların söylediği türkülerle halaylar çekerek doyasıya eğlendi. Bu yılki festival, hem eğlenceli hem de birlikteliğin önemini vurgulayan bir program olarak hafızalarda yer etti. Şenkaya Bal Festivali, doğal ve sağlıklı ürünlerin tanıtımının yanı sıra, yörenin kültürünün yaşatılmasına da katkıda bulundu.
Yöresel ürün algısı araştırıldı
22 Eylül 2024 Pazar - 11:07 Yöresel ürün algısı araştırıldı Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nden Fatih Yılmaz ve Esra Kadanalı, “Tüketicilerin Yöresel Ürün Algısının Satın Alma Niyetine Etkisi: Erzurum İli Örneği” başlıklı araştırmada, ekonomisi hem de pazarlama alanlarında yöresel gıda ürünlerine yönelik araştırmaların önem kazandığı dile getirildi. Çalışmada tüketicilerin yöresel ürün algısının, satın alma niyetine etkisinin araştırılması amaçlandı. Bu amaçla Erzurum’da 440 tüketici ile yüz yüze anket yapıldı. Araştırmada, “ Sonuç olarak yöresel gıda ürünü satın alma niyetinde yöresel ürün algısının yaklaşık %20 etkisinin olduğu ifade edilebilmektedir” denildi. “Tüketicilerle yüz yüze görüşüldü” Yapılan araştırmada, yöresel ürünlere yönelik araştırmaların önem kazanmasında özellikle gelişen tüketici bilinci ile bu ürünlere talebin artması, kırsal ekonominin kalkınmasında yöresel gıda ürünlerinin yaygınlaşmasının etkisi aynı zamanda, küresel çevre sorunların karşı yöresel gıda ürünlerinin tercih edilmesinin önemi konunun hem mikro hem de makro açıdan araştırılmasında etkili olan faktörler olarak sıralanarak, “Dünyada yöresel/yerel gıda ürünlerine yönelik talep eğiliminin arttığı ifade edilmektedir. Yöresel gıda ürünlere olan talebin artması sektör paydaşlarının stratejilerini belirlemesinde, tüketicilerin yöresel ürünleri nasıl algıladıkları ve yöresel ürün algısının satın alma niyetine etkisine yönelik araştırmaları önemli hale getirmektedir. Bu kapsamda çalışmada yöresel ürün çeşitliliği açısından önemli illerden biri olan Erzurum ilinde tüketicilerle yüz yüze anket yapılarak elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda yöresel ürün algısını etkileyen faktörler üç başlık altında toplanmış ve bunlar algılanan kalite, risk ve değer olarak adlandırılmıştır. Satın alma niyeti için iki faktör belirlenmiştir.” “Her ürün grubunda algılanan riski farklılaşmaktadır” Çalışma sonucunda değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesinde çoklu regresyon analizinden yararlanıldığı vurgulanarak, “Analiz sonucunda algılanan kalite, algılanan risk ve algılanan değerin satın alma niyetini olumu etkiledikleri belirlenmiştir. Algılanan kalite ve algılanan değerin satın alma niyeti üzerine olumlu etkileri literatür ile uyumlu sonuçları göstermektedir. Ancak algılanan riskin, satın alma niyetini olumlu etkilemesi yöresel ürünler için farklı değerlendirilebilmektedir. Yöresel gıda ürünlerinde çeşitliliğin olması ve her ürün/ ürün grubunun farklı özelliklerde olması algılanan riski etkileyebileceği düşünülmektedir. Örneğin hammaddesi hayvansal ürünler veya bitkisel olan ürünlerde risk dereceleri de farklılaşmaktadır. Bununla birlikte ürün özelliklerine göre algılanan risk çeşidi (finansal risk, fonksiyonel risk gibi.) de farklı olabilmektedir. Bu durumda her ürün grubunda algılanan riski farklılaşmaktadır. Dolayısıyla tüketicilerin yöresel gıda ürün algılarının satın alma niyetine etkisinde en uygun pazarlama stratejisini belirlemede ürün ya da ürün gruplarına göre araştırmaların yapılması önerilmektedir.”
Kıyıcı: "Erzurum’da çok iyi kamp geçirdik"
22 Eylül 2024 Pazar - 11:03 Kıyıcı: "Erzurum’da çok iyi kamp geçirdik" Kasım ayı sonunda Polonya’da Avrupa Şampiyonası 1. Turu maçları oynayacak olan U19 Kadın Millî Takımı, Erzurum’da 16 Eylül’den beridir sürdürdüğü hazırlık kampını tamamladı. Teknik Direktör Aytürk Kıyıcı tarafından yönetilen bugünkü antrenmana ısınmayla başlayan Milliler, daha sonra "Kırmızı Takım" ve "Beyaz Takım" olarak ayrılarak kendi aralarında çift kale hazırlık maçı yaptı. Polonya’daki Avrupa Şampiyonası 1. Tur maçları için çok sıkı bir çalışma düzeni içinde olduklarını ifade eden Teknik Direktör Aytürk Kıyıcı, "Çok iyi bir jenerasyon yakaladık ve bu sene içerisinde kazandığımız maçların ardından A Ligi’ne yükseldik. Kasım ayı sonunda Polonya’da Avrupa Şampiyonası 1. Tur maçları oynayacağız. Kadın futbolunda dünyada söz sahibi olan İngiltere, İtalya ve Polonya ile aynı gruptayız. Zorlu bir kura çektik. Ancak biz bu durumu avantaj olarak görmek istiyoruz. Çünkü ne kadar zorlu rakiplerle oynarsanız; seviye olarak o kadar yukarı çıkmak zorundasınız. Türk Kadın Futbolu çok hızlı bir gelişim içerisinde. Erzurum’da gerçekleştirdiğimiz kamptan son derece memnunuz. Oyuncularımız iyi bir seviyedeler. Kasım ayında Polonya’da öncelikli hedefimiz A Ligi’nde kalabilmek olacak. Umuyorum ki oradan bu sonucu elde ederek döneriz. En temel hedefimiz ise bu yaş grubundan olabildiğince fazla ismi A Milli Takıma taşıyabilmek. Yakalanan hızlı gelişimin, tüm yaş gruplarında meyvelerini toplayacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı.