Yerel Haberler
Erzurum
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 11:07 Durmuş: "Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nizamettin Durmuş, ülkenin ve sosyal güvenlik sisteminin en önemli sorunları arasında yer alan kayıt dışı istihdamın; çalışanların Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi ya da çalışma gün veya ücretlerinin eksik bildirilmesi olduğunu ifade etti. Kayıt dışı istihdamın aynı zamanda sigortasız işçi çalıştırma durumunda olduğu gibi, çalışma sürelerinin veya ödenen ücretlerin eksik bildirilmesi de kayıt dışı istihdam olarak değerlendirildiğini vurgulayan Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nizamettin Durmuş, "Çalışanların sigortalı olarak çalıştırılmaları anayasal bir hak olmakla birlikte hem çalışanlar hem de işverenler açısından yasal bir zorunluluktur. İşverenlerin sigortasız istihdam sağlama hakkı bulunmadığı gibi, çalışanların da kendi rızalarıyla dahi olsa bu haktan feragat ederek sigortasız çalışmayı talep etmeleri hukuken mümkün değildir. Çalışanların sigortasız çalışma taleplerinin kabul edilmesi, işverenler açısından iyi niyetle yapılmış bir esneklik gibi görünse de ciddi yasal ve mali riskler barındırmaktadır. İşletmelerimizin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kayıt dışı istihdam vurgusu Özellikle emekli, dul ve yetim aylığı alanların, sosyal yardım yararlanıcılarının veya bakmakla yükümlü olunan kişi statüsündekilerin hak kaybını yaşamamaları adına zaman zaman kayıt dışı çalışmaya eğilim gösterebildiğinin tespit edildiğini hatırlatan Durmuş, "İşverenlerimizin bu tür talepler karşısında taviz vermeyerek yasal yükümlülüklerini yerine getirme bilinciyle hareket etmeleri; ileride karşılaşılabilecek ağır idari yaptırımların ve öngörülemeyen mali yüklerin önüne geçilmesi adına büyük önem taşımaktadır. Kayıt dışı istihdam, toplumun sosyal ve ekonomik değerleri üzerinde çok yönlü olumsuz etkilere neden olmakta; hem çalışanlar hem işverenler hem de devlet açısından ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Bu kapsamda kayıt dışı çalışan bir kişi: Geleceğin en önemli teminatı olan emeklilik hakkından mahrum kalır. Muhtemel bir iş göremezlik durumunda malullük aylığına hak kazanamaz. Vefatı hâlinde, geride bıraktığı ailesi (eş ve çocukları) ölüm aylığı güvencesinden yoksun kalır. Beklenmedik iş kayıplarında ekonomik bir kalkan olan işsizlik sigortasından faydalanamaz. Kendisi ve ailesi için sağlık hizmetlerinden doğrudan yararlanma hakkını riske atarak, Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini kendi bütçesinden ödemek durumunda kalır. İş kazası ve meslek hastalıklarına karşı yasal olarak sağlanan koruyucu önlemlerden ve muhtemel kaza anında sunulan maddi/sağlık güvencelerinden uzak, büyük bir risk altında çalışmak zorunda bırakılır" şeklinde konuştu. "Rehberlik odaklı bir yaklaşım" Kayıt dışı istihdamın, bireyleri yalnızca sosyal güvenlik şemsiyesinden değil, aynı zamanda iş mevzuatının sağladığı temel güvencelerden de kopardığını hatırlatan Durmuş, " Bu durumdaki çalışanlar; kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ve analık izni gibi en temel özlük haklarından mahrum bırakılarak, kayıtlı istihdamın sağladığı adil ücret standartlarının gerisinde ve güvencesiz şartarda çalışmaya maruz kalmaktadır. Sosyal güvenlik uygulamalarında asıl amacın cezalandırmak değil, rehberlik odaklı bir yaklaşımla işletmelerin sürdürülebilir ve güvenli bir zeminde büyümesini desteklemek olduğu vurgulanmalıdır. Bununla birlikte, kayıt dışı istihdamın, ortaya çıkardığı anlık ve yanıltıcı kazancın aksine, işletmeleri telafisi güç mali risklere sürüklediği göz ardı edilmemelidir. Kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmeler; yüksek idari para cezaları, prim teşviklerinin iptali ve muhtemel iş kazalarında doğacak ağır yasal yükümlülükler gibi ticari faaliyetleri durma noktasına getirebilecek ciddi yaptırımlarla yüzleşmektedir. Bu manada işverenlerin, söz konusu riskleri almak yerine sunulan istihdam teşviklerinden faydalanarak güvenli bir büyüme yolunu tercih etmeleri büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. İşte başvuru yapılacak adresler Tüm bu risklerin ötesinde, kayıt dışı istihdamın makroekonomik ve toplumsal ölçekte ortaya çıkardığı çok yönlü tahribatlar olduğunu anlatan Erzurum Sosyal Güvenlik İl Müdürü Nizamettin Durmuş, , sözlerine şöyle devam etti, "Bu durumda haksız rekabet oluşur. Piyasa dengesi bozulur. İşverenler vergi avantajı sağlayan gider yazma ve indirim gibi haklardan mahrum kalır. İşyerinde verimlilik ve motivasyon düşer. Vergi ve prim kaybı oluşur. Sosyal güvenlik sistemi zarar görür, çalışan/emekli dengesi bozulur. Primsiz ödemelerin artmasıyla bütçe yükü artar. Gelir dağılımı adaletsizleşir, kaynak dağılımında etkinlik azalır. Ekonomik verilerin güvenilirliği zedelenir, doğru politikaların oluşturulması güçleşir. Çalışanlar, çalışmalarının işveren tarafından SGK’ya bildirilip bildirilmediğini veya hangi kazanç seviyesinden bildirildiğini kısa sürede öğrenebilirler. Bunun için: www.turkiye.gov.tr adresinden, PTT’den alınan e-Devlet şifresi ile sorgulama yapılabili. 170 Çalışma ve Sosyal Güvenlik İletişim Merkezi 7/24 aranabilir. İl veya ilçelerde bulunan Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri ya da Sosyal Güvenlik Merkezlerine şahsen başvuru yapılabilir. Sigortasız çalıştırıldığını ya da eksik ücret veya eksik gün bildirimi yapıldığını düşünen çalışanlar, ihbar ve şikâyetlerini: ALO 170 üzerinden, Sosyal Güvenlik İl Müdürlükleri / Merkezlerine doğrudan, CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden iletebilirler" "Ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılmalı" Çalışma hayatında şeffaflığın sağlanması, çalışan haklarının güvence altına alınması ve muhtemel uyuşmazlıkların önüne geçilmesi amacıyla, ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması büyük önem taşıdığını dile getiren Durmuş, "Mevzuat gereği, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi istihdam eden işletmelerde; işçilere yapılan ücret dâhil her türlü ödemenin, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarının bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu yükümlülüğe uyulmaması, işletmeleri her bir çalışan ve ihlalin devam ettiği her ay için ayrı ayrı uygulanan idari para cezalarıyla karşı karşıya bırakmakta; süreç, işverenler açısından katlanarak artan öngörülemez bir mali riske dönüşmektedir. Kayıtlı istihdam, sadece yasal bir zorunluluk değil; ülkemizin aydınlık yarınlarına, çocuklarımızın geleceğine ve işletmelerimizin sürdürülebilirliğine yapılan en büyük yatırımdır. Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında tüm tarafları bu ortak sorumluluğa sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" dedi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:34 Hüma Hatun Dost Meclisi’nde şehit ve gazi anneleri ağırlandı TDED Erzurum Şubesi Kadın Komisyonu "Hüma Hatun Dost Meclisi" 10 Mayıs Anneler Günü münasebetiyle "Türk-İslam Medeniyetinde İz Bırakan Anneler/Kadınlar" isimli program düzenledi. EBB Dil ve Edebiyat Konağı’nda tertip edilen programa Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Erzurum Şubesi Kadın Kolları Başkanı Zeliha Kazanç, şehit Murat Ellik’in, şehit Umut Öznürtepe’nin, şehit Sezai Ekşioğlu, şehit Kubilay Karaman’ın annesi de iştirak etti. TÜŞAV Erzurum Şubesi Kadın Kolları Başkanı Zeliha Kazanç; Türk milleti olarak dün olduğu gibi bugün de şehit ve gazilerimizden aldığımız güç ve ilhamla, birlik ve beraberliğimizi koruyarak, vatanın bölünmez bütünlüğüne sahip çıkacaklarını ifade ederken konuya hassasiyetle yaklaştığı ve 10 Mayıs Anneler gününde hatırlandıkları için TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş’a teşekkür etti. Programda TDED Erzurum Kadın Komisyonu üyelerince Fatih Sultan Mehmet’in annesi Alime Hüma Hatun, Cumhuriyet dönemi ilk Türk Kadın hekim Safiye Ali, ilk kadın romancı Fatma Aliye ve fedakârlığı dünyaca bilinen Gülsüm Kabadayı (Gülsüm Anne) hakkında bilgiler verilirken, Necip Fazıl Kısakürek’in "Anneciğim", Murat Ertaş’ın "Güzel Kadınlar", Ümit Yaşar Oğuzcan’ın "Anacığım", Mesut Sütçü’nün "Anne Sızlayan Türkçem", Deniz İnan’ın "Karşı Evin Annesi" ve Didem Madak’ın "Annem" şiirleri okundu. Konuşmaların ve şiirlerin ardından şehit ve gazi anneleri evlâtlarının hikâyelerini anlattı, programa iştirak eden kadınlar duygu dolu anlar yaşadı. Başkan Filiz Günderen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını "Aile Yılı" ilan ettiğini söyleyerek "Bir annenin dizinin dibinde öğrenilen bin kütüphaneye bedeldir." sözlerini ve bu yıl da aile ile ilgili milletçe bir hassasiyet oluşturma çabalarını hatırlattı. Eğitim, doğruluk, iyi ahlak ve güzel olan her şeyin ilk olarak ailede anne eliyle başladığını, millî ve manevi değerlerimizin, kadim dilimizin geleceğe aktarılmasının ve yaşatılmasının anneler sayesinde gerçekleştiğini söyleyen Filiz Günderen sözlerine şöyle devam etti: "Kültürel dokumuzda annelik karşılıksız sevginin ve sabrın timsalidir. Annelik dünyada varılacak en mukaddes hislerden olup, en kutsal mesleklerdendir. Bilhassa Batı medeniyetinin aksine tarih boyunca Türk İslam medeniyetinde anne-kadın, annelik gibi mukaddes bir mesleği icra ederken asırlardır Türk anneleri yönetimden bilime, vakıf kültüründen tasavvufa kadar hayatın her alanında aktif rol almıştır. Ailenin mimarı olarak hem evde hem de meşru dairede kamuda hizmet eden kadın devletin temelini güçlendirmiş, toplumsal yapıya yön vermiştir. Medeniyetimizde kadın sosyal hayatın mühim bir parçası olmuş, vakıflaşma, dernekleşme, hayır hasenat, ticaret gibi işlerle yakından alâkadar olmuştur." dedi. Başkan Günderen konuşmasını şehit ve gazi annelerine bir millet olarak şükran ve minnet borcu olduklarını hatırlatıp programa katılan herkese teşekkür ederek tamamladı.
Avrasya Biyoçeşitlilik Sempozyumu ETÜ ev sahipliğinde başladı
22 Ağustos 2024 Perşembe - 15:05 Avrasya Biyoçeşitlilik Sempozyumu ETÜ ev sahipliğinde başladı Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) ev sahipliğinde 7.’si düzenlenen Symposium on EuroAsian Biodiversity (Avrasya Biyoçeşitlilik Sempozyumu) başladı. Avrasya ve dünya genelinde biyoçeşitlilik üzerine çalışmalar yapan araştırmacıları bir araya getirerek güncel bilimsel bulguları paylaşmak, multidisipliner iş birlikleri kurmak ve küresel çevresel zorluklara yenilikçi çözümler aramak amaçlarıyla 7.’si düzenlenen sempozyumun açılış programına ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Atatürk Üniversitesi Rektörü Ahmet Hacımüftüoğlu, Türkiye’den ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen akademisyenler ile çok sayıda öğrenci katıldı. Fen Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Azerbaycan Dendroloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Ramazan Mammadov, sempozyumun Erzurum’da düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek: “Bizim amacımız gençleri biyoçeşitlilikle ilgili olan alanlara yönlendirmek ve gelecek kuşakları tabiatı korumaya teşvik etmektir. Sempozyuma yalnızca Avrasya’dan değil dünyanın birçok noktasından katılım olması bizleri oldukça memnun etti. İnanıyorum ki 7.’sini düzenlediğimiz sempozyumun oldukça faydalı çıktıları olacak. Bu süreçte bizlere kapılarını açan ETÜ’ye ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu. Prof. Dr. Mammadov’un ardından konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan Rektör Hacımüftüoğlu, biyoçeşitlilik konusunun çok önemli bir mesele haline geldiğini belirterek: “Biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir olması konuları çok konuşuluyor. Ben tıp fakültesi öğretim üyesiyim, tıp doktoruyum ve farmakoloğum. Bu alandaki çalışmalar ve deneysel tekniklerin bir kısmını ortak şekilde kullanıyoruz. Dolayısıyla konuya kişisel olarak da uzak değilim. Atatürk Üniversitesi’nde biyoçeşitlilik müzesi bulunuyor. Programın sonunda müzemizi ziyaret edeceksiniz ve yapılan çalışmaları yakından göreceksiniz. Üniversitemizde böyle bir müzenin olması bizim bu konuya verdiğimiz önemin bir göstergesidir. Aynı zamanda ETÜ’nün böyle bir sempozyuma ev sahipliği yapması da aynı şekilde bu konuya ne kadar önem verdiğini gösteriyor. Bu alanın çok stratejik bir alan olduğunu ülkemiz için çok değerli olduğunu ve bununla ilgili tüm çalışmalara destek olmak istediğimizi ifade etmek istiyorum. Bu vesileyle sempozyuma ülkemizden ve farklı ülkelerden katılan akademisyenlere ve tüm katılımcılara teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Programda konuşan Rektör Çakmak ise ETÜ’nün Türkiye’de ve dünyada biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülmesi için birçok çalışma yürüttüğünü belirterek: “Sempozyuma katılan 27 farklı ülkeden 500’ün üzerinde bilim insanını Atatürk Üniversitesi ile birlikte Erzurum’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 40’ının ana kaynağı olan biyoçeşitlilik tarımdan gıdaya, sağlıktan turizme, sanayiden enerjiye pek çok sektörün en önemli hammaddelerinden biridir. Fakat son yüzyılda nüfus artışı, sanayileşme, çarpık kentleşme, çevre kirliliği ve iklim değişikliği nedeniyle doğal yaşam zarar görüyor, yok oluyor ve korunmaya muhtaç kalıyor. Bugün doğal ekosistemlerin büyük bir bölümü dönüşüme uğradı. Geçtiğimiz yüzyılda bitki türlerinin yarısı yok oldu. Tatlı su türlerinin üçte biri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Yapılan tahribat nedeniyle yaklaşık 1 milyon tür risk altında. Tüm bunların sorumlusu insandır. Bu sistemin bozulması başta insan olmak üzere yeryüzündeki tüm dengeyi ve yaşam formunu doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle biyolojik çeşitliliğimizi korumak, kaydetmek ve sürdürmek artık bir tercih değil zorunluluktur. Biz de ETÜ olarak “Biyoçeşitlilik Geleceğimizdir” diyerek bu değerleri korumak ve gelecek nesillere aktarmak için büyük çaba sarf ediyor ve çeşitli projeler hayata geçiriyoruz. Böylesine önemli bir sempozyumun gerçekleşmesini sağlayan düzenleme komitesine, paydaş kurumlarımıza, katılımcılara ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sempozyumun dünyamız için faydalı olmasını diliyorum” diye konuştu. İki gün boyunca devam edecek sempozyumda biyoenformatik, biyoteknoloji, mikrobiyal biyoçeşitlilik, kentsel biyoçeşitlilik, Yeşil Enerji Teknolojilerinin biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri, genetik kaynaklar, biyoremediasyon ve daha birçok konu uzmanlar ve akademisyenler tarafından ele alınacak.
100. yılda 100 yıllık oyalar Kültür Bakanlığı festival sahnesinde
22 Ağustos 2024 Perşembe - 14:28 100. yılda 100 yıllık oyalar Kültür Bakanlığı festival sahnesinde Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Zekiye Çomaklı’ya ait 120 parça yöresel el sanatlarından iğne, mekik, boncuk, Oyaları koleksiyonu festival boyunca halkın beğenisine sunuldu. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Kalem Şairi Zekiye Çomaklı’nın, Kültür Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Vali Mustafa Çifçi, Erzurum eski milletvekili Mücahit Daloğlu, Erzurum Emniyet Müdürünün eşi Asiye Yırtar, Mehmet Çalmaşır, Nurullah Akçayır, Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer ve kalabalık bir ziyaretçi gurubunun açılışını yaptığı kişisel koleksiyonu “100.yılda 100 yıllık Anadolu oyaları” Erzurum Resim ve Heykel Müzesi Büyük Galeri’de festival boyunca devam edecek. Açılışın ardından sanatseverlerin katılımı ile oyalarla ilgili bir söyleşi gerçekleştiren Çomaklı, 100’ün üzerinde oya ve el sanatı eserin yer aldığı koleksiyon için yaptığı değerlendirmede, “Geçmişi günümüze taşıyan Türk kültürünün alt yapısını oluşturan halk kültürünün en zengin bölümünü el sanatları oluşturur. Anadolu kadını hiç bir eğitim almadan yaşamın içinden esinlenerek yüreğinden geçenleri el emeği göz nuru ile yoğurup harmanlayarak yüksek bir zevk ürünü ortaya çıkarmıştır. Bunları geleceğe taşımakta bizlerin asli görevleri arasında olmalıdır. Tamamı şahsıma ait olan oyaların en yenisi 45 yıllık en eskisi 100 yaşındadır. Naylon ipliklerini icat edilmediği dönemlerde Bursa’dan ve Balıkesir’den getirilen ibrişimler ile çalışılmış oyalar bizi geleceğe taşıyan en önemli belgelerimizdir. Çünkü Anadolu Kadını anlatamadığı duygularını, anlatmak istediği zaman kelimelerin yetmediği yerde oyaları devreye sokmuş. Kaynanası ile arasının açık olduğunu anlatmak isteyen gelin, başına “kaynana dili” oyasını, hamile gelin “müjde oyasını”, nişanlı kız “pembe sümbül oyasını”, âşık olan genç kız “mor sümbül oyasını”, eltisi ile bozuşmuşsa “elti küstüler yada elti eltiye küstü oyasını”, mutsuz olan gelin “çarkıfelek oyasını”, çok güzel olduğunu vurgulamak isteyen kız ve yeni gelin “cihan yandı oyasını” vs. takarlar. Baş bağlama şekli bile farklı mesajlar içerir” dedi. Çomaklı konuşmasını şöyle sürdürdü; “Bu tür kaybolmaya yüz tutmuş hatta kaybolmuş milli kültürümüzün unsurlarını gelecek neslimize sağlıklı bir şekilde bırakmayı kendimize görev olarak kabul etmeliyiz. Milli kültürünü kaybeden milletler Millet olma vasfını kaybederler Hem yerli halkımızın hem de yerli ve yabancı turist grupların yoğun ilgisini çeken bir sergi oldu. Başta Kültür Bakanlığımıza sponsorluğu üstlenen Erzurum Büyükşehir Belediyesi Sosyal ve Kültürel İşler Daire Başkanı Ergün Engin olmak üzere Kültür İl Müdürü Ahmet Yer, İl Müdür Yardımcısı Handan Güneş, Kongre Binası Resim ve Heykel Müzesi Müdürü İsa Yılmaz, Müdür Yardımcısı Suat Bakır ve tüm çalışanlarına, basın mensuplarına, tüm katılımcı dostlarım ve sevgili öğrencilerimize, aileme ve sanatseverlere beni onore ettikleri için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. Sergi festival boyunca devam edecek.
Çocuklar kültür varlıklarının koruyucusu olacak
22 Ağustos 2024 Perşembe - 13:54 Çocuklar kültür varlıklarının koruyucusu olacak Kültür ve Turizm Bakanlığı, Erzurum’da çocukların kültür varlıklarına sahip çıkmaları ve tarihi eser kaçakçılığı konusunda farkındalık oluşması adına atölye çalışması düzenledi. Erzurum Müzesi’nde “Kültür Koruyucuları Eğitim Etkinlik Atölyesi” kapsamında çocuklar önce müze gezisi yaptılar. Daha sonra oluşturulan atölyeye geçen çocuklara burada bilgilendirmeler yapıldı, farklı etkinliklerle kültürel mirasa dair sunumlar gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığı Eğitim ve Farkındalık Şube Müdürlüğü Arkeoloğu Meral Özdemir, “Kültür Koruyucuları Eğitim Etkinlik Atölyesi” çerçevesinde ülkemizde yaşanan kültür varlığı kaçakçılığının, kültür varlığı tahribatının ve kültür varlığı bulmak amacıyla yapılan kaçak kazı olaylarının önüne geçebilmek için toplumda farkındalık ve bilinç oluşturmak amacıyla eğitim çalışmaları yürüttüklerini ifade etti. “Kaçakçılıkla mücadelede eğitim önemli” Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele çalışmalarının 2020 yılında şube müdürlüğü düzeyinden daire başkanlığı seviyesine çıkartılmasıyla çalışmaların ülke geneline yaygınlaştırıldığını anlatan Özdemir, “Kaçakçılıkla mücadele çalışmaları kapsamında eğitim çalışmalarına çok önem veriyoruz. Ülkemiz genelinde eğitim ihtiyaçları belirlenerek hedef kitleye uygun içerikte eğitim materyalleri hazırlamaktayız. Çocuklar, yetişkinler, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele alanında görev yapan personel gibi farklı birçok hedef kitle için çalışmalar yürütmekteyiz. Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele eğitimlerini uluslararasında programlı bir şekilde uygulayan tek ülke konumundayız. Eğitimler sonucunda olumlu dönüşler alıyoruz. Kültür Koruyucuları Projesi’ni uygulamaya koyduk. Bu projeyle çocukların kültürel mirasına sahip çıkan, kültür varlıklarını koruyan bireyler olarak ’kültür koruyucusu’ olmaları hedeflenmektedir. Eğitime katılan her çocuğun geçmişte yaşayan uygarlıklarla bağ kurması, kültür varlıklarının günümüze katkılarını, önemini anlaması ve çocuklarda sahiplenme, koruma bilincinin oluşması amaçlanmaktadır” dedi. “Çocukları bilinçlendirerek tarihimize sahip çıkacağız” Erzurum Müzesi Arkeologu Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak ise, atölyede çocuklara tarihi eserleri nasıl tanıyacaklarını ve kaçakçılıkla ilgili bilgiler anlattıklarını belirterek, “Toplumun her kesiminde olduğu gibi özellikle çocuklarda kültürel ve tarihi değerlerimize sahip çıkılması noktasında bilinçlenmenin olması çok önemli. Kültür Koruyucuları Projesi’yle geleceğimizin büyüklerinde bu anlamda bir farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Rektör Hacımüftüoğlu’ndan Milli Eğitim Bakanı Tekin’e nezaket ziyareti
22 Ağustos 2024 Perşembe - 13:50 Rektör Hacımüftüoğlu’ndan Milli Eğitim Bakanı Tekin’e nezaket ziyareti Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Rektörlük mazbatasını almak üzere gittiği Başkent Ankara’da, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’e nezaket ziyaretinde bulundu. Görüşmede; Türkiye’nin eğitim politikaları, yükseköğretim alanındaki güncel gelişmeler ve üniversite ile bakanlık arasındaki iş birliği konularını ele alındı. Rektör Hacımüftüoğlu: “Üniversitemiz, eğitimde öncü rolüne devam edecek” Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Türkiye’nin köklü üniversitelerinden biri olan Atatürk Üniversitesinin eğitimdeki öncü rolünü sürdüreceğini vurguladı. Hacımüftüoğlu: “Üniversitemiz, akademik birikimi ve köklü geçmişiyle ülkemizin eğitim politikalarına katkı sağlamaya devam edecek. 67 yıllık güçlü mazisi, nitelikli akademisyen kadrosu ve son teknoloji ile donatılan altyapısı ile bilgi üretmeye ve ürettiği bilgiyi toplumun yararına kullanmaya devam edecek. Kamu, bürokrasi ve idari organlarla kurduğu iletişim köprüsü doğrultusunda hedefine hızla ilerleyecek olan üniversitemiz bu süreçte, Milli Eğitim Bakanlığımızla güçlü bir iş birliği içinde olmayı sürdürecek. Bu düşüncelerle, bizlere gösterdiği yakın ilgi ve misafirperverliği için Milli Eğitim Bakanımız Prof. Dr. Yusuf Tekin’e teşekkür ediyorum” dedi. Bakan Tekin: “Eğitimde Kaliteyi Artırmak İçin Üniversitelerimizle Yakın İş Birliği İçindeyiz” Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek: “Eğitimde kaliteyi artırmak ve gençlerimize en iyi imkânları sunmak adına üniversitelerimizle yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Atatürk Üniversitesi gibi köklü ve saygın bir kurumun desteği, bu süreçte bizler için büyük önem taşıyor. Bölgesi ve ülkesi için oldukça önemli olan, taşıdığı sorumluluğun bilinci ile ülke yükseköğretimine katkı sunmaya devam eden Atatürk Üniversitesi, yeni rektörü ile Türkiye’nin kalkınma hamlesine azami oranda destek vermeyi sürdürecektir. Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bu doğrultuda verimli bir iş birliği yürüteceğimize inanıyorum. Bu duygularla, Rektörümüz Hacımüftüoğlu’na yeni görevinin hayırlı olmasını diliyor, şahsı nezdinde tüm Atatürk Üniversitesi ailesine kolaylıklar ve başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı. Ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin sunulmasının ardından, ortak çalışma alanları üzerine fikir alışverişiyle son buldu.
Çocuklara geleceğin kültür koruyucuları görevi
22 Ağustos 2024 Perşembe - 13:48 Çocuklara geleceğin kültür koruyucuları görevi Kültür ve Turizm Bakanlığı, Erzurum’da çocuklara kültür varlıklarına sahip çıkma ve kültür varlığı kaçakçılığında farkındalık oluşturmak adına bir atölye çalışması yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığı Eğitim ve Farkındalık Şube Müdürlüğü Arkeoloğu Meral Özdemir, “Kültür Koruyucuları Eğitim Etkinlik Atölyesi” çerçevesinde, ülkemizde yaşanan kültür varlığı kaçakçılığının, kültür varlığı tahribatının ve kültür varlığı bulmak amacıyla yapılan kaçak kazı olaylarının önüne geçebilmek için toplumda farkındalık ve bilinç oluşturmak amacıyla eğitim çalışmaları yürüttüklerini ifade etti. Erzurum Müzesi’nde “Kültür Koruyucuları Eğitim Etkinlik Atölyesi” kapsamında çocuklar önce müze gezisi yaptılar. Daha sonra oluşturulan atölyeye geçen çocuklara burada bilgilendirmeler yapıldı, farklı etkinliklerle kültürel mirasa dair sunumlar gerçekleştirildi. “Kaçakçılıkla mücadelede eğitim önemli” Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele çalışmalarını 2020 yılında şube müdürlüğü düzeyinden daire başkanlığı seviyesine çıkartmasıyla çalışmaların ülke geneline yaygınlaştırılması sağlandığını anlatan Arkeolog Meral Özdemir, “Kaçakçılıkla mücadele çalışmaları kapsamında eğitim çalışmalarına çok önem veriyoruz. Ülkemiz genelinde eğitim ihtiyaçları belirlenerek hedef kitleye uygun içerikte eğitim materyalleri hazırlamaktayız. Çocuklar, yetişkinler, kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele alanında görev yapan personel gibi farklı birçok hedef kitle için çalışmalar yürütmekteyiz. Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadele eğitimlerini uluslararasında programlı bir şekilde uygulayan tek ülke konumundayız. Eğitimler sonucunda olumlu dönüşler alıyoruz. Kültür Koruyucuları Projesini uygulamaya koyduk. Bu projeyle çocukların kültürel mirasına sahip çıkan, kültür varlıklarını koruyan bireyler olarak "Kültür Koruyucusu" olmaları hedeflenmektedir. Bu projeyle çocukların kültürel mirasına sahip çıkan, kültür varlıklarını koruyan bireyler olarak "Kültür Koruyucusu" olmaları hedeflenmektedir. Eğitime katılan her çocuğun geçmişte yaşayan uygarlıklarla bağ kurması, kültür varlıklarının günümüze katkılarını, önemini anlaması ve çocuklarda sahiplenme, koruma bilincinin oluşması amaçlanmaktadır” dedi. “Çocukları bilinçlendirerek tarihimiz sahip çıkacağız” Erzurum Müzesi Arkeoloğu Doç. Dr. Gülşah Altunkaynak, Kültür Koruyucuları Eğitim Etkinlik Atölyesi çerçevesinde, çocuklar tarihi eserleri nasıl tanıyacaklarını ve kaçakçılıkla ilgili bilgi almalarını sağladıklarını vurgulayarak, “Toplumun her kesiminde olduğu gibi özellikle çocuklarda kültürel ve tarihi değerlerimize sahip çıkılması noktasında bilinçlenmenin olmadı çok önemli. Kültür Koruyucuları Projesiyle geleceğimizin büyüklerine bu anlamda bir farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu mazbatasını aldı
21 Ağustos 2024 Çarşamba - 16:13 Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu mazbatasını aldı Atatürk Üniversitesinin yeni rektörü olarak atanan Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’dan mazbatasını alarak görevine resmen başladı. Başkent Ankara’da gerçekleşen törende, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’na başarı dileklerini iletti ve ülke yükseköğretimi için oldukça değerli bir konumda olan Atatürk Üniversitesine desteklerinin artarak devam edeceğini ifade etti. Rektör Hacımüftüoğlu: “Bu değerli kurumun bir parçası olmaktan büyük onur duyuyorum” Mazbata töreninde konuşan Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin köklü geçmişine ve güçlü akademik altyapısına vurgu yaparak: "Bu değerli kurumun bir parçası olmaktan büyük onur duyuyorum. Bilimin, eğitimin ve topluma hizmet etmenin öncelikli olduğu bu süreçte, üniversitemizin ulusal ve uluslararası alanda daha da yükselmesi için var gücümüzle çalışacağız. Yeni dönemde yenilikçi projelerle öğrenci, akademik ve idari kadrolarımızla birlikte önemli başarılara imza atacağımıza inanıyorum" dedi. Yeni görevinde, bilimsel araştırmaların artırılmasına, eğitim kalitesinin yükseltilmesine ve öğrenci odaklı çalışmalara öncelik vereceğini belirten Prof. Dr. Hacımüftüoğlu, "Öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin gelişimi için gereken her türlü desteği sağlayacak, Atatürk Üniversitesini her alanda daha ileriye taşımak için hep birlikte çalışacağız" şeklinde konuştu. YÖK Başkanı Özvar: “Rektör Hacımüftüoğlu’nun yeni hedeflere emin adımlarla yürüyeceğine inancım tamdır” YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, törende yaptığı konuşmada, Prof. Dr. Hacımüftüoğlu’nun Atatürk Üniversitesi için önemli bir görevi üstlendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun üniversite yönetiminde gerçekleştireceği yenilikler ve projelerle, üniversitemizin eğitim kalitesini ve uluslararası alandaki konumunu daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Erzurum, ülkemiz için ne ifade ediyor ise Atatürk Üniversitesi de bizim için o anlamı taşıyor. Ülkemizin en köklü eğitim kurumlarından olan Atatürk Üniversitesinin, Rektörümüz ve nitelikli akademik kadrosu ile yeni hedeflere emin adımlarla yürüyeceğine inancım tamdır. Araştırma Üniversitesi olarak önemli bir sorumluluğu üstlenen üniversitemiz, bu yeni süreçte hız vereceği çalışmalar ile istenilen hedeflere ulaşacaktır. Bu düşüncelerle, Rektörlük görevine başlayan değerli hocamız Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu tebrik ediyor ve başarılar diliyoruz" dedi. Stratejik planlar üzerinde çalışmalara başlayacak Mazbatasını aldıktan sonra Atatürk Üniversitesine dönerek görevine başlayacak olan Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin yönetim kadrosu ve akademik personeliyle ilk toplantılarını gerçekleştirerek, kısa vadeli hedefler ve stratejik planlar üzerinde duracak. Atatürk Üniversitesinin daha ileriye taşınması için gerekli tüm adımları kararlılıkla atacaklarını vurgulayan Rektör Hacımüftüoğlu, öğrenciler ve akademisyenlerle güçlü bir iletişim ve iş birliği içinde olacağını belirtti.
Özel bireylerden özel konser
21 Ağustos 2024 Çarşamba - 16:10 Özel bireylerden özel konser Erzurum Kültür Yolu Festivali çerçevesinde, Erzurum Valiliğinin himayesinde ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Erzurum Engelsiz Yaşam ve Gündüzlü Bakım Ünitesinden hizmet alan özel gereksinimli bireyler MNG Alışveriş Merkezinde anlamlı bir müzik dinletisi sundular. Engellilerin sahne performansı izleyicilerden tam not aldı. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, etkinlikle farkındalığı artırmayı amaçladıklarını ifade etti. Etkinlikle özel bireylerin sosyalleşme imkanı bulduğunu belirten Aykut, “Bu özel etkinlik, toplumumuzda farkındalığı artırmak ve engelli bireylerimizin yeteneklerini sergilemelerine olanak tanımak amacıyla gerçekleştirildi. Katılımcılar, özel gereksinimli bireylerimizin sergilediği performanslardan büyük bir memnuniyet ve mutluluk duydular. MNG AVM’nin ziyaretçileri de bu özel müzik dinletisine tanıklık ederek, unutulmaz anlar yaşadılar. Erzurum Engelsiz Yaşam ve Gündüzlü Bakım Ünitesi, özel gereksinimli bireylerin sosyal hayata katılımını artırmak ve yeteneklerini geliştirmeleri için sunduğu hizmetlerle öne çıkmaktadır. Bu tür etkinlikler, bireylerin kendilerini ifade etmelerine, sosyal becerilerini geliştirmelerine ve topluma daha etkin bir şekilde katılmalarına olanak sağlamaktadır. Ayrıca, kurumda aldıkları eğitimlerle özel bireyler sosyal hayatta iş imkanları bulma fırsatı da yakalamaktadır” dedi. Erzurum Kültür Yolu Festivalinin önemine değinen Aykut, “Festival kapsamında özel gereksinimli bireyler de çeşitli sanatsal ve kültürel etkinliklerle katkıda bulunarak, toplumun her kesiminde farkındalık oluşturmayı hedeflemektedirler. Erzurum Kültür Yolu Festivali, Erzurum’un tarihi ve kültürel zenginliklerini tanıtmayı amaçlayan çeşitli sanatsal ve kültürel etkinliklerle dikkat çekmektedir. Festival kapsamında, özel gereksinimli bireyler de sanatsal ve kültürel etkinliklerle katkıda bulunarak toplumun her kesiminde farkındalık oluşturmayı hedeflemektedirler. Bu anlamlı etkinliklerin gerçekleştirilmesinde büyük katkıları bulunan Erzurum Valimiz Sayın Mustafa Çiftçi ve değerli eşi Azime Çiftçi Hanımefendi’ye teşekkürlerimizi sunarız. Sayın valimizin destekleri ve eşi Azime Çiftçi’nin özverili katkıları sayesinde, bu tür etkinlikler daha da anlamlı ve etkili hale gelmektedir” diye konuştu.