Yerel Haberler
Eskişehir
22 Şubat 2026 Pazar - 15:20 Günlük hayatta sürdürülebilirlik bilinci ele alındı Anadolu Üniversitesindeki seminerde konuşan Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, bireylerin çevre dostu niyetlerine rağmen alışkanlıklarından vazgeçemediklerini belirterek, gerçek bir değişim için geri dönüşümden fazlasının; yani kültürel bir dönüşümün şart olduğunu vurguladı. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu (EMYO) tarafından "Günlük Hayat ve İş Yaşamından Örneklerle Bireylerin Yeşil Davranışları - Kişisel Faktörler ve Duygusal Açıklamalar" başlıklı seminer gerçekleştirildi. EMYO öğretim üyesi Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar’ın konuşmacı olarak yer aldığı seminerde, davranış anatomisi ile yeşil davranışın temelleri ve etkileri ele alındı. Gündelik tercihler, büyük etkiler Seminerde konuşan Doç. Dr. Başpınar, günlük hayatta ve iş yaşamında yapılan tercihlerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek çevresel olumsuzlukları azaltmaya ve mümkünse iyileştirmeye yönelik davranışların "yeşil davranışlar" olarak tanımlandığını ifade etti. Yeşil davranışın gündelik yaşamın içinde yer alan ancak etkisi büyük bir sorumluluk alanı olduğunu vurguladı. Konfor alanı yeşil davranışın önünde engel olabiliyor Çevre dostu niyetlerle eylemler arasındaki çelişkiye değinen Doç. Dr. Başpınar, yeşil davranışın soyut bir doğa sevgisinden ibaret olmadığını, ölçülebilir ve somut eylemler bütünü olduğunu belirtti. Bireylerin çevreyi önemsediklerini dile getirmelerine rağmen yeterince yeşil davranış sergileyememelerinin temel nedeninin "konfor ve alışkanlıklar" olduğunu ifade etti. Özel araç yerine toplu taşıma kullanmak ya da tüketim alışkanlıklarını sınırlandırmak gibi konfor alanının dışına çıkan tercihlerden kaçınılmasının bu süreci olumsuz etkilediğini söyledi. Bireysel adımlar kolektif etki oluşturuyor Seminerde, "Tek başıma neyi değiştirebilirim?" düşüncesinin aşılması gerektiği üzerinde duruldu. Doç. Dr. Başpınar, her bireysel adımın kolektif bir etki oluşturduğunu belirterek, yeşil davranışın süreklilik kazanmamasının nedenlerinden birinin bu davranışların görünmez olması ve yeterince takdir edilmemesi olduğunu ifade etti. Suçluluk, gurur ve kayıtsızlık gibi duyguların çevre dostu davranışlar üzerindeki etkisine değinen Doç. Dr. Nuran Öztürk Başpınar, sürdürülebilir bir yaşam için yalnızca geri dönüşümün yeterli olmadığını; kültürel dönüşümün prosedürlerden daha güçlü bir değişim aracı olduğunu vurguladı.
Zayıflama iğneleri obeziteyi tedavi etmez
16 Şubat 2026 Pazartesi - 12:26 Zayıflama iğneleri obeziteyi tedavi etmez Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi İç Hastalıkları (Dâhiliye) Uzmanı Mustafa Tektaş, son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğneleriyle ilgili önemli uyarılarda bulundu. Dr. Mustafa Tektaş, son dönemde sıkça gündeme gelen zayıflama iğneleri hakkında merak edilenleri anlattı. Mustafa Tektaş, bu ilaçların kilo vermeye yardımcı olabildiğini ancak herkes için uygun olmadığını ve mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini vurguladı. Zayıflama iğnelerinin iştah kontrolünü düzenleyerek ve mide boşalmasını yavaşlatarak kilo kaybına yardımcı olmayı hedeflediğini belirten Mustafa Tektaş "Bu ilaçlar vücutta tokluk hormonu olarak bilinen GLP-1 benzeri bir etki oluşturarak açlık hissini baskılar ve kişinin daha uzun süre tok kalmasını sağlar. Metabolizmayı destekleyebilir ve insülin direncinin düzenlenmesine katkı sunabilir." dedi. "Herkes için uygun değil" Ancak bu tedavilerin her birey için uygun olmadığını vurgulayan Mustafa Tektaş, kişinin genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, hormonal dengesi ve yaşam tarzının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Doktor kontrolü olmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Özellikle ailede pankreas hastalığı, pankreas kanseri ya da tiroid kanseri öyküsü bulunan kişilerde dikkatli olunması gerekiyor" dedi. Yan etkiler görülebiliyor Zayıflama iğnelerinin en sık görülen yan etkilerinin mide-bağırsak sistemiyle ilgili olduğunu belirten Mustafa Tektaş, "Karın ağrısı, bulantı, kusma, şişkinlik, ishal veya kabızlık en sık karşılaşılan şikâyetlerdir. Kullananların yaklaşık yüzde 5-10’unda mide-bağırsak yan etkileri nedeniyle ilaç bırakılmaktadır. Daha ciddi ancak daha nadir görülen yan etkiler arasında pankreas iltihabı (pankreatit) bulunuyor. Ailevi yatkınlığı olan kişilerde pankreas kanseri, tiroid kanseri gelişme riskine yönelik bildirimler bulunmaktadır. Bazı hastalarda optik nöropatiye bağlı görme problemleri bildirilmektedir. Bu sebeple tedavi sürecinin mutlaka hekim kontrolünde yürütülmesi gerekir" diye anlattı. Yaşam tarzı değişikliği şart Zayıflama iğnelerinin obeziteyi tek başına tedavi etmediğine dikkat çeken Dr. Mustafa Tektaş, "Bu ilaçlar iştahı azaltarak kilo vermeye yardımcı olur. Ancak obezitenin temelinde yatan nedenler çözülmeden kalıcı başarı sağlanamaz. Obezite, metabolik bir hastalıktır. Tedavi sürecinde; insülin direnci, kontrolsüz diyabet, psikolojik kökenli yeme bozuklukları, cushing hastalığı ve tiroid hormon bozukluklarının mutlaka araştırılması gerekir. Bu sorunlar tedavi edilmeden verilen kiloların geri alınma ihtimali yüksektir. İlaç tedavisi sürecinde sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz büyük önem taşımaktadır. Yaşam tarzı düzenlenmeden kalıcı kilo kaybı mümkün değildir. Obezite metabolik bir bozukluktur ve tedavisi bütüncül yaklaşım gerektirir" ifadelerini kullandı.
‘Odunpazarı Halk Eğitimi Merkezi Türk Halk Müziği Korosu 52. Yıl Sanat Gecesi Konseri’ yoğun ilgi gördü
16 Şubat 2026 Pazartesi - 11:35 ‘Odunpazarı Halk Eğitimi Merkezi Türk Halk Müziği Korosu 52. Yıl Sanat Gecesi Konseri’ yoğun ilgi gördü ‘Odunpazarı Halk Eğitimi Merkezi Türk Halk Müziği Korosu 52. Yıl Sanat Gecesi Konseri-1’, büyük bir heyecan, gurur ve mutlulukla gerçekleşti ve yoğun ilgi gördü. Konser programına: Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Fethi Fahri Kaya ve Eskişehir Vali Yardımcısı Adem Keleş, sanatseverler ve davetliler katıldı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Kongre ve Kültür Merkezi’nde Koro Şefi Ahmet Kızılok’un emeği ve özverili yönetim ile konser gerçekleştirildi. Konser; konuk sanatçı TRT Ankara Radyosu Türk Halk Müziği Ses ve Saz Sanatçısı Uğur Önür’ün katkıları sayesinde unutulmaz anlara dönüştü. Koro Şefi Ahmet Kızılok, ‘’Türkülerle bir araya gelmenin, birlikte hissetmenin ve aynı gönülde buluşmanın mutluluğunu yaşadık’’ dedi. ‘Birlikte söyleyelim, birlikte hissedelim’ mottosuyla gerçekleştirilen konser programı sık sık ayakta alkışlandı. İzleyiciler; konser programını çok beğendiler ve Koro şefi Ahmet Kızılok’a konser programını güzel ve ahenkli yönettiği için teşekkür ettiler. Kurulduğu günden bu yana zengin bir birikime sahip olan Odunpazarı Halk Eğitimi Merkezi Türk Halk Müziği Korosu’na; konuk saz sanatçısı Altan Güvenç, Özkan Tekmen, Enis Ertan ve Cenk Kocaman konsere eşlik ettiler. Seslendirilen birbirinden güzel türküler, halk müziğine gönül verenlerin ve davetlilerin beğenisini kazandı. Koro şefi Ahmet Kızılok yönettiği konser, katılımcıların beğenisini topladı. Katılımcılarda, seslendirilen birbirinden güzel Türkülere ses ve sözleri ile eşlik ettiler. Konser sonunda emeği geçenlere plâket ve çiçek buketi takdim edildi.
Fotoğrafını çekmek istediği şahıs silah çekti, korku dolu anlar kameraya yansıdı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 10:56 Fotoğrafını çekmek istediği şahıs silah çekti, korku dolu anlar kameraya yansıdı Eskişehir’de sokakta fotoğrafını çektiği şahsın silahını çıkarması karşısında şok olan 27 yaşındaki fotoğraf sanatçısı Selim Çalışkan, silahın oyuncak olduğunu anlayınca rahat bir nefes aldı. İşi dışında, sokak ve caddelerde izin alarak insan portreleri çeken fotoğraf sanatçısı Selim Çalışkan’ın başına geçtiğimiz günlerde ilginç bir olay geldi. Emek Mahallesi’ndeki bir caddede çekim yapan Selim Çalışkan’a fotoğrafını çektiği bir şahıs silah çekti. Durum karşısında oldukça şaşıran ve korkan fotoğrafçı, şahıstan silahı indirmesini istedi. Tulum müziği ile dolaşan şahıs ise, "Üstüme gelince çekmiş bulundum. Süleyman Çakır’ın yeğeniyiz, bizde yanlış olmaz" dedi. Fotoğrafları inceleyen şahıs, "Oyuncak silah zaten, üstüme gelince şaka yapayım dedim. Kusura bakma özür dilerim" diyerek konuştu. O anlar fotoğrafçının yakasında takılı kameraya anbean yansıdı. Şahıs daha sonra poz vererek fotoğraf çekilmeye devam etti. "Biraz heyecanlandım ve korku hissettim" Konuyla alakalı konuşan Selim Çalışkan, "22 yaşımdan beri fotoğraf çekiyorum. Bu işe öğretmenim sayesinde başladım, bana çok destek olmuştu. Beraber fotoğraf çekiyorduk, bana makinesini emanet ediyordu. Bu sayede fotoğrafçılığa adım attım. İlk başlarda doğa fotoğrafları çekiyordum, ardından düğün ve nişan çekimlerine yöneldim. Zamanla kendimi geliştirdim ve bir sayfa açmaya karar verdim. Yurt dışında ve Türkiye’de benzer örnekleri görüyordum, ’Ben niye Eskişehir’de böyle bir sayfa açmayayım’ dedim. Bir kardeşimizin fotoğrafını çekmeye başladığım sırada, yanıma yaklaşınca belinden silah çıkardı. O an doğal olarak korktum. Kim olsa aynı durumda korkardı. Hemen makineyi indirip ’ne oluyor, elinden bırak, yerine koy’ dedim. O an biraz heyecanlandım ve korku hissettim. Silahı tekrar beline koydu, sonra oturduk konuştuk. Aslında kalbi güzel biri, muhtemelen çocuk ruhlu olduğu ve izlediği filmlerden etkilendiği için böyle şeylere özeniyor. Süleyman Çakır’dan ve onun yeğeni olduğundan bahsetti. O an bu tür şeylere özendiğini anladığım için üzerinde çok durmadım" dedi. "Silahı başta gerçek zannettim" Yaşadıkları karşısından şaşkınlığını ifade eden ve silahı ilk başlarda gerçek sandığın belirten Çalışkan şöyle devam etti: "Silahı başta gerçek zannettiğim için kendisine sordum. Gerçek olsaydı videoyu o şekilde paylaşmazdım. Silahı inceledim, çocukken birbirimize sıktığımız boncuklu silahlardanmış. Yaptığı davranış doğru değildi. Silahı kardeşine götürüyormuş, ben de kendisini, ’Bunu başkasına yapma. Ben durumu anladım, ama başkası aynı tepkiyi vermeyebilir. Farklı birinin karşısına çıkarsın, onda da silah vardır, çıkartır sıkar sana’ diyerek uyardım. Silahı gerçek zannedenler oldu. Yorumlarda genelde filmlere ve oyunculara yönelik göndermeler yapılmış. İnsanlar videoya genel olarak gülmüş, yüzlerini güldürmeyi başarmışız. Videomuz bir günde 250 bin izlenmeye ulaştı ve yayılmaya devam ediyor."
Türk tarımının ve gıda bağımsızlığının önemine dikkat çekildi
16 Şubat 2026 Pazartesi - 09:59 Türk tarımının ve gıda bağımsızlığının önemine dikkat çekildi Eskişehir Kadın Çiftçiler Derneği Başkanı ve Türk Dünyası İnsan Hakları Derneği Çevre Koruma ve Ekolojik Araştırmalar Sorumlusu Münevver Kepenek, yerel tohumların gıda bağımsızlığının en temel güvencesi olduğunu belirterek "Topluluk destekli tarımı hayatımıza katabiliriz. Herkes bir gıda topluluğu kurabilir" diye konuştu. Müneveer Keperek, Eskişehir Türk Ocağı’nda ’Türk Tarımının Bugünü Ve Gıda Bağımsızlığımız: Yerel Tohum-Yerli Üretim-Zehirsiz Gıda’ başlıklı programda konuştu. "En temel yaşam kaynağı olan gıdayı kimin üreteceğini tayin edemezsek, gıda bağımsızlığımızı, gıda güvencemizi, gıda güvenliğimizi, yani geleceğimizi kime emanet edeceğiz?" diye soran Kepenek, "Çiftçi biterse onun köyde koruduğu kültür biter, kaybolur; bizi biz yapan, bir arada tutan değerler biter. Köylülük bitmesin. Kırsaldaki nüfus azaltılıp sanayide çalışan nüfus artırılmaya çalışılıyor; fakat köyleri kimlere bırakıyoruz? Büyük üreticilere, yani yerli ya da yabancı fark etmeksizin ’yatırımcılara’ mı bırakacağız? En temel yaşam kaynağımız olan gıdayı kimin üreteceğini tayin edemezsek, gıda bağımsızlığımızı, gıda güvencemizi, gıda güvenliğimizi, yani geleceğimizi kime emanet edeceğiz? Bizim topraklarımızda bizden olmayan birileri tarım yaparsa, kendi elimizle teslim olmuşuz demektir. Benim düşüncelerimi romantik bulanlar, ’Yerel tohumlarla küçük üreticiyle toplumu besleyemeyiz’ diyenler, acaba tarım tekelleştiğinde gıdayı elinde tutanların amacının insanlığı beslemek mi, yoksa gıdaya hükmederek insanlığı yönetmek mi olduğunu nereden biliyorlar? Tarım, bizi günde 3 öğün ilgilendiren bir şeydir. Aç insan okuyamaz, yürüyemez, üreyemez, üretemez, savaşamaz. İlk derdimiz tarım olmalı" dedi. "Herkes bir gıda topluluğu kurabilir" Bireysel olarak neler yapılabileceğiyle ilgili örnekler sıralayarak sözlerine devam eden Kepenek, şunları söyledi: "Gıda toplulukları oluşturabiliriz. Topluluk olmanın verdiği güçle doğrudan üreticiden alışveriş yaparak köylüyü destekleyebilir, hatta zehirsiz ve yerel tohumlarla üretim yapmasını teşvik edebiliriz. Yerel tohumlar, gıda bağımsızlığımızın en temel güvencesidir. Bu aşamada topluluk destekli tarımı hayatımıza katabiliriz. Herkes bir gıda topluluğu kurabilir. İş arkadaşlarınız, okul arkadaşlarınız, apartman komşularınız, geniş aileniz bir araya gelerek üreticiden, hatta temiz, zehirsiz, fıtrata uygun, doğaya saygılı üretim yapan üreticiden ürün alarak destek olabilirsiniz. Bunlar sadece birkaç fikir. Siz de düşünün, neler yapılabilir?" Soru-cevap sonrası Eskişehir Türk Ocağı Şube Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal’ın Münevver Kepenek’e şükran beratı takdimi ile program sona erdi.