Yerel Haberler
Eskişehir
08 Mart 2026 Pazar - 21:52 Eskişehir’de vatandaşı 2 milyon 411 bin TL dolandıran şüpheli yakalandı Eskişehir’de kendisini polis-savcı olarak tanıtarak vatandaşları yaklaşık 2 milyon 411 bin TL dolandıran şahıs, polis ekiplerince yakalandı. Edinilen bilgilere göre, 5-6 Mart tarihlerinde 2 farklı dolandırıcılık olayı meydana geldi. 5 Mart’ta gerçekleşen olayda; vatandaşa telefon ile ulaşarak emniyetten aradığını ve eve gelip arama yapacaklarını söyleyen şahsın toplam değeri yaklaşık 2 milyon TL olan 50 gram altın, 3 adet bilezik, 2 adet çeyrek altın, 125 gram altın, 6 adet çeyrek altın, 2 adet cumhuriyet altını ve 500 euro dolandırdığı tespit edildi. 6 Mart 2026 tarihinde gerçekleşen olayda ise; vatandaşa yine telefon ile ulaşarak emniyetten aradığını ve yaşlılara yardım ettiklerini, evde bulunan altınların fotoğrafını çekerek koruma altına alacaklarını ve geri iade edeceklerini söyleyen şahsın toplam değeri yaklaşık 411 bin 500 TL değerinde 4 adet çeyrek altın, 6 adet gram altın, 2 adet bilezik ve 400 dolar dolandırdığı belirlendi. Polis ekiplerince yakalanan dolandırıcı tutuklandı Kendisini polis-savcı olarak tanıtan nitelikli dolandırıcılık şüphelisinin yakalanmasına yönelik İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince çalışma yapıldı. Ekiplerin kapsamlı çalışmaları sonucunda, şüphelinin E.Y. isimli şahıs olduğu tespit edildi. İkametinde bin 200 Euro ve 33 bin 940 TL ele geçirilen E.Y.’nin sevk edildiği adli makamlarca tutuklandığı öğrenildi.
08 Mart 2026 Pazar - 20:24 CHP Genel Başkanı Özel, İmamoğlu davası hakkında konuştu Eskişehir’e gelen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu davasıyla ilgili olarak, "Tanığın, şahidin yedeği olur mu" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bir dizi program için Eskişehir’e geldi. Özel’in programı, Sivrihisar Belediyesi ve ilçe ziyareti ile başladı. CHP Eskişehir İl Başkanlığı’na gelen Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Tanığın, şahidin yedeği olur mu" Ekrem İmamoğlu’yla davasıyla ilgili konuşan Özel, "Yarın 9 Mart; bugüne kadar girdiği hiçbir seçimde Tayyip Erdoğan’a yenilmemiş, onun gösterdiği adaylara yenilmemiş, önce Beylikdüzü’nü Adalet ve Kalkınma Partisi’nden kazanmış, sonra da üç kez, biri iptal edilen seçim olmak üzere üç kez İstanbul’u kazanmış, bütün anketlerde, bütün yapılan kamuoyu yoklamalarında memnuniyet oranı yüzde 60’ların üzerine çıkmış olan ve bu yüzden cezalandırılan Ekrem İmamoğlu’nun yarın duruşması başlayacak. Onunla birlikte çok sayıda belediye başkanımız yargılanıyor. ’Melih Gökçek’in yargılanmadığı yerde bir belediye başkanı nasıl yargılanır’ sözü benim sözüm değil; bu söz AK Partililerin sözü, AK Parti’de başbakan yardımcılığı yapmış olanların sözü. Bizim alnımız açık, başımız dik. Yaz boyunca, kış boyunca atılan iftiraların teker teker çürüdüğü, hiçbirinin iddianamede bulunamadığı, hiçbir iddianın kanıtlanamadığı; dünün sözde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, sözde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yargı kolları başkanı, bugünün AK Partili Adalet Bakanı’nın söylediği üzere, ’Dosyamızın temel dayanağı gizli tanıklardır’ diyor. Ekrem Başkan bir yıl önce gizli tanık Meşe’nin itiraflarıyla sorgulanmıştı; Meşe bütün ifadelerinden vazgeçmiş, gizli tanıklıktan çekilmiş, onun yerine aynı ifadeleri İlke diye yeni bir gizli tanığa verdirmişler. Düşünün ki 2 kişinin arasındaki bir olayı, ’Gördüm’ diyen üçüncü kişi var. O söylüyor, tutukluyorsun, sonra o, ’Ben görmedim, vazgeçtim’ diyor, başkasını getirip gizli tanık yapıyorsun. Oyuncu değişikliği sinemada olur; aktörle anlaşamazsın o bırakır başkası gelir. Tiyatroda olur; hastalanır yerine rolü başkası oynar. Futbolda olur; sakatlanır yerine başkası girer. Tanığın, şahidin yedeği olur mu?" ifadelerini kullandı.
Eskişehir’de Filistin için barışçıl ’şahitlik’ çağrısı yapıldı
26 Aralık 2025 Cuma - 14:37 Eskişehir’de Filistin için barışçıl ’şahitlik’ çağrısı yapıldı Eskişehir’de Filistin için barışçıl ’şahitlik’ çağrısını yinelediklerini söyleyen TÜGVA İl Temsilcisi Mahmud Öksüzoğlu, "Bugün Gazze’de yaşananlar bir gündem maddesi değil; modern zamanın gözlerinin önünde gerçekleştirilen, tarihe utanç vesikası olarak geçecek bir insanlık sınavıdır" dedi. İnsanlık İttifakı ve Milli İrade Platformu, Cuma namazı çıkışında Reşadiye Camii’nin avlusunda bir araya geldi. Basın açıklamasını okuyan TÜGVA İl Temsilcisi Mahmud Öksüzoğlu, "Uluslararası kuruluşların yayımladığı güncel durum raporları, Gazze’deki insanî tablonun hâlen kırılgan olduğunu göstermektedir. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) 18 Aralık 2025 tarihli raporunda, Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine dayanılarak 7 Ekim 2023’ten bu yana 70 bin 668 can kaybı ve 171 bin 152 yaralı bildirilmektedir. Aynı raporda, ateşkes döneminde dahi can kaybının sürdüğü; ateşkesten bu yana 394 kişinin öldüğü, bin 75 kişinin yaralandığı ve enkaz altından 634 cenazenin çıkarıldığı aktarılmaktadır. Raporda, kış şartlarının ve fırtınanın etkisiyle yaklaşık 55 bin haneyi etkileyen sel/taşkın vakaları, kıyı bölgelerinden 370 ailenin tahliyesi, binlerce acil çağrı ve yıkım riski taşıyan yapılara ilişkin veriler paylaşılmaktadır. Yine aynı raporda, tıbbi tahliye bekleyen hastalara ilişkin kritik bilgi yer almakta; Temmuz 2024 - 28 Kasım 2025 tarihleri arasında tahliye beklerken bin 92 hastanın hayatını kaybettiği ve Gazze’de 18 bin 500’den fazla hastanın hâlen tıbbi tahliyeye ihtiyaç duyduğu bildirilmektedir" şeklinde konuştu. "Gazze’de nüfusun yüzde 77’sinin gıda güvensizliği yaşadığı bildiriliyor" Gıda güvenliği ve beslenme alanındaki raporların ise, ’geçici iyileşme’ başlığının kolay bir rehavete dönüşmemesi gerektiğini açıkça ortaya koyduğuna dikkat çeken Öksüzoğlu, "Birçok uluslararası kuruluşun ortak açıklamasına göre; Ekim 2025’te ilan edilen ateşkes ve artan erişimle birlikte kıtlık sınıflaması gerilemiş olsa da, Gazze’de en az 1,6 milyon kişinin (nüfusun yüzde 77’si) hâlen yüksek düzeyde akut gıda güvensizliği yaşadığı, 100 binden fazla çocuğun ve 37 bin hamile/emziren kadının Nisan 2026’ya kadar akut yetersiz beslenme riski taşıdığı bildirilmektedir. Aynı açıklamada; ateşkes sonrası 730 binden fazla kişinin yerinden edildiği, altyapı yıkımının ve temel hizmetlere erişim kısıtlarının sürdüğü; ayrıca hanelerin önemli bir bölümünün gıda ve temiz suya erişimde ciddi sorunlar yaşadığı vurgulanmaktadır" ifadelerini kullandı. "Barışçıl ’şahitlik’ çağrımızı yineliyoruz" Gazze’de yaşamın bir normalleşme değil, hayatta kalma mücadelesi üzerinden sürdüğünü dile getiren Öksüzoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Uluslararası hukuk; güçlüye kalkan, zayıfa verilen sus payı olmamalıdır. İnsan hakları söylemi; yalnızca rahat coğrafyaların dekoru olarak görülmemelidir. Bugün Gazze’de sivillerin korunması, sağlık sisteminin ayakta tutulması, gıda ve suya erişim gibi en temel başlıklar hâlâ tartışma konusuysa; burada yalnızca bir kriz değil, aynı zamanda uluslararası düzenin ciddi bir itibar kaybı yaşanmaktadır. Bugün yaşadığımız iletişim çağında; bir çocuğun soğukta can verdiği haberini bir akış içinde tüketebiliyorsak, burada bir sorun vardır. Bir toplumun ihtiyaç duyduğu insani yardım kavramı bile süslenerek tartışmalı hâle getiriliyorsa, burada bir sorun vardır. Bu çağrımız; bir ülkeye, bir halka ya da bir kuruma karşı bir önyargı değil, insan hayatını merkeze alan evrensel bir tutarlılık talebidir. Milli İrade Platformu ve İnsanlık İttifakı çatısı altında, 400’ü aşkın paydaş sivil toplum kuruluşuyla birlikte; kamu vicdanını diri tutmak ve insanlık onurunu savunmak amacıyla barışçıl ’şahitlik’ çağrımızı yineliyoruz. Yeni yılın ilk gününde, saat 08.30’da Galata Köprüsü’nde sinmiyoruz, susmuyoruz, Filistin’i unutmuyoruz." Basın açıklamasının ardından hep bir ağızdan tekbirler getirilirken, "Kahrolsun İsrail, kahrolsun Amerika" sloganları atıldı.
Beraatını istemeyen sanıklara 25 yıl hapis cezası
26 Aralık 2025 Cuma - 14:24 Beraatını istemeyen sanıklara 25 yıl hapis cezası Eskişehir’de, 17 bıçak darbesi ile öldürülen Fatih Bayar’ın faillerinin yargıladığı davada mahkeme, sanıklar Burak Zeren ve kardeşi Tunahan Zeren’e 25 yıl, Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) Faruk Y.’ye ise 12 yıl 1 ay hapis cezasına hükmetti. Mahkemede sanık Burak Zeren, "Beraatımı istemiyorum, pişmanın tekrardan başsağlığı diliyorum" dedi. Odunpazarı ilçesi İstiklal Mahallesi Porsuk Bulvarı’nda geçtiğimiz 21 Ocak 2024 tarihinde Fatih Bayar ve arkadaşı Yasin Tümer (36) ile Burak Zeren, kardeşi Tunahan Zeren ve Faruk Y. arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Kavgada 2’si ölümcül, 17 bıçak darbesi alan Fatih Bayar ve 6 yerinden bıçaklanan arkadaşı Yasin Tümer yaralandı. Yaralılardan Yasin Tümer Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne, Fatih Bayar ise Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Fatih Bayar, kurtarılamayarak hayatını kaybetti. İstinaf sonrası yeniden yargılandılar Yapılan yargılama sonucunda mahkemece Burak Zeren’e 25 yıl Tunahan Zeren’e 25 yıl ve Suça Sürüklenen Çocuk kapsamında Faruk Y.’ye 10 yıl hapis cezası verildi. İstinaf Mahkemesine taşınan dava sonrasında dün şüpheliler yeniden yargılandı. Eskişehir 4. Ağır Caza Mahkemesi’nde görülen davada tutuklu sanıklar Burak Zeren, Tunahan Zeren ve Faruk Y. mahkeme salonunda hazır bulundu. Mahkemeye maktul Fatih Bayar’ın kardeşi, annesi Ayşe ve babası Mehmet Bayar katıldı. 3 sanıktan 2’si "Beratımı istemiyorum" dedi Mahkemede Burak Zeren, "Beraatımı istemiyorum, pişmanın tekrardan başsağlığı diliyorum" dedi. Yine Tunahan Zeren’de beratını istemezken yaşananlarla ilgili pişman olduğunu söyledi. Faruk Y. ise, "Ben olaylara engel olmaya engel olmaya çalıştım, tahliyemi istiyorum. Çok pişmanım keşke olan bana olsaydı" dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti Burak Zeren ve Tunahan Zeren’e 25’er yıl Faruk Y.’ye ise 14 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetti. Faruk Y.’ye yaş indirimi uygulayan mahkeme, şahsa 12 yıl 1 ay hapis cezası verdi.
’Evliya Çelebi İle Geçmişe Yolculuk’ konulu sohbet gerçekleştirildi
26 Aralık 2025 Cuma - 14:21 ’Evliya Çelebi İle Geçmişe Yolculuk’ konulu sohbet gerçekleştirildi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Kağan Şakacı, Eskişehir Türk Ocağı’nın ’Evliya Çelebi İle Geçmişe Yolculuk’ başlıklı sohbet programına konuk oldu. Programda konuşma yapan Prof. Dr. Bilge Kağan Şakacı, "Evliya Çelebi, 17’nci yüzyılda yaşamıştır. Türkçe haricinde Arapça, Farsça, Yunanca ve Latince dillerini bilen; gezgin, tarihçi, halkbilimci, müzisyen, ressam, haritacı, dilbilimci, zanaatkâr, mimar, savaşçı ve gurmedir. Gezgindi; Orta Avrupa, Balkanlar, Kırım, Kafkasya, Anadolu, Mısır ve Arabistan arasında 51 yıl boyunca gezmiştir. Yazdığı ’Seyahatname’ adlı eseri zengin verilerle doludur. Gezdiği kentlerin tarihi, idari, mali, coğrafi, mimari ve benzeri tasvirleriyle doludur. Etnolojik, sosyolojik, dini, edebi ve kent bilimi açısından zenginliğe sahiptir. Evliya Çelebi’nin ilk amacı, Osmanlı Devleti’nin ve komşularının eksiksiz bir tasvirini sunmaktı. Bu amaç doğrultusunda, mekânsal veya topoğrafik inceleme tercih edilen yoldur. Kent tasvirleri genellikle aynı sıra izlenerek kentin tarihi, idari örgütlenmesi, çeşitli dillerdeki adları, bunların kökenleri ve coğrafi konumuyla başlar. Evlerin, camilerin, medreselerin, okulların, hanların, hamamların ve çeşmelerin tanıtılması da dahil olmak üzere, tahkimata önem verilerek kentin topoğrafyasıyla devam eder. Bu kısım semtleri, dinî ilişkileri, iklimi, halkın görüşünü, kılık kıyafeti, davranış ve gelenekleri, önemli isimleri ve konuşma alışkanlıklarını, ulema, şair, hekim ve diğer ileri gelenleri, pazarları, dükkânları, çeşitli ürün ve yemekleri, parkları, bahçeleri ve mesire yerlerini de içerir. Mezarlar ve türbeler ile ölmüş ünlüler ile ilgili biyografiler ya da menkıbelerle sona erer" dedi. "Evliya, bir kent belleği derleyicisi ve yazarıdır" Prof. Dr. Bilge Şakacı, sözlerinin devamında şu ifadelere yer verdi: "Her kenti incelerken benzer bir sistematiği kullanması, edinemediği bilgileri sonradan tamamlamak üzere boş bırakması hem ilgili yeri incelerken hem de farklı kentleri karşılaştırırken yardımcı olmaktadır. Ayrıca, günümüzden geçmişe bakarken kentlerin gelişimini analiz etmemize yardımcı olmaktadır. Evliya, bir kent belleği derleyicisi ve yazarıdır. Seyahatname, bir kentler monografisidir. Bundan dolayı bu eser, kent belleği, kültürü, kimliği, markası, turizmi gibi araştırmaların ve diğer çalışmaların da temel kaynağı olarak değerlendirilmelidir. Öte yandan kent ile ilgili araştırma yapanların hangi sorulara cevap bulmaları gerektiğinin yolunu gösteren, araştırma nesnelerini belirten muazzam bir kaynaktır." Program, soru-cevap bölümünün ardından Eskişehir Türk Ocağı Şube Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Topal’ın şükran beratı takdimi ile sona erdi.
Dünyasının 123 ülkesindeki yaklaşık 4 bin öğrenci Türkçeye ‘Merhaba’ dedi
26 Aralık 2025 Cuma - 10:31 Dünyasının 123 ülkesindeki yaklaşık 4 bin öğrenci Türkçeye ‘Merhaba’ dedi Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Açıköğretim Fakültesi bünyesindeki Türk Dili ve Kültürü Programı ile dünyanın dört bir yanındaki Türkçe öğrenmek isteyen herkese ulaşmayı hedeflediklerini belirtti. Prof. Dr Yusuf Adıgüzel, Açıköğretim Fakültesi bünyesinde hayata geçirilen Türk Dili ve Kültürü Programı’nın çevrim içi olarak gerçekleştirilen ilk dersi kapsamında öğrencilerle bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleşen derste programın amacı ve kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rektör Adıgüzel, Türk dili ve kültürünün akademik ve toplumsal önemine dikkat çekerek öğrencilere başarılar diledi. Program hakkında bilgi veren Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, "Öncelikle dünyanın dört bir yanından bizleri izleyen ve dinleyen, Türkçe öğrenmeye gönül veren tüm yeni arkadaşlarımıza ‘hoş geldiniz’ diyorum ve ‘Merhaba Türkçe’ diyerek sizleri selamlamak istiyorum. Türkçe dersini bugün ilk kez sizlerle birlikte başlatıyoruz. Bu program, Açıköğretim Fakültesi bünyesinde yürütülen bir ön lisans programıdır. Türk dili ve kültürünü öğretmeyi amaçlayan program kapsamında, öncelikle bir yıllık Türkçe eğitimi verilecek. Üniversitemizde hem yüz yüze eğitim hem de Açıköğretim Fakültesi aracılığıyla eğitim sunuluyor. Açıköğretim Fakültemiz, dünyanın en büyük ve en güçlü fakülteleri arasında yer alıyor. Anadolu Üniversitesi, öğrenci sayısı bakımından dünyanın üçüncü büyük üniversitesidir. Bu programla, dünyanın dört bir yanındaki Türkçe öğrenmek isteyen herkese, güçlü altyapımız ve Türkçe eğitimi alanında uzman akademik kadromuzla ulaşmayı hedefliyoruz. Bugün 123 ülkeden yaklaşık 4 bin öğrencimiz Türkçeye ‘Merhaba’ diyor. Biz de ilk dersimizde onlara ‘Merhaba’ demek istiyoruz" dedi. "Kültürü öğrenmenin olmazsa olmazı dil öğrenmektir" Çevrim içi derste dil öğrenmenin önemine değinen Prof. Dr. Adıgüzel, "Türkçe ya da başka bir dili öğrenirken hata yapmaktan korkmamalıyız. Cesaretle konuşmalı, yanlış yapmaktan çekinmeden dili kullanmalıyız. Türkçe konuşabileceğimiz ortamlarda, arkadaşlarımızla birlikteyken yanlış cümle kurmaktan ya da kelime kullanmaktan korkmadan pratik yaparak kendimizi geliştirmeliyiz. Öğrencilerimiz bu programla yalnızca Türkçeyi değil, aynı zamanda bir kültürü de öğrenmiş oluyorlar. Zaten programımızın adı da Türk Dili ve Kültürü Programı. Kültürü öğrenmenin olmazsa olmazı dili öğrenmek ve dile hâkim olmaktır. Türkiye’nin sahip olduğu kültür ve medeniyeti tanımanın yolu da Türkçeyi öğrenmekten geçiyor. Türkçeye duyulan ilginin önemli göstergelerinden biri de Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığıdır. YTB, her yıl Türkiye’ye 5 bin burslu öğrenci getiriyor. Sonuç olarak Türkçeye ve Türkiye’ye ilgi duyan bu öğrenciler, kendi ülkelerinde bulundukları süre içerisinde dahi Türkiye’ye gelmeden Türkçe öğrenme imkânına sahip olacak" şeklinde konuştu. "Türkçe, büyük Türk şirketlerinde çalışmak için önemli bir kapı aralayabilir" Türk Dili ve Kültürü Programı’nın sunduğu fırsatları da anlatan Adıgüzel, sözlerine şöyle devam etti: "Bu program, Türkçe bilmeyenler için A1 seviyesinden başlayarak C1 seviyesine kadar kademeli olarak ilerleyen bir yapıya sahip. Bu nedenle hiç Türkçe bilmemek bir endişe kaynağı olmamalı. Programı tamamlayan öğrencilerimiz Türkçe yeterliliklerini ileri seviyeye taşıyabilecekler. Türkçe öğrendikten sonra Açıköğretim Fakültemizde yer alan yaklaşık 50 programdan herhangi birini okuma imkânı da bulunuyor. Ayrıca Türk Dili ve Kültürü Programı, ikinci üniversite ya da çift ana dal kapsamında da tercih edilebilir. Dünyanın herhangi bir ülkesinde üniversite eğitimi alan bir öğrenci, bu programı ikinci üniversite olarak okuyabilir. Türkçe bilgisini geliştirirken aynı zamanda kendi alanındaki eğitimini de sürdürebilir. Bu yönüyle Türkçe hem kendi ülkesinde hem de farklı ülkelerde faaliyet gösteren büyük Türk şirketlerinde çalışmak isteyenler için önemli bir kapı aralayabilir." İlk ders, uluslararası öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.