Yerel Haberler
Eskişehir
10 Mart 2026 Salı - 16:29 Gençler "IBAN Kullanımı ve Bilişim Suçları" konusunda bilgilendirildi Anadolu Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi tarafından "Bilim Kafe" etkinlikleri kapsamında "IBAN Kullandırma Yoluyla Dolandırıcılık: Bilişim, Yapay Zekâ ve Hukuk Perspektifinden Riskler" başlıklı seminer düzenlendi. Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonunda düzenlenen seminere, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Karakehya, Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Özer Çelik’in yanı sıra öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Etkinlikte, son dönemde artış gösteren dijital dolandırıcılık yöntemlerine karşı gençlerin bilinçlendirilmesi amaçlandı. Prof. Dr. Karakehya: "Bilmiyordum mazereti artık geçerli değil" Konunun hukuki boyutlarını ve Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) karşılığını katılımcılara aktaran Prof. Dr. Hakan Karakehya, IBAN kiralayan kişilerin "yardım eden" ya da "fail" sıfatıyla 100 yıla varan hapis cezalarıyla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Karakehya konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "İnternet bankacılığının yaygınlaşması, suç faillerini de bu alana yönlendirdi. Artık Yargıtay, banka hesabını bir başkasına kullandıran kişinin bunun bir suçta kullanılacağını bilmemesini hayatın olağan akışına aykırı buluyor. Dolayısıyla ‘bilmiyordum’ şeklindeki bir mazeretin hayatın olağan akışına uygun olmadığı kabul ediliyor. Üç beş kuruş kazanacağım derken onlarca dosyadan yargılanıp gençliğinizi ceza infaz kurumlarında heba etmeyin." Doç. Dr. Çelik: "Yapay zekâ hem savunmada hem saldırıda kullanılıyor" Bilişim ve yapay zekâ perspektifinden riskleri değerlendiren Doç. Dr. Özer Çelik ise dolandırıcıların deepfake teknolojileri ve büyük dil modellerini kullanarak ikna kabiliyetlerini artırdıklarını belirtti. Dijital ortamda yapılan her hareketin kayıt altına alındığını hatırlatan Doç. Dr. Çelik şunları söyledi: "Dolandırıcılar özellikle 18-25 yaş grubunu hedef alıyor. Yapay zekâ ile dolandırıcılık tespitinde yüzde 97’lik bir başarı oranı yakalanmış olsa da saldırganlar da bu teknolojiyi ses ve görüntü klonlamak için kullanıyor. Bu nedenle sosyal medya üzerinden gelen ‘kolay para’ tekliflerine karşı dikkatli olmalısınız. Üç kuruşluk kazanç uğruna kariyerinizi mahvetmeyin." Seminerin son bölümünde katılımcıların merak ettiği sorular uzmanlar tarafından yanıtlandı. Etkinlik, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesinin ardından sona erdi.
Sporda yapılan en sık hata ’Fazla yüklenme’
12 Aralık 2025 Cuma - 09:59 Sporda yapılan en sık hata ’Fazla yüklenme’ Sporda yapılan en sık hatanın fazla yüklenmek olduğunu ifade eden Acıbadem Eskişehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Recep Kurnaz, "Spor yaparken bazı kurallara dikkat edilmeli. Daha hızlı sonuç alayım" düşüncesi, çoğu zaman daha hızlı sakatlanmaya yol açabilir" uyarısında bulundu. "Ağır yüklerin altına girmek sakatlığın en kolay yoludur" Sporun sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmezi olduğunu ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Recep Kurnaz, "Spor salonlarının giderek dolduğu, insanların sağlığına daha çok yatırım yaptığı bu dönemde sakatlıklar da maalesef sık sık kapıyı çalıyor. Hızla motive olup aynı hızla sakatlanıp spora ara vermek, çoğu kişinin ortak hikâyesi. Oysa sakatlanmadan, keyifle ve sürekli spor yapmanın sırrı birkaç basit ama etkili prensipte saklı" dedi. "Isınmadan spora başlamayın" Isınmadan yapılan antrenmanı soğuk motorla araba sürmeye benzeten Kurnaz, "Kaslara, eklemlere ve sinir sistemine "başlıyoruz" demeden ağır yüklerin altına girmek sakatlanmanın en kolay yoludur. Aynı şekilde antrenman sonrası soğuma ve hafif esneme de vücudu normale döndürerek iyileşmeyi hızlandırır" uyarısında bulundu. "Güçlü görünen bir bacak, zayıf bir kalçayı telafi etmeye çalışırken sorun çıkarabilir" Sporun türü ne olursa olsun, hareketin doğru yapılmadığında yükün yanlış bölgelere bindiğini vurgulayan Kurnaz, "Bu yüzden özellikle ağırlık antrenmanlarında, koşuda veya ani hareketlerde teknik temelin sağlam olması gerekir. Sakatlıkların önemli bir kısmı ise kas dengesizliklerinden çıkar. Güçlü görünen bir bacak, zayıf bir kalçayı telafi etmeye çalışırken sorun çıkarabilir. Kuvvet antrenmanlarını düzenli yapmak, omurga ve kalça bölgesi kaslarını ihmal etmemek ve dengeyi sağlamak bu yüzden önemlidir" dedi. "Kas, antrenmanda değil uykuda onarılır. Dinlenmeyen vücut güçlü değil, kırılgandır." Birçok sporcunun yaptığı hatanın fazla yüklenmek olduğuna dikkat çeken Kurnaz, "Daha hızlı sonuç alayım" düşüncesi, çoğu zaman daha çok sakatlanmaya yol açabilir. Antrenman yükünü kademeli artırmak, vücuda uyum sağlaması için zaman tanımak gerekir. Burada haftalık yük artışını yüzde 10 ile sınırlayan kural, basit ama etkilidir. Bunların yanında dinlenmenin ve uykunun hakkını vermek, modern spor dünyasının en çok tekrarlanan ama en az uygulanan gerçeğidir. Kas, antrenmanda değil uykuda onarılır. Dinlenmeyen vücut güçlü değil, kırılgandır" uyarısında bulundu. "Spor dünyasında en çok duyulan ama en tehlikeli cümle "Bir şey olmaz, devam et" Doğru ayakkabı seçimi, uygun zemin ve çevresel şartlara dikkat etmenin sporun detayları değil, sakatlanma zincirinin birer parçası olduğunu ifade eden Kurnaz, "Onları yok saymak zincirin kopmasına neden olabilir. Spor dünyasında en çok duyulan ama en tehlikeli cümle ’Bir şey olmaz, devam et’tir. Oysa çoğu sakatlık, küçük bir uyarının görmezden gelindiği anlarda gelişir. Spor, hayatımıza güç, enerji ve disiplin katar. Ancak bu yolculuğun sürdürülebilir olması için akıllı, planlı ve bilinçli hareket etmek şart. Unutmayın; en iyi sporcu en ağırını yapan değil, en uzun süre sağlıklı kalabilendir. Sağlıklı spor yapmanın püf noktalarını öğrenmek için bu işi bilen uzman kişilerden öğrenmek ve uygulama sırasında da azami dikkat etmek gerekir" dedi.
Emirdağ Mithatpaşa Ortaokulunda ‘Bilim Odaklı Buluşma’ projesi
12 Aralık 2025 Cuma - 09:54 Emirdağ Mithatpaşa Ortaokulunda ‘Bilim Odaklı Buluşma’ projesi Emirdağ’da Mithatpaşa Ortaokulu, Gülsüm Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin ‘Erasmus+ HORIZON-HEALTHCARE’ projesi kapsamında ilçeye gelen misafir akademisyenleri ağırlayarak öğrencilerine bilim dolu bir gün yaşattı. Öğrencilerin bilim dünyasına ilgisini artırmak amacıyla okulda seminer gerçekleştirildi. Seminer, üç akademisyenin sunumlarıyla yapıldı. Öğrenciler, kariyer planlama ve bilimsel çalışma süreçlerine ilişkin sorularını yöneltme fırsatı buldu. İstanbul Aydın Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Ayfer Arslan, adli tıp alanındaki çalışmalarını öğrencilere aktardı. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sinema Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ramazan Arslan, akademik kariyer yolları ve disiplinler arası çalışma kültürünü anlattı. İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Araştırma Görevlisi Pelin Akyürek, sağlık bilimlerindeki güncel gelişmelere değindi. Akademisyenler; gençlerin bilime yönelmesinin ülkenin geleceği açısından önem taşıdığını anlattılar. Proje ekibi; seminerin uluslararası iş birliği açısından değerli bir adım olduğunu söyledi. Etkinlik, okul yönetiminin bilimsel farkındalığı artırma hedefiyle uyum sağladı. Öğrencilerin sunumlara yoğun ilgi gösterdiği gözlendi. Seminere katılan öğretmenler, programın gelecek yıllarda genişletilebileceğini söylediler. Etkinlik, akademisyenlere teşekkür edilerek tamamlandı. Etkinlikte öğrenciler; üç farklı üniversiteden gelen akademisyenlerle bilimsel konular üzerine sohbet ettiler. Düzenlenen program, gençlerin kariyer farkındalığını güçlendirecektir.
Felç kalan genç sürücüye hasta yatağında ikinci şok
11 Aralık 2025 Perşembe - 11:52 Felç kalan genç sürücüye hasta yatağında ikinci şok Eskişehir’de kullandığı motosikletin bir araca arkadan çarpması sonucu yaşanan kazada felç kalan 23 yaşındaki genç, karşı tarafın durumunu dahi sormadan dava açtığını tedavi görürken öğrendiğini iddia ederek yaşadığı sıkıntıları anlatı. Kazazede Yusuf Çakır, geçtiğimiz yıl 35 BIP 389 plakalı motosikleti ile çevreyolunda ilerlerken tali yoldan çıkan ve iddiasına göre en sol şeride geçen Muhammed E.T. (19) idaresindeki 26 DG 770 plakalı otomobile arkadan çarptı. Çarpma sonrası ağır yaralanan sürücü günlerce Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yoğun bakımda tedavi gördü. 15 günlük yoğun bakım tedavisi gören Çakır’ın göğsünden alt kısmı omurgasına aldığı darbeden dolayı felç kaldı. Yusuf Çakır, 1 yıldır Yunus Emre Devlet Hastanesi İki Eylül Hizmet Binası’nda fizik tedavi alıp iyileşmeye çalışıyor. Felç kalan sürücü kendisine açılan dava ile ikinci kez sarsıldı Yusuf Çakır, ikinci şoku ise kendine açılan dava ile yaşadı. Yusuf Çakır’ın iddiasına göre kazada aracının bagaj kısmına darbe alan Muhammed E.T. (19), yaralandığını gerekçe göstererek motosiklet sürücüsünden şikâyetçi oldu. Felç kalan genç motosiklet sürücüsü, karşı tarafın ziyaretine gelmediğini veya durumunu sormadığını hatırlatarak açılan davanın kendisini çok üzdüğünü dile getirdi. "Kaza sonrası bilincim kayboldu ve omurgam kırıldı" Konuyla alakalı konuşan Yusuf Çakır, "Ben bir motor sürücüsüyüm ve motorla bir trafik kazası geçirdim. Olay, Eskişehir-Ankara yolu istikametinde gerçekleşti. Ben en sol şeritte giderken, yan yoldan ana yola bağlanan bir araç, önüme aniden atladı. Aramızda yaklaşık 13 metrelik bir mesafe vardı. Karşı tarafın sürücüsü 18 yaşında, yeni eğitim almış bir stajyer sürücüydü. Kazada hatalar yüzde 50 olarak belirlendi. Benim için ’Arkadan çarpma ihlali’ uygulandı. Ben kendi yolumda giderken araç önüme atladığı için bu oranın kesinlikle değiştirilmesi ve yükseltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer bana hız deseler, en fazla yüzde 20’lik bir hız hatam olabilir, bunun dışında bir hatam yok. Kaza sonrası bilincim kayboldu ve omurgam kırıldı, T5-T7 omurları arasına platin takıldı. Dört günlük bir entübe sürecim oldu ve Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde 15 gün yoğun bakımda kaldım" diye anlattı. "Sürücü benden şikâyetçi olmuş" Arkadan bagajına çarptığı aracının sürücünün kendisinden şikâyetçi olduğuna değinerek Yusuf Çakır şöyle devam etti; "Servise çıktıktan sonra gözümü açtığımda şaşırtıcı bir olayla karşılaştım. Karşı tarafın sürücüsü benden şikâyetçi olmuş. Bu durumda, arkadaşın maddi bir hasar ve psikolojisinin bozulduğunu iddia etmesine rağmen, benim psikolojimin bozulması gereken yerdeyim. Şu an dava süreci oluştu ve sigorta şirketine tazminat davası açtık. Hata oranının değiştirilmesini ve en azından hakkımı daha fazla almayı istiyorum. Karşı tarafın sürücüsü, kaza sonrasında bir gün bile olsun beni arayıp ’Nasılsın, ne durumdasın’ diye sormadı, ziyaretime gelmedi. Şu anda göğsümün en altını, T5 bölgesinden aşağısını, hiçbir şekilde hissetmiyorum. İdrarımı ve büyük abdestimi de hissetmiyorum. Bunları da bir başkasına, anneme bağımlı olarak devam ettiriyorum. Tam 17 aydır birine bağımlı olarak yaşıyorum ve fizik tedavimi görüyorum." "Ekipmanlarına dikkat etsinler" Son olarak motosiklet kullanıcılarını uyaran Çakır, "Motorcu arkadaşların ekipman konusunda çok önem vermelerini rica ediyorum. Benim montum yoktu. Montum olsaydı, belki şu an bu senaryoları konuşmuyor ve bu röportajı veriyor olmazdım. En azından kasklarına ve diğer ekipmanlarına dikkat etsinler. Benim kaskım iyiydi, bu sayede büyük bir kafa hasarı almadım. Bunun dışında, hız kontrollerine ve özellikle motosikletlerin tali yoldan ana yola bağlanan sürücülere karşı dikkatli olmasına özen göstermelerini öneriyorum" dedi.
Soğuk havalar telefon bataryalarının ömrünü azaltıyor
11 Aralık 2025 Perşembe - 11:09 Soğuk havalar telefon bataryalarının ömrünü azaltıyor Soğuk havalar cep telefonu bataryalarının ömrünü azaltıyor. Bu konuda kullanıcılardan daha fazla şikayet aldıklarını belirten telefon tamiri ve satışı yapan Yiğit Aytekin, vatandaşlara bilinçli kullanım tavsiyesinde bulundu. Düşük derecelerde seyreden hava sıcakları sadece insanlara günlük hayatlarını zorlaştırmakla kalmayıp teknolojik cihazları da olumsuz etkiliyor. Bataryalar, çok düşük sıcaklıklarla ve ani ısı değişimlerinde ömürlerini hızlıca tamamlıyorlar. Eskişehir’de uzun yıllardır telefon tamiri ve satışı yapan Yiğit Aytekin, vatandaşların kış aylarında kendilerine en fazla batarya şikayeti ile geldiklerini belirtti. "Soğuk hava, telefonlara çeşitli zararlar verebilir" Soğuk havaların telefon bataryalarına etkisi hakkında konuşan Yiğit Aytekin, "Kış ayları yaklaştı ve soğuklar bastırmaya başladı. Soğuk hava, telefonlara çeşitli zararlar verebilir. Bataryalar ve telefonun içinde bulunan entegreler, belirli sıcaklık aralıklarında çalışabilir. Belli bir sıcaklığın ne üstünde ne de altında sağlıklı bir şekilde çalışamazlar. Aynı zamanda, bataryalar soğukta kapasite düşüklüğü yaşar. Bu durum her türlü batarya için geçerlidir; araç aküsü, elektrikli araç bataryası ve telefon bataryaları da buna dahildir. Soğuklarda telefonların şarjı daha az gidebilir. Bundan dolayı, telefonların şarj süresini uzatmak isteyen kullanıcıların cihazlarını biraz daha soğuktan koruması gerekebilir. Cihazlar aynı zamanda soğukta biraz daha yavaş çalışabilir, çünkü entegreler hem ısındıkça hem de soğudukça bazı fonksiyonları yerine getirmeyebilir. Isı ve sıcaklık farkları cihazlara zarar verebilir" dedi. "Kullanıcının cihazı koruması, bilinçli kullanmasına bağlıdır" Bu mevsimde vatandaşların cep telefonu konusundaki şikayetlerinin arttığını anlatan esnaf Aytekin, "Kış aylarında müşterilerimiz genellikle bize telefonlarının şarjının az gittiği şikâyetiyle geliyor. Bu durum, bataryanın kendi kapasitesi ve ömrüyle de alakalıdır. Örneğin, ömrü azalmış bir batarya, kış aylarında çok daha hızlı tükenmeye başlar. Bu sebeple kullanıcılar, genellikle yeni batarya taktırarak kapasiteyi artırıyorlar. Vatandaşlar kılıf kullanarak bu duruma engel olamazlar. Kılıf sadece telefonu darbelere karşı korur, soğuğa karşı herhangi bir koruma sağlayamaz. Kullanıcının cihazı koruması, bilinçli kullanmasına bağlıdır. Cihazı soğukta bekletmemesi ve metal yüzeylere koymaması gibi yöntemlerle telefonunu koruyabilir" şeklinde konuştu.