Yerel Haberler
Eskişehir
Eskişehir’de polisten bayram öncesi hırsızlık operasyonu 18 Mart 2026 Çarşamba - 18:01:05 Eskişehir’de bir ikametten gerçekleşen hırsızlık olayının şüphelisi, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince yakalandı. Adliyeye sevk edilen şahıs, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, 10 Mart 2026 tarihinde Odunpazarı ilçesine bağlı 71 Evler Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bir vatandaşın ikametine giren kimliği belirsiz şahıs ya da şahıslar, evde bulunan değerli eşyaları hedef aldı. Yapılan incelemeler sonucunda evden 1 adet pırlanta yüzüğün çalındığı ve mağdur vatandaşın yaklaşık 15 bin TL maddi zarara uğradığı belirlendi. Polisin titiz takibi sonuç verdi Olayın ardından geniş çaplı inceleme başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, çevredeki güvenlik kameralarını ve delilleri mercek altına aldı. Yapılan teknik ve fiziki takip neticesinde, hırsızlık olayını gerçekleştiren şüphelinin A.Ç. olduğu tespit edildi. Bayram öncesi denetimlerini ve operasyonlarını sıkılaştıran emniyet güçleri, şüpheli A.Ç.’yi 17 Mart 2026 tarihinde düzenlenen operasyonla kıskıvrak yakaladı. Şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi Gözaltına alınan A.Ç., emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. "Evden hırsızlık" suçlamasıyla hakim karşısına çıkarılan şüpheli, tutuklanarak cezaevine teslim edildi. Emniyet yetkilileri, vatandaşların huzur ve güvenliği için bayram öncesi hırsızlık ve asayiş olaylarına karşı denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
Beylikova tartışmalarına net yanıt: "Hiçbir ülkeye devredilmesi söz konusu değil"
21 Ekim 2025 Salı - 14:02 Beylikova tartışmalarına net yanıt: "Hiçbir ülkeye devredilmesi söz konusu değil" AK Parti Eskişehir Milletvekili, önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Beylikova’daki rezervlerin başka ülkelere devredildiği iddialarını yalanlayarak, "Eskişehir’i sadece bir maden sahası olarak görmüyoruz, Türkiye’nin teknoloji yüzyılı vizyonunun merkezlerinden birisi olarak görüyoruz. Biz kaynaklarımızı milletimiz için işletiyoruz" dedi. Eskişehir’in Beylikova ilçesindeki Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervlerinin başka ülkelere devredileceği iddiaları gündem oldu. Siyasi arenada da tartışma konusu haline gelen iddialar devlet yetkilileri tarafından çok kez yalanlandı. Bugün saat 11.30’da AK Parti İl Başkanlığı binasında Milletvekili Fatih Dönmez’in başkanlığında konuyla ilgili basın açıklaması yapıldı. "Milli maden politikası bugün artık somut sonuçlarını vermektedir" AK Parti Eskişehir Milletvekili, önceki dönem Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında ülkemizin yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasıyla alakalı uzunca bir süredir devam eden çalışmalarımız var. Bu çalışmalar da zaman zaman meyvelerini veriyor. İşte maden buluyoruz çeşitli bölgelerde. Bunları sizlerle paylaşıyoruz, Sayın Bakanımız ve Cumhurbaşkanımız paylaşıyor. Yine geçtiğimiz dönemde biliyorsunuz, Karadeniz’de Sakarya gaz sahasında büyük bir doğal gaz keşfi oldu. Aynı şekilde Gabar’da büyük bir petrol keşfi oldu. Ülkemizin muhtelif yerlerinde değerli madenlere ilişkin keşiflerimiz oldu. Bunları da kamuoyuyla şeffaf bir şekilde paylaşıyoruz. Üzüldüğümüz nokta şu; biz her paylaştığımızda maalesef Türkiye’de belli muhalif kesimler bunu itibarsızlaştırmaya dönük, hak etmediği şekilde bu projeleri karalamalara da muhatap ediyoruz. Kamuoyunu bu kapsamda en doğru şekilde bilgilendirmek için bugün burada birlikteyiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlatılan katma değerli üretim ve milli maden politikası bugün artık somut sonuçlarını vermektedir. Bu süreçte atılan her adım, biraz önce de ifade ettiğim gibi, devletimizin ilgili kurumlarının kontrolünde, yerli mühendislik kabiliyetiyle ve şeffaf bir biçimde yürütülmektedir" şeklinde konuştu. "Çin’deki sahadan sonra 2’nci büyük nadir toprak elementleri keşfi" Beylikova’daki keşfin 2022 yılında açıklandığını belirten Milletvekili Dönmez, "Onun öncesinde yıllarca süren çalışmalar yapılmıştı ve o keşif, o tarihi itibariyle Çin’deki sahadan sonra 2’nci büyük nadir toprak elementleri keşfi olarak açıklanmıştı. Sahada 694 milyon ton kaynak ve yaklaşık olarak da 12,5 milyon ton nadir toprak oksidi tespit edilmişti. Bu saha, bu ölçüleri itibariyle Çin’deki Bayan Obo sahasından sonra 2’nci en büyük NTE yani nadir toprak elementleri rezervi olarak kayıtlara geçti" ifadelerini kullandı. "Bu pilot tesis tamamen yerli mühendislik imkanlarıyla geliştirildi" Adından da anlaşılacağı üzere bu elementlerin yeryüzünde nadiren bulunduğunu vurgulayan Milletvekili Dönmez, sözlerine şöyle devam etti: "Bunlar yaklaşık 17 tanedir. Biz bu açıdan nasipliyiz, şanslıyız. Bunlardan 10 tanesi Beylikova’da keşfedildi. Bu çalışmalar kapsamında tam 125 bin metre sondaj yapıldı ve 59 binden fazla da numune alındı. Bunların bir kısmı analiz edilmesi için üniversitelere gönderildi, bir kısmı da MTA’nın laboratuvarlarında Ar-Ge kuruluşlarıyla birlikte tespit edilmiş oldu. Nitekim bu keşif yapılır yapılmaz hemen ardından orada bir pilot tesisi inşa ettik ve Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle 18 Nisan 2023 yılında da tesisin açılışını yaptık. Cumhurbaşkanımız yaptığı konuşmada, ‘Bu tesis Türkiye’yi nadir toprak elementleri üretiminde dünya ligine taşıyacak bir tesistir’ diyerek aslında projeyle ilgili vizyonunu da ortaya koymuştu. Bu pilot tesis tamamen yerli mühendislik imkanlarıyla geliştirildi. Şu anda bu tesis çalışıyor ve bin 200 ton cevher işleme kapasitesine ulaşmış durumda." "Endüstriyel tesis yapıldığında yıllık 570 bin ton cevher işleyecek" Bu aşamadan sonra endüstriyel ölçekte bir üretime geçilmesi gerektiğini dile getiren AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, "Bunun çalışmalarını bakanlığımız devam ettiriyor. Bu planlanan endüstriyel tesis yapıldığında yıllık 570 bin ton cevher işleyecek ve 10 bin ton da nadir toprak oksidini işleyecek. Ayrıca bu bölgede bulunan barit, flüorit ve toryum oksit gibi elementleri de burada üretmiş olacağız. Bu tesis hayata geçtiğinde artık dünyada ilk beşe girmiş olacağız, nadir toprak elementleriyle ilgili olarak. Özellikle bazı kritik teknolojilerde kullanılan elementler, yani ham maddeler bunlara bağlı. Dünyanın her yerinde de yok maalesef. Asya’da, Çin’de bulunduğunu söyledim. Güney Amerika’da var, Ukrayna’da da duyuruldu, Afrika’da bazı ülkelerde var, Avustralya’da var. Öyle olunca da bu teknolojiye sahip ülkelerin, yani bu cevheri zenginleştiren teknoloji sahibi ülkelerin sayısı da maalesef sınırlı" diye konuştu. "Herhangi bir kaynak devri söz konusu değildir" Kamuoyunda gündeme gelen iddialara cevap veren Dönmez, "Özellikle son günlerde basında da yer aldı; son Amerika Birleşik Devletleri ziyaretinde ‘ABD’ye taviz verildi’ ve ‘Trump’la gizli anlaşma yapıldı’ şeklinde bir takım haberler yer aldı. Şunu ifade etmek isterim ki, Cumhurbaşkanımız da zaten kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada aynen şu ifadeyi kullandı, ‘Beylikova’daki, yani Eskişehir’deki nadir toprak elementleri sahasının herhangi bir ülkeye verilmesi asla söz konusu değildir. Her kim bunu iddia ediyorsa kendi ülkesine iftira atıyor demektir.’ Ardından, ilgili Bakanımız Alparslan bey de benzer mahiyette açıklamaları yaptı. Herhangi bir kaynak devri söz konusu değildir. O saha yıllardır Eti Maden’in geliştirdiği bir sahadır. Eti Maden nasıl Kırka’da bor madenini çıkartıp işletiyorsa, inşallah Beylikova’da da kuracağı tesisle bu elementleri işletme hakkına sahip olacaktır. Yapılan görüşmeler, Sayın Bakan’ın da açıkladığı üzere, tamamen bilgi ve teknoloji geliştirme konusunda iş birliğine dönüktür. Yerli üretimi güçlendirecek, rasyonel teknoloji iş birliklerini kapsadığını ifade etmiştir" dedi. "İyi niyetli bir yaklaşım olmadığını da ifade etmek istiyorum" Muhalefetin ve Eskişehir’deki belediyelerin bazı projeleri engelleme yoluna gittiklerine dikkat çeken Milletvekili Dönmez, şunları söyledi: "Bunun birçok örneğini burada hep birlikte yaşadık. Aynı şekilde Beylikova’daki sahayla ilgili olarak da Eskişehir Büyükşehir Belediyesi 2021 yılında ÇED olumlu kararına iptal davası açtı. Aslında bu bir çelişkiyi de ortaya koyuyor. Bugün ‘niçin yapılmıyor’ diye iddia edenler dönüp o tarihteki bu itirazlarına bakması gerekiyor. Bunun iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını da ifade etmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin bir açıklamasını da gördük zaten. Onlar da bu durumu teyit ediyorlar. Aslında bir yerde ben metni okuyunca şunu anladım, günah çıkarttıklarını ifade ediyorlar. ‘Evet, biz böyle bir itiraz yaptık ama itiraz reddedildi. Hani bundan sonra biz de izleyeceğiz’ manasında bir takım açıklamalar var. İlginç olan şu tabii; Cumhuriyet Halk Partisi madenciliğin geliştiği şehirlerde madencilerle kol kola yürümeyip, madenciliğin az geliştiği yerlerde bir takım marjinal gruplarla bu tip projelere karşı birlikte protestolara katılıyor." "Üreten bir ülke olma yolunda da bu vizyonu sonuna kadar destekliyoruz" Türkiye’nin geleceği için stratejik bir adımla karşı karşıya olduklarının altını çizen Fatih Dönmez, "Mesela şu cep telefonlarımızda kullandığımız cam. Evimizde de her tarafta cam kullanıyoruz ama bu cama dokunduğunuzda dokunmatik özelliğini kazandıran, o cama eklenen selenyum maddesidir. Nitekim bu da Beylikova’da çıkartılacak elementlerden birisidir. Aynı şekilde savunma sanayinde, havacılık ve uzay sektöründe de bu elementler son derece kritik öneme sahiptir. Özellikle son dönemde bu kritik elementlere ilişkin yaşanan gerilimleri de takip ediyorsunuzdur. Çin biliyorsunuz bir karar aldı, dedi ki, ‘Kritik elementleri ihraç ederken daha seçici davranacağız, her ülkeye bunu vermeyeceğiz.’ Teknolojiyi geliştirenler de bu minerallere, bu elementlere ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla tedarik etmek için yoğun bir çaba ve gayret var. Geçmişte nasıl petrol, doğalgaz gibi ürünler çok stratejikse, bugün de hâlâ stratejik ama birçok ülkede bulunduğu için kaynak çeşitliliğinden dolayı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz, bir rekabet var. Bu elementler bazı ülkelerde olduğu için doğal olarak erişiminizde bir takım engellerle karşılaşabiliyorsunuz. Bizim de özellikle milli teknoloji hamlesi kapsamında bir sıçrama yapabilmemiz için bu tür elementleri kendi ülkemizde üretim sanayimizin hizmetine sunmamız son derece stratejik bir konudur eve sadece teknolojiyi kullanan değil, üreten bir ülke olma yolunda da bu vizyonu sonuna kadar destekliyoruz" şeklinde konuştu. "Türkiye, kendi teknolojisini çıkartma imkanına sahiptir" Milletvekili Dönmez, "Eskişehir’i bu anlamda artık sadece bir maden sahası olarak görmüyoruz, Türkiye’nin teknoloji yüzyılı vizyonunun merkezlerinden birisi olarak görüyoruz. Biz kaynaklarımızı milletimiz için işletiyoruz. Ne dışa bağımlıyız ne de kimsenin lütfuna muhtacız diyoruz. Türkiye, kendi teknolojisini kendi topraklarından çıkartma imkanına sahiptir diyoruz" ifadelerini kullandı. "Kimsenin endişe etmesine gerek yok" ÇED raporu konusuna da değinen Milletvekili Dönmez, şunları söyledi: "İki önemli hususu söyleyeyim: Evet, burada Eti Maden bu sahanın sahibidir. Eti Maden’in kontrolünde bu tesis yapılacak, işletilecek ve üretilecektir. ÇED süreçlerine gelince, aslında ÇED ‘Çevresel Etki Değerlendirme’ raporu demektir. Eğer siz bir endüstriyel faaliyet yapacaksanız veya bir madencilik faaliyeti yapacaksanız, oradaki faaliyetten dolayı toprakta, suda ya da havada olumsuz etkileri olma ihtimali varsa buna ilişkin tedbirlerin alınmasına dair bir rapor düzenlenir. Zaten Eti Maden de ÇED raporunda bunları detaylı bir şekilde işlemiş, Çevre Bakanlığı’na vermiş, onlar da onaylamış. ÇED’e yapılan itiraz da reddedilmiş. Bu neyi gösteriyor? Buradaki yapılacak madencilik faaliyetinin çevreye olumsuz bir etkisi olmayacağını. Örnek olarak söyleyeyim, Kırka’da yıllardır kırk yılı aşkın süredir madencilik faaliyeti yapıyor Eti Maden. Hiçbir olumsuz etki yaşadık mı? Yaşamadık. Burada da konunun önemine binaen ifade ediyorum; orada çıkartılacak ürünlerin eğer bir atık oluşturulması söz konusuysa, o atıkların nasıl değerlendirileceği, nerede depolanacağı ilgili çevre mevzuatına uygun olarak yapılacaktır. Burada kimsenin endişe etmesine gerek olmadığını ifade etmek isterim. Faaliyet başladığında da zaten Çevre Genel Müdürlüğü, ÇED Genel Müdürlüğü gelip orada zaman zaman denetlemeler yapacaktır."
Kanser hastalarının psikolojik olarak desteklenmesi gerekiyor
21 Ekim 2025 Salı - 12:01 Kanser hastalarının psikolojik olarak desteklenmesi gerekiyor Kanser hastalarının tanı ve tedavi sürecinde yoğun kaygı ve korku yaşayabileceğine değinen Uzman Psikolog Beste Çokaygil "Enerji kaybı, ilgi azalması, sosyalliğin azalması ve devam eden üzüntü gibi depresif belirtilerin uzun sürmesi halinde profesyonel bir yardım alınması gerekebilir" dedi. Kanser tanısı almanın, kişinin hayatını aniden değiştiren, derin psikolojik etki oluşturan bir süreç olduğunu belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil kişinin, fiziksel tedavi kadar duygusal ve zihinsel bir mücadele de verdiğini ve bu sürecin hem hastalar hem de yakın çevreleri için yoğun duygusal bir yük oluşturduğunu söyledi. Kanser tanısı sonrası kişilerin genellikle şok, inkar ve yoğun kaygı yaşadığını ifade eden Psikolog Çokaygil "Bu gerçek olamaz’ veya ‘Benim başıma gelmez’ gibi düşünceler doğal tepkilerdir. Bu aşamada tanıyı kabullenmek zaman alabilir. Tanı sonrası belirsizlik ve gelecek endişesi, yoğun kaygı ve korku oluşturabilir. Tedavi süreci, yaşamın nasıl etkileneceği ve muhtemel yan etkiler, sürekli tetikte olma hali, uykusuzluk ve sinirlilik gibi belirtilere yol açabilir" dedi. Tedavi süreci veya yaşam tarzı değişikliklerinin kişinin sosyal rollerini etkileyerek depresif belirtiler oluşturabileceğini anlatan Psikolog Çokaygil bu sürecin enerji kaybı, ilgi azalması, sosyalliğin azalması, devam eden üzüntü gibi yansımaları olabileceğini; bu belirtilerin uzun sürmesi halinde profesyonel bir yardım alınması gerektiğini dile getirdi. Tanı ve tedavi sürecinde kişinin kendisini suçlayarak ‘’Neden ben?’’ sorusunu sıklıkla sorduğunu ve bu duyguların sürecin getirdiği normal tepkiler olduğunu sözlerine ekledi. "Saç dökülmesi ve kilo kaybı özgüven sorunu oluşturabilir" Kanser tedavilerinin kişide bedensel değişikliklere yol açabildiğini belirten Psikolog Çokaygil "Saç dökülmesi, kilo kaybı, cerrahi izler veya fiziksel yorgunluk, kişinin beden algısını etkiler. Bu durum, benlik saygısı ve özgüveni üzerinde de yansımalar oluşturabilir. Kişi, kendini tanıdığı bedenden uzaklaşabilir. Kanser sürecinde yaşanan tüm duyguların normal olduğunu kabul etmek önemlidir. Korku, öfke, üzüntü veya kaygı hissetmek doğaldır. Bu duyguları bastırmak yerine fark etmek ve ifade etmek, psikolojik yükü hafifletir" diye konuştu. "Kaygı ve üzüntüyü yönetmek için uzman desteği" Duygusal tepkilerin, destekle daha yönetilebilir hâle geleceğinin altını çizen Psikolog Çokaygil, aile, arkadaşlar ve destek gruplarının, kişinin duygularını paylaşmasına imkan sağladığını; uzman desteğinin, kaygı ve üzüntüyü yönetmek, öfke ve korkuyu azaltmak için etkili yöntemler sunduğunu söyledi. Beden, sosyal roller ve duygularla barışmanın, ruhsal iyileşme ve yaşam kalitesinin artmasının en temel adımlarından olduğundan bahseden Psikolog Çokaygil "Günlük küçük ritüeller oluşturmak, ruhsal dayanıklılığı artırır. Kısa yürüyüşler yapmak, meditasyon veya nefes çalışmaları yapmak, hobi uğraşlarla duyguları ifade etmek stresi azaltır ve zihinsel enerjiyi korur" dedi.
Esnaflar arasında oluşan geçimsizlik ve sıkıntılar sanatı olumsuz etkiledi
21 Ekim 2025 Salı - 09:53 Esnaflar arasında oluşan geçimsizlik ve sıkıntılar sanatı olumsuz etkiledi Eskişehir’de seramik ustası Serpil Işık, esnaflar arasında yaşanan geçimsizlik ve sıkıntıların el sanatlarını olumsuz etkilediğini söyledi. Eskişehir’in turizm merkezi Odunpazarı’nda el sanatları esnafı arasında yaşanan sorunlara dikkat çeken seramik ustası Serpil Işık, Burhan Sakallı döneminde başlatılan ve her esnafın kendi sanat dalında üretim yapmasını hedefleyen projenin amacından saptığını söyledi. Proje kapsamında seramik ustasının yalnızca seramik, lületaşı ustasının ise sadece lületaşı üretip satması gerekirken, birçok esnafın kendi dükkânında farklı sanat dallarına ait ürünleri sergilemeye başladığını belirten Işık, bu durumun hem esnaflar arasında huzursuzluğa neden olduğu hem de kaliteyi düşürerek satışları olumsuz etkilediğini dile getirdi. "Esnaflar arasında geçimsizlik var" Esnafların birlik içerisinde hareket etmediğini belirten Serpil Işık, "En büyük problem, esnaflar arasında geçimsizlik var. Bu geçimsizlikler, birbirlerinin şikâyetleriyle başlıyor. Kendi ayaklarına kendileri birazcık kurşun sıkıyorlar. Burası turizm bölgesi olmasına rağmen bazı yasaklar öne sürülerek birbirlerine şikâyet yapılıyor. Meslek olarak birbirlerini köstekliyorlar" dedi. "Asıl proje herkesin kendi mesleğini yapmasıydı" Projenin hedefinden saptığını belirten Işık, "Ben seramik ustasıyım, seramik koyuyorum; ama ahşap ustası ahşap koymak zorunda. Lületaşı ustası lületaşı yapmak zorunda. Ama farklı şeyler konuluyor. Mesela ahşapçı çini koyuyor; seramikçiler lületaşı koyuyor. Yani karma bir el sanatı olmuş oluyor. Bu rekabet, el sanatlarının değerini düşürüyor. Asıl proje, el sanatları dalında herkesin kendi mesleğini yapmasıydı" diye konuştu. "Odunpazarı hakkında detaylı bir reklam yok" Bölge tanıtımının yeterli olmadığından bahseden seramik ustası Işık, "İnsanlarımıza lületaşını tam anlamıyla tanıtan bir reklam yok. Eskişehir bile taşını tanıtamıyor. Tanıtamadığı için el sanatları biraz geri seviyede kalıyor. Balaban, çi börek gibi yiyeceklerle geçmeye çalışıyorlar. Bu şekilde bir reklam biraz veriliyor ama net değil. Odunpazarı hakkında detaylı bir reklam yok" dedi.