Yerel Haberler
Eskişehir
İl Sağlık Müdürü Bildirici’den fizyoterapistlere anlamlı ziyaret
09 Eylül 2025 Salı - 17:59 İl Sağlık Müdürü Bildirici’den fizyoterapistlere anlamlı ziyaret 8 Eylül Dünya Fizyoterapistler Günü kapsamında İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Eskişehir’de görev yapan fizyoterapistleri ziyaret etti. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, 8 Eylül Dünya Fizyoterapistler Günü kapsamında sağlık hizmetlerinin görünmeyen kahramanları olan fizyoterapistleri ziyaret etti. Yunus Emre Devlet Hastanesi İki Eylül Ek Binası ve Eskişehir Şehir Hastanesi’nde görev yapan fizyoterapistlere lavanta dağıtarak teşekkürlerini iletti ve moral verdi. Hastane yöneticileri ziyarete eşlik etti İki Eylül Ek Binası’nda Yunus Emre Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Mustafa Doğan ve hastane yöneticileri, Şehir Hastanesi’nde ise Eskişehir Şehir Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Fatih Alper Ayyıldız ve hastane yöneticileri ziyarete eşlik etti. Hastalarla yakından ilgilendi Eskişehir Şehir Hastanesi ziyaretinde Bildirici, fizik tedavi gören hastalarla sohbet ederek geçmiş olsun dileklerini iletti ve tedavi süreçleri hakkında bilgi aldı. Hem sağlık çalışanlarının hem de hastaların motivasyonunun önemine dikkat çekti. Fizyoterapistlerin önemi Ziyaret sırasında konuşan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, fizyoterapistlerin sağlık hizmetlerindeki kritik rolünü vurgulayarak şunları söyledi: "Sağlığın her alanında görev yapan ekiplerimiz büyük emek harcıyor. Fizyoterapistlerimiz de bu zincirin en değerli halkalarından biri. Onlara teşekkür etmek çok önemli."
Kısa filmiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan en yüksek desteği aldı
09 Eylül 2025 Salı - 15:32 Kısa filmiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan en yüksek desteği aldı Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi (İBF) Sinema ve Televizyon Bölümü (STV) öğrencisi Sahar Alhoz, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kısa Film Yapım Projeleri Kategorisi’nde en yüksek destek tutarı olan 350 bin TL almaya hak kazandı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan 2025 Sinema Destekleme Kurulu Kararı açıklandı. Buna göre, Anadolu Üniversitesi İBF Sinema ve Televizyon Bölümü öğrencisi ve Sığınak film yönetmeni Sahar Alhoz, Kısa Film Yapım Projeleri Kategorisi’nde en yüksek destek tutarı olan 350 bin TL’yi almaya hak kazandı. "Depreme dair ortak deneyimi sunmak istiyorum" Kısa filmi hakkında bilgi veren Sahar Alhoz şunları söyledi: "Deprem sürecinde evini kaybetsin kaybetmesin herkes, bir süreliğine de olsa yerinden oldu ve güvenlik kaygısıyla ‘sığınak’larını terk etmek zorunda kaldı. Filmdeki çekirdek aile üzerinden, depreme dair bu ortak deneyimi sunmak istiyorum. Bana göre savaş, deprem gibi toplumsal trajik olaylar, ajite ederek veya görsel şiddete dayanan sahneler göstererek değil; tüm insanların ortak noktası olan acı, hüzün, mutluluk, özlem gibi duyguların altı çizilerek anlatılmalıdır." "Öğrencimizin başarısı bizleri gururlandırdı" Anadolu Üniversitesi Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Barış Kılınç, öğrencisinin başarısına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Öğrencimizin elde ettiği bu başarı hem üniversitemiz hem de fakültemiz adına bizleri gururlandırdı. Fakülte olarak, her bir öğrencimize sanatın teşvik edildiği bir ortam sunmaya özen gösteriyoruz. Bu bağlamda, kısa film yarışmasında kazanılan destek, genç yeteneklerimizin ne kadar güçlü anlatılar ortaya koyabildiklerinin bir göstergesidir. Öğrencimizi yürekten tebrik ediyor ve başarılarının artarak devam etmesini diliyorum." STV öğrencisi Sahar Alhoz, aynı zamanda Sığınak filmi ile Genç Öncüler Gençlik Spor ve Eğitim Derneği tarafından düzenlenen ve 2-9 Kasım 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilen 9. Kısadan Hisse Kısa Film Festivali’nde de önemli bir başarıya imza atmıştı. Yapım Destek Kategorisi’nde finale kalan Sığınak projesi, 50 bin TL değerinde İstanbul Sinema Evi (İSE) Yapım Destek Ödülü’nü kazanmıştı.
Damarlarınızı korumak için bu önerilere dikkat edin
09 Eylül 2025 Salı - 14:53 Damarlarınızı korumak için bu önerilere dikkat edin Damar tıkanıklığının sessizce ilerleyen ancak ciddi sonuçlara yol açan bir sorun olduğuna işaret eden Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Volkan Yurtman, Akdeniz tipi beslenme ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekerek 40 yaş üstündeki kişilere düzenli check-up tavsiye etti. Damar sağlığının önemine dikkat çeken Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Volkan Yurtman "Kalbiniz, ömrünüz boyunca size tek kuruş maaş istemeden, tatil yapmadan çalışan en sadık işçinizdir. Ama bu işçinin yolları, yani damarlarınız, zamanla tıkanmaya başlarsa, işte o zaman sorun büyük! En kötüsü de bu tıkanıklıkların genellikle sessiz olmasıdır. Yani fark ettiğinizde, çoğu zaman iş işten geçmiş olabilir" diye konuştu. Vücuttaki damarları apartmandaki su borularına benzeten Dr. Yurtman tıpkı yıllar geçtikçe su borularının kireç tutup, paslanıp, içinin daraldığı gibi damarların da benzer süreçten geçtiğini yani damar kireçlenmesi yaşandığını, buna da tıptaki adıyla "ateroskleroz" denildiğini ifade etti. Başta hiçbir şey fark edilmediğini anlatan Dr. Yurtman "Su hâlâ akar, kalp hâlâ pompalar. Ama bir gün aniden musluk akmaz ise, kalp krizi böyle gelir" dedi. "Bir gün sağlıklı görünen kişi, ertesi gün kalp krizi geçirebilir" Damarlardaki daralma yüzde 30-40 seviyelerinde olduğunda genellikle belirti görülmediğini aktaran Dr. Yurtman daralma yavaş yavaş arttıkça, örneğin yüzde 70’e yaklaştığında göğüs ağrısı, nefes darlığı, yürürken bacaklarda yorulma gibi şikâyetlerin başladığını söyledi. Daha kötü olan durumlarda ise bazen plakların daha yüzde 50’de iken bir anda çatlayarak aniden pıhtı oluşturduğunu yani oldukça sağlıklı görünen birinin ertesi gün kalp krizi geçirebileceğini dile getirdi. "Göğüs ağrısı kalp damarlarına işaret ediyor" Dikkatli bakıldığında bu durumun küçük göstergeleri olduğuna değinen Dr. Yurtman "Göğsünüzde baskı veya kola yayılan ağrı kalp damarlarının alarmda olduğunu söyler. Konuşmada bozulma ve görmede kayma beyin damarlarının işlevlerine işaret eder. Yürürken hissedilen ancak durunca geçen baldır ağrısı bacak damarlarından haber taşır. Dirençli tansiyon ise böbrek damarlarındaki bir sorun anlamına gelebilir" diye konuştu. Dr. Yurtman damar kireçlenmesi için yüksek risk taşıyan grupları "Sigara tiryakileri çoğu zaman dumanı sadece akciğere değil, doğrudan damara verdiklerini bilmezler. Ellenmiş bir kalbi olmasına rağmen yüksek kolesterol ile gezenler, kontrol altına alınmamış yüksek tansiyon ve şeker hastaları, göbek çevresini büyütecek kadar iştah sahibi olanlar ile ‘Ailemde kalp krizi var ama bana bir şey olmaz’ diyenler" olarak sıraladı. "Az içmek yeterli değil sigarayı mutlaka bırakın" Erken tanının önemini vurgulayan Dr. Yurtman kan testleriyle kolesterol, şeker ve trigliserit değerlerine bakılabileceğini; efor testiyle de kalbin performansının görülebileceğini ifade etti. Boyun ve bacak damarlarını gözden geçirmek için ultrason (doppler); damarların içini üç boyutlu görmek için ise BT anjiyo yapılabileceğini sözlerine ekledi. Dr. Yurtman damar sağlığını korumak için şu tavsiyelerde bulundu: "Sigarayı bırakın gerçekten bırakın, ‘az içiyorum’ diye kandırmayın. Akdeniz tipi beslenin; zeytinyağı, balık ve sebzenin kalp dostu üçlü olduğunu unutmayın. Egzersiz yapın, hareket edin, en azından haftada en az 3 gün 45 dakika tempolu yürüyüş yapabilirsiniz. Kilonuzu kontrol edin. Özellikle 40 yaş üstüyseniz düzenli check-up yaptırın." "Damar tıkanıklıkları sessizdir ama sonuçları gürültülüdür" diyen Dr. Yurtman kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına işaret etti. Damar sağlığına dikkat etmenin kalp sağlığına da hizmet etmek olduğunun altını çizerek erken tanı ve takibin altını çizdi.
’Kırkyama Kırk Köprü’ sergisi TÜDAM’da açıldı
09 Eylül 2025 Salı - 14:46 ’Kırkyama Kırk Köprü’ sergisi TÜDAM’da açıldı Anadolu Üniversitesi Türk Dünyası Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÜDAM) ev sahipliğinde düzenlenen "Kırkyama Kırk Köprü" sergisi sanatseverlerle buluştu. Patchwork Sanatçısı Ayfer Çakal’ın eserlerinden oluşan serginin açılış törenine, TÜDAM Müdürü Doç. Dr. Aysel Kaya başta olmak üzere çok sayıda sanatsever katıldı. Doç. Dr. Kaya açılış konuşmasında sanatın birleştirici gücüne dikkat çekerek,: "Sanatın birleştirici bir gücü olduğu aşikâr. Burada da görüyoruz ki farklı şehirlerden, ülkelerden sanatçılarımız bir araya gelip bizleri buluşturdular. Bu noktada başta Patchwork Sanatçımız Ayfer Çakal olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." dedi. Sanatçı Ayfer Çakal ise sergiye dair düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi: "Sergide üç farklı kırkyama tekniği yer alıyor. Bunlar klasik kırkyama, kumaşla resim sanatı ve benim denemiş olduğum çini desenlerinin kumaşla buluştuğu çalışmalar. Bu yolda bana rehberlik eden Emel Pekmezci hocama yüreklendirdiği ve her daim yanımda olduğu için teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca bu kapıyı açan Anadolu Üniversitesi ve TÜDAM’a da şükranlarımı iletiyorum. Hedefim, müze ziyaretçilerinin geleneksel ve modern kırkyama tekniklerinin yanı sıra kişisel üretimlerimi de görerek sanatın tadına varmaları." Açılış töreni, sanatçı Çakal’ın eserlerini katılımcılarla birlikte gezerek çalışmalarının yapım süreçlerini ve hikâyelerini paylaşmasıyla sona erdi. "Kırkyama Kırk Köprü" sergisi, 15 Eylül Pazartesi gününe kadar Anadolu Ünversitesi TÜDAM’da sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.
Çifteler Devlet Hastanesi’ne 6 yeni hemodiyaliz cihazı kazandırıldı
09 Eylül 2025 Salı - 14:45 Çifteler Devlet Hastanesi’ne 6 yeni hemodiyaliz cihazı kazandırıldı Çifteler Devlet Hastanesi’ne kazandırılan 6 yeni hemodiyaliz cihazı sayesinde böbrek hastaları artık şehir merkezine gitmek zorunda kalmadan, kendi ilçelerinde modern ve güvenli şartlarda tedavi olabilecek. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, ilçelerde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak için yatırımlarına devam ediyor. Çifteler Devlet Hastanesi’ne kazandırılan 6 yeni hemodiyaliz cihazı, böbrek yetmezliği olan hastaların tedavi süreçlerine büyük kolaylık sağladı. Yeni cihazlar sayesinde hem hasta konforu yükseltildi hem de sağlık çalışanlarının iş yükü azaldı. Böbrek hastaları için hayati öneme sahip Hemodiyaliz, böbrek fonksiyonlarını yerine getiremeyen hastaların yaşamını sürdürebilmesi için düzenli aralıklarla uygulanan hayati bir tedavi yöntemi. Çifteler Devlet Hastanesi’nde hizmete giren yeni cihazlar, güvenliği artırırken hasta konforunu da üst seviyeye çıkarıyor. Şehir Merkezine gitme zorunluluğu ortadan kalkıyor Daha önce diyaliz için Eskişehir merkeze gitmek zorunda kalan birçok hasta, artık kendi ilçesinde tedavi olabiliyor. Bu durum, hem hastalara hem de yakınlarına zaman ve ulaşım açısından büyük kolaylık sağlıyor. İl Sağlık Müdürü Bildirici’den açıklama Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, yatırımla ilgili yaptığı açıklamada, "Çifteler Devlet Hastanemize kazandırılan 6 yeni hemodiyaliz cihazı ile vatandaşlarımızın tedavi süreçlerini daha güvenli ve konforlu hale getirdik. Sağlık Bakanlığımızın desteğiyle Eskişehir’in her ilçesinde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya devam ediyoruz" dedi. Her vatandaşa eşit sağlık hizmeti Bildirici, ilçelere yapılan yatırımların önemine dikkat çekerek, "Sağlık hizmetleri sadece merkezde yaşayan vatandaşlarımız için değil, kırsalda yaşayan vatandaşlarımız için de aynı standartlarda olmalıdır. Çifteler Devlet Hastanemize kazandırılan yeni cihazlar, bu anlayışımızın en güzel örneğidir" ifadelerini kullandı. Hasta ve yakınlarından büyük memnuniyet Yeni cihazlarla tedavi almaya başlayan hastalar ve yakınları, hizmetin ilçeye kazandırılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Tedavilerin artık daha konforlu ve ulaşılabilir olduğunu belirten hastalar, hem ekonomik hem de psikolojik olarak rahatladıklarını ifade etti. Sağlık yatırımları devam edecek Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, yalnızca Çifteler’de değil, tüm ilçelerde sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yatırımlarını sürdürüyor. Modern cihazlarla donatılan hastaneler, vatandaşların sağlık hizmetine daha kolay ve hızlı erişmesine imkân sağlayacak.
Bebek kuvözden düştü, hemşire soruşturma geçirmedi
09 Eylül 2025 Salı - 11:25 Bebek kuvözden düştü, hemşire soruşturma geçirmedi Eskişehir Şehir Hastanesi’nde 2023 yılında hamileliğinin 7’nci ayında ikiz dünyaya getiren Ayfer Sekman’ın bebeklerinden biri 17 günlükken kuvözden yere düşerken, daha sonra bebekte serebral palsi rahatsızlığı ortaya çıktı. İkizi koşup oynarken çoğunlukla yerde yatan ve 2 yıldır fizik tedavi gören Süleyman bebeğin sorumlu hemşiresi soruşturma geçirmezken, "Bebek kendisi düşmüş" diyerek kendini savunduğu ortaya çıktı. Eskişehir’de yaşayan 31 yaşındaki 4 çocuk annesi Ayfer Sekman 19 Şubat 2023 tarihinde 7 aylıkken sezaryenle bir erkek diğeri kız olmak üzere ikiz bebeği Eskişehir Şehir Hastanesi’nde dünyaya getirdi. Oldukça başarılı geçen doğum sonrası Süleyman ve Zeynep isimli bebekler kuvöze alındı. Henüz 17 günlükken Süleyman Sekman, kuvözden yere düştü. 17 günlük bebeğine yere düşmesiyle alakalı sorumlu ebe hemşire, "Bebek kendisi düşmüş" diyerek kendini savundu. Durumun haber verilmesi üzerine hastaneye gelen anne ve baba yetkililerden bilgi aldı. Daha sonra 47 gün daha kuvözde kalan ikizler eve getirildi. Mesul ebeye soruşturma dahi yapılmadı Fakat belli bir zaman sonra ikizler arasındaki farklılıklar ailenin dikkatini çekti. Zeynep oturmaya ve daha sonra yürümeye başlarken, Süleyman bebeğin bunları yapamadığı fark edildi. Nöroloji uzmanına götürülen ve muayene edilen Süleyman Sekman’a serebral palsi tanısı konuldu. Bunun üzerine yapılan tahkikatta Süleyman’ın kuvözden düşmesiyle hastalığının bir ilgi ve alakasının olmadığı tespit edildiği aileye bildirildi. Düşmenin hastalıkla ilgisi olmadığı gerekçe gösterilerek Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından mesul ebe hakkında soruşturma izni verilmediği ailenin avukatı Buğra Sarı tarafından belirtildi. Avukat Sarı tarafından karar, Bölge İdare Mahkemesi’ne taşınarak itiraz yapıldı. Süleyman bebek tutunarak ayağa kalkarken 2 yıldır fizik tedavi alıyor. "Serebral palsi hastası tanısı koydu ve bizi fiziğe yönlendirdi" Süleyman bebeğin annesi Ayfer Sekman konuyla ilgili, "19 Şubat 2023 yılında 31 haftalık sezeryan doğum yaptım. Çocuklar kuvöze alındı. Prematüre doğdukları için yeni doğan yoğun bakıma alındılar. Süleyman 18-19 günlükken hastaneden beni aradılar. Hastaneye gittiğimde doktor, çocuğun kuvözden düştüğünü söyledi. Orada şok oldum, üzerime kaynar sular dökülmüş oldu. İyi olduğunu söylediler, bütün filmlerini çekmişler. ’Bir sıkıntı yok. Sadece elmacık kemiğinde kırık var’ dediler ama o da geçiciymiş. ’Bizi şikayet edebilirsin’ dediler. Çocuk iyiyse, bir sıkıntısı yoksa niye şikayet edelim diye düşündük. İkisi de 47 gün kuvözde kaldı. Çıktıktan sonra evde zaten bakımını yaptık, kontrolleri oldu. Bir gün yine hastaneye gittiğimizde nöroloji doktoru Zeynep’in iyi olduğunu, ikizi Süleyman’a serebral palsi hastası tanısı koydu ve bizi fiziğe yönlendirdi. 2 senedir tedavisini görüyor. Fiziğe gitmeden önce bir eksikliği falan yoktu ya da ben fark etmedim. Zeynep oturmaya başladı, Süleyman oturmuyordu. Aslında o zaman fark ettim, ’geçer’ dedim. Böyle bir hastalığın tanısının konacağına hiç inanmıyorduk. Zeynep ayağa kalkmaya başladı, yürüdü, Süleyman yürümedi. Süleyman sadece sırt üstü uzanıyordu, ne sağa ne de sola dönüyordu. Fizik doktorumuz Aleyna hocam sağ olsun, Süleyman’a çok iyi geldi. Şu anda oturabiliyor, emekleyebiliyor, koltuğa tutunup kalkabiliyor ama yürüyemiyor" dedi. "Süleyman 2 senedir yürümüyor" Adli sürecin devam ettiğini söyleyen Ayfer Sekman şöyle konuştu: "Şu anda avukatımız davaya bakıyor. Bu durumu reddetmişler, ’biz çocuğu düşürmedik, çocuk kendisi düşmüş’ diye ifade vermişler. Yani çocuğun düştüğünü kabul etmiyorlar. Madem o kadar çok hareketliydi, şimdi niye hareketli değil? Ben buradan annelere sesleniyorum, prematüre çocuklarda zaten sıkıntı var. Zaten çocuklar hayata tutunmaya çalışıyor. Ben bu çocuğu önce Allah’a, sonra onlara emanet ettim ama daha perişan ettiler. Yürüyebilir diyorlar ama herhalde o düşmenin etkisiyle çocuk çok korkuyor, adım atmak istemiyor. Normalde bu durumda ağır engelli olanlar var. Süleyman’ınki hafif. Aslında hafif olanlar daha çabuk yürüyormuş ama Süleyman 2 senedir yürümüyor. Kardeşleri dışarı çıkıyor, oynuyor, o kucağımda öylece bakıyor. Şu an 2 buçuk yaşında. Çocuğum yürüseydi belki bu sorunları yaşamazdık. Bu en çok onların onlar yüzünden oldu, neden bu sorumluluğu kabul etmiyorlar? Biz hakkımızı helal etmiyoruz. Destek olmak isteyen varsa lütfen destek olsunlar. Ben tek başına 4 çocuğa bakan bir anneyim." "Küçük Süleyman’ı yerde gördüğünü belirtmiş" Konuyla alakalı Avukat Buğra Sarı, "Gerçekten üzücü bir olay. Küçük Süleyman 17 günlükken Eskişehir Şehir Hastanesi’nde kuvözde yatmaktayken gece kuvözden düşmüş, bununla ilgili ailesi gidip görmüş, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine naklini sağlamışlar. Olay sonunda gerçekleştirilen kurum içi tahkikatta tanık ifadeleri alınmış, şüpheli dinlenmiş, bilinç raporları alınmış ve küçük Süleyman’ın kuvözden kendi düştüğü, kuvözünün vidasının çıktığı, hatta Süleyman’ın vidayı çıkarttığı da söyleniyor.17 günlük çocuğun. Ondan sonra Süleyman’ın yere düşmesiyle alakalı bir tahkikat gerçekleştirilmiş. Daha sonrasında Süleyman’ın serebral palsi adında bir hastalığa yakalandığı ortaya çıkıyor. Bu hastalık ömür boyu devam edecek bir hastalık ve amiyane kötü bir tabirle Süleyman bebek ömür boyu sakat kaldı ve yürüyemiyor, sırt üstü yatıyor. İkiz bir doğum oldu. İkiz doğumunda bir ikizi var, bir kız kardeşi var. Kız kardeşi şu an ayakta koşuyor, oynuyor fakat Süleyman bebek yerde yatmak zorunda bu hastalık nedeniyle. Yapılan tahkikatta Süleyman’ın kuvözden düşmesiyle hastalığının bir ilgi ve alakasının olmadığı tespit edilmiş. Bu nedenle Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından mesul ebe hakkında soruşturma izni verilmedi. Biz bu soruşturma izni verilmemesi kararına bölge idare mahkemesine itirazımızı yaptık. Şu anda sonucu bekliyoruz. Durum için yapılan tahkikata ilişkin doküman elimizde. Hemşire kendisinin nöbette olduğunu o gün, Süleyman’ı yatırdığını kuvöze daha sonrasında başka bir yere gittiğini, aradan bir zaman sonra geldiğinde küçük Süleyman’ı yerde gördüğünü belirtmiş, durumu bildirmiş ilgililere. Hatta kuvöz bakımı için gelmişler ve vidanın düşmüş olduğunu fark etmişler. Bu konuyla alakalı olarak benim hiçbir sorumluluğum yok ve vicdanım rahat şeklinde bir beyanda bulunmuş. Fakat dediğimiz gibi küçücük 17 günlük bir bebeğin sağa sola bile dönemeyeceği izahtan var. O bebeğin oradan düşmesiyle ilgili olarak ebenin vicdanının rahat olmasını kabul etmiyoruz. Gerçekten tahkikatın sonucunda tahkikatı raporunu düzenleyen kişi ebenin sorumlu ve ihmalkâr olduğunu ve bu nedenle hakkında soruşturma izni verilmesi gerektiğini mesleki sorumluluk kuruluna mütalaa etmişse de, mesleki sorumluluk kurulu bu konuyla alakalı hiçbir nüansa değinmeden soruşturma izni verilmemesi kararı verdi. Gerçekten de soruşturma izni verilmemesi kararını birkaç satırdan ibaret ve matbu bir karara benziyor. Bu gerçekten bizim vicdanımızı rahatsız etti, itirazda bulunduk. Gerekli incelemeyi bölge idare mahkemesinin yapacağına inanıyoruz" diye konuştu.