Yerel Haberler
Eskişehir
Tüberküloz tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalıktır 24 Mart 2026 Salı - 11:29:12 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, tüberküloz hastalığın erken teşhis ve düzenli tedaviyle tamamen iyileşebileceğini belirterek, "İki-üç haftadan uzun süren öksürük, gece terlemesi ve kilo kaybı gibi belirtileri olanlar vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmalı" dedi. 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2025 Küresel Tüberküloz Raporu verilerine dikkat çeken Bildirici, tüberkülozun (verem) dünya genelinde halen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı. 2024 yılında dünya genelinde 10,7 milyon kişinin bu hastalığa yakalandığını ve 1,23 milyon kişinin hayatını kaybettiğini ifade eden Bildirici, Türkiye’nin Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı sayesinde bu mücadelede örnek ülkeler arasında yer aldığını söyledi. "Verem savaşı dispanserlerinde hizmetler ücretsiz" Hastalığın bulaşma yolları ve Türkiye’deki ücretsiz tedavi imkanlarına değinen Doç. Dr. Yaşar Bildirici, "Tüberküloz solunum yoluyla, özellikle tedavi görmeyen hastaların öksürme ve hapşırmasıyla yaydığı damlacıklar üzerinden bulaşır. Sağlık Bakanlığımız bünyesindeki verem savaşı dispanserlerinde tanı, tedavi ve takip hizmetleri tamamen ücretsiz sunulmaktadır. Doğrudan Gözetimli Tedavi (DGT) ve Video Gözetimli Tedavi (VGT) yöntemleriyle hastalarımızın ilaç kullanım süreçlerini titizlikle takip ederek tedavi başarısını artırıyoruz" şeklinde konuştu. "Riskli gruplara mobil tarama desteği" Eskişehir ve ülke genelinde yürütülen saha çalışmalarına da değinen Bildirici, cezaevleri, okullar ve toplu yaşam alanlarında mobil tarama araçlarıyla erken teşhis çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Bildirici, "BCG aşısının zamanında uygulanması, özellikle çocuklarda hastalığın ağır seyretmesini engelliyor. Ayrıca dirençli vakalar için ülkemizde 11 referans hastanesinde ileri düzey tedavi imkanı sağlanırken, hastalarımızın bu süreci aksatmaması adına şartlı nakdi destek programları da uygulanmaktadır. Toplumda farkındalığı artırarak ’Veremsiz Bir Türkiye’ hedefine hep birlikte ulaşabiliriz" ifadelerini kullandı.
24 Mart 2026 Salı - 10:52 Kulak temizlemek isterken işitmenizi kaybedebilirsiniz Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Tarık Yağcı, günlük hayatta farkında olmadan yapılan bazı alışkanlıkların kulak sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, "Kulak aslında kendi kendini temizleyebilen bir organdır. Kulak kiri sandığımız yapı ise dışarıdan gelen toz ve mikroorganizmaları tutarak kulağı koruyan doğal bir salgıdır. Bu nedenle kulağın içini temizlemeye çalışmak çoğu zaman faydadan çok zarar verir" dedi. Kulakların, çevreyle sağlıklı iletişim kurmayı sağlayan en önemli duyu organlarından biri olduğunu ifade eden Yağcı, "İşitme sayesinde konuşmaları anlayabilir, tehlikeleri fark edebilir ve sosyal yaşamımızı sürdürebiliriz. Ancak kulak sağlığı ihmal edildiğinde bu hassas yapı zarar görebilir ve işitme problemleri ortaya çıkabilir. Oysa düzenli ve basit önlemlerle kulak sağlığını korumak mümkündür" dedi. "Pamuklu çubuklar kiri daha derine itiyor" Kulak temizliği amacıyla kullanılan pamuklu çubukların ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Yağcı, "Pamuklu çubuklar kiri temizlemek yerine daha derine iter. Bu da tıkanıklığa, işitme azlığına, dolgunluk hissine ve bazen baş dönmesine neden olabilir. Daha da önemlisi kulak zarına zarar verme riski vardır. Bu nedenle kulak içine hiçbir yabancı cisim sokulmamalıdır" diye konuştu. "Yüksek ses ve kulaklık kullanımı da riskli" Günlük hayatta kulak sağlığını tehdit eden bir diğer önemli alışkanlığın ise yüksek ses maruziyeti olduğunu belirten Yağcı, "İç kulakta işitmeyi sağlayan hücreler oldukça hassastır. Uzun süre yüksek sese maruz kalmak bu hücrelerde geri dönüşü olmayan hasarlara neden olabilir. Bu nedenle kulaklık kullanımında ses seviyesi düşük tutulmalı ve belirli aralıklarla mola verilmelidir" ifadelerini kullandı. "Çocuklarda belirtiler gözden kaçmamalı" Çocukluk döneminde kulak sağlığının ayrı bir önem taşıdığına dikkat çeken Yağcı, orta kulak enfeksiyonlarının sık görüldüğünü belirterek "Kulak ağrısı, ateş, huzursuzluk ve işitmede azalma gibi belirtiler görülebilir. Çocuklarda televizyonu yüksek sesle izleme veya isme tepki vermeme gibi durumlar fark edildiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar işitme kaybına ve konuşma gelişiminde gecikmeye yol açabilir" dedi. "Basit önlemlerle kulak sağlığınızı koruyabilirsiniz" Ani basınç değişimleri ve su teması gibi durumlara da dikkat çeken Yağcı, "Uçak yolculuğu veya dalış sırasında yutkunma ve sakız çiğneme basıncı dengelemeye yardımcı olabilir. Ayrıca yüzme sonrası kulakların nemli bırakılmaması enfeksiyon riskini azaltır" diye konuştu. "Erken tanı büyük önem taşıyor" Kulak sağlığını korumak için temel kuralları sıralayan Yağcı, "Kulak içine yabancı cisim sokulmamalı, pamuklu çubuk kullanılmamalı, yüksek sesten kaçınılmalı ve kulak enfeksiyonları ihmal edilmemelidir. En küçük şikayette bile doktora başvurmak, işitme sağlığının korunmasında kritik rol oynar" dedi. Sağlıklı kulakların yaşam kalitesinin önemli bir parçası olduğunu belirten Yağcı, kulak sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Yüksek fiyatlar tatilleri kısaltırken, vizesiz ülkeler öne çıktı
08 Eylül 2025 Pazartesi - 10:29 Yüksek fiyatlar tatilleri kısaltırken, vizesiz ülkeler öne çıktı Eskişehirlilerin bu yaz tatil tercihleri, artan fiyatlar nedeniyle değişti. Yurt içi otellerin yüksek maliyeti, tatillerin kısalmasına yol açarken, vizesiz seyahat imkânı sunan Şarm El-Şeyh ve Budva gibi yurt dışı tatil yerleri büyük ilgi gördü. Turizm uzmanı Zerrin Duman, tatil planı yapanları sahte acenta dolandırıcılıklarına karşı yüz yüze işlem yapmaları konusunda da uyardı. Turizm sektöründe yaklaşık 35 yıldır hizmet veren Zerrin Duman, bu yaz sezonunda Eskişehirlilerin tatil tercihlerini ve seyahat trendlerini değerlendirdi. Yurt içi otellerin yüksek fiyatları nedeniyle tatillerin kısa tutulduğunu belirten Duman, yerli turistlerin deniz tatili için Side’yi tercih ettiğini söyledi. Yurt dışı tatillerinin ise fiyat avantajı ve vizesiz seyahat imkanları sayesinde popülerlik kazandığını vurgulayan Duman, özellikle Şarm El-Şeyh ve Budva gibi yerlerin bu sezon en çok ilgi gören yerler arasında olduğunu belirtti. Ayrıca, artan sahte seyahat acentası dolandırıcılıklarına karşı vatandaşları yüz yüze işlem yapmaları konusunda uyardı. "Vizesiz ülkeler listelerde birinci sırada" Bu yıl yurt içi pazarındaki otel fiyatlarının çok yüksek olduğuna değinen Zerrin Duman, "Fiyatların pahalılığından dolayı gidenler ancak 3 gece en fazla 4 gece gidebildi. Yoğunluk ise her zaman olduğu gibi, denizinin çok güzel olması nedeniyle Side bölgesindeydi. Yurt içindeki otellerin pahalılığı sebebiyle insanlar aynı paralara belki biraz daha ekleyerek yurt dışında tatil yapmaya daha sıcak bakmaya başladılar. Yurt dışında tatil yapmak isteyen müşterilerimizin ilk tercihlerinden biri Mısır oldu. Özellikle de Mısır’ın deniz turizmdeki en önemli bölgelerinden biri olan Şarm El-Şeyh en çok tercih edilenler arasında. Bunun sebeplerinin başında Mısır’ın vizesiz olması geliyor. Bizim Belek bölgesi gibi otelleri ve denizi çok güzel olan bir yer. Dolayısıyla bu sezon yoğunluk Şarm El-Şeyh bölgesine oldu. Bunun dışında yine vizesiz olan ve Balkanlar’da yer alan Karadağ’ın turizm şehri olan Budva ise sıkça tercih edilen bir yer oldu" dedi. "Dolandırıldıklarını havaalanında ya da otelin kapısında öğreniyorlar" Özellikle yaz sezonunun açılmasıyla dolandırıcıların acenta kılığına girip insanları dolandırdığından bahseden turizm uzmanı Duman sözlerini şöyle sonlandırdı: "Çok örneği var bunun. Televizyonlara kadar çıktılar. Karşılarına muhatap bulamıyorlar. Gittiklerinde otelde kapıda kalıyorlar. Vatandaşların dolandırılmamak için mutlaka internetten değil, yüz yüze acentalarla yapmaları gerekiyor. Acentalar, müşterilerinin bir sorunu olduğunda sorunu kısa sürede çözüme kavuşturabilirler.
Ticareti merak eden 11 yaşındaki çocuk haftanın bir günü limonata satıyor
08 Eylül 2025 Pazartesi - 10:28 Ticareti merak eden 11 yaşındaki çocuk haftanın bir günü limonata satıyor Eskişehir’de ticareti merak eden 11 yaşındaki Rasefe Bakırlıoğlu, haftanın bir günü annesinin gözetiminde kardeşiyle birlikte limonata satışı yapıyor. Ortaokul öğrencisi Rasefe Bakırlıoğlu, boş vakitlerini farklı bir şekilde değerlendiriyor. Hem ticareti merak eden hem de kendisine ekstra harçlık çıkartmak isteyen Bakırlıoğlu, pazar günleri evde hazırladığı limonatayı küçük bir bidona doldurup kent merkezinde vatandaşlara satıyor. "Soğuk limonata" diye bağırarak müşterileri kendisine çekmeyi başaran Bakırlıoğlu, azmiyle hem takdir topluyor hem de görenleri gülümsetiyor. Bu esnada annesinin uzaktan gözetlediği ve 8 yaşındaki kız kardeşinin eşlik ettiği küçük çocuk, gelecekte pilot olmayı hayal ediyor. "Hem hayatı öğrenmek hem de kendime fazladan harçlık çıkartmak istiyorum" Küçük limonata satıcısı Rasefe Bakırlıoğlu, "Burada limonata satıyorum. Yaklaşık 1 aydır böyle yapıyorum. Kız kardeşim de yanımda duruyor. Genellikle sadece pazar günleri geliyorum. Hem hayatı öğrenmek hem de kendime fazladan harçlık çıkartmak istiyorum. Elektrikli scooter alabilmek için para biriktiriyorum. Bağırarak müşteri çekmeye çalışıyorum, vatandaşların da ilgisi güzel oluyor. Keyif aldığım için yapıyorum, 3-4 saatten fazla durmuyorum. Başımıza bir şey gelmemesi için annemiz de bizi uzaktan gözetliyor" dedi.
Lavanta bahçeleri hem göze hem damağa hitap ediyor
08 Eylül 2025 Pazartesi - 10:23 Lavanta bahçeleri hem göze hem damağa hitap ediyor Eskişehir’de lavanta yetiştiricisi Erhan İnan, piyasada nadir bulunan ve kestane balı kadar değerli kabul edilen lavanta balının, son üç yıldır azalan yağışlar ve bitki florasındaki düşüşten olumsuz etkilendiğini belirtti. Eskişehir’de lavanta yetiştiriciliği yapan Erhan İnan, Tarım İl ve Orman Müdürlüğü desteğiyle başladığı arıcılıkla lavanta balı üretiyor. Ancak son yıllarda yaşanan kuraklık ve azalan yağışlar, arıların bu balı üretme çabasını zorlaştırıyor. "Piyasada popüler olan bir bal türü değil" Lavanta yetiştirirken aynı zamanda 18 dönümlük arazisinde lavanta balı da yetiştirmek istediklerini belirten Erhan İnan, "Tarım İl ve Orman Müdürlüğü desteğiyle arıcılığa başladık. Şu anda kırk kovan arım var. Kırk kovan arıyla lavanta balı yetiştiriyorum. Lavanta balı piyasada çok bulunan bir bal türü değil. Kestane balı gibi değerli bir baldır" şeklinde konuştu. "Yağışların azalması bal üretimini olumsuz etkiliyor" İnan sözlerine şu şekilde devam etti: "Maalesef son üç yıldır bitki florasındaki düşüş nedeniyle ve yağışların az olmasından kaynaklı bal üretimi geçtiğimiz yıllara nazaran düşmüş durumdadır." "İnsanlara kaliteli ve sağlıklı bal yedirdiğimiz için mutluyuz" Bal üretimini daha çok hobi amaçlı yaptığını dile getiren İnan, "Bal üretimine daha yeni başladık ve yolun henüz başındayız. Aslına bakarsanız bu yıl arılara gerektiği kadar ilgi gösteremedim, ama aldığım mahsulden memnunum. Arıları ve onlarla uğraşmayı çok seviyorum. İnsanlara kaliteli bal yedirdiğimiz için çok mutluyuz" ifadelerine yer verdi.