Yerel Haberler
Eskişehir
Eskişehir’de geri dönüşüm fabrikasında büyük yangın
14 Ağustos 2025 Perşembe - 12:26 Eskişehir’de geri dönüşüm fabrikasında büyük yangın Eskişehir Odunpazarı’nda geri dönüşüm deposunda çıkan yangın yanında bulunan 3 geri dönüşüm deposuna sıçradı. Yangına 32 itfaiye eri 12 araçla müdahale ederken, Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü’ne ait 1 helikopter ve Hava Kuvvetlerine ait 2 yangın söndürme aracı alevlere müdahale etti. Eskişehir Geri Dönüşümcüler Sitesinde bulunan bir geri dönüşüm deposunda henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. İçerdeki yanıcı maddelerin etkisiyle büyüyen yangın yandaki geri dönüşüm depolarına sıçradı. Yangına çeşitli bölgelerden itfaiye ekipleri sevk edildi. Toplam 32 personel ve 16 itfaiye aracıyla yangına müdahale edildi. Fakat gittikçe büyüyen ve kontrolden çıkan alevlere takviye ekip istendi. Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan bir helikopter, toplam 2 buçuk ton suyu yangının olduğu depoya attı. Daha sonra Türk hava Kuvvetleri’ne ait 2 yangın söndürme aracı alevlere müdahale etmek amacıyla bölgeye geldi. Alevler büyük ölçüde kontrol altında Kuvvetli su püskürtme özelliğine sahip 2 araç müdahalesi ve itfaiye ekiplerinin canla başla uğraşların sonucunda alevler büyük ölçüde kontrol altına alındı. Yangın anı ve alevlere müdahale havadan dron ile görüntülendi. Jandarmanın geniş çaplı güvenlik önlemi aldığı alanda çalışmalar devam ederken, yangının çıkış nedeniyle alakalı inceleme başlatıldı. Olayı anlatan 55 yaşındaki Hacı Safalı, "Yangının nasıl çıktığından haberim yok. Olayı duyup buraya geldik. Hemen hemen bin metrekare alan yanıyor. Yangının ne zaman başladığını bilmiyorum. Yaklaşık 2 saat oldu diye duydum. Arkamızda bulunan alanda plastik, kağıt gibi maddeler var" dedi. Eyüp Sabanlı ise şunları söyledi: "Eskişehir’de 20 oldu bu yangın. Fabrikanın malzemelerini dengesiz bir şekilde buraya çıkarıyorlar, sonra yanıyor. Dolabın köpüğünü alıp getiriyorlar. Cam görsün, hemen yanıyor. Yangın sabah saat 10.00 gibi başladı".
Ektiği lavantalar ile bahçesinde morun her tonunu barındırıyor
14 Ağustos 2025 Perşembe - 10:36 Ektiği lavantalar ile bahçesinde morun her tonunu barındırıyor Eskişehir’de 18 dönümlük tarım arazisine lavanta eken Erhan İnan’ın bahçesinde morun her tonunu barındıran manzarası vatandaşların yoğun ilgisine neden oluyor. Eskişehir’de yaşayan Erhan İnan, Odupazarı ilçesi Akçakaya Mahallesi’nde bulunan 18 dönümlük tarım arazisine 5 yıl önce lavanta ekmeye karar vererek kolları sıvadı. 20 boyunca kökü topraktan beslenen ve hasatı ile gazozdan, kokuya birçok ürünün elde edildiği lavanta bahçesi adeta ziyaretçi akınına uğruyor. Yoldan geçen vatanadaşların fotoğraf çekinip lavanta gazozu içtiği bahçe morun farklı tonları ile adeta görsel bir şölen sunuyor. Yakında orak ve biçim makineleri ile hasat edilmesi beklenen lavantaları kokusu adeta insana huzur veriyor. Dünya evine girmeye hazırlanan çiftlerin de düğün fotoğrafı için lavanta bahçesi sıkça tercih ediyor. "İçin insanlar da merak edip uğruyorlar" Lavanta bahçesi hakkında konuşan tarım arazisinin sahibi Erhan İnan, "Lavanta bölgemizde çok yoğun bulunan bir bitki türü değil. Özellikle Eskişehir için söylüyorum: lavanta turizmi çok da fazla yapılan bir turizm değil. Eskişehir’de lavanta turizmi çok fazla yapılmıyor. Yoldan geçen vatandaşlarımız geldiği zaman ilgi alanı oluşturuyor. İşte ilk defa böyle bir lavantayı görmüşler. Lavantalarla birlikte fotoğraf çektiriyorlar. Lavanta ürünlerimizden alıyorlar. Bu yolumuzun devamında Beşikderesi Şelale mesire alanı var. Çoğunlukla hafta sonları yoğun bir trafik vardır burada o bölgeye giden. Yol üzerinde olduğumuz için insanlar da merak edip uğruyorlar, tarlamıza bakıyorlar. Lavantayı burada ilk defa yakın bir mesafede gördükleri için meraktan geliyorlar "dedi. "Masraflı ve oldukça yorucu bir süreçten geçiyor" Lavantadan elde edilen ürünlerin olduğunu söyleyen İnan şöyle devam etti; "Ürünlerimiz var, bu ürünlerden isteyenlere ürün temininde bulunuyoruz. Yani iç turizmi biraz canlandırdık, bu bölge tanınır bir hale geldi. Ben Akçakaya köy sınırları içerisindeyim, kendim de köy kökenliyim. Dolayısıyla köyümüzü de biraz tanıtmış oluyoruz bu vesileyle. Lavanta üretimi kolay bir üretim tarzı değil. Kolay bir ürün değil. Masraflı ve oldukça yorucu bir süreçten geçiyor. Tarlanın otuyla mücadele etmek. Lavantanın olgunlaştıktan sonra hasadının yapılması, hasadını yaptıktan sonra distilasyon tesislerine götürülmesi ve orada da bu işlemlerin gerçekleşmesi hepsi bir maliyet ve bu maliyet sonucunda da buradan elde ettiğimiz ürün bunu karşılamıyor maalesef. Biz de iç turizimle giderlerimizi karşılamaya çalışıyoruz. Arılarımız var. Lavanta balı üretiyoruz. Lavanta balı sayesinde giderlerimizi karşılıyoruz. Daha çok hobi amaçlı yaptığımız bir alan. Devletimizin bu tür aromatik bitkileri destekliyor olması ve buralarda bu tür tesisleri kurması gerekirken ve bununla ilgili bir ofisin, borsanın oluşması gereken böyle bir şey yok maalesef. Tamamen üretilen ürün tüccarın elinde kalıyor. Bizler de maalesef ürünümüzü istediğimiz şekilde değerlendiremiyoruz."
Yanlış ve fazla dozda alınan antibiyotiklerin ölümcül etkilerine dikkat
14 Ağustos 2025 Perşembe - 10:12 Yanlış ve fazla dozda alınan antibiyotiklerin ölümcül etkilerine dikkat Eskişehirde bir eczacı, arkadaşıma iyi gelen bana da iyi gelir düşüncesiyle tüketilen antibiyotiklerin, ciddi sağlık sorunlarına sebebiyet verebileceğinin altını çizerken, "gereksiz veya yanlış antibiyotik kullanmanın yan etkileri de bulunmaktadır. Vücut sistemleri bozulmakta, bağışıklıkları düşmektedir" dedi. Bir ilacın yanlış dozda kullanımı ya da hatalı saklanması, sadece ilacın etkisini azaltmakla kalmayıp ölümcül sonuçlara yol açabildiği biliniyor. Eskişehir’de yıllardır eczacılık yapan Turancan Erdem, bu hayati konuya dikkat çekerek vatandaşları uyardı. Erdem, ilaçların saklama şartlarından, yanlış antibiyotik kullanımının muhtemel tehlikelerine ve hasta-doktor-eczacı üçgeninin önemine kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Hasta her zaman reçeteye uygun hareket etmeli İlaç kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlara değinen Turancan Erdem, "Doğru ilaç kullanımı, doktorun uygun gördüğü teşhis ve tedavi şemasına uygun olarak, kişinin kendisini bilerek ve belirtilen şekilde kullanmasıyla olur. Doktor reçete ederken kullanım dozu ve şemasını yazar. Eczacı da bunu bilerek ve reçeteye bağlı kalarak uygun gördüğü şeyleri anlatır ve doze eder. Birbiriyle çakışacak veya kişiye sıkıntı çıkaracak, sıkıntı dediğimiz şey; alerji, döküntü veya mide problemleri, dokunabilecek durumlar gibi şeyleri bazen daha hassas ve irdeleyici olabildiği için yakalayıp hastayla konuşup ilişki kurabileceği zamanlar olduğu için açıklayıcı olabilmektedir. Bunun dışında tabii ki biz hastaya iyi geleceğini düşündüğümüz takviye edici gıdalarla yardımcı oluruz" diye belirtti. "+4 ile +8 derece arasında muhafaza edilmelidir" Buzdolabında saklanması gereken ilaçlara örnek olarak aşıları söyleyen Turancan, "Normal grip aşısı, hepatit aşıları, rahim ağzı kanser aşıları gibi aşılar, buzdolabında saklanmalıdır. Eczaneler, depodan ilaç sipariş ettiğinde hem depo eczaneleri uyarır hem sistem uyarır, hem de eczaneciler bunu zaten bilir. Bunun yanında buzdolabında saklanması gereken ilaçlar, mutlaka +4 ile +8 derece arasında yani Türkçe tabiriyle buzdolabının yumurtalık veya orta gözlerinde saklanmalıdır. Bunlar bir yerden bir yere taşınacaksa mesela eczaneden alınıp eve götürülecekse bile buz aküleriyle hatta buz çantalarıyla taşınması gerekir. Eğer bu zincir kırılırsa o ilaç maalesef işe yaramamaktadır veya etkinliğini yitirmektedir" diye ifade etti. "Belirli bir ısı çizelgemiz var" Bütün eczanelerin, ilaç depolarının ve ilaç firmalarının belirli kurallara uyması gerektiğinden bahseden eczacı şunları söyledi: "Buzdolabı +4 ile +8 derece arası mükemmel olacak şekilde, oda sıcaklığının ise 15 ile 25 derece arasında tutmak zorundayız. Bunun altında veya üstündeyse, gerekiyorsa havalandırma sistemleri ile, klima gibi veya başka şekilde bunu sıcak yapmak veya soğutmakla yükümlüyüz. Belirli bir ısı çizelgemiz var, takip etmek zorundayız. Zaten sıkıntılı bir sürece giriyorsa, sıcaklığın ilaçlara zarar verebileceği yaz aylarında sistem bizi uyarıyor." Eczanelerden sıklıkla vitaminler alınıyor Eczanelerden genellikle doktorun reçeteyle verdiği ilaçlar alındığını söyleyen Erdem, "Hekimlerimizden vitamin eksikliğine istinaden ona uygun vitaminler gelmektedir. B ve D vitaminleri genellikle hekimler tarafından çokça yazılmaktadır. Bunların dışında, sezonluk olarak hastalarımız tarafından ağrı kesici, grip ve öksürük ilaçlarına talep fazladır" diye aktardı. "Fayda sağlamadığı gibi zararlara da yol açabilir" Vatandaşlarımızın en çok yaptığı hatalardan birinin hastalığının ne olduğunu bilmeden kullanılan antibiyotikler olduğunu vurgulayan eczacı, "Arkadaşımın antibiyotiği vardı. Ona iyi geldi, bana da iyi gelir, kullanayım düşüncesi veya evde şu vardı şuna başlayayım düşüncesiyle kullanılan ilaçlar fayda sağlamadığı gibi zararlara da yol açabilir. Bazen semtomlar ve durumlar farklı olabiliyor. Mesela mide için kullanılacak antibiyotik farklı, üst solunum yolu olduğunda kullanılacak antibiyotik farklı, zatürre olunduğunda kullanılacak antibiyotik farklıdır. Bunu da zaten eczaneler hiçbir şekilde reçetesiz antibiyotik satışı yapamadığı için öncesinde doktora veya hastaneye başvurup orada uygun tedavi ve teşhisini planladıktan sonra eczaneye başvurduklarında en iyi şekilde, neyi ne şekilde kullanması gerektiğini anlatıp söyleyeceklerdir. Gereksiz veya yanlış antibiyotik kullanmanın yan etkileri bulunmaktadır. Vücut sistemleri bozulmakta, bağışıklıkları düşmektedir. Bu neticede ağrı, sızıdan isale kadar çeşitli semptom olarak dönmekte ve en önemlisi o antibiyotiğe karşı ister istemez vücudun bağışıklık kazanmaya başlamasıdır. Mesela bir hekim içinde 10 tane olan bir ilacı sabah akşam 5 gün kullan dediyse onu bizim halkımız genellikle ikinci üçüncü günde iyileştim düşüncesiyle bırakabiliyor ama eğer bırakılırsa bu sefer olay nüks edip tekrarlama riski oluşabiliyor. Böyle olursa da vücut artık ona uyum sağlamış, kuvvetlenmiş oluyor. Bu sefer 5 günde yetmiyor. Ya farklı bir antibiyotik ya da daha fazla kullanması gerekiyor. Dolayısıyla en etkili çözüm için doktorun planlamasına uymak bunun dışında doktor, eczacı ve hasta üçgeninin çok iyi bir şekilde oluşturulması gerekiyor" dedi.