Yerel Haberler
Eskişehir
28 Mart 2026 Cumartesi - 16:57 Oyun Dünyasının mutfağından akademik bakış: Noyan Culum gençlerle buluştu Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen "C++ ile Oyun Programlama Atölyesi", İletişim Bilimleri Fakültesi Lab 209’da gerçekleştirildi. Gamelab İstanbul kurucusu Noyan Culum’un konuşmacı olarak yer aldığı atölyede, öğrencilere oyun programlama üzerine kıymetli bilgiler paylaşıldı. "Yazılım ve bilgisayarlar oyun yazmak için ortaya çıktı" Gamelab İstanbul kurucusu Noyan Culum eğitimin başlangıcında yazılım endüstrisinin oyun yazmak amacıyla kurulduğunu ve 80’li yılların teknolojik motivasyonunun merkezinde oyunların yer aldığını belirtti. Culum konuşmasının devamında da şunları söyledi: "Yazılım endüstrisi, oyun yazmak için kurulmuş bir endüstridir. Yazılım ve bilgisayarlar oyun yazmak için ortaya çıktı. PC’lerin icadıyla birlikte yazılım endüstrisi uygulama geliştirmeye yöneldi. Bu doğrultuda yazılım endüstrisini kuranlar oyun programcılarıdır." "Yazılım endüstrisinin resmî dili C++’tır" Noyan Culum, "Dünyadaki tüm yazılım firmaları C++ dilini kullanır. Unity veya LibGDX gibi motorları tercih edenler dahi dolaylı olarak bu dilden faydalanıyor. Çünkü C++, kodun doğrudan makine diline çevrilmesine olanak tanıyan derlenen bir dildir." ifadelerini kullandı. Culum ayrıca, C++ ile geliştirdikleri Glist Engine oyun motorunun tamamen öğrenci ve stajyerlerin katkılarıyla şekillenen, sürdürülebilir bir "zincirleme" eğitim modeline sahip olduğunu vurguladı. Program, katılımcılar eşliğinde yürütülen kodlama pratiğiyle sona erdi.
Arsa vekâletini kötüye kullandığı için yeğenini şikayet etti
12 Ağustos 2025 Salı - 12:08 Arsa vekâletini kötüye kullandığı için yeğenini şikayet etti Eskişehir’de, yürüme engeli bulunan yaşlı kadın, yeğenini, arsalarını işletmesi için verdiği vekâleti kötüye kullanması nedeniyle Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet etti. C.Y., oğlu Belçika’da yaşayan teyzesi 81 yaşındaki Hatice Türkmen’in bazı mülklerinin işletmek amacıyla vekalet aldı. Fakat Türkmen’in iddiasına göre, vekaleti çeşitli nedenlerle kötüye kullanması dolayısıyla C.Y.’yi Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet etti. Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesinde Hatice Türkmen’e ait bir arsaya kat karşılığı bina inşa edeceği şeklinde 2023 yılında teyzesinden aldı. Vekaletname ile C.Y., 2022 yılı sonunda damadının kurduğu inşaat firmasıyla kat karşıyla sözleşme imzaladığı Hatice Türkmen’in Avukatı Tanzer Kurt tarafından belirtildi. Teyzesinin arsasına diktiği binadaki daireyi teyzesine arsa sattırarak vermiş Afyonkarahisar’da yapılacak olan binanın 3’üncü katını, arsa sahibine vereceğini konusunda taraflar sözleşme imzaladı. Fakat daha sonra tekerlekli sandalyede hayatını sürdüren Hatice Türkmen’in 3’üncü kata çıkmakta zorlanacağını söyleyen C.Y., 1’inci katı teyzesine satmayı teklif etti. Tanzer Kurt’un aktardığı bilgiye göre ,1’inci katı satın alması için Eskişehir’in Tepebaşı ilçesinde Çamlıca Mahallesi’ndeki arsayı iddiaya göre satan C.Y.’nin, mülkü kime ve ne kadara sattığı belli olmadığı öne sürüldü. Bu satıştan elde edilen para ise C.Y.’nin banka hesabında gönderildiği iddia edildi. ’’Vekaleten hacca gitmek için 28 bin 500 Suudi Arabistan riyali almış’’ Öte yandan, Avukat Tanzer Kurt’un iddiasına göre, C.Y.’nin teyzesinden 2023 yılında vekaleten hacca gitmek için 28 bin 500 Suudi Arabistan riyalini, hac dönemi geçmesine rağmen 2023’ün Kasım ayında aldığı ve geri ödemediği iddia edildi. Dolandırıldığını iddia eden Hatice Türkmen ve olayın tanığı oğlu Erkin Türkmen C.Y. hakkında suç duyurusunda bulundular. "Sağlığım yerinde olmadığı için, ’Ben gidiyim yerine teyzem’ dedi" Yeğeni C.Y. hakkında konuşan Hatice Türkmen, "Birbirimizi tanıyorduk, evimize gidip geliyorduk. Bir gün bana geldi, evi arsayı niye vermiyorsun, kat karşılığı dedi. Ben de bilmiyorum, kime vereceğim dedim. Neye güveneyim de vereyim. Bizim damat Ömür yapıyor, Ömür’e verdim dedi. Ondan sonra damadını aldı geldi. Beraber bir konuştuk. Mutabık kaldık. Teyzem sen ben varken hiç korkma bir şey olmaz benle garantileştirdik. Arsayı verdik biz ona kat karşılığı ama ne arsa ev yapıldı ne karşılığı geldi. Hiç bir şey gelmedi. Teyze biraz para ver de dedi. Benim yanımda 15 bin vardı onu verdim ’Aşağı katı satacağım’ dedi. Sonra biz vazgeçtik çocuklar vazgeçti almayacağız dedik, ‘Teyze sen beni dinle, zarar etmezsin onunla sen geçinirsin yaşarsın. Bir de arsanı alacağım’ dedi. Bundan 115’e satmıştı bana daire aşağıyı oradan düşeceğiz" dedi. Şimdi bir şey yok hepsi onda. Hacca sağlığım yerinde olmadığı için, ’Ben gidiyim yerine teyzem’ dedi. Ben de iyi dedim, para gitti geri almayınca arsanın parası nerede, gel bir konuşalım dedim. Bir türlü bizim yanımıza gelmedi. "Yıllardır bu adam annemin borçlarını ödeyeyim diye kira paralarını aldı" Hatice Türkmen’in oğlu Erkin Türkmen konuyla alakalı ’’Bunlar açıkçası hem arsa karşılığı Emirgan’dakini aldılar hem de Eskişehir’deki bir arsayı satmak amacıyla Eskişehir’de boş duran arazisini aldılar. Böylece ikisi gitti. Bunlar ne arsa yaptılar ne bir inşaat yaptılar. Orası öyle kaldı. İnşaatı da yarıda bıraktılar. Ne arsayı ne de parayı vermediler. Yıllardır bu adam annemin borçlarını ödeyeyim diye kira paralarını aldı. Oradan ne kadar götürdü onu da bilmiyorum. Onlardan makbuz istediğimizde, ’Biz annenle anlaşırız’ dediler. O da orada kaldı. Annemden aldığı 10 bin lira hacı parasının yalnızca 6 bin lirasını geri verdi. Geri kalan parayı sorduğumuzda annemin borcunu yatırdığını söyledi ama annemin borcu falan yoktu. İnşaat yaptırdım, evini boyattım derken o paralar da gitti. Açıkçası bu adam bizden hem kat karşılığında arsamızı aldı, hem annemin Eskişehir’de boş duran bir arsasını daire satayım diye aldı. Üstüne de hacı parasını aldı. Onun da bir kısmını verdi. Diğer kısmını vermedi. Şu an elde ne arsa, ne ev ne de kat var. Hiçbir şey yok. Sadece ortada kalan 2-3 tane beton var. Yaptıkları fazla bir şey yok. Yaşadıklarımızdan dolayı annem çok mağdur oldu ve sağlığı da bozuldu. Bu derecede kötü bir olay yaşadık ve yaşıyoruz. Daha çözülmesini bekliyoruz. Özet geçmiş olursak, çok mağdur durumdayız. Arsayı annemin elinden almak için notere götürüp imza attırmışlar. O arsayı kime sattıklarını ne kadar paraya sattıklarını da bilmiyoruz. Sorduğumda ’Bilmiyorum’ dedi. Sen sattığın insanı bilmez misin? 40 bin euro ödemişsiniz, 15 bin euro anneme aldınız. 65 bin euro para aldınız ki ortada ne kat var ne bir şey var. O parayı niye aldınız? Geri verin dediğimde ’Annemle biz mahkemelik olacağız. Mahkeme ne karar verirse o’ dediler. Bu durumda adalete sığınıyoruz artık. Ne karar verirse ona sığınıyoruz. İnşallah hayırlısı olur. Annem çok perişan. Anneme milyonluk vurgun yaptılar. Bunu yapan kişi annemin kız kardeşinin kızının kocası. Akraba diyerek annem onlara güvendi. Elindeki parası gitti. Hac parası gitti. Elinde bulundurmuş olduğu iki arsanın ikisi de gitti. Elinde hiçbir şey kalmadı. Bu röportajı yapmak zorunda kaldık. İnanın ne yapacağımızı bilmiyoruz. En kısa zamanda sorunun çözülmesini bekliyoruz’’ şeklinde konuştu
Sosyal medyanın yaygınlaşması yeni mesleklere kapı araladı
12 Ağustos 2025 Salı - 10:21 Sosyal medyanın yaygınlaşması yeni mesleklere kapı araladı Sosyal medyanın yaygınlaşması günümüzde yeni mesleklerin ortaya çıkmasına sebep oluyor bu noktada ise Eskişehir’de uzun yıllardır reklamcılık yapan Cemal Egehan Kuvancı, dijital reklamcılığın her ne popülerleşse de fiziksel reklamcılığın yerini almadığını belirtti. Sosyal medya ve internetin yaygınlaşması, yeni meslekleri ortaya çıkarırken bazı eski meslekleri ise dijitalleşmeye yönlendirdi. Bu noktada ise reklamcılık sektöründe eskiden basılı ürünler trend olurken günümüzde ise ’dijital reklamcılık’ adı altında yapılan çalışmalar popülerleşti. Uzun yıllardır reklamcılık sektöründe çalışan Cemal Egehan Kuvancı, dijital reklamların gün geçtikçe pazar payında büyük bir kısma sahip olduğunu ancak hiç bir zaman fiziksel reklamcılığın bitmeyeceğini aktardı. Ayrıca Kuvancı, dijital reklamcılığın her ne kadar gelişse de aynı şekilde fiziksel reklamcılığın da geliştiğini söyledi. "Dijital reklam yaygınlaşsa da fiziksel reklamın öleceğini düşünmüyorum" Uzun yıllardır reklamcılık sektöründe çalışan Cemal Egehan Kuvancı dijitalleşen reklamlar hakkında, "Biz de dijital reklamı tabi ki de kullanıyoruz Şu şekilde kullanıyoruz ama sosyal medya üzerinden mesela biz de reklamlarımızı sunuyoruz veriyoruz. Fiziksel reklam bence hala ölmedi. Bizim için devam ediyor, devam eden bir süreç. Her şeyden öte zaten insanlar atıyorum ki bir diploma veya işte marka kimliği oluşturmak istediklerinde fiziksel reklamla ister istemez başvuruyorlar. O yüzden ben öldüğünü düşünmüyorum. Dijital reklam her ne kadar yaygınlaşsa da fiziksel reklamın öleceğini düşünmüyorum" dedi. "Dijital reklamlar kendisini geliştirse de fiziksel reklamlarda bir o kadar gelişiyor" Ayrıca iki sektörün dengeli bir şekilde ilerlediğini aktaran reklamcı Kuvancı,"Bence dengeli gibi bir şekilde ilerliyorlar çünkü mesela atıyorum ki dijital reklamlar ne kadar kendisini geliştirse de fiziksel reklamla kendisini bir o kadar geliştiriyor. Makinelerin gelişimi, endüstrinin devam etmesi, makinelerin de ona göre modernleşmesi, atıyorum ki dijitaldeki renklerin makineye göre renkleştirilmesi buna göre devam ediyor. Şimdi şöyle ortalamasına bakıldığında bir marka kimliği oluşturmanın fiziksel maliyeti nereden baksanız on bin lira ile on beş bin arası. Dijital reklamda bu biraz daha değişiyor. Reklamları sosyal medya üzerinden sürekli olarak devamlı olarak vermeniz lazım. Fizikselde tek seferde vereceğiniz fiyatta sosyal medya üzerinden mesela dijital reklamları sürekli vermeniz gerekiyor" şeklinde konuştu.