Yerel Haberler
Eskişehir
Minik Zeynep için eğitim artık daha rahat 30 Mart 2026 Pazartesi - 10:29:30 Eskişehir’de PEV (Pes Ekinovarus) hastalığı sebebiyle kendi başına yürüyemeyen ve annesinin her gün kucağında taşıyarak sınıfa götürdüğü 7 buçuk yaşındaki Zeynep İkra Albayrak’ın okuluna yapılan engelli asansörü açıldı. Odunpazarı ilçesi Emek Mahallesi’nde ikamet eden 3 çocuk annesi Aynur Albayrak’ın kızı Zeynep İkra Albayrak, sağ bacağı diğerine göre daha kısa olması nedeniyle ortopedik bozukluk yaşıyor. Tedavisi için her 2 buçuk yılda bir kemik uzatma ameliyatı olan küçük çocuğu, eğitim gördüğü Yıldırım Beyazıt İlkokulu’nun 2’nci katındaki sınıfına her gün annesi kucağında taşıyarak götürüyordu. İhlas Haber Ajansı (İHA), konuyla ilgili haber çalışması yaparak Zeynep İkra’nın sesi oldu. Kamuoyunda geniş yankı bulan haberlerin ardından okula engelli asansörü yapılması için gerekli adımlar atıldı. Eskişehir’deki bir firma tarafından yapılan asansör, yaklaşık 2 ay içerisinde tamamlanarak kullanıma sunuldu. "Kızım artık teneffüslere çıkabilecek, beden eğitimi dersine katılabilecek" Mutluluğunu dile getiren anne Aynur Albayrak, "Kızım artık rahatça okuluna çıkabilecek. Milli Eğitim Müdürümüze, Valimize, devletimize ve özellikle bu konuda emeği çok geçtiği için Muhtarımız Sibel Hanım’a, okul müdürümüze çok çok teşekkür ediyorum. Kızım teneffüslere dışarıya çıkamıyordu. Artık en azından teneffüslere çıkabilecek, beden eğitimi dersine katılabilecek. Bunlar bizim için büyük bir şey. Ben sosyal medyanın gücüne çok inanıyorum. Halkımız sesimizi duydu, Zeynep İkra’yı kendi kızları gibi benimsedi. Ben en çok da halkıma teşekkür etmek istiyorum. Müdürümüze gelen yorumlar ise bizi biraz üzdü. Müdürümüz yanlış anlaşıldı, sanki imkan varmış da müdürümüz yapmıyormuş gibi oldu ama aslında çok çabaladı. Bizimle beraber 2 yıldır çabalıyor, daha öncesi de var" dedi. "Yürümekte zorlanan herkes bu asansörü rahatlıkla kullanabilecek" Okuldaki asansörü yapan firmanın yetkilisi Serdar Tepe, "Yürümekte zorlanan engelli bir arkadaşımızla ilgili basına yansıyan haberleri gördük. Biz de elimizden ne gelebileceğiyle ilgili Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürümüz ile görüştük. Sağ olsun kendisi bizi geri çevirmedi. Geldik, yerinde gerekli incelemelerimizi yaptık. Asansörün yerine de uygun olduğuna karar verdik ve çok hızlı bir şekilde işlemlere başladık. İki ay sonunda da bu asansörü bitirdik. İnşallah kardeşimiz de bu asansörü rahat rahat kullanacak. Okulumuzda diğer öğretmenlerimiz, memurlarımız, öğrencilerimiz ve yürümekte zorlanan engelli vatandaşlarımız bu asansörü rahatlıkla kullanabilecek" ifadelerini kullandı. "Hayatımızdaki engelleri aşmanın en büyük yolu sevgidir" Öğretmen Nuray Dolmuş, engelli asansörünün açılışını yaptıklarını belirterek şunları söyledi: "Bu, okulumuzda engellerin kaldırılması ve hayatın kolaylaştırılması adına yapılan çok önemli bir faaliyettir. Desteğini esirgemeyen başta müdürümüz olmak üzere ve Muhtarımız Sibel Hanım’a sonsuz teşekkür ediyoruz. Hayatımızdaki engelleri aşmanın en büyük yolu sevgidir. Asansörümüz okulumuza ve öğrencilerimize hayırlı olsun diyoruz." "Hepimizin çocuğu bir engelli adayı" Okul aile birliği yetkilisi Döndü Köleoğlu ise, "Şu anda asansörümüz kullanıma açıldı ama diğer çocuklarımız için bir engel teşkil etmiyor, kartla giriş yapılıyor. Hepimizin çocuğu bir engelli adayı. Asansör diğer öğrencilerimiz için de, velilerimiz için de, öğretim görevlilerimiz için de çok kullanışlı oldu" diye belirtti.
Yemenli 2 öğrenci ve babaları millet bahçesinde  darp edildi
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 15:51 Yemenli 2 öğrenci ve babaları millet bahçesinde darp edildi Eskişehir’de millet bahçesinde oturan Yemenli 2 kardeş ve babaları, sigara istemek için yanlarına giden yaklaşık 7 kişilik bir grup tarafından fiziksel şiddete maruz kaldıklarını iddia etti. Olayın ardından 112 Acil Servis’i arayan mağdur öğrencilerin konuştuğu polis memurunun, "Müsait ekip yok" diyerek çağrıyı sonlandırdığı öne sürüldü. Olay, 31 Temmuz 2025 tarihinde meydana geldi. İddialara göre; biri Anadolu Üniversitesi’nde diğeri Osmangazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) öğrenim gören Yemenli 2 kardeş ve kendilerini ziyaret etmek üzere Yemen’den gelen misafir babaları, birlikte vakit geçirmek için millet bahçesine oturdu. Öğrenciler ve babaları kendi aralarında Arapça konuşurken, yaklaşık 7 kişilik bir grup sigara istemek için yanlarına gitti. "Nerelisiniz?" sorusunu yönelten grup, öğrencilerin ve babalarının Yemenli olduğunu öğrendikten fiziksel saldırı olayını gerçekleştirdi. Yaşanan olayın ardından Yemenli öğrenciler 112 Acil Servis’i arayarak ihbarda bulundu. Telefona çıkan görevli polis memurunun ise, "Müsait ekip yok" diyerek görüşmeyi sonlandırdığı iddia edildi. İkinci aramada ise, "10 dakika içinde ekip gelir" denildiği ve o süre içerisinde yine olay yerine ekiplerin intikal etmediği öne sürüldü. "Bu saldırı ırkçılığa dayalı bir zihniyetin tezahürüdür" Konuyla ilgili açıklamada bulunan Yunus Emre Uluslararası Öğrenci Derneği (YUDER) Başkanı Sadık Çetinkaya, "Bu saldırı yalnızca birkaç gencin başına gelen münferit bir olay değil, aynı zamanda toplumsal birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, yabancı düşmanlığına ve ırkçılığa dayalı bir zihniyetin tezahürüdür. Bu tür saldırılar, ülkemizin uluslararası öğrenciler nezdinde sahip olduğu güvenli liman imajını da zedelemekte, ’Misafirperver Türkiye’ anlayışını örselemektedir. Daha da vahim olan, saldırıya uğrayan öğrencilerimizin yardım çağrısı karşısında sergilenen resmi tavırdır. Olay sırasında öğrencilerimiz ilk olarak polisi aramış, ancak telefona çıkan görevli, ’Müsait ekip yok’ cevabıyla görüşmeyi sonlandırmıştır. İkinci aramada ise, ’10 dakika içinde ekip gelir’ denilmiş fakat o süre içersinde herhangi bir polis ekibi olay yerine intikal etmemiştir. Bu durum, kamu güvenliğini sağlamaktan sorumlu olan birimlerin görevlerini yerine getirmekteki yetersizliklerini açıkça ortaya koymaktadır" dedi. "Kolluk kuvvetlerinin sergilediği bu kayıtsızlık tüm toplumu tedirgin etmiştir" Hiçbir gerekçenin böylesine ciddi bir olay karşısında güvenlik güçlerinin bu derece kayıtsız kalmasını meşru kılamayacağını vurgulayan Başkan Çetinkaya, "Kolluk kuvvetlerinin sergilediği bu kayıtsızlık, sadece olayın mağdurlarını değil, tüm toplumu tedirgin etmiş, güven duygusunu zedelemiştir. Ancak tüm bu olumsuzlukların yanında, umut verici bir gelişmeyi de kamuoyuyla paylaşmak isteriz. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, olaydan haberdar olur olmaz öğrencilerimizle irtibata geçmiş, onları ve babalarını makamında misafir etmiş, gelişmeleri yakından takip ederek ilgili mercilerle temas kurmuştur. Bu örnek tavrından dolayı Sayın Rektör’e teşekkür ediyor, bu yaklaşımın tüm kamu yöneticilerine örnek olmasını diliyoruz. Uluslararası öğrenciler, bu ülkenin misafirleri değil, ev sahipliğine layık birer ferdi haline gelmişlerdir. Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirası, farklılıklara hoşgörüyle yaklaşmayı, yabancıya kucak açmayı ve adaletle muameleyi emreder. Onlar bizim medeniyet elçilerimizdirler. Bu vesileyle şu çağrıları kamuoyuna ve yetkililere iletiyoruz; saldırgan grubun tespit edilerek adli sürecin ivedilikle başlatılmasını, olay sırasında görevini ihmal eden polis memurları hakkında soruşturma açılmasını, uluslararası öğrencilerin can güvenliğini sağlamak üzere parklarda, yurt çevrelerinde ve üniversite kampüslerinde emniyet tedbirlerinin artırılmasını, Eskişehir genelinde ırkçılıkla mücadele konusunda kamu kurumları, STK’lar ve eğitim kurumlarının iş birliği yapmasını, kamuoyunun bu tür olaylara karşı duyarlı olması ve birlikte hareket etmesi gerektiğini önemle hatırlatıyoruz" ifadelerini kullandı. "Bu olay tüm yabancı öğrenciler arasında endişeye yol açmıştır" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) öğrencisi olan 22 yaşındaki mağdur İbrahim Alaw ise, şunları söyledi: "Öncelikle, yaşanan olay karşısında bizlere destek olan ve hızlı bir şekilde ilgilenen Yunus Emre Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Sadık Çetinkaya’ya teşekkür ederiz. Aynı şekilde olayın başından itibaren konuyla yakından ilgilenen Eskişehir Yemenli Öğrenciler Derneğin Başkanı Mejd’e de teşekkür ediyoruz. Ayrıca, olayla yakından ilgilenen Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’e, Eskişehir Valisi’ne ve gerekli adımları atan Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’ne de teşekkürlerimizi sunuyoruz. Türkiye’deki eğitimin kalitesi, resmi makamların bu alana verdiği önem ve uluslararası öğrencilere sağlanan destek, Türkiye’yi birçok öğrenci için cazip bir eğitim merkezi haline getirmiştir. Ancak yaşanan bu olay, özellikle Eskişehir’de ve genel olarak Türkiye’deki tüm yabancı öğrenciler arasında endişeye yol açmıştır. Bu tür olayların tekrarlanması, Türkiye’deki eğitim sistemine yönelik algıyı olumsuz etkileyebilir. Buna rağmen, Eskişehir’deki resmi kurumların olayla ilgili sergilediği samimi ve hızlı yaklaşım bizlere umut ve güven vermiştir. Bu durum, Türkiye’deki eğitime olan inancımızı yeniden güçlendirmiştir. Tüm resmi kurumların ve yetkililerin, uluslararası öğrencileri desteklemeye devam etmesini ve benzer olayların önüne geçilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını temenni ediyoruz."
Milli sporcular geleceğe emin adımlarla ilerliyorlar
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:53 Milli sporcular geleceğe emin adımlarla ilerliyorlar Eskişehir’in başarılı spor kulüplerinden HKY Spor Kulübü, düzenlediği görkemli kuşak töreni ile sporcularının ve ailelerinin gurur dolu anlarına sahne oldu. Dünya ve Avrupa Şampiyonu Milli Taekwondocu Hatice Kübra Bayrak’ın yetiştirdiği 40 sporcu, bir üst kuşağa terfi etmenin heyecanını yaşarken, törene katılan misafirler genç yeteneklerin mutluluğuna ortak oldu. Eskişehir’de spor ve ahlakı bir araya getiren HKY Spor Kulübü, düzenlediği kuşak terfi töreniyle unutulmaz bir güne imza attı. Kulüp Başkanı ve Antrenörü, eski Dünya ve Avrupa Şampiyonu Milli Taekwondocu Hatice Kübra Bayrak’ın önderliğinde aylardır ter döken sporcular, emeklerinin karşılığını alarak bir üst kuşağa geçmeye hak kazandı. Yaklaşık 100 kişilik davetlinin katıldığı törende, minik sporcuların heyecanı ve ailelerin gururu görülmeye değerdi. Genç sporcuların bu önemli gününe törene iştirak eden Eskişehir İl Müftüsü Muharrem Gül, Gençlik ve Spor İl Müdürü Hasan Kalın ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Orhan Bayrak, kuşak sınavını başarıyla tamamlayan sporculara yeni kuşaklarını ve başarı belgelerini bizzat takdim etti. Törende bir konuşma yapan İl Müftüsü Muharrem Gül, sporun gençler ve çocuklar üzerindeki olumlu etkisine dikkat çekti. Sporun sadece fiziksel bir aktivite olmadığını, aynı zamanda disiplin, saygı ve karakter gelişimi için de vazgeçilmez bir araç olduğunu belirten Gül, "Bu gençlerin ahlaki gelişimle birlikte sporda ilerlemesi bizler için en büyük mutluluk kaynağıdır," diyerek manevi değerlerin önemini vurguladı. - "Sadece şehrimizin değil, ülkemizin de gururu olacaktır" Gençlik ve Spor İl Müdürü Hasan Kalın ise minik sporculara seslenerek, başarılarının artarak devam etmesini temenni etti. Kalın, "Bugün burada attığınız her adım, kazandığınız her başarı, gelecekte sadece şehrimizin değil, ülkemizin de gururu olacaktır. Sporun birleştirici ve geliştirici gücüyle daha nice şampiyonluklar yaşayacağınıza inanıyorum" sözleriyle sporculara moral verdi. "Bu güzel tabloya vesile olan herkese teşekkür ediyorum" Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Orhan Bayrak da yaptığı konuşmada, sporculara ve ailelerine verilen emeğin kutsallığına işaret etti. Bayrak, "Burada verilen emek, gelecekte milli ve manevi değerlerine sahip, vatanını ve milletini seven, sağlıklı nesillerin ve ailelerin temelini oluşturacaktır. Bu güzel tabloya vesile olan herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Başarıya giden yol, sadece antrenman yapmaktan geçmez" Törenin ev sahibi HKY Spor Kulübü Başkanı ve Antrenörü Hatice Kübra Bayrak, yaptığı konuşmada duygusal anlar yaşadı. Başta protokol üyeleri olmak üzere, kendilerini yalnız bırakmayan ailelere ve günün kahramanı olan sporcularına teşekkür eden Bayrak, "Başarıya giden yol, sadece antrenman yapmaktan geçmez. Bu, aynı zamanda emek, inanç ve ahlak üzerine kurulu bir yolculuktur. Sporcularıma sadece tekme atmayı değil, aynı zamanda iyi bir insan olmayı öğretmek için çabalıyorum. Onların parlayan gözleri, en büyük motivasyon kaynağım" ifadelerini kullandı. Tören, kuşak atlayan 40 sporcunun belgelerini ve yeni kuşaklarını almasının ardından, miniklerin sevinç gösterileri ve aileleriyle çektirdikleri hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
İsmail Mert Yıldırım, boş arazideki parkurda yaptığı antrenmanlarla uluslararası derecelere uzandı
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:41 İsmail Mert Yıldırım, boş arazideki parkurda yaptığı antrenmanlarla uluslararası derecelere uzandı Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde tarla ve boş toprak arazilere babasıyla kurduğu alanlarda at üzerinde ok atarak uluslararası şampiyonalarda derece elde eden 15 yaşındaki İsmail Mert Yıldırım, 7 yıldır daha iyi dereceler elde etmek için çalışıyor. Sarıcakaya İlçesi Mayıslar Mahallesi’nde yaşayan 15 yaşındaki İsmail Mert Yıldırım, at üzerinde ok atma sporuyla ilgileniyor. Türk tarihini anlatan dizilerden etkilenerek bu spora başlayan Yıldırım, kırsalda kısıtlı imkanlarla antrenman yapıyor. Yaklaşık 7 yıldır at binen genç sporcu, geçtiğimiz yıl Fransa’daki müsabakalara katıldı. Burada takım olarak 2., bireysel anlamda da 6. olan İsmail Mert Yıldırım, ülke genelinde düzenlenen şampiyonlarda da 4. elde etti. Çoğu zaman 40 dereceyi geçen, Sarıcakaya sıcaklarında tarla ve boş arazilerde kısıtlı imkanlarla antrenman yapabilen 15 yaşındaki sporcu, daha iyi şartlarda hazırlanıp, ülkesini en iyi şekilde temsil etmenin hayalini kuruyor. "Yedi yıldır bu sporu yapıyorum" Zamanın büyük bir bölümünü at üzerinde geçiren İsmail Mert Yıldırım, "Türk tarihini anlatan dizilerle başladı. Babama söyledim, o şekilde ok atmaya başladım. Sonrasında ata binmeye geçtim. Bu hevesten dolayı bu sporu yapmaya karar verdim. Gerçekten herkesin yapması gereken bir spor. Özellikle psikiyatrik hastalıklara çok iyi geliyor. Aynı zamanda tarihimizi anlatıyor. Savaşları nasıl kazanmışız, nasıl mücadele etmişiz, bunları bu sporu yaparak çok iyi öğrenebiliyorsun. Yaklaşık yedi yıldır bu sporu yapıyorum. Oldukça küçük yaşta başladım" dedi. "Ata binen insanlar, özellikle çocuklar, yaşıtlarına göre daha atılgan ve cesaretli oluyorlar" Tarlada ve boş arazilerde kurduğu pistlerle müsabakalara hazırlanan Yıldırım, aldığı dereceler hakkında ise şunları söyledi: "Türkiye Şampiyonası’na katıldım. Orada 4. ve 5. oldum. Bir de tekrar 4. oldum. Bu şekilde devam ediyor. Geçen sene Fransa’ya gittik, bir yarışmaya katıldık. Takım halinde 2. olduk, bireysel olarak da 6. oldum. Bu işi seven bir insan, her şartta yapıyor. Yağmur, çamur, kar demeden her şekilde devam ediyor. Çünkü atın da sorumlulukları var. Maksimum 3-4 günde bir atı çıkartıp enerjisini atmasını sağlaman gerekiyor. Bu yüzden sıcak falan dinlemiyoruz. Bu at, ilk atım ve tek atım. Bu sporun farklılıkları şu şekilde; ata binen insanlar, özellikle çocuklar, yaşıtlarına göre daha atılgan ve cesaretli oluyorlar. 50-60 kiloluk bir insan, 500 kiloluk bir hayvana hükmediyor. Bu da onları daha cesur, öz güvenli ve dışa dönük yapıyor; içine kapanık olmuyorlar."
Kanser olmasına rağmen günde 12 saat güneş altında çalışıyor
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:23 Kanser olmasına rağmen günde 12 saat güneş altında çalışıyor Eskişehir’de bir seyyar simitçi, akciğer kanseri olmasına rağmen bazen günde 12 saat güneş altında durarak ekmek parasını kazanmaya çalışıyor. Seyyar simitçilik yapan Cengiz Önce, geçirdiği kaza sonucunda engellilik kapsamında emekli olduktan sonra güneşin altında 12 saat simit satarak ekmek parasını çıkarmaya çalışıyor. Ayrıca, akciğer kanserinin yanında nefes darlığı, astım, bronşit gibi birçok hastalığı da bulunan Önce, sıcak havalarda çalışırken zaman zaman bayılacak gibi hissettiğini aktardı. Son olarak ise normal günlerde 10-12 saat çalıştığını, fakat hastaneye gitmesi gereken günlerde 8 saat çalışmak zorunda kaldığını söyleyen Önce, böyle durumlarda o gün pek fazla kazanç elde edemediğini ifade etti. "Sıcak altında çalışmak çok zor, beynime sıcaklar geçiyor" Günlerinin çalışarak ve hastaneye gitmekle geçtiğini aktaran Cengiz Önce, "Sıcak altında çalışmak çok zor, beynime sıcaklar geçiyor. Baygınlık geçiriyoruz, tansiyonum yükselip düşüyor. Bir de akciğer kanseri olduğum için ne kadar da şemsiye de koysak gene başımıza sıcak geçiyor. Baygınlık geçiriyor gibi oluyorum. İnsanlar ‘Sen nasıl duruyorsun, nasıl dayanıyorsun?’ diye soruyor ama gene de devam ediyorum. Astım, bronşit, KOAH, nefes darlığı rahatsızlıklarım da var. Kaburgalarım kırıldı, lekeler oluştu, sonradan çıktı bunlar. Tedavi görüyorum; ışın tedavisi, kemoterapi, kan veriyorum, iğne vuruyorlar. Hafta içi ve hafta sonu her gün gidiyorum" dedi. "Geç açtığım için de işlerden verim alamıyorum" Hastaneye gittiği günlerde pek fazla çalışamadığı için maddi olarak zora düştüğünü aktaran seyyar simitçi Önce, "Tezgâhımda adam olmadığı için geç açmak zorunda kalıyorum. Geç açtığım için de işlerden verim alamıyorum. Emekliyim, belediyeden emekliyim. Belediyede kaza geçirdikten sonra engelli emekli oldum, vergiden indirimli şekilde. Şükür, bir de emekli maaşımı alıyorum. Günde normalde 10-12 saat çalışıyorum ama hastaneye gitmem gerektiği için 6-8 saat çalışmak zorunda kalıyorum. O günlerde pek fazla kazanç elde edemiyorum" şeklinde konuştu.