Yerel Haberler
Eskişehir
Milli Uzay Programı’nın rotası Eskişehir’de çizildi: Gezeravcı Ay ve Mars misyonlarını anlattı 06 Nisan 2026 Pazartesi - 14:09:36 Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen söyleşide gençlerle bir araya geldi. Uzay misyonunun sembolik bir ziyaretten ibaret olmadığını vurgulayan Gezeravcı, "Görünürde bir Türk vatandaşı bu görevde yer almış olsa da işin özünde ve merkezinde aslında siz genç kardeşlerimiz yer almaktaydınız" dedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Uzay Programı kapsamında gerçekleştirdiği insanlı ilk uzay misyonunu ve gelecek hedeflerini anlatan Alper Gezeravcı, uzay yolculuğunun Türk gençliği için bir ilham kaynağı ve özgüven tazeleme süreci olduğunu belirtti. "Önyargıları yıkmak için önemli bir eşikti" Türkiye’nin zorlu bir jeopolitik konumda güçlü bir devlet olarak bu görevi icra ettiğini hatırlatan Gezeravcı, "Bizden önce 600’ün üzerinde astronot zaten uzaya gitmişti. Ama bu görev, hepimizin zihinlerinde o kadar kemikleşmiş hale gelmiş bir önyargının yıkılmasına vesile oldu. Zihinlerimizde uzunca yıllardır yapılamayacağı iddia edilen bir işin, devlet iradesi olduğu sürece yapılabileceği net şekilde kanıtlanmış oldu" şeklinde konuştu. "13 özgün deneyle bilimsel literatüre katkı sağladık" Uzayda gerçekleştirilen 13 deneyin sadece "yapılmış olmak için" yapılmadığını, her birinin özgün ve Türk bilim insanlarının emeği olduğunu vurgulayan Gezeravcı, "Götürdüğümüz bu deneyler sadece Türk bilim tarihine değil; Ay Misyonu, Mars Misyonu ve insanlığın uzaydaki varlığına vesile olacak yaşam destek üniteleriyle ilgili bilimsel çalışmalara ışık tutacak niteliktedir. NASA tarafından müthiş derecede sorgulanan bu deneylerin sonuçları, halen uluslararası ajanslar tarafından ilgiyle takip ediliyor" diye belirtti. "Yüzde 100 yerli ve milli bir motor" Milli Uzay Programı’nın diğer hedeflerine de değinen Gezeravcı, TÜRKSAT 6A ile yakalanan başarıyı 2027 yılında Ay’a yapılacak seyahatle taçlandırmak istediklerini belirtti. Hibrit motor teknolojisinde Türkiye’nin dünyadaki sayılı ülkelerden biri olduğunu ifade eden astronot, son olarak şunları söyledi: "Aya gidecek olan uzay aracımızın motoru Delta V firmamız tarafından geliştiriliyor ve yüzde 100 yerli ve milli bir motor. Bu motor sıvı oksijen ve parafin, yani bildiğimiz mum kullanıyor. Eğer bu motorla Ay’a erişebilirsek, bu teknolojiyi uzay tarihçesine kazandırmış ve ticari bir ürün haline getirmiş olacağız. 2027’nin ilk yarısında gerçekleştireceğimiz ilk görevde Ay yüzeyine sert iniş yapmayı, ardından elde ettiğimiz verilerle yumuşak iniş gerçekleştirmeyi hedefliyoruz." Söyleşi katılımcıların soruları ve plaket takdiminin ardından son buldu.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:59 Menopozda kritik ilk 10 yıllık dönem Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Sevgi Selen, "Kadın sağlığında östrojen ve progesteron dengesi temel rol oynar. Menopoz döneminde biyoeşdeğer hormon tedavileriyle kalp damar sağlığından kemik sağlığına, ruh sağlığından ürogenital şikayetlere kadar pek çok sorun yönetilebilmektedir" dedi. Kadın sağlığında östrojen ve progesteron dengesinin temel rol oynadığını belirten Selen, "Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte menopoz döneminde geçen süre de artmaktadır. Kadının sosyal, aile ve iş yaşamındaki sorumluluklarının da artmasıyla birlikte menopoz döneminde ortaya çıkan sağlık sorunları daha zor yönetilebilir hale gelmiştir" diye konuştu. "İlk 10 yıl kritik dönem" Menopoz döneminde overlerin fonksiyon kaybına uğramasıyla birlikte hormonal dengenin değiştiğini belirten Selen, "Bu süreçte birçok sağlık sorunu ortaya çıkabilmektedir. Kardiyovasküler hastalıklar, osteoporoz, bilişsel fonksiyonlarda azalma, ruhsal değişiklikler ve cinsel sağlık sorunları bu dönemde sık görülür. Biyoeşdeğer hormon tedavisiyle vücutta eksilen hormonlar dışardan yerine konulabilmekte ve takip edilmektedir. Biyoeşdeğer terimi insan vücudunda üretilen hormonlarla aynı moleküler yapıya sahip hormonları ifade eder. Bu tedavide en sık kullanılan ajanlar; Estradiol, Progesteron ve gerekli durumlarda testosteron veya DHEA’dır. Tedaviye menopozdan sonraki ilk 10 yıl içinde başlanmalıdır. Bu sürenin aşılması durumunda kardiyovasküler riskler nedeniyle tedaviye başlanması her hasta için uygun olmayabilir" uyarısında bulundu. "Biyoeşdeğer hormonların kadınlarda menopoz sonrası kemik kaybını önlemede etkili olduğu kanıtlanmıştır" Biyoeşdeğer hormon tedavisinin uygun zamanda başlandığında kalp-damar hastalıkları riskini azaltabileceğini belirten Selen, "Ağızdan alınan sentetik hormon tedavilerinde bazı risk artışları görülebilirken, ciltten uygulanan (transdermal) tedavilerde bu risk elimine edilmektedir. Benzer şekilde BHRT olarak bilinen biyoeşdeğer hormonların kadınlarda menopoz sonrası kemik kaybını önlemede etkili olduğu kanıtlanmıştır. Osteopeni ve osteoporoz riskini azaltmada önemli bir tedavi seçeneğidir. Ayrıca cilt, kıkırdak ve bağ dokusunda görülen olumsuz etkiler de bu tedavi ile iyileşebilmektedir" dedi. "Hormon tedavisi ile depresyon eğilimi de azalıyor" Vajinal östrojen desteği ile menopoz sonrası dönemde sık görülen vajinal kuruluk, yanma, ağrılı ilişki ve idrar problemlerinin azaltılabildiğini belirten Selen, "Hormon tedavisi yalnızca fiziksel değil, menopozun psikolojik etkilerini azaltmaktadır. Menopoz sürecinde ve sonrasında bilişsel fonksiyonlarda azalma, uyku düzeninde dengesizlikler ve tüm bunlara bağlı olarak depresyon eğilimi artarken biyoeşdeğer hormon tedavisiyle tüm bu şikayetler en aza indirilirken depresyon eğilimi de azalıyor" diye konuştu. "Meme kanseri riski hastaya göre değerlendirilmeli" Hormon tedavisi denildiğinde en çok merak edilen konulardan birinin meme kanseri riski olduğunu belirten Selen, "Sentetik progesteron kullanılan tedavilerde risk artışı görülürken, mikronize progesteron kullanımında bu risk daha düşüktür. Ayrıca hormon tedavisine bağlı risk artışı, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi faktörlerle benzer düzeydedir" dedi. "Tedavi kişiye özel planlanmalı" Biyoeşdeğer hormon replasman tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Selen, doğru hasta seçimi ve düzenli takip ile menopoz döneminin daha konforlu geçirilebileceğini ifade etti.
GSF öğrencileri Çin’de seramik kampına katıldı
10 Temmuz 2025 Perşembe - 14:15 GSF öğrencileri Çin’de seramik kampına katıldı Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Seramik Bölümü lisans öğrencileri, Çin Hükümeti Bursu Uluslararası Yaz Okulu programı kapsamında Jingdezhen Seramik Üniversitesi tarafından düzenlenen "Uluslararası Seramik Sanat Çalışma Kampı"na katıldı. "Seramik Sanatı ve Kültürü" temasıyla gerçekleştirilen kampta GSF Seramik Bölümü öğrencileri Melek Karataş ve Rabia Kübra Talaka Çin’in geleneksel seramik sanatıyla modern tasarımı bir araya getiren öğrenme ve etkileşim platformundan faydalandı. Kültürel etkileşimi güçlendirmeyi ve üniversiteler arası akademik iş birliklerini teşvik etmeyi amaçlayan program kapsamında katılımcılar, Jingdezhen kampüsündeki uluslararası seramik atölyelerinde çalışmalar yürüttü ve eğitim sonunda gerçekleştirilen sergiye özgün eserleriyle katkı sundular. Program, büyük torna çekimi, dip alma, porselen oyma, mavi-beyaz dekor, sırüstü dekor, Yixing çaydanlığı ve kaligrafi fırçası yapımı gibi geleneksel Çin seramik tekniklerinin uygulamalı eğitimlerini de içerdi. GSF Seramik Bölümü öğrencisi Melek Karataş, katıldığı program hakkında şunları söyledi: "Bir ay süren program boyunca, uluslararası seramik atölyesinde çalışma fırsatı buldum ve kamp sonunda düzenlenen sergi için eserler ürettim. Üniversite, geleneksel Çin seramik tekniklerine dair uygulamalı gösterimler sundu ve bizlere bu teknikleri deneme imkânı sağladı. Ayrıca, antik seramik pazarı, seramik marketleri, bölgedeki müzeler ve sanat alanlarını gezme fırsatımız oldu. JDZ Seramik Müzesi, İmparatorluk Kiln Müzesi ve Zhenshang Fabrikası gibi önemli merkezlere düzenlenen geziler çok öğreticiydi. Taoxichuan Sanat Merkezi’nde, Norveçli sanatçı Torbjrn Kvasb’nun JCU öğrencileriyle iş birliği içinde hazırladığı sergiye atık porselenlerle katkı sunduk. Programın sonunda ise atölyede ürettiğimiz eserleri elektrikli ve gazlı fırınlarda pişirerek sergimizi kurduk."
Yılın 5 ayı kömürün başında yatıp kalkıyorlar
10 Temmuz 2025 Perşembe - 10:14 Yılın 5 ayı kömürün başında yatıp kalkıyorlar Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde yılın 5 ayı boyunca meşeyi birçok işlemden geçirerek odun kömürü üreten üreticiler, ağacı yakarak elde ettikleri odun kömürü için gece gündüz başında nöbet tutuyor. Yaz mevsiminde vatandaşlar mangal keyfi yaparken, Eskişehir’in Seyitgazi ilçesindeki bir tesiste çalışan üreticiler her yıl nisan ve eylül ayları arasında odun kömürü üretimi yapıyor. Oldukça zahmetli olan odun kömürü üretimi, meşe ağaçlarının 4-5 kez işlenmesi ile yapılıyor. Yılda 40 tona yakın üretim yaptıklarını belirten emekçiler, gece gündüz demeden ateş başında ter döküyor. "Vatandaş bunun keyfini sürüyor, biz ise zahmetini çekiyoruz" Yılın 5 ayı üretimde olduklarını söyleyen 61 yaşındaki Nevzat Altıntaş, "Odunu dışarıdan getiriyoruz, burada kömür yapıyoruz. 3-4 kuyu var; 2 kuyu dışarıda, 2 kuyuda topraklama yapıyoruz. Onlarla birlikte ayda yaklaşık 35-40 ton kömür üretiliyor. Vatandaş bunun keyfini sürüyor, biz ise zahmetini çekiyoruz. Burada eziyetten başka bir şey yok. Kazanan da zaten tüccar, biz burada bir şey kazanamıyoruz. El emeğimizi 40 liraya veriyoruz ama hiçbir şey kazanamıyoruz. Dışarıdakiler fiyatlarımızı düşürüyor. Bazen aracılar gelip bizden 40 liraya alıyor, 60 liraya satıyor. Sadece pazar günleri Eskişehir’e gidiyoruz, geri kalan zamanlarda buradayız. Erzak için Seyitgazi’ye gidiyoruz. Buradan Eskişehir’e kömür götürdüğümüzde, oradan erzak tedarik ediyoruz. Burada biraz su sıkıntımız var, onun dışında pek sorunumuz yok. Nisanda geliyoruz, eylül ayına kadar burada kalıyoruz. Bir hayli zor oluyor. İş yaparken toz duman içinde kalıyoruz ama buna da alıştık" dedi. "15 gün bekliyoruz, gece gündüz başında duruyoruz" Kömürün üretim sürecini anlatan 60 yaşındaki Sakıp Şen ise şunları söyledi: "Meşe odunu kamyonla, tırla geliyor. Yaklaşık 25 ton odun geliyor. Bunu 4-5 sefer elimizden geçiriyoruz. Ayırıyoruz, diziyoruz, kesiyoruz, samanlıyoruz, topraklıyoruz ve yakıyoruz. 15 gün bekliyoruz, gece gündüz başında duruyoruz. 15 gün sonra soğutuyoruz, sonra yavaş yavaş kuyuları açıyoruz. Kuyuların sistemi, eski sisteme göre daha iyi. 5 veya 6 ton odundan 1 ton kömür elde ediliyor. Yani koyduğun odunun hepsi kömür olmuyor. Hava şartları iyi giderse 5’de 1, kötü giderse 6’da 1 kömür çıkıyor. Adam bulamıyoruz. Adam bulsak beş ayda burada 100 ton kömür çıkarırız ama biz ancak yarısını, yani ortalama 50 ton kömür çıkarabiliyoruz. Millet, piknik alanlarında bunun keyfini sürüyor. Bir de fiyatlar pahalı diyor. Geliyorlar, 50 lira yüksek geliyor. Marketten aldığın kömür belli, 2 kilosu zaten 100 küsur lira, 160 lira. Kömür değil o. Marketten her gün alıyorsun. Bak, biz burada uğraşıyoruz, 24 saat bekliyoruz. Bunun yağmuru var, fırtınası var ama sefasını onlar çekiyor. Onlar yakıyor, sadece ’pıtır pıtır’ yelpazeliyor. Yüzde 50’si mangal yakmayı bile bilmiyor. Alıyorlar gidiyorlar, ’Yakıyoruz’ diyorlar, habire yakıyorlar. O yakanlar bizim için iyi müşteri. Bilen adam bizim için iyi müşteri değil. O güzel yakıyor, 10 kilo kömürü 2 ayda yakıyor. Öbürü 15 günde yakıyor. O, bizim için çok güzel müşteri. Ben onları gözlerinden öpüyorum."
Yılın 5 ayı kömürün başında yatıp kalkıyorlar
10 Temmuz 2025 Perşembe - 10:12 Yılın 5 ayı kömürün başında yatıp kalkıyorlar Yaz mevsimi ile birlikte vatandaşların mangal keyfi başlarken, yılın 5 ayı boyunca Eskişehir’in Seyitgazi İlçesi’nde odun kömürü çıkartan üreticiler, gece gündüz demeden meşe ağacı başında bekliyor. Haziran ayı itibariyle vatandaşlar piknik sezonunu açtı. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte birçok vatandaş mangal keyfine başlarken, Seyitgazi İlçesi’ndeki bir tesiste çalışan üreticiler her yıl nisan ve eylül ayları arasında kömür başında nöbet tutuyor. Herkes kömür ile ateşini yakıp mangalın sefasını sürerken, üreticiler meşeyi 4-5 defa işleyerek aylarca üretim yapıyor. Yıllık 40 tona yakın üretim yaptıklarını belirten emekçiler, gece gündüz demeden ateş başında ter döküyor. "Vatandaş bunun keyfini sürüyor, biz ise zahmetini çekiyoruz" Yılın 5 ayı üretimde olduklarını söyleyen 61 yaşındaki Nevzat Altıntaş, "Odunu dışarıdan getiriyoruz, burada kömür yapıyoruz. 3-4 kuyu var; 2 kuyu dışarıda, 2 kuyuda topraklama yapıyoruz. Onlarla birlikte ayda yaklaşık 35-40 ton kömür üretiliyor. Vatandaş bunun keyfini sürüyor, biz ise zahmetini çekiyoruz. Burada eziyetten başka bir şey yok. Kazanan da zaten tüccar, biz burada bir şey kazanamıyoruz. El emeğimizi 40 liraya veriyoruz ama hiçbir şey kazanamıyoruz. Dışarıdakiler fiyatlarımızı düşürüyor. Bazen aracılar gelip bizden 40 liraya alıyor, 60 liraya satıyor. Sadece pazar günleri Eskişehir’e gidiyoruz, geri kalan zamanlarda buradayız. Erzak için Seyitgazi’ye gidiyoruz. Buradan Eskişehir’e kömür götürdüğümüzde, oradan erzak tedarik ediyoruz. Burada biraz su sıkıntımız var, onun dışında pek sorunumuz yok. Nisan’da geliyoruz, eylül ayına kadar burada kalıyoruz. Bir hayli zor oluyor. İş yaparken toz duman içinde kalıyoruz ama buna da alıştık" dedi. "15 gün bekliyoruz, gece gündüz başında duruyoruz" Kömürün üretim sürecini anlatan 60 yaşındaki Sakıp Şen ise şunları söyledi: "Meşe odunu kamyonla, tırla geliyor. Yaklaşık 25 ton odun geliyor. Bunu 4-5 sefer elimizden geçiriyoruz. Ayırıyoruz, diziyoruz, kesiyoruz, samanlıyoruz, topraklıyoruz ve yakıyoruz. 15 gün bekliyoruz, gece gündüz başında duruyoruz. 15 gün sonra soğutuyoruz, sonra yavaş yavaş kuyuları açıyoruz. Kuyuların sistemi, eski sisteme göre daha iyi. 5 veya 6 ton odundan bir ton kömür elde ediliyor. Yani koyduğun odunun hepsi kömür olmuyor. Hava şartları iyi giderse 5’de 1, kötü giderse 6’da 1 kömür çıkıyor. Adam bulamıyoruz. Adam bulsak, beş ayda burada 100 ton kömür çıkarırız ama biz ancak yarısını, yani ortalama 50 ton kömür çıkarabiliyoruz. Millet, piknik alanlarında bunun keyfini sürüyor. Bir de fiyatlar pahalı diyor. Geliyorlar, 50 lira yüksek geliyor. Marketten aldığın kömür belli; 2 kilosu zaten 100 küsur lira, 160 lira. Kömür değil o. Marketten her gün alıyorsun. Bak, biz burada uğraşıyoruz, 24 saat bekliyoruz. Bunun yağmuru var, fırtınası var ama sefasını onlar çekiyor. Onlar yakıyor, sadece ’pıtır pıtır’ yelpazeliyor. Yüzde 50’si mangal yakmayı bile bilmiyor. Alıyorlar, gidiyorlar, ’Yakıyoruz’ diyorlar, habire yakıyorlar. O yakanlar bizim için iyi müşteri. Bilen adam bizim için iyi müşteri değil. O güzel yakıyor, 10 kilo kömürü 2 ayda yakıyor. Öbürküsü 15 günde yakıyor. O, bizim için çok güzel müşteri. Ben onları gözlerinden öpüyorum."