Yerel Haberler
Eskişehir
08 Nisan 2026 Çarşamba - 12:34 Çocuk parkı içinde sigara içen çocuklar kamerada Eskişehir’de bir parktaki kaydırağın gövdesinde sigara içen çocuklar kameraya yansıdı. Çocuklara müdahale ederek parktan uzaklaşmalarını sağlayan Mahalle Muhtarı Meryem Kuş Açıkgöz, "Bir yerde eksiklerimiz var, çocuklarımızı kötü alışkanlıktan kurtarmalıyız" dedi. Olay, Yeşiltepe Muhtarlığının önündeki parkta meydana geldi. 2 çocuk, parkın içerisindeki kaydırağın gövdesine oturarak sigara içti. Durumu fark eden Yeşiltepe Muhtarı Meryem Kuş Açıkgöz, çocukların yanına giderek, "Ne yapıyorsunuz siz" diye sordu. Panik yaşayan çocuklar ise kaydıraktan aşağıya indi. Çocuklardan biri muhtarın, "Kaç yaşındasınız siz" sorusuna, "18" diyerek cevap verdi. Koşarak uzaklaşan çocuklar cep telefonu kamerası ile kayıt altına alındı. Çocuk parkında yaşanan olumsuz görüntüler hakkında konuşan Yeşiltepe Muhtarı Meryem Kuş Açıkgöz, "Sadece biz burada olduğumuz için gördüklerimize şahit oluyoruz, görmediklerimizi de takip ediyoruz. Çocukların oyun alanı dediğimiz parkta, yaşlıların hava alabilecekleri alanda; gençler aleni hem madde çekiyorlar hem 10-12 yaş çocuk grubu sigara içiyor. Şimdi burada kimseyi suçlayamam, kimseye de suç atamam. Emniyet; her parka, her kamelyaya, her binanın önüne bir tane yetkili koyacak konumda değil. Sadece şunu istiyorum, artık yaşanılabilir bir mahalleden çıktık. Eğer gün gözüyle, herkesin içinde madde çekme cesaretini, esrar çekme cesaretini gösterebiliyorsa bir yerde eksiklerimiz var demektir. Çocuklar oyun grubunun en üst dalında sigara içiyorlar; etrafında kız çocukları da onları seyrediyor. Çıkıp uyararak ’Çocuklar ne yapıyorsunuz?’ dediğimde, ’Biz 18 yaşındayız, sana ne?’ diyorlar. Ben çocuklarımı kaybetmek istemiyorum. Kötü örnek, örnek değildir. Sadece şunu istiyorum: Lütfen bu konuda yaptırım uygulansın. Takiple de çözemiyoruz. Çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan kurtarıp topluma kazandırmak istiyoruz. Olay bundan ibaret" dedi.
Menopozda kritik ilk 10 yıllık dönem
06 Nisan 2026 Pazartesi - 10:59 Menopozda kritik ilk 10 yıllık dönem Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Sevgi Selen, "Kadın sağlığında östrojen ve progesteron dengesi temel rol oynar. Menopoz döneminde biyoeşdeğer hormon tedavileriyle kalp damar sağlığından kemik sağlığına, ruh sağlığından ürogenital şikayetlere kadar pek çok sorun yönetilebilmektedir" dedi. Kadın sağlığında östrojen ve progesteron dengesinin temel rol oynadığını belirten Selen, "Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte menopoz döneminde geçen süre de artmaktadır. Kadının sosyal, aile ve iş yaşamındaki sorumluluklarının da artmasıyla birlikte menopoz döneminde ortaya çıkan sağlık sorunları daha zor yönetilebilir hale gelmiştir" diye konuştu. "İlk 10 yıl kritik dönem" Menopoz döneminde overlerin fonksiyon kaybına uğramasıyla birlikte hormonal dengenin değiştiğini belirten Selen, "Bu süreçte birçok sağlık sorunu ortaya çıkabilmektedir. Kardiyovasküler hastalıklar, osteoporoz, bilişsel fonksiyonlarda azalma, ruhsal değişiklikler ve cinsel sağlık sorunları bu dönemde sık görülür. Biyoeşdeğer hormon tedavisiyle vücutta eksilen hormonlar dışardan yerine konulabilmekte ve takip edilmektedir. Biyoeşdeğer terimi insan vücudunda üretilen hormonlarla aynı moleküler yapıya sahip hormonları ifade eder. Bu tedavide en sık kullanılan ajanlar; Estradiol, Progesteron ve gerekli durumlarda testosteron veya DHEA’dır. Tedaviye menopozdan sonraki ilk 10 yıl içinde başlanmalıdır. Bu sürenin aşılması durumunda kardiyovasküler riskler nedeniyle tedaviye başlanması her hasta için uygun olmayabilir" uyarısında bulundu. "Biyoeşdeğer hormonların kadınlarda menopoz sonrası kemik kaybını önlemede etkili olduğu kanıtlanmıştır" Biyoeşdeğer hormon tedavisinin uygun zamanda başlandığında kalp-damar hastalıkları riskini azaltabileceğini belirten Selen, "Ağızdan alınan sentetik hormon tedavilerinde bazı risk artışları görülebilirken, ciltten uygulanan (transdermal) tedavilerde bu risk elimine edilmektedir. Benzer şekilde BHRT olarak bilinen biyoeşdeğer hormonların kadınlarda menopoz sonrası kemik kaybını önlemede etkili olduğu kanıtlanmıştır. Osteopeni ve osteoporoz riskini azaltmada önemli bir tedavi seçeneğidir. Ayrıca cilt, kıkırdak ve bağ dokusunda görülen olumsuz etkiler de bu tedavi ile iyileşebilmektedir" dedi. "Hormon tedavisi ile depresyon eğilimi de azalıyor" Vajinal östrojen desteği ile menopoz sonrası dönemde sık görülen vajinal kuruluk, yanma, ağrılı ilişki ve idrar problemlerinin azaltılabildiğini belirten Selen, "Hormon tedavisi yalnızca fiziksel değil, menopozun psikolojik etkilerini azaltmaktadır. Menopoz sürecinde ve sonrasında bilişsel fonksiyonlarda azalma, uyku düzeninde dengesizlikler ve tüm bunlara bağlı olarak depresyon eğilimi artarken biyoeşdeğer hormon tedavisiyle tüm bu şikayetler en aza indirilirken depresyon eğilimi de azalıyor" diye konuştu. "Meme kanseri riski hastaya göre değerlendirilmeli" Hormon tedavisi denildiğinde en çok merak edilen konulardan birinin meme kanseri riski olduğunu belirten Selen, "Sentetik progesteron kullanılan tedavilerde risk artışı görülürken, mikronize progesteron kullanımında bu risk daha düşüktür. Ayrıca hormon tedavisine bağlı risk artışı, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi faktörlerle benzer düzeydedir" dedi. "Tedavi kişiye özel planlanmalı" Biyoeşdeğer hormon replasman tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Selen, doğru hasta seçimi ve düzenli takip ile menopoz döneminin daha konforlu geçirilebileceğini ifade etti.
Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi
06 Nisan 2026 Pazartesi - 09:42 Dünyanın ilk enfeksiyonlu bölgeye uygulanabilen yapay kemiği Eskişehir’de geliştirildi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ve Anadolu Üniversitesi’nin 20 yıllık ortak çalışması sonucu, enfeksiyonlu alanda kullanılabilen antibakteriyel yapay kemik grefti geliştirildi. Prof. Dr. Nusret Köse, "Bizim geliştirdiğimiz teknolojinin en büyük özelliği, enfekte ortamda kullanılabilir olması. Bu yönüyle dünyada bir ilk" dedi. ESOGÜ Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı’nda 33 yıl görev yapan ve bu yıl emekliliğe ayrılan Prof. Dr. Nusret Köse, yürüttükleri çalışmanın detaylarını paylaştı. Geliştirilen yapay kemik greftlerinin değişik boyutlarda yapılabildiğini söyleyen Prof. Dr. Köse, "Kalsiyum fosfat malzemesinden yapılmış bu yapay kemik greftinin insan vücudunda mikrobu öldürme özelliği vardır. ESOGÜ ve Anadolu Üniversitesi birlikte, antimikrobiyal özellikli yapay kemik grefti üretilmesi ve implant ilişkili enfeksiyonların ortadan kaldırılması için ortopedide kullanılan metalik implantların yüzeylerine uygulayabileceğimiz antimikrobiyal özellikli seramik kaplamalar geliştirdik. Biz bu çalışmaları önce laboratuvar düzeyinde Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aydın Doğan hocayla birlikte yaptık. Bu çalışmalar yaklaşık 20 yıl önce başladı" şeklinde konuştu. "Çok başarılı sonuçlar aldık" Laboratuvarın ardından hayvanlar üzerinde çalışma yaptıklarını belirten Köse, "Antimikrobiyal özellikli yapay kemik greftlerinin hayvan denemelerinde başarıya ulaşması üzerine daha sonra TÜBİTAK projelerine başvurduk. TÜBİTAK’ın desteğiyle insanlarda bu geliştirdiğimiz teknolojiyi ve yapay kemik greftini ürettikten sonra hastalarda kullandık ve çok başarılı sonuçlar aldık. Bu aldığımız başarılı sonuçları uluslararası dergilerde makale olarak da yayınladık. Tabii implant malzemeleri geliştirilmesi uzun yıllar süren, oldukça detaylı çalışmalar gerektiren bir iş alanı. Bizim neredeyse 20 yıl sürdü. Bu süreçte bu teknolojiyi ve bu ürünleri geliştirirken 2 adet doktora tezi, 4 tane tıpta uzmanlık tezi geliştirildi ve nihayetinde ürünleri insanda kullanılabilir hale getirdik. Ancak tabii bu ürünleri bizim ticari olarak pazarlayabilmemiz için belgelendirme işlemlerini tamamlamamız gerekiyor. Hem Avrupa’da hem Türkiye’de son yıllarda MDR süreçleri başladı. Eskiden CE olarak alınan belgeler şimdi MDR süreçlerine tabidir. Bu MDR süreçleri hem oldukça detaylı hem de oldukça masraflı bir süreç. Biz de şu anda onları tamamlamaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. "Dünyada da benzer bir ürün bulunmamaktadır" Geliştirilen yapay kemik greftinin 78 hastada kullanıldığını dile getiren Köse, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kemik enfeksiyonu olan veya implant uygulanan tüm alanlarda, kemik ilişkili alanlarda bunu kullanabiliyoruz. Türkiye aslında son yıllarda havacılık ve bu savunma sanayiindeki gösterdiği başarının bir diğer örneğini tıbbi sektörde yapmakta. Türkiye’de üretilen, geliştirilen pek çok tıbbi cihaz yurt dışına pazarlanabilmektedir. Yapay kemik greftleri yönünden bakacak olursak Türkiye’de bunun çok başarılı üreticileri var. Hem Türkiye pazarına hem yurt dışı pazarına bu ürünleri gönderiyorlar ve hastalarda, gereken hastalarda kullanılıyor. Ancak bizim geliştirdiğimiz teknolojinin en büyük özelliği enfekte ortamda kullanılabilir olması. Bu yönüyle dünyada bir ilk. Dünyada da benzer bir ürün bulunmamaktadır."