Yerel Haberler
Eskişehir
Gaziantepli usta, sahte ile gerçek baklavayı ayırt etmenin yollarını anlattı 28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:59:43 Eskişehir’de baklava ustası olan Gaziantepli Harun Özpolat, "Baklava boğazı yakıyorsa bu glikozdur. Fıstıklı diye satılan ürün fıstık tadı vermiyor, sadece şerbet tadı geliyorsa o bezelyedir" diyerek sahte ürünlere karşı vatandaşı uyardı. 20 Mart 2026 tarihinde başlayacak olan Ramazan Bayramı için tatlıcıların hazırlıklarını yaptı. Yaklaşık 80 yıllık aile mesleğini devam ettiren baklavacı Harun Özpolat, baklava siparişi verilirken dikkat edilmesi gereken detaylarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Piyasadaki merdiven altı üretimlere karşı vatandaşları uyaran Özpolat, kaliteli bir baklavanın renginden ve tadından ayırt edilebileceğini söyledi. "Boğazı yakıyorsa glikoz, fıstık tadı yoksa bezelyedir" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan baklavacı Harun Özpolat, "Baklavanın yüzüne bakıldığında kalitesi zaten anlaşılır. Günlük ve taze olması çok önemli. Vatandaşlarımız hangi firmadan alacaksa bayramdan önce mutlaka tadına baksın. Eğer bir baklava ağza atıldığında boğazı yakıyorsa bu glikozdur. Eğer fıstıklı diye satılan ürün fıstık tadı vermiyor, sadece şerbet tadı geliyorsa o bezelyedir. Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor. Şu anda ortalama 4 kilo gelen bir tepsi cevizli baklavamızı bin 100 liradan satışa sunuyoruz" şeklinde konuştu. "Sipariş için son bir haftaya dikkat" Lojistik ve üretim planlamasına da değinen Özpolat, şunları söyledi: "Fiyat listelerimizi astık. Şu an soranlar var ancak henüz yoğun talep başlamadı. Ürünlerimiz Gaziantep’ten geliyor, bu yüzden özel bir nakliye süreci yönetiyoruz. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması ve bizim de imalathanemizdeki stokları ayarlayabilmemiz için siparişlerin en geç bayramdan bir hafta veya 10 gün önce verilmesi gerekiyor."
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:31 Eskişehir’de iftar sonrası Osmanlı geleneği canlandırıldı Eskişehir’de Tepebaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde yürütülen "Sözün Tadı: Helva Sohbetleri" projesi kapsamında Milli İrade İlkokulunda düzenlenen iftar sonrası buluşmada, Osmanlı’dan günümüze miras kalan kadim sohbet kültürü canlandırıldı. Eskişehir Milli İrade İlkokulu, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli", "Aile Yılı" ve "Dilimizin Zenginlikleri" projeleri çerçevesinde anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. İftar saatinin ardından bir araya gelen eğitimciler, veliler ve davetliler; meddah gösterisi, halk ozanı dinletisi ve tarih söyleşisi eşliğinde geleneksel un helvası ikramıyla geçmişe yolculuk yaptı. Bu yıl dil ve kültür temasıyla üçüncüsü gerçekleştirilen programda, dijitalleşen dünyada kültürel bağların korunmasının önemi vurgulandı. "Osmanlı’dan kalan bu ilim meclisini yaşatıyoruz" Projenin uygulama süreci ve hedefleri hakkında bilgi veren Milli İrade İlkokulu Müdürü Muhittin Mot, helva sohbetlerini bir "ilim meclisi" olarak tanımlayarak şunları söyledi: "Bu sene Türkiye Yüzyılı Modeli, ’Aile Yılı’ ve ’Dilimizin Zenginlikleri’ kapsamında faaliyetler yapmaya başladık. Bunlardan bir tanesi de helva sohbetleriydi. Helva sohbetleri; 15. yüzyılda sarayda yapılmaya başlamış, daha sonra halk arasına yayılmış bir Osmanlı sohbet kültürüydü. Biz bu sohbet kültürü üzerinden okul idarecilerimizi, öğretmenlerimizi, velilerimizi ve farklı kesimlerdeki insanları bu meclisimizde bir araya getirmeye gayret gösterdik ve bugün üçüncüsünü yaptık. Bu sene toplamda 6 tane yapmak istiyoruz. Önümüzdeki sene de yine devam edecek. Bu, kış aylarında yapılan bir ilim meclisi. Bu seneki konumuz dil ve kültür üzerine. Biz burada kültürle dilin bağlarını ve tarihi birikimlerini anlatıyoruz." "Gençlerin dijital dünyada köklerinden kopmaması için çok önemli" Etkinlikte konuşmacı olarak yer alan ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasının hayati değer taşıdığını belirten Prof. Dr. Haşim Şahin ise şu ifadeleri kullandı: "Helva sohbetlerinin yaşatılması çok güzel bir şey çünkü bizim insanlarımız gelenekleriyle hayat bulurlar ve geleceklerini geçmişleri olmadan planlayamazlar. Osmanlı dönemindeki huzur dersleri ya da Anadolu kasabalarındaki yaren eğlenceleri toplumun kaynaşmasını sağlayan unsurlardır. Bu akşam da bunu net bir şekilde gördük. Meddah vardı, aşığımız vardı, tarih sohbeti vardı; bu insanların zihninde güzel bir anı bırakıyor. Teknolojik ve dijital bir çağda yaşıyoruz. Bu durum ister istemez gençlerimizde geçmişten kopuşu beraberinde getiriyor. İnsanlar kökleriyle, örfleriyle yaşarlar. Bu sebeple iyi olan her türlü geleneğin gelecek nesillere aktarılması çok önemli." Gecenin sonunda katılımcılara geleneksel yöntemlerle hazırlanan un helvası ikram edildi. Proje kapsamında planlanan diğer buluşmaların bahar döneminde de devam edeceği bildirildi.
Uzmanı uyardı: "Her akıntı enfeksiyon anlamına gelmez"
30 Ocak 2026 Cuma - 09:39 Uzmanı uyardı: "Her akıntı enfeksiyon anlamına gelmez" Eskişehir’de görev yapan Op. Dr. Çağrı Kutlugün Emral, vajinal akıntı ile kaşıntı şikâyetlerinde kendi kendine tanı ve tedavinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Çağrı Kutlugün Emral, vajinal enfeksiyonların nedenleri, türleri ve belirtileri hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Emral, doğru teşhis ve tedavi için mutlaka profesyonel destek alınması gerektiğini söyledi. Vajinal akıntı, kaşıntı ve kötü koku gibi şikayetlerin her kadının hayatının bir döneminde karşılaşabileceği yaygın sorunlar olduğunu belirten Dr. Emral, bu belirtilerin her zaman enfeksiyon anlamına gelmediğine dikkat çekti. "Vajinal enfeksiyonların birçok nedeni var" Op. Dr. Çağrı Kutlugün Emral, vajinal enfeksiyonlara yol açabilecek pek çok etken bulunduğunu ifade ederek, "Mevsimsel değişiklikler, yaşam tarzı, başka bir hastalık nedeniyle kullanılan ilaçlar ya da doğru bilinen yanlış alışkanlıklar vajinal enfeksiyonlara zemin hazırlayabiliyor" dedi. Vajinal enfeksiyonların genellikle 2 ana başlık altında değerlendirildiğini belirten Emral, belirtileri şöyle özetledi: "Mantar enfeksiyonları: Kaşıntı ön plandadır. Beyaz renkli, genellikle kokusuz ve kıvamı peynir ya da kesik süt görünümünde akıntı görülebilir. Bakteriyel enfeksiyonlar: En belirgin şikayet kötü kokudur. Hastalar çoğu zaman özellikle cinsel ilişki sonrası artan kötü koku şikayetiyle başvurur." "Utanılacak bir durum değil, doktora başvurun" Toplumda sık yapılan bir hataya dikkat çeken Dr. Emral, hastaların kendi kendine tanı koymasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Her akıntı enfeksiyon değildir. Her kaşıntı da mantar anlamına gelmez. Kişinin kendi karar verdiği ilaçlar, başlangıçta şikayetleri hafifletiyor gibi görünse de ilerleyen süreçte daha ağır ve karmaşık enfeksiyonlara yol açabilir. Vajinal enfeksiyonlar utanılacak ya da ertelenecek bir sorun değildir. Bu tür şikayetlerde kararı kendiniz vermek yerine doktorunuza başvurmanız en doğru yaklaşımdır. Doğru teşhis ve uygun tedavi, hem sağlığınızı korur hem de muhtemel komplikasyonların önüne geçer" ifadelerini kullandı.
Anadolu Üniversitesi piyano öğrencilerinden uluslararası yarışmada büyük başarı
29 Ocak 2026 Perşembe - 14:42 Anadolu Üniversitesi piyano öğrencilerinden uluslararası yarışmada büyük başarı Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin piyanı öğrencileri, Çukurova Üniversitesi 7. Uluslararası Adana Rhapsody Piyano Yarışması’nda 1’ncilik ve 2’ncilik ödüllerini kazandı. Emre Şen, Gökhan Aybulus, Cem Babacan, Rüya Taner, Eser Bilgeman ve Ulviyye Akbaş gibi önemli piyanistlerin jüri üyeleri arasında yer aldığı yarışmaya, tüm kategorilerde olmak üzere Türkiye’nin önde gelen konservatuvar ve müzik okullarından 72 piyanist katıldı. Rekor düzeyde bir katılıma sahne olan organizasyonda, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Ana Sanat Dalı’ndan 9 öğrenci yer aldı. B kategorisinde 26 yarışmacının yer aldığı yarışmada, Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Piyano Ana Sanat Dalı Öğretim Üyesi Prof. Oytun Eren’in 5’inci sınıf öğrencisi Civan Mert Şen 1’incilik, yine aynı kategoride 7’nci sınıf öğrencisi Ece Miray Yılmaz ise 2’ncilik ödülüne layık görüldü. Uluslararası Adana Rhapsody Piyano Yarışması hakkında Her yıl Adana Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Ulviyye Akbaş tarafından başarıyla organize edilen Rhapsody Piyano Yarışması’nın farklı ülkelerden gelen genç piyanistleri aynı platformda buluşturmayı; klasik piyano müziğini teşvik etmeyi, sanatsal gelişimlerine nitelikli katkılar sunmayı ve kariyerlerinin başındaki yeteneklere uluslararası ölçekte görünürlük kazandırmayı amaçladığı belirtildi. Yarışmanın katılımcılar için yalnızca bir performans alanı değil, aynı zamanda paylaşımın, öğrenmenin ve ilhamın merkezinde yer alan önemli bir sanat buluşması olma niteliği taşıdığı ifade edildi.