Yerel Haberler
Eskişehir
Yunus Emre Devlet Hastanesi ebelerinden ‘Doğal olan normal doğum’ çağrısı
24 Nisan 2025 Perşembe - 15:29 Yunus Emre Devlet Hastanesi ebelerinden ‘Doğal olan normal doğum’ çağrısı Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi Gebe Okulu’nda ebe olarak görev yapan personeller, normal doğum yönteminin anne adayları açısından önemine ve faydalarına dikkat çekti. Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ‘Doğal olan normal doğum’ projesiyle ilgili çalışmalar sürüyor. Bu çerçevede Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince anne adayları bilgilendirilirken, Yunus Emre Devlet Hastanesi Gebe Okulu’nda görev yapan personel ‘Neden normal doğum yapmalıyız?’ sorusunu cevapladı. Alanında uzman sağlık personelleri, normal doğum sürecinin hem anne hem de bebek sağlığı açısından daha yararlı olduğunu vurguladı. "Normal doğan bebeklerde daha az solunum problemi oluşur" Ebe Ayşe Banu Deniz, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Doğum sürecinde anne tarafından salgılanan hormonlar sayesinde bebek doğar doğmaz annenin sütü gelir ve anne bebeğini hemen emzirmeye başlayabilir. Ayrıca, bebek doğum kanalından geçerken akciğerlerinin uğradığı baskıyla yuttuğu suyu kolaylıkla çıkarabilir ve normal doğan bebeklerde daha az solunum problemi oluşur. "Normal doğumda sezaryene göre günlük hayata dönmek çok daha kolaydır" Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde görev yapan ve 41 yıllık ebe olan Zeynep Büyüköz de normal doğumun anne ve bebek sağlığı açısından daha faydalı olduğunu dile getirdi. Konuya ilişkin Büyüköz, "Normal doğum yapmak hastaneden ayrılma sürenizi kısaltır ve sezaryene göre günlük hayata dönmek çok daha kolaydır" dedi. "Normal olan tıbbi bir zorunluluk olmadığı sürece normal doğumdur" Normal doğumun önemine ilişkin açıklamalarda bulunan bir başka ebe, annelerin sosyal hayatlarına hızlıca dönebilmeleri açısından normal doğumun en sağlıklı yöntem olduğunun altını çizerek, görüşlerini şu sözlerle aktardı: "Bir ebe olarak annelerin en özel anında normal doğuma tanıklık etmenin çok mutluluk verici bir deneyim olduğunu ifade etti. "Normal olan, tıbbi bir zorunluluk olmadığı sürece normal doğumdur. Üstelik annelerimiz, normal doğum sonrası sosyal yaşantılarına çok daha kısa bir sürede dönebilmektedir." "Normal doğumda ilk temas çok önemli, doğar doğmaz annesi onu hissediyor" Konuyla ilgili konuşan ve Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yeni doğum yapmış olan bir anne, normal yöntemle doğum yaptığını ve 1 gün içinde ayağa kalkıp gündelik hayatına devam edebildiğini belirtti. Bununla birlikte doğum yapmış olan annenin eşi de, "Normal doğumda ilk temas çok önemli. Doğar doğmaz annesi onu hissediyor ve bu esnada bilincinin açık olması da çok önemli. Bir baba olarak normal doğum sürecinde eşimin hep yanındaydım ve ona destek oldum, bence en güzeli de bu şekilde" ifadelerini kullandı.
Esnaf, fırsatçılara karşı ithalat önerisinde bulundu
24 Nisan 2025 Perşembe - 13:29 Esnaf, fırsatçılara karşı ithalat önerisinde bulundu Geçtiğimiz günlerde yurdun birçok bölgesinde yaşanan zirai don olayını fırsata çevirmek isteyenler sebebi ile Eskişehir’de kuru meyve fiyatları artmaya başladı. Daha yeni ürünler çıkmadan önceki yılın fiyatları artıyor. Geçtiğimiz günlerde yurt genelinde tarihin en büyük zirai don olaylarından birisi meydana geldi. Don afeti sonucunda birçok şehirde meyve ciddi miktarda üretim kaybı oluşurken, yaşanan olumsuz durum şimdiden tezgahlara yansımaya başladı. Eskişehir’de kuru meyve satan yapan esnaf, bazı ürünlerin fiyatlarının ikiye katlandığını ve ilerleyen günlerde etiketlerin daha da yükselebileceğini ifade etti. Özellikle kuru kayısı gibi ürünlerin fiyatlarının arttığını anlatan esnaf, fırsatçılara karşı ithalat yapılması önerisinde bulundu. "Devlete çağrımız, fiyatlara bir düzenleme getirmeleri" Konuyla ilgili açıklamada bulunan esnaf Ahmet Dönder, "Kuru meyvelerimiz mevcut. Şu an ülke genelinde don olayları etkili olduğu için kayısıya, gün kurusuna, elek altı kayısıya, incire, cevize, fındığa ve bademe zam geldi. Biz de maalesef bu zamları fiyatlara yansıttık. Tüketici çok sıkıntılı bir durumda, fiyatlar artması oldukça üzgün. O yüzden buradan devlete çağrımız, fiyatlara bir düzenleme getirmeleri ve bizim de elimizdeki malları satabilmemiz. Tek temennimiz bu. Mesela, kayısımız 320 liraydı, 700 TL oldu. Gün kurumuz 350 liraydı, 700 TL oldu. Gönül ister ki daha ucuza satalım. Kayısı eve götürülemeyecek kadar pahalı oldu" dedi. "Elinde ürün olan toptancılar fiyat vermiyor" Esnaf Enver Özdil ise "Söylediklerine göre meyveler soğuklardan yüzde 90 oranında yanmış. Şu anda elinde ürün olan toptancılar fiyat vermiyor. Çünkü yarın ne olacağı belli değil. Şimdi bizim açımızdan sıkıntı. Neden sıkıntı? Biz bu ürünleri stok yapamıyoruz. Yani bunlar günler içinde satmamız gereken ürünler olduğu için fazla stoklu çalışamıyoruz. Zannımca, 15-20 güne kadar etiket fiyatları 1-2 kat artacak. Bu ürünleri anca buzdolabında saklarsanız, bir müddet kullanabilirsiniz. 2-3 ay, belki 4 ay. Tabii bu ürünün lezzetini bozuyor. Şu anda elimizde bulunan ürünlerin fiyatlarını biz kendi kârımızdan kısarak belirledik, ama tahminime göre, bu sene 500 TL’den aşağı kayısı olmayacak. Esnaf, fırsatçılara karşı ithalat önerisinde bulundu Kuru meyve satışı yapan aktar Koray Özkılıç ise "Dünya kayısı üretiminin büyük kısmı Türkiye’de Malatya’dan gidiyor, tıpkı fındıkta olduğu gibi. Kayısı işiyle uğraşan 7 ilçesi var. Normalde bu 7 ilçeden 3 tanesine don vurursa, 4 tanesine vurmuyordu ve bir şekilde piyasa dengeleniyordu. Maalesef bu sene 7 ilçenin tamamı dondan etkilendi. Bu yüzden otomatikman fiyatlar uçacak. Sadece kayısıda mı? Fındıkta da aynı durum var. İncirde de aynı durum var. Bunun akabinde Alaşehir’de, İzmir üzümünde de aynı durum söz konusu. Bu sene muhtemelen, eğer yurt dışından ithalat yapılmazsa kuru meyvede sıkıntı yaşayacağımız kesin. Bunu engellemenin yolu da maalesef her üründe yaptığımız gibi ithalata yönelmek."
Yaklaşık 10 yıl önce yapımına başlanan cami bitirilemedi
24 Nisan 2025 Perşembe - 12:39 Yaklaşık 10 yıl önce yapımına başlanan cami bitirilemedi Eskişehir’de yaklaşık 10 yıl önce yapımı başladığı iddia edilen ve hala inşaatı tamamlanmayan cami dikkat çekiyor. Büyükdere Mahallesi Ali Osman Sokak üzerinde yapımı yarım kalan bir cami göze çarptı. Bahse konu caminin bahçesinin oldukça bakımsız kaldığı görülürken, çevre esnafı inşaatın 10 yıl önce başladığını ve o günden bu yana tamamlanmadığını öne sürdü. Yakın çevrede başka cami olmaması nedeniyle inşaatın tamamlanmasını bekleyen mahalle sakinleri, caminin yapımı tamamlanmayacaksa yerine başka bir şey yapılabileceğini söyledi. "Cami yıllardır sürünüp duruyor" Konuyla ilgili açıklamada bulunan çevre esnafı Ali Erseçen, "Cami yıllardır sürünüp duruyor. Burada bir yapıyorlar, bir yapmıyorlar; bir geliyorlar, bir gidiyorlar. Cami hocaları, imamları sağdan soldan para toplayıp duruyor. Yani 10 senedir böyle, 1 senedir de adam akıllı çalışma yok. Kim yapıyor, onu da bilmiyorum" dedi. "Bu civarda yakın cami yok, hizmete açılsa iyi olur" Bir başka çevre sakini olan Gülşah Taşkaya ise, "Arada bir geliyorlar, bakıyorlar, birkaç düzenleme yapıp gidiyorlar. Uzun zamandır o şekilde duruyor. Onun müteahhidinde bir sıkıntı var galiba, başka açıklaması olamaz. Yani bayağıdır o şekilde duruyor. Camiyi bitirmiş olsalardı çok güzel olurdu. Bu civarda yakın cami yok, en azından hizmete açılırdı. Yapılmayacaksa da yıkılsın, yerine başka bir şey yapılsın" şeklinde konuştu.
Eskişehir’de nostalji rüzgarı estiren sahaf
24 Nisan 2025 Perşembe - 12:24 Eskişehir’de nostalji rüzgarı estiren sahaf Yeni neslin özellikle eski kartpostallara ilgi gösterdiğini anlatan Eskişehirli sahaf Devran Gökay, yıllardır bu değerli ürünü dükkânında bulundurduğunu, alıp sattığını dile getirdi. Eskişehir’de 7 yıldır kartpostal satarak nostaljiye olan tutkusunu mesleğiyle birleştiren Devran Gökay, kartpostalların hâlâ değerli bir yere sahip olduğunu belirtti. Kendi sevdiği ürünleri satmaktan keyif aldığını belirten Gökay, dükkânında bulundurduğu hem eski hem de yeni tip kartpostallarla farklı kuşaklara hitap ettiğini dile getirdi. Üniversite yıllarında hiç görmediği arkadaşlarıyla mektuplaşarak ve kartpostal göndererek iletişim kurduğunu söyleyen Gökay, bu deneyimin kendisi için özel bir anlam taşıdığını ifade etti. "Yeni kuşağın belli şeylere karşı ilgisini canlandıracak ürünler genelde sahaflarda oluyor" Mesleğinin en keyifli yanlarından birinin ise yeni neslin bazı nostaljik ürünlere olan ilgisini canlandırmak olduğunu vurgulan Gökay, "7 yıldan beri kartpostal satıyorum. Ben kendi adıma kartpostalların nostaljik bir değer olduğuna inanıyorum. Esnaflığı yaparken de kendi sevdiğim şeylerden yola çıkarak yapıyorum. Hâlâ olmasını istediğim nostaljik ürünlerin etrafımda olması hoşuma gidiyor. Benim üniversite yıllarında hiç görmeden mektuplaştığım, kartpostal gönderdiğim arkadaşlarım vardı. Mesleki olarak işe yaradığımı düşündüğüm konulardan bir tanesi de yeni kuşağın belli şeylere karşı ilgisini canlandıracak ürünler genelde bizde oluyor. Kartpostallar da onlardan bir tanesi. Özellikle yeni nesil gençler çok fazla ilgili gösteriyor. O yüzden de kartpostal edinmeye çok çaba gösteriyorum" dedi. "Arkasında yazı yazanları, anısı olanları da dükkânda bulunduruyoruz" Dönem kartpostalları arasında arkasında yazı yazan, hatıraları olan kartpostalların da dükkânında bulunduğunu söyleyen Gökay, "Dükkânda iki tip kartpostal bulunduruyorum. Bunlardan bir tanesi tamamen eski dönemin kartpostalları. Eski dönemin içinde 80’lerde 90’larda kullanılan, yazılı kartpostallar da var. Diğeri ise yeni tip kartpostallar. Bunların genelini yurtdışından alıyoruz. Foto kartlar ise en eskiden kalma tip kartpostallar. En eski olarak değerlendirebileceğim ise 1940’lardan kalma bir foto kart vardı. Dönem kartpostalları arasında arkasında yazı yazanları, hatırası olanları da dükkânda bulunduruyoruz. Kartpostallarda yazan hatıraları, mektuplaşmayı görüp okumak isteyenlerde çok oluyor. Aklımda kalan bir kartpostal mektuplaşması ise iki arkadaşın konuşmasıydı. Birisi yurtdışını gezip nasıl para harcadığını, neler yaptığını, gittiği her ülkeden fotoğraf çekilerek arkadaşına anlatmış. Bu hikâye çok hoşuma gitmişti" diye konuştu.
Milletvekili Hatipoğlu’dan depreme dayanıklı konut üretilmesiyle ilgili çağrı
24 Nisan 2025 Perşembe - 10:13 Milletvekili Hatipoğlu’dan depreme dayanıklı konut üretilmesiyle ilgili çağrı İstanbul’daki deprem sonrası açıklama yapan AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, "Eskişehir’in bir tane önceliği var, o da kentsel dönüşümdür. O gün geldiğinde hep beraber oturup ağlayacağımıza, bugün hep beraber oturup bu işi çözelim diyorum" dedi. Dün saat 12.49’da Marmara Denizi’nde, İstanbul Silivri merkezli 6.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bahse konu deprem aralarında Eskişehir’in de bulunduğu çok sayıda ilde hissedilirken, AK Parti Milletvekili Nebi Hatipoğlu konuyla ilgili açıklamada bulundu. Eskişehir’in deprem tehdidini 1’inci derece taşıyan iller arasında başı çektiğine vurgu yapan Milletvekili Hatipoğlu, kentsel dönüşümün en öncelikli konu olduğunu söyledi. Ayrıca, 7 üzeri bir depremde kentte 40 binden fazla bağımsız yapının yıkılacağının öngörüldüğü bilgisini paylaşan Hatipoğlu, acilen depreme dayanıklı 25 bin yeni konut üretilmesi gerektiğine dikkat çekti. "Eskişehir deprem tehdidini birinci derece taşıyan iller arasında başı çekiyor" Açıklamasını sosyal medya hesabı üzerinden yayımlanan AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, "Kıymetli hemşehrilerim, bugün İstanbul merkezli yaşadığımız ve hepimizin yüreğini ağzına getiren deprem bizlere tehlikenin ne kadar yakın ve de anlık olduğunu bir kez daha şiddetli şekilde hatırlattı. Yüce Allah’ım sen gecinden ver, ne yazık ki yuvamız Eskişehir de deprem tehdidini birinci derece taşıyan iller arasında başı çekiyor. Aktif ve çok tehlikeli bir fay hattının merkezindeyiz ve kentimizin zemini, Antakya’da hasarı arttıran zemin sıvılaşması riskini birebir taşımakta" ifadelerini kullandı. "Yaşayacağımız kayıpları oturup birkaç dakika düşünmenizi rica ediyorum" Yerel seçimler sürecinde çok defa dile getirdiğini ve konuyu gündemde tutmaya çalıştığını dile getiren Milletvekili Nebi Hatipoğlu, "Eskişehir’in bir tane önceliği var, o da kentsel dönüşümdür. Diğer her iş bir şekilde halledilir ya da katlanılır. Ancak şaka değil kardeşlerim. Çok sayıda uzmanla bu konuyu görüştüm, 7 üzeri bir depremde kentimizde ne yazık ki 40 binden fazla bağımsız yapının (daire, dükkan veya müstakil yapı) yıkılacağı öngörülüyor. Kaç insanımızın moloz yığınlarının altında kalacağını da takriben biliyorum ama söylemeye dilim varmıyor. Altını çizeyim, 40 bin yapı minimum rakam sevgili hemşehrilerim. Yaşayacağımız kayıpları oturup birkaç dakika düşünmenizi rica ediyorum" diye aktardı. "O gün oturup ağlayacağımıza bugün hep beraber bu işi çözelim diyorum" Konuyla ilgili çözüm üretilmesi amacıyla bir çalıştay düzenlenmesi gerektiği konusunda çağrıda bulunan Milletvekili Hatipoğlu, açıklamasının devamında şu sözlere yer verdi: "Geçmişte ne yapıldığını artık hepinizin bildiğini düşünüyorum. 25 yılda 24 dairelik kentsel dönüşüm akıllarda slogan oldu ama gelecek için hala geç değil. Bu konudaki ısrarlı tavrımız ve kamuoyunun konunun alıcısı olması mevcut belediye yönetimlerini ufak bir hareketlendirdi. Ancak hala yeterli olmaktan inanılmaz derecede uzaktayız. Acilen 25 bin yeni, depreme dayanıklı konut üretme zorunluluğumuz var. Yanlış anlaşılmasın kimseyi suçlamıyorum. Böyle devasa bir operasyonda tek bir makama veya kişiye sorumluluk yüklemek popülist politikadan başka bir şey olmaz. Ama ortada bir yetersizlik olduğu da aşikar. Bence bu konuda hızlıca bir çalıştay düzenlemeliyiz. Çevre Şehircilik Bakanlığı yetkilileri, Sayın Valimiz, tüm belediye başkanlarımız, Eskişehir milletvekilleri, ilgili sivil toplum örgütleri, ilgili mahallelerin muhtarları toplanmalı ve bizi yavaşlatan sorunları bulmalıyız. Ardından da hızlı bir acil eylem planı hazırlamalıyız. O gün geldiğinde hep beraber oturup ağlayacağımıza, bugün hep beraber oturup bu işi çözelim diyorum. Tüm hemşehrilerimi, çoluk çocuğumuzu Allah’a emanet ediyorum."