Yerel Haberler
Eskişehir
28 Şubat 2026 Cumartesi - 12:02 Geleceğin akademisi yapay zekâ ile şekilleniyor Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen "Yapay Zekâ ve Akademi" konferansında, yapay zekânın tüm disiplinlere entegre edilmesi gerektiği vurgulanırken, her fakültede farkındalığı artıracak bir "AI koordinatörü" görevlendirilmesi önerisi gündeme geldi. Anadolu Üniversitesi Arinkom Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) tarafından "Yapay Zekâ Günlükleri" kapsamında Anaç Ön Kuluçka Merkezi’nde "Yapây Zeka ve Akademi: Anadolu Üniversitesi Perspektifi" başlıklı konferans gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Özer Çelik’in konuşmacı olduğu konferansa Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, ARİNKOM TTO Yöneticisi Öğr. Gör. Dr. Rabia Taş ve çok sayıda kişi takip etti. "Yapay zekâ okuryazarlığını artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz" Konferansta konuşan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir, yapay zekânın üniversitenin vizyonunun önemli bir parçası olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Vizyonun bir parçası olarak üniversitemizde yapay zekânın bilinirliğini, yapay zekâ okuryazarlığını ve farkındalığını artırıcı çabalar ortaya koymaya çalıştık." Tüm bölümlerin yapay zekâ ile iç içe olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Erdemir; güzel sanatlar, eğitim, edebiyat ve farklı disiplinlerin yapay zekâ araçlarıyla bütünleşerek önemli projelere imza atabileceğini ifade etti. Bu doğrultuda farkındalık artırıcı programların sürdürüleceğini dile getirdi. "Yapay zekâ artık bir araç olmanın ötesinde" Bilişim Teknolojileri Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Özer Çelik ise yapay zekânın günümüzde geldiği noktaya dikkat çekerek, artık yalnızca bir araç değil, tüm süreçlere entegre edilmesi gereken bir unsur olduğunu belirtti. Yapay zekânın geniş ve kapsayıcı bir alan olduğunu ifade eden Doç. Dr. Çelik, bilgisayara insansı bir işlem yaptırılan her uygulamanın yapay zekâ kapsamında değerlendirildiğini söyledi ve özellikle 2021 ve 2022 yıllarında üretken yapay zekâ algoritmalarındaki gelişmelerle birlikte bu teknolojinin herkesin yardımcısı hâline geldiğini vurguladı. Fakülte temelli yapay zekâ yapılanması vurgusu Üniversite genelinde yapay zekânın tüm süreçlere entegre edilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Özer Çelik, müfredatlar, eğitim materyalleri ve öğretim yöntemleri dâhil olmak üzere birçok alanda yapay zekânın konumlandırılması gerektiğini ifade etti. Merkezî çalışmaların yanı sıra fakülte ve bölüm düzeyinde de yapay zekâ yapılanmasının önemine de değinen Doç. Dr. Çelik, her fakültede bir "AI koordinatörü" ya da "AI temsilcisi" görevlendirilmesinin, farkındalık çalışmalarının daha etkili yürütülmesine katkı sağlayacağını belirtti. Konferans Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erkan Erdemir tarafından Doç. Dr. Özer Çelik’e teşekkür belgesi takdim edilmesiyle sona erdi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:59 Gaziantepli usta, sahte ile gerçek baklavayı ayırt etmenin yollarını anlattı Eskişehir’de baklava ustası olan Gaziantepli Harun Özpolat, "Baklava boğazı yakıyorsa bu glikozdur. Fıstıklı diye satılan ürün fıstık tadı vermiyor, sadece şerbet tadı geliyorsa o bezelyedir" diyerek sahte ürünlere karşı vatandaşı uyardı. 20 Mart 2026 tarihinde başlayacak olan Ramazan Bayramı için tatlıcıların hazırlıklarını yaptı. Yaklaşık 80 yıllık aile mesleğini devam ettiren baklavacı Harun Özpolat, baklava siparişi verilirken dikkat edilmesi gereken detaylarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Piyasadaki merdiven altı üretimlere karşı vatandaşları uyaran Özpolat, kaliteli bir baklavanın renginden ve tadından ayırt edilebileceğini söyledi. "Boğazı yakıyorsa glikoz, fıstık tadı yoksa bezelyedir" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan baklavacı Harun Özpolat, "Baklavanın yüzüne bakıldığında kalitesi zaten anlaşılır. Günlük ve taze olması çok önemli. Vatandaşlarımız hangi firmadan alacaksa bayramdan önce mutlaka tadına baksın. Eğer bir baklava ağza atıldığında boğazı yakıyorsa bu glikozdur. Eğer fıstıklı diye satılan ürün fıstık tadı vermiyor, sadece şerbet tadı geliyorsa o bezelyedir. Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor. Şu anda ortalama 4 kilo gelen bir tepsi cevizli baklavamızı bin 100 liradan satışa sunuyoruz" şeklinde konuştu. "Sipariş için son bir haftaya dikkat" Lojistik ve üretim planlamasına da değinen Özpolat, şunları söyledi: "Fiyat listelerimizi astık. Şu an soranlar var ancak henüz yoğun talep başlamadı. Ürünlerimiz Gaziantep’ten geliyor, bu yüzden özel bir nakliye süreci yönetiyoruz. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması ve bizim de imalathanemizdeki stokları ayarlayabilmemiz için siparişlerin en geç bayramdan bir hafta veya 10 gün önce verilmesi gerekiyor."
OEDAŞ iklim değişikliğiyle mücadelesini küresel standartlarda sürdürüyor
27 Ocak 2026 Salı - 12:05 OEDAŞ iklim değişikliğiyle mücadelesini küresel standartlarda sürdürüyor Elektrik dağıtım şirketi OEDAŞ, CDP’nin (Karbon Saydamlık Projesi) 2025 yılı İklim Değişikliği Programı değerlendirmesinde ‘B’ derecelendirme notu aldı. ‘Yönetim’ seviyesinde bulunduklarının göstergesi olan bu notu son beş yıldır istikrarlı bir şekilde koruduklarını söyleyen OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Şebeke altyapısı, dijitalleşme ve yenilikçi teknolojilere yaptığımız yatırımlarla enerji altyapımızın dayanıklılığını ve iklim değişikliğiyle mücadele kapasitemizi artırıyoruz" dedi Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta faaliyet gösteren Osmangazi Elektrik Dağıtım AŞ (OEDAŞ), şirketler ve şehirler için dünyanın tek küresel çevre ve doğa raporlama sistemi olan CDP’nin (Carbon Disclosure Project-Karbon Saydamlık Projesi) İklim Değişikliği Programı’nın 2025 yılı değerlendirmesinde ‘B’ derecelendirme notu aldı. 2020 yılında gönüllü olarak katıldığı programda yalnızca bir yıl sonra notunu B’ye yükselten OEDAŞ, 2021’den bu yana programın ‘Yönetim’ seviyesinde yer almasını sağlayan bu notu aralıksız olarak koruyor. Muzaffer Yalçın: "Yatırımlarımızla iklim değişikliğine uyum kapasitemizi artırıyoruz" İklim değişikliğine bağlı riskleri hem bugünün operasyonel süreçlerinde hem de geleceğin stratejik planlamalarında ‘en kritik’ kategoride ele aldıklarını söyleyen OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, "Şebeke altyapısı, dijitalleşme ve yenilikçi teknolojilere yaptığımız yatırımlarla enerji altyapımızın dayanıklılığını ve iklim değişikliğiyle mücadele kapasitemizi artırıyor; tedarik zincirini sürece dahil ettiğimiz kapsamlı bir yaklaşım benimsiyoruz. CDP B skoru da şirketimizin iklim değişikliği ve çevresel etkiler konusunda farkındalık aşamasını geride bırakarak bu alanları aktif ve sistematik biçimde yönettiğini gösteriyor. Çevresel risk ve fırsatları analiz ediyor, bu konuları stratejik karar alma süreçlerimize entegre ediyor ve somut iyileştirme aksiyonları hayata geçiriyoruz. Bundan sonra da iklim değişikliğiyle mücadelede üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye ve düşük karbon ekonomisine geçişi desteklemeye devam edeceğiz" dedi. CDP nedir? 2000 yılında Londra’da kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş olarak kurulan CDP, şirketlerin, şehirlerin ve kurumlarının iklim değişikliği, sera gazı emisyonları, su güvenliği ve ormansızlaşma gibi çevresel etkilerini ölçmesini, raporlamasını ve şeffaf biçimde açıklamasını sağlayan küresel bir raporlama sistemi. CDP, topladığı verilerle dünyanın en kapsamlı kurumsal iklim, su ve orman risk veri setlerinden birini oluşturarak yatırımcılar ve paydaşlar için karşılaştırılabilir, güvenilir çevresel bilgi sunuyor.
Eskişehirli muhtardan örnek davranış
27 Ocak 2026 Salı - 10:26 Eskişehirli muhtardan örnek davranış Eskişehir’de annesi vefat ettikten sonra müteahhit tarafından anlaştıkları projedeki değişiklikten dolayı ek ücret ödemek zorunda olduğu için evsiz kalan engelli İzzet Işık’ın vasiliğini alan Şarhöyük Mahalle Muhtarı Ayşe Yılmaz, yaklaşık 6 aylık hukuki sürecin sonunda yaklaşık 1 milyon 400 bin TL’lik bütçeye ulaştı. Yılmaz, engelli Işık için uygun ev arayışlarına başladı. Tepebaşı ilçesi Şarhöyük Mahallesi’nde yaşayan 55 yaşındaki engelli İzzet Işık’ın annesi 2019 yılında 40 metrekarelik arazisini müteahhitte 1+1 daire karşılığında verdi. Müteahhit bahse konu arazi ile birlikte toplam 3 arazi sahibi ile anlaşarak inşaata başladı. Ancak bir arsa sahibinin caymasından dolayı, 2 arsa üzerine yapılacak olan bina daireleri 2+1 şekilde tekrar projelendirildi. Anlaşılan fiyat farkından dolayı müteahhit, İzzet Işık’ın annesi Fatma Işık’tan farkın yarısını karşılamadan daireyi veremeyeceğini söyledi. Bu konuda iki taraf anlaştı. Fakat bu süreç yaşanırken pandemi döneminde kalp krizi sonrası anne Işık hayatını kaybetti. Kısa süreliğine taşındıkları müstakil evde tek başına kalan engelli İzzet Işık’ın yaşam kalitesi oldukça düştü. Muhtar İzzet’e sahip çıktı Tek başına kötü şartlarda yaşayan Işık, geçen yılın başında Şarhöyük Mahalle Muhtarı Ayşe Yılmaz’a durumunu bildirerek yardım istedi. Kolları sıvayan Yılmaz, öncellikle İzzet Işık’ın vasiliğini sonra da engelli raporunu aldı. Yaklaşık 5-6 aylık süreç sonucunda Işık’ın ailesinden de izinler alındı. Araziye inşa edilen binada Işık ailesinin payına düşen daire satılarak, yaklaşık 1 milyon 400 bin TL’lik bir bütçe oluşturuldu. Müteahhit de 50 bin TL meblağ ile bütçeye destek oldu. Şu anda muhtar Yılmaz, İzzet Işık için mahallede uygun bir ev arayışı içine girdi. "Çok memnunum, Allah hepsinden razı olsun" Yaşananları anlatan 55 yaşındaki İzzet Işık, "Allah razı olsun, işlerimi hep rast getirdi ve bana her konuda muhtarım yardımcı oldu. Ondan binlerce kez Allah razı olsun. Çok şükür bir şikayetim yok ama bu süreç gerçekten çok zor. İnanın geceleri gözüme uyku girmiyor; gece gündüz demeden, uykusuz kalarak bu işle uğraştı muhtarım. Sağlık durumuyla ilgili her şeyi öğrendim, muhtarım gereken her şeyi yaptı. Muhtarım doktora da götürdü, ilgilenenlerden ve yardımcı olanlardan çok memnunum, Allah hepsinden razı olsun" dedi. "İzzet’in kendi isteğiyle vasi sürecini başlattık" Şarhöyük Mahalle Muhtarı Ayşe Yılmaz, "55 yaşındaki İzzet Işık, akli melekelerinin yerinde olmadığına dair engelli raporu bulunan bir vatandaşımızdır. İnsanlara karşı yaşadığı güvensizlik nedeniyle imza atmaktan çekindiği için kendisine vasi olarak atandım. Bu durumun geçmişi ise oldukça karışık. İzzet’in annesinin yaklaşık 40 metrekarelik bir arsası varmış ve bir müteahhit ile anlaşmışlar. Başta 1+1 daire sözü verilmiş ancak komşu arsalardan biri projeden vazgeçince mecburen 2+1 daireler yapılmak zorunda kalınmış. Annesi, pandemi döneminde 1+1’in üzerindeki farkın yarısını ödeyip evi almak üzere anlaşmış fakat ömrü yetmemiş; kalp krizinden vefat etmiş. Annesi vefat edince ve kalan ödeme de yapılamayınca, müteahhit evi teslim edememiş. İzzet de elindeki imkanların alınacağını düşündüğü ve kimseye güvenmediği için imza atmamış. Bu tıkanıklığı aşmak için İzzet’in kendi isteğiyle vasi sürecini başlattık; hem Eskişehir Şehir Hastanesi hem de Yunus Emre (SSK) Hastanesi’nden alınan raporlarla vasiliğini aldım. Bir yılı aşkın süredir İzzet’in haklarını korumak ve onu bir ev sahibi yapmak için mücadele ediyoruz" dedi. "Yaklaşık 1 milyon 400 bin liralık bir bütçemiz oluştu" Satın alacak ev aradıklarını belirten Yılmaz şöyle devam etti: "Şu an İzzet’in kaldığı evden çıkması bekleniyor, bu süreç uzadığı için ev sahibinin de sabrı taşmış durumda. Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yürüttüğümüz süreçte, müteahhitten aldığımız payla birlikte yaklaşık 1 milyon 400 bin liralık bir bütçemiz oluştu. Ancak bu rakama Şarhöyük Mahallesi civarında uygun bir ev bulamadık. Sonuçta bu ev engelli bir vatandaşımız için alınacak; mahalledeki müteahhitlerden ve çevrede evi olanlardan fiyat konusunda destek ve duyarlılık bekliyoruz. İzzet’in başını sokabileceği bir yuva sahibi olması için yardımınıza ihtiyacımız var."
Yalnızlık çağımızın görünmez salgını
27 Ocak 2026 Salı - 10:23 Yalnızlık çağımızın görünmez salgını Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil, kendini yalnız hissetmenin her zaman "yalnızlık" anlamına gelmediğini belirterek, "Yalnızlık, sadece fiziksel bir izolasyon durumu değildir. Daha çok anlaşılmama, değer görmeme ve aidiyet eksikliği ile ilgilidir. Bir mesaj almak, bir paylaşımı beğenmek veya yüzlerce arkadaş listesinde bulunmak, gerçek bir bağın yerini tutamaz" uyarısında bulundu. "Kaygı, depresyon ve özgüven sorunlarını da beraberinde getiriyor" Yalnızlığın günümüzde sadece bir duygudan ibaret olmadığını, çağımızın görünmez salgını haline geldiğini belirten Çokaygil, "Hızla akan yaşam temposu, yüzeysel ilişkiler ve sürekli karşılaştırmalar, yalnızlığımızı derinleştiriyor. Sosyal medyada gördüğümüz mükemmel hayatlar, kendi hayatımızı eksik ve yetersiz hissetmemize yol açabiliyor. İnsanlar, gerçek duygularını paylaşmak yerine maskeler takıyor; bu da samimi ve güvenli ilişkilerin azalmasına sebep oluyor. Bu durum uzun süre devam ettiğinde kaygı, depresyon ve özgüven sorunlarını da beraberinde getirebiliyor" dedi. "Modern şehir yaşamı ve bireyselleşme yalnızlığı besliyor" Modern şehir yaşamı ve bireyselleşmenin de yalnızlığı beslediğine dikkat çeken Beste Çokaygil, "Komşuluk ilişkilerimiz zayıfladı, aile bağlarının önemi şehir hayatının karmaşasında kayboldu. İnsanlar artık kendi iç dünyalarıyla daha fazla baş başa kalıyor ve bu durum, hem psikolojik hem de fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor" diye konuştu. "Yalnızlık bedensel sağlığı da etkiliyor" Yalnızlığın yalnızca ruhsal değil, fiziksel sağlık üzerinde de etkili olduğuna değinen Çokaygil, "Uzun süreli yalnızlık hissi, stres hormonlarının artmasına neden olabilir. Bu durum bağışıklık sistemini zayıflatabilir, uyku düzenini bozabilir ve kronik yorgunluk hissine yol açabilir. Yani yalnızlık sadece bir duygu değil, tüm vücudu etkileyebilen bir durumdur" ifadelerini kullandı. "Dijital iletişim gerçek temasın yerini tutmuyor" Dijital iletişimin artmasının yüz yüze temasın yerini alamadığını belirten Çokaygil, "Ekran üzerinden kurulan iletişim hızlıdır ama duygusal derinlik açısından sınırlıdır. İnsan beyni göz teması, ses tonu ve beden dili gibi unsurlarla bağ kurar. Bunlar eksik olduğunda kişi kalabalıklar içinde bile kendini yalnız hissedebilir" şeklinde konuştu. "Yalnız hissetmek yalnız olmak anlamına gelmiyor" Yalnız hissetmenin yalnız olmak anlamına gelmediğini belirten Beste Çokaygil, "Kendimize zaman ayırmak, duygularımızı fark etmek ve anlamlı bağlantılar kurmak, yalnızlığı dönüştürmenin ilk adımıdır. Duygularınızı gözlemlemek ve kabul etmek, yalnızlığın olumsuz etkilerini azaltır. Arkadaşlarınızı sayıdan çok derinliğine göre değerlendirin. İçten bir sohbet, paylaşılan bir deneyim, yüzeysel mesajlaşmalardan çok daha iyidir. Bunun yanı sıra gönüllü katıldığınız aktiviteler, hobiler ve sosyal gruplar, aidiyet hissini artırır" diye kaydetti. "Kendinizle kurduğunuz bağı güçlendirin" Yalnızlığın modern yaşamın kaçınılmaz yan etkisi olduğunu söyleyen Çokaygil, "Farkında olarak, kendimizle ve başkalarıyla kurduğumuz bu bağları güçlendirerek, bu duyguyu yapıcı ve dönüştürücü bir deneyime çevirebiliriz" diye anlattı.
Kışlık çanta tercihinde "Su Geçirmezlik" ve "Hacim" ön planda
27 Ocak 2026 Salı - 09:56 Kışlık çanta tercihinde "Su Geçirmezlik" ve "Hacim" ön planda Eskişehir’de esnaf Fatma Aydın, kış aylarında tüketicilerin gösterişten ziyade rahatlık ve fonksiyonelliğe yöneldiğini belirterek, ıslanan deri çantaların kurutulma sürecinde yapılan hataların ürünlere zarar verdiği uyarısında bulundu. Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte çanta tercihlerinde dikiş kalitesi ve su geçirmezlik özelliğinin ilk sıraya yerleştiğini belirten Fatma Aydın, tüketicilerin yaz aylarına oranla kışın daha çok rahatlığa odaklandığını söyledi. Yazın daha gösterişli ve abiye modellerin ilgi gördüğünü ifade eden Aydın, kışın ise şemsiye ve su gibi ihtiyaçların taşınabilmesi amacıyla büyük hacimli çantaların satışlarının arttığını dile getirdi. Özellikle deri görünümlü ürünlerin kullanım ömrünü uzatmak için dikkat edilmesi gereken teknik detaylar olduğunu vurgulayan Aydın, ıslanan çantaların kurutulma sürecinde yapılan yanlış uygulamaların ürünlere geri dönülemez zararlar verdiğini kaydetti. "Kışın şıklık değil, rahatlık aranıyor" Tüketicilerin kış aylarındaki önceliklerine değinen Fatma Aydın, "Kışın aslında en çok çantanın dikişlerine, markasına, kalitesine ve su geçirmezlik özelliğine dikkat ediliyor. Yazdan farklı olarak daha çok rahatlık ön planda. Yazın gösterişli abiye grupları tercih edilirken, kışın kış şartlarına uygun, su geçirmeyen ve rahat ürünler talep görüyor. Ayrıca kışın insanlar daha büyük çantalar kullanıyor. İçine şemsiyesini, suyunu ve diğer ihtiyaçlarını koyabildikleri için büyük modeller, küçük bel çantalarının önüne geçiyor," dedi. "Islanan çantayı sakın peteğin yanına koymayın" Deri ve imitasyon çantaların kullanım ömrünü uzatmak için dikkat edilmesi gereken noktaları paylaşan Aydın, şu uyarılarda bulundu: "Deri çantalarda en çok dikkat edilmesi gereken konu; parfüm, kolonya gibi alkollü maddelerin temas etmemesidir. Bir diğer önemli konu ise kurutma yöntemi. Çanta ıslandığında ’Peteğin yanına koyayım, sıcak bir şeyin yanına koyayım’ düşüncesi ürüne ciddi zarar verir. Kesinlikle sıcak-soğuk teması bu kadar keskin olmamalı. Islanan çanta kendi haline bırakılarak kurutulmalı. Dışındaki ıslaklık ise sadece bir havlu yardımıyla alınmalı." "Yaz satışları daha hareketli" Mevsimsel satış grafiklerini de değerlendiren Aydın, "Tabii ki yaz aylarında daha çok satış oluyor. Gurbetçilerin ve turistlerin gelmesi piyasayı hareketlendiriyor. Ancak kış aylarında da satışlarımız yine iyi seviyede seyrediyor." ifadelerini kullandı.
Muhtardan ‘Kapalı Pazar’ isyanı: "Pazarcı cereyandan kaçıyor, halk mağdur oluyor"
27 Ocak 2026 Salı - 09:55 Muhtardan ‘Kapalı Pazar’ isyanı: "Pazarcı cereyandan kaçıyor, halk mağdur oluyor" Eskişehir’in Gündoğdu Mahallesindeki kapalı pazar yerinin üst kısmındaki açıklıklar nedeniyle yaşanan "cereyan" problemi esnaf ve vatandaşları isyan ettiriyor. Gündoğdu Mahalle Muhtarı Adem Karaman, Gündoğdu Mahallesinde bulunan kapalı pazar yerindeki fiziki eksikliklerin hem esnafı hem de mahalleliyi mağdur ettiğini belirtti. Soğuk hava ve rüzgar nedeniyle pazar yerinde durmakta güçlük çeken esnafın tezgâh açmaması, mahalle halkının taze ve ucuz sebze-meyveye ulaşmasını zorlaştırıyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Gündoğdu Mahalle Muhtarı Adem Karaman, Odunpazarı Belediyesi’ne ve yetkililere seslenerek pazar yerinin üst taraflarının kapatılmasını talep etti. "Pazarcılar ‘Halimiz ne olacak’ diye bana geliyor" Pazar yerindeki boş tezgâhlara dikkat çeken Muhtar Karaman, esnafın yaşadığı mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "Bugün pazarcı esnafının tamamının gelmediğini görüyoruz. Bunun sebebi yukarıdaki açıklıklardan kaynaklı. Pazarcılar cereyan altında kalıp üşüdükleri için bu pazarı tercih etmiyorlar. Odunpazarı Belediyesinden bu kapalı pazar yerinin yan ve üst taraflarının en kısa zamanda kapatılmasını önemle rica ediyoruz. Pazarcılarımız bize gelip çok rahatsız olduklarını, üşüdüklerini belirterek, ’Muhtarım ne olacak bizim halimiz!’ diyorlar. Gündoğdu Mahallesi muhtarı olarak pazarımızın genişlemesi, pazarcıların çoğalması hepimizin görevi olmalı." "Esnaf kaçarsa fiyatlar yükselir" Pazardaki esnaf sayısının azalmasının fiyatları doğrudan etkilediğini vurgulayan Karaman, "Pazarcıları kaçırmak değil, onlara sahip çıkmak gerekiyor. Pazarımız ne kadar çoğalırsa Salı pazarı veya Cuma pazarı gibi ucuz olur. Halkımız pazarımızı pahalı görerek başka mahallelerin pazarlarına gitmektedir. Gündoğdu Mahallesi’nin pazarına ve pazarcısına sahip çıkalım. Hep birlikte biz biriz, beraberiz; bunu birlikte çözebiliriz. Devlet büyüklerimizden, belediyelerimizden ve milletvekillerimizden yardım bekliyoruz" şeklinde konuştu. "Seçimden seçime hatırlanmak istemiyoruz" Gündoğdu’nun merkezi konumuna rağmen hak ettiği değeri görmediğini savunan Karaman, "Gündoğdu Mahallesi; sanayi ve Şehir Hastanesi’ne yakın, merkezi bir konumda olmasına rağmen Eskişehir’in en geri kalan mahallesi olmuştur. Mahalle halkı olarak bunun ceremesini çekiyoruz. Biz seçimden seçime hatırlanmak istemiyoruz. Milletvekilleri, belediyeler ve tüm kurumlar olarak hep birlikte Gündoğdu Mahallesi’nin önünü açalım" dedi.