Yerel Haberler
Eskişehir
26 Nisan 2026 Pazar - 13:16 Geleceğin öğretmenlerine "Ses Hijyeni Eğitimi" Anadolu Üniversitesi’nde öğrenci kulüplerince, "Öğretmen Olacağım, Peki Sesim Buna Hazır Mı?" başlıklı Ses Hijyeni semineri düzenlendi. Anadolu Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri Koordinatörlüğü’ne bağlı Anadolu Matematik Kulübü, Psikoloji ve Yaşam Kulübü ve Eğitim Fakültesi öğrenci topluluğu tarafından düzenlenen, "Öğretmen Olacağım, Peki Sesim Buna Hazır Mı?" başlıklı Ses Hijyeni semineri, Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Dünya Ses Günü kapsamında düzenlenen seminerde Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim elemanı Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz konuşmacı olarak yer aldı. Geleceğin öğretmen adaylarına meslek hayatlarında seslerini nasıl korumaları gerektiği ve doğru ses kullanımının incelikleri anlatıldı. "Sert boğaz temizleme sesi tetikliyor" Yanlış alışkanlıkların sesi nasıl etkilediğini anlatan Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz şu uyarılarda bulundu: "Sert boğaz temizleme davranışı aslında sesinizi doğrudan tetikleyen ve ona zarar veren bir alışkanlıktır. Yanlış alışkanlıkların ses telleriniz üzerindeki etkisini şöyle düşünebilirsiniz, öksürmek ya da o meşhur sert boğaz temizleme hareketini yapmak, ses kıvrımlarınız için aslında birer travmadır. Normal ve sağlıklı bir konuşma sırasında ses kıvrımları birbirine sakin ve yumuşak bir şekilde temas ederken siz öksürdüğünüzde veya o sert temizleme hareketini yaptığınızda, bu kıvrımlar bir anda birbirine çok sert bir biçimde çarpar. Bu mekanik çarpışmanın oluşturacağı tahrişi engellemek için çok basit ama etkili bir yöntem var. Bu rahatsız edici hissi gidermek için boğazınızı zorlamak yerine bir yudum su içmeyi veya sadece kuvvetlice yutkunmayı deneyin, bu sayede o bölgeyi tahriş etmeden doğal bir rahatlama sağlarsınız. Ayrıca yanlış nefes kullanımı ve kendimizi zorlayarak konuşmak larenks (gırtlak) kaslarını ekstra çalıştırarak nodül gibi iyi huylu lezyonların oluşmasına zemin hazırlar." "Gürültülü ortam, zorlu ses üretimi demektir" Gürültülü mekanların ses şiddeti üzerindeki etkisine değinen Arş. Gör. Dr. Nergiz, "Gürültülü bir ortamda konuşmak, otomatik olarak ses şiddetinizi artırmanız anlamına gelir. Bu da normal bir ses üretiminden çıkıp ‘zorlu bir ses üretimine’ geçmeniz demektir. Sesimizi korumak için kendimize şefkat göstermeli, kontrolsüz bağırmalardan ve sesimizi zorlayacak taklitlerden kaçınmalıyız. Gürültülü bir ortamda konuşmanın, ortamdaki ses perdesini aşmak adına kişinin kendi ses şiddetini otomatik ve istemsizce artırması anlamına gelir. Aynı zamanda bu durum, ses mekanizmasının biyolojik sınırlarını zorlayarak normal üretim sürecinden ‘zorlu bir ses üretimine’ geçilmesine neden olur. Zorlu ses üretimi sırasında ses kıvrımları birbirine normalden çok daha sert bir biçimde çarpmaktadır. Bu durum ses tellerinin doğal dalgalanma hareketini bozarak seste kabalaşma, çatallaşma ve boyun bölgesinde kronik ağrılara yol açabilmektedir" dedi. Seminer, katılımcıların merak ettikleri soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:22 Tanpınar’ın eseri psikoloji perspektifinden ele alındı Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından "Lambalar, Aynalar, Kadehler: Abdullah Efendi’nin Rüyaları" konulu seminer düzenlendi. "Edebiyat Fakültesi Seminerleri" kapsamında Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Klinik Psikolog Efe Deredam’ın yer aldığı seminere, Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aslı Aslan öncelikle olmak üzere akademisyenler katıldı. Seminerde Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Abdullah Efendi’nin Rüyaları adlı eserinden hareketle insan psikolojisi ele alındı. Tanpınar’ın insanın iç dünyasını ele alan bir yazar olduğunu vurgulayan Arş. Gör. Klinik Psikolog Efe Deredam, Abdullah Efendi karakteri üzerinden psikolojik çözümlemelerde bulundu. Eserde geçen "lambalar, aynalar ve kadehler" metaforları üzerinden insanın ruhsallığını değerlendiren Deredam lambaların "İd"i (alt benliği), kadehlerin "Ego"yu (benliği) ve aynaların ise "Süperego"yu (üst benliği) temsil ettiğini belirtti. Bu üçlü akışın sürekli etkileşim içinde olduğunu ifade eden Arş. Gör. Deredam, hikayede yaşanan çatışmaların benlik olarak ortaklara işaret edildiğini dile getirdi. "Ruhsallık denge eşi" Tanpınar’ın Abdullah Efendi’yi "Kendi içinde yaşama alışmış biri" olarak tanımladığını aktaran Arş. Gör. Deredam, karakterin içsel çatışmalarının eserinde adım adım ortaya çıktığını söyledi. Abdullah Efendi’nin toplumsal hayata girmekten çekindiğini ve bastırdığı ilgilerle mücadele ettiğini Deredam, bu durumun katı bir süperego baskısından kaynaklandığını ifade etti. Sigmund Freud’un"Yas ve Melankoli" metnine de değinen Deredam "Gölge egonun üzerine düşer" ifadesiyle benliğin kendi içinde çatıştığını vurguladı. Abdullah Efendi’nin gerçekliğin algısının zayıflığını ve rüyalarını gerçek olarak deneyimlemeye devam eden Arş. Gör. Klinik Psikolog Deredam, bunun benlik parçalılığı ve gerçeklik ilişkisinin kopmasına işaret ettiğini söyledi. Seminer, kadınların sorularının yanıtlandığı bölümün ardından sona erdi.
Bayramda Eskişehir’e turist akını
08 Nisan 2025 Salı - 17:06 Bayramda Eskişehir’e turist akını Şehir turizminin gözde kentlerinden Eskişehir, 9 günlük Ramazan Bayramı tatilinde turistlerin akınına uğradı. Başta tematik müzeler olmak üzere turistik merkezler, bot ve gondol turları 100 binden fazla misafiri Eskişehir’in güzellikleri ile buluşturdu. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin "Şehir Turizmi" hedefiyle başta müzeler ve tematik parklar olmak üzere hayata geçirdiği başarılı şehircilik projeleri, yerli ve yabancı turistlerin şehre olan ilgisini katlamaya devam ediyor. 2024 yılında 1 milyondan fazla turist ağırlayan ve son yıllarda önemli bir turizm destinasyonu olan Eskişehir, 9 güne çıkarılan Ramazan Bayramı tatili süresince de büyük ilgi gördü. 100 binden fazla ziyaretçi ağırlandı Bu kapsamda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne ait turistik merkezler, 9 günlük tatilde 100 binden fazla ziyaretçiyi ağırladı. Eskişehir’in değişim ve dönüşümüne hayran kaldıklarını ifade eden ziyaretçiler, Tarihi Odunpazarı Bölgesindeki tematik müzeler başta olmak üzere Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı ile burada bulunan turistik merkezler, Kentpark, Porsuk Çayı gondol ve bot turlarına yoğun ilgi gösterdi. 31 bin sanatsever Eskişehir’e geldi Özellikle Büyükşehir Belediyesi’nin Odunpazarı bölgesinde bulunan Sanat Sokağı, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi, Kurtuluş Müzesi, Cam Sanatları Müzesi, Eskişehir Hamam Müzesi, Kent Belleği Müzesi, İmren Erşen Oya Müzesi, Berna Türemen Kedi Sanat Evi ve Ali İsmail Türemen Mavi Sanat Evi ile Zühal Yorgancıoğlu Moda Tasarım Müzesi büyük ilgi görerek tatil süresince 31 bin 91 ziyaretçiyi ağırladı. Müzeler önünde kuyruklar oluşurken, ziyaretçiler bol bol fotoğraf çektirdiler. Ziyaretçilerin en yoğun olduğu diğer noktalar ise Kentpark ile Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı oldu. Tatil süresince Masal Şatosu 18 bin 880, Bilim Deney Merkezi 5 bin 513, Sabancı Uzay Evi 2 bin 138, Hayvanat Bahçesi ise 42 bin 719 ziyaretçiyi ağırladı. Gondol ve Esbot’a 10 binlerce kişi bindi Turistlerin vazgeçilmezi olan gondol ve bot turları da büyük ilgi gördü. Ziyaretçiler gondollara binmek için kuyruklar oluştururken, şehrin eşsiz manzarasını çektikleri fotoğraflarla ölümsüzleştirdiler. Bayram tatili boyunca 5 bin 208 kişi gondol, 5 bin 638 kişi de Esbot ile Porsuk Çayı’nda kent turu yaptı. Eskişehir’deki dönüşüme ve yeniliklere hayran kaldıklarını belirten ziyaretçiler ise tekrar şehri ziyaret etmeye geleceklerini belirttiler.
Özel eğitim programları Anadolu Üniversitesi koordinatörlüğünde maarif modeline uyarlanıyor
08 Nisan 2025 Salı - 15:37 Özel eğitim programları Anadolu Üniversitesi koordinatörlüğünde maarif modeline uyarlanıyor Millî Eğitim Bakanlığına bağlı özel eğitim anaokulları ve anasınıflarında uygulanan Türkiye’nin ilk ve tek Erken Çocukluk (0-36 ay) ve Okul Öncesi (37-78 ay) Özel Eğitim Programları ve Ders Kitapları Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İbrahim H. Diken ve Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Veysel Aksoy’un koordinatörlüğünde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne uyarlanıyor. Bu kapsamda toplamda 8 çalıştayın yapılacağı uyarlama çalışmaları programında 3. çalıştay Eskişehir Öğretmenevinde gerçekleştirildi. "Koordinatörlüğümüzde hazırladığımız programlar 7 yıldır alanda uygulanıyor" Düzenlenen Maarif Modeli hakkında bilgi veren Prof. Dr. İbrahim H. Diken şunları söyledi: "2018 yılında koordinatörlüğümüzde hazırladığımız programlar 7 yıldır alanda uygulanıyor. Öğretmenlerimizden gelen geri dönüşler temelinde programlarımızı daha pragmatik ve uygulanabilir olma yönünde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne uyarlıyoruz. Yeni programın başta özel çocuklarımız olmak üzere ailelere, öğretmenlerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum." "2025-2026 Eğitim ve Öğretim yılına yeni programlar ile gireceğiz" Doç. Dr. Veysel Aksoy ise "Çalışmalarımız son hızıyla ve uyumlu bir şekilde ilerliyor. Ekipte ülkenin dört bir tarafından öğretmenlerimiz ve alan uzmanlarımız yer alıyor. 2025-2026 eğitim ve öğretim yılına yeni programlar ile gireceğiz." dedi. Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İbrahim H. Diken ve Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Veysel Aksoy’un koordinatörlüğünde yürütülen çalışmanın ekibinde program geliştirme alanında Anadolu Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Derya Atik Kara, ölçme ve değerlendirme alanında Anadolu Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Başak Erdem Kara, motor gelişim alanında Gazi Üniversitesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Bülent Elbasan, Doç. Dr. Kamile Uzun Akkaya ve Anadolu Üniversitesi Öğretim Elemanı Arş. Gör. Tezcan Çavuşoğlu, zihinsel gelişim alanında Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Çelik Demirtaş ve Arş. Gör. Uğur Onur Günden, uyumsal beceriler alanında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gözde Tomris ve Kayseri Erciyes Üniversitesi Öğretim Elemanı Arş. Gör. Zekai Alper Alp, sosyal-duygusal gelişim alanında Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Toper ve Malatya İnönü Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Ahmet İlkhan Yetkin, dil gelişimi alanında Ankara Medipol Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Özge Sultan Balıkçı ve Maltepe Üniversitesi Öğretim Elemanı Arş. Gör. Yeşim Güneri ile birlikte Türkiye’nin farklı bölgelerinde özel eğitim anaokullarında çalışan öğretmenler yer alıyor.
Zayn’a rakip Eskişehir’den çıktı: 3 yaşındaki Atakan motosikletiyle pistlerin tozunu attırıyor
08 Nisan 2025 Salı - 10:37 Zayn’a rakip Eskişehir’den çıktı: 3 yaşındaki Atakan motosikletiyle pistlerin tozunu attırıyor Eskişehir’de yaşayan Samet Boyracı, 3 yaşındaki oğlu Atakan’a 1 buçuk yıldır minik motosiklet ile eğitimler verip çocuğunun, Kenan Sofuoğlu ve Toprak Razgatlıoğlu gibi milli sporcu olmasını amaçlıyor. Baba ve oğlun tek hayali ise örnek aldıkları Kenan Sofuoğlu ve oğlu Zayn ile tanışmak. Eskişehir’de yaşayan ve motosiklet kullanmayı çok seven 30 yaşındaki Samet Boyracı, bu hobisini ‘tutku’ olarak nitelendiriyor. Boyracı’nın, 3 yaşındaki oğlu Atakan Boyracı ise 1 buçuk yaşında denge bisikleti ile 2 tekere ilgi duymaya başladı. Atakan Boyracı, Kenan Sofuoğlu’nun oğlu Zayn Sofuoğlu’nun videolarını izleyerek ona hayranlık duyuyor. 1 buçuk yıldır denge ve normal bisikletle sürüş yapan Atakan’a babası, yaşına uygun motosiklet ile ekipman aldı. Atakan, babasının verdiği taktiklerle motosiklet sürmeyi öğrendi. Daha sonra 3 yaşındaki minik Atakan’a, Milli Eğitim Bakanlığı sertifikalı İleri Sürüş Eğitmeni Gürkan Güler, gönüllü olarak eğitim vermeye başladı. Gürkan Güler’in yanı sıra 222 Eskişehir Motosiklet Derneği, üyeleri de eğitim verilen parkura gelerek Atakan’la yakından ilgilendi. Baba ve oğlun hayali Kenan Sofuoğlu ve oğlu Zayn ile motosiklet kullanmak Kenan Sofuoğlu’nun oğlu Zayn Sofuoğlu’ndan 2 yaş küçük olan ve onun videolarını izleyerek motive olan Atakan, antrenmanlarını büyük bir hevesle sürdürüyor. Baba Samet Boyracı’nın en büyük hayali ise oğlunun motosiklet yarışçıları Kenan Sofuoğlu ve Toprak Razgatlıoğlu gibi Türk bayrağını dünya çapında düzenlenen yarışmalarda dalgalandırmak. Samet Boyracı ve oğlunun bir diğer hayali ise Kenan Sofuoğlu ve oğlu Zayn ile tanışıp, motosiklet kullanmak. Atakan Boyracı: "3 yaşındayım, motor sürmeyi çok seviyorum" Motosiklet tutkusu hakkında konuşan Atakan Boyracı, "3 yaşındayım, motor sürmeyi çok seviyorum. Zayn’in videolarını izliyorum. Ben de motora biniyorum, sürüyorum, sonra frene basıp önünü kaldırıyorum" dedi. Samet Boyracı: "Kendimce bir şeyler öğretmeye çalışıyorum" Atakan’ın motosiklete başlamasıyla alakalı bilgi veren baba Samet Boyracı, "Bizden bir hastalık olarak Atakan’a geçti. Atakan 1 buçuk yaşından itibaren denge bisikletiyle iki teker tutkusuna başladı. Sonra motosiklet aldım. Motosiklette de ilk gösterdiğimde ve ilk kullanışında gayet iyiydi. Hemen hemen 1 yıldır sürüş deneyimine devam ediyor. Eğitmen değilim ama kendimce bir şeyler öğretmeye çalışıyorum. En büyük hedefimiz Kenan Sofuoğlu gibi bayrağımızı dalgalandırması" ifadelerini kullandı. "Zayn ve Atakan’ı buluşturmak en büyük hedefimiz" Oğlunun milli motosiklet sürücüsü olması için eğitmek istediğini belirten Samet Boyracı, "Antrenmanlarda düştüğü çok oluyor. Hiç kızmıyorum, öncelikle destek oluyorum. Zayn’ın videolarını izletiyorum, onun da düştüğü videoları gösteriyorum; onu gördüğü zaman daha çok motive oluyor. Kendisi tam bir Zayn tutkunu. Özellikle motosiklet yarışlarını ve go-kart videolarını çok izliyor. Kenan abisini, Toprak abisini, Zayn abisini örnek alıyor olması benim için çok güzel bir şey. Zayn ile arasında 2 yaş var. Bir gün Allah nasip ederse Zayn ve Atakan’ı buluşturup, bir araya getirmek en büyük hedefimiz. Tabii ki Kenan Sofuoğlu’yla da tanışmak istiyoruz. Kendisinin dünya şampiyonasındaki bütün videolarını izledik" diye konuştu. Gürkan Güler: "Zayn’a rakip çıkarmayı düşünüyoruz" Atakan’a eğitim veren Milli Eğitim Bakanlığı sertifikalı İleri Sürüş Eğitmeni Gürkan Güler ise şöyle konuştu: "Atakan motosiklet sporlarına daha yatkın. 3 yaşında olması çok ilgimi çekti, sürüş videolarını da izledim, sonra bir şekilde babasına ulaştık. 222 Eskişehir Motosiklet Derneği olarak, Milli Eğitim Bakanlığı ve il müdürlüğümüzün destekleriyle Atakan’la ilgilenmeye karar verdik. Kenan Sofuoğlu’nun oğlu Zayn’a rakip çıkarmayı düşünüyoruz. Kendisine sesleniyoruz, ‘Eskişehir’den Atakan isminde bir kardeşin geliyor, pistleri onunla paylaşmanı istiyoruz.’ Tabii ki Samet Bey’e de çok teşekkür ediyoruz, söz veriyoruz ki Atakan çok başarılı olacak."
Ozon tedavisinin faydaları saymakla bitmiyor
08 Nisan 2025 Salı - 10:27 Ozon tedavisinin faydaları saymakla bitmiyor İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hasan Levent, ozon tedavisinin son 50-60 yıldır çeşitli sağlık sorunlarında güvenli bir şekilde kullanıldığını ve faydalarının saymakla bitmediğini söyledi. Eskişehir Fizyomer Terapia Estetica Denta Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hasan Levent, ozon tedavisi hakkında merak edilenlere açıklık getirdi. Tıbbi ozon tedavisinin başlangıçta tıbbi malzemeleri mikroplardan arındırmak, ayrıca enfeksiyonları önlemek ve iyileştirmek için kullanılmaya başlandığını hatırlatan Dr. Hasan Levent, ozon tedavisinin son 50-60 yıldır çeşitli sağlık sorunlarında güvenli bir şekilde kullanıldığını ifade etti. "Ozon, doku ve organların oksijenlenmesine yardımcı olur, iyileşmeyi destekler" Bahse konu tedavinin otoimmün hastalıklar ve kronik hastalıklar için kullanılabilecek doğal ve tamamlayıcı bir tıbbi tedavi yöntemi olduğunu aktaran Dr. Levent, "Araştırmalar, ozonun bağışıklık sistemini doğal olarak uyarıp çalıştırdığını göstermektedir. Ozon, doku ve organların oksijenlenmesine yardımcı olur, iyileşmeyi destekler. Ozon gazı, 3 oksijen atomundan oluşan bir oksijen şeklidir ve oksijenden 10 kat daha etkilidir. Ozon vücuda birkaç farklı şekilde uygulanabilir. Damar yoluyla, rektal (makat) ,vajinal, üretral yolla veya doğrudan kas içine ya da cilt altına uygulanabilir" dedi. "Hücrelerin oksijenlenmesine yardımcı olmaktadır" Ozon tedavisinin sağlık açısından çok fazla faydası olduğuna dikkat çeken Dr. Levent, bunların başında bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve oksijen metabolizmasını uyarması geldiğini kaydetti. Ozon tedavisinin bağışıklık sistemindeki hücre ve maddelerin üretiminde artış sağladığını belirten Dr. Levent ayrıca tedavinin oksijen taşıyan eritrositlerin (kırmızı kan hücreleri) glikoliz hızında bir artışa neden olarak, dokulara salınan oksijen miktarında artışa yol açtığını da vurguladı. Ozon tedavisinin diğer faydaları hakkında konuşan Dr. Levent, "Hücre oksijenasyonunu arttırır. Organ ve dokulara yeterli miktarda oksijen gitmemesine hipoksi diyoruz. Hipoksi tedavi edilmezse hücre ve doku ölümü meydana gelir. Ozon tedavisi vücuda daha kolay erişilebilir oksijen sağladığından, hücrelerin oksijenlenmesine yardımcı olmaktadır. Vücut detoksuna yardımcı olur" şeklinde konuştu. "Kan dolaşımını arttırarak ve mikropları öldürerek hayati bir rol oynamaktadır" Dr. Levent, çeşitli yollarla vücuda giren zehirlere ve ağır metallere maruz kalmaktan kaçınmanın neredeyse imkânsız hale geldiğini söyledi. Ozon tedavisinin metabolik zehirleri ve oksidatif maddeleri temizleyip vücut detoksuna yardımcı olduğunu ve genel sağlığı iyileştirdiğini vurgulayan Dr. Levent, sözlerine şöyle devam etti: "Mikropların etkisizleştirilmesi sağlar. Ozon tedavisi mikropların hücre zarının bütünlüğünü bozarak, üreme döngüsünü sonlandırır ve onların immün sistem hücreleri tarafından kolayca öldürülmesini sağlar. Ozon tedavisi, inflamasyonu azaltarak, fibromyalji, osteoartrit, eklem romatizması gibi ağrılı ve iltihaplı kas-iskelet sistemi hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur. Düzenli ozon tedavisi, kronik yaraların iyileşmesinde oksijenlenmeyi ve kan dolaşımını arttırarak ve mikropları öldürerek hayati bir rol oynamaktadır. Şeker hastalarının ayaklarında, damar dolaşım bozukluğuna bağlı gelişen enfekte yaraların tedavisinde başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Ozon tedavisi, cilt ve diğer doku hücrelerinin gençleşmesi için ihtiyacı olan yeterli oksijeni sağlamaktadır."
Eskişehir’in kültür mirasını dükkânında yaşatıyor
08 Nisan 2025 Salı - 09:51 Eskişehir’in kültür mirasını dükkânında yaşatıyor Odunpazarı’nda 12 yıldır Eskişehir’in kültürünü yaşatan Necdet Erduran, dükkânına gelen turistlere yöresel kıyafetleri cüz’i bir miktarda deneterek onlara farklı bir deneyim kazandırıyor. Eskişehir’in Odunpazarı ilçesinde şehrin gelenek göreneklerini tanıtmak için bir dükkân açan Necdet Erduran, kültürü yaşatmak için elinden geleni yaptığını belirtti. Dükkânın içini Eskişehir’in yöresel kıyafetleri ve eşyaları ile şekillendiren Erduran, turistlerin uğrak noktası olduğunu vurguladı. Eskişehir’e özgü yöresel kıyafetlerin cüz’i miktarda vatandaşlara denettiren Erduran, özellikle turistlerin talebinin çok olduğunu dile getirdi. Kıyafetleri giyip fotoğraf çekinen turistlerin mutlu olduğunu ifade eden Erduran, "12 yıldır bu dükkândayım. Burada Eskişehir kültürünü yaşatmaya çalışıyoruz. Eski kıyafetleri, eşyaları toplayıp burada turistlere sergiliyoruz. Aynı zamanda Eskişehir’in yöresel kıyafetlerini buraya gelen turistlere, müşterilere cüz’i miktar karşılığında denemelerine izin veriyoruz. Hem eğleniyorlar hem de eski gelenekleri görmüş oluyorlar. Talep oldukça fazla, çok beğeniyorlar. Kıyafetleri giyip fotoğraf çekiniyorlar, gelenler için güzel bir anı olmuş oluyor" diye konuştu. "Kültürü tanıtmak açısından bu tarz şeylerin daha çok yapılması lazım" Eskişehir’e turist olarak gelen Mizgin Yegen, kıyafetleri giyip arkadaşları ile anı biriktirdiğini söyledi. Kültürün tanıtılması için daha çok böyle şeylerin yapılmasını belirten Yegen, "Kıyafetler bizim yöremize de çok uzak değil, çok keyifli oldu. Arkadaşlarımla beraber anı biriktirdik, bunun için çok mutluyuz. Kültürü tanıtmak açısından bu tarz şeylerin daha çok yapılması lazım. Hem şehrin tanıtılması, hem de gelen turistler için faydalı olacağını düşünüyorum" dedi.