Yerel Haberler
Eskişehir
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:14 Anadolu Üniversitesinden Engelliler Haftasında engelsiz vizyon Mayıs 10-16 tarihleri arasında dünya genelinde eş zamanlı olarak kutlanan Engelliler Haftası, engelli bireylerin toplumsal yaşama eşit ve etkin katılımını desteklemeyi ve bu alanda farkındalık oluşturmayı amaçlayan önemli bir dönem olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda, Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi de özel eğitim alanındaki akademik birikimi ve kapsayıcı eğitim vizyonuyla dikkat çekiyor. Fakülte Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken, Engelliler Haftası nedeniyle yaptığı değerlendirmelerde engelliliğin yalnızca bireysel bir durum değil aynı zamanda toplumsal erişilebilirlik ve farkındalıkla doğrudan ilişkili bir konu olduğuna dikkat çekerek eğitimden istihdama kadar uzanan süreçte kritik çözüm alanlarına vurgu yaptı. Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil Diken engelli birey kavramını açıklayarak özel bireylerin de kendi içinde ikiye ayrıldığını şu sözlerle belirtti: "Engelli birey; doğum öncesi, doğum anı veya doğum sonrasında bireyin farklı nedenlerden kaynaklı olarak bilişsel, motor gelişimi veya dil ve konuşma dediğimiz iletişim, sosyal-duygusal gelişim alanında yaşadığı ve tipik gelişim, yani normalde toplumda yaşayan bireylerin deneyimlediği gelişimsel süreçlerde birtakım farklılıklar yaşayan bireylerdir. Bu farklılıkların da yaşam içerisinde eğitim gibi farklı ve diğer toplumsal ortamlarda düzenlemeleri zorunlu kılan bir durum olarak adlandırabiliriz. Bunun iki boyutu var. Birinci boyutu tipik gelişimden olumsuz anlamda etkilenme, özürlülük durumu. Yani zedelenme, zedelenmenin yetersizliğe dönmesi, yetersizliğin de engele dönmesi. Diğer boyutu da üstün zekâ, üstün yetenek boyutu." Toplumun neredeyse yarısı etkileniyor Türkiye’deki engelli bireylerin sayısına dikkat çeken Prof. Dr. Diken bu sayının dolaylı olarak daha da yüksek olduğunu şu ifadelerle anlattı: "Türkiye nüfusuna baktığınız zaman yaklaşık 10 milyon civarında bir engelli kitlesinden bahsediliyor. Bu bireylerin anne, baba ve en az bir kardeşini de ekleyince sayıyı dört ile çarpmamız gerekiyor. Böylece toplumda yaklaşık 40 milyonluk bir kitlenin bu durumdan doğrudan etkilendiğini görüyoruz. Bu da aslında nüfusumuzun yarısı demek." "Ciddi bir toplumsal farkındalık gerekiyor" Engelliliğin her an herkesin başına gelebileceğini ve bu durumun toplumsal bir sorumluluk olduğunu belirten Prof. Dr. İbrahim Halil Diken konuşmasına şöyle devam etti: "Herhangi bir kaza veya travma, normal işlevini sürdüren bireyi işlevsiz hale getirebiliyor belli alanlarda. Bu da ciddi bir toplumsal farkındalığı gerektiriyor. Yıllardır da 10-16 Mayıs haftası Engelliler Haftası adı altında bu gruba yönelik farkındalık, empati oluşturma çalışmaları yapılıyor. Biz, sağlıklı bireylerin de bu ihtiyaçlara sahip olabilecek duruma gelebileceğinin farkındalığını oluşturarak toplumsal yaşam kalitesine odaklanmaya yönelik etkinlikler düzenleneniyor." Öğretmenler kapsayıcı bir programla yetişiyor Anadolu Üniversitesinin öğretmen yetiştirme konusundaki vizyonuna dikkat çeken Prof. Dr. Diken kapsayıcılığa şöyle vurgu yaptı: "Biz Eğitim Fakültesi olarak alana, Türkiye’ye öğretmen yetiştiriyoruz. Bu öğretmenleri topluma kapsayıcı bakmaları açısından gerek programlarımızdaki dersler gerek yaptığımız etkinlikler ve çalışmalarla daha bilinçli, daha empati sahibi, çocuklara ve öğrencilere kapsayıcı bakan bireyler boyutunda hazırlamaya çalışıyoruz." Türkiye’de iki temel sorun öne çıkıyor Prof. Dr. Diken açıklamalarında özel eğitim alanındaki sorunlara da parmak bastı. Türkiye’de özel eğitim alanında çözüm bekleyen iki ana sorunu belirten Prof. Dr. Diken şunları söyledi: "Özellikle iki temel konu çok önemli Türkiye’de. Birincisi erken müdahaleye ilişkin; yani 0-6 yaşa yönelik özellikle bir modelimizin olmaması, bir sistem sorununun olması. Diğer önemli nokta da istihdam sorunu. Yani okulu bitirdikten sonra bu engelli topluma katkı, kendi üretkenliklerini gerçekleştirme bağlamında işe yerleştirme, iş bulma ve işte devam etme gibi iki temel konu büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor." Temel çaba daha bilinçli öğretmenler Anadolu Üniversitesinde yetişen geleceğin öğretmenlerine değinen Prof. Dr. Diken, üniversitedeki programların donanımlarını anlatırken "Programlarımızın içerisinde öğretmen adaylarımız için engelli bireyleri ve onların ailelerini daha iyi anlamak, eğitsel ihtiyaçlarını daha doğru karşılamak boyutunda derslerimiz, stajlarımız ve uygulama alanlarımız söz konusu. Dolayısıyla bunları yaparak aslında öğretmen adaylarımızı daha bilinçli, daha empati kuran, bireysel farklılıklara dikkat eden öğretmenler olarak yetiştirme çabası içerisindeyiz" dedi. "Teknoloji araç olursa işimiz kolaylaşır" Dijital araçlar ve yapay zekâ başta olmak üzere yaşanan teknolojik gelişmeler özel eğitim alanında da birçok yeniliğin kapısını aralıyor. Teknolojinin özel eğitimdeki yerini "araç" ve "amaç" dengesi üzerinden yorumlayan Prof. Dr. Diken şunları söyledi: "Teknoloji şu an hepimizin elinde olan bir araç. Bunu bir araç olarak kullandığınız zaman çocuğun veya bireyin bireysel ihtiyaçları temelinde o araçtan ne kadar üst düzeyde yararlanabilirsek o kadar sağlıklı olacak, işimiz kolaylaşacak. Bunu bir araç olarak, yaptığımız iş neyse o iş içerisinde yararlanabileceğimiz, bilimsel bilgiyi o araç üzerinden elde edip hayata geçirmemiz gereken bir durum olarak düşünüyorum." Aile ile iş birliği özel eğitimde kritik öneme sahip Özel eğitimde aile ile yapılan iş birliğinin çok kıymetli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Diken bu noktadaki ihtiyacın altını şöyle çizdi: "Aileyi merkeze almamız gerekiyor. Tüm dünyadaki en önemli paradigma değişimi de aile merkezli özel eğitim uygulamaları yani ailenin bizim odağımızda olduğu. Çocuğun aile içinde öğrendiğini düşünerek özellikle erken çocuklukta buna odaklanmak gerekiyor. Aileyle iş birliğinde sadece kâğıt üzerinde bir iş birliğine değil, onunla gerçekten var olan sorunlarına çözüm üretecek mekanizmaları oluşturacak süreçlere ihtiyaç var." Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Diken toplumdaki engelli kavramının aslında yine toplumun kendisi tarafından inşa edildiğini belirtti ve bu konuyu verdiği bir asansör örneği ile şöyle açıkladı: "Engelli terimini oluşturan şey aslında toplumun bireysel farklılıkları olan bireylere sunduğu imkânlarla ilişkili. Burada 3 kavramı açıklamak gerekiyor. Zedelenme yetersizliğe yol açıyor yetersizlik ise engele yol açabiliyor. Tekerlekli sandalyedesiniz, buraya geldiniz. Asansörümüz yoksa, binaya erişiminiz yoksa, sizin o tekerlekli sandalyede olmanız size bir engel teşkil etmiyor, bizim bu binayı size uygun hale getirmememizden kaynaklanıyor. Toplum tekerlekli sandalye ile sizin erişilebilirliğinize imkân vermiyorsa o zaman aslında sizin durumunuzu engelli hale getiren siz değilsiniz; toplum, devlet veya ilgili kurumlar ve yapılardır. Bu açıdan engellilik toplumsal bir durum." Anadolu Üniversitesi özel eğitimde öne çıkıyor Anadolu Üniversitesinin özel eğitim alanındaki başarılarına ve otoritesine vurguda bulunan Prof. Dr. Diken üniversitenin öne çıktığı noktaları şöyle belirtti: "Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesiyle, Eğitim Fakültesiyle, İÇEM’iyle, DİLKOM’uyla, ÜYEP’iyle, Engelliler Entegre Yüksekokulu, Engelliler Araştırma Enstitüsü ve diğer lisans programları ile kümülatif olarak toplumda bireysel farklılıkları ön planda tutan, bunu bir toplumsal hizmet olarak kendine şiar edinmiş bir üniversite. Bu bağlamda dezavantajlı bireylere sunulan hizmetler boyutunda YÖK’ün ilk Üstün Başarı Ödülü’nü Anadolu Üniversitesi, bu saydığım hizmetleri kümülatif olarak sunan bir yapı olarak kazandı." Engelliler Haftası ilham verici etkinliklerle geçecek Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında birçok ilham verici ve farkındalık odaklı etkinlik düzenleyecek. Prof. Dr. Diken ise düzenlenecek etkinlikleri şöyle müjdeledi: "5 gün süren bu haftada her güne bir etkinliğimiz var. Örneğin 11 Mayıs Pazartesi günü öğrenci yemekhanesinin önünde empati istasyonlarımız olacak, orada bir görme engellinin bakış açısıyla hayatı deneyimleyeceksiniz. Bir tekerlekli sandalye ile nasıl hareket edeceğinizi deneyimleyeceksiniz. Bu haftayı empati için tasarladık. Diğer günlerde de başarı hikâyeleri koymak istedik. Örneğin Cuma günü çok önemli bir etkinliğimiz var; kollarını küçüklükten kaybetmiş ve ağzıyla müthiş derecede resimler yapan Ressam Yusuf Akgün’ün hikâyesi ve resim sergisi. Amacımız bu toplumsal farkındalığı başarı hikâyeleriyle destekleyerek ortaya koymak."
10 Mayıs 2026 Pazar - 12:42 Barajın taşan suyu mahalle girişini kapattı, vatandaşın evine doldu Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi (ESKİ) idaresindeki Aşağı İçme Suyu Barajı taşarak mahallenin karayolunu kapattı, bazı evlerin bahçesi su ile doldu. Odunpazarı ilçesi Aşağı Ilıca Mahallesi’nde bulunan ve 2008 yılında yapımı tamamlanan Eskişehir Aşağı Ilıca İçme Suyu Barajı, yaklaşık 15 gün önce sağanak yağışlar sonrasında taştı. Taşan sular mahallenin girişinde bulunan karayolunu kapatırken, bir müstakil evin bahçesi yaklaşık 20 santimetre yüksekliğinde su ile doldu. Mahallelinin iddiasına göre yağışlar sonrası taşma ihtimaline karşı barajın sorumlusu Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki ESKİ (Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi) Genel Müdürlüğü’ne durum bildirilse de herhangi bir çalışma ya da önlem alınmadı. Mahalleli araçlarını girişte bırakarak dağdan tırmanarak evlerine ulaşmaya çalışıyor. Suyun bazı elektrik panoların yaklaşması ise olası tehlikeyi gözler önüne seriyor. "Yol kapandı, yukarıdan dağdan yayan giriyoruz" Evinin önü su ile dolan 70 yaşındaki Ali Önder, "6 senedir buradayım ama şu anda mağduruz. Her yerimize su girdi, evimize girmek üzere, bir karış daha yükselirse içeri girecek. Yetkililere ve herkese söyledik ama bir önlem alınmadı. Biz de bu ülkenin vatandaşıyız, neden kimse bir şey yapamıyor? Bir haftayı geçti durum böyle. Su yükselmeden önce yetkililere barajın kapaklarını açın yarın su yükselir buraya girer dedim, tamam önlem aldık dediler ama nerede önlem. Yol kapandı, yukarıdan dağdan yayan giriyoruz. Hanımım rahatsız, gelirken üç sefer düştü, kolu bacağı kırılsa ne yapacaktık? Burası su altında kaldı, komple. Belediye ve valiliğe gidip her şeyi söyledik ama Kırka’nın tarlasına su girer diye kapakları açtıklarını söylüyorlar. Bir daha yağmur yağarsa sular yine dolar, bu sefer evimiz komple yıkılır. Buranın yapılırken istimlakla bir ilgisi yok, patronun tapulu malı burası. Şu anda bodrum katı su doldu, evin altında kalmaktan korkuyoruz. Gece burada kalıyoruz ama aşağıda değirmen ve trafo var, yarın orası da suyla dolduğu zaman her yeri elektrik çarpacak" dedi.
Türkiye’nin teknolojik kalkınmasında öncü şehirlerden birisi Eskişehir oldu
18 Aralık 2024 Çarşamba - 14:38 Türkiye’nin teknolojik kalkınmasında öncü şehirlerden birisi Eskişehir oldu Ankara Sanayi Odası (ASO), ’İllerin Teknolojik Gelişmişlik Endeksi (ASO-İLTEK)’ raporunda Türkiye’nin teknolojik kalkınma potansiyelini ortaya koyan iller arasında Eskişehir’in 3’üncü olduğunu açıkladı. Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, raporun sonuçlarını değerlendirdi. Kesikbaş, "ASO-İLTEK Endeksi’nin Türkiye’nin teknolojik geleceğini şekillendiren bir yol haritası sunduğunu düşünüyorum. Eskişehir’in bu endekste Ankara ve İstanbul’un ardından 3’üncü sırada yer alması, şehrimizin sahip olduğu güçlü sanayi altyapısının ve teknolojik yetkinliğinin açık bir göstergesidir. Özellikle yüksek teknolojili ürün ihracatında Türkiye genelinde yüzde 3,77 olan oranın Eskişehir’de yüzde 30,23 olarak gerçekleşmesi, şehir olarak doğru stratejiler izlediğimizi gösteriyor" dedi. "Şehrin bu başarısı nitelikli iş gücü, güçlü sanayi kuruluşları ve yenilikçi projelere dayanıyor" ASO-İLTEK verilerine göre, Türkiye’nin yüksek teknolojili ürün ihracatının yüzde 87,1’inin İstanbul, Ankara ve Eskişehir tarafından gerçekleştirildiğini ifade eden Kesikbaş, "Eskişehir için yüksek teknolojili ürünlerin toplam mal ihracatındaki payı yüzde 30,23 gibi çarpıcı bir seviyede bulunuyor. Bu oran, Türkiye ortalamasının yaklaşık 8 katıdır. Şehrin bu başarısı nitelikli iş gücü, güçlü sanayi kuruluşları ve yenilikçi projelere dayanıyor. Eskişehir, teknolojiye dayalı sanayi üretimi ve Ar-Ge çalışmalarında sürekli gelişme kaydediyor. Üniversite-sanayi iş birliğine dayalı inovasyon ekosistemimiz, ihracatta rekabetçi bir yapıya sahip olmamızı sağlıyor" şeklinde konuştu. "Özel sektör ve akademi iş birliğini daha da güçlendireceğiz" Eskişehir’in teknolojik altyapısını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş, sözlerine şöyle devam etti: "Yeni nesil teknolojilere yatırım yapmaya devam edeceğiz. Girişimcilik ekosistemimizi güçlendirerek katma değeri yüksek, iklim dostu ürünler geliştirmeyi ve ihracatımızı artırmayı amaçlıyoruz. Eskişehir’in, ASO-İLTEK raporunda aldığı derece, şehrin ulusal ve uluslararası arenadaki rekabet gücünü artırma yolunda önemli bir motivasyon kaynağı olarak görülüyor. Şehrimizin başarı grafiğini daha yukarı taşımak için kamu, özel sektör ve akademi iş birliğini daha da güçlendireceğiz."
Sosyal Yaşam Merkezi özel bireylerin hayatına dokunuyor
18 Aralık 2024 Çarşamba - 14:37 Sosyal Yaşam Merkezi özel bireylerin hayatına dokunuyor Eskişehir’de Tepebaşı Belediyesi tarafından, zihinsel engelli bireylerin topluma dahil olması ve kendilerini geliştirmeleri için ’Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen çalışmalar sürüyor. Tepebaşı Belediyesi, Başkan Ahmet Ataç’ın önderliğinde engelli bireyler ve ailelerinin hayatlarına dokunan projelerine devam ediyor. Bu çerçevede, ’Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi’ yüzlerce özel bireye kapılarını açtı. 18-70 yaş arası özel bireylerin güvenle sosyal hayata katılmalarına katkı sunmak için 2009 yılından bu yana faaliyet gösteren merkezden bugüne kadar 275 kişi faydalandı. Sevgi dolu bir ortamda sanatın birçok dalında ücretsiz atölye eğitimleri alan ve Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı (EKPSS) için de hazırlanan özel bireyler, özgüvenli ve mutlu bireyler olarak hayata katılıyor. Merkezde bugüne kadar 4 özel birey EKPSS’yi kazanma başarısı gösterirken, 2 birey memur oldu ve 3 birey de özel sektörlerde istihdam edildi. Birçok eğitim imkanı sunulan merkezde sosyal hayata katılıyorlar Merkezden şu anda faydalanan 12 birey bulunurken; öğrenciler matematik, Türkçe ve genel kültür gibi dersler ile EKPSS için de hazırlanıyor. Öz bakım beceri eğitimi ile bireyler sosyal hayatta ötekileştirilmemeleri için destekleniyor. Merkezden yararlanan öğrenciler için uzman eğitmenler tarafından verilen eğitimler arasında günlük yaşam beceri eğitimi, sanat dersleri, resim, taş boyama, kumaş boyama, ahşap boyama, ahşap dağlama, geleneksel ve modern dokuma, mozaik gibi kurslar yer alıyor. Özel bireyler ayrıca atık materyallerden yeni dekoratif ürünler üretmeyi de öğreniyor. Tamamen ücretsiz olan merkezde eğitim alan özel bireylerin ulaşımları da eğitmen eşliğinde Tepebaşı Belediyesi tarafından karşılanıyor. Merkezden yararlanan bireyler ve aileleri de memnuniyetlerini ifade ederek Tepebaşı Belediyesi’ne teşekkür ediyor. "Burada hem sanat öğreniyorum hem de sınava hazırlanıyorum" Merkezden faydalanan bireyler arasından olan Engin Karatay, "Burada hem sanat öğreniyorum hem de sınava hazırlanıyorum. Bu merkezde matematiği sevdim. Burada resim de yapıyorum, farklı şeyler öğreniyorum. Burayı herkese öneririm. Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’a da teşekkür ediyorum. Burada vaktim çok iyi geçiyor. Matematik dersine giriyorum, resim yapıyorum. Burayı çok seviyorum. Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’a sevgilerimi sunuyorum" dedi. "Başkanımız Ahmet Ataç’a çok teşekkür ederim" EKPSS’ye hazırlık sürecinden bahseden Hilal Seydan ise, "Matematik ve Türkçe derslerine giriyorum, EKPSS’ye hazırlanıyorum. Bu merkezi çok seviyorum, buraya geldiğim için mutluyum. Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç’a çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
Başkan Kurt, Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi’nde kadınlarla buluştu
18 Aralık 2024 Çarşamba - 11:25 Başkan Kurt, Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi’nde kadınlarla buluştu Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Yenidoğan Mahallesi Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi’nde düzenlenen atölyelere katılan kadınlarla bir araya geldi. Yenidoğan Mahallesi Ayşe Tuba Arslan Halk Merkezi’nde düzenlenen buluşmaya ayrıca, Yenidoğan Mahalle Muhtarı Sabit Körpe de katıldı. Kadınların yoğun ilgi gösterdiği buluşmada Başkan Kurt, Odunpazarı Belediyesi’nin kadınların sosyal ve ekonomik hayatta daha aktif rol alabilmeleri için yürüttüğü projelerden bahsetti. Bu noktada Kurt, Halk Merkezi’nde düzenlenen çeşitli atölyelerin, kadınların el becerilerini geliştirmelerine ve ekonomik kazanç sağlamalarına katkıda bulunduğunu belirtti. Kurt, “Sizin bu buluşmaya yoğun katılımınız beni çok mutlu etti. İyi bir iş yapmışız. Biz hizmeti sizlerin ayağına getirdik. Hizmet kalıcıdır ve bu merkez de halka hizmet etmeye devam edecek. Halk Merkezlerimizde sadece kursa gidilir diye düşünmeyin. Burada çalışan arkadaşlarımız ile görüşüp uygun zamanları öğrenip gününüz varsa, toplantınız varsa veya yapmak istediğiniz etkinlikler varsa burada yapabilirsiniz. Kapımız size her zaman açık” ifadelerini kullandı. “Sizler ürettikçe toplumumuz daha da gelişecek ve güzelleşecek” Atölyelere katılan kadınlar da burada yapılan çalışmalardan ve sağlanan imkanlardan dolayı Başkan Kurt’a teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Başkan Kurt, kadınların ürettikçe güçleneceğini vurgulayarak, "Sizler ürettikçe toplumumuz daha da gelişecek ve güzelleşecek. Odunpazarı Belediyesi olarak her zaman yanınızdayız" şeklinde konuştu.