Yerel Haberler
Eskişehir
10 Mayıs 2026 Pazar - 17:38 Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce dünyası çalıştayda değerlendirildi Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından Edebiyat Fakültesi Konferans Salonunda "Edebiyat-Siyaset-Felsefe İlişkisi Kapsamında Koca Ragıp Paşa Çalıştayı"nın ilk oturumu gerçekleştirildi. 7-8 Mayıs tarihlerinde düzenlenen çalıştayın yürütücülüğünü Dr. Öğr. Üyesi Emrah Gülüm üstlenirken açılış konuşmasını Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar yaptı. Çalıştaya konuşmacı olarak Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Prof. Dr. Abdülkadir Erkal, Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ve Prof. Dr. Kamil Sarıtaş katılırken, akademik personel, öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci takip etti. Osmanlı düşünce ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliği, siyasal kimliği ve düşünce dünyasının disiplinler arası bir yaklaşımla değerlendirildiği çalıştayda, farklı akademik alanlardan isimler sunum gerçekleştirdi. "Marifet iltifata tabidir" Açılış konuşmasını yapan Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar, Koca Ragıp Paşa’nın devlet adamlığı ve edebi yönüne dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Koca Ragıp Paşa’yı konuşmak için bir araya geldik. Konuşmama Koca Ragıp Paşa’ya ait olduğunu düşündüğüm bir söz ile başlamak istiyorum: ‘Marifet iltifata tabidir.’ Emeğin, bilginin ve liyakatin değerini belki de bundan güzel anlatan bir söz yoktur. Bu sebeple bugün bu salonda olmamızı sağlayan, bu işte emeği geçen Emrah hocaya çok teşekkür ediyorum. Koca Ragıp Paşa bir sadrazam, bir diplomat, aynı zamanda hem devlet adamı hem sanatçı, şair ve önemli bir edebiyatçı olarak karşımızda duruyor." "Her işini usul ve suhuletle yapmıştır" Çalıştayın ilk konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Koca Ragıp Paşa’nın siyasi yönlerini ele aldı. Tulum, Paşa’nın siyasi hayatına çocukluk yıllarında başladığını belirterek, "Böyle bir alim üzerine konuşmak elbette çok zor. O, siyasi hayatına babasının yanında çocukluk yıllarında başlamış ve sadrazamlık mertebesine kadar yükselmiş önemli bir isimdir. Siyasi mizacını tanımlayacak olursak şunu görüyoruz; usul ve suhulet onun mizacında temayüz ediyor. Yani her işini usul ve suhuletle yapmıştır" dedi. "Devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşımıştır" Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ise, Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kazan Nas, paşanın şiirlerinde toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesinin önemli yer tuttuğunu belirterek, "Koca Ragıp Paşa’nın sanatını özgün kılan en önemli unsurlardan birisi onun devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşıyabilmesidir. Onun dizelerinde sadece bireysel duygular değil, toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesi de yer bulur" diye konuştu. "Kapıkulundan felsefeci olmaz anlayışı doğru değildir" Çalıştayda konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Sarıtaş, "Kapıkulundan felsefeci olmaz" anlayışını eleştirerek, Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce yapısına dikkat çekti. Sarıtaş, paşanın felsefe, tasavvuf ve kelamı birlikte ele alan bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Hamilik sistemi edebiyatın gelişiminde önemli rol oynadı" Açılış oturumunun son konuşmasını gerçekleştiren Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Erkal ise, Koca Ragıp Paşa’nın sanat hamiliği ve kültürel çevresine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erkal, 18. yüzyılda yetişen çok sayıdaki şairin arkasında hamilik sisteminin önemli bir etkisi olduğunu vurguladı. Çalıştayın öğleden sonraki oturumu edebiyat ve dil söyleşisiyle devam etti. Söyleşide gazeller, tematik şiir mecmuaları ve şiirlerdeki eleştiri unsurları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Çalıştay, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Eskişehirli resim sanatçısının "Dönüşüm" sergisi ziyaretçilerini bekliyor
17 Aralık 2024 Salı - 09:40 Eskişehirli resim sanatçısının "Dönüşüm" sergisi ziyaretçilerini bekliyor Ressam Elif Çelebi’nin ilk kişisel sergisi "Dönüşüm", Museum Kültür & Sanat’ta açıldı. Anadolu Üniversitesi Baskı Sanatları Bölümü mezunu olan Çelebi, çocukluğundan beri iç içe olduğu resim tutkusundan vazgeçmiyor. Uzun yıllar boyunca baskı teknikleriyle eserler ortaya çıkaran Çelebi, tek bir tekniğe bağlı almak yerine karışık teknikler kullanarak, sanat yolculuğunu sürdürüyor. Eserlerinde genellikle iç dünyasını yansıtan Çelebi, resimlerinde sıklıkla ’boşluk’ kavramını ele alıyor. Yıllar süren ödüllü sanat serüveninin ardından Çelebi, Eskişehirli sanatseverleri baskı tekniğiyle hazırladığı eserlerden oluşan ilk kişisel sergisinde buluşturdu. Daha önce katılmış olduğu birçok sergiden ödüllü eserlerle döndüğünü dile getiren Çelebi, ilk kişisel sergisini Eskişehir’de açmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyduğunu söyledi. Çelebi, sanat yolculuğuyla ilgili olarak "1994 yılında Eskişehir’de doğdum. Anadolu Üniversitesi Baskı Sanatları Bölümü mezunuyum. Genellikle gravür atölyesindeydim. Baskı resimle başlayan sanat yolculuğum karışık teknikte eserlere, daha sonra da yağlıboya tuvallere evrildi. Multidisipliner bir sanatçıyım. Tek bir teknikte ilerlemektense daha fazla tekniği birleştirerek eserler üretmek benim için çok daha verimli. Eserlerimde genellikle iç dünyamı yansıtmayı tercih ediyorum. ’Boşluk’ kavramı benim için her zaman önemli oldu. Küçüklüğümden beri Uzakdoğu sanatını çok takip ediyorum ve seviyorum. Çocukken hep kolajlarla uğraşırdım; sürekli dergileri karıştırarak kesip biçerdim. Onların tamamı aslında şu anki eserlerime yansıyor, şu an hepsinin bir birleşimini görüyoruz. Buradaki eserlerim özellikle Uzakdoğu sanatını betimleyen lekesel formların ve kolajların birleşimi" şeklinde konuştu. Bu sergi sanat eserlerimin dönüşümünü yansıtıyor Çelebi, sergisinin teması olan "Dönüşüm" kavramıyla ilgili düşüncelerini ise şu şekilde dile getirdi: "Aslında amacım tek bir alandan ilerlemek yerine bunu daha çok dönüştürmekti. ’Gravür ve baskı resmin dışına çıkarak daha neler üretebilirim?’ diyerek yola çıktım. Bu süreçte karışık teknikte eserler üretmeye başladım. Aslında bu sergi, sanat eserlerimin bir dönüşümünü yansıtıyor." Eskişehir’deki kültür sanat alanlarının giderek artmasını bekliyorum Eskişehir’in her zaman sanatla iç içe bir kent olduğundan bahseden Çelebi, "Eskişehirliyim ve her gittiğim yerde Eskişehir’in ne kadar sanatla iç içe olduğunu bir kez daha fark ediyorum. Her zaman bunun içerisindeydim ve zamanla Eskişehir’in kültür sanat anlamındaki değişimini ve gelişimini gözlemledikçe de ilk sergimi burada açmayı çok istedim. Bu vesileyle Eskişehir’deki kültür sanat alanlarının da giderek artmasını bekliyorum" ifadelerini kullandı. Çelebi’nin Dönüşüm sergisi, 3 Ocak’a kadar ziyaretçilerine açık olacak.
“Hukukta Kariyer Zirvesi” konferansı
16 Aralık 2024 Pazartesi - 16:56 “Hukukta Kariyer Zirvesi” konferansı Anadolu Üniversitesi Hukuk Akademisi Kulübü tarafından düzenlenen “Hukukta Kariyer Zirvesi” konferansı Öğrenci Merkezi Nasrettin Hoca Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansa Anayasa Mahkemesi Üyesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi Başkan Vekili Kenan Yaşar, Eskişehir Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekili İsa Tuncay, Eskişehir 1. Ağır Ceza Hakimi Tuğba Çelik, Eskişehir Barosu Çocuk Hakları İzleme Komisyon Başkanı Ayten Balaban, Eskişehir 4. Noteri Belkıs Akın ve Anadolu Üniversitesi Mali Hukuk Anabilim dalı Dr. Öğretim Üyesi Özge Mutlu başta olmak üzere çok sayıda öğrenci katılım gösterdi. Dekan Aygün: “İyi hukuk eğitimi ile iyi hukukçular yetiştirmeye çalışıyoruz” Konferansın açılış konuşmasında yapılacak sunumlara değinen Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mesut Aygün: “Hukuk Fakültelerinin hukukçu yetiştirme vazifesi var ama hukukçuların icra ettikleri meslekler bakımından hukukçulara özgülenmiş gibi görülen avukatlık, hakimlik, savcılık, noterlik gibi mesleklerin yanında bununla ilgili gerekli şartları sağladıktan sonra diğer meslekleri de yapabilme kudretine sahip olabilirler. Hukuk alanında, hukukla ilgili mesleklerde kariyer nasıl yapılır, bu noktada kıymetli katılımcılarımız sabah ve öğleden sonra olmak üzere sunumlarını yapacaklar. Fakültemiz 1993 yılında kuruldu 1997 yılında ilk mezunlarını verdi şu ana kadar toplam 5874 mezunumuz olduğunu görmekteyiz. Mezunlarımızın yaklaşık yüzde 74’ü serbest avukatlık mesleğini ifa etmekteler. Geri kalan kısmı da diğer meslek alanlarında dağılmakta, bunlara ilişkin istatistik birimimiz çalışmalarını yürütüyor. Nasıl iyi bir hukuk eğitimi verilir alanına odaklanmış durumdayız. Bu alanda bazı çalışmalar yapılıyor, nasıl nitelikli hukukçu yetiştirebiliriz diyerek programlarımızı iyileştirmeye çalışacağız.” şeklinde konuştu. AYM Üyesi Yaşar: “Mesleğiniz dışında deşarj olabileceğiniz alanlar bulun” Anayasa Mahkemesinin (AYM) yapısından ve yapılan görevlere değinen AYM Üyesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi Başkan Vekili Kenan Yaşar şu şekilde konuştu: “Hukuk, ekmeğinizi kazanacağınız bir alan, adaletin tesisi için uğraş alanınız olacaktır. Diğer taraftan da meslekten sıkıldığınızda veya mesleğin sorunlarından bunaldığınızda deşarj olabileceğiniz alanlar bulun. Kendi mesleğinizin dışında da yeteneklerinize göre edebiyat, spor, müzik gibi farklı alanlarda bir şeyler yapmaya çalışın ki mesleğin dışında bir nefes alabilesiniz. Anayasa Mahkemesi 1961 Anayasası ile birlikte kurulmuş ve bugüne kadar da görevleri genişletilerek devam etmiştir. 2017 Anayasa değişikliği ile 15 üyesi var. Bu 15 üyeden dört üye üst düzey yöneticiler, avukatlar, birinci sınıf hâkim-savcılar veya raportörler arasından, Cumhurbaşkanı tarafından direkt olarak atanabiliyor. Üç üye Yargıtay’dan, üç üye YÖK’ten öneri üzerine Yargıtay’da yapılan seçimler neticesinde Cumhurbaşkanına sunuluyor ve onlardan birini Cumhurbaşkanı seçmiş oluyor. YÖK yönetim kurulundan önerilen üç isimden biri, Danıştaydan iki kişi seçiliyor, o da aynı şekilde önerilmiş oluyor. Cumhurbaşkanı bunların içinden seçiyor. Sayıştay’dan iki kişi belirlenip meclis tarafından seçilmiş oluyor. Bir kişi de Baro Başkanları arasından seçiliyor.” Odunpazarı Kaymakamı Ulu: “Kaymakamlık mesleği orkestra şefliği gibidir” Eskişehir Odunpazarı Kaymakamı Ömer Ulu ise, “Kaymakamlık mesleği orkestra şefliği gibidir. Her enstrümanı çalan ve işini iyi yapan birer daire amiri vardır. İlçe kaymakamları o orkestranın uyumlu çalması, herhangi bir kulak tırmalayıcı ses çıkmaması için orada var olmuş meslektir. Esas olarak kaymakamlar ilçenin güvenliğinden, esenliğinden sorumludur. Kaymakamlık halkın gönlüne dokunabildiğiniz hayatını değiştirebileceğiniz mesleklerden biridir. Göreve geldiğinde toplumun hayatını değiştirebilecek, etkileyebilecek, onların yüreklerine dokunabilecek bir yetki ve görevi vardır. Yönetici nasıl olmalı sorusu kaymakamlık mesleğini ilgilendiren sorulardan birisidir. Devleti yönetecek kişilere sade ve mütevazı hayat güzeldir öğretisi öğretilmeli. Gelecek kaygısı ile bugünümüzü feda etmiş bir neslin çocuklarıyız ve bizler hayatımızda bu anı atlıyoruz. Yönetici zarif olmalı ve özgürlüklerin önünü açmak yöneticilerin özelliklerinden olmalı. Devletimizin en önemli özelliklerinden biri de şudur; çok iyi yetişmiş bir bürokrat kadrosu var dolayısıyla bu kesim özgürlüğün değerini bilmeli ve onun önünü açmalıdır.” dedi. Cumhuriyet Başsavcı Vekili Tuncay: “Savcılık devlet adına ceza davası açan kişidir” Savcılık mesleği ve savcılık stajı hakkında bilgi veren Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekili İsa Tuncay: “Savcılık devlet adına ceza davası açan kişidir. Suç haberi savcılığa ulaşmasına müteakip, savcılığa ihbar üzerine, şikâyet üzerine, kendiliğinden bizim suça müdahil olduğumuz alanlarda ulaşır ve asıl olan savcının kendisinin soruşturma yapmasıdır. Savcı sayımız yetersiz olduğu için soruşturmayı kolluk vasıtası ile yaparız. Savcının emrinde adli kolluk vardır, adli kolluk dediğimiz de büyük oranda emniyet, sonrasında jandarma, kısmen gümrük ya da orman muhafaza memurları, adli görevleri olan memurlar aracılığı ile yaparlar. Savcılık suç haberini aldıktan sonra delilleri toplayarak hakkında soruşturmayı neticelendirmek için bütün imkanlarını kullanır, eğer savcılık delilleri topladıktan sonra yeterli delil varsa kamu davası açar, delil yoksa takipsizlik kararı verir bunun somuncunda mahkemeye dava açıldıktan sonra Savcı, iddia makamı olarak mahkemede hazır bulunur. Savcılık bütün soruşturma işlemlerini kolluk aracılığıyla yapar. Savcılık mesleği Adalet Bakanlığı tarafından açılan sınavla başlanılan bir meslek. Savcılık stajı yeni uygulama ile üç yıla çıkarıldı. Hâkim ve savcı sınavı aynı, sınav ve sınava girdikten sonra adalet akademisinde hâkim ve savcılara ortak verilen eğitim sorasında tercih haklarının kadro durumunun müsaitlik durumuna göre, isteyen kendi mesleğini yapabiliyor.” 1.Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi Çelik: “Ağır Ceza Mahkemesi nitelikli bir mahkemedir” Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimi Tuğba Çelik ise konferansındaki konuşmasında şunlara değindi: “Ağır Ceza Mahkemesi bir başkan ve iki üye şeklinde duruşmalara çıkıyor, bazen yedek üyeler de olabiliyor. Başkanımız duruşmaları yönetiyor diğer iki üye de hem duruşmada bulunuyor hem de her üyenin oy hakkı var. Ağır Ceza Mahkemesi nitelikli bir mahkeme olduğu ve belli bir seviye üzerinde suçlara baktığı için üç hâkimin bulunması çok önemli. Ayrıca herkesin oyları eşit. Önümüze gelen dosyada farklı düşüncelere sahip olabiliyoruz çünkü hepimiz ayrı ve bağımsız olarak hakimlik görevini yapıyoruz. Bununla ilgili de kıdemsiz üyeden başlayarak herkes oyunu açıklamaya başlıyor, gelen davada başkanın görüşümüzü aldıktan sonra diğer üyeye dönüyor ancak uyuşmazlık olursa iki üyenin verdiği karar oy çokluğu ile çıkıyor. Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) ile avukatlık stajını başlatabiliyorsunuz. Sınav ilk defa bu sene yapıldı ve başarı oranı düşüktü. Bu sınavda başarılı olmayan arkadaşlar hakimlik-savcılık sınavına da giremeyecekler. Öğrencilerin 4. Sınıfta HMGS’ye bir yandan çalışması, bunun hazırlığını yapması gerekecek ki daha sonradan staja başlamada ya da hâkim, savcılık sınavına girmede bir zaman kaybı olmasın.” Konferans daha sonra ikinci oturumla devam etti. İkinci oturumda ise Eskişehir Barosu Çocuk Hakları İzleme Komisyon Başkanı Ayten Balaban, Eskişehir 4. Noterliğini yürüten Belkıs Akın ve Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mali Hukuk Anabilim dalı Dr. Öğr. Üyesi Özge Mutlu öğrencilerle bir araya gelerek meslekleri ile ilgili önemli ayrıntıları aktardı.
’Şair ve Yazar Ali Tude’yi Anma Paneli’
16 Aralık 2024 Pazartesi - 15:29 ’Şair ve Yazar Ali Tude’yi Anma Paneli’ Eskişehir’de, doğumunun 100’üncü yılında ’Şair ve Yazar Ali Tude’yi Anma Paneli’ Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Nasrettin Hoca Salonu’nda gerçekleştirildi. Panelin açılış konuşmaları Anadolu Üniversitesi Haydar Aliyev Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Burhan Sayılır, Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Cavid Aydın, TÜRKSOY Türk Dilli Topluluklarla İlişkiler Dairesi Başkanı Dr. Cavid Mövsümlü tarafından yapıldı. Programda, Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkan Yardımcısı, Şair ve Yazar Sayman Aruz ile Ali Tude’nin oğlu Natiq Cavazade, Ali Tude’nin edebi yönünü ve hayatını anlatmak üzere konuşma yaptı. Gerçekleştirilen panel programı, konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edilmesiyle sona erdi. "Yazar ve şairlerin bilinçlenmemiz noktasında büyük faydaları var" Anadolu Üniversitesi Haydar Aliyev Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Burhan Sayılır, panelin açılığında, "Bugün burada Ali Tude’yi ve şiirlerini anmak üzere toplandık. Geçmişte yaşanan acıların gelecek nesillere aktarılması gerekiyor. Bu noktada acı hayatın içinden gelen yazar ve şairlerin bizi yeni acılar yaşamamamız adına bilinçlendirme noktasında çok büyük faydaları var. Dolayısıyla bu etkinliğin de buna hizmet etmesini diliyorum" dedi. "Böyle etkinlikleri oldukça önemli buluyoruz" Toplum için önemli isimleri anma etkinliklerinin önemini vurgulayan Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Cavid Aydın, "Ne yazık ki Ali Tude gibi Türk dünyasına ışık tutan önemli şahsiyetleri tanıyamıyoruz, tanıtamıyoruz ve gelecek nesillere aktaramıyoruz. Biz Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği olarak bu amaçla faaliyet yürütüyoruz ve bu anlamda da böyle etkinlikleri oldukça önemli buluyoruz" şeklinde konuştu. "Hiç yorulmadan Türk dünyası adına çalışmamız şarttır" TÜRKSOY Türk Dilli Topluluklarla İlişkiler Dairesi Başkanı Dr. Cavid Mövsümlü ise, şunları söyledi: "Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı, Türk dünyasının ilk uluslararası teşkilatıdır ve 1993 yılından beri faaliyet göstermektedir. Türk kültürünü, tarihini, dilini, geleneğini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak misyonunu edinmiştir. Bu çerçevede, hiç yorulmadan Türk dünyası adına çalışmamız şarttır.” Panele Anadolu Üniversitesi Haydar Aliyev Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Burhan Sayılır, Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Uzm. Ecz. Cavid Aydın ve TÜRKSOY Türk Dilli Topluluklarla İlişkiler Dairesi Başkanı Dr. Cavid Mövsümlü başta olmak üzere yoğun katılım sağlandı.
Dubai çikolatasına esnaftan yerli rakip
16 Aralık 2024 Pazartesi - 15:15 Dubai çikolatasına esnaftan yerli rakip ESKİŞEHİR (İHA) – Eskişehir’de son dönemde popüler olan ve her çeşidi çokça talep gören Dubai çikolatasına, yerli bir alternatif olarak Dubai lokumu üretildi. İçerisinde kadayıf, Antep fıstığı ezmesi ve tahin bulunan Dubai çikolatası son dönemlerde oldukça popüler bir hale geldi. Özellikle sosyal medyanın etkisiyle hızla popülerlik kazanan Dubai çikolatası dünya genelinde olduğu gibi Eskişehir’de de ilgi görüyor. Müşterilerinin taleplerine yetişmeye gayret eden esnaf ise, ‘Dubai lokumu’ isimli yeni bir lezzet ortaya çıkartarak farklı bir çözüm yolu buldu. Dubai çikolatasının lezzetini lokum ile harmanlayan ürünün kilo ile yaklaşık 900 liraya satıldığı öğrenilirken, esnaf vatandaşın ilgisinin yoğun olduğunu açıkladı. İsmi popüler olduğu için insanlar da merak ediyor, almak istiyor Kuruyemişçi esnafı Kamuran Ünlü, müşterilerinin Dubai çikolatası tarzı ürünlere ilgi gösterdiğini söyledi. Ünlü, konuyla ilgili olarak, “Dubai çikolatasından sonra biz de şimdi Dubai lokumu yaptık. İçeriği Dubai çikolatasıyla aynı; kadayıf, tahin ve Antep fıstığı ezmesi. Ürünümüz şu anda çok talep görüyor. Zaten hemen hemen bütün çikolata firmaları şu dönemde ürün çıkartıyor. Tabii ki ismi popüler olduğu için insanlar da merak ediyor, almak istiyor. Onun dışında bence normal bir çikolata. Vatandaşın bir kısmı sürekli soruyor, bir kısmı da her yerde gördüğü için artık çok tepkili. Esnaf olarak Dubai çikolatası yüzünden ikiye bölünmüş durumdayız. Dubai lokumu belli bir kesime hitap ediyor. Şu an Dubai lokumunun kilosu 900 lira civarı. Dubai çikolatasında ise 100 gramlık paketler 200 lira bandında satılıyor, gramaja göre değişiyor. Tabii bunu belirleyen şey kesinlikle içindeki fıstık oranı” şeklinde konuştu.