Yerel Haberler
Eskişehir
Kurumsal hayatı bırakıp huzuru, açtığı deri atölyesinde buldu
02 Kasım 2025 Pazar - 11:19 Kurumsal hayatı bırakıp huzuru, açtığı deri atölyesinde buldu İstanbul’da lojistik sektöründe çalışırken kafa dağıtmak için başladığı deri işini meslek edinen Metin Taşkıran, 3 yıl önce taşındığı Eskişehir’de kurduğu atölyede sanatsal ürünler üretiyor. Eskişehir’de 40 yaşındaki deri ustası Metin Taşkıran, yaklaşık 10 yıl önce hobi olarak başladığı deri işini profesyonel bir kariyere dönüştürdü. İstanbul’da lojistik sektöründe uzun yıllar görev yapan 40 yaşındaki Usta, kurumsal kariyerini geride bırakarak tamamen farklı bir yola adım attı. Derilerden çanta, cüzdan ve saat kayışı gibi özgün ürünler üreten Taşkıran, el emeği ile sıfırdan bir ürünü ortaya çıkarmanın verdiği hazzı atölyesinde bularak, burayı bir iş yerinden çok, huzur dolu bir üretim alanı olarak görüyor. Usta, tasarımlarında kişisel ruh halini yansıtan asimetrik ve özgün yaklaşımları benimsiyor. "Özel üretim kişiyi sürüden ayırır" Seri üretim ile el yapımı özel butik üretim arasındaki farklara değinen Taşkıran, özel üretimin en büyük avantajının kişiyi "sürüden ayırması" olduğunu söyledi. Butik atölyelerde hazır kalıplarla çalışılmadığını belirten Taşkıran, "Kişiye özel üretim, tamamen kişinin kendi ihtiyacına ve zevkine göre bir tasarım yapma şansı tanır. Tasarım, renk ve boyut gibi tüm detayları müşteri kendisi belirlemiş oluyor. Seri üretimde bunu sağlamanız mümkün değil" dedi. Maliyet konusunda seri üretimin avantajlı olduğunu kabul eden Taşkıran, tercihin tamamen kullanıcının ne istediğiyle alakalı olduğunu kaydetti. "Deri, Türk kültüründe çok eskilere dayanır" Ham madde seçimi konusunda Türkiye’nin hem avantajları hem de dezavantajları olduğunu belirten Taşkıran, Türk kültüründe derinin çok uzun yıllardır kullanıldığını ve bu sayede ülkenin çeşitli yerlerinde kaliteli derilerin üretildiği tabakhaneler bulunduğunu dile getirdi. "Ülkemizin bu alandaki en büyük avantajı, derinin çok meşhur olduğu yerlerden daha ekonomik fiyatlara deri elde edebilmesidir" diyen usta, dezavantaj olarak ise zaman zaman üretim kalitesinde sorunlar yaşanabildiğini ve çeşitliliğin az olduğunu söyledi. Derinin kalitesinin tabaklanma yöntemlerine ve hangi üründe kullanılacağına göre değiştiğini vurguladı. "Doğru malzeme ve işçilik ile ölümsüz parçalar üretilebilir" El yapımı ürünlerde kullanılan tekniklerin ürünün ömrünü uzattığını ifade eden Taşkıran, el dikişinde kullanılan kalın, mumlu ve sağlam ipler sayesinde "ölümsüz" denilebilecek ürünlerin ortaya çıktığını belirtti. Endüstriyel üretimde kullanılan kumaş, astar, karton gibi ek dolgu malzemelerini butik üreticilerin geneli kullanmadığını aktaran Taşkıran, bunun sağlamlığa olan etkisini şöyle açıkladı: "Belki 100 yıl boyunca dayanacak bir deri çantanızın içindeki kumaş ya da fermuarlı bir parça 4-5 yıl içinde yıpranmaya başlıyor. El yapımı ürünler de bu ek malzemeleri kullanmayarak deri ölümsüz olur." Dericilik zanaatının geleceği Sektörün görünenden çok daha fazla usta barındırdığını, özellikle pandemi döneminde birçok kişinin hobi amaçlı bu işe başladığını söyleyen Metin Taşkıran, sektördeki en önemli sorunun maddi kaygılar olduğunu dile getirdi. "Genelde benim tanıdığım deri ustalarının neredeyse tamamının başka bir işi var. Ek iş olarak da deri yapıyorlar" diyerek finansal konfor alanını terk etme endişesine dikkat çekti. Taşkıran, zanaatın ölmemesi adına elinden geleni yaptığını belirterek, atölyesine gelen gençlere ve işi öğrenmek isteyenlere malzeme seçiminden işçiliğe kadar her konuda bilgi ve destek sağladığını sözlerine ekledi.
Türk Dili ve Kültürü Programı tanıtım etkinliği düzenlendi
01 Kasım 2025 Cumartesi - 15:46 Türk Dili ve Kültürü Programı tanıtım etkinliği düzenlendi Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi tarafından Türkçenin uluslararası düzeyde öğretilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla hayata geçirilen Türk Dili ve Kültürü Önlisans Programı’nın tanıtımı yapıldı. Tanıtım ve kutlama etkinliği, Anadolu Üniversitesi Öğrenci Merkezi Yunus Emre Salonu’nda gerçekleştirildi. Sunuculuğunu Nijerli öğrenci Mahaman Sani Zaharou’nun üstlendiği program, uluslararası öğrencilerin Türkçe ile kurdukları bağı anlattıkları ’Benim İçin Türkçe’ başlıklı kısa film gösterimiyle başladı. Açılış konuşmasını Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel gerçekleştirdi. "Anadolu Üniversitesi dünyanın önde gelen açıköğretim kurumlarından biridir" Türk Dili ve Kültürü Programı’nın Türkçeyi yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda kültürel bir değer olarak dünyaya tanıtmayı amaçladığını vurgulayan Rektör Prof. Dr. Adıgüzel, "Anadolu Üniversitesi, yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da önde gelen açıköğretim kurumlarından biridir. Açıköğretim Fakültesi bugün, 1 milyondan fazla öğrencisiyle Çin ve Hindistan’daki dev açıköğretim üniversitelerinden sonra dünyanın 3’üncü büyük üniversitesi konumundadır. Yarım asırlık bu birikimi artık daha fazla ülkeyle paylaşmak; Türkçenin ve Türk kültürünün küresel ölçekteki etkisini artırmak istiyoruz. Açıköğretim Fakültesi bünyesinde 28 ön lisans, 20 lisans programı ve bu yıl itibarıyla ’Türk Dili ve Kültürü’ programı dâhil olmak üzere toplam 49 program bulunuyor. Bu programlardan 4’ü İngilizce yürütülüyor. Ancak dil bariyerini aşan her öğrenci için Türkçe, diğer 48 programa açılan bir anahtar niteliğindedir. ’Türk Dili ve Kültürü Programı’nı, Yükseköğretim Kurulu onayıyla Türkçeye yönelik küresel ilgiyi akademik bir çerçeveye dönüştürmek amacıyla başlattık" dedi. "Türkiye, küresel hedefleri olan bir ülkedir" Rektör Adıgüzel, konuşmasının devamında, "Bu program bir dil kursu değildir. TÖMER gibi kurumlar Türkçenin öğretimine odaklanırken biz, Türk kültürüne dair algıyı derinleştirmeyi, farkındalığı artırmayı ve öğrencilerimizin mezuniyetlerinden sonra da Türkiye ile bağlarını sürdürmelerini hedefliyoruz. Uluslararası öğrencilere, kendi bölümlerini aksatmadan Açıköğretim Fakültesi üzerinden ’İkinci Üniversite’ çerçevesinde bu programa dahil olmalarını özellikle tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı. "Şu anda 117 farklı ülkeden 2 bin 955 uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapıyoruz" Türk Dili ve Kültürü Önlisans Programı’na kaydolacak öğrencilere tanınacak imkânlardan da bahseden Rektör Adıgüzel, şunları söyledi: "Bugün burada siz değerli uluslararası öğrencilere özel bir müjde vermek istiyorum. Her biriniz, kendi ülkenizden ‘Türk Dili ve Kültürü’ programına kayıt yaptıracak bir arkadaşınıza yüzde 100 burs imkânı sağlayabileceksiniz. Anadolu Üniversitesi olarak şu anda 117 farklı ülkeden 2 bin 955 uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapıyoruz. Bu oran, Türkiye ortalamasının çok üzerinde ve sizlerin katkısıyla her geçen gün artıyor. Türkiye’yi, Eskişehir’i ve üniversitemizi çevrenizdeki insanlara tanıtarak bu başarının büyümesinde çok önemli bir rol oynuyorsunuz. Bugün attığımız bu adım yalnızca bir başlangıç. Türk Dili ve Kültürü Programı’nı hep birlikte büyütecek, geliştirecek ve dünya çapında bir marka hâline getireceğiz." Kazak öğrencilerden geleneksel dans gösterisi Açılış konuşmasının ardından sahneye çıkan Naz Dans Grubu, Kazak öğrencilerden oluşan topluluk olarak sergiledikleri geleneksel dans gösterisiyle büyük beğeni topladı. Etkinliğin müzik bölümü, uluslararası öğrencilerin ve Anadolu Üniversitesi Halkbilim Araştırma Merkezi müzisyenlerinin kanun, ud, ney ve bağlama eşliğinde sahne aldığı konseri ile devam etti. Etkinlikte sahne alan öğrencilere teşekkür belgeleri, Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük tarafından takdim edildi. Etkinliğe müzikleriyle katkı sunan Halkbilim Araştırma Merkezi sanatçılarına da teşekkür belgeleri verildi. Program, toplu fotoğraf çekimi ve fuaye alanında düzenlenen ikramlı sohbet ile sona erdi. Katılımcılar, Türkçenin ve kültürün birleştirici gücü etrafında keyifli bir gün geçirdiler.
Eskişehir Valiliği dilencilere göz açtırmıyor
01 Kasım 2025 Cumartesi - 12:25 Eskişehir Valiliği dilencilere göz açtırmıyor Eskişehir Valiliği’nin dilenciliğin önlenmesine dönük çalışmaları kapsamında toplam 711 bin 66 TL idari para cezası uygulanırken, 214 bin 942 bin TL tutarındaki dilencilik gelirinin mülkiyeti kamuya geçirildi. Eskişehir Valiliği, ’Dilencilikle Mücadele Edilmesi Hakkındaki Genelge’nin uygulama sonuçlarıyla ilgili verileri açıkladı. Paylaşılan bilgiye göre, 1 Kasım 2023 - 31 Ekim 2025 tarihleri arasında 5 bin 22 uygulama yapıldı. Dilencilikle ilgili 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 447 ihbar geldi. Ekiplerce 708 şahsın dilencilik yaptığı, bunlardan 435’inin kadın, 199’unun erkek olduğu; 166’sının 18-25 yaş, 182’sinin 26-40 yaş, 185’inin 41-60 yaş, 101’inin ise 61 yaş ve üzeri olduğu belirlendi. 214 bin 942 bin TL tutarındaki dilencilik gelirinin mülkiyeti kamuya geçirildi Çalışmalar kapsamında 17 dilenci ihtar edilirken, toplam 604 adet ve 711 bin 66 TL idari para cezası uygulandı. Ekiplerce 111 dilenciye, birden fazla kez işlem yapıldı. Ele geçirilen 214 bin 942 bin TL tutarındaki dilencilik gelirinin mülkiyeti kamuya geçirildi. Dilencilerden 242’sinin sağlık taraması yapılırken, 17’si hastaneye sevk edildi. Yetkililer tarafından 345 hane ziyareti gerçekleştirildi. İl dışından 175 dilenci geldiği ekiplerce tespit edildi. Yapılan incelemelerin ardından 19 haneye ekonomik destek sağlandı. Müftülük tarafından 3 bin 66 kişinin yapılan çalışmalarla ilgili bilgilendirildiği belirtildi.
Vali Aksoy’dan ’Lösemili Çocuklar Haftası’ mesajı
01 Kasım 2025 Cumartesi - 12:07 Vali Aksoy’dan ’Lösemili Çocuklar Haftası’ mesajı ’Lösemili Çocuklar Haftası’ dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, "Bu özel hafta vesilesiyle lösemi hastalığı ve erken teşhisin önemi konusunda farkındalığın artmasını, kan ve kök hücre bağışı gibi hayati konularda duyarlılığımızın güçlenmesini temenni ediyorum" dedi. Vali Aksoy’un sosyal medya üzerinden yayımlamış olduğu mesajında, "Her yıl 2-8 Kasım tarihleri arasında kutlanan Lösemili Çocuklar Haftası, lösemi hastalığına karşı toplumsal farkındalığı artırmak ve bu hastalıkla mücadele eden çocuklarımıza manevi desteğimizi göstermek adına büyük önem taşımaktadır. Lösemi, uzun ve meşakkatli bir tedavi süreci gerektirse de, günümüz tıp imkanları ve en önemlisi yüksek moralle tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bu zorlu süreçte, minik bedenleriyle kocaman bir mücadele veren kahraman yavrularımızın ve onların fedakar ailelerinin en çok ihtiyaç duyduğu şey, toplum olarak göstereceğimiz sevgi, umut ve destektir. Bu özel hafta vesilesiyle lösemi hastalığı ve erken teşhisin önemi konusunda farkındalığın artmasını, kan ve kök hücre bağışı gibi hayati konularda duyarlılığımızın güçlenmesini temenni ediyorum. Bu duygularla lösemi tedavisi gören tüm çocuklarımıza acil şifalar diliyor, onlara ve kıymetli ailelerine sabır ve güç temenni ediyor, her zaman yanlarında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum" ifadeleri yer aldı.
Milletvekili Hatipoğlu: "Numan Kurtulmuş’a yönelik saldırgan ifadeleri kınıyorum"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 12:01 Milletvekili Hatipoğlu: "Numan Kurtulmuş’a yönelik saldırgan ifadeleri kınıyorum" İyi Partili Erhan Usta’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’a yönelik ifadeleriyle ilgili açıklamada bulunan AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, "Meclisimizin iradesini, geleneğini ve itibarını hedef alan bu üslup sadece Sayın Başkanımıza değil, milletin temsil makamına da yöneltilmiş açık bir saygısızlıktır" dedi. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda İyi Partililer ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş arasında gerilim yaşandı. İyi Partili Erhan Usta’nın, "PKK sevdanız nereden geliyor" demesi üzerine Başkan Kurtulmuş salonu terk etti. Olay siyasi isimlerin tepkisini çekerken, Milletvekili Nebi Hatipoğlu konuyla ilgili açıklamada bulundu. Hatipoğlu’nun açıklamasında, "Yüce Meclisimizin vakarına yakışmayan, Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’a yönelik saldırgan ve seviyesiz ifadeleri şiddetle kınıyorum. Meclisimizin iradesini, geleneğini ve itibarını hedef alan bu üslup sadece Sayın Başkanımıza değil, milletin temsil makamına da yöneltilmiş açık bir saygısızlıktır. Demokratik zeminde söz söyleyemeyenlerin, hakareti siyaset zanneden bu anlayışı milli iradeye zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Meclis kısır kavgaların değil, milletin sözüyle şekillenen yüksek bir kurumdur. Bu gerçeği hazmedemeyenlerin her cümlesi, aslında milletin değerlerine yönelmiş bir saldırıdır" ifadeleri yer aldı.