Yerel Haberler
Eskişehir
07 Ocak 2026 Çarşamba - 16:31 Doç. Dr. Emre Saygın, Venezuela’da yaşananları değerlendirdi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ESOGÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Emre Saygın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırması ile ilgili, "Adeta soğuk savaş günlerine geri döner gibiyiz" değerlendirmesi yaptı. Venezuela gündemini ve ABD’nin Maduro’yu kaçırmasını değerlendiren Saygın, operasyonun kamuoyuna iyi kurgulanmış bir askeri hamle olarak sunulduğunu ifade etti. Doç. Dr. Saygın, söz konusu müdahalenin etkileri ve sonuçları bakımından çok yönlü ve çok katmanlı bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekti. Operasyonun 2026 yılının ilk günlerinde gerçekleşmesinin manidar olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Saygın, ABD iç siyasetinde Başkan Trump’ı zorlayan dava ve suçlamaların yoğunlaştığı bir dönemde böyle bir hamlenin küresel ekonomi politiği sarsabilecek etkiler doğurabileceğini ifade etti. Doç. Dr. Saygın, bugünlerde yaşananların 2011 yılından beri olgunlaştırılan bir süreç olduğunu da ekledi. Doç. Dr. Emre Saygın değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Olayın perde arkasındaki nedenler aslında küresel güç dengelerine işaret ediyor. Burada ABD’nin Monroe Doktrini Trump’la beraber ilk harfi değişerek Donroe Doktrini, yani Trump’ın bir takım eklemeler yaparak geliştirdiği Donroe Doktrini ön plana çıkıyor. Bu bağlamda yakın dönemde çıkmış, yenilenmiş, güncellenmiş bir Amerikan Ulusal Güvenlik strateji söz konusu. Bu strateji doğrultusunda adeta soğuk savaş günlerine biraz daha geri döner gibiyiz. Bu ne demek? ABD’nin bölgedeki ya da kıtadaki ya da batı bloğundaki diyelim eski tabirle abi ya da hami rolünü tekrar üstlenmesi. Dolayısıyla da buradaki hami rolünü güçlendirecek şekilde elindeki sert güç unsurlarını daha çok müdahaleci biçimde devreye sokması söz konusu. İkincisi olayın petrole bakan tarafı var. Şöyle ki 2010’lu yıllara kadar dünyada kanıtlanmış en büyük petrol rezervleri Suudi Arabistan’a aitti. Ancak yeni yapılan keşiflerle Venezuela dünyada kanıtlanmış petrol rezervleri bakımından en yüksek hacimli rezervlere sahip ülke oldu. Dolayısıyla Venezuela’ya müdahale aynı zamanda petrol kaynaklarına müdahale ve Amerikan şirketlerinin buradaki hegemonyasını tekrar tahkim edilmesini beraberinde getiriyor. Dolayısıyla burada Venezuela petrol gündeminden ve bunun bir devamı olarak Danimarka’nın, Grönland’ın ilhakı ve oradaki nadir toprak altı elementlerini elde etme gündemi üzerinden durumu ABD’nin aslında enerji ticaretinin dolar üzerinden yapılmasını sağlayacak imtiyazlı bir alan oluşturma gayreti olarak görebiliriz. Dolayısıyla biraz da küresel ekonomi politik çerçevede okunabilir." Doç. Dr. Emre Saygın, bu operasyonda aslında ABD-Çin rekabetinin yansımalarının da kısmen görüldüğünü belirterek, "Çin’in ticaret hacminde Latin Amerika büyük bir yer tutuyor. Dolayısıyla Amerikan ana karasını tehdit eden yakın hinterlantta Çin etkisinin kırılması, Rusya’nın verdiği askeri destekle beraber bölge ülkelerinin ABD’ye karşı pozisyon almalarının engellenmesi bakımından da bu operasyon aslında ABD’nin sert gücünü tekrar Latin Amerika’da kullanıp Çin’e ve Rusya’ya bir mesaj vermesi olarak da okunabilir. Bildiğimiz gibi Avrupa’da Rusya ile Ukrayna arasındaki savaştan kaynaklı bir güvenlik boşluğu ya da istikrarsızlık durumu söz konusu. Avrupa Birliği savunma harcamalarına bütçeler içinde çok fazla yer vermeyen ülkelerden oluşuyor. Trump’ın da zaten Avrupa’ya yönelttiği en büyük eleştiri buydu. Amerika’nın enerjisini, gücünü, ilgisini, odağını Latin Amerika’ya kaydırması ve dolayısıyla Pasifik üzerinden Asya’ya kaydırması aslında Avrupa ülkelerinin Rusya’yla baş başa kalmasını getiriyor. Dolayısıyla bu Avrupa açısından da ontolojik bir problem ortaya çıkarıyor. Yani varoluşsal bir problem yaşayacaklar ve tarih boyu aradıkları bütünleşme hamlesine 2. Dünya Savaşı’ndan sonra başlamışken bugün tekrar bunu belki de dağıtmak veya tahkim ederek, üzerine koyarak daha da kuvvetlendirmek yoluna gidecekler. Ancak ilk ihtimal biraz daha ön planda gibi görünüyor" dedi. Mevzunun Türkiye’yi nasıl ilgilendirdiği konusunda ise Doç. Dr. Emre Saygın, şunları kaydetti: "Türkiye geleneksel dış politikası itibariyle bölgesinde bir istikrarsızlık olsun istemiyor. Bölgesel istikrarsızlığın kaynağı olmayı da istemiyor. Dolayısıyla özellikle Cumhurbaşkanımız ile ABD Başkanı Trump arasındaki lider diplomasinin son dönemdeki güçlü trendi ve burada Türkiye’nin bölge dengeleri üzerindeki etkisinin kavranabilmiş olması Türkiye’yi güçlü bir konuma sürüklüyor. Öyle ki Türkiye burada ABD’nin ilgisini Pasifik’e kaydığı bir durumda, Orta Doğu’daki dengelerde belirli bir aktör olarak rol alabiliyor. Bölgesel statükonun sarsılması durumunda ise Türkiye kendi menfaatleri doğrultusunda hedefe yürüyebilme kapasitesi olan bir ülke. Burada da bir yönetim değişikliği potansiyelini olabileceğini varsayıyoruz. Dolayısıyla burada Türkiye’nin pozisyonu komşusu olan İran’ın bir istikrarsızlığa sürüklenmemesi yönünde. Ancak böyle bir durumda Türkiye’nin de yine bölgesel pozisyonunu takip edeceği yani bölgede 1979 devriminden sonra İran’ın bölgedeki yayılmacı doktrinini frenleyecek mekanizmaları daha kuvvetli bir şekilde devreye alabileceğini öngörebiliriz. Dolayısıyla kısaca toparlayacak olursak bu müdahale aslında göründüğünden daha büyük küresel etkileri olabilecek. Uluslararası sistemi soğuk savaş dönemindeki güç rekabetine geri döndürecek. Ancak büyük güçlerin rekabetinin komşu küçük ülkeler üzerindeki vekalet savaşları, hatta yeni tabirle vekalet operasyonları üzerinden yüklenebileceği bir döneme evrilmek üzere olduğumuzu söyleyebiliriz."
Bu kaydırak kazaya davetiye çıkarıyor
04 Kasım 2025 Salı - 10:20 Bu kaydırak kazaya davetiye çıkarıyor Eskişehir’de bulunan TOKİ Ihlamurkent 1. Etap Konutları’nda yönetici olan Azmi Sert, çocuk parkındaki eskiyen oyuncaklar ve yaşadıkları noktanın yakınındaki sokaktaki toprak kayması problemi ile ilgilenilmesini istediklerini belirtti. Sert, "17 senelik oturaklar ve park bakımı için belediyeye 2-3 kez dilekçe verdim, ama sonuç alamadım" dedi. Odunpazarı ilçesi Ihlamurkent Mahallesi’ndeki Sezay Sokak üzerinde bulunan konutlardaki Çocuk Parkı’ndaki bir kaydırağın bitimindeki korkuluğa benzer yere çakılmış gibi görülen demir, çocukların oyuncaktan kayması durumunda yaralanmaya sebep olabileceği belirtiliyor. Konuyla alakalı konuşan yönetici olan Azmi Sert, bahse konu parktaki oturma banklarının tahtalarının kırıldığını söyleyen Sert, yaşadıkları noktanın üst kısmında kalan Gökçeada Sokakta 2009 yılında Odunpazarı Belediyesi tarafından dikilen korkulukların eğim verdiği ve toprağın yavaş yavaş kaydığına değindi. Belediyenin daha çok bu noktaya hizmet götürmesi gerektiğini söyleyen Azmi Sert, komşularıyla birlikte oldukça mağdur olduklarını iddia etti. "Belediyeden oyuncak, park desteği istedik ama hiçbir şey yapılmadı" Konuyla Azmi Sert, "TOKİ’den devralınırken alınmış, o zamandan beri bu park burada var. Bakın, oturaklarımızı görüyorsunuz değil mi? Onları ben boyadım, yaptırdım. Yarısını da yeni aldık, ama yine çürüdü. Belediye bizimle ilgilenmiyor, imkan da vermiyor. Site içi olduğu için hiçbir destek vermiyor. Ama orada tabelada Sezayi Sokak, Gökçeada Sokak yazıyor. Yani biz de bu mahalleye bağlıyız. Çocukların herhangi bir şey görmemesi, zarar görmemesi için buradaki kaydırağı kestireceğim. Tabii bunu da tek başıma değil, yönetici arkadaşlarla birlikte karar alarak yapıyoruz. Yani ne yapılacaksa hep karar alarak yapıyoruz. Belediyeden oyuncak, park desteği istedik ama site içi olduğu gerekçesiyle hiçbir şey yapılmadı. Aslında parklardan belediye sorumlu biliyorsunuz ama bize destek verilmedi. Biz bu parkı yenilemeyi, yeni sipariş vermeyi düşünüyorduk ama nasıl olacak bilmiyoruz. Şimdilik sadece çocuklara zarar vermemesi için kaydırağı keselim dedik. Zaten son demlerini yaşıyor; 15-16, hatta 17 senelik bunlar. İki-üç kez dilekçe verdim oturaklar ve park bakımı için. Arada bir gelip bir şeyleri değiştiriyorlar, o da yılda bir kere. Ama şu an hiçbir hizmet yok. Belediyeden ister miyim? Tabii ki isterim" dedi. "Kendi imkanlarımızla bir yere kadar yapabiliyoruz" Atıl kalmış park ve sokakların Eskişehir’e yakışmadığını söyleyen Sert, "Çünkü bizim çocuklarımız buna layık değil. Temizliğini, düzenini biz yaparız, önemli değil. Ama bu park aletlerine biz bir şey yapamıyoruz. Yenilenirse çok iyi olur. Biz Odunpazarı Belediyesi’ne bağlıyız ama şu anda hiçbir hizmet alamıyoruz. Hadi bu sene ekonomik sıkıntılar var, kabul. Zaten her belediyenin sıkıntısı var ama buradaki durum çok daha ciddi. Çocukların durumu ayrı sıkıntılı, yol durumu da öyle. Buradan iki araba yan yana geçemiyor. İtfaiye gelse geçemez. Birisi arabasını bırakıyor, sahibi bulunmuyor. Rogar kapakları da tehlikeli, eğer onları da çekip gösterebilirseniz iyi olur. Bu sokakta arabalar çarpışıyor, kazalar oluyor. Bunların hepsi tazelenirse, çocuklarımızın geleceği açısından çok daha iyi olur. Biz kendi imkanlarımızla bir yere kadar yapabiliyoruz, daha fazlası olmuyor" diye konuştu.
Beylikova Belediyesi hububat ekimine başladı
04 Kasım 2025 Salı - 10:19 Beylikova Belediyesi hububat ekimine başladı Eskişehir Beylikova Belediyesi, ilçede tarımsal üretimi geliştirmek ve sürdürülebilir tarımı desteklemek amacıyla hububat ekim çalışmalarına başladı. Ekim öncesinde yapılan hazırlık sürecinde, ilçenin farklı bölgelerinden alınan numunelerle 25 ayrı noktada toprak analizi gerçekleştirildi. Analiz sonuçlarına göre toprak yapısına en uygun tohum ve taban gübresi seçilerek verimliliği artırmaya yönelik planlama yapıldı. Belediyeye ve kooperatife ait 4 traktör ile 1 kamyonun görev aldığı ekim çalışmaları, geniş bir ekibin sahadaki özverili çalışmalarıyla sürdürülüyor. Beylikova Belediyesi, bu üretim faaliyetleriyle birlikte hem belediye arazilerinin etkin kullanımını hem de yerel ekonomiye katkı sağlayacak bir üretim modelini hedefliyor. "İlçemize değer katmaya devam ediyoruz" Beylikova Belediye Başkanı Hakan Karabacak, yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Beylikova Belediyesi olarak yalnızca altyapı ve sosyal hizmetlerle değil, tarımsal üretimle de ilçemize değer katmaya devam ediyoruz. Bugün, tarıma ayırdığımız yüzölçüm bakımından Türkiye’nin birinci belediyesi olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu konumumuzu daha da güçlendirmek için her ekim döneminde bilimsel verilere dayalı üretim planlaması yapıyoruz. Bu yıl hububat ekiminde toprak analizlerinden elde ettiğimiz sonuçlara göre, en uygun tohum ve gübreleri tercih ettik. Amacımız hem verimi artırmak hem de sürdürülebilir üretim anlayışını belediye bünyesinde kalıcı hale getirmek. Elde edeceğimiz ürünler, ilçemizin tarımsal kalkınmasına doğrudan katkı sağlayacak. Emeği geçen tüm belediye personelimize, kooperatif çalışanlarımıza ve sahadaki ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum." Beylikova Belediyesi, yıl boyunca farklı ürün gruplarında gerçekleştirdiği üretim faaliyetleriyle yerel kalkınma, gıda güvenliği ve kırsal istihdamın artırılması yönünde örnek bir model oluşturmayı hedefliyor.
Havaların soğuması ile vatandaşların kışlık ayakkabı telaşı başladı
04 Kasım 2025 Salı - 10:14 Havaların soğuması ile vatandaşların kışlık ayakkabı telaşı başladı Soğuk havaların gelmesiyle vatandaşların kışlık ayakkabı telaşı başladı. Tamirci esnafı, her ayakkabının tamir edilebileceğini ve maliyetin 500 TL’yi geçmediğini belirtti. Havaların soğumasıyla birlikte vatandaşlar kışlık ayakkabılara yöneldi. Kimileri yeni ayakkabılar almayı tercih ederken, kimileri ise eskilerini tamir ettirmeyi seçti. Bu durum Eskişehir Sıcaksular Çarşısı’ndaki ayakkabı tamircilerinin işlerini hareketlendirdi. En pahalı tamirin bile 500 TL’yi geçmediğini belirten Eskişehir’de ayakkabı tamircisi Nurettin Kara, prensip olarak tamir edilemeyecek ayakkabı olmadığını söyledi. "Onarılmayacak ayakkabı yoktur" Prensip olarak onarılmayacak ayakkabı olmadığını belirten Kara, "Sadece çok eskimiş, malzemesi çürümüş, yatık ayakkabıyı toparlayamazsınız. Onun dışında her ayakkabı hayata döndürülebilir. Bazen müşteri ’Beş sene önce aldım ama yeni giydim’ diyor ama o ayakkabı beklemiş oluyor. Yine de elimizden geleni yaparız. En baba tamirin maliyeti bile 400-500 lirayı geçmez. Bu da yeni bir ayakkabı fiyatının çok altında kalıyor" şeklinde konuştu. "En kötü günde 15-20 ayakkabı tamir ediyorum" Mesleğe olan talebin devam ettiğini ifade eden Nurettin Kara, "İşlerin en durgun olduğu günde bile 15-20 çift ayakkabı tamir ediyorum. Bu da gösteriyor ki insanlar ayakkabılarına değer veriyor ve tamir ettirme kültürünü sürdürüyor. İyi bir tamir hem bütçeyi hem de ayak sağlığını korur" diye konuştu.