Yerel Haberler
Gaziantep
HKÜ’de "Modern Hayatın Ritmine Karşı Ramazan’ın Ruhu" konferansı düzenlendi 11 Mart 2026 Çarşamba - 16:08:31 Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) İslam Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından, Ramazan ayının manevi atmosferini paylaşmak ve modern yaşamın hızına karşı Ramazan’ın anlamını yeniden düşünmek amacıyla "Modern Hayatın Ritmine Karşı Ramazan’ın Ruhu" başlıklı bir konferans gerçekleştirildi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan ve neyzen ile devam eden programa; HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Latife Özaydın, İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Hanifi Aslan, HKÜ Öğrenci Dekanı Dr. Öğr. Üyesi Özgür Osman Demir, Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Bilir, HKÜ İslam Medeniyeti Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Murat Erkoç, öğrenciler ve davetli konuşmacı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı Kadıköy Vaizesi Dr. Ayşe Nur Özkan katıldı. "Ramazan, tüketim çarkına verilen bir moladır" Program kapsamında Dr. Ayşe Nur Özkan, "Haz ve Hız Çağında Bir Mola: Ramazan ve Anlam" başlıklı bir konferans verdi. Günümüz dünyasında hız ve tüketim kültürünün insan psikolojisi ve sosyal hayat üzerindeki etkilerine değinen Özkan, Ramazan ayının modern insan için bir "duraklama noktası" olduğunu vurguladı. Özkan, "Modern hayat bizi sürekli bir yerlere yetişmeye ve durmaksızın tüketmeye zorluyor. Bu ’hız ve haz’ sarmalı içerisinde insan, en çok kendi ruhunu ihmal ediyor. İşte Ramazan, bu acımasız ritme karşı durabileceğimiz, ruhumuzu dinlendirebileceğimiz muazzam bir moladır. Oruç sadece aç kalmak değil, aynı zamanda hayatın temposunu yavaşlatarak ’ben kimim ve nereye gidiyorum?’ sorusuna cevap arama sürecidir. Bu ay, bizi tüketim çarkının bir dişlisi olmaktan çıkarıp, paylaşmanın ve tefekkürün huzuruna davet eder" dedi. Ramazan ayının bireyin iç dünyasına yönelmesi, hayatın temposunu yeniden değerlendirmesi ve anlam arayışını güçlendirmesi için eşsiz bir fırsat sunduğunu belirten Özkan, öğrencilere modern dünyanın gürültüsünden sıyrılıp Ramazan’ın sessizliğine kulak vermeleri tavsiyesinde bulundu. Programın sonunda, HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan tarafından günün anısına Dr. Ayşe Nur Özkan’a ağaç dikim sertifikası takdim edildi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 15:34 Mehmet Kaya’dan ’İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ mesajı Gaziantep’in Araban ilçesinde inşaat sektöründe faaliyet gösteren Müteahhit Mehmet Kaya, ’12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Arabanlı Müteahhit Mehmet Kaya mesajında, ’’Milletimizin ortak sesi, ortak duygusu, yol haritası olan İstiklal Marşı’mızın 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilişinin 105’inci yıl dönümünü idrak ediyoruz. İstiklal Marşı, vatanı işgal kuvvetleri tarafından paylaşılmak ve tarih sahnesinden silinmek istenen bir milletin yeniden var oluşunu, yeniden şahlanışını anlatan bir destandır. İstiklal Marşı, milletimizin milli ve manevi değerler uğruna verdiği mücadelenin manzum ifadesidir. İçinde yaşadığı toplumun değerlerini çok iyi bilen Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’yla milletimizin duygu ve düşüncelerine en iyi şekilde tercüman olmuş, halkımızın gönül ve ruh dünyasını, öylesine çarpıcı, öylesine güzel ifade etmiştir ki, İstiklal Marşı onun kaleminden çıkıp milletimize mal olmuştur. Mehmet Akif Ersoy, dönemin toplumsal değişim ve dönüşümlerine hayatıyla tanıklık etmiş ve bu tanıklığı eserlerine yansıtmış büyük bir fikir adamımızdır. O güç dönemlerde toplumun bir ferdi olarak sıkıntıları derinden yaşamış, inancını hiçbir zaman kaybetmemiş, Anadolu’yu dolaşarak halkımıza güç ve moral aşılamış, Milli Mücadele’ye değerli katkılarda bulunmuştur. Milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiş olan Mehmet Akif Ersoy, fikirleri, idealleri, mütevazı hayatı, asil duruşuyla her zaman Milletimize ilham kaynağı ve rehber olmaya devam edecektir. Bu vesileyle, İstiklal Marşımızın kabulünün 105’inci yıl dönümünde İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve Milletimizin istiklali için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum’’ ifadelerine yer verdi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 15:27 Altun’dan ’İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ mesajı Gaziantep Araban Ziraat Odası ve Sarımsak Üretici Birliği Başkanı Hasan Altun, ’12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’ dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Hasan Altun mesajında, "İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan, bağımsız bir ülkenin onurlu bireyleri olarak her zaman ve her yerde coşkuyla okuduğumuz İstiklal Marşı, 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bağımsızlık sembolümüz olarak kabul edilmiştir. İstiklal Marşı vatan-millet aşkıyla çarpan yüreklerin hürriyet ve bağımsızlığından ödün vermeyeceğinin tescili, milletimizin kederde ve kıvançta birliğinin tercümanı, tarihten silinmek istenen bir milletin imanla yeniden dirilişinin destanı, birlik ve beraberliğimizin mısralara dökülmüş halidir. Anadolu’nun işgal altında bulunduğu dönemde ve çok zor şartlar altında kaleme alınan millî marşımız, ecdadımızdan bize miras mukaddes vatan topraklarında, dün olduğu gibi bugün de kalplerimizi ve ruhlarımızı birleştirerek yolumuzu aydınlatmaya devam edecek, eşsiz vatanımızın semalarında ilelebet yankılanacak, ebediyete kadar moral ve güç kaynağımız olacaktır. İstiklal Marşı’mızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulünün 105’inci yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u ve kurtuluş mücadelemizin eşsiz kahramanlarını bir kez daha rahmet ve şükranla yâd ediyorum" ifadelerine yer verdi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 14:58 Hasan Kalyoncu Üniversitesi ile GAZİULAŞ arasında iş birliği protokolü imzalandı Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) ile Gaziantep Ulaşım ve Bilişim Hizmetleri A.Ş. (GAZİULAŞ) arasında kent içi ulaşım sistemlerinin geliştirilmesine yönelik iş birliği protokolü imzalandı. HKÜ Rektörlük Senato salonunda gerçekleştirilen protokol imza törenine; HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan ile GAZİULAŞ Genel Müdürü Aykut Çakıroğlu, HKÜ Genel Sekreteri Ümit Şahnaoğlu, HKÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şafak Tercan katıldı. İmzalanan protokol kapsamında; kent içi ulaşım hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik yapay zekâ ve makine öğrenmesi tabanlı veri analizi çalışmaları yürütülmesi, büyük veri analitiği ve dijital ikiz teknolojileri ile ulaşım sistemlerine yönelik senaryo ve simülasyon çalışmaları yapılması, akıllı ulaşım çözümlerinin geliştirilmesi ve saha testlerinin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bunun yanı sıra lisans ve lisansüstü tez çalışmaları, staj programları, teknik eğitimler ve ortak akademik yayınlar gibi alanlarda da iş birlikleri gerçekleştirilecek. Protokol ile ayrıca, Avrupa Birliği ve kalkınma ajansları gibi ulusal ve uluslararası fon kaynaklarına yönelik ortak proje geliştirme ve yürütme faaliyetlerinin de desteklenmesi hedefleniyor. "Akademik bilgi birikimimizi kent içi projelere dönüştürmeyi hedefliyoruz" HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, imzalanan protokole ilişkin değerlendirmede bulunan ve protokolün üniversite-şehir iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu belirterek; "Üniversitelerin bilgi üretme gücünü şehirlerin ihtiyaçlarıyla buluşturmak, sürdürülebilir kalkınma açısından büyük önem taşıyor. GAZİULAŞ ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde akademik bilgi birikimimizi kent içi ulaşım sistemlerinin geliştirilmesine katkı sunacak projelere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Yapay zeka, büyük veri ve akıllı ulaşım teknolojileri alanında yürütülecek ortak çalışmaların hem öğrencilerimiz hem de şehrimizin ulaşım altyapısı için önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi.
İşlediği oyuncaklarla 6 çocuğuna bakıyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:19 İşlediği oyuncaklarla 6 çocuğuna bakıyor Gaziantep’te yaşayan 34 yaşındaki ev hanımı Ayşe Çalışkan, 6 çocuğuna işlediği oyuncaklarla bakıyor. Gaziantep’te yaşayan 34 yaşındaki ev hanımı Ayşe Çalışkan, 9 yıl önce kızına sağlıklı oyuncaklar yapmak için başladığı örgü işini ticarete dönüştürdü. Çalışkan, el emeğiyle hem ev ekonomisine katkı sağlıyor hem de çocuklarının eğitimine destek oluyor. Teknolojiye direnerek işlediği el emeği oyuncakların siparişlerini tamamen kendi hayal gücüyle ve el emeğiyle hazırlıyor. Kullandığı malzemelerde titiz davrandığını belirten Çalışkan, sağlığa zarar vermeyen ürünleri tercih ettiğini söyledi. Elde ettiği gelirle ev bütçesine katkı sağlayan Ayşe Çalışkan, en büyük motivasyonunun çocukları olduğunu belirtti. Yaptığı ürünlerin fiyatı modele, işçiliğe ve kullanılan malzemenin kalitesine göre değiştiğini ifade eden Çalışkan’ın en büyük hedefi, kendi iş yerini açmak. "Kızıma sağlıklı oyuncaklar yapmak için başladım, şimdi hayallerime dokunuyorum" Kızına doğal oyuncaklar yapmak için bu işe başladığını söyleyen Ayşe Çalışkan, "Hem ev bütçesine katkı sağlamak hem de çocuklarımın isteklerine yetişebilmek için bu işe başladım. Bu işe yaklaşık 9 yıl önce, kızıma hamileyken başladım. O dönem, ona sağlıklı oyuncaklar yapmak istedim. Hazır oyuncakların içeriğine güvenmiyordum. Dedim ki, "En azından neyle yapıldığını, içinde ne olduğunu bileyim." Böylece kendi ellerimle örmeye başladım. Önce sadece kızıma yaptım, sonra bu işi ticarete dönüştürdüm. Bu süreçte kuzenim çok destek oldu. "Sen bu işi çok güzel yapıyorsun, gel ticarete dökelim" dedi. Onun da desteğiyle bu işe adım attım ve dokuz yıldır severek devam ediyorum. Gerçekten çok severek yapıyorum. Hayallerimi daha da ileriye taşımak istiyorum. Çünkü bu sadece bir iş değil, benim için bir tutku" dedi. "Kendi çizimlerimle tasarlıyorum" Ürünleri tamamen doğal olduğunu ifade eden Çalışkan, "Müşterilerim benden hangi figürü istediklerini söylüyorlar. Ben önce o modeli çiziyorum, sonra örmeye başlıyorum. Yani tamamen el emeği. Hazırlama süresi ürüne göre değişiyor. Bazı oyuncakları 3 günde tamamlıyorum, bazıları 10 veya 15 gün sürebiliyor. Eskiden teknolojik aletlerden faydalanıyordum ama artık tamamen kendi çizimlerim ve tasarımlarım üzerinden ilerliyorum. Kullandığım malzemelere çok dikkat ediyorum. Oyuncaklarımın içini tamamen doğal, boncuk elyafla dolduruyorum. İplik olarak da akrilik, çocuk uyumlu ipler tercih ediyorum. Kendi çocuklarıma nasıl bir oyuncak yapmak istiyorsam, diğer çocuklar için de aynı özeni gösteriyorum" şeklinde konuştu. "6 çocuğuma da bu işle destek oluyorum" 6 çocuğunun ihtiyaçlarını kazandığı parayla karşıladığını belirten Çalışkan, "6 çocuğum var, biri üniversitede okuyor, biri üniversiteye hazırlanıyor, diğerleri ise ilkokulda. Bu işten kazandığım gelirle onların eğitimine, kitap masraflarına, ulaşım giderlerine katkı sağlıyorum. Fiyatlar, kullanılan ipin kalitesine ve modelin zorluğuna göre değişiyor. En uygun ürünlerim 100 TL civarında. Ancak el emeği ve tasarım farkına göre bin TL, hatta 3 bin TL’ye kadar çıkan özel işlerim de oluyor. İleride bu işi büyütüp bir atölye veya dükkan açmak istiyorum. "Örgü kafe" tarzında bir yer hayal ediyorum. Hem orada örüp üretmek, hem de başkalarına öğretmek isterim. Çünkü ben bu işi yaparken çok mutlu oluyorum, başkalarının da aynı mutluluğu yaşamasını istiyorum. Ben kendi hayalimi biraz olsun gerçekleştirdim. Şimdi de başkalarının hayallerine dokunmak, onların da kendi emekleriyle bir şeyler başarmasına yardımcı olmak istiyorum" diye konuştu.
Soğuk havalarda akciğer enfeksiyonlarına dikkat
13 Kasım 2025 Perşembe - 10:14 Soğuk havalarda akciğer enfeksiyonlarına dikkat SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Ali Ersoy, halk arasında akciğer enfeksiyonlarının en çok bilinen şeklinin zatürre (Pnömoni) olarak adlandırıldığını belirterek "Özellikle kış aylarında, bağışıklığı zayıf kişilerde ve kronik hastalığı olanlarda daha sık görülür" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, akciğer enfeksiyonunun, akciğer dokusuna mikroorganizmaların (Genellikle bakteriler veya virüslerin) yerleşip iltihap oluşturması olduğunu söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, akciğer enfeksiyonlarının en sık nedenlerini anlatarak, "Bakteriler (Özellikle Streptococcus pneumoniae) ve virüsler. Grip virüsü sonrası bağışıklık zayıflayınca bakteriyel zatürre gelişebilir. Nadiren mantarlar veya parazitler de etken olabilir. Sigara kullanımı, KOAH, şeker hastalığı gibi durumlar da riski artırır" dedi. Belirtileri Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, akciğer enfeksiyonlarının belirtilerini ise "Yüksek ateş, öksürük (Bazen balgamlı), göğüs ağrısı, nefes darlığı, halsizlik, iştahsızlık, terleme. Bazı yaşlı veya bağışıklığı zayıf kişilerde ateş olmayabilir, sadece bilinç bulanıklığı veya nefes darlığı görülebilir" ifadelerini kullandı. Halk arasında ‘soğuk algınlığı akciğere inerse zatürre olur’ şeklindeki düşüncenin kısmen doğru olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, "Basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu bazen alt solunum yollarına, yani akciğerlere ilerleyebilir. Ancak bu herkes için geçerli değildir. Bağışıklığı güçlü bir kişi çoğu zaman bu süreci kolay atlatır. Fakat yaşlılar, bebekler, sigara içenler ve kronik hastalar risk altındadır" şeklinde konuştu Zatürre tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabilir Zatürrenin tedavi edilmediğinde karşılaşılabilecek sonuçların çok ciddi olabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, " Akciğerde irin birikmesi (Ampiyem), Solunum yetmezliği, Sepsis (Kana mikrop karışması), Kalp zarı veya beyin zarı iltihapları, Hatta yaşam kaybıyla sonuçlanabilir" ifadelerine yer verdi. Zatürrenin basit bir hastalık olmadığına vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, "Özellikle riskli gruplarda mutlaka erken tanı ve tedavi gerekir. Gelişen nefes darlığı, dirençli ateş, balgamda kan olması, sıvı ve gıda alımında belirgin bozulmalar önemsenmelidir. Nefes almakla batıcı, delici göğüs ve yan ağrılarının olması zatürreye ikincil akciğer zarlarında sıvı oluşmasına işaret edebilir" ifadelerini kullandı. Akciğer enfeksiyonlarını ciddiye alın Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, korunma noktasında yapılması gerekenler ise, "Grip ve zatürre aşılarını ihmal etmeyin, bu özellikle kronik hastalıkları olanlarda ve yaşlılarda kritik öneme sahiptir. Sigara içmeyin, Kapalı ve kalabalık ortamlarda uzun süre bulunmayın, Elleriniz sık sık yıkayın, Sağlıklı beslenin ve düzenli uyuyun" şeklinde konuştu. Akciğer enfeksiyonlarının ciddiye alınması konusunda uyarıda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, "İçeriğini bilmediğiniz serumlarda şifa aramayın. Bu serumlar vücudunuzun size verdiği mesajları maskeleyecek ve akabinde çok daha kötü bir şekilde hastane acillerine başvurmanız gerekebilecektir. Bu serumlar yüzünden hayatını kaybedenlerin olduğunu da unutmamak gerekir. Şifayı bir sağlık kurumunda aramalıyız. Basit olarak değerlendirilen bir öksürük akciğer kanserinin de bir belirtisi olabilir. Özellikle öksürük, ateş, nefes darlığı ve göğüs ağrısı bir aradaysa, vakit kaybetmeden doktora başvurun. Covid-19 pandemisi döneminde tedavide geç kalınmış hastalar uzun süre yoğun bakımlarda hayat mücadelesi verdiler. Bu hastaların bir kısmı içeriğini, komplikasyonlarını bilmedikleri serumlarla şifa arayan kişilerdi. Erken tanı ve doğru tedavi hayat kurtarır" şeklinde konuştu. Doğru bilinen yanlışlar Her öksürükte antibiyotik gerektiği ile ilgili düşüncenin sanılanın aksine, çoğu akciğer enfeksiyonunun virüs kaynaklı olduğundan antibiyotiğin işe yaramayacağını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ersoy, "Zatürre sadece yaşlılarda olur diye düşülmekte ancak gençlerde hatta sağlıklı bireylerde bile görülebilir. Bitkisel çaylar hastalığı tedavi etmesi konusuna gelince bitkisel ürünler destekleyici olabilir ama ilaç yerine geçmez. Bitkisel ve doğal destekler tedavide işe yarayabilir ama doğru şekilde ve doktor kontrolünde kullanılmalı. Bunların yanında, Zencefil, kuşburnu, ıhlamur, nane-limon çayları boğazı rahatlatır ve bağışıklığı destekler. Bal ve zerdeçal karışımı, antienflamatuvar etki gösterebilir. Bol su içmek ve dengeli beslenmek, iyileşme sürecini hızlandırır. Ancak, ciddi zatürrelerde sadece bunlara güvenmek tehlikelidir. Mutlaka tıbbi tedavi gerekir. Bitkisel destekler iyileşmeye yardımcı olabilir ama tedavinin yerini tutmaz. En etkili yöntem, hastalığı erken fark edip doğru tedaviye başlamaktır" diye konuştu.
Fatih Kocabağ İnşaat’tan Gaziantep’e yeni nesil villa konseptleri
13 Kasım 2025 Perşembe - 09:58 Fatih Kocabağ İnşaat’tan Gaziantep’e yeni nesil villa konseptleri Gaziantep’in köklü firmalarından Fatih Kocabağ İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, 2010 yılından beri tecrübesiyle konut sektöründe yenilikçi projelere imza atmaya devam ediyor. Kentin farklı bölgelerinde bugüne kadar onlarca konut ve ticari yapı teslim eden şirket, şimdi de Sarısalkım bölgesinde iki özel villa projesini hayata geçiriyor. Şirket sahibi Fatih Kocabağ, devam eden projeleri hakkında bilgi verdi. Kocabağ, Gaziantep’in Yamaçtepe ve Onkoloji bölgelerinde yürüttükleri çalışmaların yanı sıra, Sarısalkım’da başlattıkları "Harmony" ve "Villa Pera" projeleriyle kente yeni bir yaşam konsepti kazandırdıklarını söyledi. "Gaziantep’te bir ilk, güvenlikten eve buggy hizmeti" Fatih Kocabağ, bu projelerde birçok yeniliğe imza attıklarını belirterek, "Harmony projemiz 11, Villa Pera projemiz ise 13 villadan oluşuyor. Bu projelerde en büyük farkımız, güvenlik noktasında yer alan otel konseptli buggy araçlarımız olacak. Misafirler, site girişinden itibaren buggy araçlarıyla evlerine kadar ulaştırılacak. Böylece site içinde yürüyerek dolaşma ihtiyacı ortadan kalkacak. Bu sistem, Gaziantep’te ilk kez bizim projelerimizde uygulanacak. Ayrıca bu araçlar site sakinlerine şirketimiz tarafından hediye edilecek" dedi. Isıtmalı havuzlar ve geniş yaşam alanları Villaların üç katlı olarak tasarlandığını ifade eden Kocabağ, her birinin 600-650 metrekare oturum alanına, en az 500 metrekare bahçeye ve ısıtmalı özel havuzlara sahip olduğunu belirtti. Toplam kullanım alanları 700 ila 750 metrekare arasında değişen villalarda kapalı otopark, modern mimari ve yüksek konfor standartları yer alıyor. "Depremde tüm projelerimiz hasarsız çıktı" 6 Şubat 2023 depremlerine de değinen Fatih Kocabağ, bugüne kadar teslim ettikleri hiçbir projenin zarar görmediğini vurgulayarak, "O güne kadar tamamladığımız tüm yapılar, hasarsız raporu aldı. Bu bizim için büyük bir gurur ve kaliteye verdiğimiz önemin göstergesidir" şeklinde konuştu. Türkiye genelinde premium projeler Gaziantep’teki prestijli projelerini tamamladıktan sonra Türkiye’nin diğer büyük şehirlerinde de premium konut projeleri geliştirmeyi hedeflediklerini söyleyen Kocabağ, "Amacımız Gaziantep’te attığımız imzaları ülke genelinde de sürdürmek. Önümüzdeki beş yıl içinde bu hedeflerimizi gerçekleştirmeyi planlıyoruz" diye konuştu.