Yerel Haberler
Gaziantep
Gaziantep’te 2. Kafile Umre yolculuğuna hazırlanıyor
21 Ekim 2025 Salı - 16:01 Gaziantep’te 2. Kafile Umre yolculuğuna hazırlanıyor Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin, 2025 Aile Yılı kapsamında başlattığı "Umre Ziyareti" öncesi 2. Kafile Tanışma ve Eğitim Toplantısı düzenlendi. Onat Kutlar Konferans Salonu’nda düzenlenen programda, umre ziyaretini gerçekleştirecek 316 kişi bulundu. "41 Yıllık Evli Ulu Çınarlarımız Kutsal Yolculukta" projesi kapsamında hem tanışma hem de proje kapsamında bir dizi eğitim almak için bir araya gelen kafilenin Umre yolculuğu 8 gün sürecek. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in de katıldığı tanışma ve eğitim toplantısında Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar da hazır bulundu. "Umre ziyareti, sadece bir yolculuk değil, bir gönül seferdir" Programdaki konuşmasında umre ziyaretinin sadece bir yolculuk değil, bir gönül seferi olduğunu vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, "Bu yolculuk sıradan bir yolculuk değil, gönül yolculuğudur" ifadelerini kullandı. Kendi ailesinden örnekler veren Şahin, "Rahmetli annemde, babamda ve eşimin babasında bu heyecanı gördüm. Aynı heyecanı bugün bu salonda görüyorum. Çok büyük bir muhabbet, çok büyük bir özlem var. Rabbim bize bu duyguları yaşattığı için hamd ediyorum" dedi. Kendi hac deneyiminden bahseden Şahin, "2007 yılında milletvekiliyken ilk kez hac görevini yerine getirdik. Eşim bana ‘Kabe’yi görene kadar gözünü açma’ demişti. Gözümüzü açtığımızda gördüğümüz manzara muhteşemdi. Rabbim sizlere de o güzelliği yaşatsın. Hac ibadetinin her aşamasının derin bir anlam var. Safalar, say, taş atmak, tıraş olmak, hepsinin bir hikmeti var" şeklinde konuştu. Konuşmasının sonunda zemzemin anlamını hatırlatan Şahin, "Zemzem, ‘dur dur’ demektir. Hacer annemiz su için yalvardı, Allah suyu öyle fışkırttı ki ‘dur, çocuk boğulacak’ dedi. Yeter ki biz isteyelim, gönülden dileyelim. Hayırlı gidişler, hayırlı dönüşler olsun. Kutsal yolculuğunuz mübarek olsun" diyerek sözlerini tamamladı. "Bu yolculuk bir gönül yolculuğudur" Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar ise, bu yolculuğun sıradan bir seyahat değil, bir muhabbet ve gönül yolculuğu olduğunu dile getirerek, umreye gidecek kafileye, Mekke ve Medine’ye gidenlerin Allah’ın ve Resulü Ekrem’in misafiri olduklarını ifade etti, umre yolculuğunun maneviyatına dikkat çekti. Dr. Hazırlar, "Bu yolculuk bir muhabbet yolculuğudur. Yeryüzünde inşa edilen ilk mabede doğru bir yolculuktur. Allah Resulü hicret ederken Mekke’ye dönüp ‘Ey Mekke, vallahi sen Allah’a en sevimli yersin. Eğer kavmim beni çıkarmamış olsaydı seni terk etmezdim’ buyurmuştur. Bugün bizim kalplerimizdeki Mekke sevgisi, Efendimizin kalbimizdeki sevgisidir" şeklinde konuştu. Konuşmasının sonunda umre yolcularına hayırlı temennilerde bulunan Dr. Hüseyin Hazırlar, "Cenab-ı Hak yolculuğunuzu mübarek eylesin. Bu yolculuk sıradan bir imkan değil. Bugün o kutsal topraklara gidebilmek büyük bir nasip. Bu projeye öncülük eden Bakanımıza da teşekkür ediyorum" diye konuştu. Umre ziyaretini tamamlayan ve yeni kafilede yerini alan çiftlerden teşekkür Programda, ilk kafilede yer alan Zeliha ve Cemal Cıncık çifti, Başkan Fatma Şahin’e çiçek takdim ederek, "Seyahat boyunca hiçbir sıkıntı yaşamadık, bu fırsatı bize veren başta Başkanımız Fatma Şahin olmak üzere bütün emeği geçenlerden Allah razı olsun" dedi. Daha sonra ise 2. kafilede yerini alacak Nuriye ve Orhan Çelik çifti Başkan Şahin’e çiçek hediye ederek, "Heyecanlıyız, sevinçliyiz. Başkanımız Fatma Şahin’in yapmış olduğu bu projeden ve bu imkanı bize sağlamasından dolayı çok mutluyuz, teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Protokol konuşmalarının sonunda Başkan Fatma Şahin, umreye gidecek 2. kafileyle hatıra fotoğrafı çektirdi.
Akıncı: "Su, üretimin ve geleceğin en stratejik kaynağı"
21 Ekim 2025 Salı - 16:00 Akıncı: "Su, üretimin ve geleceğin en stratejik kaynağı" Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, artan sıcaklıklar ve azalan yağışların tarımsal üretim üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılmasının ülke ekonomisi için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Akıncı, suyun sadece bir doğal kaynak değil, aynı zamanda üretimin, istihdamın ve gıda güvenliğinin temelini oluşturduğunu söyledi. Türkiye genelinde ve özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanan kuraklığın artık dönemsel bir sorun olarak değil, kalıcı bir gerçeklik olarak ele alınması gerektiğini belirten Akıncı, "İklim değişikliği artık kapımızda değil, evimizin içinde. Yağış rejimleri değişti, sıcaklıklar yükseldi, su kaynakları giderek azalıyor. Bu tablo, artık ‘doğal bir döngü’ değil, yapısal bir dönüşümün göstergesi. Bu nedenle suyun etkin yönetimi, üretim dengemizin korunması açısından hayati önem taşıyor" dedi. Gaziantep’in hem tarımsal üretim hem de sanayi açısından suya bağımlı olduğuna dikkat çeken Akıncı, "Fırat Havzası’ndaki her damla su, sadece tarımı değil; sanayiyi, ihracatı ve istihdamı da besliyor. Ancak barajlardaki düşen su seviyesi ve yeraltı sularının aşırı kullanımı tarımsal üretim üzerinde baskı oluşturuyor" ifadelerini kullandı. Suyun planlı ve verimli kullanılmasının artık bir zorunluluk olduğunu kaydeden Akıncı, modern sulama sistemlerine geçişin hızlandırılması gerektiğini söyledi. Damla ve yağmurlama sulama yöntemleriyle su kayıplarının azaltılabileceğini aktaran Akıncı, "Suyun her damlası, üretim ve gelecek için hayati bir değer. Bu nedenle suyu planlı ve verimli kullanmak artık bir seçenek değil, zorunluluk. Nitekim Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2025 Su Yılı Raporu’na göre, Türkiye genelinde yağışlar uzun yıllar ortalamasının yüzde 26, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 29 altında gerçekleşti. Bu veriler, ülkemizin son 52 yılın en kurak dönemini yaşadığını ortaya koyuyor" dedi. Suyun stratejik bir değer olduğuna işaret eden Akıncı, devlet kurumları, yerel yönetimler, sanayi kuruluşları ve çiftçilerin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini dile getirdi. Akıncı, "Suyu sadece tüketilecek bir kaynak olarak değil, korunması gereken bir değer olarak görmek zorundayız. Çünkü her damla, üretimin, emeğin ve geleceğin teminatıdır" diye konuştu.
50 milyon euroluk destek programı GTO’da anlatıldı
21 Ekim 2025 Salı - 15:37 50 milyon euroluk destek programı GTO’da anlatıldı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) IPARD 3 Programı 10. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında yatırımcılara sağlayacağı 50 milyon euroluk destek programı, Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ev sahipliğinde düzenlenen bilgilendirme toplantısında anlatıldı. TKDK Gaziantep Ofisi iş birliğiyle gerçekleştirilen ve programın tüm detaylarıyla ele alındığı toplantıda konuşan GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, "tarımın bir ülkenin sadece ekonomisinin değil, bağımsızlığının, güvenliğinin ve geleceğinin de teminatıdır" diyerek IPARD 3 Programının çok önemli fırsatlar sunduğunu ve pek çok sektörde yatırım yapan girişimcilere destek sağladığını belirtti. Yıldırım, "Bu program, hem üreticimiz hem sanayicimiz için yeni bir hareket alanı açılıyor. Program kırsal bölgelerimizde yeni işletmeler kurulmasını, istihdamı, üretimin daha modern ve sürdürülebilir hale gelmesini destekleyecek" dedi. Gaziantep çevresindeki illerin üretim potansiyelini de harekete geçiriyor "Gaziantep yalnızca kendi üretimiyle değil, çevresindeki illerin üretim potansiyelini de harekete geçiren bir merkezdir" Diyen Başkan Yıldırım, tarımsal sanayinin gelişmesinin sadece Gaziantep’in bölgenin de refahını artıracağını ifade etti. Yıldırım, "Tarım; sanayinin hammaddesidir, ticaretin itici gücüdür, istihdamın kaynağıdır. Kısacası, toprağa değer vermek, ülkenin yarınlarına yatırım yapmaktır. Gaziantep, üretim kültürünü topraktan sofraya taşıyan bir şehirdir. Biz, köklü üretim kültürümüzü ve girişimcilik ruhumuzu, tarımsal sanayi, hayvansal üretim, gıda sanayisi ve gastronomiyle birleştirerek benzersiz bir değer zinciri oluşturuyoruz. Türkiye’nin en güçlü hububat, bakliyat ve unlu mamuller sanayisine sahip şehriyiz. İhracatımızın en büyük payı bu sektörden geliyor. Bulgurdan bakliyata, undan makarnaya, yemden gıdaya uzanan bu üretim zinciri, hem ülkemizi besliyor hem de dünyanın dört bir yanına Gaziantep markasını taşıyor. Bugün tanıtımını yaptığımız IPARD 3 Programı’nın 10. Başvuru Çağrı Dönemi, bu zinciri daha da güçlendirmek için çok önemli bir fırsat sunuyor" şeklinde konuştu. TKDK Bölge Koordinatörü Harun Reşit Genç ise, "Geçtiğimiz yıl da yine bu destek programı için burada bir araya gelmiştik. O zamanlarda destek verdiğimiz herhangi bir proje yoktu fakat bugüne baktığımızda Gaziantep’te 5 projeyi desteklediğimizi görüyoruz. Yaklaşık 42 milyon TL’lik destek sağladık. Bugünkü toplantının asıl amacı da işleme sektöründe faaliyet gösteren firmalarımıza sağlayacağımız destekleri anlatmak. Amacımız aklınızda herhangi bir soru işareti kalmaması. Başvuru sürecinde bilinmesi gereken her şeyi sizlerle paylaşmak ve olabildiğince işletmemize katkı sağlamak" ifadelerini kullandı. Toplantının devamında TKDK Gaziantep İrtibat Ofisi Sorumlusu Dr. Fırat Karaköy, IPARD 3 Programı 10. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında sağlanacak destekler hakkında sunum yaparak katılımcıları bilgilendirdi. Toplantı soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Şahin’den muhtarlar için konut müjdesi
21 Ekim 2025 Salı - 14:36 Şahin’den muhtarlar için konut müjdesi Gaziantep Büyükşehir Belediyesi muhtarların uygun şartlarla konut sahibi olabilmesi için yeni bir proje başlattı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, 19 Ekim Muhtarlar Günü Buluşması’nda muhtarlar için özel olarak tasarlanan konut projesinin hayata geçirileceğini duyurdu. Başkan Şahin, "Bugün artık konuşmanın ötesine geçiyoruz. Muhtarlarımızın konut ihtiyacını çözecek projeyi başlatıyoruz. Hayırlı uğurlu olsun" dedi. Gaziantep Tüm Muhtarlar Derneği ile GBB Konut arasında imzalanan protokol kapsamında, Gaziantep il sınırları içerisinde görev yapan tüm muhtarların uygun şartlarla konut sahibi olabilmesi hedefleniyor. Proje, Şehitkamil ilçesi Karacaören Mahallesi ile Şahinbey ilçesi Burçkarakuyu Mahallesi’nde hayata geçirilecek. Başvuru süreci, Gaziantep Tüm Muhtarlar Derneği aracılığıyla yürütülecek. Muhtarlar, başvuru belgelerini derneğe teslim ettikten sonra yönlendirme yazısı ile GBB Konut’a müracaat edecek. Satış işlemleri 21 Ekim 2025 tarihinde başlayıp 21 Kasım 2025 tarihinde sona erecek. Tüm satış ve ödeme süreçleri doğrudan muhtarlar ile GBB Konut arasında yapılacak. Muhtarları "şehrin kalbi, vicdanı ve gözü" olarak tanımlayan Başkan Fatma Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Başmuhtar" sıfatıyla her zaman muhtarların yanında olduğunu vurguladı. Şahin, "Cumhurbaşkanımız olmasa bu hizmetler olmazdı. Biz de aynı anlayışla mahallelerin sorunlarını çözmek, vatandaşın sesini duymak için çalışıyoruz" diye konuştu. Kendilerine destek veren ilçe belediye başkanlarına da teşekkür eden Başkan Şahin, "Şahinbey, Şehitkamil ve diğer ilçelerimizde el birliğiyle hareket ediyoruz. Bu proje imece ruhunun en güzel örneği olacak. İnşallah bir yıl içinde tamamlayacağız" ifadelerini kullandı. Program sonunda muhtarlar, Başkan Şahin’e teşekkür ederek desteklerini dile getirdi.
Gaziantep’te yaşlı usta, 66 yıldır çanta üretiyor
21 Ekim 2025 Salı - 13:01 Gaziantep’te yaşlı usta, 66 yıldır çanta üretiyor Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde, 76 yaşındaki el yapımı çanta ustası 66 yıldır sürdürdüğü mesleğini ilerleyen yaşına rağmen yaşatmaya çalışıyor. Şahinbey ilçesinde yaşayan 76 yaşındaki Tahir Demirci, 10 yaşında iken yemeni ustası olan dedesinden öğrendiği mesleğini tarihi Bakırcılar Çarşısı’nda özveriyle sürdürüyor. Yıllardır gelişen teknoloji ve sanayileşmeye rağmen tarihi çarşıda çekiç sesleri arasında deriden el yapımı çanta üreten Demirci, ürettiği çantaları Türkiye’nin 81 ilindeki müşterilerinin yanı sıra yurt dışına da gönderiyor. Farklı renk ve modellerle çanta üreten Demirci, kişiye özel tasarlayarak ürettiği çantaları kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerden de büyük ilgi görüyor. Tarihi çarşıda bulunan 5 metrekarelik küçük dükkanına sabah erken saatlerde gelen Demirci, gün boyu emek vererek bir çanta yapmaya çalışıyor. İlerleyen yaşına rağmen gün içinde adeta hiç dinlenmeden eline aldığı iğne ve iplikle daha önce şekil vererek kestiği derileri dikerek çantaya dönüştüren çanta ustası, ölünceye kadar da tezgahını bırakmak istemiyor. Ham derileri kullanarak şık tasarımlı ve her biri adeta birer sanat eseri konumunda olan çanta üreten yaşlı usta, mesleği dedesinden öğrendiğini belirtti. Çarşıdaki herkesin sevip saydığı çanta ustası, 10 yaşında iken işe başladığını ve emekli olmasına rağmen çok sevdiği mesleğini terk etmediğini söyledi. Ürettiği el emeği göz nuru ürünlerle hem ekmek parasını kazandığını hem de unutulmaya yüz tutmuş mesleğini ayakta tutup gelecek nesillere aktarmanın mücadelesini verdiğini belirten Demirci, "Bu meslek bizim dede mesleğimiz. Ben 5-6 yaşında ilkokula başlamamıştım. Gaziantep’te Millet Hanı vardı. Onun altında kutnucular vardı. Üst katında da yemeni ustaları vardı. Ben de orada çırak olarak bizim komşumuzun yanında işe başladım. Orada iplikleri mumlardım, iplik çekerdim. Yemeni dikmek için normal ipleri mumla, bal mumuyla çekerek sertleştirirdik. Bir de beni kalenin altında Alleben Deresi vardı. Onun üstünde de tabakhanenin akarsuyu vardı. Orada camız derisi ıslardık. Çünkü yemeninin altına kösele çok sert olurdu, kesilmezdi. Camız derisi kalın olduğundan dolayı yumuşaması için ıslardık. Deri ıslanana kadar beklerdim. Zaman geçti, okula başladım. O günden beri mesleğe devam ediyorum" dedi. Mesleğini öğrettiği oğlunun da kendisine yardım ettiğini bildiren Demirci, "Şu anda oğlumla beraber bu çantaları yapıyoruz. Tamamen el işi. Bizim iş yerimiz yoktu. Evin altında çalışırdık. Sandalet ve yemeni yapıyorduk. Ama genellikle yapıyorduk. Bu çantalar biraz daha oğlumun tasarımıyla çeşit çeşit yaptık. Gözlerim zayıfladı, artık renkleri fazla seçemiyorum. Sadece dikiş işlerini yapıyorum. Dükkanda satış yapıyorum. Emekli oldum ama çalışıyorum. Hem sağlığım için hem de bu meslek ölmesin diyerek çabalıyorum. Fakat mesleğe pek heves eden yok. Bir de usta-çırak ilişkisi olması lazım. Bu meslek öyle üç-beş ayda, bir-iki senede öğrenilecek meslek değil" şeklinde konuştu. El yapımı çantaların büyük ilgi gördüğünü belirten Demirci, "Çin’den de Japonya’dan da buraya gelen turistler çantaları alıyorlar. Genelde yabancılar alıyor. İstanbul, İzmir ve Ankara’nın yanı sıra birçok ile çanta gönderiyoruz. Deri kültür işi. Bu tamamen kösele ve üzerine de graf sanatı tasarımı yapıyoruz. Graf oyarak yapılıyor. Çantaların üzerindeki desenler ve figürler baskı değil. Bu mesleği sevdiğimiz için devam ediyoruz. Bir de oğlum devam ediyor. Allah’a çok şükür geçimimizi temin ediyoruz" diye konuştu.
Türkiye’de sadece 4 camide raylı minber var
21 Ekim 2025 Salı - 13:00 Türkiye’de sadece 4 camide raylı minber var Gaziantep’te 5 asırlık tarihi Şirvani Camii, Türkiye’de raylı minbere sahip 4 camiden biri olma özelliği taşıyor. 16’ıncı yüzyılda yapıldığı belirtilen Şirvani Camii’nin minberi, cuma günleri yerinden çekilerek açılıyor ve hutbe okunduktan sonra tekrar itilerek yerine konuluyor. Dünyanın en eski 10 şehri arasında yer alan Gaziantep, tarihi camileriyle öne çıkan şehirlerin arasında yer alıyor. Tarihi Gaziantep camileri, kentin siluetine sağladıkları görsel katkı ve fonksiyonlarına bağlı olarak yerine getirdikleri sosyal katkının yanı sıra kent içindeki konumlarıyla da dikkat çekiyor. Yapım tarihleri ile bağlantılı olarak kentin gelişiminin izlenmesine imkan sağlayan kentin vazgeçilmez mimari değerlerinden asırlık tarihi camiler, farkı yapı ve özellikleriyle ön plana çıkıyor. Hemen hemen hepsinin yapımında kesme taş kullanılan tarihi camiler, plan ve süsleme bakımından da birbirinden farklı olarak inşa edilmesiyle dikkat çekiyor. Raylı minberleriyle dikkat çeken tarihi camilerden olan Boyacı Camii, Şirvani Camii, Ömeriye Camii ve Ahmet Çelebi Camii, alandan tasarruf etmek amacıyla duvara gömme olarak tasarlanan minberleriyle ilgi çekiyor. Türkiye’de sadece Gaziantep’teki tarihi camilerde bulunan ve duvara gömme olarak tasarlanan raylı minberler, cuma namazlarında okunacak hutbe için haftada bir gün açılıyor ve namaz sonrası tekrar duvara gömülüyor. Şirvani Mehmet Efendi Camii olarak da bilinen Şirvani Camii, Gaziantep Kalesi’nin batısında Şahinbey ilçesi Seferpaşa Mahallesi’nde bulunuyor. 16’ıncı yüzyılda Osmanlı döneminde inşa edilen ve ahşap işçiliğinin güzel örnekleriyle süslenmiş bir müezzin mahfili de bulunan Şirvani Camii, tarihi Gaziantep camileri içerisinde minaresi iki şerefeli olan tek cami özelliğine sahip olduğu için halk arasında da "İki Şerefeli Camii" olarak biliniyor. Caminin en önemli bölümü ise Boyacı Camii, Ömeriye Camii ve Ahmet Çelebi Camii’nde olduğu gibi minberin alttan kızaklı olması, duvarda yapılan özel bölmesine girip çıkabilmesidir. Bu özelliğiyle de herkesin ilgisini çeken cami, tek kişi tarafından kolaylıkla hareket ettiriliyor. Duvara gömme olarak yapılan minberle alandan tasarruf edilirken, hutbe okunacağı zaman ise imamı caminin her tarafından görmek de mümkün oluyor. Cuma namazlarında okunacak hutbe için haftada bir gün açılan minber, hutbe okunduktan sonra itilerek tekrar cami duvarına bitişik hale getiriliyor. Yıllara ve meydana gelen deprem gibi felaketlere rağmen dimdik duran raylı minber, günümüzde de her cuma günü kullanılıyor. İhtişamıyla ve mimari yapısıyla görenleri büyüleyen tarihi Şirvani Camii, görenleri kendine hayran bırakıyor. Türkiye’deki raylı minbere sahip camilerden biri olan Şirvani Camii’nin Osmanlı döneminde yapılan eşsiz yapılardan olduğunu ifade eden Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Gazikültür A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar, "Şirvani Camii, Şirvani Mehmet Bey Camii olarak bilinir. Gaziantep’teki çok önemli özelliğe sahip camilerin bir tanesidir. 1677’den önce yapıldığı bilinmektedir. Camiye ismini veren Şirvani Mehmet Efendi, Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) soyundan, Hazreti Hüseyin’den geldiğine inanılır ve bu anlamıyla seyitliği vardır. Burası Mevlevihaneden sonra camiye dönüştürülmüştür. Caminin ilk yapılış tarzı Mevlevihanedir. Tabi burada öyle bir minbere sahibiz ki bizim literatürde ‘müteharrik’ dediğimiz, yani hareketli minber tarzı Türkiye’de örneği yok, dünyada da çok az örnekleri var. Bazı örneklerini Fas’ta görüyoruz. Gaziantep’e baktığımızda başta Ömeriye Camii olmak üzere Şirvani Mehmet Efendi Camii, Boyacı Camii ve Ahmet Çelebi Camii’nde de raylı minber mevcuttur" dedi. Gaziantep Kalesi’nin üzerindeki Kale Camii ile Ayşe Bacı Camii’nde de daha önce raylı minberin yer aldığını belirten Yakar, "Kalenin üstüne çıktığınız zaman mescidin yerini görürsünüz ve bu müteharrik minberin giriş yeri de vardır. Gaziantep’te bizim bildiğimiz 6 tane müteharrik minber var. 4 tanesinin işlevi devam ediyor. Bu camilerin özelliği Türk İslam sanatının olağanüstü derecede şekillerini de ortaya koyan muhteşem bir sanattır. Burada hem bir sanat hem bir ibadet hem de bütün Türkiye’de olmayıp sadece Gaziantep’te olan ve kültür, sanat ve tarihi bakımından inanılmaz zenginlik katan bir mevcudiyeti var" şeklinde konuştu. 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Şirvani Camii’nin doğu duvarı, kubbesi ve minaresinin yıkıldığını hatırlatan Yakar, "Daha önce bu minber maalesef bilinçli bir şekilde boyanmıştı. Restorasyon yapılırken minberin asli hali ortaya çıktı. Minberdeki şekillere bakarsanız neredeyse bu bizim gökyüzünde, kainatta bulunan bazı şekillerin tezahürünü görürüz. Ağaç olması bakımından da muhteşemdir. ‘Müezzin mahfili’ dediğimiz özellik de Gaziantep’teki harika sanatlardan bir tanesidir" ifadelerini kullandı. Şirvani Camii’nin Osmanlı döneminin eşsiz örneklerinden biri olduğunu belirten cami imam hatibi Mustafa Acem ise, "Camimizin en güzel özelliklerinden biri de minberinin seyyar olması. Yani cuma günleri hutbe vermek için minberimiz meydana çıkar, hutbe verdikten sonra tekrar yerine girer. Ecdat bunu böyle düşünmüş. Camimizin ayrıca bir diğer özelliği de Gaziantep’te ilk iki şerefeli minaresi olan cami olarak bilinmektedir. Camilerde cemaatle namaz kılar iken sevap en ön saftan dağıtılmaya başlar. Ön safın sevabı diğer saflara göre daha fazla olduğunu bilmekteyiz. O yüzden ecdat bu inceliği düşünmüş. Namaz esnasında safta minber yer işgal etmesin, 3-5 kişi daha o minberin yerinde ön safta namaz kılabilsin diye bu incelik düşünülmüş" diye konuştu.
HKÜ, URAP Türkiye sıralamasında vakıf üniversiteleri arasında 17’nci sırada yer aldı
21 Ekim 2025 Salı - 10:23 HKÜ, URAP Türkiye sıralamasında vakıf üniversiteleri arasında 17’nci sırada yer aldı Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ), üniversitelerin akademik performanslarını makale, atıf, bilimsel doküman, projeleri objektif göstergelere göre değerlendiren, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Enformatik Enstitüsü bünyesinde kurulan University Ranking by Academic Performance (URAP) Araştırma Laboratuvarı tarafından açıklanan 2025-2026 Türkiye sıralamasında, vakıf üniversiteleri arasında 17’nci, tıp fakültesi bulunmayan tüm üniversiteler arasında ise 24’üncü sırada yer aldı. URAP tarafından yayımlanan son verilere göre toplam puanını 548,48’den 618,33’e çıkararak yüzde13’lük bir artış elde eden HKÜ, Proje puanında bir önceki yıla göre +61 puanlık artış kaydederken; makale puanında +12,0, atıf puanında +3,1 ve bilimsel doküman puanında +1,7’lik yükselişle bilimsel üretim gücünün her geçen yıl daha da arttığını ortaya koydu. "Akademisyenlerimizin özverili çalışmaları ve üniversite olarak benimsediğimiz araştırma odaklı vizyonumuzun bir göstergesidir" Sıralama sistemlerinin üniversitelerin yükseköğretim ekosistemleri içerisindeki kendi konumu ve gelişimi hakkında bilgi sahibi olmasını ve eğitim/araştırma politikalarını gözden geçirme fırsatı sağladığını belirten HKÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan, "Hasan Kalyoncu Üniversitesi olarak akademik kalite ve bilimsel üretim alanında sürekli yükselen bir ivme yakaladığımızı görmekten büyük mutluluk duyuyorum. URAP 2025-2026 Türkiye sıralamasında hem vakıf üniversiteleri arasında 17’nci, hem de tıp fakültesi bulunmayan üniversiteler arasında 24’üncü sırada yer almamız, akademisyenlerimizin özverili çalışmaları ve üniversite olarak benimsediğimiz araştırma odaklı vizyonumuzun bir göstergesidir. Toplam puanımızda yüzde 13’lük artış sağlamamız, projelerimizdeki başarılarımızın yanı sıra makale, atıf ve bilimsel doküman üretimimizdeki yükselişi de ortaya koymaktadır. Bu başarı, HKÜ’nün bilimsel üretim gücünü her geçen yıl artırma hedefimiz doğrultusunda doğru yolda olduğumuzu göstermektedir. Akademik ve idari kadromuz ile öğrencilerimizi bu değerli katkılarından dolayı tebrik ediyor, önümüzdeki dönemde de bilimsel mükemmeliyetimizi daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz" dedi. HKÜ Araştırma Dekanı Doç. Dr. Serkan Aracı, URAP 2025-2026 verilerine göre, HKÜ’nün araştırma kapasitesini her yıl istikrarlı biçimde geliştirdiğini ortaya koyduğunu ifade ederek; projelerindeki artışın üniversitenin araştırma ekosisteminin güçlendiğinin ve akademisyenlerin ulusal-uluslararası fon kaynaklarını daha etkin kullandığının göstergesi olduğunu ve makale, atıf ve bilimsel doküman puanlarındaki yükselişin ise araştırma kültürünün kökleştiğini belirtti. Doç. Dr. Aracı, önümüzdeki süreçte disiplinler arası projeleri artırarak akademik etki ve toplumsal katkıyı daha üst seviyelere taşımayı hedeflediklerini söyledi.