Yerel Haberler
Giresun
21 Şubat 2026 Cumartesi - 09:17 Antika tutkusu ile bodrum katını müzeye çevirdi Giresun’un Görele ilçesinde yaşayan 53 yaşındaki Muammer İmat, yaşadığı apar tmanın bodrum katını adeta müzeye dönüştürerek geçmişin izlerini günümüze taşıyor. Çocukluk yıllarında başlayan antika merakını 15 yıldır sürdüren İmat, bin 200’ü aşkın parçadan oluşan koleksiyonuyla ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor. Yaklaşık 3 yıl önce bodrum katını düzenleyerek koleksiyonunu sergilemeye başlayan İmat’ın arşivinde; pikap ve plakçalarlar, kasetçalar ve radyolar, fotoğraf makineleri, kameralar, 80’li ve 90’lı yıllara ait kasetler, yöresel sanatçıların eserleri, lüks gaz lambaları ile çok sayıda cam ve dönem objesi yer alıyor. 15 yıllık emekle bin 200 parçalık koleksiyon oluşturdu Antika tutkusunun gençlik yıllarına dayandığını belirten İmat, birçok parçayı köy gezilerinde topladığını söyledi. Bazı eşyaları sahiplerinden rica ederek, bazılarını ise ücret karşılığında aldığını ifade eden İmat, "15 yıl boyunca gittiğim köylerde bir köşede atıl duran ya da çöpe atılmak üzere olan eşyaları değerlendirdim. Bir kısmını hediye aldım, bir kısmını satın aldım. Ayrıca antika gruplarında paylaşımlar yapıyor, mezatlara katılıyoruz. Bu iş bana büyük moral veriyor. Koleksiyonumda bin 200’ün üzerinde obje bulunuyor. Koleksiyonumda eski radyolar, plaklar ve ulusal sanatçıların kasetleri özel bir yer tutuyor. Koleksiyon için bugüne kadar yaklaşık 250-300 bin lira harcamışımdır. En eski parçalar arasında Osmanlı dönemine ait bir kama ile 100 yılı aşkın geçmişi olduğu düşünülen bir kemençe bulunuyor" diye konuştu. Ziyaretçiler zamanda yolculuğa çıkıyor Ziyaretçilerin eksik olmadığını da ifade eden İmat, "Kendim zamanımın büyük bir kısmını burada geçiriyorum. Burada zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Sabah saatlerinde indiğim bodrum kattan bazen gece yarısı çıktığımı fark ediyorum. Bu benim için bir tutku. Ömrüm yettiği sürece devam ettirmek istiyorum. Ziyaretçilerim oluyor koleksiyonum özellikle gençlerin ilgisini çekiyor. Gençler kaseti bile tanımıyor. Plakları görünce şaşırıyorlar. Onlara çalıyorum, dinletiyorum. Büyük keyif alıyorlar. Gelmek isteyenlere de bodrum katındaki müzemiz herkese açıktır" dedi. Mahalle sakinlerinden Onur Bektaş ise, "Burası benim em büyük tutkum her defasında yeni bir şeyler öğreniyor ve keşfediyorum. Adeta zamanda yolculuğa çıkıyoruz. Burası bir bodrum katıydı ama şimdi bir müzeye dönüşmüş durumda" ifadelerini kullandı.
Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençelerle ilgi çekiyor
26 Ocak 2026 Pazartesi - 23:02 Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençelerle ilgi çekiyor Giresun’un Görele ilçesinde yaşayan Temel Karademir, yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençelerle dikkatleri üzerine çekiyor. Karademir’in ürettiği özgün kemençeler, hem yöresel kültürü yaşatıyor hem de sanata farklı bir bakış kazandırıyor. Karademir’in ustalığı, "yapıyor ama çalamıyor" ifadesiyle özetlenen ilginç hikayesiyle farklı bir boyut kazanıyor. Uzun yıllar kamuda görev yaptıktan sonra emekli olan Temel Karademir, emekliliğinin ardından yöneldiği kemençe yapımında kısa sürede kendini geliştirerek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından El Sanatları alanında "Kemençe Yapım Sanatçısı" ünvanı aldı. Karademir, geleneksel Görele kemençesinin yanı sıra kepçeden, bastondan ve tarımda kullanılan bel demirinden yaptığı kemençelerle de ilgi görüyor. Yapıyor ama çalmıyor Yaptığı kemençelerin tınısının sanatçılar tarafından beğenildiğini belirten Karademir, ürünlerinin sadece Türkiye’de değil yurt dışında yaşayan hemşerilerinden de talep gördüğünü söyledi. Kemençe yapımına olan ilgisini anlatan Karademir, "30 yılı aşkın kamu hizmetimin ardından emekli oldum. Emeklilikle birlikte el sanatlarına daha fazla zaman ayırma fırsatı buldum. Yetenek sınavına girerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kemençe yapım sanatçısı belgesi aldım. Yaptığım kemençeler, tınısı nedeniyle sanatçılar tarafından beğenildi" dedi. Dükkânda dekor diye başladı, ilgi odağı oldu Sadece klasik kemençelerle yetinmediğini vurgulayan Karademir, hayal gücünü işine yansıttığını ifade ederek, "Aklıma gelen ne varsa onu kemençeye dönüştürmeye çalıştım. Kepçe kemençe, baston kemençe, bel demirinden yapılan kemençeler gibi pek çok farklı model ürettim. Çoğunu dükkanımda dekor olsun diye yaptım ama beklediğimden fazla ilgi gördü. İlginç olan şu, ben kemençe yapıyorum ama çalmaya hiç merak etmedim. Merak etmeyince de öğrenemedim" diye konuştu.
Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençeler ile ilgi çekiyor
26 Ocak 2026 Pazartesi - 11:56 Yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençeler ile ilgi çekiyor Giresun’un Görele ilçesinde yaşayan Temel Karademir, yaptığı sıra dışı ve dekoratif kemençelerle de dikkatleri üzerine çekiyor. Temel Karademir’in Görele’de ürettiği bu özgün kemençeler, hem yöresel kültürü yaşatıyor hem de sanata farklı bir bakış kazandırıyor. Karademir’in ustalığı, "yapıyor ama çalamıyor" ifadesiyle özetlenen ilginç hikayesiyle farklı bir boyut kazanıyor. Uzun yıllar kamuda görev yaptıktan sonra emekli olan Temel Karademir, emekliliğinin ardından yöneldiği kemençe yapımında kısa sürede kendini geliştirerek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından El Sanatları alanında "Kemençe Yapım Sanatçısı" ünvanı aldı. Karademir, geleneksel Görele Kemençesi’nin yanı sıra kepçeden, bastondan ve tarımda kullanılan bel demirinden yaptığı kemençelerle de ilgi görüyor. Yapıyor ama çalmıyor Yaptığı kemençelerin tınısının sanatçılar tarafından beğenildiğini belirten Karademir, ürünlerinin sadece Türkiye’de değil yurt dışında yaşayan hemşerilerinden de talep gördüğünü söyledi. Kemençe yapımına olan ilgisini anlatan Karademir, "30 yılı aşkın kamu hizmetimin ardından emekli oldum. Emeklilikle birlikte el sanatlarına daha fazla zaman ayırma fırsatı buldum. Yetenek sınavına girerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kemençe yapım sanatçısı belgesi aldım. Yaptığım kemençeler, tınısı nedeniyle sanatçılar tarafından beğenildi" dedi. Dükkânda dekor diye başladı, ilgi odağı oldu Sadece klasik kemençelerle yetinmediğini vurgulayan Karademir, hayal gücünü işine yansıttığını ifade ederek "Aklıma gelen ne varsa onu kemençeye dönüştürmeye çalıştım. Kepçe kemençe, baston kemençe, bel demirinden yapılan kemençeler gibi pek çok farklı model ürettim. Çoğunu dükkanımda dekor olsun diye yaptım ama beklediğimden fazla ilgi gördü. İlginç olan şu ki ben kemençe yapıyorum ama çalmaya hiç merak etmedim. Merak etmeyince de öğrenemedim" diye konuştu.
Organ bağışıyla kurulan bağ dostluğa dönüştü
23 Ocak 2026 Cuma - 10:10 Organ bağışıyla kurulan bağ dostluğa dönüştü Giresun’da tiyatro sanatçısı Eray Aktaş vefatının ardından bağışlanan organlarıyla yalnızca hastalara değil, hayallere de hayat verdi. Aktaş’ın bağışlanan karaciğeriyle hayata tutunan 19 yaşındaki Elif Dal ile Aktaş’ın eşi Bahar Yaman Aktaş, sanatçının ölüm yıl dönümünde düzenlenen anma gecesinde ilk kez bir araya geldi. Buluşma, hüzünle umudun iç içe geçtiği anlara sahne oldu. Sahne arkadaşları ve sevenlerinin katılımıyla düzenlenen anma programında, Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu oyuncusu Eray Aktaş’ın sanata ve hayata bıraktığı izler anlatılırken, organ bağışının bir hayatı nasıl değiştirdiği Elif Dal’ın hikâyesiyle bir kez daha gözler önüne serildi. Geçtiğimiz yıl 16 Ocak’ta geçirdiği beyin kanaması nedeniyle Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesine (GEAH) kaldırılan Eray Aktaş’ın (59) 18 Ocak 2025 tarihinde beyin ölümü gerçekleşti. Hastanenin Organ Bağışı Birimi tarafından Aktaş’ın ailesi ile yapılan görüşmeler sonrasında Eray Aktaş’ın organlarının bağışlanması kararı alındı. Karaciğeri, böbrekleri ve korneaları bağışlanan Eray Aktaş’ın organları 4 kişiye umut oldu. Uzman ekip tarafından alınan organlar İstanbul ve Erzurum’a gönderildi. "Eşimi kaybettim ama bir kız çocuğu sahibi oldum" Eşi Eray Aktaş’ın organlarını bağışlama kararını anlatan Bahar Yaman Aktaş, "İnsanın bir tarafı üzülüyor, bir tarafı seviniyor. Hüzünle sevinci bir arada yaşıyorum. Çocuğumuz yoktu. Eşimi kaybettim ama bir kız çocuğu sahibi oldum. Eray kız çocuklarını çok severdi. Sanki giderken Elif’e yetişmek istemiş, onu kurtarmak için koşmuş gibi. Ben bir can kaybettim ama karşı tarafta bir can hayata tutundu. O organlar toprağa değil, hayata karışmalıydı ve Eray’ın istediği gibi oldu" dedi. Elif’in hayali: Sağlıkçı olmak Bağışlanan karaciğerle hayata tutunan ve düzenlenen geceye İstanbul’dan katılan aslen Şanlıurfalı olan Elif Dal ise hiç tanımadığı bir insanın kendisine ikinci bir hayat verdiğini söyledi. Dal "Eray abimin organ bağışından karaciğerini alan hastayım. O dünyadan ayrılmadan önce yaptığı bu onurlu ve cesur karar sayesinde bugün nefes alıyorum, hayal kurabiliyorum. Eğer bugün hayattaysam, bu Eray abinin vesilesiyledir. Anestezi ya da tıbbi sekreterlik okumak istiyorum. Zaten sağlık alanına ilgim vardı ama bu süreçten sonra hastanelere bakışım tamamen değişti. Nakil sürecinde sınava giremedim, hastanede yatıyordum. Şimdi yeniden hazırlanıyorum. Eray abinin bana verdiği bu hayatı, başka hayatlara dokunarak anlamlandırmak istiyorum" diye konuştu. Organ bekleme sürecinin ne kadar zor olduğuna da dikkat çeken Elif, organ bağışının önemini vurgulayarak "Uzun süre bekleyen, umutsuzluğa kapılan insanlar var. Enfeksiyon riski nedeniyle yanında kimse olamıyor. İnsan yalnız kalıyor. Organ bağışı gerçekten hayat kurtarıyor ve herkesin yapması gereken bir şey. Ben şanlıydım uzun süre beklemedim ama organ bekleyen çok insan var. Bu konuda toplum olarak bilinçli olmalıyız" ifadelerini kullandı. Bir prova, bir vasiyet, bir umut Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu sanatçısı Eray Aktaş, bir yıl önce Aziz Nesin’in eserinden uyarlanan ‘Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’ oyununun prova sürecinde geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetmişti. Beyin ölümü gerçekleşen Aktaş’ın organları, vasiyeti doğrultusunda ailesi tarafından bağışlanmıştı.