Yerel Haberler
Gümüşhane
06 Mart 2026 Cuma - 22:41 Heyelan riskinin en yoğun olduğu bölge Doğu Karadeniz Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı ve yoğun yağışın etkili olduğu bölgelerde yanlış yol planlaması ve doğaya uygun olmayan müdahalelerin heyelan ve kaya düşmesi riskini artırdığı belirtildi. Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, Doğu Karadeniz’de kütle hareketlerinin illere göre farklı mekanizmalarla oluştuğunu belirterek Rize ve Trabzon çevresinde daha çok zemin hareketleri görülürken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun’da kaya kütlelerinde kopma ve düşmelerin daha sık yaşandığını söyledi. Doğu Karadeniz’de sarp arazi yapısı nedeniyle yerleşim alanlarının çoğu zaman eğimli bölgelerde açıldığını kaydeden Alemdağ, bu alanlarda yapılacak kazı ve yapılaşma çalışmalarında mühendislik planlamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Alemdağ, özellikle Gümüşhane ile Giresun’u birbirine bağlayan Torul-Tirebolu karayolu güzergâhında bölgenin çatlaklı ve ayrışmaya müsait jeolojik yapısı nedeniyle kaya düşmelerinin kaçınılmaz olduğunu ifade etti. Donma-çözünme ve sıcaklık değişimlerinin de kaya parçalanmalarını hızlandırdığını belirten Alemdağ, bu nedenle yolun zaman zaman ulaşıma kapanabildiğini kaydetti. Güzergâhta yapılan lokal kaya ıslahı ve bariyer çalışmalarının kalıcı çözüm üretmediğini dile getiren Alemdağ, "Bu yolun tamamı problemli bir güzergâh. Lokal müdahaleler yerine en doğru ve kalıcı mühendislik çözümü güzergâhın tünellerle planlanarak geçilmesidir" dedi. "Doğu Karadeniz’de heyelan riski için en önemli tedbir yer seçimi" Doğu Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısından ve illere göre farklı heyelan türlerinin meydana geldiğinden bahseden Gümüşhane Üniversitesi Uygulamalı Jeoloji Kürsüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Rize, Trabzon civarında daha çok zemin hareketleri meydana gelirken, Gümüşhane, Bayburt, Artvin ve Giresun civarlarında daha çok kaya kütlelerinde yenilmeler meydana gelir. Bunların mekanizmaları farklıdır. Her yağış olan yerde kütle hareketi meydana gelmez veya her eğimin oluştuğu alanda da kütle hareketi bekleriz diye bir durum söz konusu değildir. Potansiyel heyelan alanları biz mühendislik jeologları tarafından net bir şekilde belirlenebilir; bu bir mühendislik problemidir. Bu problemli alanları bizler belirledikten sonra yerel yönetimlerin bir alanı imara açacağı zaman yer seçimi dediğimiz durum çok çok önem arz etmektedir. Maalesef Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz bölümünde coğrafi koşullar çok uygun olmadığından dolayı çok eğimli, sarp arazilerden meydana gelen bir yapı söz konusudur. Bu nedenle yerleşkeleri ister istemez eğimli arazilerde açmak zorunda kalıyoruz. Ancak bunların açılması esnasında suni müdahalelerle mevcut kazı yönetim sistemlerini düzgün yapmak gerekiyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Trabzon ve Giresun çevresinde topografik koşullar ve aşırı yağış nedeniyle kaya kütleleri çok daha çabuk ayrışmaya uğruyor ve killeşiyor. Böylelikle üzerine barınma amacıyla açılmış temel sistemleriyle ek yükler getiriyoruz. Bir sürü bina fazla mühendislik tasarılarına girmeden yapılabiliyor. Buradaki en temel ve vurgulanması gereken şey, mühendislik jeologlarına özellikle yeni açılacak alanların veya kentsel dönüşüme uğraması gereken alanların yeniden planlanmasında danışılmasıdır. Yer seçimi çok çok önemlidir" diye konuştu. "Gümüşhane-Giresun kara yolu için tek çözüm tünel" Gümüşhane-Giresun kara yolu üzerinde meydana gelen kaya düşmeleri ve heyelanların lokal ve ıslah çalışmalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Prof. Dr. Selçuk Alemdağ, "Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bizler ne zaman olacağını bilmiyoruz ama olup olmayacağını kestirebildiğimiz mühendislik problemleri vardır; heyelanlar ve taşkınlar. Aslında bizler doğaya yanlış müdahale ettiğimiz için bu tür problemlerle karşılaşıyoruz. Doğa aslında matematik gibidir. Hesabı düzgün yapmadığınız zaman size karşılığını verir ve kendi eski durumuna dönmeye çalışır. Elinde kepçesi ve iş makineleri olan birileri kafasına göre, projesiz birtakım işler yaptığı zaman çok daha ciddi problemlerle karşılaşıyor. Sonrasında bizlere geliniyor ve 100 bin liraya çözülecek bir iş için milyonlar harcanarak tedbir almak zorunda kalınıyor. Gümüşhane’deki probleme geldiğimizde, özellikle Kürtün yol güzergâhı, Torul’dan Tirebolu’ya kadar olan güzergâhta bölgenin jeolojik evriminden bahsetmek gerekir. Bölge üç farklı orojenez geçirmiştir. Yani tektonizmaya bağlı olarak dağ oluşum mekanizmaları sırasında kaya kütlesi çok ciddi derecede örselenmiştir. Aşırı eklemli olduğundan dolayı ve bu eklem sistemlerine bağlı olarak kaya kütlesinde ayrışma yüzeyden derine doğru nüfuz ettiği için kütlede yenilme mekanizmaları meydana geliyor. İkincil bir doğal durumda da bölgede yaklaşık artı 10 ile eksi 10 dereceler arasında gerçekleşen ısıl değişimler sonucunda donma-çözünmeye bağlı parçalanmalar meydana geliyor. Bunun sonucunda da kütle hareketi kaçınılmaz oluyor. Özellikle Torul-Tirebolu yol güzergâhında kütle hareketi sadece mevsim geçişlerine bağlı değil; yazın dahi anlık olarak çok ciddi problemlere sebebiyet verecek kaya hareketleri meydana gelebilir. Bu yol güzergâhı için kaya ıslah projeleri veya lokal çözümler çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü güzergâhın tamamı problemli. Buradaki tek çözüm, probleme lokal müdahale etmek yerine bu güzergâhın tamamen tünellerle planlanarak geçilmesidir. Bu en doğru mühendislik çözümü olacaktır" şeklinde konuştu. (UA-RE-ÖS-SO-Y)
Gümüşhane dağlarından büyüleyici günbatımı manzaraları
10 Ağustos 2023 Perşembe - 09:11 Gümüşhane dağlarından büyüleyici günbatımı manzaraları Doğal güzellikleri, tarihi ve turistik mekanlarının yanında sıradışı coğrafyası ile dikkat çeken Gümüşhane’nin yüzde 60’ını kaplayan dağların yüksek zirvelerinden izlenen gün batımı manzaraları görenleri büyülüyor. Son günlerde yaşanan sıcak hava dalgası nedeniyle nem oranının da yükselmesiyle birlikte kentin yüksek kesimlerinde vadilerde biriken sis bulutu manzaralarıyla buluşan gün batımı saatleri izleyenleri mest ediyor. Tarihin her döneminde stratejik bir öneme sahip olan ve yolculuklara tanıklık eden Zigana Dağının zirvelerinden Kürtün ilçesinin derin vadisine doğru hemen her gün yaşanan gün batımının farklı renkler ve tonlarla dans ettiği o anlar, doğa severlerin ve o anları kayıt altına almak isteyenlerin ilgisini çekiyor. Çam ormanları, küçükbaş hayvan sürüleri ve arkasındaki vadiyi dolduran sis deniziyle birlikte eşsiz bir manzara oluşturan o anlar Antik dönemlerden itibaren ticaret yollarının kavşak noktası olan, Karadeniz Bölgesi’ni Doğu Anadolu Bölgesi’ne bağlayan bir geçit olarak tarihte büyük bir öneme sahip olan Zigana Dağının zirvelerinde kaydedildi. Sadece tarihi önemiyle değil aynı zamanda doğal güzellikleriyle de dikkat çeken Zigana Dağında doğanın büyülü tepelerinden gün batımını fotoğraflayan genç fotoğrafçı Ahmet Sefa Ergin, “Gümüşhane coğrafyası dağların hakim olduğu bir alanı kapsıyor ve bu yüzden yüksek tepelerden gün batımı manzaralarını görmek unutulmaz bir deneyim sunuyor. Yükselen dağlar gün batımı sırasında gökyüzüne farklı renklerin ve tonların yayılmasına olanak sağlıyor. Yavaşça kaybolan güneşin ışığı, kızılların, turuncuların ve mor tonlarının dansına dönüşüyor. Bu renk oyunu, şehrin doğal güzelliklerinin vurgulandığı bir tablo gibi etkileyici bir manzara sunuyor” dedi. Gün batımının doğanın huzurunu ve dinginliğini içselleştirmek isteyenler için ideal bir fırsat sunduğunu kaydeden Mustafa Berat Ergin de “Gümüşhane’nin yüksek tepelerinden seyredilen bu manzaralar, ziyaretçilere anın tadını çıkarma ve doğanın büyülü atmosferine dalma imkanı veriyor.
Zigana Dağının serin sığınağı Limni Gölü yoğun ilgi görüyor
09 Ağustos 2023 Çarşamba - 13:12 Zigana Dağının serin sığınağı Limni Gölü yoğun ilgi görüyor Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarında bulunan ve tarihin her döneminde zorlu ve önemli bir geçit olan Zigana Dağı’nın eteklerinde yer alan Limni Gölü Tabiat Parkı, hava sıcaklıklarının rekor seviyelere ulaştığı bu günlerde serin ve temiz havasıyla vatandaşlara adeta sığınak oluyor. Zigana köyü sınırlarında yer alan Limni Gölü Tabiat Parkı, özellikle havaların ısındığı bugünlerde sıcak havaya karşı adeta doğal bir kalkan olan ormanın içinde, doğanın sunduğu huzur dolu atmosferiyle 7’den 70’e herkesi cezbetmeye devam ediyor. Zigana Dağı’nın eteklerinde yer alması, etrafındaki çam ormanların yeşil dokusu ve temiz havasıyla ziyaretçilere dinlendirici bir kaçış fırsatı sunan Limni Gölü Tabiat Parkı, hava sıcaklıklarının arttığı bu günlerde, serinlemek ve kafa dinlemek isteyenler için ideal bir tercih haline geldi. Denizden 2 bin 24 metre yükseklikte çam ormanları arasında temiz havası, eşsiz doğasıyla “Huzur veren mekan” ve “Zigana’nın nazar boncuğu” olarak nitelendirilen Limni Gölü Tabiat Parkı sadece serin havası ve doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda etkileyici orman manzarasıyla da ziyaretçilerini büyülüyor. Düşük nem oranı, temiz havası, eşsiz doğası ve manzarasıyla yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Limni Gölü Tabiat Parkının Zigana Dağı’nın eteklerindeki huzurlu sığınak olarak, serinlemek ve doğanın tadını çıkarmak isteyen ziyaretçileri beklediğini kaydeden tesis işletmecisi Murat Eroğlu, “Temiz havası, etkileyici orman manzarası ve sakinliğiyle Gümüşhane’nin doğal güzelliklerini keşfetmek isteyenlere unutulmaz anlar sunan Limni Gölü Tabiat Parkına herkesi ama özellikle son dönemde sıcaktan ve nemden bunalanları bekliyoruz” dedi. Limni Gölüne ulaşımın hem Gümüşhane hem de Trabzon’dan yaklaşık 45 dakikada sağlanabildiğini kaydeden Eroğlu, Doğu Karadeniz Bölgesinin önemli turizm duraklarından birisi, serinlemek ve doğanın tadını çıkarmak isteyenler için ideal bir yer ve Gümüşhane’nin serin oksijen deposu olan Limni Gölü Tabiat Parkına sıcak havalarda vatandaşların serinlemek için akın ettiğini söyledi.
“O ölürse ben de ölürüm” dediği eşiyle yan yana defnedildi
08 Ağustos 2023 Salı - 14:26 “O ölürse ben de ölürüm” dediği eşiyle yan yana defnedildi GÜMÜŞHANE (İHA) – Gümüşhane’de hayatını kaybeden Zehra Altıparmak ve eşinin ölümüne dayanamayarak intihar eden köy korucusu Hüseyin Altıparmak’ın cenazeleri bugün Gümüştuğ köyünde kılınan cenaze namazının ardından yan yana toprağa verildi. Olay, dün sabah saatlerinde Gümüşhane’nin Torul ilçesi Gümüştuğ köyünde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, geçen Salı günü köyde bir kişiyle tartışan köy korucusu Hüseyin Altıparmak’ın eşi Zehra Altıparmak panikle olay yerine giderken bir anda yere yığıldı. Beyin kanaması teşhisiyle hastaneye kaldırılan Zehra Altıparmak yoğun bakımda 6 gün süren yaşam mücadelesini kaybederek hayatını kaybetti. Zehra Altıparmak’ın hayatını kaybetmesinin ardından “O ölürse ben de ölürüm” diyen eşi köy korucusu Hüseyin Altıparmak da dün sabah saatlerinde evlerine yakın bir noktada silahla intihar etti. İncelenmek üzere Trabzon Adli Tıp’a gönderilen çiftin cenazeleri bugün sabah saatlerinde Gümüştuğ köyüne getirildi. Hüseyin Altıparmak’ın köy korucusu olması nedeniyle köyde Jandarma ekipleri tarafından güvenlik önlemi alındı. Acı olayın ardından hayatını kaybeden çift için Gümüştuğ köyünde ayrı ayrı cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına Gümüşhane Vali Yardımcısı Ali Recai Yerlikaya, Kürtün Kaymakamı Torul Kaymakam Vekili Okan Dağlı, çiftin 3 oğlundan 2’si Uğur ve Osman Altıparmak, akrabaları ve köy sakinleri katılırken diğer çocukları Ufuk Altıparmak yurtdışında olduğu için cenaze namazına katılamadı. Köyde kılınan cenaze namazının ardından, acı olayda hayatını kaybeden köy korucusu Hüseyin Altıparmak ve eşi Zehra Altıparmak Gümüştuğ köyü mezarlığına defnedildi.
Gümüşhane’yi sporla tanıtıyorlar
08 Ağustos 2023 Salı - 09:23 Gümüşhane’yi sporla tanıtıyorlar Gümüşhane Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi antrenörleri ve öğrencileri 673 yıllık İmera Manastırı’nda satranç ve geleneksel Türk okçuluğu yaparak Gümüşhane’nin turizm alanlarını sporla tanıtıyor.Gümüşhane Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü sporla turizmi birleştirerek kentin turizm alanlarını tanıtıyor. Daha önce Torul Cam Seyir Terası, Tarihi Kov Kalesi’nde de benzer etkinliklere imza atan Gençlik Merkezi öğrencileri son olarak Olucak köyü sınırları içinde yer alan İmera Manastırı’nı sporla buluşturdu.Giriş kapısının doğuda konumlanması, Gotik mimarisi ve yapımında kullanılan aydınlatma biçimiyle Doğu Karadeniz’in en önemli inanç yapıları arasında gösterilen 673 yıllık İmera Manastırı’nda, Gençlik Merkezi Satranç Takımı ve Geleneksel Okçuluk sporcuları spor etkinlikleri gerçekleştirdi.Tuncay Yavuz: “Türk okçuluğunu bu tarihi mekanda icra etmiş olduk”Tarih ve sporu iç içe yaşadıklarını ifade eden Gençlik Merkezi Gençlik Lideri Tuncay Yavuz, “Bugün burada tarih ve sporu iç içe gençlerimize yaşatmak istedik. İmera Manastırı’ndayız bugün rakım yüksek. Hem tarihimizi görmüş tanımış olduk hem de Gençlik Merkezi’mizin spor kulübünde geleneksel Türk okçuluğunu gençlerimizle burada icra etmiş olduk. Böyle havası güzel bir yerde gençlerimize hem tarihi hem de sporu sevdirmek için çalışmalarımız devam ediyor” dedi.Melisa Uçarcan: “Burada turizm ile sporu birleştirmek için toplandık”İmera Manastırı’ndan çok etkilendiğini söyleyen Melisa Uçarcan, “Gümüşhane’nin kültürel güzelliklerinden birisi olan İmera Manastırı’ndayız bugün burada turizm ile sporu birleştirmek için toplandık. Burada satranç ve geleneksel Türk okçuluğu sporlarını yaptık” diye konuştu.Mehmet Alparslan Bülbül de, “Spor yapmak için İmera Manastırı’na geldik satranç ve okçuluk yaptık. Böyle tarihi bir yerde satranç oynamak çok eğlenceliydi. Temiz ve açık havada oynarken çok güzel oldu” ifadelerini kullandı.
Gümüşhane’de ağaç kökleri usta ellerde sanata dönüşüyor
06 Ağustos 2023 Pazar - 10:07 Gümüşhane’de ağaç kökleri usta ellerde sanata dönüşüyor Gümüşhane’de yaşayan emekli öğretmen Rıza Kara, ağaç köklerini sanata dönüştürüyor. Birbirinden farklı figürlere sahip binlerce esere imza atan Kara’nın sanatı görenlerin ilgisini çekiyor.Gümüşhane’nin Şiran ilçesi Yeniköy köyünde yaşayan 73 yaşındaki emekli öğretmen Rıza Kara, 20 yıldır dere kenarlarından ve ormanlardan topladığı ağaç köklerini orijinal şekillerinden esinlenerek insan ve hayvan objelerine dönüştürüyor.Yeniköy köyünde bulunan evinin alt katında bulunan küçük atölyesinde zımpara, cila ve törpü yardımıyla ağaç köklerini sanat eserine dönüştüren Kara’nın binden fazla eseri bulunuyor.Kuş türleri, timsah, maymun, yılan, geyik gibi hayvan figürlerinin yanı sıra korsan ve bedevi gibi özel çalışma gerektiren insan figürlerine de imza atan sanatçı eserlerinin bir bölümünü evinin bahçesinde sergiliyor.Sanatının ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi gördüğünü ve Türkiye’nin birçok noktasına eserlerini gönderdiğini belirten Kara, çeşitli devlet kurumlarında da çalışmalarının sergilendiğini söyledi.“Eserlerim benim için bir evlat gibi”40 senelik öğretmenlik hayatının ardından kendisini ağaç köklerine adadığını söyleyen Rıza Kara (72), “Bundan 20 yıl önce bahçemizde bir ağaç kökü vardı ben onu dinozora benzettim, çok ilgimi çekti. Onun üzerinde çalışmalar yaptım ve tamamladım. Bu gibi şeylerin çok ilginç olacağını düşündüm ve daha sonra köklere karşı ilgi duymaya başladım. Dere yataklarından topladığım kökleri yapmaya başladım. Bu daha sonra bende hastalığa dönüştü bunları yapmadan duramıyorum. Yeni bir eser yaptıkça mutlu oluyorum. Her türlü ağaç kökünü kullanıyorum ama en çok ardıç ve çam ağaçlarının atıkları ormana kesinlikle zarar vermem. Şu anda herkes eserlerimden alıp götürüyor Antalya’ya gitti, Adapazarı’na gitti, İstanbul’a gitti. Gümüşhane’de İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün salonunda sergileniyor ve görünce de çok mutlu oluyorum onlar benim için bir evlat gibi” dedi.“Eserlerimi en iyi hale getirmek için çalışmalarımı sürdürüyorum”İnsanların eserleri karşında çok farklı tepkiler verdiğini söyleyen emekli öğretmen Kara, “Bir eseri ilk önce betimliyorum, bir şeye benzetmem gerekiyor. Eserin büyüklüğüne göre 1 günde sürüyor 1 ay da ama eser bitti diye bir şey yok sürekli üzerinde çalışmaya devam ediyorum en iyi hale getirmeye çalışıyorum. Çok fazla eserim var, geyik, maymun figürleri, bedevi figürü var. Hepsi birbirinden güzel ayırt edemiyorum. Görünce ağlayanı da gördüm, güleni de gördüm bunlardan iyi odun olur diyeni de gördüm çok farklı yorumlarla karşılaştım. İnsanlar kahve köşelerinden uzak dursunlar 7’den 70’e herkesin yapabileceği çok güzel işler var. Bu dünya fani geride bir şeyler bırakalım ve gençlerimize örnek olalım. Öldükten sonra da yaşamak istiyorsak bunun yolu budur” diye konuştu.