Yerel Haberler
Gümüşhane
27 Mart 2026 Cuma - 09:32 Yüksek mimarlığı bıraktı, sadekarlıkla yeni bir hayat kurdu GÜMÜŞHANE (İHA) – Gümüşhane’de yaşayan 38 yaşındaki Ayşe Işık, 14 yıllık yüksek mimarlık kariyerini geride bırakarak sadekarlık mesleğine yöneldi. İstanbul’da geçen 14 yıllık yüksek mimarlık kariyerini geride bırakma kararı alan Ayşe Işık, tamamen farklı bir alana yöneldi. Çocukluk yıllarından bu yana ilgisini çeken el işçiliği ve tasarım tutkusunu hayata geçirmek isteyen Işık, memleketi Gümüşhane’ye dönerek kendi atölyesini kurdu. Altın, gümüş ve platin gibi değerli metallerden, taşlı veya taşsız takı iskeletlerinin el işçiliğiyle üretildiği kuyumculuk zanaatı olan sadekarlık mesleğine adım atarken karşılaştığı toplumsal önyargılara rağmen kararlılığından vazgeçmeyen Işık, geleneksel olarak erkek egemen görülen atölye ortamında bir kadın sanatçı olarak varlık göstermeyi başardı. Üretim sürecinde mimarlık geçmişinden beslenen Işık, tasarımlarında mimari detaylara ve hikâyelere yer vererek özgün eserler ortaya koyuyor. Kendi atölyesinde tamamen el işçiliğine dayalı üretim yapan Işık, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için de özel tasarım bir yüzük hazırladı. Bu süreçte hem sanatsal bakış açısını hem de teknik becerilerini bir araya getiren Işık, ortaya koyduğu eserlerle dikkat çekiyor. Hayatında radikal bir değişim yaparak yüksek mimarlığı bırakan Ayşe Işık, aldığı kararın ardından duyduğu mutluluğu ve manevi tatmini her fırsatta dile getiriyor. Disiplinler arası geçişin kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını ifade eden Işık, üretmenin ve ortaya bir eser koymanın kendisi için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu söylüyor. "Binalar tasarlarken şimdi takı tasarlıyorum" Mimarlık ile sadekarlık mesleğinin özünde birbirine çok benzediğini ifade eden Ayşe Işık, "Benim mesleğim yüksek mimarlık. İkisi ayrı şeyler değil, sadekarlıkla mimarlık özünde aynı, ikisinde de bir tasarlama dürtüsü var. Sadece ölçeğini değiştirdim. Yaklaşık 14 yıl İstanbul’da aktif olarak mimarlık yaptım. Binalar tasarlarken şimdi takılar tasarlıyorum. Mimarlıktan beslendim, sonra mimarlığa öğrettikleri ve bana kattıkları için teşekkür ettim ve yolculuğuma takı tasarlayarak devam etmeye karar verdim. Çocukluğumdan beri takı takmayı hep çok sevdim. Tatile gittiğimizde yazlık yerlerde kurulan stantlardan bir şeyler almak hoşuma giderdi. Parçaları birleştirmeyi seviyordum. Bir süre sonra olay, ‘Aslında bu takı şöyle olsaymış ben bunu daha zevkle kullanırdım’ noktasına geldi. Sonra ‘Peki, İstanbul gibi bir yerde yaşıyorsun; neden sen de bunu öğrenmeyesin?’ dedim ve yolculuğum böyle başladı. Çok şanslıydım harika bir atölyede bu işi öğrenme şansım oldu. Bu işi benim gibi Karadenizli bir kadından öğrendim. İyi ki yollarımız kesişmiş. Bugün bu işi bir kadın olarak meslek edinmiş durumdayım. Hem tasarlayıp hem üretmek çok başka bir haz, çok keyifli. Aslında ben de hayallerimi ürüne dönüştürüyorum ve her dönüştükten sonra iyi ki bu işi yapıyorum diye şükrediyorum" dedi. "İnsanlar erkek usta görmeye alıştığı için beni görünce şaşırıyorlar" Özellikle kadınların hayalleri noktasında ısrarcı olması gerektiğinin altını çizen Ayşe Işık, "Esin kaynağım çok fazla. Eski şeyleri biriktirmeyi, toplamayı çok severim. Bazen bir kapı kilidi bile bana ilham verebiliyor. Mimari motifler de bunu destekliyor. Yani orayı da es geçmem. Belli bir birikim var ve bunlar bir süre sonra somut olarak dışa vuruyor. Bazen hikâyeler de etkili oluyor. Kızıma kitap okurken orada anlatılan bir tarak, tezgâhın başına geçtiğimde bir anda yüzüğe, kolyeye ya da başka bir takıya dönüşebiliyor. O tezgâhta erkek usta görmeye alışkın insanlar var. Bu yüzden gözleri erkek bir usta arıyor. Eli titreyerek yüzüğü bırakıp gidenler de oldu ama yüzüğü eline alıp o parlaklığı görünce minnettarlığını dile getiren çok insan da var. İnsanların bir kadını tezgâhın başında, elinde çekiçle ya da ateşle görmeye alışması biraz zaman alacak. Özellikle Gümüşhane’de. Radikal bir karar aldım. İstanbul’da yaşarken iki kızımla birlikte Gümüşhane’ye geldim ve hayallerimin peşinden koştum. Bu, hiçbir hazırlık yapmadan sadece hayal kurun demek değil ama ısrarcı olun. Çünkü mutlu olduğunuz yerde üretmek çok daha kolay ve güzel" diye konuştu. "Devlet Bahçeli’ye isminin yazılı olduğu bir yüzük tasarladım" MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük’ün talebi doğrultusunda Devlet Bahçeli için bir yüzük tasarladığını ve Bahçeli’ye gönderildiğini söyleyen Ayşe Işık, "Devlet Bahçeli için de bir yüzük siparişi aldım. Milletvekilimiz Musa Küçük bir ziyaret sırasında Devlet Bahçeli için özel bir tasarım yapmamı istedi. Halkın önünde olan bir isim için tasarım yaparken hayal gücünüzü daha fazla zorlamanız gerekiyor. Daha önce de birçok kez hediye alınmıştır diye düşündük. Devlet Bey’in yüzüklerle anıldığını, bu alana ilgisi olduğunu biliyordum. Musa Bey de bana bazı önerilerde bulundu. Türklüğü ve milliyetçiliği çağrıştıran simgelerden yola çıkarak Göktürk alfabesiyle Devlet Bahçeli’nin isminin yazılı olduğu, Türk mavisi rengiyle sıcak mine kullanılarak bir yüzük tasarladım" ifadelerini kullandı.
27 Mart 2026 Cuma - 09:17 Yüksek mimarlığı bıraktı, sadekarlıkla yeni bir hayat kurdu Gümüşhane’de yaşayan 38 yaşındaki Ayşe Işık, 14 yıllık yüksek mimarlık kariyerini geride bırakarak sadekarlık mesleğine yöneldi. İstanbul’da geçen 14 yıllık yüksek mimarlık kariyerini geride bırakma kararı alan Ayşe Işık, köklü mesleğini bırakarak tamamen farklı bir alana yöneldi. Çocukluk yıllarından bu yana ilgisini çeken el işçiliği ve tasarım tutkusunu hayata geçirmek isteyen Işık, memleketi Gümüşhane’ye dönerek kendi atölyesini kurdu. Altın, gümüş ve platin gibi değerli metallerden, taşlı veya taşsız takı iskeletlerinin el işçiliğiyle üretildiği kuyumculuk zanaatı olan sadekarlık mesleğine adım atarken karşılaştığı toplumsal önyargılara rağmen kararlılığından vazgeçmeyen Işık, geleneksel olarak erkek egemen görülen atölye ortamında bir kadın sanatçı olarak varlık göstermeyi başardı. Üretim sürecinde mimarlık geçmişinden beslenen Işık, tasarımlarında mimari detaylara ve hikâyelere yer vererek özgün eserler ortaya koyuyor. Kendi atölyesinde tamamen el işçiliğine dayalı üretim yapan Işık, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli için de özel tasarım bir yüzük hazırladı. Bu süreçte hem sanatsal bakış açısını hem de teknik becerilerini bir araya getiren Işık, ortaya koyduğu eserlerle dikkat çekiyor. Hayatında radikal bir değişim yaparak yüksek mimarlığı bırakan Ayşe Işık, aldığı kararın ardından duyduğu mutluluğu ve manevi tatmini her fırsatta dile getiriyor. Disiplinler arası geçişin kendisine farklı bir bakış açısı kazandırdığını ifade eden Işık, üretmenin ve ortaya bir eser koymanın kendisi için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu söylüyor. "Binalar tasarlarken şimdi takı tasarlıyorum" Mimarlık ile sadekarlık mesleğinin özünde birbirine çok benzediğini ifade eden Ayşe Işık, "Benim mesleğim yüksek mimarlık. İkisi ayrı şeyler değil, sadekarlıkla mimarlık özünde aynı, ikisinde de bir tasarlama dürtüsü var. Sadece ölçeğini değiştirdim. Yaklaşık 14 yıl İstanbul’da aktif olarak mimarlık yaptım. Binalar tasarlarken şimdi takılar tasarlıyorum. Mimarlıktan beslendim, sonra mimarlığa öğrettikleri ve bana kattıkları için teşekkür ettim ve yolculuğuma takı tasarlayarak devam etmeye karar verdim. Çocukluğumdan beri takı takmayı hep çok sevdim. Tatile gittiğimizde yazlık yerlerde kurulan stantlardan bir şeyler almak hoşuma giderdi. Parçaları birleştirmeyi seviyordum. Bir süre sonra olay, ‘Aslında bu takı şöyle olsaymış ben bunu daha zevkle kullanırdım’ noktasına geldi. Sonra ‘Peki, İstanbul gibi bir yerde yaşıyorsun; neden sen de bunu öğrenmeyesin?’ dedim ve yolculuğum böyle başladı. Çok şanslıydım harika bir atölyede bu işi öğrenme şansım oldu. Bu işi benim gibi Karadenizli bir kadından öğrendim. İyi ki yollarımız kesişmiş. Bugün bu işi bir kadın olarak meslek edinmiş durumdayım. Hem tasarlayıp hem üretmek çok başka bir haz, çok keyifli. Aslında ben de hayallerimi ürüne dönüştürüyorum ve her dönüştükten sonra iyi ki bu işi yapıyorum diye şükrediyorum" dedi. "İnsanlar erkek usta görmeye alıştığı için beni görünce şaşırıyorlar" Özellikle kadınların hayalleri noktasında ısrarcı olması gerektiğinin altını çizen Ayşe Işık, "Esin kaynağım çok fazla. Eski şeyleri biriktirmeyi, toplamayı çok severim. Bazen bir kapı kilidi bile bana ilham verebiliyor. Mimari motifler de bunu destekliyor. Yani orayı da es geçmem. Belli bir birikim var ve bunlar bir süre sonra somut olarak dışa vuruyor. Bazen hikâyeler de etkili oluyor kızıma kitap okurken orada anlatılan bir tarak, tezgâhın başına geçtiğimde bir anda yüzüğe, kolyeye ya da başka bir takıya dönüşebiliyor. O tezgâhta erkek usta görmeye alışkın insanlar var. Bu yüzden gözleri erkek bir usta arıyor. Eli titreyerek yüzüğü bırakıp gidenler de oldu ama yüzüğü eline alıp o parlaklığı görünce minnettarlığını dile getiren çok insan da var. İnsanların bir kadını tezgâhın başında, elinde çekiçle ya da ateşle görmeye alışması biraz zaman alacak. Özellikle Gümüşhane’de. Radikal bir karar aldım. İstanbul’da yaşarken iki kızımla birlikte Gümüşhane’ye geldim ve hayallerimin peşinden koştum. Bu, hiçbir hazırlık yapmadan sadece hayal kurun demek değil ama ısrarcı olun. Çünkü mutlu olduğunuz yerde üretmek çok daha kolay ve güzel" diye konuştu. "Devlet Bahçeli’ye isminin yazılı olduğu bir yüzük tasarladım" Milliyetçi Hareket Partisi Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük’ün talebi doğrultusunda Devlet Bahçeli için bir yüzük tasarladığını ve Devlet Bahçeli’ye gönderildiğini söyleyen Ayşe Işık, "Devlet Bahçeli için de bir yüzük siparişi aldım. Milletvekilimiz Musa Küçük bir ziyaret sırasında Devlet Bahçeli için özel bir tasarım yapmamı istedi. Halkın önünde olan bir isim için tasarım yaparken hayal gücünüzü daha fazla zorlamanız gerekiyor. Daha önce de birçok kez hediye alınmıştır diye düşündük. Devlet Bey’in yüzüklerle anıldığını, bu alana ilgisi olduğunu biliyordum. Musa Bey de bana bazı önerilerde bulundu. Türklüğü ve milliyetçiliği çağrıştıran simgelerden yola çıkarak Göktürk alfabesiyle Devlet Bahçeli’nin isminin yazılı olduğu, Türk mavisi rengiyle sıcak mine kullanılarak bir yüzük tasarladım" ifadelerini kullandı. (UA-RE-EK
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:38 Gümüşhane’de Nevruz coşkusu Gümüşhane’de Nevruz Bayramı üniversite yerleşkesinde düzenlenen etkinliklerle kutlandı. Program kapsamında Nevruz ateşi yakılırken, katılımcılar ateşin üzerinden atladı. Geleneksel etkinlikler arasında yer alan örs üzerinde çekiçle demir dövme ritüeli de gerçekleştirildi. Çeşitli oyunlar ve etkinliklerle devam eden programda katılımcılar renkli görüntüler oluşturdu. Nevruz’un birlik, beraberlik ve baharın gelişi anlamını taşıdığı vurgulandı. Nevruz programının başlangıcında konuşan Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Mehmet Akif, "Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar" dediği çelik zırh, Ergenekon’da koca dağlarla bezenmiş bir demir dağıdır. Kurtuluş Savaşı’nda etrafımızı saran düşman devletlerdi. Bugün etrafımızı saran ve bağımsızlığımıza kastetmek isteyen ise diğer dış güçlerdir. Evet, o gün Türk’ün gücü demir bir dağı deldi. Kurtuluş Savaşı’nda bütün dünyayı dize getirdi. Bugün de gerek ekonomik, gerek siyasi, gerekse askeri olarak Türkiye’nin üzerine gelen bütün mihraklara karşı duran yine Türk’ün gücüdür. Bugün Anadolu coğrafyasında ve dünya coğrafyasında var olan Türk ırkının ilk bayramı Ergenekon’dur. Bu yıl Nevruz’un en güzel tarafı da şu oldu: Cumartesi günü Nevruz Bayramı, Ramazan Bayramı’yla birleşti. Bu coğrafyada, dünya coğrafyasında Türkler henüz Müslümanlığı kabul etmeden önce ilk bayramlarını Nevruz olarak kutladılar. Daha sonra Müslümanlıkla birlikte, İ‘lâ-yı Kelimetullah uğruna dünyada İslam’ın bayraktarlığını yaptılar. Ve 2026 yılında da böyle güzel bir tevafuk, güzel bir tesadüf oldu" dedi. Gümüşhane Üniversitesi yerleşkesinde gerçekleştirilen Nevruz kutlamalarına Gümüşhane Valisi Cevdet Atay ve il protokolü katıldı.