Yerel Haberler
Gümüşhane
05 Nisan 2026 Pazar - 10:52 Dağın ortasından fışkırıyor...Aynı gün başlayıp aynı gün kesilen esrarengiz sular Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Gülaçar köyünde, her yıl Nisan ayında eşine az rastlanır bir doğa olayı yaşanıyor. Kar sularının dağ içindeki mağaraları doldurmasıyla iki farklı yamaçtan aynı anda fışkıran gizemli sular, yaklaşık 15 gün boyunca görsel bir şölen sunup ardından sırra kadem basıyor. Gülaçar köyü, her yıl bahar mevsimiyle birlikte doğa tutkunlarını ve fotoğrafçıları kendine çeken esrarengiz bir fenomene ev sahipliği yapıyor. İkisu-Şiran karayolu güzergahındaki köyün her iki yamacında, Nisan ayı ile birlikte devasa su kaynakları aynı anda gün yüzüne çıkıyor. Dağın adeta tam ortasından fışkıran bu sular, bir şelale edasıyla vadiye dökülürken, yaklaşık iki haftalık sürenin sonunda yine aynı anda kesilerek ortadan kayboluyor. Mağaralarda biriken kar suları şelaleye dönüşüyor Bölge sakinleri ve doğa gözlemcileri tarafından "gizemli sular" olarak adlandırılan bu olay, bilimsel olarak karların erimesiyle açıklanıyor. Yüksek kesimlerdeki karların eriyerek dağın iç yapısındaki mağara ve boşluklara dolduğu, bu suyun basınçla birlikte dışarıya tahliye edildiği tahmin ediliyor. Bölgede çeşitli efsanelere de konu olan bu durum, Gülaçar deresinin iki tarafında karşılıklı bir görsel şölen meydana getiriyor. "Aynı gün başlayıp aynı gün kesiliyor" Doğa olayını yerinde incelemek üzere köye gelen fotoğraf sanatçısı Metin Aydın, yaşadığı şaşkınlığı şu sözlerle dile getirdi: "Gülaçar Köyü’nde Nisan aylarında çıkan şelaleleri görmeye geldik. Üç tanesini gezebildik, ancak ulaşılamayan başka kaynaklar da var. Kocaman dağın altından adeta fışkıran çok büyük sularla karşılaştık. En enteresan olanı ise iki karşılıklı yamaçtaki suların aynı gün akmaya başlayıp, 15 gün sonra aynı gün kesilmesi. Buradaki eski patikalar ve yosunlu doku insanı etkiliyor; herkesin gelip görmesini isterim." Doğanın bahar coşkusu Şelalelerin sert ve yoğun akışına dikkat çeken Fatma Cebeci Aydın ise, "Henüz bahar tam gelmemiş olsa da biz baharın coşkunu bu şelalelerde gördük. Suyun kaynağının direkt dağın altından çıktığını gözlemledik. Son derece keyifli bir tırmanış ve gözlem oldu" ifadelerini kullandı. Uzun yıllardır kullanılmayan patikaların arasından ulaşılan bu sular, Gümüşhane’nin keşfedilmeyi bekleyen gizli rotalarından biri olma özelliğini koruyor.
03 Nisan 2026 Cuma - 16:47 Emekli Tuğgeneral Sipahioğlu: "Kendi silahını üretmeyen güçlü olamaz" Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Genel Müdür Yardımcısı emekli Tuğgeneral Erhan Sipahioğlu, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada güçlü kalabilmesi için yerli ve milli savunma sanayisinin hayati öneme sahip olduğunu söyledi. TSKGV Genel Müdür Yardımcısı Erhan Sipahioğlu, Gümüşhane’de 2. İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’na katıldı. Toplantıda Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın çalışmaları hakkında protokol üyelerine bilgi veren Sipahioğlu, Türkiye’nin çevresinde yaşanan çatışmalara dikkat çekti. Savaşların artık teknoloji odaklı hale geldiğini belirten Sipahioğlu, "Bu coğrafyada kendi ürettiğiniz yazılımı yani beyni, size ait olan silah sistemlerini üretmek mecburiyetindesiniz" diyerek, ülkelerin kendi savunma sistemlerini üretmelerinin zorunluluk haline geldiğini ifade etti. "Türkiye’nin gelişen teknolojiyle birlikte hazırlıklı olması gerekiyor" Ortadoğu’da ve Türkiye’nin kuzeyinde meydana gelen gelişmelerden bahseden Sipahioğlu, "Yaşadığımız coğrafya itibarıyla Türkiye etrafında çatışmalar var. Türkiye ise ortada bir huzur adası. Türkiye’nin huzur adası olmasının mutlaka bir sebebi var. Bu coğrafyada huzur içerisinde oturup bu toplantıları gerçekleştirebiliyorsak bunun bir bedeli var, bir sonucu var. En yakından bizi ilgilendiren ve Avrupa’yı çok ilgilendiren Rusya-Ukrayna savaşı var. Dünya bunda şunu öğrendi; güç dengeleri değişiyor, güvenlik endişeleri arttı. Artık bütün ülkeler savunma harcamalarına ciddi yatırımlar yapmaya başladılar. Özellikle Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri desteğine dayandığı için şimdi gelinen noktada bu desteğin azalmasıyla savunmaya yatırım yapıyor. Türkiye zamanında alınan stratejik kararlarla bu durumu öngörüp, önceden mesafe aldı. Her savaştan alınması gereken dersler var. Çünkü savaşlar yeni teknolojilerin kullanım alanlarıdır. Örneğin Rusya-Ukrayna savaşı bize şunu gösterdi ki eskiden bir tankın en büyük karşı silahı tanksavardı. Şimdi tankın en büyük karşı silahı kamikaze dron oldu. Konseptler teknolojiyle beraber değişiyor. Türkiye’nin de buna göre hazırlıklı olması gerekiyor" dedi. "Kendinize ait silah sistemleri üretmek mecburiyetindesiniz" ABD, İsrail ve İran arasındaki savaştan alınması gereken dersler olduğunun altını çizen Sipahioğlu, "Azerbaycan-Ermenistan savaşında insansız hava araçlarından atılan mühimmatlar çok etkili oldu. İran-İsrail savaşından alınacak çok önemli dersler var. Burada balistik füzeler, hava savunma sistemleri ve istihbarat ön plana çıktı. Savaşın başlangıcında çok sayıda lider kadronun etkisiz hale getirilmesi, istihbaratın önemini ortaya koydu. Bunların her birinden alınacak önemli dersler var. Biz de bu huzur adasında eğer huzur içinde yaşamak istiyorsak bu coğrafyada güçlü olmak mecburiyetindeyiz. Bu güçlülük de şöyle ifade edeyim: Yani başkasının silahıyla, başkasının malzemesiyle burada güçlü olamazsınız. Bu coğrafyada kendi ürettiğiniz yazılımı yani beyni, size ait olan silah sistemlerini üretmek mecburiyetindesiniz" diye konuştu.