Yerel Haberler
Gümüşhane
13 Nisan 2026 Pazartesi - 09:21 Torul’da kar altında ayı nöbeti Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Kızılüzüm Yaylası’nda, Mart ayında aç kalan bir ayının evine verdiği büyük hasarın ardından pes etmeyen Hüseyin Çolakoğlu, yeni bir saldırıyı önlemek için kar esaretine rağmen "ayı nöbeti" tutuyor. Elektriğin olmadığı, ulaşımın kapandığı yaylada kar suyunu eriterek hayatta kalan Çolakoğlu, doğaya karşı verdiği bu amansız mücadeleyle dikkat çekiyor. ilçeye bağlı Yücebelen köyü sınırları içerisinde yer alan ve denizden yaklaşık 2 bin 200 metre yükseklikteki Kızılüzüm Yaylası, bugünlerde sıra dışı bir bekleyişe sahne oluyor. Kış uykusundan uyanan ayıların yayladaki evlere zarar vermesi, yaylacıları zorlu kış şartlarında nöbet tutmaya mecbur bıraktı. Trabzon’un Şalpazarı ilçesinde ikamet eden ve yaz aylarını Gümüşhane’nin serin yaylalarında geçiren Hüseyin Çolakoğlu, geçtiğimiz Mart ayında yayla evinin bir ayı tarafından talan edildiğini fark etti. Ayının pencere çerçevelerini kırarak içeri girdiği, mutfak dolaplarından televizyon sehpasına kadar tüm eşyaları parçaladığı evde büyük maddi hasar meydana geldi. Hasarı kendi imkanlarıyla onaran Çolakoğlu, ayının bölgeden uzaklaşmadığını fark edince, ikinci bir saldırıyı önlemek adına yaylada kalma kararı aldı. Kar suyu içerek su ihtiyacını karşılıyor Nisan ayının başında yeniden etkili olan yoğun kar yağışı ile birlikte yayla yolları ulaşıma kapandı. Kızılüzüm Yaylası’ndaki evinde mahsur kalan Çolakoğlu, elektriğin olmadığı yaylada, ısınma ihtiyaçlarını soba ile karşılarken su ihtiyacını ise kapı önündeki karları eriterek gideriyor. Yolların kapalı olması nedeniyle yaylada mahsur kaldıklarını belirten Çolakoğlu, "Ayı evimi berbat etti. İkinci kattaki çerçeveyi kırıp içeri girmiş, alt kata inip dolapları yıkmış. Onca emeğimizi ziyan etti. Şimdi tamir ettik ama tekrar gelmesinden korkuyoruz. Mecburiyetten buradayız" ifadelerini kullandı.
12 Nisan 2026 Pazar - 08:55 Anadolu’nun sembolleri eşarplarda dile geliyor Gümüşhane’de 18 yıldır esnaflık yapan Çiğdem Yakut, Anadolu’nun derin kültürel mirasını modern eşarp tasarımlarıyla buluşturuyor. Büyük şehirlerin hızına karşı Anadolu’nun sakin ve nitelikli üretim anlayışını benimseyen Yakut, markasıyla Gümüşhane’den dünyaya uzanan kalıcı bir tasarım dili oluşturmayı hedefliyor. Gümüşhane’de yaklaşık yirmi yıldır ticaret hayatının içinde yer alan kadın girişimci Çiğdem Yakut, Anadolu’nun köklü mirasını modern moda anlayışıyla birleştiriyor. Geleneksel dokuma kültürünü ve kadim Anadolu motiflerini eşarplara yansıtan Yakut, yerel değerlerin uluslararası pazarda nasıl bir kimlik kazanabileceğini ispatlıyor. "Az ama öz" üretim felsefesi Üretim sürecini sadece bir ticari faaliyet olarak değil, bir seçicilik anlayışı olarak tanımlayan Çiğdem Yakut, hızlı tüketim döngüsünün dışına çıkmayı tercih ediyor. Dokuma ve işçilik süreçlerinde titiz bir ustalıkla hareket ettiklerini belirten Yakut, "Anadolu yüzeyde küçük ama içerisinde çok katmanlı bir miras barındırıyor. Biz bu derinliği tasarımlarımıza yansıtarak zamansız ve uzun ömürlü eserler sunmayı hedefliyoruz. Bizim için lüks; gösterişten ziyade köken ve ustalıktır" dedi. Her motif bir hikaye anlatıyor Tasarımlarında kullanılan Anadolu motiflerinin tesadüf olmadığını, bu toprakların binlerce yıllık hafızasını temsil ettiğini vurgulayan Yakut, her deseni özel olarak isimlendirdiklerini ifade etti. Motifleri sadece görsel bir öge değil, yaşayan bir miras olarak ele aldıklarını belirten girişimci, modern çizimlerle bu sembolleri rafine bir tasarım diline dönüştürdüklerini kaydetti. Önümüzdeki beş yıl içerisinde köklerinden beslenen ancak global ölçekte konumlanan seçkin bir yapı kurmayı planladıklarını ifade eden Yakut, büyüme stratejisini "doğru ve kalıcı olmak" üzerine inşa ettiklerini söyledi. Gümüşhane’den çıkan bir marka algısını avantaja çevirdiklerini dile getiren Yakut, sınırlı üretim koleksiyon anlayışını koruyarak uluslararası prestijli platformlarda daha görünür olmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.