GÜNDEM
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 23:24 Gazipaşa-Alanya’dan Almatı ve Astana’ya direkt uçuşlar başladı Kazakistan’ın Almatı kentinden Gazipapaşa-Alanya Havalimanı’na gerçekleştirilen direk uçuş törenle karşılandı. Havayolunun Gazipaşa-Alanya-Astana seferleri yaz sezonuyla birlikte yeniden başladı. TAV Havalimanları tarafından işletilen Gazipaşa-Alanya Havalimanı, FlyArystan’ın Kazakistan’ın Almatı kentinden bugün gerçekleştirdiği ilk uçuşu düzenlenen törenle karşıladı. İlk uçuşu gerçekleştiren uçak, Gazipaşa-Alanya Havalimanı’nda geleneksel su takı seremonisiyle karşılandı. Almatı’dan gelen yolcular terminalde çiçeklerle karşılandı, pasta kesimi yapıldı. Düzenlenen törene Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, TAV Gazipaşa-Alanya Havalimanı Direktörü Ali Özgür Pehlivan, Kazakistan Cumhuriyeti Antalya Başkonsolosu Kuat Kanafeyev, Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Nazmi Zavlak, Gazipaşa Belediye Başkan Yardımcısı Selçuk Özdemir, FlyArsytan Pazarlama Müdürü Sayın Aliya Bazhenova ile havalimanı ve havayolu çalışanları ile davetliler katıldı. FlyArystan’ın Almatı-Gazipaşa-Alanya hattındaki seferleri 13 Mayıs-24 Ekim 2026 tarihleri arasında çarşamba ve cumartesi günleri haftada iki frekansla gerçekleştirilecek. Havayolunun Astana-Gazipaşa-Alanya uçuşları ise 11 Mayıs-22 Ekim 2026 tarihleri arasında pazartesi ve perşembe günleri yapılacak. TAV Gazipaşa-Alanya Havalimanı Direktörü Ali Özgür Pehlivan, "FlyArystan’ın Almatı’dan başlattığı direkt uçuşu karşılamaktan dolayı memnuniyet duyuyoruz. Paydaşlarımızla birlikte Gazipaşa’yı daha fazla uluslararası destinasyona bağlamak ve bölgenin turizm potansiyelini güçlendirmek için çalışmayı sürdürüyoruz. Almatı ve Gazipaşa-Alanya havalimanlarının TAV Havalimanları portföyünde yer alan iki havalimanı olması bizim için ayrıca anlam taşıyor. Dünyanın farklı noktalarında yolcularımıza en iyi seyahat deneyimini sunmak için çalışıyoruz. Yeni hatların Kazakistan ile Türkiye arasındaki kültürel ve ekonomik ilişkilere katkı sağlayacağına inanıyoruz" dedi. FlyArystan JSC Başkanı ve CEO’su Johan Eidhagen, "Yolcuların seyahat tercihleri değişiyor; daha planlı hareket ediyor, yeni destinasyonlar keşfetmek ve yoğun noktalara alternatifler bulmak istiyorlar. Gazipaşa, sakin yapısı, kolay ulaşımı ve popüler tatil bölgelerine yakınlığıyla bu eğilimin güçlü örneklerinden biri. Astana ve Almatı’dan başlattığımız uçuşlarla hem yolcularımıza yeni seyahat seçenekleri sunuyor hem de Kazakistan ile Türkiye arasındaki ulaşım ve turizm bağlantılarını güçlendiriyoruz" diye konuştu. FlyArystan’ın Almatı ve Astana seferleriyle birlikte Gazipaşa-Alanya Havalimanı’ndan 10 ülkede 16 dış hat noktası olmak üzere toplam 18 destinasyona direkt uçuş gerçekleştiriliyor. 17 havayoluna hizmet veren Gazipaşa-Alanya Havalimanı, 2025 yılında toplam 1 milyon 4 bin 377 yolcuya hizmet verdi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:36 Global Sumud filosu Marmaris’ten Gazze’ye doğru yola çıkıyor Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla İspanya’nın Barselona kentinden 15 Nisan’da yola çıkan ancak Akdeniz’de İsrail’in müdahalesine maruz kalan "Global Sumud Filosu"nun 54 teknesiyle, yarın Marmaris’ten yola çıkacakları duyuruldu. 10 Mayıs’ta Muğla’nın Marmaris ilçesine ulaşan toplam 38 tekneden oluşan filo, Marmaris Limanı’nda gerçekleştirilen teknik kontrollerin ardından Marmaris açıklarına demirledi. Girit üzerinden gelen aktivistlerin Türkiye’ye giriş ve çıkış işlemleri ise güvenlik birimlerinin koordinasyonunda, gümrüklü limanda kurulan karakol ve sağlık birimi aracılığıyla kontrollü şekilde gerçekleştirildi. 4 gündür Marmaris’te bulunan aktivistlerin, İsrail ve Yunan askerleri tarafından maruz kaldıklarını belirttikleri müdahalelerle ilgili Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunmalarının ardından resen soruşturma başlatıldı. "Yarın yola çıkacaklar" Global Sumud Filosu üyeleri bugün Marmaris’in Adaköy Mahallesi’nde düzenledikleri basın toplantısıyla Gazze’ye yönelik dayanışma mesajı verdi. Global Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Sümeyra Akdeniz Ordu, GSF Tıbbi Filosu temsilcisi Dr. Imane El Makhloufi, kısa süre önce İsrail’de gözaltına alınıp serbest bırakılan GSF Yürütme Kurulu Üyesi Saif Abukeshek, Rohingya toplumu temsilcisi Ko Tinmaung, İnsan Hakları Avukatı Nathalia Accioly’nin açıklamalarda bulunduğu toplantıda çok sayıda uluslararası gazeteci, aktivist ve destekçi katıldı. Daha önce İsrail askerleri tarafından alıkonulan ve sonrasında serbest bırakılan GSF Yürütme Kurulu Üyesi Thiago vila ise toplantıya çevrim içi bağlandı. "Hiçbir şey yapmamanın riski daha büyük" Toplantıda Türkçe konuşan ve İngilizce yapılan açıklamaları da Türkçe’ye çevrilmesine yardımcı olan Global Sumud Filosu Yönetim Kurulu Üyesi Sümeyra Akdeniz Ordu, Filistin’e yönelik uluslararası dayanışmanın her geçen gün büyüdüğünü belirterek özellikle Latin Amerika ülkeleri ve Brezilya’dan gelen desteğin arttığını söyledi. İsrail’in müdahalelerinin giderek daha sert hale geldiğini ifade eden Ordu, "İsrail’in şiddeti her seferinde bir seviye daha artıyor. Yaralanan, kötü muameleye uğrayan arkadaşlarımız oldu. Ancak tüm riskleri göze alarak yolumuza devam ediyoruz. Çünkü hiçbir şey yapmamanın riski çok daha büyük" dedi. Gazze’de yaşananların yalnızca bölgesel bir mesele olmadığını vurgulayan Ordu, dünyanın birçok ülkesinden insanların aynı amaç etrafında birleştiğini belirterek mücadeleyi sürdürmek zorunda olduklarını söyledi. Toplantıda Myanmar’dan katılan temsilci de söz alarak, Filistin’de yaşanan insan hakları ihlalleri ile kendi ülkelerinde yaşanan olaylar arasında benzerlik bulunduğunu ifade etti. Filistin meselesinin artık yalnızca Ortadoğu’nun değil, tüm dünyanın insan hakları sorunu olduğu vurgulandı. "Hukuki süreç başlatıldı" GSF hukuk ekibi üyesi İnsan Hakları Avukatı Nathalia Accioly tarafından yapılan açıklamada ise İsrail müdahalesi sırasında yaralanan aktivistlerin ifadelerinin alındığı, adli tıp başvurularının yapıldığı ve elde edilen tüm belgelerin İsrail’e karşı yürütülecek hukuki süreçlerde kullanılacağı belirtildi. Aktivistler ayrıca, 38 tekneden oluşan filoya 16 teknenin daha katıldığını açıkladı. Yarın itibarıyla 54 tekne olarak yeniden yola çıkacaklarını belirten filo üyeleri, yolculuk sırasında 6 teknenin daha kendilerine katılmasının beklendiğini ifade etti. "Gazze ablukası hala devam ediyor" İsrail tarafından gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan GSF Yürütme Kurulu Üyesi Saif Abukeshek ise Gazze’ye yönelik ablukanın hala sürdüğünü ve uluslararası dayanışmanın devam etmesi gerektiğini söyledi. Abukeshek, "Organizatörlerden biriyim, aynı zamanda yürütme komitesi üyesiyim. Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak için diğer hareketler ve kuruluşlarla birlikte çalışmalarımızı sürdürmek amacıyla geçen yıldan bu yana seferber olmuş durumdayız. Bu, filonun son ayağı. Yarın buradan Gazze’ye doğru yola çıkıyoruz. İsrail, Filistin halkına yönelik ihlallerini sürdürdü. Filistin halkına karşı işlediği suçları sürdürdü. Soykırım durmadı, abluka sona ermedi. Çocuklar, kadınlar ve erkeklerden oluşan 9 binden fazla Filistinli mahkuma yönelik suçlar devam ediyor. Bu insanlar cezaevlerinde işkence görüyor, aç bırakılıyor ve insanlık dışı muameleye maruz kalıyor. Bu yüzden seferber olmaya devam etmek zorundayız ve tüm bu çalışmaları desteklemeliyiz. Burada bulunma nedenimiz bu" ifadelerini kullandı. Kendisinin yaşadığı gözaltı sürecine ilişkin de konuşan Abukeshek, yaşadıklarının Filistinli tutukluların yaşadıklarıyla kıyaslanamayacağını belirterek, "Benim yaşadıklarım, Filistinli mahkumların yaşadıklarıyla kıyaslandığında önemsiz kalır. Cezaevlerinde 9 binden fazla tutuklu var ve her gün işkence görüyorlar. Onların tanıklıklarını dinledik. Birçoğunun sivri cisimlerle tecavüze uğradığını duyduk. Bazılarının köpeklerle saldırıya uğradığını duyduk. Kadınların toplu şekilde cinsel saldırıya maruz bırakıldığı anlatılıyor. İşte konuşmamız gereken hikayeler bunlar. Anlatmamız gereken hikayeler bunlar" ifadelerini kullandı. Toplantının sonunda ise halen İsrail hapishanelerinde bulunan aktivistlerin serbest bırakılması çağrısı yapıldı. "Mektup yarışmasında seçilen mektuplar cam şişelerle Gazzeye uğurlanacak" Global Sumud Filosu aktivistlerinin yaptığı toplantıya İstanbul ve Samsun’dan gelen PTT Derneği üyeleri geçtiğimiz ay düzenlenen Gazze’ye mektup yarışmasından 10 mektubu Türkçe’den Arapça’ya çevirerek cam şişelere koyup, Gazze’ye ulaştırılmak üzere Filoya teslim edeceklerini onların da orada bu mektupları ileteceklerini belirttiler. İçlerinde dualar ve insani dileklerin yazılı olduğu belirtilen mektuplar da yarın filo ile birlikte Gazze’ye yola çıkacak.
Bir oğlunu kaybetti, diğer oğlu için yardım istiyor
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:56 Bir oğlunu kaybetti, diğer oğlu için yardım istiyor 2020 yılında 22 yaşındaki oğlunu kas hastalığından kaybeden baba, aynı hastalığın 7 aylıkken teşhis edildiği 9 yaşındaki diğer oğlu için mücadele veriyor. Oğlunun tedavisi için destek çağrısında bulunan baba, "Bir oğlumu bu hastalıktan kaybettim. Şimdi diğer oğlum da aynı hastalıkla mücadele ediyor. Onu da kaybetmek istemiyorum" dedi. Muş’tan Denizli’ye yerleşen Kerem Doğan’ın hayatı, oğullarına konulan kas erimesi hastalığı teşhisiyle değişti. Ailenin büyük oğlu Ferdi Doğan, uzun yıllar hastalıkla mücadele ettikten sonra 2020 yılında 22 yaşındayken hayatını kaybetti. Aynı hastalığın küçük oğlu Tugay Doğan’da da 7 aylıkken tespit edilmesi üzerine aile yeniden büyük bir mücadeleye başladı. Şu anda 9 yaşında olan Tugay Doğan’ın tedavisi ve ihtiyaçları için destek arayan baba Kerem Doğan, oğlunun yaşam mücadelesini sürdürebilmesi için yardım beklediklerini söyledi. "Bir oğlumu bu hastalıktan kaybettim" Bir oğlunu hastalık nedeniyle kaybetmenin acısını yaşadığını belirten Kerem Doğan, "Bir oğlumu bu hastalıktan kaybettim. Şimdi diğer oğlum Tugay da aynı hastalıkla mücadele ediyor. Onu da kaybetmek istemiyorum. Oğlumun yaşayabilmesi için herkesin desteğine ihtiyacımız var" dedi. "Tüm Türkiye’den kim olursa olsun bu hastalığa yakalanan herkese yardım edilsin" Herkesten destek istediklerini ifade eden baba Doğan, "Oğlumuz için kampanya başlattık. 4 aya yakındır geziyorum ve kampanya var ama daha yüzde 1 bile olmadı. Oğlum diyor ki ‘Ben okula gideceğim’. İlk başlarda okula gidiyordu ama sonrasında hastalığından dolayı yürüyemedi ve okulu bırakmak zorunda kaldı. Herkesten destek istiyoruz. Tüm Türkiye’den kim olursa olsun bu hastalığa yakalanan herkese yardım edilsin" diye konuştu. "Oğlumun hayalleri var ama yürüyemediği için yapamıyor" Oğlunun hayalleri olduğunu ve destek istediklerini belirten anne Filiz Doğan ise, "Ben bütün Türkiye’den destek istiyorum. Benim bir çocuğum vefat etti ve diğer çocuğumda kas erimesi hastası. Destek istiyoruz. Oğlum, okula gitmek, top oynamak, gezmek istiyor. Ama yürüyemediği için hiçbir şey yapamıyor. Çok üzülüyorum" ifadelerini kullandı.
Gediz’in Yunuslar köyündeki şehitliği resmi statüye kavuştu
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:53 Gediz’in Yunuslar köyündeki şehitliği resmi statüye kavuştu Kütahya’nın Gediz ilçesine bağlı Yunuslar köyü, Milli Mücadele yıllarının en çetin çatışmalarına sahne olan topraklarıyla, vatan savunmasının simgesi olmaya devam ediyor. Köy girişinde bulunan ve yıllardır köylülerin titizlikle koruduğu 61. Tümen 174. Alay Şehitliği, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan incelemeler neticesinde 2023 yılında resmi şehitlik statüsüne dahil edildi. Araştırmacı-Tarihçi Yazar Hüseyin Göksal, uzun yıllar sürdürdüğü arşiv taramaları ve saha araştırmalarıyla bu kutsal mekanın hikayesini gün ışığına çıkardı. Göksal, şehitlikte yatan 7 askerin bizzat buraya defnedildiğini vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: "Gediz genelindeki pek çok şehitlik temsili nitelikteyken, Yunuslar Köyü Şehitliği direkt kabirlerin bulunduğu bir mezarlıktır. Çocukluğumuzda her biri mezar yığını şeklinde belliydi. 2020 yılında Gediz Kaymakamlığı’nın desteğiyle bugünkü anıt görünümüne kavuştu. Burada yatan kahramanlar, 1920’li yıllarda Yunan işgaline karşı direnirken şehit düşen evlatlarımızdır." Şehitlikte yatan isimsiz kahramanlardan birinin hikayesi, bölgedeki sözlü tarih çalışmalarında sıkça karşımıza çıkıyor. Anlatılanlara göre; Gediz’in Kayaköy köyünden olan bir asker, vatani görevini yaparken hava değişimi (tebdili hava) izni alarak memleketine doğru yola çıkar. Geceyi geçirmek için Yunuslar köyündeki bir köy odasına misafir olur. Ancak durumu haber alan işgalci Yunan askerleri köyü basar. Asker olduğu anlaşılan vatan evladı, köy içinde şehit edilir ve naaşı köylüler tarafından şimdiki şehitlik alanına defnedilir. Bu hikaye hem Yunuslar hem de Kayaköy halkı tarafından nesilden nesile aktarılmaktadır. İstiklal Harbi döneminde Gediz ve çevresi, stratejik konumu nedeniyle büyük çarpışmalara sahne olmuştur. Özellikle 24 Ekim 1920 tarihinde başlayan Gediz Taarruzu sırasında, Yunuslar Köyü ile Yaylaköy arasında bulunan Derbent Boğazı, savunma hattının en kritik noktalarından biriydi. Yunuslar köyünde, Hüseyin Göksal’ın Genelkurmay arşivlerinden yaptığı tespitlere göre, sadece Derbent Boğazı mevkiinde yaşanan savaşlarda 128 askerimiz şehit düşerken, 61.Tümen 174.Alay birlikleri, Yunan birliklerinin ilerleyişini durdurmak ve iç bölgelere sızmayı engellemek için bu darboğazda cansiparane bir mücadele verdi. Gediz Muharebeleri, düzenli ordunun kuruluş sürecinde ve Batı Cephesi’ndeki stratejilerin belirlenmesinde önemli bir ders ve tecrübe noktası olmuştur. Yunuslar Köyü girişine dikilen "61. Tümen 174. Alay Şehitliği" tabelası, bölgenin tarihi önemini tescillerken, ziyaretçilere de bu kutsal toprakların hikayesini fısıldıyor. Köylülerin 1940’lı yıllardan bu yana büyük bir duyarlılıkla çevresini kapatıp koruduğu bu alan, artık devlet koruması altındaki resmi bir anıt mezar olarak gelecek nesillere taşınıyor.
Geliştirdiği müzik temelli yöntem otizmde yüzde 25 oranında pozitif gelişim sağladı
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:49 Geliştirdiği müzik temelli yöntem otizmde yüzde 25 oranında pozitif gelişim sağladı Müzisyen ve akademisyen İlhan Uğur Yazar’ın, otizm tanısı konulan kızıyla iletişim kurmak için evde başlattığı müzik temelli çalışmalar, yüzde 25 oranında gelişim sağlayan "Bütüncül ve Etkileşimli Müzik Terapi (BEMÜTER)" adıyla akademik bir modele dönüştü. Müzik sayesinde sosyal hayata karışan genç kız ise konservatuvarı kazanarak büyük bir başarıya imza attı. İlhan Uğur Yazar’ın 1997 yılında dünyaya gelen kızına 1,5 yaşındayken otizm tanısı konulmasının ardından başlayan zorlu süreç, babanın müziği bir iletişim aracı olarak kullanmasıyla farklı bir boyuta taşındı. Ritim egzersizleri, ses tekrarları ve etkileşimli oyunlarla kızının müzikle bağ kurmasını sağlayan Yazar, bu sayede onun sosyalleşmesine ve iletişim becerilerini geliştirmesine katkıda bulundu. Zamanla okumayı öğrenen, Güzel Sanatlar Lisesi ve ardından konservatuvarı kazanan genç kız, TRT Gençlik Korolarında korist olarak görev alarak büyük bir başarı öyküsü yazdı. Kendi çocuğunda elde ettiği bu başarıyı diğer çocuklara da ulaştırmak isteyen Yazar, çalışmaları akademik bir zemine taşıdı. Geliştirilen "Bütüncül ve Etkileşimli Müzik Terapi (BEMÜTER)" modeli kapsamında, 5 otizmli öğrenci ve ailelerinin katılımıyla yürütülen 6 aylık bilimsel çalışmada, otizmli çocukların sosyal uyum ve iletişim becerilerinde yüzde 25 oranında gelişim gözlemlendi. "Kızım müzikle bağ kurmaya başladı" Kızının otizmli olduğunu öğrenince her şeyin değiştiğini aktaran İlhan Uğur Yazar, "Süreç, 1997’de kızımın doğumuyla başladı. Ancak otizmli olduğunu öğrendiğimizde her şey değişti. Çareler aramaya başladık, açıkçası çok zor bir süreçti. Ben de en iyi bildiğim şeyin müzik olduğunu düşündüm. Evde kızımla bolca vakit geçirmeye başladık, şarkılar söyledik. Kızım müzikle bir bağ kurmaya başladı. Bu bağ sayesinde onunla iletişimimiz güçlendi. Önce seslerle ve hecelerle karşılık vermeye başladı, ardından konuşmaya başladı. En iyi yaptığım şey müzikti; oyunlar oynadık, müzikal çalışmalar yaptık, notasyonlar ürettik. Bu süreçle birlikte kızım küçük küçük okumaya da başladı. Süreç, Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanması ve ardından konservatuvar okumasına kadar ilerledi" dedi. "Süreci iyi yönetenler avantaj sağlıyor" Doğru yöntemlerle süreci iyi yönetenlerin avantaj sağlayacağını belirten Yazar, "Biz 1,5 yaşına kadar hiçbir şey anlamadık. Ancak seslere tepki vermemesi, kendi etrafında dönmesi ve tekrarlayan hareketleri dikkat çekince bir uzmana başvurduk ve kızımızın otizmli olduğunu öğrendik. Sonrasında ne yapacağınızı bilemediğiniz bir süreç başlıyor. Doğru yöntemleri bulup bu süreci iyi yönetenler avantaj sağlıyor" diye konuştu. "Kızım sosyal hayata karışmış bir birey haline geldi" Kızının tam anlamıyla sosyal hayata karıştığını ifade eden İlhan Uğur Yazar, "Kızımda ‘Absolut kulak’ dediğimiz durum da var. TRT Gençlik Korolarında korist olarak bulundu. Şu anda sosyal hayata karışmış bir birey haline geldi. Tüm ailelerin bu konuda cesaretlenmesi lazım. Çocuklarıyla çok fazla ilgilenmeleri gerekiyor. Biraz abartmak lazım; yapılan en küçük şeyi bile çok değerli görüp ödüllendirmek onların gelişimi için büyük bir destek sağlıyor" diye konuştu. "Geniş kitlelere ulaşmasını istiyoruz" Yazar, kendi çocuğuyla başlayan sürecin zamanla akademik bir çalışmaya dönüştüğüne da dikkati çekerek, şöyle konuştu: "Kızımla başlayan bu süreçten sonra çok sayıda otizmli çocukla çalıştım. Piyano çaldık, şarkılar söyledik ve bunu müzik terapi olarak devam ettirdik. Akademik çalışmamızda 5 öğrenciyle yaklaşık 6 aylık bir süreç yürüttük ve aileleri de bu sürece dahil ettik. Bu çalışmanın sonunda otizm şiddetinde yaklaşık yüzde 25’lik bir azalma gözlemledik. Aynı zamanda çocukların iletişim becerilerinde ciddi bir gelişim olduğunu gördük. Bu sonuçların daha geniş kitlelere ulaşmasını istiyoruz." "Bu çalışma adeta bir hazineydi" Çalışmayı kitap haline getiren yayınevi sahibi Serkan Korkmaz ise elde edilen sonuçlara rağmen yöntemin yeterince geniş kitlelere ulaşmadığını söyledi. Korkmaz, "Otizm terapisi alanında yüzde 25’lik bir gelişme sağlayan bir çalışmanın toplumda bilinmemesi gerçekten büyük bir eksiklikti. Bu bilgi adeta bir hazineydi. Biz de bu nedenle çalışmayı kitaplaştırarak daha geniş kitlelere ulaştırmak istedik. Bu çalışmayı ‘BEMÜTER’ adıyla kitaplaştırdık. Bütüncül ve Etkileşimli Müzik Terapi yöntemiyle yürütülen 6 aylık süreçte otizm şiddetinde yüzde 25 azalma, iletişim ve bilişsel becerilerde gelişim elde edildi. Bu değerlendirmeler uluslararası ölçeklerle ve bağımsız uzmanlar tarafından yapıldı" ifadelerini kullandı.
TÜHİD Başkanı İpek Özgüden Özen, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde halkla ilişkilerin geleceğini anlattı
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:45 TÜHİD Başkanı İpek Özgüden Özen, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde halkla ilişkilerin geleceğini anlattı İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), halkla ilişkiler alanının Türkiye’de ve dünyadaki dönüşümünün ele alındığı önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. İGÜ İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü tarafından düzenlenen "Türkiye’de ve Dünyada Halkla İlişkiler: Yerelden Küresele İletişimin Gücü" başlıklı etkinlik, 17 Mart Salı günü Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) Yönetim Kurulu Başkanı İpek Özgüden Özen’in konuk konuşmacı olarak katıldığı etkinliğin moderatörlüğünü Doç. Dr. Sarp Bağcan üstlendi. Programa; İİSBF Dekanı Prof. Dr. Kenan Aydın, Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Tuğçe Keleş başta olmak üzere çok sayıda akademisyen, idari personel ve öğrenci katıldı. Etkinlikte halkla ilişkiler alanının dünyada ve Türkiye’de geçirdiği dönüşüm, iletişim yönetiminin kurumlar açısından artan stratejik rolü ve mesleğin geleceğine ilişkin yaklaşımlar ele alındı. "İletişim hayatın her alanını kuşatan bir unsur" Etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen Doç. Dr. Sarp Bağcan, iletişimin bireylerden kurumlara kadar hayatın her alanını kapsayan temel bir unsur olduğuna dikkat çekerek, "İletişim, aslında hayatın her alanını kuşatan bir unsur. Çoğu zaman fark etmiyoruz ama iletişim adeta oksijen gibi, her yerde. Göremiyoruz ve onsuz yaşamamız mümkün değil. Televizyondan sosyal medyaya, açık hava reklamlarından gazetelere kadar pek çok araç üzerinden sürekli bir iletişim akışı içindeyiz. Kurumlar, şirketler, markalar, siyasi yapılar ve sivil toplum örgütleri de bu araçları kullanarak kimi zaman bizi müşteri, kimi zaman seçmen, kimi zaman da kamuoyunun bir parçası olarak görerek iletişim stratejileri geliştiriyor. İşte bu süreci tasarlayan ve yöneten alan halkla ilişkilerdir; başka bir ifadeyle iletişim yönetimidir." ifadelerini kullandı. "Halkla ilişkiler stratejik yönetimin ayrılmaz bir parçası" Etkinliğin konuk konuşmacısı İpek Özgüden Özen ise konuşmasında halkla ilişkiler alanının küresel ölçekte geçirdiği dönüşüme dikkat çekti: "Dünyada halkla ilişkiler, stratejik yönetimin ayrılmaz bir parçası olarak kabul ediliyor. Kurumlar yalnızca krizleri yönetmek veya marka bilinirliği sağlamak için değil, aynı zamanda toplum, çalışan ve paydaşlarla uzun vadeli güven ilişkisi kurmak için Halkla İlişkiler ve İletişim Yönetimini kullanıyor. Bu bağlamda Halkla İlişkiler Profesyonelleri veri analitiği, dijital iletişim, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk projeleri gibi alanlarda da aktif rol üstleniyor." Konuşmasında iletişim liderliğinin kapsamına da değinen Özen, halkla ilişkilerin günümüzde stratejik bir disiplin hâline geldiğini vurgulayarak, "İyi iletişim lideri olmak; analitik düşünceyi özgün fikirlerle birleştirmek, insan odaklı yaklaşımı benimsemek, paydaşlarla güçlü bağlar kurmak ve toplumsal sorumlulukları gözetmek demektir. Halkla ilişkiler artık stratejik liderlik, toplumsal etki oluşturma ve güven yönetimi disiplini hâline gelmiştir. Kurumlar yalnızca ürün veya hizmetlerini değil, toplumun sorunlarına çözüm üreten projeleri, sürdürülebilir ve etik değerleri de iletiyor. Değişen müşteri ve jenerasyon beklentileri iletişimin merkezinde yer alıyor" ifadelerini kullandı. Akademi ve sektör iş birliğine vurgu Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin (TÜHİD) sektörde üstlendiği role ve akademi ile kurulan iş birliklerinin önemine de değinen İpek Özgüden Özen; "TÜHİD, halkla ilişkiler mesleğinin Türkiye’deki standartlarını belirleyen, sektörün gelişimini destekleyen ve etik ilkeleri koruyan bir platform olarak öne çıkıyor. Akademi ile kurulan iş birliği, öğrencilerin gerçek dünyada deneyim kazanmasını ve sektörün genç yetenekleri yetiştirmesini sağlıyor. Bu iş birliği, hem mesleğin prestijini artırıyor hem de sektörün geleceğini güvence altına alıyor. Akademi ve sektör birlikte hareket ederek halkla ilişkilerin gücünü artırabilir, kurumların stratejik hedeflerine ulaşmasına ve toplumsal güvenin güçlenmesine katkıda bulunabiliriz." diyerek bu iş birliklerinin mesleğin gelişimi açısından önemli katkılar sunduğunu vurguladı. Halkla ilişkiler alanına ilişkin güncel yaklaşımların ve mesleğin geleceğine dair önemli değerlendirmelerin paylaşıldığı etkinlik, soru-cevap bölümünün ardından gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Sosyal hizmet çalışanları bayram tatili sonrası ilk mesaide buluştu
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:36 Sosyal hizmet çalışanları bayram tatili sonrası ilk mesaide buluştu Eskişehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bünyesinde, Ramazan Bayramı tatili sonrası ilk iş gününde bayramlaşma töreni düzenlendi. Eskişehir’de kamu kurumlarında bayram sonrası ilk mesai günü yoğunluğu yaşanırken, İl Müdürlüğü binasında bayramlaşma heyecanı hâkimdi. İl Müdürü Orhan Bayrak ve İl Müdür Yardımcıları; hem İl Müdürlüğü personeli hem de Odunpazarı Sosyal Hizmet Merkezi (SHM) çalışanlarıyla bir araya geldi. Samimi bir atmosferde geçen törende, tatil sonrası iş başı yapan çalışanlar birbirlerinin bayramını tebrik etti. "Eşimizden, çocuğumuzdan çok birbirimizi görüyoruz" Törende konuşan İl Müdürü Orhan Bayrak, çalışma arkadaşlarıyla olan bağın önemine dikkat çekti. İş hayatındaki birlikteliğin bir aile sıcaklığında olması gerektiğini vurgulayan Bayrak, "Vaktimizin büyük kısmını iş yerinde, omuz omuza çalışarak geçiriyoruz. Belki de gün içinde eşimizden, çocuğumuzdan daha çok birbirimizi görüyoruz. Bu durum bizi sadece mesai arkadaşı değil, aynı zamanda büyük bir aile yapıyor. Bayramlar ise bu birlikteliğin, paylaşmanın ve kardeşliğin en özel olduğu, anlam kazandığı anlardır" dedi. "Huzur dolu bir bayramı geride bıraktık" Bayram tatilinin sorunsuz geçmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Orhan Bayrak, tüm personelin bayramını kutlayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Kazasız belasız, huzur dolu bir bayram dönemini geride bırakmış olmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Şahsım adına her birinizin Ramazan Bayramı’nı canı gönülden tebrik ediyor; sevdiklerinizle birlikte sağlıklı, huzurlu nice bayramlar diliyorum."
Okullar açıldı, Germencik’te zabıta denetimlere başladı
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:32 Okullar açıldı, Germencik’te zabıta denetimlere başladı Aydın’da ikinci ara tatilin sona ermesiyle birlikte öğrenciler yeniden ders başı yaparken, Germencik’te zabıta ekipleri okul çevrelerinde denetimlerini artırdı. Öğrencilerin güvenliğini sağlamak amacıyla sahaya inen ekipler, özellikle okul önleri ve yaya geçitlerinde kontroller gerçekleştirdi. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarında eğitim gören yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen, ikinci ara tatilin ardından yeniden ders başı yaptı. Aydın genelinde ise 877 okul ve kurumda eğitim gören 188 bin 343 öğrenci ile 15 bin 750 öğretmen eğitim öğretime kaldığı yerden devam etti. Bu kapsamda Germencik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri de yeni haftanın ilk mesaisine sahada başladı. Özellikle öğrencilerin yoğun olarak kullandığı okul çevreleri, yaya geçitleri ve trafik akışının bulunduğu noktalarda denetimlerini sürdüren ekipler, hem sürücülere uyarılarda bulundu hem de öğrencilerin güvenli geçiş yapabilmesi için önlem aldı. "Çocuklarımızın güvenliği önceliğimiz" Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci zabıta ekiplerinin çalışmalarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Zabıta Müdürlüğümüze bağlı ekiplerimiz, yeni haftanın ilk mesaisine çocuklarımızın güvenliği için okul çevreleri ve yaya geçitlerinde denetimlerle başladı. Evlatlarımızın huzurlu bir eğitim haftası geçirmesini diliyoruz" ifadelerini kullandı.
Osmaniye’de 47 yıllık berberin 41 yıllık bisiklet sevdası
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:28 Osmaniye’de 47 yıllık berberin 41 yıllık bisiklet sevdası Osmaniye’nin Bahçe ilçesinde 58 yaşındaki Ertuğrul Gül, 17 yaşında satın aldığı bisikletine 41 yıldır gözü gibi bakıyor. Yıllarca ne otomobil ne de motosiklet alan Gül, hayatını iki teker üzerinde sürdürmeye devam ediyor. Bahçe ilçesinde yaşayan 58 yaşındaki erkek kuaförü Ertuğrul Gül, 47 yıldır sürdürdüğü mesleğinin ilk yıllarında kazandığı parayla aldığı bisikletine 41 yıldır gözü gibi bakıyor. Henüz 11 yaşında çırak olarak başladığı erkek kuaförlüğü mesleğinde yarım asra yaklaşan Gül, yıllar içinde kazandığı emeğin ilk meyvesi olan bisikletinden hiç vazgeçmedi. 17 yaşındayken kendi kazancıyla aldığı bisikletinin faturasını bile saklayan ve her yere bisikleti ile giden Gül, bugüne kadar otomobil ya da motosiklet sahibi olmadı. Bisikletine gözü gibi baktığını ve her yere onunla gittiğini söyleyen Ertuğrul Gül, "79 yılından beri erkek kuaförü olarak berberlik yapmaktayım. 1985’te aldığım Bisan marka bisikleti 41 yıldan beri hala kullanmaktayım. Herhangi bir kaza falan yapmadım çok şükür. O günden beri kız gibi saklıyorum, kız gibi bakıyorum. İlk aşkım desem doğrudur yani. Herhangi bir kazam falan yok, herhangi bir şeye de bulaşmadık. O günden beri biniyorum, her türlü işime, sağa sola gezmeye onunla gidiyorum. Çok şükür. Böyle bakıyorum, faturası da duruyor. 41 yıldan beri faturasını da saklıyorum" dedi.