KÜLTÜR SANAT - 09 Eylül 2021 Perşembe 10:14

İstanbul’un en eski evi Kavafyan Konağı yıllara meydan okuyor

A
A
A
İstanbul’un en eski evi Kavafyan Konağı yıllara meydan okuyor

18. yüzyıldan günümüze ulaşan Kavafyan Konağı, İstanbul'un en eski geleneksel evi olarak biliniyor. Bebek’te yer alan konağın onarım çalışmasından sonra topluma kazandırılması gerektiğini belirten İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. S. Feyza Ergün, “Konakta yapısal anlamda bir yana kayma söz konusu. O yüzden çelik taşıyıcılarla desteklenmektedir” dedi.

Kavafyan Konağı, 18’inci yüzyıldan günümüze gelen, İstanbul'un en eski geleneksel evi olarak biliniyor. Boğaziçi’nin köy içi mimari kültürüne öncülük eden yapı, 3 katlı olup, toplam 2 sofa (hol), 1 taşlık, 5 eyvan ve 13 odadan oluşuyor. 1751’den günümüze özgün özelliklerini koruyarak gelen yapının Türk kültür mirası için önemli olduğunu söyleyen İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. S. Feyza Ergün, konağın onarım çalışmasından sonra gözlem yapabileceğimiz ve fotoğraf çekebileceğimiz bir işlevi olması gerektiğini ifade etti.

İstanbul’un en eski evi Kavafyan Konağı yıllara meydan okuyor

“İstanbul’daki en eski konak olarak kayıtlara geçmektedir”

Konak hakkında bilgi veren İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. S. Feyza Ergün, “Kavafyan Konağı 18’inci yüzyıldan günümüze ulaşmış eşsiz bir mimari örnektir. Boğaziçi’nin geleneksel köy içi mimarisine öncülük eden bir yapıdır. Şuan bildiğimiz kadarıyla İstanbul’un en eski ahşap yapısı Amcazade Yalısı’nın divanhanesidir. Fakat Amcazade Yalısı’ndan günümüze yalnızca divanhane bölümü kalmıştır, küçük bir strüktür (yapı) kalmıştır. Bu nedenle Kavafyan Konağı 1751 yılında inşa edilmiş olması itibari ile günümüzde korunmuş ve geleneksel özelliklerini gösteren İstanbul’daki en eski konak olarak kayıtlara geçmektedir. Yapı üç katlıdır, merkezi sofa planlıdır. Sofanın dört tarafında konumlanmış olan odalar bulunmaktadır kuzey güney aksında bol pencereli eyvanlar, doğu batı aksında da merdiven ve odalar bulunmaktadır. Döneminin tipik özelliklerini hem pencerelerinde, hem de mimarisinde ve bahçesinde görmekteyiz” diye konuştu.

İstanbul’un en eski evi Kavafyan Konağı yıllara meydan okuyor

“Yapısal anlamda bir yana kayma söz konusudur”

Yapıya ismini verenin Ermeni bir aile olduğunu söyleyen Ergün, “Strüktürel (yapısal) anlamda bir yana kayma söz konusu ve bu da çelik taşıyıcılarla desteklenmektedir. Hem içinden, hem dışından iskele ve çelik ayaklarla yapı sağlamlaştırılmıştır. Yapıya ismini veren Kavafyan ailesi Ermeni bir ailedir uzun yıllar birkaç kuşak boyunca bu evde yaşamıştır. Yapı şuan boş durumdadır. Zaten bir onarım çalışmasından sonra kullanılabilecek durumda. Çok kıymetli bir yapı hem araştırmacılar için, Osmanlı mimarlık tarihi ile ilgilenenler için, hem de kişisel ilgisi olanlar için yapı büyük bir kaynak. 18’inci yüzyıldan günümüze özgün özelliklerini koruyarak gelen çok az sayıda çok nadir yapı var o anlamda gerçekten iyi bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Kullanıcıların ziyaret edebileceği bir işlev olmasını tercih ederim. Gözlem yapabileceğimiz ve fotoğraf çekebileceğimiz kullanılabilecek bir işlem olmasını tercih ederim. Ama ne şekilde olursa olsun korunması, Türk kültür mirasına olumlu katkı yapacaktır” şeklinde konuştu.

İstanbul’un en eski evi Kavafyan Konağı yıllara meydan okuyor

Sümeyye İnal - Alper Suat Tutaşı - Ahmet Faruk Sarıkoç
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kıbrıs ve Filistin arasında akademik köprü kuruldu Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi ile Filistin Politeknik üniversitesi arasında imzalanan iş birliği protokolü, öğrenci ve akademisyen değişimi ile ortak araştırmaları kapsayan yeni bir akademik ortaklık başlattı. Kıbrıs ve Filistin arasında kurulan bu akademik köprü filistinli gençlerin uluslararası eğitim imkanlarına erişimini güçlendirecek önemli bir adım olarak öne çıkıyor. İki üniversite arasında kurulan bu stratejik ortaklık ile akademik personel ve öğrenci değişimi, ortak araştırma projeleri, bilimsel etkinlikler, konferanslar, seminerler ve çalıştayların hayata geçirilmesi planlanıyor. Yakın Doğu Üniversitesi’nde düzenlenen imza töreni ile yürürlüğe giren protokol; Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ile Filistin Politeknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Mustafa Abusafa tarafından imzalandı. İmza töreninde ayrıca; Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mustafa Kurt ve Prof. Dr. Umut Aksoy ile Filistin Politeknik Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ahmad Altamimi, Rektör Yardımcısı Dr. Ayman Sultan, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Nour Qawasmeh ve İdari Bilimler ve Bilişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Husam Rjoub katıldı. Protokol, özellikle Filistin’de yıllardır süren savaş ve abluka nedeni ile ağır biçimde etkilenen yaşam ve eğitim şartları dikkate alındığında ayrı bir önem taşıyor. Üniversitelerin ve eğitim altyapısının zarar gördüğü, akademik faaliyetlerin kesintiye uğradığı, gençlerin güvenli biçimde eğitimlerine devam etmekte zorlandığı ve yükseköğretime erişimin ciddi şekilde sınırlandığı bir ortamda hayata geçirilen öğrenci ve akademisyen değişim programlarının, Filistinli üniversite öğrencileri için önemli bir fırsat sunması bekleniyor. Bu kapsamda sağlanacak uluslararası akademik hareketlilik; gençlerin eğitimlerini kesintisiz sürdürebilmelerine, farklı bilimsel çevrelerle etkileşim kurmalarına ve mesleki gelişimlerini güçlendirmelerine güçlü bir destek sağlayacak. Filistin politeknik üniversitesi hakkında Filistin’in El-Halil (Hebron) kentinde bulunan Filistin Politeknik Üniversitesi, Filistin Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanlığı mevzuatına bağlı kamu üniversitelerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Filistin Yükseköğretim Konseyi, Arap Üniversiteler Birliği, İslam Üniversiteleri Birliği ve Dünya Üniversiteler Federasyonu gibi uluslararası kuruluşlara üyeliği bulunan PPU, bölgesel ve küresel akademik iş birlikleriyle dikkat çekiyor. 1978 yılında teknik ve mühendislik odaklı bir yüksekokul olarak kurulan kurum, 1991 yılında lisans programları sunan bir üniversiteye dönüştü. 1999’dan itibaren diploma ve lisans programlarını genişleten PPU, 2006 yılında yüksek lisans, 2018 yılında ise doktora programlarını başlatarak akademik yapısını daha da güçlendirdi. Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: "İmzaladığımız iş birliği protokolü, yalnızca akademik bir ortaklık değil güçlü bir dayanışma iradesinin tezahürüdür." Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, Filistin Politeknik Üniversitesi ile imzalanan iş birliği protokolünün yalnızca akademik bir ortaklık olmadığını, aynı zamanda güçlü bir dayanışma iradesini yansıttığını vurguladı. Filistin’de yaşanan insanlık dışı şartların yükseköğretim süreçlerini de doğrudan etkilediğine dikkat çeken Prof. Dr. Şanlıdağ, özellikle öğrenci değişim programlarının Filistinli gençler açısından büyük bir fırsat sunduğunu ifade etti. Prof. Dr. Şanlıdağ, "Bugün imzaladığımız bu protokol, bilimsel iş birliğinin ötesinde güçlü bir akademik dayanışma mesajıdır. Filistinli gençlerin eğitimlerini kesintisiz sürdürebilmeleri, uluslararası akademik ortamlara erişebilmeleri ve geleceklerini güvenle inşa edebilmeleri hepimiz için ortak bir sorumluluktur. Öğrenci ve akademisyen değişim programları, gençlerin yalnızca akademik gelişimlerine değil, aynı zamanda umutlarını canlı tutmalarına da katkı sağlayacaktır" dedi. Üniversiteler arası iş birliklerinin zor zamanlarda daha da anlam kazandığını vurgulayan Prof. Dr. Şanlıdağ, Yakın Doğu Üniversitesi’nin bilimsel üretimin paylaşılması, eğitimde fırsat eşitliğinin desteklenmesi ve uluslararası akademik dayanışmanın güçlendirilmesi yönündeki çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini belirtti. Prof. Dr. Mustafa Abusafa: "Bu iş birliğini daha da ileriye taşımak; akademik personel ve öğrenci hareketliliğini artırmak, araştırma projelerini paylaşmak ve imzaladığımız mutabakat zaptını somut çalışmalarla güçlendirmek istiyoruz." Filistin Politeknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Abusafa ise iş birliği protokolünden duydukları memnuniyeti dile getirerek Yakın Doğu Üniversitesi’ne teşekkür etti. Prof. Dr. Abusafa, Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi’nin güçlü akademik birikimi ve uluslararası saygınlığıyla öne çıkan bir kurum olduğunu vurgulayarak şunları söyledi. "Öncelikle bize bu fırsatı sunduğu, deneyimlerini paylaşma ve özellikle sağlık bilimleri eğitimi alanındaki zengin birikiminden yararlanma imkanı sağladığı için Yakın Doğu Üniversitesi’ne teşekkür ediyorum" diyen Prof. Dr. Abusafa, "Yakın Doğu Üniversitesi dünya çapında tanınan ve saygın sıralamalarda yer alan güçlü bir üniversite. Bu iş birliğini daha da ileriye taşımak; akademik personel ve öğrenci hareketliliğini artırmak, araştırma projelerini paylaşmak ve imzaladığımız mutabakat zaptını somut çalışmalarla güçlendirmek istiyoruz. Bize sunulan bu değerli fırsat için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Muş Korkutlu çocuklardan Alparslan zırhına anlamlı vefa Muş’un Korkut Gençlik Merkezi bünyesinde açılan el sanatları kursuna katılan öğrenciler, Sultan Alparslan’ın 1071 Malazgirt Zaferi’nde giydiği zırhı simgeleyen hediyelik ürünler üreterek tarihi mirası yaşatıyor. Korkut Gençlik ve Spor Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren gençlik merkezinde açılan el sanatları kursuna katılan öğrenciler, 1071 Malazgirt Zaferi ile Türklere Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alparslan’ın giydiği zırhtan esinlenerek hediyelik ürünler üretiyor. El sanatları usta öğreticisi Fatma Baba tarafından verilen kursta öğrenciler, Alparslan’ın zırhını simgeleyen objeleri kalıba dökerek taşlama ve şekillendirme işlemlerini gerçekleştiriyor. Geçmişin izlerini el emeğiyle geleceğe taşıyan öğrenciler hem el becerilerini geliştiriyor hem de atalarını yad ediyor. Kursu ziyaret eden Korkut Kaymakamı Orhan Ayaz da atölye çalışmalarına katıldı. Öğrencilerle birlikte Alparslan zırhını kalıba dökerek taşlama yapan Ayaz, gençlerle sohbet ederek yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı. Üretilen zırh figürleri, ilçeye gelen misafirlere hediyelik olarak takdim edilerek kentin tanıtımına da katkı sağlıyor. Kursa katılarak öğrencilerle güzel vakit geçiren Kaymakam Ayaz, Muş’un Sultan Alparslan’la özdeşleşmiş, tarihi ve kültürel açıdan son derece önemli, kadim bir şehir olduğunu belirtti. Kaymakam Ayaz, çocuklarla birlikte Sultan Alparslan’ın zırhını ve üzerindeki motifleri sanat haline getirdiklerini ifade ederek, "Korkut Gençlik Merkezi’nde hem öğrencilerimize hem de gençlerimize Sultan Alparslan kültürünü, ecdadımızın tarihini ve geleneklerimizi aktarmak amacıyla özel bir çalışma yürütüyoruz. Çocuklarımızla birlikte Sultan Alparslan’ın zırhını ve üzerindeki motifleri sanat haline getiriyoruz. Bu zırhları bizzat kendileri tasarlıyor, yapıyor ve emek veriyorlar. Böylece hem doğal bir şekilde tarih bilinci kazanıyorlar hem de el becerilerini ve el sanatlarını geliştiriyorlar. Bu faaliyet; dikkatlerini toplamalarına, el-göz koordinasyonlarını güçlendirmelerine, dikkat dağınıklığını azaltmalarına ve daha birçok alanda olumlu katkı sağlamaktadır" dedi. Öğrencilerin çalışmalara büyük bir istekle katıldığını belirten Ayaz, hafta sonu kurslarıyla köylerdeki çocuklara ulaştıklarını ve çeşitli kurs ile atölyeler aracılığıyla onların kendilerini geliştirmelerine imkân sağladıklarını kaydederek, "Çocuklarımız burada büyük bir keyif alıyor, hepsi büyük bir istek ve arzuyla Sultan Alparslan zırhını tamamlamak için adeta bir mücadele veriyor. Katılımımız oldukça yüksek. Korkut’taki 53 okulumuzun neredeyse tamamından öğrencilerimizi buraya getiriyoruz. İnşallah Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ‘Merkezin Her Yerde’ projesiyle bu çalışmaları Korkut’un yanı sıra diğer ilçelerimizdeki gençlik merkezlerine de yaygınlaştıracağız. Hafta sonu kurslarımızla köylerdeki çocuklarımıza ulaşıyor, onları merkezlerimize kazandırıyoruz. Böylece çeşitli kurs ve atölyelerde kendilerini geliştirme imkânı buluyorlar. Biz de bu süreçten son derece memnunuz ve inşallah bu çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Eğitim ve üretim faaliyetlerinin devam edeceğini vurgulayan Ayaz, çalışmanın kâr amaçlı olmadığının altını çizerek, "Eğitimlerimiz ve üretimlerimiz devam edecek. Ancak şunu özellikle vurgulamak isterim, biz bu işi kâr amaçlı yapmıyoruz. Amacımız maddi kazanç elde etmek değil; çocuklarımıza Sultan Alparslan’ın kim olduğunu, tarihimizin ne kadar derin bir geçmişe sahip olduğunu öğretmek ve onlara bu bilinçle yatırım yapmaktır. Bu kurs, bizim için bir amaç değil, bir araçtır" şeklinde konuştu. Zırhlarda tamamen doğal figürler ve tarihi motifler kullandıklarını ifade eden Ayaz, "Üniversitedeki akademisyen arkadaşlarımızın alan çalışmaları ve akademik araştırmaları sonucunda belirlenen kalıplar üzerinden, Sultan Alparslan’ın kullandığı zırhın orijinal görünümlü bir yorumunu ortaya koyuyoruz. Kısacası, Muş’ta yaşayan çocuklarımız için Sultan Alparslan’ın taşıdığı büyük önemi, bu önemin nereden geldiğini ve neden bu kadar kıymetli olduğunu anlatmak üzere bu kursu açtık. Tamamen çocuklarımıza yatırım amacıyla, gönülden yürüttüğümüz bir çalışmadır" diye konuştu. Kursa katılan çocuklardan Nursima Sayılgan ise 75. Yıl Merkez İlkokulu’nda okuduğunu belirterek, gençlik merkezine hem eğlenmek hem de eğlenceli oyunlar oynamak için geldiğini söyledi. Sayılgan, "Gençlik merkezine eğlenmeye ve eğlenceli oyunlar oynamaya geliyorum. Aynı zamanda burada Sultan Alparslan’ın zırhlarını yapıyor, kalkan ve kılıçlarını hazırlıyoruz. Hepsini kendimiz yapıyoruz. Taş tozundan evler yapıyor, kuş evleri hazırlıyoruz" dedi.
Erzurum Pasinler Belediyesi’nden metruk bina yıkımı Erzurum’un Pasinler ilçesinde belediye ekipleri, Yeni Mahalle semtinde çevre kirliliği ve güvenlik riski oluşturan metruk binalara yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Belediye Fen İşlerine bağlı ekiplerin yıkım çalışmasını yerinde takip eden Pasinler Belediye Başkanı Ünsal Sertoğlu, ’Pasinlerimizin her köşesine dokunuyoruz. İlçemizin gelişimine katkı sağlayacak, çehresini değiştirecek güzel çalışmalar yapıyoruz. ’’ dedi. Yıkım çalışmalarını yerinde takip etti Tahliye işlemlerinin ardından güvenlik riski oluşturan metruk binalar, Pasinler Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerince iş makineleriyle yıkıldı. Zabıta ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında yürütülen çalışmalarla bölgenin daha güvenli hale getirilmesi ve görüntü kirliliğinin ortadan kaldırılması hedefleniyor. Pasinler Belediye Başkanı Ünsal Sertoğlu, yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, ‘Gerçek Belediyecilik’ anlayışı doğrultusunda Pasinler Belediyesi olarak Kentsel Dönüşümün önemli yıkım projesini gerçekleştiriyoruz. Güvenlik açısından risk taşıyan metruk binalara yönelik temizlik ve yıkım çalışmalarımız planlı şekilde devam edecek. Bu sayede hem güvenli yerler ortaya çıkıyor hem de çevre kirliliği ortadan kalkmış oluyor. Eski bina tapu sahipleri anlaşarak metruk binaları yıkıyor yerine yol, park gibi hizmetler yapıyoruz. İlçe merkezleri bizim evimizdeki misafir odası gibi olmalı yani düzenli, tertemiz ve güzel olması lazım. Bizimde bu yönde çalışmalarımız devam ediyor. Pasinler’imizin her köşesine dokunuyoruz. Güzel işler yapmaya çalışıyoruz. Pasinlerin İlçemizin gelişimine katkı sağlayacak, çehresini değiştirecek tüm bu yatırımların ilçemize hayırlı olmasını temenni ediyorum’’ diye konuştu.