TEKNOLOJİ - 18 Kasım 2015 Çarşamba 10:03

Söz uçar emoji kalır

A
A
A
Söz uçar emoji kalır

Oxford Sözlük tarafından 2015 yılının kelimesi seçilen “Face with Tears of Joy” (Mutluluk göz yaşları) isimli emoji sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Konuya sosyal medya uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ali Murat Kırık açıklık getirdi

Oxford sözlük tarafından düzenli olarak her yıl seçilen yılın kelimesi bu yıl sanılanın aksine bir kelime değil bir sembol oldu. Mutluluk gözyaşları ya da Türkçe’de kullanımıyla gülmekten gözünden yaş gelen emoji yılın kelimesi seçildi. Bir kelime yerine bir emojinin yılın kelimesi seçilmesini sosyal medya alanında önemli çalışmaları bulunan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Murat Kırık açıkladı.

SOSYAL MEDYANIN VAZGEÇİLMEZİ

Emojinin günümüzdeki önemine vurgu yapan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ali Murat Kırık; “Sosyal medyanın kullanım alanını genişletmesi ve sanal iletişimin yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanması ile birlikte mesajlaşma ve anlık sohbet uygulamaları ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu uygulamaların başını ise şüphesiz Whatsapp çekmektedir. Kullanıcılar sanal ortamda hızlı bir şekilde iletişim kurmak amacıyla duygularını, hislerini kelimelerle değil emoji adını verdiğimiz sembollerle, simgelerle ifade etmektedir. Nitekim karşı tarafa aktardığımız düşünceler bugün emojiler aracılığıyla desteklenmektedir. Kısacası ruh halimizi ya da duygularımızı sanal ortamda emojileri kullanarak yansıtabilmekteyiz. Çünkü sosyal medya ve sanal ortam sanal bir dil oluşturmuştur. Bu dilde emojilerinin önemi oldukça büyüktür.” dedi.

Söz uçar emoji kalır

EMOJİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

Sanal hayatın vazgeçilmezi olarak ifade edilen emojinin tarihsel kökenine de değinen sosyal medya uzmanı Yrd. Doç. Dr. Kırık; “Emoji kavramı 1990’lı yıllarda mobil iletişim teknolojileri üzerine çalışmalar yapan Shigetaka Kurita isimli Japon teknolog tarafından sanal dünyaya kazandırılmış ve bu ifadeler mobil telefonlarda etkisini derin bir şekilde hissettirmiştir. İlk emoji 1998 yılında NTT DOCOMO isimli firmanın i-mode adlı mobil cihazında kullanılmıştır. “e” anlamına gelen görsel ve “moji” anlamına gelen karakterin birleşimiyle ortaya çıkan emoji kavramı günümüzde giderek artan kullanım alanına sahiptir. Bununla birlikte her geçen gün farklı tarzda emojiler ortaya çıkmakta ve duyguların ifadesi bu sayede sağlanmaktadır.” şeklinde konuştu.

OXFORD SÖZLÜK’TE YILIN KELİMESİ SEÇİLMESİ DOĞAL

Emojilerin sanal bir dil oluşturduğuna vurgu yapan akademisyen Yrd. Doç. Dr. Ali Murat Kırık; “Selfie sözcüğü de Oxford Sözlük tarafından 2013’te yılın kelimesi seçilmişti. Türkçe’de özçekim anlamına gelen selfie sözcüğü bugün tüm dünyada yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Emojiler ise artık dil boyutunu tamamen aşmış bir durumdadır. Sanal ortamda neredeyse emojiler olmadan birbirimizle anlaşamaz duruma geldik. Duygu ve hislerimizi emojiler olmadan ne yazık ki destekleyemiyoruz. Çünkü yüz yüze iletişimin sıcaklığı ve samimiyeti sanal ortamda ne yazık ki hissedilememektedir. Bu nedenle Oxford Sözlük tarafından “mutluluk göz yaşları” isimli emojinin yılın kelimesi seçilmesi son derece doğaldır. Günümüzde iletişim kazaları ve anlaşmazlıklarının yaşanmasının temel sebeplerinden biri sanal ortamda kurulan iletişimdir. Emojileri sadece anlık mesajlarla sınırlamak da doğru değildir. Sosyal medyada gerçekleştirilen diyaloglarda da emojilerinin etkisi yoğun bir şekilde hissedilmektedir.” ifadelerine yer verdi.  

EROL SERCAN YARALİ

 

 

 

 

 

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Osmangazi Belediyesi Alzheimer Gündüz Bakım Evi 3. yılını kutladı BURSA (İHA) – Osmangazi Belediyesi bünyesinde hizmet veren Alzheimer Gündüz Bakım Evi (ALBAM), üçüncü yılını üyelerin katılımıyla düzenlenen özel ve renkli etkinliklerle kutladı. Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi (BAREM) çatısı altında faaliyet gösteren ve üç yılı geride bırakan Alzheimer Gündüz Bakım Evi için anlamlı bir program düzenledi. BAREM Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen yıl dönümü etkinliği, üyelerin yeteneklerini sergilediği görüntülere sahne oldu. ‘Dolu Dolu 3 Yıl’ temasıyla gerçekleştirilen program, merkezde yürütülen çalışmaları yansıtan sunumla başladı. Ardından ALBAM üyelerinden oluşan koro, Türk müziğinin seçkin eserlerini seslendirdi. Performanslarıyla beğeni toplayan üyeler, gençlik yılları ile günümüz hallerini yansıtan görsel gösterim sırasında duygu dolu anlar yaşadı. Program kapsamında hemşire Cansu Önol tarafından Alzheimer hastalığına ilişkin bilgilendirme yapıldı. "Üyelerimizin Sosyalleşmesi Çok Önemli" Etkinliğe katılan Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, üyelerin coşkusuna ortak oldu. Alzheimer hastalığına yönelik yürütülen çalışmaların önemine dikkat çeken Yıldızhan, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Alzheimer hastalığının kesin bir tedavisi bulunmuyor. Ancak hastalığın seyrinin yavaşlatılması ve yaşam kalitesinin artırılması adına farkındalık çalışmaları büyük önem taşıyor. Buraya gelen üyelerimizin sosyalleşmesi çok kıymetli. Evde yalnız kalan bireylerde yaşanan sıkıntılar, burada kurulan sosyal bağlar sayesinde azalıyor." Başkan Yardımcısı Mücahit Yıldızhan, etkinlik alanında sergilenen ALBAM üyelerine ait el emeği eserleri de inceledi. Program sonunda, ALBAM üyelerinin aileleri tarafından Osmangazi Belediyesi yetkililerine desteklerinden dolayı çiçek takdim edildi. ALBAM çalışanlarının mesajlarıyla devam eden kutlama, üçüncü yıla özel hazırlanan pastanın kesilmesiyle sona erdi.
Rize Atmacacılığın serüveni Bıldırcın tutmak için sabunlu suyla yola çıkılan ve böcekle küçük kuş, küçük kuşla atmaca tutularak geçmişten bugüne gelen atmacacılık sevdası giderek büyüyor. Doğadaki av-avcı zinciri, kimi zaman dikkat çekici bir döngüyle anlatılıyor. Sabunlu suyun toprağa dökülmesiyle ortaya çıkan danaburnu böceği, küçük kuşların ilgisini çekerken; küçük kuşlar atmacanın hedefi oluyor, atmaca ise bıldırcın avında rol alıyor. Bu anlatım, doğada her canlının bir diğerine bağlı olduğu hassas dengeyi ve yüzyıllardır süregelen doğal etkileşimleri gözler önüne seren sembolik bir örnek olarak değerlendirilse de Rizeliler ve Artvinliler için bir sevdanın asıl adı. Bıldırcın işin bahanesi diyerek atmaca tutan atmacacılar önce Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlükleri’nden gerekli izinlerini alıyor. Sonrasında ise sabunlu suyu eline alıyor ve toprağa döküyor. Toprağa karışan sabunlu su danaburdu adı verilen böceği ortaya çıkarıyor. Bu böcekler toplanarak ikinci aşamaya sıra geliyor. Bu aşamada atmacacılar küçük kuşların yemini hazırlıyor ve kapanlara düşmesini bekliyor. Bölgede ‘Ğaço’ kuşu olarak bilinen bu küçük kuşlar tutulduktan sonra tepelerde ‘Tenta’ adı verilen ağlar kuruluyor ve bu kuşlar ağların arkasına yerleştiriliyor. Gök yüzünde süzülen atmaca bu kuşu hedef alınca ise ağa takılıyor. İşte bölgedeki eskimeyen sevda böyle başlıyor. Atmacacılar Karadeniz Federasyon Başkanı Yahya Terzi, atmacaların tutulma amacı ve tutulma serüvenini dile getirerek "Önce sabunu bulacaksın sonra suyla beraber bir delik bulacaksın. Delikte Türkçesi danaburnu olan böceği çıkartacaksın. Önce oradan başlar bu sevda. Ondan sonra çıkan böcekle küçük kuş tutulur. Sonra dağlarda ağ açılır ve ağda küçük kuşla bu güzel atmacalar tutulur. Arsızını bulacaksın ki bıldırcına saldığın zaman gitsin tutsun. O nedenle arsızını buluyoruz. 1 hafta boyunca eğitim veriyoruz atmacaya. Bıldırcına salmaya alışıyoruz. Ondan sonra av yapıyoruz" dedi. Atmacaların sıcak ülkelerde tüy dökme süreci olduğuna değinen Terzi, bu sürecin aksamaması için kapalı ortamlarda baktıkları atmacalara özel ısıtıcılar kurduklarını dile getirerek "Av sezonu bittikten sonra sıcak bir ortamda bakıyoruz. Kışın bunlar Afrika kıtasına doğru göç ederler. 20 ülke değiştirirler. Gider sıcak ülkede kalırlar ve sonra tekrar geri dönerler. Atmacaların tüy dökmesi lazım. Tüy döktükten sonra 1 yaşında olurlar. O sürece biz tüylek deriz. Tüylek olması için de sıcak ortamda olması gerekir. Burada dışarda kalan atmaca tüy dökemez. Bizde o yüzden ısıtıcılar yakıyoruz ki sıcak ortamda olsunlar" ifadelerini kullandı. Atmaca bakımının zorluğuna değinen Terzi, evlatları gibi sevdiği atmacaları için Avrupa’dan özel ilaçlar temin ettiklerinin altını çizerek "Bu atmacaları yetiştirmek için Avrupa’dan özel ilaçlar alıyoruz. 630 Euro verdim, atmacam ölmesin diye ilaç aldım. Çocuğundan fazla ilgileneceksin, suyunu vereceksin, sıcak yerde olacak, yemini, ilacını vereceksin, tüy döktüreceksin, erkenden çıkarman lazım. Bunların hepsi bir süreçtir. Dükkan tuttuk, ısıtıcı yakıyoruz, sıcak sıcak dursunlar diye. Yoksa tüy dökmezler atmacalar, tüylek olmadıkları zaman da hiçbir işe yaramaz. Onun için 7’inci, 8’inci aya kadar tüyü döküp kafesten çıkması lazım" şeklinde konuştu.