Yerel Haberler
Hatay
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:46 Bakan Kurum: "Son 2 ayda iklim değişikliği konusunda, dünya genelinde tam 39 milyon içerik üretilmiştir" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, son 2 ayda iklim değişikliği konusunda dünya genelinde tam 39 milyon içerik üretildiğini ve bu içeriklerin yaklaşık 2 milyar etkileşim ve 196 milyar erişim aldığını belirterek iklim değişikliğinin insanların gündelik hayatına, şehirlerine, faturalarına, suyuna, gıdasına, güvenliğine ve geleceğe dair beklentilerine dokunan çok daha büyük bir başlık haline geldiğini söyledi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği süreci kapsamında, farklı ülkelerden gelen bakanlar ile aralarında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların yöneticilerinin de bulunduğu yabancı temsilciler, "Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" panelinde Hatay’da bir araya geldi. COP31’e Başkanlık yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, panelde "dirençli şehirler" başlığı altında katılımcılara Asrın İnşa Seferberliği kapsamında Hatay’da hayata geçirilen; iklime ve afetlere dayanıklı, Sıfır Atık uyumlu ve yenilenebilir enerjili afet konutlarını anlattı. Panel kapsamında COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Kurum, İletişim Başkanlığı koordinesinde Türkiye’ye gelen yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi. "Bugün şehirlerin asıl gücü; afetlere ne kadar hazır olduğu, insanına ne kadar güvenli bir gelecek sunabildiğiyle ölçülüyor" Şehirlerin asıl gücünün afetlere karşı olan direncinin olduğunu ifade eden Bakan Kurum, "Bugün burada sizlerle, Türkiye’nin COP31 liderliği sürecinde, şehirlerin geleceğine dair düşüncelerini ele alıyoruz, dirençli şehirleri konuşuyoruz. Hemen ifade etmek isterim; artık dünyada şehirleri yalnızca büyüklükleriyle, nüfuslarıyla ya da ekonomileriyle konuşma dönemi geride kaldı. Bugün şehirlerin asıl gücü; afetlere ne kadar hazır olduğu, insanına ne kadar güvenli bir gelecek sunabildiğiyle ölçülüyor. İşte şu anda içerisinde bulunduğumuz Hatay; bu yüzden çok özel bir yerde duruyor. Hatay, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından; insanından ve kadim ruhundan aldığı güçle yeniden ayağa kalkmayı başardı. Sizler de bu süreci sahadan izlediniz; dünya kamuoyuna taşıdınız. Gazeteciler; herkesin baktığı yere bakarlar ama herkesin görmediğini görürler. Bugün Hatay’da da sadece yapılan binaları değil, yeniden kurulan hayatları da görmenizi istiyoruz" dedi. "Yaklaşık 2 milyar etkileşim ve 196 milyar erişim oluşmuştur" Son 2 ay içerisinde iklim değişikliği konusunda 39 milyon içerik üretildiğini ifade eden Bakan Kurum, "Şimdi sizlere, bu sorulara cevap veren bir analizimi sunmak istiyorum. Son 2 ay için yaptığımız araştırmada ortaya çıkan tablo hakikaten çok çarpıcı. Evet, son 2 ayda iklim değişikliği konusunda, dünya genelinde tam 39 milyon içerik üretilmiştir. Yaklaşık 2 milyar etkileşim ve 196 milyar erişim oluşmuştur. Yani iklim meselesi, artık yalnızca uzmanların konusu değil. İklim değişikliği artık insanların gündelik hayatına, şehirlerine, faturalarına, suyuna, gıdasına, güvenliğine ve geleceğe dair beklentilerine dokunan çok daha büyük bir başlık haline geldi. Bu çalışmamda beni en çok etkileyen sonuçlardan biri şu oldu: Dünya iklim değişikliğini tek bir dille konuşmuyor. Kuzey Amerika’da iklim daha çok toplumsal, ekonomik ve politik etkiler üzerinden konuşuluyor. Avrupa’da karbon emisyonları, net sıfır hedefleri ve fosil yakıtlardan çıkış öne çıkıyor. Asya’da enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji ve çevresel çözümler daha güçlü bir yer tutuyor. Afrika’da ve Güney Amerika’da gıda, su ve kalkınma tartışılırken; Avustralya’da enerji ve fosil yakıtlar öne çıkıyor. Buradan çıkardığım sonuç şu! İklim değişikliği küresel bir krizdir ama her coğrafyanın acısı, ihtiyacı, önceliği ve çözümü farklıdır. Bana göre, bir başka dikkat çekici sonuç da şu: İnsanlar iklim değişikliğini en çok hayatlarına doğrudan dokunduğu anda konuşuyor. Yangın, sel, fırtına olduğunda, toprak kayması yaşandığında, su veya gıda krizi kapıya dayandığında konuşuyor. İklim meselesi bir anda soyut bir başlık olmaktan çıkıyor; insanın evini, işini, sağlığını ve güvenliğini ilgilendiren somut bir gerçekliğe dönüşüyor. Paylaşımlarda en çok ’insan’, ’toplum’ ve ’yaşam’ kelimeleri kullanılıyor. Demek ki herkes için mesele, hayatı, güvenliği, geleceğini ve yaşamı korumaktır. İşte bizim COP31 yolculuğunda dirençli şehirleri merkeze almamızın sebebi tam olarak budur. Çünkü bugün şehir; enerjisiyle, suyuyla, altyapısıyla, ulaşımıyla, atık yönetimiyle, yeşil alanlarıyla ve en önemlisi insanına verdiği güven duygusuyla güçlüdür. Bu yüzden biz COP31’de meseleyi insanların gerçek ihtiyaçları üzerinden konuşuyoruz. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadele artık sadece bir çevre politikası değil, insan hayatını koruma meselesidir" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:17 Vali Masatlı, "COP-31 ile kente gelen heyetlerin Hatay’dan alacağı çok fazla örnek var" Hatay Valisi Mustafa Masatlı, kentte düzenlenen COP31 zirvesine katılan yabancı heyetlerin Hatay’dan alacağı örnekler olduğuna dikkat çekerek kenti 21. yüzyılın dünyasına uygun şekilde inşa edildiğini söyledi. Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği süreci kapsamında, farklı ülkelerden gelen bakanlar ile aralarında Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların yöneticilerinin de bulunduğu yabancı temsilciler, "Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" panelinde Hatay’da bir araya geldi. Zirvede depremin ardından yeniden inşa edilen Hatay’daki süreç katılımcılara aktarıldı. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, "Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" paneline yönelik açıklamalarda bulundu. Hatay’ın yeniden inşa edilirken dünyanın çevresel normlarına uygun biçimde inşa edildiğini ifade eden Vali Masatlı, "Biz Hatay’dan dünyaya bir mesaj vermek istedik. Dünyanın çevresel konularda imar konusunda ve yapılaşma konusunda çok ciddi derecede farklılıkları var. Asırların felaketiyle beraber bizim şehrimiz çok ciddi derecede hasar aldı. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve başkanlığında dünyada bu zamana kadar eşi benzeri görülmemiş bir ihya, inşa ve imar çalışmaları başladı. O günden bu güne kadar şahsımda bu şehrin ilk yıkılışından, enkazların kaldırılmasına, şehrin tekrar yapılanmasına ve kentin yeniden inşasına şahit olan birisiyim. Bir şehrin yeniden ortaya çıkışını ve bu şehrinde aynı zamanda insan odaklı, hem de enerji kullanımını azaltmayı önceleyen dolayısıyla dünyanın çevresel normlarına uygun bir şekilde nasıl inşa edildiğine hep beraber şahit olduk" dedi. "Yabancıların söylediği gibi ‘Riborn Hatay’ Hatay yeniden doğuyor" Depremde yerle bir olan kentin 21. yüzyıla uygun koşullarda planlandığını ifade eden Vali Masatlı, "COP-31 ile buraya gelen heyetlerin Hatay’dan alacağı çok fazla örnek vardır. Biz bundan dolayı da gurur duyuyoruz. Depremde çok şeyimizi kaybettik ama artık Hatay’ımızı 21. yüzyıla güçlü bir şehir olarak, marka şehir olarak daha enerjik bir şehir olarak ve daha insan odaklı şehir olarak hazırlama fırsatı yaşadık. Bizde bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Bu hem modern yapılarıyla, tarihi yapılarıyla, alt yapısıyla, üst yapısıyla, alanlarıyla ve sosyal donatı alanlarıyla birlikte yeni bir şehir doğuyor. Yabancıların söylediği gibi ‘Riborn Hatay’ Hatay yeniden doğuyor. Bu programın şehrimizde yapılmasını çok anlamlı ve isabetli buluyoruz" dedi.
Kübalı gelin Arap usulü düğünle dünyaevine girdi
25 Ağustos 2025 Pazartesi - 09:21 Kübalı gelin Arap usulü düğünle dünyaevine girdi Hatay’da yaşayan adam, iş için gittiği Afrika’da tanıştığı Kübalı gelin ile Arap düğünüyle dünyaevine girdi. Eğlenceli anların yaşandığı düğünde gelin, halay çekerek ve dans ederek bölgenin yöresel adetlerini yerine getirdi. Samandağ ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Cem Gül, Hatay’dan Afrika kıtasındaki Gine ülkesine çalışmaya gitti. Gine’de briket üretim tesisi bulunan Gül, güzellik salonu işleten 23 yaşındaki Kübalı Claudia ile 3 yıl önce kaldığı apartmanda tanıştı. Cem ile Claudia, 3 yıl süren ilişkinin ardından evlenme kararı aldılar ve Samandağ’da Arap usulü düğünle dünyaevine girdiler. Güney Amerika kıtasından gelerek, Hataylı eşiyle Arap usulü düğünle dünyaevine giren Kübalı gelin Claudia, mutlu anlar yaşadı. "Eşim Claudia Kübalı ama bizden daha fazla Samandağlı oldu" Gine’de tanıştığı Kübalı eşiyle Arap düğünüyle dünyaevine giren Cem Gül, "Biz beraber Afrika’da çalışırken orada tanıştık. Claudia’nın orada güzellik salonları var. Ailesiyle beraber orada çalışıyorlar. Claudia, bir gün benim oturduğum apartmana taşındı ve oradan tanıştık. O esnada ilişkimiz başladı. 3 yıldır birlikteyiz ve şimdi de düğün yapmaya karar verdik. Ailem çok mutlu, zaten bizim ailede her zaman yabancı gelinler vardı. Kübalı gelini gördükleri zaman çok sevdiler. Her zaman tanıştıkları zaman da konuştular. Her zaman birbirlerine saygı duydular ve zamanla birbirlerine alıştılar. Eşim Claudia Kübalı ama bizden daha fazla Samandağlı oldu. Yabancı ama çok cana yakın olduğu için herkes onu çok seviyor. Öyle denk geldi ve kaderimiz böyleymiş. Hatay’da herhalde ilk Kübalı gelin oldu. Düğünden sonra işlerimize geri döneceğiz. Eşimin orada güzellik salonu var ve benim de iş yerim olduğu için beraber Afrika’da devam edeceğiz. Gine’de briket üretim tesisimiz var" dedi. "Afrika’da Cem ile tanıştık, güzel bir hikaye ile başladık ve devam ettik" Hatay’da evlendiği için çok mutlu olduğunu söyleyen Kübalı gelin Claudia Gül ise, "Afrika’da Cem ile tanıştık. Güzel bir hikaye ile başladık ve devam ettik. Hatay çok güzel ve Samandağ daha da güzel. Bütün şehirler çok güzel. Burada evlendiğimiz için çok mutluyum" ifadelerini kullandı.
Uçurum kenarında yetişen dikenli incir, lezzetiyle zahmetinin önüne geçiyor
24 Ağustos 2025 Pazar - 09:53 Uçurum kenarında yetişen dikenli incir, lezzetiyle zahmetinin önüne geçiyor Hatay’da toplamasının zorluğuyla bilinen dikenli incir, zahmetli olması kadar lezzetiyle de damaklarda tat bırakıyor. Akdeniz ve Ege bölgelerinin kıyı kesimlerinde doğal olarak yetişen, kaktüs türü bir bitkinin meyvesi olan dikenli incir; serinletici etkisi ve sağlık açısından faydalarıyla dikkat çekiyor. Yetiştiği yörelere göre "Hint inciri" ya da "Frenk inciri" olarak da bilinen bu meyvenin bağışıklık sistemini güçlendirdiği, sindirime iyi geldiği ve vücut direncini artırdığı biliniyor. Dikenli incir, toplama sırasında dikenlerin ele batmaması için genellikle eldiven ve maşa yardımıyla toplanıyor. Meyveyi tüketmek isteyenler ise kabuğunu dikkatlice soyduktan sonra afiyetle yiyebiliyor. Ağustos ayı itibariyle olgunlaşmaya başlayan dikenli incir, sevenleri tarafından vazgeçilmezler arasında. "Toplaması zor olsa da yedikten sonra tüm zahmetine değiyor" İskenderun’un Aşkarbeyli Mahallesi’nde yaşayan 54 yaşındaki Ziya Gülten, dikenli incirin zahmetli toplama sürecine rağmen keyifle tükettiklerini söyleyerek "Toplaması oldukça zor. Uçurum kenarında yetiştiği için hem dikenleri vücuda batıyor hem de yılan gibi tehlikeli hayvanlar olabiliyor. Bu nedenle çok fazla toplayamıyoruz, sadece canımız istediğinde ailecek yiyoruz. Tadı bal gibi, çok lezzetli. Prostat ve şeker gibi rahatsızlıklara iyi geldiğini söylüyorlar. Biz de severek tüketiyoruz. Dikenli incir sulama gerektirmeden tamamen doğada kendiliğinden yetişiyor. Sıcak iklimi seviyor, sulamaya ihtiyaç duymuyor ve doğal bir meyve. Toplaması zor olsa da yedikten sonra tüm zahmetine değiyor" ifadelerini kullandı.