Yerel Haberler
Hatay
18 Nisan 2026 Cumartesi - 08:56 Türkiye’nin Suriye sınırında bereketli soğan hasadı Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Suriye sınırına sıfır noktasında bereketli soğan hasadı başladı. Dönüm başına 5 ton rekolte beklenen soğan, tarlada 25 TL’den satılıyor. Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan ve birçok ürünün yetiştiği Hatay’ın Amik Ovası’nda baharın gelmesiyle ürünler hasat edilmeye başlandı. Suriye sınırının sıfır noktasında olan Reyhanlı ilçesi Bükülmez Mahallesi’nde 500 dönümlük tarlada, ekimi yapılan soğanda da bereketli hasat başladı. Geçen yıla göre bereketli yağışların olduğu Amik Ovası’nda rekoltenin yüksek olduğu soğan, tarladan 22 TL ile 25 TL’yi bulan fiyatlarla alıcı buluyor. Rekoltenin dönüm başına 5 ton beklendiği soğan, ihracat yoluyla Rusya ve Suriye başta olmak üzere yurtiçindeyse 81 ile gönderiliyor. Bu yılki yağışlarla birlikte tarımsal faaliyetlerin bereketli olduğunu ifade eden Türkiye Soğan Üretici ve Tedarikçiler Başkanı Reşit Kaya, hasadın bereketli olduğunu söyledi. "Soğanın kilosunu 25 TL’ye devam ettirmeyi planlıyoruz, geçen yıl yarı fiyatına sattık" Türkiye Soğan Üretici ve Tedarikçiler Başkanı Reşit Kaya, soğanın tarladan 25 TL’ye yola çıktığını söyleyerek, "Burası Hatay’ın Reyhanlı ilçesi, Suriye sınırına sıfır noktasında üretim yapıyoruz. Şu karşıda gördüğünüz tepeler Suriye’nin ve Türkiye’nin son tarlası. Burada 500 dönüm soğan tarlası var ve biz burada üretim yapıyoruz. Bu yıl hasat inşallah bereketli olacak. Bol yağmur yağdı, iki katı bir efor harcayarak çok şükür hasada ulaştık ve üretimimizi yaptık. Bugün de burada çuvallamayı görüyorsunuz. Türkiye’nin her tarafına kamyonlarla ve tırlarla gönderiyoruz. Bu yıl 25 TL gibi bir rakam düşünüyoruz. Artık gittiği nokta satış noktalarında rağbet görürse bir sıkıntı olmaz. Soğanın kilosunu 25 TL devam etmeyi planlıyoruz, geçen yıl yarı fiyatına sattık. Üretim maliyetlerimizin altında sattık ama inşallah bu yıl emeğimizin karşılığını almayı düşünüyoruz. Manavlarda soğan 35 TL arasında satış olması lazım. Geçen yıl dönüm başında 5 ila 6 tondu ama bu yıl 4 ila 5 ton arası rekolte bekliyoruz. Türkiye’nin bütün illerine gidiyor. Mayıs ayının 10’u itibarıyla ihracatta sevkiyatlara başlayacağız inşallah. Rusya’ya, Suriye’ye ve Avrupa’ya bu yıl soğan gönderiyoruz. Burada Avrupa’ya da bu yıl soğan göndermeye başladık. Yurt içinde bütün illere gidiyor; Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa Türkiye’nin bütün illerine buradan Reyhanlı ve Adanalılara sevkiyat yapıyor. Bizim yetkililerden istediğimiz tek şey üreticiye destek olmak amaçlı, üreticiyle ve tüketicinin arasındaki köprüyü sağlamlaştırmak. Şimdi bölgedeki marketlerin oluşturduğu fiyatlar üretici ve tüketiciyi de üzüyor. Biz sebze hallerinden her ilin marketi, pazarcısı, manavı o ilin ve ilçenin sebze halinden malını temin ederse malın değeri oluşmuş olur" ifadelerini kullandı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 08:55 Türkiye’nin en güneyinde Suriye sınırında bereketli soğan hasadı Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Suriye sınırına sıfır noktasında bereketli soğan hasadı başladı. Dönüm başına 5 ton rekolte beklenen soğan, tarladan 25 TL’den satılıyor. Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan ve birçok ürünün yetiştiği Hatay’ın Amik Ovası’nda baharın gelmesiyle ürünler hasat edilmeye başlandı. Suriye sınırının sıfır noktasında olan Reyhanlı ilçesi Bükülmez Mahallesi’nde 500 dönümlük tarlada, ekimi yapılan soğanda da bereketli hasat başladı. Geçen yıla göre bereketli yağışların olduğu Amik Ovası’nda rekoltenin yüksek olduğu soğan, tarladan 22 TL ile 25 TL’yi bulan fiyatlarla alıcı buluyor. Rekoltenin dönüm başına 5 ton beklendiği soğan, ihracat yoluyla Rusya ve Suriye başta olmak üzere yurtiçindeyse 81 ile gönderiliyor. Bu yılki yağışlarla birlikte tarımsal faaliyetlerin bereketli olduğunu ifade eden Türkiye Soğan Üretici ve Tedarikçiler Başkanı Reşit Kaya, hasadın bereketli olduğunu söyledi. " Soğanın kilosunu 25 TL’ye devam ettirmeyi planlıyoruz, geçen yıl yarı fiyatına sattık" Türkiye Soğan Üretici ve Tedarikçiler Başkanı Reşit Kaya, soğanın tarladan 25 TL’ye yola çıktığını söyleyerek "Burası Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Suriye sınırına sıfır noktasında üretim yapıyoruz. Şu karşıda gördüğünüz tepeler Suriye’nin ve Türkiye’nin son tarlası. Burada 500 dönüm soğan tarlası var ve biz burada üretim yapıyoruz. Bu yıl hasat inşallah bereketli olacak. Bol yağmur yağdı, iki katı bir efor harcayarak çok şükür hasada ulaştık ve üretimimizi yaptık. Bugün de burada çuvallamayı görüyorsunuz. Türkiye’nin her tarafına kamyonlarla ve tırlarla gönderiyoruz. Bu yıl 25 TL gibi bir rakam düşünüyoruz. Artık gittiği nokta satış noktalarında rağbet görürse bir sıkıntı olmaz. Soğan’ın kilosunu 25 TL devam etmeyi planlıyoruz, geçen yıl yarı fiyatına sattık. Üretim maliyetlerimizin altında sattık ama inşallah bu yıl emeğimizin karşılığını almayı düşünüyoruz. Manavlarda soğan 35 TL arasında satış olması lazım. Geçen yıl dönüm başında 5 ila 6 tondu ama bu yıl 4 ila 5 ton arası rekolte bekliyoruz. Türkiye’nin bütün illerine gidiyor. Mayıs ayının 10’u itibarıyla ihracat da sevkiyatlara başlayacağız inşallah. Rusya’ya, Suriye’ye ve Avrupa’ya bu yıl soğan gönderiyoruz. Burada Avrupa’ya da bu yıl soğan göndermeye başladık. Yurt içinde bütün illere gidiyor; Ankara, İstanbul, İzmir ve Bursa Türkiye’nin bütün illerine buradan Reyhanlı ve Adanalılara sevkiyat yapıyor. Bizim yetkililerden istediğimiz tek şey üreticiye destek olmak amaçlı, üreticiyle ve tüketicinin arasındaki köprüyü sağlamlaştırmak. Şimdi bölgedeki marketlerin oluşturduğu fiyatlar üretici ve tüketiciyi de üzüyor. Biz sebze hallerinden her ilin marketi pazarcısı, manavı o ilin ve ilçenin sebze halinden malını temin ederse malın değeri oluşmuş olur" ifadelerini kullandı.
Kasklı hırsızlar tarafından 20 yıllık emeği olan 22 milyon TL’lik altını 3 dakikada çalınan kuyumcu, altınlarını teslim alıp ülkesine döndü
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:43 Kasklı hırsızlar tarafından 20 yıllık emeği olan 22 milyon TL’lik altını 3 dakikada çalınan kuyumcu, altınlarını teslim alıp ülkesine döndü Hatay’da 20 yıllık emeği olan 22 milyon TL’lik altını 3 dakika içerisinde çalınan Suriyeli kuyumcu Zaher Alshabb, polis ekipleri tarafından hırsızların yakalanması ve altınları teslim almasının ardından ülkesine döndü. Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaşın ardından 10 yıl önce Türkiye’ye gelen Zaher Alshabb, Kırıkhan ilçesi Yeni Mahalle’de kuyumcu iş yerini açarak yaşamaya başladı. Suriye’de 10 yıldır yaptığı kuyumculuk mesleğini Türkiye’de de devam ettiren Alshabb, 10 yıldır sorunsuz şekilde ticaret yapıyordu. Alshabb’ın çalışanlarıyla birlikte işlerini yaptıkları esnada kafalarında kask bulunan elleri silahlı 2 hırsız iş yerine girdi. Uzun namlulu silah ve tabancalı iki hırsız, işyerindeki 4 şahsı masanın arkasına geçirerek 3 dakika içerisinde kuyumcuyu soydu. Hırsızların 22 milyon TL’lik 3 dakikalık vurgunu saniye saniye güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde; hırsızların iş yerine silahlarla geldiği ve yanlarında bulunan torbaya altınları doldurdukları görüldü. İş yeri sahibinin şikayeti üzerine polis ekipleri, 10 saatlik kamera incelemelerinin ardından yapılan çalışmalarla olayın şüphelilerini yakalamıştı. Suriye’de Türkiye’ye gelen kuyumcu Alshabb, polis ekiplerinden teslim aldıkları altınlarıyla birlikte ülkwainw geri döndü. Ailesi ve çalışanlarıyla birlikte olaydan 1 ay sonra Suriye’ye giden Alshabb, Suriye’de yeni açtığı kuyumcu işyerinde mesleğini sürdürmeye devam ediyor. "Hırsızlar altınları alıp kaçtı sonra adam da burada çalışmak istemedi ve Suriye’ye gitti" Hırsızların kuyumcuyu soyduklarını ve ardından komşusunun da olayın ardından Suriye’ye döndüğünü ifade eden Yaser Cholabi, "Ben Suriye’den 14 yıl önce geldim. Burada çamaşır makinesi, buzdolabı, bulaşık makinesi gibi eşyaları tamir ediyorum. Arkadaşımın adı ‘Zaher’ ve benim komşuydu. Burada arkadaş kuyumcuydu ama şimdi Suriye’ye gitti. Burada bazı sıkıntılar ve olayla oldu ama tam bilemiyorum. Kuyumcu da hırsızlık olayı olmuştu. Ben o zaman dükkanda değildim ama komşuların dediğine göre kuyumcuya hırsızlar gelmiş. Hırsızlar altınları alıp kaçtı sonra adam da burada çalışmak istemedi ve Suriye’ye gitti. Kuyumcunun bütün ailesi hepsi Suriye’ye gitti" ifadelerini kullandı.
‘İyi ki gençlere hizmet etmişim’ diyen 42 yıllık öğretmen, mesleğine öğrencilerinin alkışları içerisinde veda etti
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:38 ‘İyi ki gençlere hizmet etmişim’ diyen 42 yıllık öğretmen, mesleğine öğrencilerinin alkışları içerisinde veda etti Hatay’da 42 yıllık eğitimcilik hayatını tamamlayarak emekliliğe ayrılan öğretmen Süleyman Kayıkçı, 30 yıl boyunca görev yaptığı Samandağ Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden öğrencilerinin ve meslektaşlarının alkışları arasında hüzün içerisinde ömrünü adadığı mesleğine veda etti. Samandağ ilçesinde doğan öğretmen Süleyman Kayıkçı, meslek hayatına 1984 yılında Mardin’nin Nusaybin ilçesinde başladı. Mardin’de görev yaptığı 3 yılın ardından Osmaniye’ye atanan Kayıkçı, Kırıkhan ilçesi Endüstri Meslek Lisesi’nde 6 yıl görev yaptı. Kırıkhan’da 6 yıl hizmetin ardından Kayıkçı, memleketi olan Samandağ ilçesine 1996 yılında atandı ve 30 yıl boyunca aynı okulda öğretmenlik yaptı. Meslek lisesi öğretmeni Kayıkçı, sanayi alanına binlerce çırak yetiştirdi. Meslek hayatında 42 yılını geride bırakan ve yaş haddinden emekli olan emektar öğretmen Kayıkçı için Samandağ Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Lisesi’nde öğrenciler ve meslektaşları tarafından veda programı düzenlendi. Öğrencilerinin ve meslektaşların alkışları arasında yıllarını geçirdiği mesleğine veda eden öğretmen Kayıkçı ve öğrencileri duygusal anlar yaşadılar. Öğretmenlik mesleğine Mardin’den başlayıp memleketi olan Hatay’da emekliliğini öğrencilerin veda töreniyle yapan Süleyman Kayıkçı, "Ben ilk öğretmenlik hayatıma Mardin ilinin Nusaybin ilçesi Endüstri Meslek Lisesi’nde metal işlerinde aday öğretmen olarak göreve başladım. Burada 3 yıl çalıştıktan sonra Osmaniye’nin Endüstri Meslek Lisesi’ne tayin oldum. Burada da 3 yıl hizmetin ardından atandığım Kırıkhan Endüstri Meslek Lisesi’nde 6 yıl görev yaptıktan sonra doğduğu yer olan Samandağ ilçesinde göreve başladı. Samandağ ilçesinde bulunan Adem Nural okuluna müdür yardımcısı olarak göreve başladım. Ben 1996’dan beri çok değişik yöneticilik kademelerinde 42 yıl boyunca öğretmenlik yaptım. Meslek hayatımda bir sürü zorluklarla karşılaştım. 42 yıl boyunca harcadığım emek, çektiğim sıkıntılar bana en son emekli olduğum zaman okulda yapılan veda töreniyle her şeyi unutturdu. Öğrencilerin veda töreni beni çok mutlu etti ve çok duygulandırdı. Kendimi çok mutlu hissettim. İyi ki öğretmenlik mesleğini yapmışım. İyi ki bu gençlere hizmet etmişim. Bu tören sayesinde çok duygusal bir şekilde jübile yapmış oldum. En son görev yaptığım Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde mesleki hayatımın en mutlu yıllarını geçirdim. Burada çok iyi karşılandım ve çok değer verildi" ifadelerini kullandı.
Deprem şehitliğinde hüzünlü bayram
20 Mart 2026 Cuma - 09:55 Deprem şehitliğinde hüzünlü bayram Hatay’da afetzede vatandaşlar, sabahın ilk saatleriyle birlikte asrın felaketinde vefat eden yakınlarının kabirlerinin bulunduğu mezarlığa akın ettiler. Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da 25 bine yakın insan vefat etmişti. Depremde vefat eden vatandaşlar için Antakya ilçesi Narlıca Mahallesi’nde deprem mezarlığı kurulmuştu. Her bayram olduğu gibi Ramazan Bayramı’nda da depremde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren mezarlığa geldiler. Mezarları sulayarak gözyaşları içerisinde dua eden depremzede vatandaşlar, yürekleri burktu. Hatay Büyükşehir Belediyesi de mezarlığı bayraklarla donatarak, ziyaret gerçekleştiren vatandaşlara dikmeleri için çiçek dağıttı. "Depremden önce kardeşimle çok güzel ve mutluyduk ve deprem ablamızı aldı" Ramazan Bayramı’nda depremde ölen ablasının mezarını ziyaret eden Nezihe Bozoğlan, "Ablam depreme Sümerler Mahallesi’nde yakalandı ve vefat etti. Her yıl ve her bayramda kısmet olursa geliyoruz. Bu yıl hüzünlü bir bayram oldu. Ablamın adı Sevim Açıkgöz, çok iyi biriydi. Depremden önce kardeşimle çok güzel ve mutluyduk. Deprem ablamızı aldı. Benim ailemde 4 kişi öldü" dedi. "Oğlum büyüyünce ben arabalarla uğraştığım için galerici olmak istiyordu" Depremde ölen oğlunun galerici olmak istediğini ifade eden Murat Erol, "Oğlum depreme Narlıca Mahallesi’nde yakalandı. Herkesin başı sağ olsun. Büyük bir felaket yaşadık. Depremde oğlumu, annemi, yeğenimi ve yengemi kaybettim. Oğlum 8 yaşındaydı ve şu an mezarının başındayız. Bizler için her bayram hüzünlü oluyor. Allah’tan gelene çok şükür. Oğlum büyüyünce ben arabalarla uğraştığım için galerici olmak istiyordu. Oğlum Yusuf Erol, nenesiyle birlikte enkaz altında kaldı" ifadelerini kullandı. Öte yandan, afetzede vatandaşlar bayram boyunca mezarlıklara ulaşımlarını Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilen ücretsiz servis araçlarıyla sağlayabilecekler.
Ziraat mühendisliğini bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftlikte hayvancılığa başladı
20 Mart 2026 Cuma - 09:28 Ziraat mühendisliğini bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftlikte hayvancılığa başladı Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 7 yıl boyunca ziraat mühendisliği yaptıktan sonra mesleğini bırakan Halil Ateş, "Hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş" diyerek devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde hayvancılığa başladı. Severek yaptığı hayvancılıkta 30 angusun sayısını kısa sürede 100’e çıkarmayı hedefleyen Ateş’in 3 ay içerisinde 27 buzağısı oldu. Kırıkhan ilçesi Ilıkpınar Mahallesi’nde yaşayan Halil Ateş, 7 yıl boyunca özel sektörde ziraat mühendisi olarak çalıştı. 6 Şubat depremlerinden önce hem mesleğini hem de hayvancılık yapan Ateş, deprem olduktan sonra hayvancılık mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra kendi işini kuran Ateş, depremden 3 yıl sonra Tarım ve Orman Bakanlığının ‘Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi’ne başvurup onay aldı. Başvurusu onaylandıktan sonra hayvancılığa adım atan Ateş, 5 ay önce kurduğu ahırına Iğdır’dan angus cinsi 30 büyükbaş hayvan satın aldı. Çocukluğundan beri hayvancılık mesleğini seven Ateş, gebe angusların birçoğunun doğumunun gerçekleştiğini, ahırdaki hayvan sayısını 100’e çıkarak kendi buzağılarını üretmeyi amaçladığını söyledi. "Yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık" Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra hayvancılığa başlayan Halil Ateş, "Biz çocukluğumuzdan beri hayvancılık yapıyoruz. Depremden sonra hayvancılığı bırakmıştık. Ben ziraat mühendisiyim ve yaklaşık 7 yıl özel sektörde çalıştım. Depremden önce de ziraat üzerine kendi iş yerimi açmıştım. Devletimizin sağladığı Kırsalda Bereket Hayvancılığı Destek Programı’na katılmak istedik. Buraya yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve destek programı onaylanmıştı. Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık. Gebe angus cinsi büyükbaşlarda doğumlarımız devam ediyor. Hayvanlarımızdan memnunuz ve ürküp kaçacak hayvanlar değiller. Doğum yaptığında gidip yavrusuna dokunabiliyorsunuz. Burada büyükbaşlardan 10’unun doğumu gerçekleşti ve birkaçı doğuramadı veya ölü olarak doğdu. İlk gebelerde böyle sıkıntılar yaşanılabiliyor" dedi. "Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak, kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyoruz" Ahırdaki hayvan sayısını çoğaltarak kendi buzağılarını üretmeyi hedeflediğini anlatan Ateş, "Hayvancılığı şu anda tek yapıyorum, hiçbir iş kolay değil ama bu işi sevmek gerekiyor. Burada ilk doğumumuz gerçekleşti. Doğum gerçekleşince bambaşka bir his oluyor. Bir şeyleri yetiştirmek, üretmek veya o buzağının sana muhtaç olması, senin ona bakman bunlar ayrı güzel duygulardır. Bu hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş. Biz ziraat mühendisi olarak çok gezdiğimiz için doğa ile iç içeyiz. Diğer meslek gruplarına göre doğayı geziyoruz. Kuraklık ve maddi sıkıntılardan dolayı işyerindeki stresi hayvanlarla ilgilenerek atabiliyoruz. Burada 30 gebe angusumuz vardı ve doğumları gerçekleşti. 7 buzağı ile birlikte 20 buzağımız var. Burada besi hayvanı yetiştireceğiz. Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor
20 Mart 2026 Cuma - 09:22 Depremde kaybolan ve 44 gün sonra ‘Kadir’ diyerek bulabildiği otogarın maskotu kedisine gözü gibi bakıyor Hatay’ın Defne ilçesinde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek ’Kadir’ ismini verdiği 7 yıllık kedisini depremde kaybetti ve 44 gün sonra bulabildi. Otogarın maskotu olan ‘Kadir’ ve ’Paşa’ adlı iki kediye gözü gibi bakan Mengüllüoğlu takdir topluyor. Hatay’ın Defne ilçesi Sümerler Mahallesi’nde yaşayan Ahmet Mengülloğlu, 37 yıldır otobüs terminalinde yazıhanede çalışarak geçimini sağlıyor. Mengülloğlu, yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş halde bulduğu kediyi sahiplenerek 7 yıldır bakıyor. Otogarın maskotu olan ve depremde kaybolan kedi, Mengüllüoğlu’nun ‘Kadir’ diye seslenmesiyle 44 gün sonra bulundu. Yeşilçam yıldızlarından Kadir İnanır’dan esinlenerek kediye ‘Kadir’ ismini veren Mengüllüoğlu, ‘Paşa’ ismini verdiği kediyle beraber iki kedinin bakımını yapıyor. Mengüllüoğlu, otogarda vatandaşların da sevdiği kedilere olan merhametiyle takdir topluyor. "Deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" Yeşilçam yıldızı Kadir İnanır’dan esinlenerek yıllardan beri baktığını kediye ‘Kadir’ ismini koyan yazıhane sahibi Ahmet Mengüllüoğlu, "Ben 37 yıldan beri otogarda çalışıyorum. Ben genelde hayvanseverim ve kediyi yaklaşık 1 aylıkken terk edilmiş şekilde gördüm. Yanıma almaya karar verdim. Kedi 7 yıldan beri benim yanımdaydı ama deprem olunca kayboldu. Kedi depremden sonra 44 gün kayıptı ve ben de tesadüf olarak otogarın dışında gördüm. Onu gördüğümde seslenince kendisi beni tanıdı ve hemen yanıma geldi. Kediye ‘Kadir’ ismini koyma sebebim; deli dolu hareketler yapınca ben de ‘Deli Kadir’ oyuncusu olan Kadir İnanır’dan esinlenerek ismini koydum" dedi. "İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" Otobüs terminalinde yıllardır iki kediyi beslediğini ifade eden Mengüllüoğlu, "Depremden önce çok heyecanlı, yerinde durmayan bir kediydi ama depremden sonra psikolojik olarak çok etkilendi. Depremden sonra hiç yerinden kalkmaz, hep uyur ve yemeğini yer. Deprem onu psikolojik açıdan bozmuş durumda. Bizde onunla ilgilenmeye başlayınca az çok kendine geliyor. Çevredekiler Otobüs Terminali’nde kediyi görünce çok şaşırıyorlar. Genelde bana kediye Kadir ismini neden koyduğumu soruyorlar. Hayvansever olduğum için beni takdir ediyorlar. Kediyi 7 yıldan beri hiç yanımdan ayırmam. Diğer kedimin ismini de ‘Paşa’ koydum. Depremden annesi depremde otogarda küçük odada yaşıyordu ve bu odanın içinde doğurdu. Depremden bu yana bu odada yaşamaktaydı, ben de annesinin yerine bakıyorum. Paşa, yerinde durmayan şımarık bir kedi. Depremin simgesi olarak bu odada yaşamaya devam ediyor. İnsanların canlılarla sürekli zaman geçirmesini, hatta sevmesini öneriyorum" ifadelerini kullandı.
Ziraat mühendisliğini 7 yılın ardından bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde ‘hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş’ dediği hayvancılığa başladı
20 Mart 2026 Cuma - 09:11 Ziraat mühendisliğini 7 yılın ardından bırakarak devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde ‘hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş’ dediği hayvancılığa başladı Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde 7 yıl boyunca ziraat mühendisliği yaptıktan sonra mesleği bırakan Halil Ateş, "Hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş" diyerek devlet desteğiyle kurduğu çiftliğinde hayvancılığa başladı. Severek yaptığı hayvancılıkta 30 angusunun sayısı kısa sürede 100’ e çıkarmayı hedefleyen Ateş’in 3 ay içerisinde 27 buzağısı oldu. Kırıkhan ilçesi Ilıkpınar Mahallesi’nde yaşayan Halil Ateş, 7 yıl boyunca özel sektörde ziraat mühendisliği yaparak geçimini sağladı. Depremde önce hem ziraat mesleğini hem de hayvancılık yapan Ateş, deprem olduktan sonra hayvancılık mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra kendi iş yerini açan Ateş, depremden 3 yıl sonra Tarım ve Orman Bakanlığının ‘Kırsalda Bereket Küçükbaş Hayvancılığa Destek Projesi’ne başvurup onay aldı. Başvurusu onaylandıktan sonra hayvancılığa ilk adımını atan Ateş, 5 ay önce kurduğu ahırına Iğdır’dan Angus cinsi 30 büyükbaş hayvan satın aldı. Çocukluğundan beri hayvancılık mesleğini seven Ateş, gebe angusların birçoğunu doğumu gerçekleşirken ahırdaki hayvan sayısını 100 çıkarak kendi buzağılarını üretmeyi amaçladığını söyledi. "Yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık" Ziraat mühendisliğini 7 yıl yaptıktan sonra hayvancılığa başlayan Halil Ateş, "Biz çocukluğumuzdan beri hayvancılık yapıyoruz. Depremden sonra hayvancılığı bırakmıştık. Ben ziraat mühendisiyim ve yaklaşık 7 yıl özel sektörde çalıştım. Depremden önce de ziraat üzerine kendi işyerimi açmıştım. Devletimizin sağladığı kırsalda bereket hayvancılığı destek programına katılmak istedik. Buraya yaklaşık 3 ay önce ahırımızı kurduk ve kırsalda bereket hayvancılığı destek programı onaylanmıştı. Iğdır’dan 30 gebe angus cinsi büyükbaş hayvan aldık. Gebe angus cinsi büyükbaşlarda doğumlarımız devam ediyor. Hayvanlarımızdan memnunuz ve ürküp kaçacak hayvanlar değiller. Doğum yaptığında gidip yavrusuna dokunabiliyorsunuz. Burada büyükbaşlardan 10’unun doğumu gerçekleşti ve birkaçı doğuramadı veya ölü olarak doğdu. İlk gebelerde böyle sıkıntılar yaşanılabiliyor" dedi. "Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyoruz" Ahırdaki hayvan sayısını çoğaltarak kendi buzağılarını üretmeyi hedefleyen Halil Ateş, "Hayvancılığı şu anda tek yapıyorum, hiçbir iş kolay değil ama bu işi sevmek gerekiyor. Burada ilk doğumumuz gerçekleşti. Doğum gerçekleşince bambaşka bir his oluyor. Bir şeyleri yetiştirmek, üretmek veya o buzağının sana muhtaç olması, senin ona bakman bunlar ayrı güzel duygulardır. Bu hayvancılık işi zor bir iş ama hiçbir zaman pişman olmayacağım bir iş. Biz ziraat mühendisi olarak çok gezdiğimiz için doğa ile iç içeyiz. Diğer meslek gruplarına göre doğayı geziyoruz. Kuraklık ve maddi sıkıntılardan dolayı işyerindeki stresi hayvanlarla ilgilenerek atabiliyoruz. Burada 30 gebe angusumuz vardı ve doğumları gerçekleşti. 7 buzağı ile birlikte 20 buzağımız var. Burada besi hayvanı yetiştireceğiz. Amacımız bu ahırda 100 hayvana çıkarak kendi buzağımızı kendimiz üretmek istiyorum" ifadelerini kullandı. (RMZ-VK-