Yerel Haberler
Iğdır
Iğdır’da ramazan pidesi kuyruğu 24 Şubat 2026 Salı - 16:52:39 Iğdır’da Ramazan ayının başlamasıyla birlikte fırınların önünde uzun pide kuyrukları oluştu. Vatandaşlar, iftar sofralarının vazgeçilmezi olan sıcak Ramazan pidesini alabilmek için fırınlara akın etti. On bir ayın sultanı Ramazan’ın gelişiyle birlikte Iğdır’da fırıncıların yoğun mesaisi sabahın erken saatlerinde başladı. Türkiye’de ilk iftarın yapıldığı il olan Iğdır’da, iftar saatine doğru fırın önlerindeki kalabalık gözle görülür şekilde arttı. İftar vakti yaklaştıkça pide almak isteyen vatandaşlar metrelerce kuyruk oluşturdu. Fırın çalışanları ise artan talebe yetişebilmek için aralıksız üretim yaptı. Sıcak pideyi sofralarına götürmek isteyen vatandaşlar, dakikalarca sıra bekledi. Iğdır’da fırın işletmecisi, Sedat Ekelik, Ramazan ayı boyunca süren yoğun mesailerini ve Ramazan pidesinin özelliklerini anlattı. Sabah saat 09.00’da mesaiye başladıklarını belirten fırıncı, "Sabah 9’da hamur yapımına başlıyoruz. Akşam ezanına kadar aralıksız şekilde hamur yoğurup pide pişiriyoruz. Vatandaşlar pidelerini sıcak alabilsin diye sürekli üretim yapıyoruz" dedi. Ramazan pidesinin diğer pidelerden farklı olduğunu vurgulayan Ekelik, "Ramazan pidesinin hamuru daha yumuşak olur. Kıvamını tutturmaya özen gösteriyoruz. Daha güzel ve şekilli çıkıyor, tadı da farklı. Sonuçta Ramazan’a özel bir pide. Vatandaşlar özellikle bu ayı ve bu pideyi bekliyor" ifadelerini kullandı. İftar saatine doğru yoğunluğun arttığını dile getiren Ekelik, "Herkes sıcak pide almak istediği için kuyruklar oluşuyor. Özellikle iftara bir saat kala büyük bir yoğunluk yaşanıyor. Amacımız, ezan okunduğunda kimsenin burada kalmaması. Herkes sıcak pidesini alıp evine yetişsin istiyoruz" diye konuştu. Çeşitli pide çeşitleri ürettiklerini de belirten Ekelik, "Susamlı, yumurtalı gibi farklı pideler yapıyoruz. Ancak vatandaşlarımızdan isteğimiz, ihtiyaçları kadar almaları. Fazla alındığında israf oluyor. Bazen bir kişi 5-10 pide alabiliyor ama buna gerek yok. Ramazan ayında israf olmamasına dikkat edelim" dedi. Fırıncı, Ramazan ayı boyunca sıcak pide üretimine devam edeceklerini sözlerine ekledi.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:32 22 temsilcilik ve 200’ü aşkın aşiretin oluşturduğu federasyondan MEB’e destek açıklaması 22 temsilcilik ve 200’ü aşkın aşiretin oluşturduğu Anadolu Aşiretler Federasyonu, okullarda manevi değerlere yönelik etkinlikler nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı’na destek verdi; gençlerin ahlaklı yetişmesinin toplumsal gelecek için hayati olduğunu vurguladı. Millî Eğitim Bakanlığı, 81 il valiliğine gönderdiği yazıyla okullarda Ramazan ayı boyunca uygulanacak etkinlikleri duyurdu. "Maarifin Kalbinde Ramazan" temasıyla planlanan sosyal ve kültürel faaliyetlerin, öğrencilerin paylaşma, dayanışma ve birlik gibi toplumsal ve manevi değerleri öğrenmesini amaçladığı belirtildi. Bakanlık, etkinliklerin gönüllülük esasına göre yürütüleceğini ve "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" çerçevesinde sosyal ve duygusal becerileri desteklediğini açıkladı. Bazı okullarda kültürel şenlikler, söyleşi programları ve gönüllü iftar sofraları gibi uygulamalar yapılacağı bildirildi. Ancak genelgeye çeşitli çevrelerden eleştiriler geldi. Eğitim sendikaları ve laiklik savunucuları, okullarda dini içerikli etkinliklerin devletin tarafsız eğitim anlayışıyla çeliştiğini savundu. Bazı akademisyen ve yazarlar, etkinliklerin ideolojik yönlendirme riskini taşıdığı görüşünü dile getirdi. Bakan Yusuf Tekin, eleştirilere yanıt olarak etkinliklerin gönüllülük esasına göre düzenleneceğini ve toplumsal değerleri güçlendirmeye yönelik olduğunu vurguladı. Tekin ayrıca bazı eleştiri metinlerindeki ifadeleri hakaret sayarak yargıya taşıyacağını açıkladı. Bunun üzerine Anadolu Aşiretler Federasyonu MEB’e destek açıklaması yaptı. Federasyon adına konuşan Anadolu Aşiretler Federasyonu başkanı Ferhat Armağan; " Ülkemizde 22 temsilcilik ve 200’ü aşkın köklü aşiretin oluşturduğu bir federasyonuz. Birkaç gündür ülkemizi maalesef meşgul eden, gündemini değiştiren ve kalb-i küllî ile vicdan-ı umumî dediğimiz bizi ciddi manada üzen hadiseler görüyoruz. Bununla ilgili konuşmak istiyoruz. Öncelikle Millî Eğitim Bakanımızı tebrik ediyorum. Gerçekten gençlerimizin yetişmesi ve ahlaklı bireyler olarak topluma kazandırılması çok önemlidir. Dolayısıyla bu hamlenin çok daha önceden yapılması elzemdi. Ancak şimdi yapılmış olması da güzel; buna da seviniyoruz. "Çekirdekten yetişme" diye bir tabir vardır." ’Epstein davası ve ahlaki çöküş örneği’ "İnsanın manevi değerleri olmadığı zaman, insanlık mertebesinden hayvaniyetten daha aşağı bir seviyeye düşebildiğini hepimiz gördük. Yeryüzünü ve insanları meşgul eden Epstein davasını da yakından takip ettik. İnsanlıktan çok daha aşağı bir mertebeye düşen bu davada, eğer insan kendisini manevi değerlerden uzak bırakırsa neler olabileceğini gördük. Davada ilim adamları yok muydu? Vardı. Sanatçılar yok muydu? Vardı. Devlet başkanları ve devletleri yönetenler yok muydu? Onlar da vardı. Maalesef tüm insanlığa şu anda görüyoruz ki bu tür olaylar, manevi değerlerden uzaklaşmanın sonuçlarıdır. Zulmeden siyonist bir yapının bu işin içinde olduğunu da biliyoruz." ’Gençliğin ahlaki eğitimi ve kültürel değerlerin korunması’ "Biz Müslümanların ve gençlerimizin ahlaklı yetişmesi; topluma ve devlete sadık, erdemli bireyler olması çok önemlidir. Bunun eksikliğinin acısını geçmişte fazlasıyla yaşadık. Gerçekten neredeyse bir asır boyunca gençliğimizin ahlaktan ve manevi değerlerden uzak kalmasının sıkıntısını ciddi şekilde tecrübe ettik. Dolayısıyla Millî Eğitim Bakanımızı tebrik ediyoruz. Ayrıca, bu ülkenin birlik ve beraberliğini istemeyen ve gençlerimizin ahlaklı yetişmesini istemeyen bazı çevreleri de görüyoruz. Onları iyi tanıyoruz, iyi biliyoruz. Hiçbir zaman bu ülkede taş üstüne taş koymayan, Türkiye’nin hayırlı işlerinde hiçbir katkısı olmayan insanlar olduklarını da gördük. Bütün toplum da bunları yakından biliyor. Bir örnek vermek isterim: Hiçbir zaman bize ait olmayan, millî ve yerli bir gelenek olmayan yılbaşı kutlamaları; gerçek Hristiyanlıkta da, Yahudilikte de ve diğer semavi dinlerde de olmayan bir göreneğe dayanıyor. Buna rağmen, sanki bizim kültürümüzün bir parçasıymış gibi sunuluyor ve o günde, Müslümanlara bu gelenek dolayısıyla zorla bir tutum veya iştah empoze ediliyormuş gibi algı oluşturuluyor. Bu durum da bizi derinden üzüyor." dedi.