Yerel Haberler
İstanbul
05 Mart 2026 Perşembe - 21:17 Ergin Ataman: "Türk basketbolunda büyük bir aile ortamı oluşturduk" A Milli Erkek Basketbol Takımı ve Panathinaikos Başantrenörü Ergin Ataman, Türk basketbolunda büyük bir aile ortama oluşturduklarını söyleyerek, "Sadece İstanbul’da değil, Anadolu’nun her yerinde maçlarımız ekranlardan takip edildi ve Türk Basketbol Milli Takımı halkın gurur duyduğu bir takım haline geldi" dedi. A Milli Erkek Basketbol Takımı ve Panathinaikos Başantrenörü Ergin Ataman, D Smart’ta yayımlanan Spor Ajansı programında Mustafa Karagöl, Uğur Demirkırdı ve Ersin Şiyhan’ın sorularını yanıtladı. Kasım ayında Bosna Hersek ve İsviçre’yi yendik sözleri ile sözlerine başlayan Ergin Ataman, "Bizim için rahat oynadığımız maçlardı. Sırbistan Avrupa basketbolunun en önemli ekollerinden bir tanesi ve Avrupa Şampiyonası’nda Sırbistan büyük bir favori olarak görülüyordu ancak biz onları grupta yenerek onların yolunu diğer tarafa yönlendirmiş olduk ve sonuçta da çeyrek finalde elendiler. Biz ise çeyrek finale kadar çıkmayı başardık, çok büyük bir sonuç elde ettik. 25 yıl sonra Avrupa Şampiyonası’nda oynama fırsatı bulduk. İlk başta Belgrad’da gerçekleşecek maçın çok zorlu geçeceğini tahmin ediyorduk. Her ne kadar Sırbistan kadrosundaki bazı oyuncuları getirmese de biz elimizdeki Avrupa’da oynayan en iyi oyuncularımızı milli takıma getirmeyi başardık. Oyuncularımızın özverisi, kulüplerimizin federasyon ve milli takıma desteği çok önemliydi. Orada oynanan maçı kazanarak tabii ki çok büyük bir avantaj elde ettik ve bize ciddi anlamda moral verdi. Sırplar böyle bir mağlubiyeti ilk kez böyle resmi bir maçta, Avrupa Şampiyonası veya Dünya Şampiyonası eleme maçında yaşadılar. Bir takım Sırbistan’ı yenmeyi başardı. Sonlara doğru bizi zorladılar ve bir sayı öne geçtiler ama biz orada Tarık’ın attığı çok önemli bir üç sayılık atış ile oradan galibiyet ile döndük. Grupta 4 maçın 4’ünü de kazanarak gruptan çıkmayı garantiledik" diye konuştu. "FIBA’nın açıklamalarına göre Avrupa güç sıralamasında Türkiye, en güçlü takım" Temmuz ayında iki grup maçı daha olduğunu belirten Ataman, "Bosna ve İsviçre ile oynayacağımız 2 maçımız daha var. Hedefimiz bu maçları kaybetmeden namağlup gruptan çıkmak. Devamında Dünya Kupası’na gitmek için çapraz gruptan gelecek olan takımlar var. Özellikle İtalya ve Litvanya gibi güçlü takımlar var. Bu gruptan elde ettiğimiz puanları düşündüğümüz zaman Sırbistan da gelecek bu gruba. Bu durum bize bir üst grupta ciddi bir avantaj sağlayacak. Çok iyi bir milli takım dönemi geçirdiğimizi söyleyebilirim. Şu anda FIBA’nın açıklamalarına göre Avrupa güç sıralamasında Türkiye en güçlü takım konumunda" şeklinde konuştu. "Milli takımımızın başarısı için her türlü kişisel sıkıntılarımızı geride bırakmak durumundayız" Fenerbahçe ile geçmişte yaşanan sıkıntıların federasyonunun çabası ve bakanların aracılığıyla karşılıklı anlaşılarak çözüldüğünü aktaran Ergin Ataman, "Bu sorunun çözüleceğini bekliyorduk. Türkiye’de hepimiz milli takım olduğu zaman, milli takımımızın başarısı için her türlü kişisel sıkıntılarımızı geride bırakmak durumundayız. Bunu gerçekleştirdik. Sadece Fenerbahçe için değil Türkiye’deki tüm kulüplerimiz milli takımımıza çok ciddi destek oluyorlar" ifadelerini kullandı. "Türk basketbol alanında büyük bir aile ortamı oluşturduk" Türk basketbol alanında büyük bir aile ortamı oluşturduklarını söyleyen Ataman, "Bu süreçte federasyonumuz, bakanlığımız, spor kamuoyu ve Cumhurbaşkanımız her maçtan sonra bizleri arayıp, maçımıza gelip Bosna maçına gelip soyunma odasını ziyaret edip sürekli bilgi alıyor ve bizleri motive ediyor" dedi. "Bu takımın hocası olarak son derece gururluyum" Yıllar sonra 12 Dev Adam imajının yeniden en üst seviyeye çıktığını söyleyen Ergin Ataman, "Sadece İstanbul’da değil, Anadolu’nun her yerinde maçlarımız ekranlardan takip edildi ve Türk Basketbol Milli Takımı izlenen, sevilen ve halkın gurur duyduğu bir takım haline geldi. Ben de bu takımın hocası olarak son derece gururluyum" değerlendirmesinde bulundu. "Her başarının mutlaka stratejik planlaması vardır" Hiçbir başarının tesadüf olmadığını vurgulayan Ataman sözlerine şöyle devam etti: "Her başarının mutlaka bir stratejik planlaması ve motivasyonu vardır. Ben göreve geldiğim gün milli takımdaki benim üçüncü dönemim. Göreve geldiğim andan itibaren hedef olarak bu turnuvayı zaten gözümüze kestirmiştik." "Bunların hepsi stratejik planlamaydı" Beklentilerin yüksekti olduğunu belirten Ergin Ataman, "NBA’den takımımıza katılan Alperen Şengün kendisi All-Star olarak seçilmiş bir oyuncu. Bizler onu büyük bir motivasyon, zevk ve istekle takımımıza getirmeyi başardık" dedi. İlk kez Adem Bona’yı da milli takıma getirmeyi başardıklarını söyleyen deneyimli başantrenör, "bunların hepsi stratejik bir planlamaydı. Devamında ilk galibiyet olan Letonya maçını aldık. Sporda her şey bir hazırlıktır, motivasyondur, başarıdır" şeklinde konuştu. "Takım kimyası içinde ciddi çalışmalar yaparak takımın 12’sini belirliyoruz" A Milli Takım’a oyuncu seçerken takım kimyası için de ciddi çalışmalar yapılarak takımın belirlendiğini aktaran Ergin Ataman, bu 12’nin hem takımın en iyi oyuncuları hem de birbirini tamamlayan oyuncular olduğunu söyledi. "Alperen Şengün milli takımımızın en büyük kozu" NBA’de forma giyen milli basketbolcu Alperen Şengün’ün takımın en büyük kozu olduğunu ifade eden Ataman, "Son iki sezonda Türkiye’yi ve Türk sporunu dünyada en iyi temsil eden sporcularımızdan biri. Alperen çok pozitif bir düşünce ile milli takıma geldi ve hiçbir zaman ‘Ben en iyi oyuncuyum, All-Star benim’ gibi bir ifade kullanmadan arkadaşlarını kucaklayıcı bir yapı içinde oldu" açıklamasında bulundu.
Başakşehir ile Beşiktaş 24. randevuda
14 Şubat 2026 Cumartesi - 10:53 Başakşehir ile Beşiktaş 24. randevuda Beşiktaş, Trendyol Süper Lig’de yarın karşılaşacağı Başakşehir ile 24. kez rakip olacak. Trendyol Süper Lig’in 22. haftasında Başakşehir ile Beşiktaş, yarın saat 20.00’de Fatih Terim Stadyumu’nda karşı karşıya gelecek. Ligde siyah-beyazlılar, 10 galibiyet, 7 beraberlik ve 4 mağlubiyetle aldığı 37 puanla 5. sırada yer alıyor. Turuncu-lacivertliler ise 9 galibiyet, 6 beraberlik ve 6 mağlubiyetle topladığı 33 puanla 6. sırada bulunuyor. 24. randevu Başakşehir ile Beşiktaş, Süper Lig’de bugüne kadar 23 kez karşı karşıya geldi. Söz konusu maçlarda siyah-beyazlılar, 8 kez sahadan 3 puanla ayrılırken, turuncu-lacivertliler de 7 defa kazandı. 8 müsabaka ise berabere sona erdi. Bu karşılaşmalarda Beşiktaş 28 kez rakip fileleri havalandırırken, Başakşehir ise 27 defa gol sevinci yaşadı. Sezonun ilk yarısında Dolmabahçe’de oynanan müsabakayı Beşiktaş, geri düşmesine rağmen 2-1’lik skorla kazandı. El Bilal Toure ile Kristjan Asllani dönüyor Siyah-beyazlılarda El Bilal Toure sarı kart, Kristjan Asllani de kırmızı kart cezasından dolayı Corendon Alanyaspor maçında oynamamıştı. Teknik Direktör Sergen Yalçın’ın görev vermesi durumunda iki futbolcu da Başakşehir deplasmanında forma giyebilecek. Orkun Kökçü’nün performansı dikkat çekiyor Kara Kartal’ın Başakşehir karşısında sahadaki en büyük kozlarından biri Kaptan Orkun Kökçü olacak. Sezon başında siyah-beyazlılara transfer olan Orkun, oynadığı son 4 mücadelede 4 gol kaydetti. Beşiktaş formasıyla bu sezon 26 müsabakaya çıkan 25 yaşındaki futbolcu, 4 gol, 5 asistlik performans sergiledi. Ligde son 10 maçta mağlup olmadı Beşiktaş, Süper Lig’de oynadığı son 10 maçta yenilmedi. Bu süreçte Antalyaspor, Fatih Karagümrük, Çaykur Rizespor, Kayserispor ve Konyaspor’u yenen Sergen Yalçın’ın öğrencileri; Samsunspor, Gaziantep FK, Trabzonspor, Eyüpspor ve Alanyaspor ile de berabere kaldı. Puan sıralamasında hemen altında yer alan Başakşehir’e karşı deplasmanda zorlu bir müsabakaya çıkacak Beşiktaş, yenilmezlik serisini sürdürmek istiyor. Vasquez ile Yasin forma bekleyecek Beşiktaş’ın bu transfer döneminde kadrosuna kattığı Kolombiyalı kaleci Devis Vasquez, Sergen Yalçın’ın görev vermesi halinde ilk kez siyah-beyazlı formayı giyecek. Ziraat Türkiye Kupası’nda Kocaelispor ile oynadıkları maçta görev yapan Yasin Özcan ise müsabakada süre alması durumunda Beşiktaş formasıyla Süper Lig’de ilk kez mücadele edecek 3 futbolcu sarı kart sınırında Beşiktaş’ta, Başakşehir maçı öncesinde 3 futbolcu sarı kart sınırında yer alıyor. Siyah-beyazlılarda Orkun Kökçü, Emirhan Topçu ve Salih Uçan, Başakşehir karşısında sarı kart görmeleri durumunda 23. haftadaki Göztepe müsabakasında cezalı olacak. Mehmet Türkmen düdük çalacak Başakşehir ile Beşiktaş arasında oynanacak mücadeleyi hakem Mehmet Türkmen yönetecek. Türkmen’in yardımcılıklarını Esat Sancaktar ile Mustafa Savranlar yapacak. Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Muhammet Ali Metoğlu olacak.
Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde "Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumu düzenlendi
14 Şubat 2026 Cumartesi - 10:21 Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde "Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumu düzenlendi Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde, Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen "2’inci Türkiye Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumunda, sağlıklı uzun yaşam ile ilgili yaklaşımlar ele alındı. Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği tarafından sempozyum, Biruni Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Türkiye’nin önde gelen sağlık kuruluşlardan ve yurt dışından akademisyenler, hekimler ile sağlık profesyonelleri katıldı. Programda yaşam tarzı tıbbının bilimsel temelleri, uluslararası uygulamaları ve Türkiye’deki kurumsallaşma süreci ele alındı. "Bakış açısını değiştirmek ve sağlıklı yaşamı öne çıkarmak lazım" Sempozyumun ardından konuşan Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Bugün yurt dışından gelen misafirlerimizle beraber sağlıklı yaşam tıbbını konuşuyoruz. Aslında bu tamamen sağlık sektöründe ve doktorların eğitiminden, temelden değişmesi gereken bir durum. Çünkü biz doktorlar olarak hep hastalıkları tedavi ediyoruz. Oysa ki bakış açısını değiştirmek ve aslında nasıl sağlıklı ve uzun yaşamı sağlayacağımızı öne çıkarmamız lazım" dedi. "Sağlıklı, uzun bir yaşama ulaşmamız mümkün" Sağlıklı yaşam tıbbının tıp fakültesi eğitimimizden başladığını söyleyen Prof.Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Eğitimle beraber aslında doktorlar olarak ve sağlık çalışanları olarak bizlerin görevi tüm toplumun sağlıklı yaşamını uzatmak ve bu konudaki bilgilendirmeyi arttırmak. Burada en önemli sacayakları egzersiz, beslenme, stres yönetimi ve düzenli uykudur. Yaşam tarzımızı değiştirmek ve bilinen risk faktörlerini; sigara gibi, alkol gibi yaşamımızdan uzaklaştırmakla aslında hastalıklardan korunmamız mümkün. Ve böylece de sağlıklı, uzun bir yaşama ulaşmamız mümkün" diye konuştu. Prof.Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Tüm doktorlar ve sağlık çalışanları olarak halkımızı bu konuda eğitmeli, bilinci arttırmalı ve Sağlık Bakanlığımızın da yeni Sağlıklı Yaşam Tıbbı Sertifika Programları ile bu konuda tüm halkımıza, toplumumuza farkındalığı arttırıcı iyi bir yaşam verme konusunda çalışmamıza devam etmemiz lazım. Bugünkü sempozyumda da burada detaylarıyla tartıştığımız konuların temelleri bunlar" şeklinde konuştu. "Savaş meydanlarda değil, hücresel düzeyde" Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği Başkanı Dr. Hande Türkyılmaz ise konuşmasında "Artık belirleyiciler patojenler değil, bizim tercihlerimiz diyoruz. Artık tehdit mikroplar değil, bizim metabolik yükümüz. Ve artık savaş meydanlarda değil, hücresel düzeyde meydana geliyor. Bu nedenle de içinde bulunduğumuz bu çağda artık sağlık politikalarının, bizim tıbbi yaklaşımlarımızın eksen değiştirmesi gerekiyor. Tedavi merkezli sistemden önleme merkezli bir sisteme, hastalık yönetiminden sağlık inşasına geçmemiz gerekiyor. Yaşam tarzı tıbbı sadece bireysel bir tercih değil, aslında kamusal bir sağlık stratejisi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Artık kronik hastalıklarla mücadele etme zamanı" Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Toplum Sağlığı Hizmetleri ve Eğitim Dairesi Başkanı Dr. Aslıhan Külekçi Uğur konuşmasında, "Sağlıklı Hayat Merkezleri sağlıklı yaşamın teşvikini amaçlayan, bu amaç doğrultusunda da sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması, hareketli yaşam tarzının benimsetilmesi, sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi hususu olması konusunda hızla yol alıyoruz. Artık kronik hastalıklarla mücadele etme zamanı ve en büyük savaşımızı bununla vereceğiz ve burada sağlıklı yaşam tıbbının kıymeti çok büyük. Çünkü sadece hastalığı iyileştirmek değil, yaşam tarzını değiştirerek ancak kronik hastalıklarla mücadele edebiliriz" dedi.
Ümraniye’de ortaya çıkan 2’nci cinayette acılı baba fenalaşarak hastaneye kaldırıldı
14 Şubat 2026 Cumartesi - 10:20 Ümraniye’de ortaya çıkan 2’nci cinayette acılı baba fenalaşarak hastaneye kaldırıldı Ümraniye’de iki cinayetin yaşandığı evde, öldürülen genç kadının Türkiye’deki anne babası bulmayı bekledikleri kızlarının ölüm haberiyle sarsıldı. Bugün fenalaşan baba, ambulansla hastaneye kaldırılırken acılı aileyi Özbekistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu yetkilileri ziyaret etti.İstanbul’un Şişli ilçesinde 24 Ocak’ta cesedi parçalar halinde bulunan Durdona Khokimova’nın öldürüldüğü Ümraniye’deki dehşet evinde, bir kadının daha öldürüldüğü ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre Sayyora Ergashaliyeva’nın Özbekistan’da yaşayan ailesi, 23 Ocak’tan sonra kızlarından haber alamamaları üzerine Türkiye’deki Özbek Kadın Hakları Derneği’ne ulaştı. Dernek Başkanı Azade İslamova ve Derneğin Avukatları Ezgi Ekin Arslan ile Cevat Bozkurt’un aileyle görüşmesi ve Durdona Khokimova’nın öldüğü evde bulunduğu şüphesi üzerine aileye yapabilecekleri hakkında bilgi verildi. Sonrasında 5 Şubat’ta Türkiye’ye gelen aile, 6 Şubat’ta Savcılığa başvuru yaptı. Başvuru sonrası yapılan çalışmalarda, cinayet ortaya çıktı.Zanlılar cinayeti itiraf ederken genç kadının Türkiye’de olan anne ve baba, kızlarının sağ salim beklerken gelen acı haberle yıkıldı. Katledilen Ergashaliyeva’nın babası Bakhromjon Bustonov, bugün bir anda fenalaştı. Hemen 112 ekiplerine haber verilmesiyle gelen ekipler, ilk müdahalenin ardından acılı babayı, ambulansla hastaneye kaldırdı. Tansiyon yüksekliği yaşadığı öğrenilen baba tedavilerinin ardından taburcu edildi. Öte yandan Özbekistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu yetkilileri de acılı aileyi ziyaret ederek, olayın üzerinde durduklarını bildirdi. Ziyaret sırasında ailenin yaşadığı acı ve üzüntü kameralara yansıdı.
Ümraniye’de 2’nci cinayeti ortaya çıkaran başvuruyu yapan avukatlar konuştu: "22 Ocak’ta ülkesine dönmek istedi"
14 Şubat 2026 Cumartesi - 10:18 Ümraniye’de 2’nci cinayeti ortaya çıkaran başvuruyu yapan avukatlar konuştu: "22 Ocak’ta ülkesine dönmek istedi" Ümraniye’de dehşet evindeki 2’nci cinayet ortaya çıkarken olayda 2’nci kadına yönelik kayıp başvurusunu yapan Özbek Kadın Hakları Derneği Avukatları Ezgi Ekin Arslan ve Cevat Bozkurt yaşananları anlattı. Avukatlar, "Aynı valiz, bu valizde 2 cesedin taşınmış olması, ceset için emniyet araştırma yapıyor, 400 bin tona yakın bir çöp ayrıştırma gerçekleştirilmiş. Zanlıların tanışması 15-20 gün arasında, 15 günlük tanışıklıkla 2 kadını katledebileceklerine pek ihtimal vermiyoruz. 22 Ocak’ta Sayyora, Özbekistan’dan bir arkadaşını arıyor, ‘Mutlu değilim, bilet alın, döneceğim’ diyor. Sonra fail, bu arkadaşı arıyor, ‘Kalmaya devam edecek’ diyor, sonra da acı olay. Başvurularımız olana kadar 2’inci kadının varlığından haberdar değiller. Bu faillerle başka kadınlar irtibat kurdu mu, kayıp vakaları var mı, araştırılmasını istiyoruz. Belki de başka kadın cinayetleri de açığa çıkacak" dedi.İstanbul’un Şişli ilçesinde 24 Ocak’ta cesedi parçalar halinde bulunan Durdona Khokimova’nın öldürüldüğü Ümraniye’deki dehşet evinde bir kadının daha öldürüldüğü ortaya çıktı. Edinilen bilgiye göre Sayyora Ergashaliyeva’nın Özbekistan’da yaşayan ailesi, 23 Ocak’tan sonra kızlarından haber alamamaları üzerine Türkiye’deki Özbek Kadın Hakları Derneği’ne ulaştı. Dernek Başkanı Azade İslamova ve Derneğin Avukatları Ezgi Ekin Arslan ile Cevat Bozkurt’un aileyle görüşmesi ve Durdona Khokimova’nın öldüğü evde bulunduğu şüphesi üzerine aileye yapabilecekleri hakkında bilgi verildi. Sonrasında ise 5 Şubat’ta Türkiye’ye gelen aile ile 6 Şubat’ta Savcılığa başvuru yapıldı. Durdona Khokimova cinayeti ve genç kadından alınamaması üzerine derinleştirilen soruşmada genç kadının da vahşice öldürüldüğü ortaya çıktı. 24 Ocak günü D.A.U.T. ve G.A.K’nın aynı evden defalarca siyah çöp torbaları ile çıkış yaptıkları, tekrar adrese dönmeleri ve beyaz renkli bir valizi taşımaları güvenlik kamerasına yansıdı. Yaptıkları kayıp başvurusu sonrası cinayet ortaya çıkarken, Dernek Başkanı Azade İslamova ve Derneğin Avukatları Ezgi Ekin Arslan ile Cevat Bozkurt süreci ilk kez İhlas Haber Ajansı muhabirine anlattı. Olayda 2 kadının cesedinin parçalara ayrılması sonrası taşınmasında aynı valizin kullanıldığı ifade edilirken 22 Ocak tarihinde Ergashaliyeva’nın ülkesine dönmek için bir arkadaşını aradığı ancak failin kişiyi tekrar arayacak dönüş bileti almamasını söylediği iddialarında bulunuldu."Başvurumuzla geçmişe dönük kamera kayıtları incelendi"‘Durdone Hanım’ın 24 Ocak’taki cinayetini tüm Türkiye ile birlikte bizde öğrenmiş olduk’ diyerek sözlerine başlayan Avukat Ezgi Ekin Arslan, "Çok kısa bir süre sonra aile tarafından Özbek Kadın Hakları Derneği Başkanımıza ulaşıldı. Kızlarına da aynı tarihler arasında ulaşamadıklarını ilettiler. Gerekli süreçleri başlatmak için onları Dışişleri Bakanlığı’na yönlendirdik, kayıp müracaatında bulundular. Aile ile iletişime geçerek bir an önce Özbekistan’dan buraya gelmelerini sağladık. 6 Şubat itibariyle resmi olarak kayıp başvurularını Türkiye üzerinden başlatmış olduk. Savcılığa hem kayıp ihbarını hem olaya ilişkin bilgilerimizi aktardığımız bir süreç yaşadık. Savcılık ivedilikle işlemlere başladı. Başvurumuzla geçmişe dönük kamera kayıtları incelendi ve başka bir kadının olma şüphesi o noktadan sonra araştırıldı. Sayyora Hanım da o evde 23’ü 24’e başlayan gece bir vahşice cinayete kurban gitmiş. Cesedi de yine 24 Ocak tarihinde yine o evden çıkmış. Ailesi gözü yaşlı bir şekilde kızlarının bedenini bekliyor. Aileye ‘2 hafta önce kızınız bir çöp konteyner’ına atıldı ve şu an ona ulaşmamız çok da mümkün değil’ diyemiyoruz. ’Beden bulundu’ haberleri var, bu gerçek değil. Umuyorum ki bulunur, aileye teslim edilir" dedi."22 Ocak’ta arkadaşını arıyor, ülkeme dönmek istiyorum diye"‘Durdona Hanım’ın o evde yaşamadığını biliyoruz’ diyen Avukat Ekin Arslan, "Durdona Hanım’ın 2 tane kız çocuğu, bir tane erkek çocuğu var, eşiyle yaşıyor. Sayyora ile Durdona Hanım’ın bir mont alışverişi sırasında tanıştığını biliyoruz. Sayyora’nın faille Özbekistan’dan tanışıklıkları olduğunu biliyoruz. 22 Ocak tarihinde Sayyora Hanım, Özbekistan’dan bir arkadaşını arıyor, ‘Burada mutlu değilim, ülkeme dönmek istiyorum ancak herhangi bir bilet alabilecek durumum yok. Bana Özbekistan bileti alın, döneceğim’ diyor. 5-6 saat sonra fail, bu arkadaşı tekrar arıyor, ‘Bizim aramızdaki sorunlar halloldu, Sayyora burada kalmaya devam edecek’ diyor. Sonrada 24 Ocak tarihindeki acı olayı biliyorsunuz. Belki de bu 2 kadının cinayetinden sonra başka kadın cinayetleri de açığa çıkacak, bunu bilemeyiz. Soğukkanlılıkla 2 kadını parçalara ayırıp çöp konteynerlarına atıp ülkeden çıkmaya çalışan 2 tane fail biliyoruz. Bu faillerle başka kadınlar irtibat kurdu mu, başka kayıp vakaları var mı, ne yazık ki bilmiyoruz. Aile buraya gelmeseydi ne olacaktı; Sayyora’dan hiçbir zaman haber alamayacaktık" diye konuştu."Başvurularımız olana kadar herhangi bir 2’inci kadının varlığından haberdar değiller"‘Aile 5’nde geldi, 6’sında da gerekli işlemleri yapmak için savcılığa suç duyurusunda ve kayıp ihbarında bulunduk’ diyerek sözlerine başlayan Avukat Cevat Bozkurt, "Biz ihbarda bulunduktan sonra araştırmalara başlandı. Önce elbette kayıp olarak aranıyordu sonra şüpheliler ifadeye alındı, sorgularında maalesef ki Sayyora Hanım’ı katlettiklerini itiraf ettiler. Duyduğumuz bilgiler; önce 23’ü ile 24’ü gecesi Sayyora Hanım katlediliyor, sonra zanlılar tarafından cesedi parçalara ayrılıyor. Cesedin bir kısmı bulundukları ikametin yakınındaki bir çöp konteyner’ına, kalan kısmı ise Fatih ilçesinde bir konteyner’a atılıyor. Sonra bu götürdükleri valizi boşattıktan sonra valizle eve geri dönüyorlar. Sayyora Hanım’dan Durdona Hanım’a mesaj atarak gelmesini sağlıyorlar. Aldığımız duyuma göre Durdona Hanım’ın cesedini toplayıcının bulmasından yaklaşık 5 dakika sonra, eğer 5 dakika daha geç kalsaydı Durdona Hanım’ın da cesedinin bulunamama ihtimali vardı. Zira arkasından çöp kamyonu geldiğinin bilgisi var. Emniyet bunu duyar duymaz toplamaları durduruyor. Valizin içinde çöp konteyner’ında başka cesede ait bir parça bulamadıkları için olayın sadece bir cinayet vakası olduğunu düşünüyorlar. Bizim başvurularımız olana kadar herhangi bir 2’inci kadının varlığından haberdar değiller. Daha sonra sorguda ortaya çıktığı için soruşturmayı derinleştirdiler" şeklinde konuştu."Cesedi aranıyor, şimdiye kadar 400 bin tona yakın bir çöp ayrıştırma gerçekleştirilmiş"Sözlerini sürdüren Avukat Bozkurt, "Kamera kayıtlarını elde ettiler, itirafla kamera kayıtlarıyla 12-13 saat önce kadar Sayyora Hanım’ın katledildiği bilgisine ulaştılar. Aynı valiz, bu valizde 2 cesedin taşınmış olması, anne babanın DNA’sını aldırttık. İstanbul çok büyük bir il, özellikle cesedin bir parçasının Anadolu bir parçasının Avrupa Yakası’nda olması çöp toplama alanlarının 2 yaka için farklı noktalar olması, bulunma ihtimalini çok düşük olasılıklara düşürdü. Emniyet hala araştırma yapıyor şimdiye kadar 400 bin tona yakın bir çöp ayrıştırma gerçekleştirilmiş, emniyet arıyor, umarız ki bulunur. Zanlılardan birinin uzun zamandır ülkemizde ikamet etiğini biliyoruz, diğer zanlı ise ülkemizde 1 aydır gelmiş durumda. Zanlıların tanışması 15-20 gün arasında tanıştıktan sonrada aynı evde yaşamaya başlıyorlar, bildiğimiz bu. Gerek cinayetin işlenişi, kurtulma yöntemi bakımından bu cinayetin ilk olmayabileceğinin de değerlendirilmesini istiyoruz. 2 katil zanlısının da 15 günlük bir tanışıklıkla 2 kadını katledebileceğine de pek ihtimal vermiyoruz. Daha önceden planlanmış bir şey olabilir. Olayın arka perdesinde de bir şey çıkabileceğine inanıyoruz. Özbekistan resmi kanallarından ülkelerinde de böyle bir suça karıştıklarına ilişkin geri dönüş olmadı. Aile çok acılı, hala ülkemizdeler, naaşının bulunacağına çok inançları var, toprağa vermek istiyorlar. Elbette katil zanlılarının alabileceği en yüksek cezayı almalarını istiyorlar. Bir daha topluma karışmamalarını istiyorlar. Sayyora ile zanlılardan birinin daha önce memlekette tanıştığını biliyoruz" ifadelerini kullandı."İlk cinayetten 2 gün sonra ailesi ulaştı"Durdona Khokimova cinayetinden sonra ailenin kendilerine ulaştığını aktaran Özbek Kadın Hakları Derneği Başkanı Azade İslamova, "2 gün sonra ailesi bana ulaştı, Kızımız kayıp, kızımız da orada olabilir’ gibi tahminlerde bulundular. Gerekeni söyledik, onlar oradan kayıp müracaatında bulunurken biz buradan pasaport bilgileriyle asliyeden avukatlarımızla birlikte kızımızın dosyada ekli mi diye araştırmak istedik ama gizlilik kararı olduğu için haber olmadığını söylediler. Ailesinden buraya gelmesini rica ettik, bu işlemi sizsiz yapamayacağız. Aile çok çok ağır bir süreçte. Hem psikoloji hem hukuki destek veriyoruz. Bir günde 2 cinayet olması bizi de artık çok korkuttu. Sadece istekleri; Özbekistan’a nasıl gedeceğiz bir bedeni olsaydı, ulaşamadan gitmeyeceğiz, bekleyeceğiz, bulunmasını istiyoruz’ diye bekliyorlar" dedi.
Her 10 kişiden 7’si sigarayı bırakmak istiyor
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:37 Her 10 kişiden 7’si sigarayı bırakmak istiyor Sigaranın yalnızca içeni değil, çocuklardan yetişkinlere kadar herkesi etkileyen ciddi bir sağlık tehdidi olduğuna dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigarayı bırakmanın güçlü bir iradenin yanında profesyonel destek gerektiren bir tedavi süreci olduğunu vurguluyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigaranın sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek sigaranın masum bir alışkanlık değil, kronik ve ölümcül sonuçlar doğurabilen bir hastalık olduğunu vurguluyor. Sigaranın içinde yedi binden fazla kimyasal madde bulunduğunu ve bunların en az 81’inin kansere neden olduğunu belirten Tülücü, "Sigarayı deneyen her üç çocuktan biri bağımlı hale geliyor" açıklaması yaptı. Bireyler arasındaki genetik farklılıkların bağımlılık derecesinden hastalık riskine kadar birçok etkide belirleyici olabildiğini de ekledi. "2030’a kadar hayatını kaybeden sayısı 8’5 milyona ulaşabilir" Doç. Dr. Tülücü, "Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre her gün yaklaşık 14 bin, her yıl ise 5,5 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Uzmanlar, bu sayının 2030 yılına kadar yılda 8,5 milyona ulaşacağını öngörüyor" dedi. Sigara tüm organlarda kalıcı hasar bırakıyor Sigaranın başta akciğer olmak üzere tüm organlarda kalıcı hasara yol açtığını belirten Doç. Dr. Tülücü, KOAH, akciğer kanseri ve kalp-damar hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa neden olduğunu ifade etti. Sigaranın damarları daraltarak kalp krizi riskini artırdığını, bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu enfeksiyonlara karşı savunmasız bıraktığını vurgulayan Tülücü, uzun süreli kullanımın yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürdüğünü söyledi. Sadece içeni değil, çevresindekini de etkiliyor Pasif içiciliğin en az aktif içicilik kadar tehlikeli olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Tülücü, özellikle sigara içilen ortamlarda büyüyen çocuklarda bronşit, zatürre ve astım gibi solunum yolu hastalıklarının daha sık görüldüğünü belirtti. Bu maruziyetin çocukların akciğer gelişimini yavaşlatabileceğini ve akciğer kapasitesinde azalmaya yol açabileceğini ifade etti. Pasif sigara dumanına maruz kalan erişkinlerde akciğer kanseri riskinin yüzde 21, kalp ve damar hastalıkları riskinin ise yüzde 27 oranında arttığını vurgulayan Doç. Dr. Fadime Tülücü, uzun yıllar süren maruziyette bu risklerin iki katına kadar çıkabileceğini belirtti. Kadınlarda pasif içiciliğe bağlı meme kanseri riskinin yüzde 70 oranında yükseldiğini, genel ölüm riskinin ise 2 ila 10 kat arttığını da sözlerine ekledi. Büyüme geriliği, boy kısalıpına yol açabilir Gebelikten ileri yaşlara kadar süren etkiler Gebelik döneminde sigara kullanımı ya da çocukların sigara dumanına maruz kalmasının büyüme geriliği ve boy kısalığı gibi gelişimsel sorunlara yol açabileceğini belirten Doç. Dr. Tülücü, sigaranın nörotoksik etkilerinin öğrenme güçlüğü, hafıza problemleri ve gençlerde okul başarısında düşüş gibi sonuçlara neden olabileceğini dile getirdi. İleri yaşlarda ise bu etkilerin demans ve Alzheimer riskini artırabileceğini vurguladı. Sigarayı bırakmak için istek yetmez, destek gerekir Sigara bırakma sürecinde "istek, destek ve tedavi" unsurlarının hayati önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Tülücü, her 10 kişiden 7’sinin sigarayı bırakmak istediğini ancak yalnızca yüzde 40’ının bunu başarıyla gerçekleştirebildiğini ifade etti. Sigarayı bırakmak isteyen bireylerin mutlaka doktor kontrolünde bir tedavi süreci yürütmesi gerektiğini vurgulayan Tülücü, tekrar başlama riskinin yüksek olduğunu ve bu nedenle düzenli takibin şart olduğunu söyledi. En etkili sonuçların ise ilaç tedavisi ile davranışsal terapi yöntemlerinin birlikte uygulanmasıyla elde edildiğini belirtti. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nden kurulan Sigarayı Bırakma Polikliniği’nin bu yönüyle önemli bir ihtiyacı karşılayacağını vurgulayan Doç. Dr. Tülücü, bırakılan her sigaranın daha sağlıklı bir yaşamın başlangıcı olduğunu vurgulayarak sigara kullanan herkesi profesyonel destek almaya çağırdı.
Zeytinburnu’nda "Bir Hezarfenin İzleri; Ahmet Yakupoğlu" resim sergisi açılışı yapıldı
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:24 Zeytinburnu’nda "Bir Hezarfenin İzleri; Ahmet Yakupoğlu" resim sergisi açılışı yapıldı Zeytinburnu Belediyesi tarafından "Bir Hezarfenin İzleri; Ahmet Yakupoğlu" resim sergisi açılış programı düzenlendi. Sergide sanatçı Ahmet Yakupoğlu’nun resimleri sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Zeytinburnu Belediyesi tarafından sanatçı Ahmet Yakupoğlu’nun "Bir Hezarfenin İzleri" adlı resim sergisinin açılışı gerçekleştirildi. Kazlıçeşme Sanat’ta düzenlenen açılış programına Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, yazar Gülten Dayıoğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açılış töreni öncesi müzik dinletisi yapıldı. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi ve Özel Ahmet Yakupoğlu Müzesi’nin katkılarıyla hazırlanan sergide sanatçı Ahmet Yakupoğlu’nun resimleri sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Küratörlüğünü Erkan Doğanay’ın yaptığı sergi "Kütahya’dan İstanbul’a, Görsel Sanatlardan Musikîye" alt başlığını taşıyor. Serginin 17 Mayıs tarihine kadar Pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 saatleri arasında Kazlıçeşme Sanat’ta ziyaret edilebileceği öğrenildi. Açılış töreni öncesi konuşan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, "Bugün Zeytinburnu Kazlıçeşme Sanat’ta yeni bir sergi açıyoruz. Hezarfen Ahmet Yakupoğlu sergisi. Ahmet Yakupoğlu, 1945 yılında Güzel Sanatlar Feyhaman Duran atölyesinden mezun olduktan sonra Kütahya’ya dönüyor. Süheyl Ünver’e bağlanıyor. Çok sayıda resmi var. Birçok şehri belgesel gibi kaydediyor. Aynı zamanda neyzen. Hezarfen bir sanatçının, ressamın sergisini açıyoruz. Kazlıçeşme Sanat’ta bu sergi 17 Mayıs’a kadar açık kalacak. Tarihi, kültürü, resmi, musiki sevenleri Kazlıçeşme Sanat’a, bu güzel sergiyi görmeye davet ediyoruz" dedi.
Ramazan ayı öncesi Arnavutköy’de camiler gül suyu ile temizleniyor
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:22 Ramazan ayı öncesi Arnavutköy’de camiler gül suyu ile temizleniyor Arnavutköy Belediyesi temizlik ekipleri, Ramazan ayı öncesinde ilçedeki camilerde kapsamlı bir temizlik çalışması başlattı. Halılardan abdesthanelere kadar her alanın detaylı şekilde temizlendiği çalışmalarda gül suyu kullanılarak ibadethanelere ferah ve manevi bir atmosfer kazandırılıyor. Ramazan ayına sayılı günler kala Arnavutköy Belediyesi, vatandaşların ibadetlerini daha temiz, sağlıklı ve huzurlu bir ortamda gerçekleştirebilmesi amacıyla camilerde detaylı temizlik çalışmalarını hızlandırdı. İlçe genelindeki camileri kapsayan uygulama kapsamında ekipler, ibadethaneleri Ramazan’a hazır hale getiriyor. Gül suyu ile geleneksel ve manevi dokunuş Çalışmaların öne çıkan yönlerinden biri ise temizlik sürecinde gül suyu kullanılması oldu. Geleneksel bir uygulama olarak tercih edilen gül suyu, camilerin iç mekanında ferahlık sağlarken aynı zamanda Ramazan ayı öncesinde manevi atmosferi güçlendiren özel bir dokunuş olarak dikkat çekiyor. Camilerin her köşesi titizlikle temizleniyor Yürütülen çalışmalar kapsamında cami içi ve çevresinde kapsamlı bir temizlik gerçekleştiriliyor. Halılar, camlar, mihrap ve minber bölümleri, ayakkabılıklar, ortak kullanım alanları ile abdesthaneler detaylı şekilde temizlenerek hijyen standartları yükseltiliyor. Çalışmalar memnuniyetle karşılanıyor Çalışmalar, ilçe genelinde memnuniyetle karşılanırken Hadımköy Vakfı Fatih Camii’nde imam hatip olarak görev yapan Abdülmuttalip Dilli, camilerde hem düzenli olarak sürdürülen temizlik hizmetinden hem de Ramazan ayı öncesinde yapılan özel hazırlık çalışmalarından duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Bu hizmetler için Arnavutköy Belediyemize ve Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Candaroğlu’na teşekkür ediyoruz. Ramazan-ı Şerif’in hayırlara vesile olmasını diliyor, Rabbimden bu ayı gereği gibi ihya edebilmeyi nasip etmesini temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı. Taşoluk Yeşil Camii’nde yürütülen çalışmaları yerinde takip eden ilçe sakini Mahir Doğan ise belediye ekiplerinin yalnızca tek bir camide değil, ilçedeki tüm ibadethanelerde titizlikle temizlik yaptığını vurgulayarak, bunun "çok güzel ve hayırlı bir hizmet" olduğunu söyledi. Doğan ayrıca, cami külliyesinde Kur’an eğitimi alan çocuklara verilen desteklerin de kıymetli olduğunu belirterek Başkan Candaroğlu’na ve belediye ekiplerine teşekkür etti. Tüm camiler Ramazan’a hazır hale getirilecek Arnavutköy genelindeki tüm camileri kapsayan temizlik çalışmasının, Ramazan ayı öncesinde planlanan takvim doğrultusunda tamamlanması hedefleniyor. Doğal ve çevre dostu ürünlerle sürdürülen uygulama sayesinde hem hijyen hem de çevre hassasiyeti birlikte gözetiliyor.
Yamamoto: "Türkiye ve Japonya mesafe açısından çok yakın ülkelerdir, aynı zamanda manevi açıdan da benzer ülkelerdir"
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:18 Yamamoto: "Türkiye ve Japonya mesafe açısından çok yakın ülkelerdir, aynı zamanda manevi açıdan da benzer ülkelerdir" Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen Terra Sanat Söyleşileri kapsamında Japon Çay Seremonisi: Estetik, Uyum ve Sadelik başlıklı söyleşi Taksim’de gerçekleştirildi. Etkinlikte konuşma yapan Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Naoki Yamamoto, "Türkiye ve Japonya mesafe açısından çok yakın ülkelerdir. Aynı zamanda manevi açıdan da benzer ülkelerdir" açıklamasında bulundu. Terra Sanat Söyleşileri kapsamında düzenlenen Japon Çay Seremonisi: Estetik, Uyum ve Sadelik, Yunus Emre Enstitüsü Terra Santa İstanbul’da düzenlendi. Etkinliğin konuğu Dr. Naoki Yamamoto, söyleşide yaklaşık 700 yıllık geçmişe sahip Japon çay seremonisinin estetik, uyum ve sadelik temelli felsefesini katılımcılara aktardı. Dr. Naoki Yamamoto, çay seremonisinin insan, zaman ve mekân ilişkisini farkındalık üzerinden kurduğunu anlattı. Dr. Naoki Yamamoto, gösterdiği çay seremonisinin Japonya’da devam eden en köklü kültür olduğunu belirtirken, "Bugünkü etkinlikte geleneksel Japon çay seremonisini göstereceğim. Bu çay seremonisi Japonya’da devam eden en köklü ve en eski kültürdür. Japon çay seremonisi sadece çay içmek için değil, maneviyat için de gelişmiş bir kültürdür. Bugün seremoninin manevi felsefesini tanıtmak istedim. Türkiye ve Japonya mesafe açısından çok yakın ülkelerdir. Aynı zamanda manevi açıdan da benzer ülkelerdir. Bu benzerliklerden birine çay kültürü diyebiliriz. Hem Türkiye’de hem de Japonya’da çay kültürü çok yaygın bir kültürdür" açıklamasında bulundu.