Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İstanbul
’Ayasofya Hattatı’ Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye büyük vefa
13 Mart 2026 Cuma - 13:28:32
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kazasker Mustafa İzzet Efendi kitabının lansmanında yaptığı konuşmada, " Ayasofya-i Kebir Camii’ndeki büyük hat levhaların da onun eseri olması dolayısıyla günümüzde ’Ayasofya Hattatı’ olarak anılmaktadır. Kazasker Mustafa İzzet Efendi Osmanlı Devleti’nde hem ilmi hem askeri ve bürokratik rütbelerin en üst mertebelerine kadar yükselmeyi başarmış bir liyakat abidesidir" dedi. Yazar İsmail Orman tarafından kaleme alınan Kazasker Mustafa İzzet Efendi Kitabı’nın Lansmanı Rami Kütüphanesi’nde yapıldı. Programan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz, Eyüpsultan Kaymakamı Arslan Yurt, Kazasker Mustafa İzzet Efendi kitabının yazarı İsmail Orman ve çok sayıda davetli katıldı. "Kazasker Mustafa İzzet Efendi" kitabı gayret ve bilincin neticesi olarak vücuda gelmiş bir eserdir" Kazasker Mustafa İzzet Efendi kitabının yoğun bir mesai süresinde kaleme alındığını söyleyen Bakan Ersoy, "Bakanlık olarak, ecdadımızın inşa ve ihya ettiği Türk-İslam medeniyetinin gerek fikri ve ilmi gerekse kültürel ve sanatsal mirasını korumak ve yaşatmak adına son derece yoğun, son derece hassas bir mesai yürütmekteyiz. İhtiva ettiği bilgi ve birikimle, estetik ve zarafetle göz kamaştıran bu muazzam mirası ömrünü vakfederek, el emeği, göz nuru, alın teri ile var eden; her biri alanında çığır açmış alimlerimizin, sanat erbaplarımızın, ustalarımızın adını yaşatmak, minnet ve vefa borcumuzun gereğini yerine getirmek gayretiyle çalışıyoruz. Bugün lansmanını gerçekleştirdiğimiz ’Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ kitabı da bu gayret ve bilincin neticesi olarak vücuda gelmiş bir eserdir" şeklinde konuştu. "Osmanlı Devleti’nde hem ilmi hem askeri ve bürokratik rütbelerin en üst mertebelerine kadar yükselmeyi başarmış bir liyakat abidesidir" Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin büyük işlere imza attığını söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "İster devlet adamı ister alim ya da sanatkar olsun, hizmet ve eserleriyle adlarını baki kılan ecdadımıza baktığımızda genel olarak her birinin birden fazla alanda yetkin olduğunu görüyoruz. Kendilerini en az iki-üç sahada yetiştirmiş ve bunu da gerçekten en üst seviyede yapmışlardır. Zaten geride bıraktıkları mirasa baktığımızda da sahip oldukları donanım ve birikim kendini açık şekilde göstermektedir. Kazasker Mustafa İzzet Efendi de bu gerçeğe çok güzel bir örneklik teşkil etmektedir. O, Osmanlı Devleti’nde hem ilmi hem askeri ve bürokratik rütbelerin en üst mertebelerine kadar yükselmeyi başarmış bir liyakat abidesidir. Hanende, bestekar ve neyzen olarak el üstünde tutulmuş bir musiki ehlidir. Ve hepsinin ötesinde, hat sanatı tarihinde istisnai bir konuma yükselmesini sağlayan çok sayıda niteliğe sahiptir. Bu çok yönlülük onu kültür tarihimizdeki en özel insanlardan biri kılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Ayasofya-i Kebir Camii’ndeki büyük hat levhaların da onun eseri olması dolayısıyla günümüzde ’Ayasofya Hattatı’ olarak anılmaktadır" Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin ’Ayasofya Hattatı’ olduğunu söyleyen Bakan Ersoy, pek çok yapının kitabesinde imzasının bulunduğunu söyledi. Konuşmasına devam eden Bakan Ersoy, "Kazasker Mustafa İzzet Efendi’yi hattat yönüyle değerlendirdiğimizde; sülüs, nesih, celi sülüs ve celi talik gibi en temel yazı türlerini büyük bir ustalıkla yazabildiğini görmekteyiz. Malumunuz, Ayasofya-i Kebir Camii’ndeki büyük hat levhaların da onun eseri olması dolayısıyla günümüzde ’Ayasofya Hattatı’ olarak anılmaktadır. Yine başta Ayasofya’daki kubbe yazısı olmak üzere, pek çok yapının kitabesinde imzasının bulunması ve 11’den fazla Mushaf-ı Şerif ile bazı ilmi eserlerin hattatı olması, onu Türk ve İslam sanatları tarihinde adeta imtiyazlı bir mevkiye yerleştirmiştir. Kendisi sayısız kıta, murakka, 200’den fazla hilye yazmış; büyük boyda hilye-i şerif yazma geleneğini de o başlatmıştır. 1866’dan başlayarak harf inkılabına kadar Osmanlı matbaacılığında kullanılan kalıplar, onun nesih hattıyla basıma uygun olarak yazdığı harflerden yapılmıştır. Elbette yaptıkları, eserleri, marifet ve becerileri bu kadarla sınırlı değil. Onun ardında bıraktığı eserler, yalnızca sanat tarihimiz açısından değil aynı zamanda kültür hayatımızın bütüncül şekilde anlaşılması bakımından da son derece değerlidir. Sanat tarihçisi Sayın İsmail Orman’ın titiz kaleminde vücut bulan ’Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ kitabı işte bu engin deryanın her kıyısına yelken açabileceğiniz bir eser olarak büyük sanatkarı tanımanıza imkan sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. "2005 yılından bu yana Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğümüzün çalışmaları dahilinde yayımlanan basılı eser sayısı 348’e ulaşmıştır" Bakan Ersoy, "Bakanlık olarak titizlikle hazırlanmış, amaç ve hedeflerine hizmet edecek zengin bilgiler ihtiva eden yayınların ciddi bir değer ve önem taşıdığının bilincindeyiz. Söz uçar yazı kalır ifadesi, daima geçerliliğini koruyacak bir hakikati ortaya koymaktadır. Dolayısıyla ilgili birimlerimizin yayıncılık faaliyetleri büyük bir ciddiyetle sürdürülmektedir. Burada tamamına değinmem mümkün değil ancak bazı genel bilgileri paylaşmak isterim. 2005 yılından bu yana Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğümüzün çalışmaları dahilinde yayımlanan basılı eser sayısı 348’e ulaşmıştır. Son 8 yılda ’Milli Kültür Eserlerinin Basımı ve Yayımı Projesi’ kapsamında 122 matbu eser yayınlamış bulunuyoruz. Kısa adı TÜYEK olan Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığımız da çok ciddi uzmanlık gerektiren bir mesai yürüterek 355 cilt kitap yayımlamıştır. Teknolojiyi de bu noktada göz ardı etmiyoruz. Genel Müdürlüğümüz; divanlar, mesneviler, tezkireler, mecmualar ve tarifnameler gibi Türk klasik eserlerinin dijital formatlarda yayınlanmasına ilişkin proje kapsamında 84 e-kitabı okuyucuyla buluşturmuştur. TÜYEK ise 482 bin 383 eserin dijital görüntüsünü, aynı zamanda dünyanın en büyük yazma eser portalı da olan kurumsal sitesinden erişime açmıştır" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, konuşmasında Kazasker Mustafa İzzet Efendi kitabının yazarı İsmail Orhan’a teşekkür etti. "Kitabımın kültür bakanlığı logosu ile sizlere ulaşması güzel oldu" Programda konuşan kitabın yazarı İsmail Orman da düşüncelerini paylaştı. Konuşmasına devam eden Yazar Orman, "Kazasker Mustafa İzzet Efendi kitabını hazırladığım süredeki çalkantılı süreç nedeniyle eseri, kitap ve cilt halinde görmek benim için gerçekten bir gurur vesilesidir. Bunun Kültür Bakanlığı logosu ile sizlere ulaşması oldu. Açık söylemek gerekirse böyle bir lansman ile birlikte yapılması da gururumu daha da katladı" diye konuştu.
13 Mart 2026 Cuma - 13:22
Ford Otosan’dan finansal entegrasyon hamlesi
Ford Otosan, Ford ve Ford Trucks markalarının perakende finansman iş ortağı olan Koç Finansman A.Ş.’nin paylarının yüzde 100 devralmak üzere hisse alım sözleşmesi imzaladı. Otomotiv sanayisinin önde gelen şirketlerinden Ford Otosan, küresel otomotiv sektörünün geleneksel üretim anlayışından; finansman ve sigorta hizmetlerini kapsayan entegre mobilite ekosistemlerine doğru evrildiği dönemde stratejik bir adım daha attı. Ford Otosan, Ford ve Ford Trucks markalarının en büyük perakende finansman iş ortağı olan Koç Finansman A.Ş.’nin (Koçfinans) paylarının yüzde 100 devralmak üzere hisse alım sözleşmesi imzaladı. Bu stratejik yatırım ile Ford Otosan; finansman yetkinliğini kendi organizasyonu içinde konumlandırarak araç satışından satış sonrası hizmetlere, ikinci el ticaretinden sigorta çözümlerine kadar uzanan otomotiv değer zincirini daha da güçlendirmeyi ve daha entegre bir mobilite ekosistemi oluşturmayı hedefliyor. Bu kapsamda Ford Otosan, Koçfinans’ın Koç Holding (yüzde 50), Arçelik (yüzde 47) ve diğer Koç Topluluğu şirketlerine (yüzde 3) ait hisselerini, kapanış düzeltmelerine bağlı olarak yaklaşık 137 milyon ABD doları bedelle devralacak. Ford Otosan satış finansmanında entegrasyonu güçlendiriyor Koçfinans uzun yıllardır Türkiye’de Ford Otosan’ın perakende finansman partneri olarak faaliyet gösteriyor ve finansman çözümleriyle araç satışlarını destekleyen önemli bir rol üstleniyor. Finansman sektöründeki öncü konumu, güçlü teknolojik altyapısı, 50 milyar TL’yi aşan bilanço büyüklüğüyle Koçfinans artık Ford Otosan bünyesine katılıyor. Şirketin müşteri odaklı yaklaşımı ile dijital ve veri odaklı yetkinliklerinin Ford Otosan ekosistemine entegre edilerek müşteri deneyiminin daha da ileri taşınması hedefleniyor. Koçfinans’ın Ford Otosan bünyesine katılmasıyla birlikte, müşterilerin ihtiyaçlarına daha esnek finansman çözümleri sunulacak; araç satın alma süreçleri daha entegre bir yapıya kavuşacak ve mobilite hizmetlerine daha kolay erişim sağlanacak. Bu adımın, araç satın alma sürecinden finansman ve sigorta çözümlerine kadar uzanan uçtan uca mobilite deneyimini daha da güçlendirmesi bekleniyor. Güven Özyurt: "Mobilite artık araçtan finansmana uzanan bir ekosistem" Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Ford Otosan olarak müşterilerimize sunduğumuz deneyimi yalnızca araç üretimiyle sınırlı görmüyoruz. Mobilite artık araçtan finansmana ve satış sonrası hizmetlere uzanan bütüncül bir ekosistem. Koçfinans’ın bünyemize katılması, müşterilerimize daha güçlü ve entegre finansman çözümleri sunmamızı sağlayacak. Bu yatırım aynı zamanda binek, ticari araç ve kamyon işimizdeki büyümeyi destekleyecek önemli bir adım olacak." Gül Ertuğ: "Değer zincirinde daha fazla katma değer oluşturacağız" Ford Otosan Mali İşler Lideri (CFO) Gül Ertuğ ise satın almaya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Koçfinans’ın Ford Otosan bünyesine katılması, satış finansmanı alanındaki güçlü iş birliğimizi daha entegre bir yapıya taşıyor. Bu yatırım sayesinde otomotiv değer zincirinde daha fazla katma değer oluşturmayı ve müşterilerimize daha esnek finansman çözümleri sunmayı hedefliyoruz. Güçlü bilanço yapımız ve disiplinli finansal yaklaşımımızla bu satın almanın şirketimizin sürdürülebilir büyüme stratejisine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz." Yeşim Pınar Kitapçı: "Finansal teknolojilerdeki uzmanlığımızla mobilite dünyasının geleceğini şekillendirmekte Ford Otosan’a güç katmaya kararlıyız" Koçfinans Genel Müdürü Yeşim Pınar Kitapçı, Ford Otosan bünyesine stratejik bir iştirak olarak katılmalarının oluşturacağı sinerjiyi şu sözlerle değerlendirdi: "Koçfinans olarak finansman sektöründe standartları belirleyen öncü kimliğimizi ve teknolojik yetkinliğimizi, bugün Ford Otosan’ın küresel vizyonuyla birleştiriyoruz. Ford Otosan ailesinin bir parçası olarak güçlü bağlarımızı bu pay devri ile yeni bir seviyeye taşımanın heyecanını yaşıyoruz. Sektördeki oyun kurucu ve vizyoner yapımızı, Ford Otosan değer zincirine entegre ederek; güçlü büyümemizi devam ettirmekte, finansal teknolojilerdeki uzmanlığımızla mobilite dünyasının geleceğini şekillendirmekte Ford Otosan’a güç katmaya kararlıyız." Yeni büyüme alanları ve iş fırsatları Koçfinans yalnızca Ford araçlarına değil, farklı otomotiv markalarına da finansman hizmeti sunuyor. Ford markası Koçfinans portföyünde önemli bir yer tutarken diğer otomotiv markalarına sağlanan finansmanlar da benzer şekilde portföyde bulunuyor. Satın alma sonrasında Koçfinans’ın bu çeşitlendirilmiş müşteri portföyünü koruyarak finansman faaliyetlerini sürdürmesi planlanıyor. Bu satın alma ile birlikte Ford Otosan’ın binek araçlardan hafif ve ağır ticari araçlara kadar uzanan ürün portföyü genelinde yeni büyüme fırsatlarının ortaya çıkması bekleniyor. Özellikle ikinci el araç; binek, ticari araç ve kamyon segmentlerinde finansman çözümlerinin genişletilmesi; Ford ve Ford Trucks markalarına erişimin kolaylaşmasına katkı sağlayarak Ford Otosan’ın büyüme stratejisinde önemli bir rol oynayacak.
13 Mart 2026 Cuma - 13:19
Horlamayı hafife almayın, kalbinizi koruyun
Uykunun vücudun en temel ilacı olduğunu hatırlatan 13 Mart Dünya Uyku Günü’nde, Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu’dan hayati bir uyarı geldi. Prof. Akkoyunlu horlama, sabah yorgunluğu ve gün içi uyuklamanın uyku apnesi belirtisi olabileceğine dikkat çekti. Tedavi edilmeyen uyku apnesinin kalp krizi, obezite ve ciddi kaza risklerini artırdığı konusunda uyardı. 13 Mart Dünya Uyku Günü kapsamında, uzmanlar modern toplumda giderek artan uyku bozukluklarının akciğer ve genel vücut sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini masaya yatırdı. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu uykunun sadece bir dinlenme süreci değil, hayati bir organ yenilenme evresi olduğunu belirtti. Toplumda yaygın görülen horlama ve gündüz uyuklama gibi belirtilerin, aslında ölümcül sonuçlar doğurabilecek hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Prof. Akkoyunlu, "Sağlıklı bir yaşam için uyku hijyeni hayati önem taşıyor" dedi. Uyku vücudun en temel ilacıdır Uykunun biyolojik önemine değinen Prof. Akkoyunlu, "Bu süreç vücut için doğal bir tedavi mekanizmasıdır. Uyku, beynin ve tüm organların kendini yenilediği, bağışıklık sisteminin güçlendiği hayati bir süreçtir. Ancak günümüzde birçok kişi, uykuda solunum durması olarak bilinen uyku apnesi ile yaşamını sürdürüyor ve bunun farkında değil. Özellikle sabahları yorgun uyanan ve gün içinde aniden uyuklama ihtiyacı hisseden bireyler vakit kaybetmeden profesyonel yardım alması gerekiyor. Bu belirtilerin görmezden gelinmesinin maliyeti ise ağır olabilir" ifadelerini kullandı. Akciğer ve kalp sağlığı büyük tehdit altında Tedavi edilmeyen uyku bozukluklarının sadece kişisel konforu bozmakla kalmadığını, aynı zamanda kronik hastalıklara davetiye çıkardığını belirten Prof. Akkoyunlu, "Uykuda nefesi kesilen hastalarda kalp krizi riski katlanarak artıyor. Bunun yanı sıra hipertansiyon ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların temelinde çoğu zaman teşhis edilmemiş uyku apnesi yatıyor. Metebolizmanın bozulmasıyla birlikte obezite ve diyabet riski de artıyor. Yetersiz uyku vücudun dengesini altüst ediyor" şeklinde konuştu. Konsantrasyon kaybı trafik kazalarını tetikliyor Uyku bozukluklarının sosyal ve güvenlik boyutuna da değinen Prof. Akkoyunlu, "Tedavi edilmeyen uyku apnesi hastalarında odaklanma yeteneği ciddi oranda azalıyor. Bu durum sadece iş verimliliğini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda trafik ve iş kazası riskini de doğrudan arttırıyor. Kaliteli uyku toplum güvenliği için de bir gereklilik. Özellikle direksiyon başındaki kişilerin uyku kalitelerine ekstra özen göstermeleri gerekiyor" diye belirtti. Sağlıklı uyku için 5 altın kural Prof. Dr. Muhammed Emin Akkoyunlu, vatandaşların uyku kalitesini artırmak ve uyku apnesi riskinden korunmak için şu temel tavsiyelerde bulundu: "Vücudun biyolojik saati için kritik olan melatonin hormonunun salgılanması için yatak odasının tamamen karanlık ve serin olması şarttır. Mavi ışığın uyku üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak için yatmadan en az 1 saat önce telefon ve televizyon gibi ekranlardan uzaklaşılmalıdır. Gece geç saatlerde tüketilen ağır yemekler ve kafein içeren içecekler uyku düzenini bozar; akşam öğünleri hafif tutulmalıdır. Gün içindeki hareketlilik uykuyu derinleştirir ancak ağır sporlar uykudan hemen önce yapılmamalıdır. İdeal kiloyu korumak, hava yolundaki baskıyı azaltarak uyku apnesi riskini ciddi oranda düşürür."
13 Mart 2026 Cuma - 13:12
Avcılar’da kentsel dönüşüm kontrolden çıktı, bina kendiliğinden yıkıldı
İstanbul Avcılar’da kentsel dönüşüm sırasında bina kendiliğinden çöktü. Yaşanan anlarda ortalığı toz bulutu kaplarken o anlar cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:05
Sultangazili Gençler Samsun Ladik Akdağ Kış Kampı’nda
Sultangazi Belediyesi, ilçede ikamet eden kadınlara unutulmaz bir deneyim yaşattı. 18-26 yaş aralığındaki kadınlar Samsun Ladik Akdağ Kış Kampı’nda 4 gün ücretsiz olarak konakladı. Gençler karın ve tatilin tadını doyasıya çıkardı. Gençleri her fırsatta kültürel ve sportif faaliyetlerle buluşturan Sultangazi Belediyesi, düzenlediği doğa kamplara bir yenisini daha ekledi. Gençlerin sosyalleşirken eğlendiği, doğa ve sporla iç içe oldukları gençlik kampının bu seferki adresi Samsun oldu. İlçede ikamet eden 18-26 yaş aralığındaki kadınlar 3 gün 4 gece Samsun Ladik Akdağ Kış Kampı’nda misafir edildi. Gezinin ulaşım ve konaklama dahil tüm masrafları belediye tarafından karşılandı. Karla kaplı tatilin tadını çıkaran gençler, unutulmaz bir tatil yaşadı. Kayak, okçuluk ve dahası Kadınlar, kayak ve kızak keyfi yaparak tatilin tadını çıkardı. Eşsiz doğa manzarası eşliğinde kaymanın keyfini yaşayan gençler bol bol anı biriktirdi. Sadece kayak da değil; el sanatları, matrak, okçuluk, masa tenisi ve çeşitli oyunlara da katılan gençler yaşıtlarıyla unutulmaz bir tatil geçirdi. "Kamplara ilgi yoğun" Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun; "Zaman geçer, hatıralar kalır. İlçedeki genç kadınlarımızı unutamayacakları bir tatil yaşatmak için Samsun Ladik Akdağ Kış Kampı’nda ağırladık. Karın, kayağın ve daha bir çok eğlencenin tadını çıkarsınlar, güzel bir anı kalsın istedik. İlçemizdeki gençlerimizin kamplara yoğun talebi bizleri de memnun ediyor. Bu yüzden gençlerimizin daha çok güzel anı biriktirmeleri için kamp etkinlerimizin yenilerini düzenleyeceğiz" diye konuştu.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:34
İstanbul’da kaçak göçmenlere sahte evrak düzenleyen şebekeye operasyon: 12 gözaltı
İstanbul’da göçmen kaçakçılığı suçuna yönelik polis ekiplerince 6 ilçede yapılan operasyon çerçevesinde 12 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Eş zamanlı düzenlenen operasyon anı polis kamerasına yansırken, emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 3’ü çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 9 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Edinilen bilgilere göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, ’resmi belgede sahtecilik’ ve ’göçmen kaçakçılığı’ suçlarıyla ilgili çalışma başlattı. Çalışmalarda Fatih’te bir şahsın sahte pasaport, kimlik kartı ve vize etiketi gibi belgelerin teslimatını yaptığı tespit edildi. Yürütülen çalışmalarda, şüpheliden sahte pasaport ve kimlik kartı temin ettiği belirlenen 2 şüpheli 28 Ocak 2026 tarihinde yakalandı. Adreste yapılan aramada 19 adet sahte belge ele geçirildi. Sahte belgelerin teslimatını yaptığı belirlenen şüpheli şahsın ikamet adresine düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Adresinde yapılan aramalarda, 134 adet sahte pasaport, 26 adet kimlik kartı ve sürücü belgesi, 41 adet vize etiketi ele geçirildi. Devam eden çalışmalarda şüpheli şahısla birlikte hareket ettiği belirlenen 9 şüpheli şahıs için Beylikdüzü, Fatih, Kağıthane, Sultangazi, Bağcılar ve Esenyurt’ta belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Adreslerde yapılan aramalarda, farklı ülkelere ait 532 adet pasaport, 93 adet kimlik kartı ve sürücü belgesi, farklı ülkelere ait 110 adet vize etiketi, bilgisayarlar, yazıcılar, mor ışık cihazları, kart basım makineleri, lazer kazıma ve markalama cihazı, milimetrik kesim cihazı, gravür makinesi, laminasyon cihazları, sıcak baskı makinesi, tarayıcılar, Nfc cihazları, 15 bin adet pasaport yapımında kullanılan değerli kağıt, 4 bin 100 adet farklı ülkelere ait pasaport dış deri kapağı, 200 adet pasaport yapımında kullanılan hologram, 600 adet pasaport yapımında kullanılan laminasyon filmi, 11 bin 150 adet farklı ülkelere ait pasaport yapımında kullanılan pasaport iç sayfası, 90 adet farklı ülkelere ait pasaport dış kapak yapımında kullanılan metal kalıp, pasaport, kimlik yapımında kullanılan çok sayıda materyal ele geçirildi. Operasyonda gözaltına alınan 12 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 3’ü çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 9 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderildi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:24
Büyükçekmece’de iş yerine molotoflu saldırı kamerada
İstanbul Büyükçekmece'de bir iş yerine molotof atılması ve iş yeri sahibine tehdit içerikli video gönderilmesine ilişkin gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı. Şüphelilerin iş yerine molotof kokteyli attıkları anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:08
Mikro ölçekli işletmelere yönelik ’Pera’ uygulaması kullanıma sunuldu
Logo Yazılım, perakende sektöründe faaliyet gösteren mikro ölçekli işletmelere yönelik geliştirdiği Pera’yı kullanıma sundu. Yüz yüze satışın yanı sıra e-ticaretin de tek uygulama üzerinden yönetilmesini sağlayan uygulama; kullanıcı dostu arayüzüyle stok takibi, ödeme ve raporlama işlemlerini kolaylaştırıyor. Yerli iş yazılımı şirketi Logo Yazılım, perakende sektörüne yönelik geliştirdiği bulut tabanlı yeni uygulaması Pera ile mikro ölçekli işletmelerin hayatını kolaylaştırıyor. Yapılan açıklamaya göre, kullanıcı dostu arayüze sahip uygulama, yüz yüze hızlı satış ve e-ticaret işlemlerinin tek uygulama üzerinden yönetilmesine olanak sağlıyor. Vergi mevzuatına tam uyumlu uygulama; mikro işletmelerin güncel fiyat takibi yapabilmesi, kişiselleştirilmiş raporlara ulaşabilmesi ve yaygın Ödeme Kaydedici Cihazlar (ÖKC) ile entegre şekilde çalışabilmesini sağlıyor. 7 milyondan fazla hazır barkodlu ürün ve yapay zekâ ürün görselleştirilmesi gibi özelliklerle müşteri deneyimini farklılaştırıyor. ’’Perakendede dijitalleşmeyi daha geniş bir tabana yayacak uygulama’’ Türkiye’nin dijitalleşme yolculuğundaki rollerini vurgulayan Logo Grup CEO’su M. Buğra Koyuncu, ’’Mikro ölçekli işletmelerin dijitalleşmesi, yalnızca işletmelerin rekabet gücünü artırmakla kalmıyor; aynı zamanda ekonomimizin sürdürülebilir büyümesi ve dinamizminin korunması açısından da kritik bir rol üstleniyor. Bu nedenle Türkiye’nin en büyük yerli iş yazılımı şirketi olarak dijitalleşmeyi geniş bir tabana yaymak için yeni bir uygulamayı daha hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bugüne dek ağırlıklı olarak büyük ölçekli perakende şirketleriyle edindiğimiz derin sektörel deneyimi, doğrudan mikro işletmeler için geliştirdiğimiz Pera’ya taşıdık" dedi. İşlemler sadeleşiyor, verimlilik artıyor Logo Grup Büyüme Projeleri Direktörü Okan Şafak ise, "Bulut tabanlı Pera, omnichannel satış senaryolarına uyumlu yapısı ve kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi özellikleriyle, işletmelerin hem verimliliğini hem de hizmet kalitesini artıracak. İşletmelerin tüm operasyonel işlemlerini tek bir uygulama üzerinden yönetebilmesine olanak tanıyarak operasyonel sadelik ve verimlilik sağlıyoruz. Mobil cihazlar ve kasa ekranları üzerinden erişim sunan uygulama, satışa dair tüm raporları otomatik olarak oluşturuyor. Uygulama ayrıca, işletmelerin kullandıkları e-ticaret sistemleriyle de entegre çalışabiliyor. On binlerce ürün, dakikalar içerisinde uygulamaya yüklenip satışa başlanabiliyor" ifadelerini kullandı. İşletmelerin operasyonel iş yükü azalıyor, müşteri ilişkileri güçleniyor Açıklamaya göre, yeni uygulama işletmelerin satışlarını, siparişlerini ve analizlerini takip etmelerine olanak tanıyarak analizler ve raporlama araçları aracılığıyla performanslarını ölçmelerine yardımcı oluyor. Mikro ölçekli işletmeler, dijitalleşme yolunda güvenli bir adım atma imkânına sahip oluyor. İşletmeye zaman kazandırırken müşteri ilişkilerini güçlendiriyor. Market, şarküteri, kırtasiye, petshop, butik, self servis kafe gibi tek ya da birkaç şubeli işletmelerin günlük iş yükünü azaltıyor. Yüz yüze ve e-ticaret satış senaryolarına uyumlu olan uygulama, ayrıca etkinlik, stant, festival gibi geçici satış noktalarında da mobil özelliği ile kullanım kolaylığı sağlıyor.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:06
RSV kışın zirve yapıyor: Prematüre ve 8 aydan küçük bebekler tehlike altında
RSV’nin her yıl milyonlarca çocuğu etkilediğini belirten Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, prematüre doğan ve kronik rahatsızlığı bulunan çocukların RSV’ye yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu söyledi. Dr. Sert, "RSV mevsimi başlamadan hamileler ve 8 aydan küçük bebekler için koruyucu aşı ihmal edilmemeli" uyarısında bulundu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’nin (Respiratuar Sinsityal Virüs) genellikle sonbaharda başladığını ve kış aylarında zirve yaptığını söyledi. RSV’nin dünya genelinde 5 yaş altı çocuklarda alt solunum yolu enfeksiyonlarının en önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, küresel verilerin her yıl yaklaşık 30 milyondan fazla RSV enfeksiyonu görüldüğünü, 3 milyondan fazla hastane yatışı yaşandığını ve özellikle küçük çocuklarda ciddi can kayıplarına yol açabildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’ye yakalanan çocukların büyük çoğunluğunun hafif semptomlar gösterdiğini, prematüre doğan veya belirli tıbbi rahatsızlıkları olan çocukların daha ciddi hastalığa yakalanma riski taşıdığını da belirtti. "Gebelikte yapılan aşı ilk 6 ayı koruyor" RSV aşısının anne adaylarına gebeliğin uygun haftalarında uygulanabildiğini belirten Dr. Sert, "Anneye yapılan aşı sayesinde oluşan koruyucu antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçer. Bu durum, özellikle yaşamın ilk 6 ayında ağır RSV enfeksiyonu riskini önemli ölçüde azaltır. Gebelerin mutlaka kadın doğum ve çocuk hekimlerine danışarak aşıyı değerlendirmeleri gerekir" ifadelerini kullandı. Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’nin yalnızca bebekler için değil ileri yaş grupları için de ciddi risk oluşturduğunu belirterek, 50-74 yaş arası kronik kalp veya akciğer hastalığı bulunanlar, ek kronik rahatsızlığı olan bireyler ile huzurevi ve uzun süreli bakım tesislerinde yaşayanların da tek doz aşı ile korunması gerektiğini vurguladı. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçının RSV’nin damlacık yoluyla hızla bulaştığını ifade eden Dr. Sert, kalabalık ve kapalı ortamlarda riskin arttığını el hijyeni, ortamların havalandırılması ve hasta kişilerle temastan kaçınılmasının bulaş riskini azalttığını vurguladı. (GD-BÇGEN - Ahmet Yiğit Yıldırım: "Bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır" (Fotoğraflı) Hasan Fehmi Demir RİZE (İHA) - Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, "Gençlerimize irade kazandırıyoruz, sorumluluk yüklüyoruz, hayatın içinde sağlam durmasını sağlıyoruz. Çünkü bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır" dedi. Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından illerde düzenlenen bilgi yarışmasının ardından bölge yarışmaları etabına geçildi. Karadeniz Bölgesi Ortaöğretim Teşkilatları arası bilgi yarışması da Rize’nin ev sahipliğinde gerçekleşti. Bölge yarışmasına Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Düzce, Gümüşhane, Giresun, Karabük, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak ve Rize’nin de aralarında olduğu 18 katıldı. Yarışmada konuşan Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, gençlerin ahlaki değerlerle birlikte teknolojiye ve çağa ayak uydurmasını sağlamak için çalıştıklarını dile getirerek, "Bilgi ayrışmamız sade bir yarışma değildir. Bugün burada geleceğin kadrolarına da şahitlik edeceğiz. Buradaki arkadaşlarımız hem bilgileriyle hem ahlaklarıyla hem duruşlarıyla hepsi bizi gururla temsil edecekler. Platon’a göre cesaret olacak ama bilgiyle birleşecek. Yoksa o cesaret yıkıcı olur. Biz o yüzden gençlerimizi o minvalde yetiştirmeye gayret ediyoruz. Hem cesaretli hem de bilgili bir gençlik yetiştirmek için çalışıyoruz. Ama bugün bilgi, teknoloji artarken ahlaki değerlerimi maalesef koruyamıyoruz. Bizim muasırlaşma anlayışımız Gökalp’in dediği gibi batıyı körü körüne taklit etmek değil, ilmi almak, ahlakı korumaktır. O yüzden biz Ülkü Ocakları’nda hem bilgili hem cesaretli hem de ahlaklı bir gençlik yetiştiriyoruz. Bizim yol pusulamız çift başlı Selçuklu Kartalı’dır. Bir başı doğuya bakar, köklerimize, inancımıza, ahlakımıza, bir başı batıya bakar, ilim, bilim, teknolojiye ve çağa. Biz kökü mazide olan bir atiyiz. Ne geçmişimizden kopacağız, ne çağın gerisinde kalacağız. Ülkü Ocakları olarak Türklüğü koruyup yüceltmeyi, İslam’ın ahlakıyla yaşamayı ve çağın ilmi ile yükselmeyi bir ülkü haline getirdik. Bu yüzden yapacağımız her çalışmada bu değerleri önümüze koyup bu çerçevede ilerlememiz gerekiyor" dedi. Gençler için en büyük tehlikenin uyuşturucu, alkol, sanal kumar ve dijital bağımlılıklar olduğunun altını çizen Genel Başkan Yıldırım, "Ülkü Ocakları sadece bir eğitim kurumu değildir. Ülkü Ocakları aynı zamanda bir koruma kalkanıdır. Bugün karşımızda yeni bir cephe vardır. Bu cephe tankla, tüfekle gelmiyor. Bu cephe uyuşturucuyla, alkolle, sanal kumarla, dijital bağımlılıklarla geliyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki bir gencimizi uyuşturucuya teslim etmek bir vatan toprağını kaybetmekten farksızdır. Çünkü bir gencimizi kurtarmak demek bir aileyi kurtarmaktır, bir mahalleyi kurtarmaktır, bir milleti kurtarmaktır ve bir geleceği kurtarmaktır. Biz Ülkü Ocakları’nda gençlerimize irade kazandırıyoruz, sorumluluk yüklüyoruz, hayatın içinde sağlam durmasını sağlıyoruz. Çünkü bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır. O yüzden biz hiçbir gencimizi yalnız bırakmıyoruz ve Ülkü Ocakları’nın bu boşluğu doldurduğunu çok iyi biliyoruz. Burada gençlerimiz yalnız, sahipsiz, yönsüz, başıboş değildir. Biz gençlerimizi bağımlılıkla mücadelede yalnız değildir. Sanatla, bilimle, teknolojiyle, ahlakla donatıyoruz. Gencin enerjisini sokağa değil istiklale yönlendiriyoruz. Ve diyoruz ki ’Ülkü Ocakları varsa umut vardır, Ülkü Ocakları varsa gelecek vardır’ ifadelerini kullandı. Yarışmanın sonunda etkinliğe katılan tüm öğrencilere sertifika verilirken dereceye giren illere ödül verildi. Rize’de bir otelde 2 gün süren yarışmalara Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, genel merkez yöneticileri, Ülkü Ocakları İl Başkanları ve yönetimleri, MHP İl Başkanları ve yönetimleri katıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:04
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu: "Türkiye jeostratejik bir güven adası haline gelmiştir"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Cumhurbaşkanımızın güçlü, sağlam ve güvenli liderliğiyle, Türkiye uluslararası diplomasideki yapıcı duruşu ve kriz çözme kabiliyetiyle jeostratejik bir güven adası haline gelmiştir. Bu nedenle artık sadece Türkiye’nin jeopolitik konumundan değil, küresel bir güven aktörü olma özelliğinden de söz ediyoruz, ki bu özellik, uluslararası istikrarı destekleyen ve taraflar arasında köprü kuran benzersiz bir diplomasi mirasıdır "dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 2’nci Ulaştırma Bakanları Toplantısı Programı’na katıldı. İstanbul’da gerçekleştirilen programda, İİT üyesi ülkelerin ulaştırma bakanları 40 yıl aradan sonra yeniden İstanbul’da bir araya gelerek ulaştırma alanındaki iş birliklerini ele aldı. Program Kuran-Kerim tilavetiyle başladı. Ulaştırma Bakanlığı’nın projelerinin yer aldığı video gösteriminin ardından konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Bugün, İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında, ulaştırma alanında bakanlar düzeyinde yeniden bir araya gelmenin anlamı ve önemi son derece büyüktür. Aradan geçen yaklaşık kırk yıl içinde dünya ekonomisi, ticaret yolları, üretim merkezleri ve ulaştırma teknolojileri köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşüm, ulaştırma alanında iş birliğini her zamankinden daha stratejik hâle getirmiştir" diye konuştu. "Türkiye küresel ticaretin vazgeçilmez merkezlerinden biri haline gelmiştir" Türkiye’nin küresel ticaretin vazgeçilmez merkezlerinden biri haline geldiğini ifade eden Bakan Uraloğlu, "Türkiye, sahip olduğu coğrafi konum, gelişmiş altyapısı ve çok modlu lojistik kapasitesiyle bugün küresel ticaretin vazgeçilmez merkezlerinden biri haline gelmiştir. Asya ile Avrupa, kuzey ile güney arasında kurduğu kesintisiz bağlantılar sayesinde Türkiye, yalnızca bir geçiş ülkesi değil, küresel tedarik zincirlerinin güvenilir, öngörülebilir konumlarındandır. Ayrıca şunu da ifade etmek isterim ki Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü, sağlam ve güvenli liderliğiyle, Türkiye uluslararası diplomasideki yapıcı duruşu ve kriz çözme kabiliyetiyle ’jeostratejik bir güven adası’ haline gelmiştir. Bu nedenle artık sadece Türkiye’nin ’jeopolitik konum’undan değil, ’küresel bir güven aktörü’ olma özelliğinden de söz ediyoruz, ki bu özellik, uluslararası istikrarı destekleyen ve taraflar arasında köprü kuran benzersiz bir diplomasi mirasıdır" şeklinde konuştu. "Son 23 yılda ulaştırma ve haberleşme alanında 355 milyar ABD dolarından fazla yatırım gerçekleştirdik" Bakan Uraloğlu, son 23 yılda ulaştırma ve haberleşme alanında 355 milyar dolardan fazla yatırım gerçekleştirdiklerine değinerek, "Son 23 yılda ulaştırma ve haberleşme alanında 355 milyar ABD dolarından fazla yatırım gerçekleştirdik. Marmaray’dan Avrasya Tüneli’ne, İstanbul Havalimanı’ndan Yavuz Sultan Selim, Osmangazi ve 1915 Çanakkale Köprüleri’ne; İzmir-İstanbul, Ankara-Niğde ve Kuzey Marmara Otoyolları’na kadar dev projeleri birbiri ardına hayata geçirdik. Bölünmüş yol ağımızı 6 bin 101 kilometreden 30 bin 49 kilometreye, otoyol ağımızı bin 714 kilometreden 3 bin 796 kilometreye çıkardık. Demiryolu ağımızı 10 bin 948 kilometreden 13 bin 919 kilometreye yükselttik ve sıfırdan 2 bin 251 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik. Aktif havalimanı sayımızı 26’dan 58’e, dış hat uçuş noktalarımızı 50 ülkede 60’tan 133 ülkede 356’ya taşıdık. Türk Deniz Ticaret Filomuzu dünya sıralamasında sınıf atlattık ve denizcilikte lider ilk 10 ülke arasında yerimizi aldık. Bu yatırımlarımız üretime 1 trilyon ABD dolarının üzerinde katkı sağlamış, yıllık ortalama 1 milyonun üzerinde istihdam oluşturmuştur. Karayolu, demiryolu, havayolu ve denizyolunda eş zamanlı yürütülen bu yatırımlar sayesinde Türkiye’de entegre ve çok modlu bir ulaştırma sistemi tesis edilmiştir. Ancak bu altyapı hamlesini hiçbir zaman yalnızca ulusal bir başarı olarak görmedik. Bizim için esas hedef, bu altyapının bölgesel ve küresel ulaştırma koridorlarının taşıyıcı omurgası hâline gelmesidir. Çünkü bugün ulaştırma koridorları, yalnızca malların taşındığı güzergâhlar değil, ticaretin, yatırımın ve refahın aktığı stratejik hatlardır" ifadelerini kullandı. "Dakar-Port Sudan Demiryolu Projesi gibi girişimlere ise her türlü teknik desteği vermeye hazır olduğumuzu belirtmek isterim" Dakar-Port Sudan Demiryolu Projesi’ne her türlü teknik desteği vermeye hazır olduklarını belirten Bakan Uraloğlu, " Türkiye olarak, bu yeni küresel tabloyu doğru okuyarak, ulaştırma koridorlarını çeşitlendirmeyi, tedarik zincirlerini daha dayanıklı hâle getirmeyi ve bölgeler arası bağlantısallığı güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu anlayışla geliştirdiğimiz Orta Koridor, Asya ile Avrupa arasında en kısa, en güvenli, en öngörülebilir ve en ekonomik güzergâhlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Afrika’daki kardeşlerimizin geleceğini değiştirecek Dakar-Port Sudan Demiryolu Projesi gibi girişimlere ise her türlü teknik desteği vermeye hazır olduğumuzu da belirtmek isterim. Asya ve Avrupa arasındaki koridorların yanı sıra Afrika kıtası ile de somut çalışmalar yürütmekteyiz. Ulaştırma koridorlarının etkinliği yalnızca altyapı yatırımlarıyla sınırlı değildir. Sınır geçişlerinin kolaylaştırılması, gümrük süreçlerinin uyumlaştırılması ve dijital uygulamaların yaygınlaştırılması, bu koridorların gerçek anlamda işler hâle gelmesi açısından kritik önemdedir. Ayrıca, denize kıyısı olmayan üye ülkelerin deniz aşırı ulaştırma ağlarına etkin şekilde entegre edilmesi de ortak sorumluluğumuzdur. Bu kapsamda, ulaştırma alanında iş birliğimizi öncelikle İİT bünyesinde daha yapılandırılmış ve sonuç odaklı bir zemine taşımamız gerektiğine inanıyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı, sahip olduğu coğrafi kapsama alanı, artan ticaret hacmi ve stratejik koridorları ile bizlere eşsiz bir platform sunmaktadır. İİT Ulaştırma Bakanları Konferansı Başkanı sıfatıyla Türkiye tarafından atılmasının kararlaştırılmasını; bununla birlikte gerekli belgelerin Genel Sekreterlik ile eşgüdüm içerisinde hazırlanarak 2028 yılında düzenlenecek Üçüncü İİT Ulaştırma Bakanları Konferansı’na sunulmasını öneriyorum" dedi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:20
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında örgüt yöneticisi iddiasıyla yargılanan Baki Nugay savunma yaptı:
Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada savunma yapan örgüt yöneticisi olduğu öne sürülen tutuksuz sanık Baki Nugay savunma yaptı. Sanık, "Zeydan Karalar bana, düzenli ödeme alabilmeye devam edebilmem için belirli bir miktarın kendilerine ödemem gerektiğini ve bu sürecin Özcan Zenger ile yürütülmesi gerektiğini söyledi. Bu talebin reddi halinde, şirketimizin finansal olarak bunu telafi edemeyeceğini söyledi. Bu dayatmayı kabul etmek zorunda kaldım" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Dün görülen duruşmada, tutuksuz sanıkların savunmalarına geçilmişti. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri kampüsünde görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Karalar bana, düzenli ödeme alabilmem için belirli bir miktarın kendilerine ödemem gerektiğini, sürecin Zenger ile yürütülmesini söyledi" İddianamede ismi suç örgütü yöneticisi olarak geçen ve belediyelerde araç kiralama ihalesi yaptığı aktarılan ve 12 Ağustos 2025 yılında tahliye edilen tutuksuz sanık Baki Nugay savunma yaptı. Nugay savunmasında, "Biz suç kastıyla değil, kamu güçlerini elinde bulunduranların meşru hak edişlerimizi adeta bir rehin gibi tutması karşısında, şirketin uğrayacağı telafisi imkansız zararları önlemek adına atılmış, mecburiyeten atılan adımlardır. Söz konusu ödemeler yeni bir ihale alma veya gayrimeşru bir menfaat temin etmek amacıyla değil, fiilen gerçekleştirilmiş hizmetlerin bedeli olan meşru hakedişlerimizi alabilmek için yapılmıştır. Şayet bu ödemeler iddia edildiği gibi yeni ihale kazanma amacı taşıyor olsaydı, aynı idari yapının sonrasında yönetiminde bulunduğu Adana Büyükşehir Belediyesi’nden de ihaleler alınmış olması gerekirdi. Oysa tek bir ihale dahi alınmamış olması, Seyhan’daki sürecin bir ihale bağlama operasyonu değil, hak edişlerin ödenmemesi tehdidiyle yürütülen bir irtikap süreci olduğunu ve benim bu durumda fail değil, mağdur konumunda bulunduğumu kanıtlamaktadır. Zeydan Karalar bana, düzenli ödeme alabilmem için belirli bir miktarın kendilerine ödemem gerektiğini, sürecin Özcan Zenger ile yürütülmesini söyledi. Bu talebin reddi halinde, şirketimizin finansal olarak bunu telafi edemeyeceğini söyledi. Bu dayatmayı kabul etmek zorunda kaldım. Bu beyanlarım sadece birer iddiadan ibaret değildir. Avukatım tarafından hazırlatılan ve mahkemenize sunulan bilirkişi raporu, HTS ve baz kayıtları üzerinden bu süreci bilimsel olarak ispatlamaktadır. Özcan Zenger, Zeydan Kararlar’ı aradı, 113 saniye görüştüler" ifadelerini kullandı. "Esenyurt ve Beşiktaş Belediyelerinin bizim firmamızdan önce aldığı ihalelerine bakılmasını mahkemeden talep ediyorum, asıl ihaleye fesat karıştırma o kısımda" Savunmasına devam eden sanık Baki Nugay, "Özcan Zenger’e fiziki olarak hakediş ödemesi yaptık. Bu HTS ve baz kayıtlarında mevcuttur. Bizim yaşadığımız süreç, bir rüşvet alma, verme durumu değil, hakkediş ödemesi alma mücadelesidir. İddianamede yer alan makinelerin satışını engelleyerek, maddi menfaat sağladığım iddiası, işimin pozisyonundan dolayı imkansızdır. Örgüt yöneticiliği suçlamasını kesinlikle kabul etmiyorum. İddianamede, ihale süreçlerini organize ettiğim ve 15 şirketi yönettiğim öne sürülüyor. Gizli tanık bunları söylüyor. Ancak alınan bilirkişi raporlarında böyle bir durumun olmadığı kanıtlanmıştır. İddianamedeki hususlara göre ben hayalet bir yöneticiyim çünkü iddiaların hiçbiri kanıtlanmamıştır. Özcan Zenger’e biz fiziki olarak hakediş ödemesi yaptık. Bu durum, HTS ve baz kayıtları ile geçerlidir. Bizim yaşadığımız süreç bir rüşvet alma verme durumu değil, hakediş ödemelerimizi alma mücadelemizdir. İddianamede yer alan makinelerin satışını engelleyerek, maddi menfaat sağladığım iddiası, işimin pozisyonundan dolayı imkansızdır. Örgüt yöneticiliği suçlamalarını kesinlikle kabul etmiyorum. İddianamede, bir gizli tanık, ihale süreçlerini organize ettiğimi ve 15 şirketi yönettiğimi öne sürüyor. Ancak bilirkişi raporlarında böyle bir durumun olmadığı kanıtlanmıştır. İddianamede ki hususlara göre ben hayalet bir yöneticiyim çünkü iddiaların hiçbiri kanıtlanmamıştır. Esenyurt ve Beşiktaş Belediyelerinin bizim firmamızdan önce aldığı ihalelerine bakılmasını mahkemeden talep ediyorum, asıl ihaleye fesat karıştırma o kısımda. Bu işlerin içerisinde çok suçlu kişiler var, bunlar yapanın yanına kar mı kalacak?" şeklinde konuştu. Aziz İhsan Aktaş’ın kardeşi savunma yapacak Duruşmaya yaklaşık 1 saat ara verildi. Aranın ardından, örgüt lideri iddiasıyla yargılanan Aziz İhsan Aktaş’ın erkek kardeşi tutuksuz sanık Doğan Aktaş’ın savunması ile yargılama devam edecek.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:17
Zeytinburnu’nda ‘Direniş ve Adalet Kısa Film Senaryo Yarışması’nın lansmanı gerçekleştirdi
Zeytinburnu Belediyesi’nin 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10’uncu yılında toplumsal hafızayı sanatın estetik diliyle geleceğe taşımak amacıyla düzenleyeceği ‘Direniş ve Adalet Kısa Film Senaryo Yarışması’nın lansmanı gerçekleştirildi. Zeytinburnu Belediyesi, Türkiye’nin demokrasi tarihine, milli iradenin destanı olarak yazılan 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yılında, bu toplumsal hafızayı sanatın gücüyle geleceğe taşımak amacıyla ‘Direniş ve Adalet’ temalı Kısa Film Senaryo Yarışması düzenleyecek. Direniş ve Adalet temalı Kısa Film Senaryo Yarışmasının lansmanı Kazlıçeşme Sanat’ta gerçekleşti. Toplantıya Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, yarışmanın jürisinde yer alan ödüllü yönetmen ve senarist Faysal Soysal, Gülin Tokat ve Yıldız Ramazanoğlu gibi sinema ve edebiyat dünyasının usta isimleri katıldı. "Büyük olayların bir hafıza haline gelebilmesinin yolu onun sanatsal araçlarla ifade edilmesinden geçiyor" Yarışmanın detaylarını anlatan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, sanatın hafızaları güçlendirdiğini belirterek, "15 Temmuz Direnişinin 10’uncu yılı. 15 Temmuz 2026’da büyük destansı direnişin 10’uncu yılını idrak edeceğiz. Biz Zeytinburnu Belediyesi olarak bu büyük direnişin hafızalara daha iyi yerleşmesi için önemli bir adım atıyoruz. Direniş ve Adalet temalı Kısa Film Senaryo Yarışmasını başlatıyoruz. Yine hepinizin bildiği gibi böyle büyük olayların bir hafıza haline gelebilmesinin yolu onun sanatsal araçlarla ifade edilmesinden geçiyor. Dünyada çokça örnekleri var. Bunların gelecek nesillere, güçlü bir biçimde kalmasının yolu, bu konuların sanatçılar eliyle sanatsal işlenmesinden geçiyor. Biz bunu biliyoruz, yaşıyoruz. Zeytinburnu Belediyesi olarak hem sinema sanatına destek vermek hem de 15 Temmuz direnişinin sanat diliyle ifade edilmesine katkı üzerine kısa film senaryo yarışması başlatıyoruz" dedi. "Gazze’deki direniş, insanlığın Gazze’deki bütün insanlığı uyandırma sevdası bizim adalete olan inancımızı yeniden pekiştiriyor" Program konuşan senarist Faysal Soysal, "Bugünden sorumlu değiliz. Yarından da sorumluyuz. Tekrar altını çizerek vurgulamak istiyorum. Gazze’deki direniş, insanlığın Gazze’deki bütün insanlığı uyandırma sevdası bizim adalete olan inancımızı yeniden pekiştiriyor. Bu sebeple de aslında bizim için bu bir fırsat" şeklinde konuştu. Yarışmada 1’inciye 100 bin lira, 2’nciye 75 bin lira ve 3’üncüye 50 bin lira para ödülü verileceği öğrenildi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:13
Trabzonspor - Fenerbahçe maçının hakemi Halil Umut Meler oldu
Trendyol Süper Lig’in 22. haftasında oynanacak müsabakalarda düdük çalacak hakemler açıklandı. Trabzonspor'un, sahasında Fenerbahçe ile yapacağı karşılaşmayı Halil Umut Meler yönetecek.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:06
Trendyol Süper Lig’in 22. haftasında Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanacak karşılaşmayı hakem Halil Umut Meler yönetecek.
Trendyol Süper Lig’in 22. haftasında Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanacak karşılaşmayı hakem Halil Umut Meler yönetecek.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:05
"Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki" izleyiciyle buluşuyor
Uygulayıcı yapımcılığını SM Sanat’ın üstlendiği "Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki" izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Çağdaş Türk resim sanatının önde gelen temsilcilerinden Devrim Erbil’in üretici dünyası beyaz perdeye taşınıyor. SM Sanat’ın uygulayıcı yapımcılığında hayata geçen, yapımcılığını Picus Film’in üstlendiği "Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki", sanatçının çocukluk, gençlik ve yetişkinlik dönemlerinden izler taşıyan yarı biyografik bir anlatıyla izleyiciyle buluşuyor. Yönetmen ve yapımcı Durmuş Akbulut’un yönettiği filmin, yaklaşık 120 yıllık Türk sinema tarihinde kurmacaya dayalı ilk uzun metrajlı ressam filmlerinden biri olma özelliğini taşıdığı belirtildi. Film, sanatçının hayatından seçilmiş dönemleri birebir biyografi anlatısıyla değil; anılar, duygular ve görsel çağrışımlar üzerinden ilerleyen özgün bir sinema diliyle ele alıyor. Geçmişin izinde bir içsel yolculuk hikâyesi Film, sanatçının atölyesine gelen gizemli bir telefonla başlayan ve çocukluğunun geçtiği Balıkesir’e uzanan içsel bir yolculuğa odaklanıyor. Erbil’in sanatsal bakış açısının erken izleri, filmin anlatı omurgasını oluşturuyor. İstanbul ise kuşbakışı manzaraları, ağaçlar ve kuşlarla bütünleşen tarihi yarımadasıyla filmin görsel dünyasında önemli bir yer tutuyor. Çekimleri Balıkesir, İstanbul, Bodrum ve Kıyıköy’de gerçekleştirilen yapım; Erbil’in resimlerindeki kuşbakışı perspektifi ve ritmik çizgileri sinematografik bir görsel şölene dönüştürüyor. "Bu filmin, Türk sineması açısından çok özel bir yerde durduğuna inanıyoruz" SM Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Şengül Oğuz, filme dair şu değerlendirmede bulundu: "Devrim Erbil: Gökyüzü Öyle Maviydi Ki’, sadece bir biyografi çalışması değil; Türk sinema tarihinde bir ressamın dünyasına kurmaca diliyle yaklaşan ilk uzun metrajlı yapım olması bakımından bir milat niteliği taşıyor. SM Sanat olarak, Türkiye’nin kültürel belleğinde derin izler bırakan usta isimlerin mirasını, çağdaş anlatılarla yeni nesillere aktarmayı en önemli sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Bu filmle, resmin durağan estetiğini sinemanın dinamizmiyle harmanlayarak izleyiciye alışılmışın dışında, çok katmanlı bir deneyim sunmayı hedefledik. Devrim Erbil’in çizgilerindeki ritmi ve doğa tutkusunu beyaz perdeye taşımak, ülkemizin kültür-sanat ekosistemine sürdürülebilir bir değer katma vizyonumuzun en somut ve heyecan verici adımlarından biri. İnanıyoruz ki bu yapım, sanatın farklı disiplinlerinin bir araya geldiğinde ne kadar güçlü bir dil oluşturabileceğini bir kez daha kanıtlayacak." İstanbul’da yapılacak gala gösteriminin ardından film; sanatçının hayatında önemli yer tutan Balıkesir ve Bodrum’daki özel gösterimlerle izleyiciyle buluşacak. Yapımın vizyon ve festival sürecinin yaklaşık iki yıllık bir takvimde ilerlemesi, ardından televizyon ve dijital platform gösterimleriyle daha geniş kitlelerle buluşturulması hedefleniyor. Filmin uluslararası satışları için yabancı dağıtım firmalarıyla da temaslar sürüyor.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:01
Dursun Özbek: "’Dursun Özbek para harcamıyor’ söylemini kabul etmiyorum"
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, transfer döneminde para harcamak istemediğine yönelik çıkan söylemleri kabul etmediğini belirterek, "Sezon başında yapılan transferlerde ne yapmış Dursun Özbek? Harcadığımız bonservis parasına, kurduğumuz takımın değerine bunu söyleyen insanların bakması lazım" dedi. Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Ali Sami Yen Spor Kompleksi RAMS Park’ta düzenlenen sponsorluk imza töreninde gündemle ilgili açıklamalarda bulundu. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile arasında geçen konuşmaların sorulması üzerine Özbek, "Ben, Galatasaray Spor Kulübü’nün başkanıyım. İbrahim Bey de Türkiye Futbol Federasyonu başkanı. Şundan daha doğal, daha kabul edilebilir bir şey olamaz ki zaman zaman bir araya gelelim ve Türk futbolu hakkında, Türk futbolunun geleceği, problemleri hakkında konuşalım. Sanki ilk defa, benzetme yaparsak; nükleer barış anlaşması için uluslararası boyutla devletlerin başkanları bir araya gelmiş mantığıyla konuşuluyor. Sürekli yapılan toplantılardan birini yaptık o gün. Atfedilmek istenen husus kamuoyuna yansıdı. Galatasaray ile o konuyu ilişkilendirmek imkansız, olağan dışı bir şey. 3 sene art arda şampiyon olmuş bir takım. 4. senesinde lider olan bir takım. Şampiyonluğun en güçlü adayı. Finansal problemlerini çözmüş bir takım. Yaptırımlarına, tesisleşmesine hız veren bir takım. Kendi camiası içinde birliği, tek yürek olmayı, tek yumruk olmayı başarmış bir takım. Kendi camiası içinde sevgi iklimini, barışı oluşturmuş bir takım. Bu takımın başkanı, federasyon başkanına gidecek diyecek, ’Bizim camiamızın içinde sıkıntı var’. Bütün bu saydığım oluşumları yerine getirmiş, ne sıkıntısı olabilir. Galatasaray, o insanların hayal ettiği bir takım, Galatasaray’ı yönetenler de o insanların hayal ettiği tipte bir yönetici değildir. Herhalde karıştırdılar, hangi takım, hangi başkan. O konuda İbrahim Bey de orada, ona da sorabilirler. Onların hayal ettiği tarz konuşma ve diyalog söz konusu değil. Böyle bir konuşma olmaz, olamaz. Hiç kimse bulanık suda balık avlamaya kalkamasın. Hiç kimse bu tür işlerle Galatasaray’ı ilişkilendirmeye kalkmasın" diye cevap verdi. "Icardi ile sezon bitiminde oturup, konuşacağız" Sezon sonunda Arjantinli futbolcu Mauro Icardi’nin sözleşmesinin biteceğinin hatırlatılmasının ardından sarı-kırmızılıların başkanı, "Icardi çok değerli bir oyuncumuz. Bizde oynadığı sürece takıma verdiği katkı, takıma olana aidiyeti tartışılmaz. Sezon sonuna kadar kontratımız var. Icardi ile sezon bitiminde oturup, kendisiyle konuşacağız. Icardi özel ve önemli bir oyuncu. Galatasaray için çok önemli bir oyuncu. Bu konuyu hep gündemde tutmak doğru bir davranış biçimi değil. Hiçbir zaman bu tip değerlerinden Galatasaray herhangi problemli duruma gelmek istemez. Geçmişte de gelmemiştir. Sezon sonunda birçok şey netleştikten sonra Icardi ile oturup, konuşacağız. Kendisi bizim değerlimizdir. O zaman da beraber karşılıklı karar vereceğiz" şeklinde konuştu. "’Dursun Özbek para harcamıyor’ söylemini kabul etmiyorum" "Dursun Özbek para harcamıyor" şeklindeki söylemler için ise Dursun Özbek, "Dursun Özbek geldiğinden beri ne yapmış, nasıl transfer yapmış, kimi getirmiş, özellikle bu sezon başına döner, ben kimsenin böyle bir şey söylediğini de düşünmüyorum. Sezon başında yapılan transferlerde ne yapmış Dursun Özbek? Harcadığımız bonservis parasına, kurduğumuz takımın değerine bunu söyleyen insanların bakması lazım. Şu anda takımızın 360 milyon Euro civarında değeri var. Ligdeki en değerli takım. Nasıl olmuş? ’Dursun Özbek para harcamıyor’ şeyini kabul etmiyorum. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey söz konusu değil. Bence uydurulmuş bir şey" ifadelerini kullandı. "Galatasaray ara transfer döneminde teknik kadronun talep ettiği hedeflere ulaşmıştır" Ara transfer dönemlerinin, riskli dönem olduğunu aktaran Başkan Özbek, "İstediğiniz kalitedeki oyuncuyu her zaman bulamayabilirsiniz. Bu dönemde yaptığımız transfer planlaması son derece Galatasaray için başarılı olduğunu düşünüyorum. Galatasaray teknik ekibinin ve scout ekibinin tespit ettiği eksikler, transfer komitesinin önüne getirir, bu çerçevede başkan karar verir. ’Dursun Özbek transfere karar veriyor, bunu alalım, bunu almayalım’, böyle bir şey yok. Evet, Dursun Özbek transferde son sözü söyler ama ona ışık tutan husus teknik ekibin, scout ekibinin, transferle ilgili arkadaşların onun önüne getirdiği, Galatasaray’ın koşullarına, o günkü ihtiyaçları çerçevesinde bir mutabakat oluşur, o transfer yapılır. O söylemi ben reddediyorum. O söylem, doğru bir söylem değil. O söylem, Galatasaray’a, Galatasaray başkanına veya bana yakışan bir söylem değil. Onu söyleyenlere sezon başına dönüp yapılan transferlerin miktarına bakarlarsa bu söylediğim daha fazla anlam kazanır. Sezon başında planlamanızı yaparsınız. Transfer planlamasında nokta transferler için son derece iyi çalıştık. Tek bir alternatifimiz yok. Her durum için alternatiflerimiz var. Galatasaray ara transfer döneminde teknik kadronun talep ettiği hedeflere ulaşmıştır" değerlendirmesinde bulundu. "Galatasaray’ın bütçesinde naklen yayın geliri yüzde 5’e bile gelmiyor" Naklen yayın gelirlerinin düşük olmasından Kulüpler Birliği ve federasyonun şikayetçi olduğunu dile getiren Özbek, "Naklen yayın geliri, sürekli azalarak bugünkü seviyesine geldi. Artmasını beklerken, düştü. Bütçemizde 5 büyük ligi dikkate aldığımız zaman orada naklen gelirleri, bütçelerinin bazen yüzde 25, bazen yüzde 50’sine kadar çıkıyor. Galatasaray Spor Kulübü’nün bütçesinde naklen yayın geliri yüzde 5’e bile gelmiyor. Bu konu üzerinde geldiğimiz günden beri çalışıyoruz. Bu eksikliği gidermek için arkadaşlarımla beraber faaliyet dışı gelirlere yöneldik. Bir şekilde bu bütçeyi karşılamamız lazım. Galatasaray bunu fark eden ilk kulüptür. Diğer kulüpler de faaliyet dışı gelirler için harekete geçti. İnşallah federasyonun ve Kulüpler Birliği’nin ortak çalışmaları çerçevesinde naklen yayın gelirleri daha yukarı çıkar. Çok büyük eksiklik olarak şu anda bütçemizde duruyor" açıklamasını yaptı. "Transfer bakkaldan elma, şeker alır gibi mi yapılıyor?" Transferleri teknik ekibin raporu doğrultusunda yaptıklarını ifade eden Başkan Dursun Özbek, "Transfer bakkaldan elma, şeker alır gibi mi yapılıyor? Transfer maliyeti çerçevesinde mi değerlendirilir. Transfer fiyata göre yapılan bir şey mi yok performans değerlendirilmesiyle yapılan bir şey mi? Onun için bu işleri olduğundan farklı boyutlara getirmek üzere çalışmayın. Biz gerek transfer döneminde gerekse Galatasaray’ın özellikle Şampiyonlar Ligi’nde ve ligdeki yarışma durumu itibarıyla bize teknik ekibin getirdiği rapor doğrultusunda istedikleri bütün transferleri yaptık. Transfer işi, değerlendirme işidir" diyerek sözlerini tamamladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder