Yerel Haberler
İstanbul
Şişli’de 82 yaşındaki Suudi turist otelde ölü bulundu 15 Nisan 2026 Çarşamba - 23:22:15 Şişli’de Suudi Arabistan uyruklu turist konakladığı otelde ölü bulundu. Olaydan 1 gün önce mide bulantısı ve kusma şikayetiyle hastaneye başvurup taburcu edildiği öğrenilen Suwaılem’in, restoranda yediği yemeğin ardından rahatsızlandığı ihtimali de değerlendirildi. Gözaltına alınan restoranda çalışan 3 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olay, 9 Nisan günü saat 14.45 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Suudi Arabistan uyruklu turist Almehmadi Saeed Suwaılem (82) eşiyle birlikte turistik seyahat için Türkiye’ye geldi. Şişli’de bir otelde konaklayan Suwaılem, 8 Nisan’da gece saatlerinde mide bulantısı ve kusma şikayetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan muaynenin ardından 9 Nisan günü sabah saatlerinde taburcu edilen Suwalıem, öğle saatlerinde yeniden rahatsızlandı. Durumunun ağırlaşma üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayan Suwaılem, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından otel odasında ölü bulundu. Suudi turistin zehirlenmiş olabileceği değerlendiriliyor Polis ekipleri tarafından yapılan incelemelerde, çiftin Türkiye’de kaldıkları süre boyunca otel dışında sadece bir restoranda yemek yedikleri belirlendi. Olaya ilişkin Eşi Hamedah Jaber Alowaidi’nin emniyetteki ifadesine göre aynı restoranda kendisi et, hayatını kaybeden Suwaılem ise tavuk tüketti. Yedikleri yemek ile ilk rahatsızlık belirtileri arasında yaklaşık 20-23 saatlik süre olduğu belirlendi. Bunun üzerine restoran ve otele yönelik çalışma başlatıldı. Olay sonucu işletmelere ait güvenlik kamerası kayıtları ve gıdalardan alınan numuneler incelemeye alınırken, restoran müdürü, aşçı ve otel sorumlusunun gözaltına alındı. Turistin restoranda yemek yediği anlar kamerada Hayatını kaybeden Suwaılem’in restoranda yemek yediği anlar güvenlik kamerasıyla kaydedildi. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından gözaltına alınan 3 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Almehmadi Saeed Suwaılem’in kesin ölüm nedeni otopsi raporunun ardından öğrenilecek.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 22:50 İstanbul Valisi Gül: "Okullarımızda öğrencilerimizin güvenliği için tüm tedbirler en üst düzeyde" İstanbul Valisi Davut Gül, "Farklı yerlerdeki okul isimleri verilerek vatandaşlarımızı korku ve paniğe sevk etmeyi amaçlayan paylaşımlar yakından takip edilmektedir. Okullarımızda öğrencilerimizin güvenliği için tüm tedbirler en üst düzeyde alınmış olup, eğitim-öğretim faaliyetleri güvenli şekilde devam etmektedir. Velilerimizin müsterih olmalarını, yalnızca resmi kurumlarımızın açıklamalarını dikkate almalarını önemle rica ediyoruz" dedi. İstanbul Valisi Davut Gül, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullara düzenlenen silahlı saldırılara ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Okullarımızda meydana gelen üzücü olaylar nedeniyle hayatını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor; ailelerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Farklı yerlerdeki okul isimleri verilerek vatandaşlarımızı korku ve paniğe sevk etmeyi amaçlayan paylaşımlar yakından takip edilmektedir. Bu büyük acı üzerinden sorumsuzca yapılan yorumlar, alaycı ifadeler ve sözde ’eğlence’ içerikleri asla kabul edilemez. Böyle bir acı, istismar konusu yapılamaz; hiçbir şekilde hafife alınamaz. Halkı tedirgin etmeyi amaçlayan bu tür içerikleri yayan kişi ve hesaplar güvenlik birimlerimizce anlık olarak tespit edilmekte, haklarında gerekli yasal işlemler gecikmeksizin uygulanmaktadır. Kamu düzenini hedef alan hiçbir girişime müsamaha gösterilmeyecektir. Okullarımızda öğrencilerimizin güvenliği için tüm tedbirler en üst düzeyde alınmış olup, eğitim-öğretim faaliyetleri güvenli şekilde devam etmektedir. Velilerimizin müsterih olmalarını, yalnızca resmi kurumlarımızın açıklamalarını dikkate almalarını önemle rica ediyoruz" dedi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 22:40 TBMM Başkanı Kurtulmuş: "İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Birleşmiş Milletler maalesef gücü elinde bulunduranların istediği şekilde yönettiği, yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir. Güney Afrika’ya uygulanan ’apartheid rejimi’ uygulamaları dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya nasıl alındıysa, bugün de İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve ’apartheid rejimi’ önlenmelidir" dedi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’nin ev sahipliğinde, İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu’nun açılış törenine katıldı. Açılış töreninde konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Toplantı en yüksek katılımla gerçekleşen toplantıdır. 155’e yakın ülke burada temsil ediliyor. 80 meclis başkanı 800’e yakın milletvekili 2 bin 420 kayıtla birlikte fevkalade önemli büyük bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapıyoruz. Ümit ve temennim bu toplantının ana temasını oluşturan umutları yeşertmek barışı sağlamlaştırmak ve adaleti sağlamak ana başlıklarında yapacağımız tartışmaların faydalı verimli ve insanlığın geleceği içinde yol gösterici olmasını temenni ediyorum. Zor bir zamandan geçiyoruz. İnsanlık tarihi boyunca çok büyük kırılmalardan, çok büyük alt üst oluşlardan, çok büyük türbülanslardan geçmişti. Ama sanırım bu sefer yaşadığımız sadece gelip geçici bir türbülans sadece birkaç yerde olan krizden ibaret değildir. Hem etkileri itibariyle hem de derinliği itibariyle bütün dünyayı etkisine alan fevkalade zor bir zamandan geçiyoruz" dedi. "Uluslararası siyaset bakımından öğrendiğimiz ve bildiğimiz hemen hiçbir kanunun geçerli olmadığı tamamıyla orman kanunlarının geçerli olmaya başladığı bir döneme doğru girmiş bulunuyoruz" diyen Kurtulmuş, "Şunu çok açık söyleyebilirim eski dönem geride kaldı önümüzde yeni bir dönemin açılmakta olduğunu görüyoruz. Yeni dönemin nasıl olacağına da hep birlikte insanlık olarak karar vereceğiz. Yeni dönem hakkaniyet, adalet, insaf ve vicdani değerler üzerinde mi kurulacak. Yoksa yeni dönem gücü elinde bulunduranların hangi güce sahiplerse o gücü güçsüzlere karşı kullandığı bir şekilde mi kurulacak? Kararı verecek olan insanoğludur. İşte onun için bu toplantının teması olarak kabul edilen barışı kuvvetlendirmek, umudu yeşertmek ve adaleti tesis etmek sıradan bir takım görüşleri ifade etmiyor. Tam da insanlığın ihtiyacı olan özellikle gelecek nesiller için ihtiyacı olan üç önemli konuyu ortaya çıkarmış ve bunun etrafında tartışmalarımızı gerçekleştirmiş olacağız. Ümit ediyorum ki bu tartışmalar dünya barışının sağlanmasına vesile olsun. Barışın sağlanması için güçlü temennilerin ötesinde güçlü tekliflerinde gündeme geldiği bir toplantıya şahitlik edelim" diye konuştu. "Parlamenter demokrasi insanlığın çözümü için en önemli araçlardan birisidir" Kurtulmuş, "Bugün dünyada çok büyük kırılmaları hep beraber yaşıyoruz. Alt üst oluşları yaşıyoruz. Dünyada çatışmaların gerilimlerin ülkelerin egemenlik haklarına karşı açık saldırıların, insan topluluklarına karşı soykırım boyutlarına varan insani suçların kolayca işlenmesinin son derece sıradan hale geldiği bir dönemi yaşıyoruz. Ayrıca göçlerin iklim krizlerinin ve özellikle yüksek teknoloji ve yapay zekanın yer yüzündeki bütün telakkileri kökten değiştirdiği bir döneme de şahitlik ediyoruz. Dolayısıyla bu dönem içerisinde eski dönemde var olan alışkanlıklara bakarak sorunları çözmemiz pek mümkün görünmüyor. Eskinin tek kutuplu ve iki kutuplu dünya sistemi çökmüş yerine nasıl bir sistemin geleceği ise henüz meçhuldür. Bunun için hep beraber insanlığın tamamının hayrına olacak görüşleri paylaşmak ve bu görüşlerimizi ciddi bir şekilde ortaklaştırmak durumundayız. Parlamenter demokrasi insanlığın çözümü için en önemli araçlardan birisidir. Burada fikirlerimizi yakınlaştıracağız. Tartışmamızı açık yüreklilikle yapacağız. Birbirimizi ikna etmek için elimizdeki bütün gücü kullanacağız. Daha iyi bir geleceği inşa etmek için hep beraber gayret sarf edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Birleşmiş Milletler gücü elinde bulunduranların yönettiği yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir" BM’nin gücü elinde bulunduran ülkelerin yönettiği kurum haline geldiğini ifade eden Kurtulmuş, "İnsanlığın en müşterek kurumlarından birisi olan Birleşmiş Milletler ne işe yarar. Birleşmiş milletler şahit olduğumuz bu yakın dönemde dünyanın neresinde hangi çatışmayı sonlandıra bilmiş, hangi savaşı sona erdire bilmiştir. Birleşmiş Milletler maalesef gücü elinde bulunduranların istediği şekilde yönettiği yönlendirdiği bir uluslararası kurum haline gelmiştir. Dünyadaki bu çifte standartlar hep beraber şahit olduğumuz insanlık dramlarıyla hepimizin gözüne sokulmaya devam edilmektedir" dedi. "Küresel sistem tam bir çürüme hali içerisindedir" "7 Ekim’in hemen arkasından başlayarak Gazze şeridinde sürdürülen bugünde devam eden soykırım boyutlarına varmış olan İsrail’in saldırganlığı acaba nasıl hani uluslararası kurum eliyle durdurulabilir" diyen Kurtulmuş, "Bütün dünyada buna karşı insanların reaksiyon göstermesine rağmen bu üç yıl içerisinde 75 binden fazla insan öldürülmüş bunlarında yüzde 70’ini kadınlar ve çocuklar teşkil etmiştir. Acaba kim hangi kurumu kullanarak İsrail’in bu soykırımına bir dur diyebilecektir. Aynı şekilde Amerika ve İsrail güçlerinin İran’a saldırısıyla başlayan ve ardından da İran’ın bölgedeki ülkelere yayarak genişlettiği bu savaşı acaba kim nasıl durduracaktır. Bunun için hangi uluslararası kuruluşun gücü ne şekilde tecelli edecek ve istediğimiz sonucu elde edebilecektir. Dünyada kurumlar vardır ama bu kurumlar artık bir fonksiyon icra etmiyor. Bu kurumlar çökmüştür. Dünyada kurallar da vardır. Özellikle Birleşmiş Milletler’in kuruluş felsefesini oluşturan hepimizin bugün de altına imza atacağımız kurallardır. Ancak o kurallar kağıt üzerinde vardır. Kurumların çökmesiyle birlikte kurallar da çökmüştür. Sadece kurallar değil uluslararası ilişkilerin tüm terminolojisi de neredeyse yerle bir olmuş çökmüş bitmiştir. Kısacası küresel sistem tam bir çürüme hali içerisindedir. Bu sistemin bu çürümüşlüğünden kurtulması için olağanüstü çabalara olağanüstü gayretlere ihtiyacımız olduğu aşikardır" ifadelerini kullandı. "İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı" Kurtulmuş, "Uluslararası sistemin dünyadaki bazı olumsuz gelişmeleri nasıl önleyebildiğine iki örnek vermek istiyorum. Bunlardan birisi 1974 yılında Güney Afrika’nın apartheid rejimi dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya alınmıştır. Bugünd e aynı uygulamayı Filistinlilere karşı İsrail uyguluyor. Sadece insanlara karşı bir soykırım gerçekleştirmiyor. Mart ayında alınan bir kararla İsrail parlamentosunun kararıyla Batı Şeria’daki Filistinlilere de ölüm cezası getiriliyor. Yüzde 96’sı askeri kararlar alan, askeri mahkemelerin vereceği ölüm kararları acaba nasıl geçerli olacaktır? Bir ülkede Filistinlilere karşı başka hukuk, İsraillilere karşı başka bir hukuk uygulamak ’apartheid’ değil de nedir? Dün Güney Afrika’ya uygulanan ’apartheid rejimi’ uygulamaları dolayısıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya nasıl alındıysa, bugün de İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve ’apartheid rejimi’ önlenmelidir. İstenirse eli kanlı bir rejim durdurulabilirmiş. Güney Afrika’yı onun için örnek verdim. Sadece son üç yılda Orta Doğu’da egemenlik haklarına saldırıda bulunulan bölge ülkelerini saymaya kalkarsak herhalde çok sayıda ülkeyi dile getireceğiz. Lübnan’ın, Filistin’in, Suriye’in, Yemen’in, Katar’ın, bölge ülkelerinin birçoğunun egemenlik haklarına; Bahreyn’in, Birleşik Arap Emirlikleri’nin haklarına saldırılması kabul edilemeyecek bir durumdur. Her ülke egemenlikle eşit hakka sahiptir. Bunu sağlamak insanlık ailesinin ortak vazifesidir" dedi. Kurtulmuş, "İkincisi 2000 yılında Avusturya da seçimleri aşırı sağcı Haider kazanmıştı. Haider’in kazanmasıyla birlikte Avrupa Birliği ayağa kalktı. Böyle bir faşist Avrupa’da başbakan olamaz diye Avrupa’yı ayağa kaldırdılar. Haider sonunda dayanamadı parti başkanlığından istifa etti ve partisi de hükümetin ortağı olamadı. Demek ki istenirse bir faşist partinin iktidara gelmesine Avrupalı ve batılı güçler tarafından engellenebilirmiş. Bu iki örneği yaşadığımız dönemin sorunlarına çözüm bulabilmek için söyledim. Önümüzdeki dönem giderek daha da zorlaşacak. Hep beraber insanlığın ortak paydasında buluşmak ve kendimiz için istediğimizi bütün insanlar için istemek durumundayız" diye konuştu. "Bazı ülkelerin egemenlikleri çok kuvvetli görülürken bir takım ülkelerinde egemenlikleri söz dahi edilmemektedir" "Bütün evrensel belgelerin iki temel kuralı vardır. Ülkeler egemenlikte eşittir. İnsanlar da yaradılışta eşittir. Hepimiz Adem’in çocukları hepimiz aynı soy ağacının mensuplarıyız" diyen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Bugün dünyadaki en temel problem bazı insanların yukarıda bazı insanların aşağıda telakki edilmesidir. Bazı insanlara yaradılıştan gelen o eşitlik haklarının verilmemiş olmasıdır. Yine bazı ülkelerin egemenlikleri çok kuvvetli görülürken bir takım ülkelerinde egemenlikleri söz dahi edilmemektedir. Sadece son üç yılda Orta Doğu’da egemenlik haklarına saldırıda bulunulan bölge ülkeleri saymaya kalkarsak herhalde çok sayıda ülkeyi dile getireceğiz. Lübnan’ın, Filistin’in, Suriye’nin Yemen’in Katar’ının bölge ülkelerinin birçoğunun egemenlik haklarına saldırılması askında kabul edilemeyecek bir durumdur. Her ülke egemenliğinde eşit hakka sahiptir. Hem umutları yeşertecek hem barışı kuvvetlendirecek hem de adaleti tesis etmek için mücadele ve gayret edeceğiz."
Lise Kış Akademisi’nde 500’ün üzerinde öğrenci kampüste buluştu
07 Şubat 2026 Cumartesi - 13:01 Lise Kış Akademisi’nde 500’ün üzerinde öğrenci kampüste buluştu İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin Lise Kış Akademisi’nde 500’ün üzerinde öğrenci kampüste buluştu. Lise Kış Akademisi, 3-5-6 Şubat tarihlerinde Avcılar kampüsü’nde gerçekleştirildi. Üç ayrı günde yürütülen program kapsamında lise öğrencilerinin kendilerini daha yakından tanımaları, ilgi ve yeteneklerini keşfetmeleri ve gelecek eğitim ile kariyer planlarını daha bilinçli bir şekilde oluşturmaları hedeflendi. Program, toplamda 500’ün üzerinde öğrenciyi kampüste buluşturdu. İGÜ Koçun Olsun - Lise Kış Akademisi, öğrencilerin bireysel özelliklerini bilimsel temelli yöntemlerle değerlendirmeyi ve bu doğrultuda doğru meslek ve bölüm yönelimlerini desteklemeyi amaçladı. Program kapsamında uygulanan Mesleki Yönelim Envanteri ve Hollanda mesleki tercih envanterleri, alanında uzman eğitmenler tarafından yorumlanarak öğrencilerin ilgi alanları, güçlü yönleri ve kişisel eğilimleri doğrultusunda değerlendirildi. Aynı zamanda katılımcıların üniversite ortamını yerinde deneyimlemeleri sağlanarak İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin eğitim-öğretim yaklaşımı ve akademik olanakları hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Programa fen ve anadolu liseleri, mesleki ve teknik anadolu liseleri ile özel okullardan öğrenciler katılım sağladı. Katılımcılar ağırlıklı olarak 11 ve 12. sınıf öğrencileri ile mezunlardan oluşurken, süreç boyunca okullardan gelen psikolojik danışmanlar da öğrencilere eşlik etti. Üniversite Tanıtımı ve Kampüs Deneyimi bir arada sunuldu Kış Akademisi süresince öğrencilerle bilgisayar destekli mesleki test uygulamaları gerçekleştirildi. Test sonuçları bireysel ve grup değerlendirmeleriyle ele alınırken, üniversiteye ve bölümlere ilişkin bilgilendirici tanıtım semineri düzenlendi. Bunun yanı sıra kampüs, kütüphane ve sosyal alanları kapsayan üniversite gezileriyle öğrencilerin üniversite yaşamına dair farkındalık kazanmaları hedeflendi. Tüm içerikler, öğrencilerin kendilerini tanımalarını ve gelecek planlarını şekillendirmelerini destekleyecek şekilde yapılandırıldı. Eğitim süreci uzman kadro ile yürütüldü Program kapsamındaki eğitimler ve test uygulamaları, psikologlar ve psikolojik danışmanlar tarafından yürütüldü. Süreç boyunca alanında deneyimli eğitmenler ve rehberlik ekibi öğrencilere birebir destek sağladı. İGÜ Koçun Olsun - Lise Kış Akademisi, lise öğrencilerinin üniversiteye geçiş sürecinde doğru yönlendirme ile buluşmasını hedefleyen bir rehberlik modeli olarak hayata geçirildi. İstanbul Gelişim Üniversitesi, bu program aracılığıyla öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini erken dönemde fark etmelerine imkan tanırken, üniversite ortamını deneyimleyerek bilinçli eğitim tercihleri yapmalarını desteklemeyi amaçladı.
Vodafone, şebeke servislerinde yeni nesil otomasyon platformunu devreye alıyor
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:49 Vodafone, şebeke servislerinde yeni nesil otomasyon platformunu devreye alıyor Vodafone, 5G ve yeni nesil dijital şebeke mimarilerinin gerektirdiği hız, tutarlılık ve ölçeklenebilirliği sağlamak üzere önemli şebeke uygulamalarını tek bir orkestrasyon deneyiminde birleştiren yeni nesil otomasyon platformu Horizon’ı hayata geçirdi. Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, şebeke operasyonlarında yıllar içinde farklı ekipler tarafından geliştirilen dağınık uygulamaları yeniden kullanılabilir otomasyon modüllerine dönüştüren Horizon platformunu devreye aldı. Yerli teknoloji şirketi TechNarts iş birliğiyle geliştirilen Horizon; yazılım tanımlı ağ (SDN) farkındalığı, uygulama programlama arayüzü (API) tabanlı orkestrasyon yetenekleri ve merkezi yürütme kabiliyetiyle, mevcut altyapılar ile geleceğin dijital şebeke mimarilerini aynı çatı altında buluşturarak, mobil ve sabit IP omurga ağında, şebeke güvenliğinde, veri merkezi ve telco bulut ortamlarında uçtan uca operasyonel bütünlük sağlıyor. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Yago Lopez, "Geleceğin bağlantı teknolojileri yalnızca güçlü altyapılar değil, aynı zamanda akıllı, esnek ve yazılım odaklı operasyonel kabiliyetler gerektiriyor. Horizon ile operasyonlarımızı bağımsız çözümlerden bütüncül bir orkestrasyon yaklaşımına taşıdık. Yerli iş ortağımız TechNarts ile geliştirdiğimiz bu platform, mevcut ağlarımızı daha verimli yönetmemizi sağlarken, 5G ve ötesi için ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve geleceğe hazır bir operasyonel temel oluşturuyor" dedi. TechNarts Kurucu Genel Müdürü ve Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) Yönetim Kurulu Üyesi Taha Yaycı da şöyle konuştu: "Vodafone Türkiye’nin, tamamen yerli olarak geliştirilen yazılım ürünlerini, kendi şebeke ekosistemlerine entegre etme yaklaşımı; ulusal haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik güçlü bir kararlılığı ortaya koymaktadır. Horizon, küresel operatörler ile yerli teknoloji sağlayıcıları arasındaki iş birliğinin, ölçeklenebilir, güvenli ve geleceğe hazır platformların ortaya çıkmasını nasıl mümkün kıldığını göstermektedir. HTK ekosistemi içinde faaliyet gösteren bir şirket olarak TechNarts, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedeflerini destekleyen ve teknolojik bağımsızlığı güçlendiren yerli yazılım çözümlerine yatırım yapmaya kararlılıkla devam etmektedir." Cisco CNC ile operasyonel SDN entegrasyonu Yapılan açıklmaya göre Horizon, Türkiye’de ilk kez Cisco Crosswork Network Controller (CNC) ile doğrudan operasyonel entegrasyon sağlayan platform olma özelliğini taşıyor. Bu entegrasyon sayesinde gerçek zamanlı topoloji bilgisi, cihaz durumu ve kontrolcü zekâsı günlük operasyonel iş akışlarının doğal bir parçası haline geliyor. Orkestrasyon kararları hem SDN kontrolcü verileri hem de geleneksel operasyonel mantıkla birlikte değerlendirilerek daha akıllı ve bağlama duyarlı hale getiriliyor. Veri merkezinden IP omurga şebekesine kadar uçtan uca otomasyon Açıklamaya göre Horizon, Ansible Tower entegrasyonu sayesinde veri merkezi operasyonlarını mobil ve sabit omurga operasyonlarıyla birlikte tek bir orkestrasyon çatısı altında yönetebiliyor. Provizyon, konfigürasyon ve doğrulama adımları yapılandırılmış ve tekrar kullanılabilir hatlar üzerinden yürütülürken; izleme, envanter, güvenlik ve kimlik sistemleri de platformla entegre çalışıyor. Bu yapı, farklı teknoloji katmanlarının birbirinden kopuk değil, birlikte çalışan bir otomasyon ekosistemi olarak yönetilmesini sağlıyor. Periyodik çalışan 86 bin farklı aktiviteyi otomatize ederek, operasyonel kabiliyeti yüzde 30’a kadar artırıyor. Operatör odaklı, geleceğe hazır platform Gerçek mühendislik çalışma biçimleri dikkate alınarak tasarlanan Horizon; özelleştirilebilir panolar, on-call (çağrı üzerine çalışan) ekranları, farklı ekip ihtiyaçlarına göre uyarlanabilen arayüzler ve tekdüzen kaynak konum belirleyici (URL) tetiklemeli otomasyon pencereleriyle operatör odaklı ve kolay uygulanabilir bir deneyim sunuyor. Vodafone Türkiye’nin şebeke operasyonlarının temel otomasyon katmanı olarak konumlanan Horizon, yapay zekâ destekli operasyonlar ve yeni nesil şebeke mimarileri için de güçlü ve sürdürülebilir bir zemin oluşturuyor.
Limak Filarmoni Orkestrası’ndan Ankara ve İstanbul’da iki konser
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:32 Limak Filarmoni Orkestrası’ndan Ankara ve İstanbul’da iki konser Limak Filarmoni Orkestrası, Limak Holding’in 50’nci kuruluş yılına özel olarak düzenlenen yeni yıl konserleri kapsamında Ankara ve İstanbul’da sanatseverlerle buluştu. Limak Vakfı tarafından çok sesli müziği geniş kitlelerle buluşturmak amacıyla kurulan ve dokuzuncu yaşını kutlayan Limak Filarmoni Orkestrası, 50’nci yıl konserleri kapsamında operanın en seçkin isimlerini Türkiye’de ağırladı. Ankara Congresium ve İstanbul Zorlu PSM’de gerçekleşen konserler; iş, bürokrasi, sanat ve medya dünyasından davetlilerin yanı sıra klasik müzik tutkunlarını bir araya getirdi. Opera ve senfonik repertuvardaki güçlü yorumlarıyla tanınan Mikhail Agrest yönetimindeki orkestra, iki gecede de izleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Konserlerde mühendis kızlardan anlamlı açılış Ankara ve İstanbul’da düzenlenen konserlerin açılışında, Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) programından yararlanan genç kadınlar sahneye çıkarak programın hayatlarında oluşturduğu etkiyi izleyicilerle paylaştı. İstanbul konserinde, vakıf tarafından 11 yıldır yürütülen Türkiye’nin Mühendis Kızları programının mezunlarından Gizem Feyyadoğlu açılış konuşmasını yaptı. Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu Feyyadoğlu, konuşmasında Türkiye’nin Mühendis Kızları’nın kendisi için yalnızca bir eğitim programı değil; özgüven, dayanışma ve aidiyet duygusuyla büyüyen bir yolculuk olduğunu vurgulayarak, "Bugün burada mezun bir mühendis olarak durabiliyorsam, bu bana inanan, yoluma eşlik eden bu büyük ailenin sayesinde" ifadelerini kullandı. İki şehirde ayakta alkışlandı Konserlerin ilk bölümünde opera repertuvarının klasikleşmiş eserleri öne çıktı. Murat Karahan, Puccini’nin La Fanciulla del West operasından seslendirdiği Ch’ella mi creda libero aryası ile Nino Rota’nın Parla più piano yorumunda güçlü dramatik yorumu ve sahne hâkimiyetiyle dikkat çekerken; Angela Gheorghiu, Handel’in Rinaldo operasından aryalar ve Bizet’nin Carmen’inden seçkilerdeki zarif yorumu ve vokal derinliğiyle büyük beğeni topladı. Konserin devamında repertuvar, klasik çizgiden çağdaş ve popüler eserlere uzandı. Gheorghiu’nun yorumladığı Somewhere Over the Rainbow eseri salonda sıcak ve evrensel bir etki oluştururken; Karahan, Nathalie ile Akdeniz coğrafyasının renklerini sahneye taşıdı. Programda ayrıca Rodrigo’nun Concierto de Aranjuezi orkestranın yorumu ile seslendirilerek gecenin dikkat çeken anlarından biri oldu. Gheorghiu ve Karahan’ın birlikte seslendirdiği Non ti scordar di me yorumu ise gecenin hafızalarda kalan anları arasında yer aldı. Gecenin kapanışı, Murat Karahan ve Angela Gheorghiu’nun birlikte seslendirdiği Yaralı Gönül eseriyle yapıldı. İzleyicilerin tempoyla eşlik ettiği unutulmaz performans, konserin en enerjik ve coşkulu anlarından biri olarak uzun süre ayakta alkışlandı. Konserlerin geliri mühendis kızlara Vakıf, tüm konserlerinde olduğu gibi bu yılki konserlerin de tüm gelirini Türkiye’deki en güçlü eğitime destek programlarından biri olan ve 11 yıldır aralıksız sürdürülen ‘Türkiye’nin Mühendis Kızları’ projesine aktarıyor. Sahnede başlayan etki, salonun ötesine taşınıyor Limak Filarmoni Orkestrası’nın, sanat ve toplumsal faydayı aynı zeminde buluşturduğunu vurgulayan Limak Şirketler Grubu ve Limak Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, şu ifadeleri kullandı: "Şirket olarak yarım asırlık bir yolu geride bırakırken, bugün bizim için en büyük değer; yaptığımız her işin merkezine insanı ve toplumsal faydayı yerleştirebilmek. Limak Filarmoni Orkestrası da bu anlayışın, yıllar içinde büyüyerek güçlenen en anlamlı örneklerinden biri. Sanatın birleştirici gücüyle binlerce insanı aynı salonda buluştururken, bu buluşmayı genç kadınların eğitim yolculuğuna dokunan bir faydayla taçlandırmak bizim için hem önemli bir sorumluluk hem de büyük bir gurur kaynağı. Bu konserlerde sahnede yalnızca müzik yok; umut, emek ve dayanışma da paylaşılıyor. Konserlerin tüm gelirinin Türkiye’nin Mühendis Kızları programına aktarılması, sanat ile eğitimi aynı hedef etrafında buluşturduğumuz çok kıymetli bir birlikteliği temsil ediyor. Sahnede başlayan etki, salonun kapıları kapandıktan sonra da devam ediyor; çünkü yolculuğumuz, sahnede olanlarla birlikte salonu dolduran herkesin katkısıyla büyüyor. Bu anlamlı yolculuğun her adımında emeği olan Filarmoni Orkestrası’nın değerli sanatçılarına, orkestra şefi Mikhail Agrest’e, sahnedeki performanslarıyla unutulmaz anlar yaşatan Murat Karahan ve Angela Gheorghiu’ya ve salonları doldurarak bu hikâyeye ortak olan tüm sanatseverlere gönülden teşekkür ediyorum."
Esenyurt’ta iş yerini kurşunlayan 2 şüpheli tutuklandı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:26 Esenyurt’ta iş yerini kurşunlayan 2 şüpheli tutuklandı İstanbul Esenyurt’ta bir iş yerine yönelik silahlı saldırıyla ilgili gözaltına alınan 2 şüpheli, sevk edildikleri mahkemece tutuklanırken, silahlı saldırının gerçekleştiği anların güvenlik kamera görüntüsü ortaya çıktı. Olay, 30 Ocak 2026 tarihinde Esenyurt Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan bir iş yerinde meydana geldi. Edilen bilgiye göre gece saat 03.00 sıralarında sokak üzerinde silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine adrese polis ekipleri sevk edildi. İş yerine yönelik gerçekleşen silahlı saldırı sonrası polis ekipleri olay yerinde ve çevresinde bulunan güvenlik kameralarını inceledi. Güvenlik kameralarını inceleyen ekipler şahısların kimliklerini tespit etti. Olayı gerçekleştiren M.S. ile olay anında gözcülük yaptığı tespit edilen M.Ü., yakalanarak gözaltına alındı. Saldırı anı kameraya yansıdı Gerçekleşen silahlı saldırı olayında şahsın iş yerinin önüne yaya olarak geldiği ve olayı gerçekleştirdikten sonra silahlı kaçarken yere attığı öğrenildi. İş yerine yönelik yapılan silahlı saldırı anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde şüphelinin sokak üzerinde iş yerine doğru yürüdüğü, silahla iş yerine ateş açtıktan sonra koşarak bölgeden uzaklaştığı görülüyor. Olayla ilgili gözaltına alınan şüpheliler M.S. ile M.Ü., emniyetteki işlemlerinin ardından ’Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma’, ’Mala Zarar Verme’ ve ’6136 Sayılı Kanuna Muhalefet’ suçlarından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Fatih’te silahlı banka soygunu: Gaspçının düşürdüğü 80 bin lirayı vatandaş bankaya teslim etti
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:50 Fatih’te silahlı banka soygunu: Gaspçının düşürdüğü 80 bin lirayı vatandaş bankaya teslim etti İstanbul Fatih’te bir banka şubesine silahla giren şüpheli, 112 bin lirayı gasbederek kaçtı. Kaçış sırasında bir vatandaşa çarpan şüpheli, paranın bir kısmını yere düşürdü. Düşürülen yaklaşık 80 bin lirayı toplayan vatandaş, parayı bankaya teslim etti. Olay, saat 17.00 sıralarında Fatih Hacı Kadın Mahallesi Atatürk Bulvarı üzerinde bulunan bir banka şubesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bankaya giren silahlı şahıs, çalışanları tehdit ederek bir miktar parayı aldıktan sonra hızla olay yerinden uzaklaştı. Kaçtığı sırada bir vatandaşa çarpan şüpheli, yanında bulunan paranın bir kısmını yere düşürdü. Çarpılan vatandaş, yerdeki paraları toplayarak bankaya geri götürdü. Banka yetkililerine teslim edilen paranın yaklaşık 80 bin lira olduğu öğrenildi. Banka çalışanları tarafından yapılan kontrollerde ise toplamda 112 bin liranın gasbedildiği, 32 bin liranın eksik olduğu belirlendi. Parayı bankaya teslim eden ve olaya tanıklık eden Kani Yankaçar, yaşadığı anları anlattı. Yankaçar, "Arka tarafta bulunurken, hırsız koşmaya başlamış. Olaydan bir haberim yokken gelişti, tamamen tesadüf tamamen. Koşuyordu, zaten koşarken dönmesi ile ben bağırdım, seslendim. "hop birader" diye. O panik yaptı ve korktu. Parayı demirin oraya taktı ve yırtıldı. Yırtılınca bende banknotları aldım. Silahını görmedim. Koşarken bir yandan da tutmaya çalışıyordu, muhtemelen cebindeydi. Sağ taraftan Süleymaniye tarafından çıktı gitti" dedi.
Büyükçekmece’de depremde yıkılma riski yüksek 2 binada kentsel dönüşüm
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:49 Büyükçekmece’de depremde yıkılma riski yüksek 2 binada kentsel dönüşüm İstanbul’da beklenen büyük depreme karşı hazırlık çalışmaları kapsamında Büyükçekmece ilçesinde 40 yıllık depremde yıkılma riski bulunan 16 bağımsız bölümden oluşan 2 bina, Büyükçekmece Belediyesi desteğiyle kentsel dönüşüm çalışması kapsamında yıkıldı. Muhtemel büyük Marmara Depremi gündemdeki yerini korurken İstanbul’un birçok ilçesinde kentsel dönüşüm ve afet çalışmalarıyla kurumlar ve vatandaşlar tarafından hazırlıklar sürüyor. Büyükçekmece Belediyesi tarafından ilçe genelinde devam eden kentsel dönüşüm çalışmaları bugünde Atatürk Mahallesi’nde devam etti. 1986 yılında yapılan 2 ayrı binadan oluşan 16 bağımsız bölüme sahip yapıların kentsel dönüşüm çalışması kapsamında yıkım işlemleri bugün başladı. Büyükçekmece Belediyesi katkılarıyla başlayan çalışmalara, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi ve çok sayıda belediyede görevli isimler katıldı. Başkanvekilleri, yıkım ekipleri tarafından bilgilendirildi. Yıktırılan 2 binanın ‘hızlı tarama tespit’ çalışmalarında yüksek riskli olan D sınıfında çıktıkları öğrenildi. Yıkım çalışmaları öncesinde yaptığı açıklamada kentsel dönüşüm çalışmalarında vatandaşların yanında olduklarını dile getiren Aslan, "Daire 3 metre küçük oluyor, 5 metre küçük oluyor onun için ben kayba uğruyorum bu yüzden imza atmak istemiyorum, kentsel dönüşüme yenilemeye girmek istemiyorum demeyin. Ne olur 1 tane can için bütün gözyaşlarını akıtmayalım. Gelin hep beraber alanının küçülmesi ve ya büyümesine bakmadan, İstanbul’da bir afet anında bir can kaybı bile yaşanmasına izin vermeyecek şekilde el birliği ile hareket edelim. Daha güvenli yeni binalarda oturalım. Bu bizim hakkımız" dedi. Kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında bilgilere veren Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "Yapım yılı 1986 bu binanın. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin her apartmanda yaptığı hızlı tarama testinde binanın yüksek riskli bina sınıfında olduğu tespiti yapılmış. Bundan sonra kat malikleri ile belediyemiz bir araya gelerek kentsel dönüşüm sürecini başlattık. Sürecin tamamlanmasından sonra bugün yıkım için bir aradayız. Yıkımdan sonra burada kapalı otoparkı olan yeşil alanları olan toplam 24 bağımsız bölüm planlanmaktadır. Yine burası devletimizin verdiği ‘Yarısı bizden Kampanyası’ndan faydalanacaktır. Bu kampanya kapsamında vatandaşlarımızın kullanma imkanı olacaktır. Hayırlı olsun" diye konuştu.
Türk takımları, Euroleague’de çift maç haftasını kayıpsız geçti
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:20 Türk takımları, Euroleague’de çift maç haftasını kayıpsız geçti Euroleague’de çift maç haftasında Türk takımları Fenerbahçe Beko ile A. Efes, oynadığı 4 müsabakayı da kazandı. Euroleague’de çift maç haftası dün oynanan 27. hafta karşılaşmalarıyla sona erdi. Bu hafta Türk takımları oynadığı 4 karşılaşmadan da galip ayrıldı. Son dönemde kötü günler geçiren A. Efes, Valencia Basket ve Zalgiris Kaunas’ı mağlup ederken, Fenerbahçe de Barcelona ve Paris Basketball’u yendi. Türk Başantrenör Ergin Ataman’ın çalıştırdığı Yunan ekibi Panathinaikos ise Real Madrid’e karşı parkeden galip ayrılırken, Partizan’a kaybetti. Fenerbahçe liderliğini sürdürdü Euroleague’de 27. haftada geride kalırken, 1 maçı eksik olan Fenerbahçe liderliğini sürdürdü. Ligde 19 galibiyeti bulunan sarı-lacivertlileri, 17’şer galibiyet olan Olympiakos, Valencia Basket ve Barcelona takip etti. Bu hafta Efes 8 galibiyetle 19. sırada haftayı tamamlarken, 7 galibiyeti olan ASVEL ise son sırada bulunuyor. Euroleague’de 27. haftanın toplu sonuçları şöyle: Dubai Basketball: 93 - Real Madrid: 85 Hapoel Tel Aviv: 99 - Valencia Basket: 104 Bayern Münih: 91 - Monaco: 82 Partizan: 78 - Panathinaikos: 62 Paris Basketball: 90 - Fenerbahçe: 92 Anadolu Efes: 92 - Zalgiris Kaunas: 82 Asvel: 76 - Olimpia Milano: 77 Kızılyıldız: 82 - Maccabi Tel Aviv: 83 Olympiakos: 109 - Virtus Bologna: 77 Baskonia: 91 - Barcelona: 97