Yerel Haberler
İstanbul
Çıkan tartışmada damadını öldüren kavınvalide ve kızı adliyeye sevk edildi 07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:15:36 İstanbul’un Kağıthane ilçesinde kızını silahla yaralayan damadını bıçaklayarak öldüren kavınvalide ve kızı adliyeye sevk edildi. Kadının ifadesinde çocuklarını ve torununu korumak için müdahalede bulunduğunu söylediği öğrenildi. Olay, dün saat 15.30 sıralarında Kağıthane ilçesi Çeliktepe Mahallesi’nde meydana gelmişti. İddiaya göre hakkında uzaklaştırma kararı bulunan Rüzgar E. (33), boşanma aşamasındaki eşi Nurşin E.’nin (26) evine gelmişti. Çıkan tartışmada Rüzgar E. yanındaki ruhsatsız tabancayla eşine ateş etmiş, açılan ateş sonucu Nurşin E. boyun, yanak ve çene kısmından yaralanmıştı. Silahlı saldırının ardından evde bulunan baldızı Betül E. (32) ile kayınvalidesi Delal A.’yı (58) de darbetmeye başlayan Rüzgar E. ile aile arasında arbede çıkmıştı. Kavganın büyümesi üzerine mutfaktan aldığı bıçakla damadına müdahale eden Delal A., Rüzgar E.’yi göğsünden bıçaklamıştı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, sağlık ekiplerinin yaptığı incelemede Rüzgar E.’nin hayatını kaybettiği belirlenmişti. Ağır yaralanan Nurşin E. ise, yapılan ilk müdahalenin ardından Seyrantepe Hamidiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alınmıştı. Polis ekiplerinin olay yerinde yaptığı incelemelerde saldırıda kullanıldığı değerlendirilen ruhsatsız tabanca evde bulunmuş, yapılan çalışmalarda Rüzgar E.’nin ’tehdit’, ’hakaret’ ve ’mala zarar verme’ suçlarından, Nurşin E.’nin ise ’tehdit’ ve ’hakaret’ suçlarından sabıka kaydı olduğu belirlenmişti. Delal A. ve kızı Betül E., polis ekipleri tarafından gözaltına alınmıştı. Kayınvalide ve kızı adliyeye sevk edildi Olay öncesinde Rüzgar E.’nin Nurşin E.’ye tehdit mesajları attığı da öğrenildi. Silahla vurulması sonucu yaralanan Nurşin E.’nin sağlık durumunun iyiye gittiği öğrenildi. Gözaltına alınan kayınvalide Delal A. ise, polis ekiplerine verdiği ilk beyanında çıkan arbedede kızlarını ve torununu korumak için bıçakla müdahalede bulunduğunu söyledi. Betül E. ve anne Delal A., emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:15 Hakan Bucak Gayrimenkul ‘Marinada Residence’ projesini tanıttı Hakan Bucak Gayrimenkul, İstanbul’un merkezinde marina yaşamını üst segment konut deneyimiyle buluşturan Marinada Residence projesini tanıttı. Sınırlı sayıda bağımsız bölümden oluşan proje, lokasyonu ve sunduğu yaşam standardıyla öne çıkıyor. Hakan Bucak Gayrimenkul, Ataköy Marina’da konumlanan Marinada Residence projesini tanıttı. Marina, otel, restoranlar ve sosyal alanlarla bütünleşen bir yaşam çevresinin parçası olarak konumlanan proje, denizle kurulan ilişkinin günlük hayatın doğal bir parçası haline geldiği seçili adreslerden biri olarak öne çıkıyor. Açıklamaya göre, toplam 72 konut ve 3 ticari üniteden oluşan Marinada Residence, sınırlı arzı, düşük yoğunluklu yerleşim anlayışı ve geniş metrekareli daire tipleriyle öne çıkıyor. 1+1’den penthouse’a uzanan farklı tipolojilerdeki daireler, geniş yaşam alanları ve seçili ünitelerde öne çıkan deniz ve marina manzarasıyla bulunduğu segmentte farklılaşıyor. Proje, Ataköy Marina içindeki konumuyla sahil hattı, sosyal yaşam alanları ve seçkin çevresiyle bütünleşen bir yaşam kurgusu sunuyor. Proje, şehrin merkezinde yer alırken ana ulaşım akslarına yakınlığıyla da günlük yaşamda önemli bir kolaylık sağlıyor. Bu yönüyle denizle kurulan güçlü bağ ile şehir hayatının dinamizmi arasında dengeli bir yaşam sunuyor. Projenin mimari tasarımı Tabanlıoğlu Mimarlık imzası taşıyor. Deniz odaklı yerleşim anlayışı, malzeme kalitesi ve detay çözümleriyle öne çıkan proje, yüksek yoğunluklu konut anlayışından ayrışarak daha seçili ve rafine bir yaşam kurgusu ortaya koyuyor. Güncel yönetmeliklere uygun mühendislik yaklaşımı ve güçlü teknik altyapısıyla proje, sunduğu yaşam standardını güven boyutuyla da destekliyor. "Toplam projenin değeri 250 milyon dolar" Hakan Bucak Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Bucak, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Proje Ataköy Marina’da yer alıyor, denize sıfır konumda. Daireler 1+1’den penthouse’a kadar değişiyor. 1+1, 5+1 arasında daire tiplerimiz var, 72 dairenin tipleri de birbirinden farklı. 5+1 villa da var, normal 5+1 flat daire de var. 1+1 dairenin metrekaresi 202 metrekareden başlıyor, brüt bin 260 metrekareye kadar giden bir penthouse dairemiz de var. 72 rezidansın 20 tanesi satıldı, ilk lansmanla beraber. Artık 52 tane dairenin satışıyla operatif olarak ilgileneceğiz. Lüks gayrimenkul yatırımcısı tarafından yoğun bir talep var. Direkt anahtar alıp oturabileceğiniz bir proje. Dolayısıyla satış operasyonu başlattık diyebiliriz. Projenin toplam değeri 250 milyon dolar, şu an satışta kalan stokun değeri 175 milyon dolar" şeklinde konuştu. "Yabancı yatırımcı şu an yüzde 25’imizi kapsıyor" Bucak, sözlerine şöyle devam etti: "Yabancı yatırımcı şu an yüzde 25’imizi kapsıyor, özellikle Orta Doğu’daki savaştan sonra yabancıların ilgisini sahada çok ciddi anlamda görmeye başladık. Körfez ve İranlı yatırımcılar, özellikle Dubai’de yaşayan expatlar şu anda Türkiye’ye gelmeye başladılar. Şu an çok yoğun olmasa da geçmişe nazaran, 3 ay öncesine nazaran iki kat bir talep görüyoruz. Ama toplam projede yüzde 25 yabancı yatırımcı yüzde 75 yerli yatırımcı olarak tamamlayabiliriz. Buranın metrekare fiyatı 9 bin 500 dolar bandına geliyor. Fiyatlarımız deniz kenarı projelere göre orantılı" ifadelerini kullandı. "Projemiz sadece konut değil yaşam deneyimi sunuyor" Hakan Bucak Gayrimenkul Genel Müdürü Levent Deveci ise "Marinada Residence, düşük yoğunluklu yerleşim anlayışıyla planlanmış, geniş metrekareli daire seçenekleri sunan bir proje. Seçili ünitelerde öne çıkan deniz ve marina manzarası, güçlü mimari altyapısı ve yüksek malzeme kalitesiyle bulunduğu segmentte ayrışıyor. Marina, otel, restoranlar ve sosyal alanlarla birlikte çalışan yapısı sayesinde kullanıcılarına yalnızca bir konut değil, günün farklı anlarına yayılan bir yaşam deneyimi sunuyor. Bu bütüncül yapı, projeyi hem kullanım hem de değer perspektifinde güçlü bir noktaya taşıyor" dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:10 MİT görevlisi yalanıyla 10 milyonluk dolandırıcılık yapan 3 şahıs yakalandı İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güven Timleri Şube Müdürlüğü ekiplerince Sultangazi’de gerçekleştirilen uygulamada, kendilerini MİT görevlisi olarak tanıtarak bir kadını yaklaşık 10 milyon TL dolandırdığı belirlenen 3 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin üzerinden 155 gram altın ile 19 bin 800 dolar çıktı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güven Timleri Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından, 2 Nisan tarihinde saat 17.00 sıralarında Sultangazi ilçesi Esentepe Mahallesi’nde gerçekleştirilen uygulama sırasında durumundan şüphelenilen 3 kişi durduruldu. Yapılan incelemelerde kimlik bilgileri belirlenen Ö.S. (21), Y.E.G. (18) ve M.T.’nin (21) üstü arandı. Aramalarda 155 gram altın ile 19 bin 800 dolar ele geçirildi. Altın ve paraların arasında bulunan dekontun incelenmesi sonucu M.A. (53) isimli kadının adına ulaşıldı. M.A. ile yapılan görüşmede, kendisini MİT görevlisi olarak tanıtan şahıslar tarafından hakkında terör soruşturması bulunduğu yönünde kandırıldığı, bu kapsamda 7 Mart tarihinden 2 Nisan tarihine kadar yaklaşık 10 milyon TL değerindeki altın ve dövizi şüphelilere teslim ettiği öğrenildi. Yapılan çalışmalarda, şüphelilerin üzerinden çıkan 155 gram altın ve 19 bin 800 doların, M.A. tarafından aynı gün Şişli Maçka Parkı civarında kendilerini MİT görevlisi olarak tanıtan şahıslara verildiği belirlendi. Uygulama noktasında yakalanan şüpheliler gözaltına alınırken, ele geçirilen altın ve döviz muhafaza altına alındı. ’Nitelikli dolandırıcılık’ suçundan haklarında işlem yapılan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:08 Gaziosmanpaşa’da "petshopta yıkanan köpeğin ihmalden öldüğü" iddiası Gaziosmanpaşa’da köpeğini petshopa yıkamak için götüren Saliha Ahsen İl, köpeğinin yıkanırken boynuna ip dolandığını ve ihmal sonucu öldüğünü öne sürerek işletmeden şikayetçi oldu. Edinilen bilgiye göre olay 1 Mayıs günü Gaziosmanpaşa’da bulunan Huinan Petshop’ta meydana geldi. 25 yaşındaki Saliha Ahsen İl, Bony isimli köpeğini yıkatmak için bir petshopa götürdü. İddiaya göre, yıkatma işlemi sırasında köpeğin boynu gergin iple sabitlendi. Köpeğin ipten kurtulmaya çalıştığı ancak buna rağmen boyun bölgesine baskı uygulanmaya devam edildiği öne sürüldü. Kurutma işlemleri sırasında da boynundan gergin bir iple bağlandığını iddia edilen köpek, bir süre sonra fenalaştı. Köpeğini bıraktıktan sonra oradan ayrılan Saliha Ahsen İl, daha sonra petshoptan köpeğinin fenalaştığını ve köpeğini veterinere götürüldüğünü öğrendi. Bunun üzerine veterinere giden Saliha Ahsen İl, veterinere gittiğinde köpeğinin öldüğünü öğrendi. Durumu yakınlarına haber veren Salih Ahsen İl fenalaştı. Bunun üzerine güvenlik kameralarını inceleyen Salih Ahsen İl, köpeğinin boğazında olan ipin köpeğe zarar vererek ölümüne neden olduğunu iddia etti. Saliha Ahsen İl, petshoptan şikayetçi oldu. "Beni arayıp ‘Bony bayıldı, bir üst sokaktaki veterinere götürüyoruz’ dediler" Yaşadıklarını anlatan Saliha Ahsen İl, "Köpeğim Bonnie’yi Gaziosmanpaşa’da bulunan Huinan Pet Shop pet kuaförüne götürüyorum. Bony her zaman heyecanlı bir köpek olduğu için beni görünce heyecanlanıyor, tıraş olmakta zorlanıyor. O yüzden ben de bir üst caddede bir kafede oturuyorum. Yaklaşık 1 saat 25 dakika sonra pet shopa mesaj attım. ’Bony’nin durumu nasıl, geleyim mi? Müsait mi?’ diye. İki dakika sonra farklı bir numaradan aranıp ’Bony bayıldı, bir üst sokaktaki veterinere götürüyoruz’ diyorlar. Veterinere gittiğimde zaten köpeğimin cansız bedeniyle karşılaşıyorum. Kimlikteki vasisi olan eniştemi aradım. Kendim bilincim yerinde olmadığı için eniştem Bony’nin yanına gidiyor. Durumu nasıl oldu öğrenmeye çalışıyor" dedi. "Hiçbir problemi yoktu, ne kalp sorunu vardı ne astım sorunu vardı" Köpeğini her zaman yıkayan aynı kişi olmadığını iddia eden Saliha Ahsen İl, "Ailem de beni aradı. Köpeğin sağlıklı olduğunu daha önce bir şeyinin olmadığını söyledi. Hiçbir problemi yoktu. Doğduğundan beri ne kalp sorunu vardı ne astım sorunu vardı. Zaten daha 2-3 hafta önce son bir kontrole götürmüştüm onu; bir problemi var mı yok mu diye. Sonra içimize bir şüphe düştü, videoları istedik. Videoları istediğimiz zaman köpeğimi her zaman traş eden kişinin değil de orada ilk defa gördüğüm, hatta gittiğimde bile görmediğim birinin yıkadığını ve kuruladığını gördüm. Kurulama esnasındaki boğazındaki ip o kadar gergin ki. Yıkarken zaten iki kere ip takılıyor" şeklinde konuştu. "İki kere ip takılıyor, baskı uygulanıyor ve orada nefessiz kaldığı çok bariz bir şekilde çok belli" Köpeğine yıkama yapıldığı esnada hassas davranılmadığını öne süren Saliha Ahsen İl, "Ağlıyor, iki kere ip takılıyor ama tekrardan takılıp boğazına tekrar bir baskı uygulanıyor ve orada nefessiz kaldığı çok bariz bir şekilde çok belli. Benim aşkım galiba orada çok zorlanmış. Sonra kurutma aşamasına geçildiğinde tekrar boğazında bir bağlanmış. Videoda aynı zamanda başka bir kişi de başka bir köpeği kucağında kurutuyor. Benim bebeğimin boğazındaki ip çok gergin ve kurutulurken asla bir tepkisi yok ve bacakları aşağıya doğru salınmış bir şekilde. Çünkü bilinci yerinde değil, hiç yerinde değil. Kendi ellerimle gömdüm. O daha üç yaşında bir bebekti. Ben gerekli yerlere şikayetimi de yaptım, yapmaya da devam ediyorum" ifadelerini kullandı.
Bakırköy’de Özbekistan Devlet Okulu’nun yapıma yönelik tören düzenlendi
29 Ocak 2026 Perşembe - 20:36 Bakırköy’de Özbekistan Devlet Okulu’nun yapıma yönelik tören düzenlendi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in video konferans yöntemiyle katılımıyla, İstanbul Bakırköy’de, Özbekistan Devlet Okulu’nun yapımına yönelik işe başlama töreni düzenlendi. Türkiye Cumhuriyeti ile Özbekistan Cumhuriyeti arasında karşılıklı eğitim kurumu açmak amacıyla, iki ülkenin Milli Eğitim Bakanları tarafından 1 Kasım 2025 tarihinde Arsa Tahsis Protokolü imzalanarak taşınmazların tahsisleri yapıldı. Bu çerçevede, Özbekistan Cumhuriyeti Taşkent Şehri, Şeyhantahur ilçesi, Kohota Mahallesi bulunan alanı Türkiye’ye tahsis ederken, binanın Mülkiyeti Özbekistan Cumhuriyeti’nde kalmak kaydıyla intifa hakkı Türkiye Cumhuriyeti’ne süresiz ve bedelsiz olarak verildi. Buna karşılık olarak Türkiye tarafından da İstanbul Bakırköy, Ataköy 7.8.9.10. Kısım Mahallesi’nde Bakırköy Özyazıcı Engelliler Ortaokulu bahçesindeki taşınmaz binanın mülkiyeti Türkiye Cumhuriyeti’nde kalmak ve bedelsiz olarak verilmek kaydıyla Özbekistan Cumhuriyeti’ne tahsis edildi. Bakırköy’de inşaası planlanan okulun yapımına yönelik işe başlama töreni, Bakırköy Özyazıcı Engelliler Ortaokulu bahçesinde düzenlenen programla yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden video konferans yöntemiyle törene katıldı. Törene Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Muhammet Bilal Macit, İstanbul Valisi Davut Gül, Özbekistan Cumhuriyeti Eğitim Bakanı Ezazhan Kerimova, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Özbekistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Sherzod Abdunazarov ve birçok davetli katıldı. Tören öncesi Özbek sanatçı Lola Ahmedova davetlilere konser verdi. Saygı duruşu ve iki ülkenin milli marşlarının okunmasının ardından tören başladı. Çocukların temel taşı örtüsünü kaldırmalarıyla işe başlama töreni sona erdi.
Serdal Adalı: "Minimum 4 oyuncu daha transfer etme amacımız var"
29 Ocak 2026 Perşembe - 17:49 Serdal Adalı: "Minimum 4 oyuncu daha transfer etme amacımız var" Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, Yasin Özcan transferi hariç minimum 4 transfer daha yapmayı planladıklarını söyledi. Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, siyah-beyazlı camianın gündemine ilişkin Tüpraş Stadyumu’nda düzenlediği toplantının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Kaos ortamı var diye kulübün parasını sokağa mı atalım?" Futbol A Takımı Genel Koordinatörü Serkan Reçber’in kurduğu bir ekiple beraber çalışma yaptığını ve ihtiyaç olan her bölge için de ikişer, üçer alternatiflerle liste ortaya çıkardıklarını belirten Başkan Adalı, "Günde telefona 300 tane futbolcu geliyor. Buralardan transfer yapmıyoruz. Hocanın, scout ekibinin eleğinden geçtikten sonra harekete geçiyoruz. Aksilikler oldu, gecikmeler oldu. Kış sezonunda transfer zor. Kulüpler vereceği oyuncunu yerine adam koymak için 20 milyonluk oyuncuya 30 milyon Euro para istiyor. Mali tarafına bakmak lazım. Protesto olacak, kaos ortamı var diye kulübün parasını sokağa mı atalım? Beşiktaş, iki tane futbol takımının maaşını veriyor. 20’ye, 30’a yakın gönderdiğimiz ve elimizdeki oyuncuların maaşını ödüyoruz. Tüm camia inansın, Beşiktaş’ın tek bir kuruşunun ziyan olmasına müsaade etmeyeceğim. Pahalıya aldığımız oyuncu da olacak. Ederinden fazla vereceğimiz oyuncu olacak. Aldığımız hiçbir oyuncudan zarar etmeyeceğiz. 30 tane oyuncu yolladık. Benden sonrakilere bunu yaşatmayacağım. Daha tedbirli, daha seçici gidiyoruz. Bu transferleri başkası mı yaptı? Bir gecikme oldu. Sebeplerini de biliyoruz. Transfer dönemi bitince bunun değerlendirmesini yapacağız" ifadelerini kullandı. "Minimum 4 oyuncu daha transfer etme amacımız var" Serdal Adalı, Yasin Özcan transferi hariç 4 futbolcuyu daha transfer etmek istediğini aktararak, "Aksilik çıkmaz orta sahaya transfer bugün akşam (Asllani) gelecek. Planlamalarımızda 3 oyuncu daha var. Alternatif oyuncular var. Daha genç oyunculardan oluşan bir liste var. Ayın 6’sına kadar süremiz var. Son dakikasına kadar değerlendireceğiz. Bu süreçte minimum 4 oyuncu daha transfer etme amacımız var. Buna Yasin Özcan dahil değil" şeklinde konuştu. "Geçmişte yaşadığımız iki başlılık yok" Transfer konusunda herkesin görevinin belli olduğunu ve iki başlılık gibi bir durumun bulunmadığını dile getiren Adalı, "Geçen sezon transferler iyiydi, bu sene kötüydü gibi konuşuluyor. Dün bir futbolcunun durumunu sorduk. Graff’ı aradık, bilgi aldık. Geçmişte yaşadığımız iki başlılık yok. Herkesin görevi de belli. Ortada bir sorun olduğunu görmüyorum. Bu yapıyı kurarken bir sıkıntı çıkacağını sanmıyorum. Bu sezon bir şekilde Avrupa kupalarına katılacağız. Türkiye Kupası’nın en büyük favorisi Beşiktaş’tır. Bir şekilde Avrupa’ya katılacağız. İkinci devrede daha farklı bir Beşiktaş ortaya çıkması lazım. Umutsuz değilim Avrupa konusunda. Bir şekilde Avrupa’ya katılacağız" diye konuştu. Siyah-beyazlı kulübün başkanı, planlamaları arasında kaleci transferinin olduğunu da sözlerine ekledi. "Birlik ve beraberliği bir an önce sağlamamız gerekiyor" Bu göreve geldiği ilk günden beri birlik ve beraberlik mesajı verdiğini söyleyen Serdal Adalı, "Herkes farkında, bizim tribünlerde de birlik beraberlik yok. Önce taraftarlarımızın birlik ve beraberliğe ihtiyacı var. Bizim genel olarak camiamızın en büyük sorunu birlik, beraberlik olmaması. Birileri maalesef bölüyor, parçalıyor ve yönetmeye çalışıyor. Birlik ve beraberliği yakalayamazsak 11 tane yıldız da alıp gelsem hedefimize ulaşamayız. Şampiyonluklara bakın; basın, futbolcu taraftar bir araya gelince şampiyonluk ortaya çıkmış. İstifa edelim, ne olacak, faydası olacak mı? Birlik ve beraberliği bir an önce sağlamamız gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Kimin derdi Beşiktaş değilse buradan uzaklaştıracağız" Beşiktaş Başkanı Adalı, bazı eski başkanlarla iletişim halinde olduğunu da söyledi. Adalı, "Geçtiğimiz gün Fikret Orman ve Emre Kocadağ aradı. ‘Moralini bozma, doğru gidiyorsunuz’ dediler. Geçmişte olan, önümüze konan mali tabloyu bir şekilde düzelteceğiz. Gelecek gelirle tüm faizli borçları kapatacağız. Bizim sıkıntımız maddi değil. Kimin derdi Beşiktaş değilse buradan uzaklaştıracağız" dedi. "Genç oyuncu transferlerine devam edeceğiz" Göreve ilk geldikleri dönemdeki transfer planlamalarının istedikleri gibi gitmediğini vurgulayan Serdal Adalı, "Mali olarak yük olacak transferlerden kaçındık. Belirlediğimiz hedeflerde şaşmalar oluyor. Genç oyuncu transferlerine devam edeceğiz. Yaz sezonunda yapılan transferlerden memnunum. Jurasek de kiralıktı. Aldığımız her futbolcudan da zarar etmeyeceğiz. Bir tanesinden bile zarar etmeyeceğiz. Kış transfer döneminde transfer yapmak çok zor. Biz genç oyuncuları seçtik" cümlelerine yer verdi. "Yaşanılanları ne çabuk unuttu camia" Başkan Serdal Adalı, yaptıkları sermaye artışından camia içinde bekledikleri karşılığı bulamadıklarını hatırlattı. Adalı, "Kartal Yuvası’nda yüzde 30 gerideyiz forma adedinde. Onlar da katkı sağlarsa daha çabuk düzlüğe çıkarız. Yaşanılanları ne çabuk unuttu camia. Bu kadar da kredimiz olsun. 10 senede yapılamayanları yaptık. Bir şeyler ortaya koyduk. Biri gelir, öder mantığında değilim. En iyi transferi de ben yaparım. Bütçeyi bozmamaya dikkat ediyoruz. Bütçeye bağlı kalmaya çalışıyoruz. Bütçe verin, transferi bugün akşam bitiririm. Son sahibi olacağımız oyuncuyu almayacağız" değerlendirmesinde bulundu. "Trabzonspor ile herhangi bir iletişime geçilmedi" Trabzonspor’un, Ernest Muçi’nin bonservisini almak için şu ana kadar kendileriyle iletişime geçmediklerini açıklayan siyah-beyazlıların başkanı, "Kullanmak isterlerse otururlar. Birinci hak onlarda. Kullanmazlarsa da bizim oyuncumuz gelir, bizde oynamaya devam eder" şeklinde konuştu. "Beraber sevinen, yenilince birlikte ağlayan bir ekip istiyoruz" Serdal Adalı, takımdaşlığı çok iyi yakaladıklarını ve bunu bozmayacak şekilde transferleri de gerçekleştireceklerini vurgulayarak, şöyle devam etti: "Bu takımı geçtiğimiz seneyle mukayese etmek gerek. Rakiplerimizin bir tanesi kadrosunu 3, diğeri 4 senede meydana getirdi. Harcadıkları rakamlar rekordur. Son 1 aydır Antalya kampındaki havayı görünce çok mutlu oldum. Alacağımız oyuncular da buna uyum gösterecek isimler olacak. Beraber sevinen, mücadele eden, yenilince birlikte ağlayan bir ekip istiyoruz." Başkan Adalı, aynı zamanda Serie A takımlarından Cagliari’de kiralık olarak koşturan Semih Kılıçsoy’un performansının kendisini mutlu ettiğini ve şu ana kadar İtalyan ekibinden opsiyonla ilgili bir geri dönüşün olmadığını dile getirdi. "Bazen futbolda kısmetsizlik yapışınca devam ediyor" Saha sonuçlardan memnun olmadığını da tekrarlayan Adalı, "2-3 tane maçı saçma sapan sebeplerden kaybetmeseydik başka bir şey konuşacaktık. Bazen futbolda kısmetsizlik yapışınca devam ediyor. 10 haftadır yenilmiyoruz. Mağlup olmamayı öğrendik. İkinci yarıda da kazanma alışkanlığını elde edersek mutlu oluruz" diyerek sözlerini noktaladı.
Kağıthane’de cezaevi nakil aracı devrildi: 2 jandarma personeli ağır olmak üzere 19 yaralı
29 Ocak 2026 Perşembe - 17:20 Kağıthane’de cezaevi nakil aracı devrildi: 2 jandarma personeli ağır olmak üzere 19 yaralı Kağıthane’de sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği cezaevi nakil aracı yola devrildi. Aralarında mahkumların da bulunduğu 19 kişi yaralanırken 2 jandarma personelinin durumunun ağır olduğu öğrenildi. Kaza, saat 15:35 sıralarında Kağıthane’de Çobançeşme Mahallesi 1. Kemer Mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği ve içerisinde mahkumların da bulunduğu 34 ZLK 50 plakalı cezaevi nakil aracı Kemerburgaz istikametinde kaza yaparak yola devrildi. Olay yerine çok sayıda ekip sevk edilirken kazada araç içerisinde sıkışan bir kişi ise itfaiye ekipleri tarafından araçtan çıkarıldı. Yaralılar ambulans ile çevredeki hastanelere kaldırıldı. Kaza nedeniyle bölgede trafik yoğunluğu yaşanırken, oluşan trafik yoğunluğu havadan görüntülendi. Olayla ilgili İstanbul Valiliği’nden de açıklama geldi. Açıklamada, "29 Ocak Perşembe günü saat 15.35 sıralarında, içerisinde 12 mahkum, 6 jandarma personeli ve 1 şoför bulunan cezaevi nakil aracı Kağıthane İlçesi Çobançeşme Mahallesi 1. Kemer Mevkiinde devrilmiştir. Kazada 2 jandarma personeli ağır olmak üzere toplam 19 kişi yaralanmıştır. Olayda yaralananlar, sağlık ekipleri tarafından bölgede bulunan hastanelere kaldırılarak tedavi altına alınmıştır" denildi.
Serdal Adalı: "Görevimin başındayım ve mücadele edeceğim"
29 Ocak 2026 Perşembe - 17:16 Serdal Adalı: "Görevimin başındayım ve mücadele edeceğim" Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, görevi bırakmayı düşünmediğini ve camia içindeki pusu kültürüyle mücadeleye devam edeceğini söyledi. Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, siyah-beyazlı camianın gündemine ilişkin Tüpraş Stadyumu’nda basın toplantısı düzenledi. Başkan Adalı, son günlerde yönetim kurulundan istifalar olduğuna yönelik çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Son günlerde camiamızda cereyan eden olaylar ve yaşanan ortam üzerine bugün sizlerin karşısındayım. Özellikle iki gün önce yine sosyal medyada oluşan bilgi kirliliği ve dört yönetim kurulu üyemizin istifa ettiği haberlerinden ve asıl gündem olması gerektiği halde ne hikmetse hiç yokmuş gibi davranılan önemli bir gelişmeden başlamak istiyorum. Bilmenizi isterim ki yönetim kurulumuzda istifalar olduğu haberleri başta olmak üzere, hazırlanan bazı sosyal medya kampanyaları tamamen asılsızdır, taraftarımızı tahrik etme çabalarıdır. Neredeyse her basın toplantısında belirttiğim üzere, maalesef ki yine dedikodularla ya da yalan haberlerle gündem oluşturma amacı taşımaktadır. Bu yalan haberler gündem olurken, üzülerek söylemek istiyorum ki diğer yandan da aslında ortalığı ayağa kaldırmamız gereken başka işler dönüyor. Biz bu tarz suni gündemlerle uğraşırken sadece ve sadece birkaç gün önce, SPK tarafından Beşiktaş hisselerindeki şüpheli işlemlerle alakalı tarihin en büyük cezaları verildi. Sermaye Piyasası Kurulu, vakti zamanında Beşiktaş Futbol Yatırımları A.Ş. hisselerindeki piyasa bozucu eylemler nedeniyle çok sayıda kişiye çok büyük para cezaları uyguladı. Yani Beşiktaş hisselerini manipüle etme suçundan, tarihin en büyük borsa cezaları kesildi. Ama ne hikmettir ki sosyal medyada dört dönen gruplar bu konunun lafını dahi etmedi. Bu kampanyaları düzenleyenler, bu yalan haberleri yayan ve bunlara yorum yapanlar bu konuları hiç mi görmediler? Hiç mi denk gelmediler? Ya da üzerinde konuşmaya değer mi görmediler? Tarihin en büyük hadisesi olmuş, Beşiktaş bu yüzden büyük bir cezayla karşı karşıya kalmış, büyük bir itibar kaybına uğratılmış ama ne yazık ki kimse ağzını bile açmıyor" dedi. "Cumhuriyet Başsavcılığımızı acilen göreve çağırıyorum" Beşiktaş hisselerindeki sıra dışı hareketlerin ne zaman gerçekleştiğine dair herkesin hemfikir olduğuna değinen Serdal Adalı, "Bu kadar büyük fiyat hareketlerinin kendi kendine gerçekleşemeyeceği de malumunuzdur. Ben Cumhuriyet Başsavcılığımızı bu konuyla ilgili acilen göreve çağırıyorum. Kulüp tarafında bu işlerin içinde olan kim varsa; başkanı, yönetim kurulu üyesi ya da profesyoneli demeden bu işlerin hesabının sorulması için savcılığımızı göreve çağırıyorum" diye konuştu. "Dikilitaş’tan Beşiktaş’a gelecek asgari rakam 200 milyon Dolar’dır" Siyah-beyazlı kulübün başkanı, Dikilitaş Projesi hakkında da yanlış bilgilerin kasıtlı olarak ortaya yayıldığını dile getirdi. Adalı, "Ben bu yalan yanlış haberlerin sebebini de çok iyi anlıyorum. Geçtiğimiz toplantılarda da ifade ettiğim gibi bu kulübün mali yönden çökmesini isteyenler ve sonunda da bu kulübü ona buna pazarlık malzemesi yapma hesabı içinde olanlar var. Bu işleri onlar yapıyor. Bunu amaçlayanlar; hiç utanmadan, sıkılmadan aslında bu Beşiktaş’ın mali bağımsızlığını elde edemeyerek satılmasını isteyen ekiplerdir. Bu konuda bugüne kadar bazı gerçekleri dillendirmemeyi tercih ettim ama artık bilmeyenler de bilsin. Beşiktaş’ın burada böyle bir arsa değeri yoktu. Yoktan, sıfırdan oluşturuldu bu iş. Maalesef ki kendi içimizden bazıları dilekçeler yazmışlar. Burası gezinti alanı, spor alanı diye onlarca başvuru yapmışlar. Düzenlenen ihale sonucunda gelen teklifteki rakam 400 milyon Dolar civarındadır. Bu rakam projede toplanacak toplam hasılatın minimum garanti bedelidir. İyice anlaşılması için tekrar ediyorum; yani burada yapılacak satışların toplamında 400 milyon Dolar’ın altında hasılat elde edilmeyecek demektir. Projeyi yapacak şirketin garantisi budur. Beşiktaş’ın bu projenin gelirindeki payı yüzde 50’dir. Bu demektir ki bu projeden Beşiktaş’a gelecek asgari rakam da 200 milyon Dolar. Bugüne kadar hiç söylemedim ama projedeki satışlar ilerledikçe, bizim inşallah çok daha yüksek gelir elde etme şansımız bulunuyor" ifadelerini kullandı. "Buradan gelecek para faize tabi tüm borçlarımızı ve tüm vergi borçlarımızı karşılamaktadır" Projeyle birlikte kağıt üstünde faizli borçlarının ve vergi borçlarının tamamının karşılığının oluşturulduğunu aktaran Serdal Adalı, "Buradan gelecek para faize tabi tüm borçlarımızı ve tüm vergi borçlarımızı karşılamaktadır. İnanın camiamız içinden insanların neden bu işler olmasın diye çabaladıklarını ben akla ve mantığa sığdıramıyorum. Bugüne kadar tek bir kelime etmedim ama ben bu göreve geldiğimde dibin de dibindeydi bu kulüp. Finansal ve idari açıdan bu kulüp işgal altındaydı. Bugün geldiğimiz noktada ise bir süre sonra Beşiktaş’ın faizli borcu kalmayacak olup, üstüne de ya kasasında parası ya da parasının karşılığında gayrimenkulü olacaktır. Şimdi umuyorum ki Dikilitaş’a itiraz eden arkadaşların derdinin ne olduğunu tüm camiam anlamıştır" şeklinde konuştu. "Beşiktaş’ın menfaati nerede ise Serdal Adalı oradadır" Başkan Adalı, Dikilitaş projesinin sorunsuz devam etmesi için çalıştığını vurguladı. Adalı, "Geçtiğimiz günlerde Özgür Özel ile gerçekleştirdiğim görüşme üzerinden de yine birileri niyet okumaya, öküz altında buzağı aramaya kalkmış. Beşiktaş’ın menfaati nerede ise Serdal Adalı oradadır. Dikilitaş projemizin pürüzsüz ilerlemesi, yerel yönetimle herhangi bir eş güdüm sorunu yaşanmaması adına bu görüşmeyi bizzat yüz yüze gerçekleştirdim. Bizim Beşiktaş’ın çıkarlarını korumak dışında ne bir gizli ajandamız ne de bir siyasi hesabımız vardır. Utanmadan, sıkılmadan bize ’Beşiktaş’ın malını peşkeş çekiyor’ diye hakaret eden kişilerin amaçlarının tamamen bağcıyı dövmek olduğu artık açık açık ortada" cümlelerine yer verdi. "İlk hedefimiz şampiyonluklar elde edecek kadroları kurmaktır" Bundan sonraki öncelikli hedeflerine de değinen Serdal Adalı, Bankalar Birliği’nden çıkıp şampiyonluk elde edecek kadrolar kurmak istediklerini dile getirdi. Başkan Adalı, "Yaz sezonunda 25 oyuncunun gidip, 12 oyuncunun geldiği, devre arasında 7 oyuncunun daha ayrıldığı, bazı transferlerden kar elde ettiğimiz önemli bir kadro revizyonu yapmışız. Geçtiğimiz yaz yanlış yaptık dediğimiz transferi de kiralayarak yapmışız ve tek kuruş kiralama parası dahi ödememişiz. Bu kulübe de tek kuruş zararı olmadan göndermişiz. Beşiktaş’ta kabul edilmesi gereken bazı gerçekler var. Biz göreve geldiğimizden beri tarihin en büyük borç ödemesi yapılmış, Euro Bankalar Konsorsiyumu’na 32 milyon yatırılmış, Bankalar Konsorsiyumu’nda borçlu bulunduğumuz üç bankanın birine olan borç tamamen kapanmış, kulübümüze birçok sponsorluk getirilmiş, bu sponsorluklardan önemli gelir elde edilmiş, bugüne kadar yapılan sponsorluk anlaşmalarından çok daha büyük tutarlı anlaşmalarda son aşamaya gelinmiş, 1 yılda 71 milyon Euro oyuncu satış geliri elde edilmiş, Dikilitaş projesi başlatılmış, Beşiktaş’ımızda ilk defa gerçek anlamda bir kadro temizliği yapılmış durumdadır. Bundan sonraki ilk hedeflerimiz her türlü engellemelere rağmen Dikilitaş Projesi’nin ekonomik girdilerini Beşiktaş’a kazandırmak, Bankalar Konsorsiyumu’ndan çıkmak, Beşiktaş’ımızın kadro yapılanmasını tamamlayarak yeniden şampiyonluklar elde edecek kadroları kurmaktır" değerlendirmesinde bulundu. "1 senede 30’un üzerinde bu takımdan adam yollamışım" Geçtiğimiz sezon yapılan Elan Ricardo ve Keny Arroyo transferleri üzerinden gelen eleştirilere cevap veren Adalı, "Bankalar Konsorsiyumu’ndan çıkmış, Dikilitaş’ı bu noktaya getirmiş, kadrosunu bu yapılanmaya hazır hale getirmiş Beşiktaş’a herkes aday da olur, başkan da olmak ister. Ama bazılarının kaçarak bıraktığı Beşiktaş’a Serdal Adalı gelir ve taşın altına elini sokar. 1 yılda yaptığımız işler bunlardır. Ben 1 senede bu takımdan 30’un üzerinde adam yollamışım. Bunların sadece 3’ü bizim dönemimizde gelen oyuncular; 1’i de şu an kiralıkta. Gerisi hep bizden önce gelen ve Beşiktaş’a mali külfet oluşturan oyuncular. Biz, bizim dönemimizden önce gelip de yolları ayırdığımız bu oyuncuların neredeyse tamamına yakınının da maaşlarını ödemeye devam ediyoruz. Kim aldı bu oyuncuları, ben mi aldım? Bütün bunlar olurken bazı çevreler utanmadan geçen kış döneminde yaptığımız iki genç transferi üzerinden bize hakaret boyutuna ulaşan sözler sarf ediyorlar. Yanlış anlaşılma olmasın, taraftarımızın eleştirisinden bahsetmiyorum burada. Kaldı ki bu oyuncuların birinden de toplamında 20 dakika oynatarak 6 ayda 3 milyon Euro para kazandık. Ayrıca oyuncu ayrılırken de kendisi dahil cebimizden çıkan bir kuruş para yok. Bugüne kadar UEFA kriterleri gereği çok açık ve net şekilde söylemiyordum ama sponsor desteğiyle alındı bu oyuncular, bunu da herkes bu şekilde bilsin" şeklinde konuştu. "Beşiktaş’ta artık istikrara, planlamaya ihtiyaç var" Siyah-beyazlı camianın sezon devam ederken yeni bir seçime ya da teknik direktör değişikliğine tahammülünün kalmadığını yineleyen Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, "Ne yapacağız yani, bu camiada her bağırıldığında yönetim mi değişecek, başkan mı gidecek? Teknik direktör mü istifa edecek? Biz öncelikle Beşiktaş’ta ne yazık ki kültür haline gelmiş bu yozlaşmayı bitireceğiz. Bu pusu kültürüne ortana kaldıracağız. İstifa sloganlarının bir yol, bir yöntem olmadığını, hiçbir zaman Beşiktaş’a fayda getirmediğini daha önce defalarca gördük. Bu alışkanlığı bitireceğiz. Beşiktaş isyan çıkarılarak, istifa sloganları başlatılarak dizayn edilemeyecek, istikamet verilemeyecek kadar büyük bir kulüptür. Beşiktaş her bir kişi ya da grubun kendi başkan adayına teslim etmeye çalışacağı, herkesin kendi ajandasını tutacağı, ’Küçük olsun benim olsun’ diyenlerin söz sahibi olabileceği bir camia değildir. Beşiktaş’ta artık istikrara, planlamaya, uzun ve doğru bir yol haritasına, birlik beraberliğe ihtiyaç vardır" dedi. "Biz önce Beşiktaş’ın ruh halini, sosyolojisini düzelteceğiz" Başkan Adalı, görevi bırakmayı düşünmediğini ve camia içindeki pusu kültürüyle mücadeleye devam edeceğini belirtti. Adalı, "Herkes şunu bilsin ki biz şampiyonluklar ve sportif başarıyla birlikte, mali bağımsızlıktan bile önce Beşiktaş’ın ruh halini, sosyolojisini düzelteceğiz. Bugün bize istifa diye bağıranlar var, onlar bundan sonra da var olacaklar. Sezonun en fazla pozisyona girdiğimiz maçlarında, Antep maçında, Kayseri maçında da bağırdılar, yine bağıracaklar. Onlara söylüyorum. Ben ne Beşiktaş’a gelen son sponsorluk parasını alır kendi alacağımı tahsil etmek uğruna kasada 5 kuruş para bırakmadan gidecek bir adam değilim ne de bana inananları, yanımda yürüyenleri de zan altında bırakarak tek bir söz etmeden kaçarcasına giderim. Her şeyin ötesinde Beşiktaş artık arkasına grubunu alıp istifa diyenin camianın ortasına seçim sandığı getireceği, başkan değiştireceği bir kurum değildir. Beşiktaş artık önüne gelenin kongre diyeceği, her sene seçime gidecek bir camia değildir. Ben bu koltukta oturmak için değil, Beşiktaş’ın bu pusu kültürünü söküp atması adına buradayım Görevimin başındayım ve bunlarla mücadele edeceğim. Ben bugün yönetim istifa diyenler de dahil bütün Beşiktaşlılarla yarın şampiyon Beşiktaş diye bağıracağız. Şimdi Beşiktaş’ı böyle bir ortamın içine sokan herkesin önünde iki yol var. Biz yolumuza ya bu seslerle devam edeceğiz, ya da stadımızda yalnızca Beşiktaş sesleri yankılanarak bu kaotik ortamı geride bırakacağız. Sözlerim asla ama asla gerçek taraftarlarımız için değildir. Taraftar bu kulübün sahibidir. Ama benim bu dediklerim taraftarımıza değil, her an kaos oluşturmak için organize olan bir kitleye. Üstüne basa basa söylüyorum. Ama belli bir ekip var ki bu sezonun ilk maçından itibaren teşkilatlı olarak gerek statta gerek sosyal medyada gerçek taraftarımızı tahrik etmeye çalışıp hep bir kaos ve kriz oluşturmayı amaçladılar. Sloganlarla, açıklamalarla Beşiktaş’a istikamet verme gayesinde oldular. Siz Beşiktaş için açıklama yapacak yetkiyi kendinizde nereden buluyorsunuz? Maça gelmezsiniz, bilet almazsınız, neresinde varsınız. Bu camiadaki yeriniz nedir? Daha sezonun birinci maçında bu işleri neden başlattıkları ortadadır. Yalnız dediğim gibi, sakın ola ki bu sözlerimi cımbızla çekmeyin. Lafım asla ama asla Beşiktaş’ı düşünen, Beşiktaş’ın iyiliğini isteyen Beşiktaşlılara değildir. Bu işlerle uğraşan, bu işlerle geçinenleredir. Kimse karıştırmasın; protesto her zaman taraftarın hakkıdır. Memnun olmadıklarında bunu belli edebilirler, bu çok doğaldır, haklarıdır. Ben de şu anda saha içinden memnun değilim. Ben de onların içinden geldim ve ben de zamanında defalarca bu tribünlerde bağırdım, yeri geldiğinde protesto hakkımı da kullandım. Bu nedenle taraftarımızın ve tüm kamuoyunun benim sözümün kimlere olduğunu net bir şekilde anlamasını önemle rica ediyorum" açıklamasını yaptı. "Sergen hocamıza ve futbol planlamamıza güveniyoruz" Futbol takımının bu sene istediği neticeleri alamadığını ancak teknik ekibe güvendiğini aktaran Serdal Adalı, "İşin gerçeği, ben de 11’inde 9 yeni oyuncunun sahada olduğu bir takımda bazı aksiliklerin, değişim sancılarının olabileceğini tahmin ediyordum. Ancak şampiyonluk hedefinden uzak kalmamız tabii ki kabul edilemez. Yine de birkaç maç futbol şansı yanımızda olsa, bazı kırılma noktalarında hatalarımız olmasa bugün çok farklı bir noktada olabilirdik. Bu hatalardan da pay çıkardık, üzerimize düşen sorumluluğu alıyoruz. Beşiktaş’ın çok kaliteli, karakterli ve mücadeleci bir futbolcu topluluğu var. Güçlendirmemiz, daha iyi olmamız gereken noktalar yok mu, elbette var. Bundan sonra da yapacağımız transferlerde takım ruhu taşıyan bu özellikteki oyuncuları getirmeye de devam edeceğiz. Sergen hocamıza ve futbol planlamamıza güveniyoruz" şeklinde konuştu. "İstediğimiz oyuncuların birçoğunda sıkıntı çıktı" Siyah-beyazlıların başkanı, bu devre arası transfer döneminde transfer etmek istenilen oyuncuların birçoğunda sıkıntı çıktığını hatırlatarak, "Oynayan ve direkt katkı sağlayacak oyunculara talip olduğumuz için ya takımları bırakmak istemedi ya da çok yüksek rakamlar ortaya çıktı. Şimdi kalkıp taraftar beni protesto etmesin diye 5 milyonluk adama 10 milyon bonservis mi vereyim ben? Ya da 3 milyonluk adama sırf bu yüzden 6 milyon maaş mı yazayım? Ben bunları yapmayacağımı en başından söyledim. Evet, teklif verdiklerimiz var, tamamı da kendi takımlarında oynayan oyuncular. Dediğimiz şartlara gelirlerse bu oyuncuları takımımıza kazandıracağız. Bir taraftan uğraşıp didinip bu külüne 3 kuruş fayda sağlayalım derken, diğer taraftan da 10 kuruş zarar verecek değiliz. Beşiktaş’ı zarara uğratan başkan olmaktansa transfer yapamayan başkan olarak anılmaya razıyım" ifadelerini kullandı. "Beşiktaş’ı layık olduğu yere getirmeden hiçbir yere ayrılma niyetim yok" "Beşiktaş’ı layık olduğu yere getirmeden hiçbir yere ayrılma niyetim yok" diyen Serdal Adalı, "Kafamızdaki projeleri hayata geçirdikten, bu yapılanmayı başlattıktan, kulübün faizli borcunu kapattıktan sonra buraya aday olmak herkes için zaten çok kolay olacak. Ama ben adım adım inşa ettiğimiz ve tamamına erdireceğimiz bu finansal tabloyu birilerinin çıkıp da eski haline getirmelerine izin vermeyeceğim. Bu kulübün tekrar o karanlığa dönmesini önleyecek olan tüzük değişikliğini yapmadan, Beşiktaş’ı layık olduğu yere getirmeden de hiçbir yere ayrılma niyetim yok. Öncelikle bu borçları ödeyeceğim. Sonra da ’Gelen her yönetimin oluşturduğu gelirden fazlasını harcarsa şahsi kefaletleri ile sorumlu olacakları’ bu tüzük maddesini düzenleyeceğiz ve hayata geçireceğiz. Değiştirelim tüzüğü; bundan sonra gelenlerin de bizim gibi davranmasını sağlayacak değişiklikleri yapalım, kimsenin gelirinden fazla borçlanmayacağı ve şahsi kefaletleri ile sorumlu olacağını yazılı şekilde garanti hale getirelim. Kim Beşiktaş’a bizim baktığımız gözle bakabiliyor onu bir görelim. Beşiktaş bu sağlıklı organizasyona kavuşsun; bin tane başkan da gelir geçer, Beşiktaş baki kalır. Amacımız ve niyetimiz de budur; kişilerin, makamların değil Beşiktaş’ın bekasıdır" diye konuştu. "Elimizden gelen ne varsa yapıldığına emin olsunlar" Son olarak siyah-beyazlı taraftarlara da seslenen Başkan Adalı, "Üzgünler, belki kızgınlar biliyorum; çok daha iyi bir Beşiktaş görmek istiyorlar, çok haklılar, onları çok iyi anlıyorum. Ben de bu yollardan geliyorum. Elimizden gelen ne varsa yapıldığına emin olsunlar. Cumartesi günü de ilk düdükle bu protestoların başlayacağını da tahmin ediyorum. Ama böyle bir ortamda sahadaki çocuklarımızın ayaklarının titreyeceğini de çok iyi biliyorum. Beşiktaş’ın iyiliği için yapılan, başka bir hesap içermeyen her eleştiriye boynum kıldan ince. Beşiktaş layık olduğu yerde değilse buna itiraz etmek, bunu protesto etmek Beşiktaş’ın ruhudur; yeter ki armamız için mücadele edecek oyuncular kendilerini o forma altında değersiz hissetmesin, kendi evinde baskı ya da korku nedir bilmesin, demoralize olmasın. Gelin, Beşiktaş kendi evinde bunları yaşamasın. Bundan sonra herkesten de sadece ve sadece takımına destek olmasını rica ediyorum" dedi.
Adalet Bakanı Tunç: "Bugün terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak katettiğimiz mesafe sayesindedir"
29 Ocak 2026 Perşembe - 17:09 Adalet Bakanı Tunç: "Bugün terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak katettiğimiz mesafe sayesindedir" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak, bu 23 yılda katettiğimiz mesafe sayesindedir. Bu, binlerce şehidimiz ve gazimiz, güvenlik güçlerimizin başarısı ve temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ile mümkün olmuştur. Terörün her türlüsünün kökünü kazıyıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi. Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenen Karadeniz Günleri, düzenlenen resmi açılış töreniyle başladı. Törene Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, İstanbul Valisi Davut Gül ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törende katılımcılara hitap eden Bakan Tunç, siyasetin merkezine birlik ve beraberliği koyduklarını vurguladı. Tunç, "Bölgesel ayrım yapmıyoruz. Bölgesel milliyetçiliğe de, dinsel milliyetçiliğe de, etnik milliyetçiliğe de ’hayır’ dedik. 780 bin kilometrekare vatan toprağımızda hiçbir ayrım yapmadan, ayrımcılığı ortadan kaldırarak Türkiye’nin son 23 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde fiziki kalkınmayı sağladık" ifadelerini kullandı. "Terörün kökünü kazıyıncaya kadar mücadele sürecek" Türkiye’nin hem ekonomik hem de demokratik kalkınma süreçlerini eş zamanlı yürüttüğünü belirten Bakan Tunç, "Bugün terörsüz Türkiye’yi konuşuyorsak, bu 23 yılda katettiğimiz mesafe sayesindedir. Bu, binlerce şehidimiz ve gazimiz, güvenlik güçlerimizin başarısı ve temel hak ve özgürlüklerin güçlendirilmesi ile mümkün olmuştur. Terörün her türlüsünün kökünü kazıyıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu da ancak iç cephemizi güçlendirmekle, birlik ve beraberliğimizi kuvvetlendirmekle mümkün olacaktır" dedi. "Gençleri ve çocukları korumak devletin anayasal görevi" Konuşmasında küresel tehditlere ve sanal ortamlardaki tehlikelere de değinen Tunç, çocukların korunmasının devletin anayasal görevi olduğunu hatırlattı. Tunç, "Çocuklarımızı ve gençlerimizi uyuşturucu illetinden, yasa dışı bahisten ve internetin yol açtığı zararlardan korumak zorundayız. Bu konuda aldığımız tedbirler var ve bu tedbirleri daha da sıkılaştırarak yolumuza devam edeceğiz" dedi.
Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı: "Adımın dahi geçmediği, 5 adet dekontun benimle ne alakası olabilir?"
29 Ocak 2026 Perşembe - 17:09 Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı: "Adımın dahi geçmediği, 5 adet dekontun benimle ne alakası olabilir?" Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davanın 3’üncü gününde devam ediyor. Duruşmada savunma yapan Avcılar Belediye Başkan Yardımcılığı görevinden uzaklaştırılan sanık Erhan Daka, "Benim rüşvete aracılık etmem mümkün değildir. Seçim henüz yapılmamış sonucu da belli değilken 5 milyon 500 bin lira rüşvet olarak verilmesi anlamsızdır. Ben ihalelerle ilgili tek bir bilgiye sahip değildim. Dosyada rüşvete ilişkin ne bir delil, ne de bir beyan vardır. Aziz İhsan Aktaş ve Akın Kumanlı’nın beyanları dikkate alınsa bile ben kamu görevlisi değilim. Üzerime suçu atan kişiler 1 gün bile tutuklanmadı, şüpheli bile olmadı" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık ilk kez 27 Ocak’ta hakim karşısına çıkmıştı. Duruşma, 3’üncü gününde devam ederken, Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde ki yargılamada, bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya, çok sayıda partili ve milletvekilleri de izleyici olarak katıldı. "Benim adımın dahi geçmediği, 5 adet dekontun benimle ne alakası olabilir?" İddianamede, Beşiktaş Belediyesi’nden hak ediş ödemesi alabilmek için Başkan Yardımcısı Alican Abacı ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın seçim çalışmalarında kullanması için 5 milyon 5 yüz bin lira ve araç talep ettiği öne sürülen Avcılar Belediye Başkan Yardımcılığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Erhan Daka savunma yaptı. Daka savunmasında, "Utku Caner Çaykara’nın davetiyle seçimlerden sonra özel kalem müdürü olarak atandım. Daha sonraki seçimlerde de belediye başkan yardımcısı olarak atandım. Ailem ve yakın çevremle görüşerek, bu görevin sorumluluğuna girdim. CHP’de İstanbul’un 3. bölgesinde 13 ilçeden sorumluydum. Bayrak asımı gibi çeşitli işlerden sorumluydum. Araç temini benim sorumluluğumda değildir" şeklinde konuştu. Duruşma, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü tutuklu sanık Adnan Acar’ın savunması ile devam ediyor.
Aziz İhsan Aktaş duruşmasında 3’üncü gün tamamlandı: Duruşma yarına ertelendi
29 Ocak 2026 Perşembe - 17:08 Aziz İhsan Aktaş duruşmasında 3’üncü gün tamamlandı: Duruşma yarına ertelendi Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı dava yarına ertelendi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık ilk kez 27 Ocak’ta hakim karşısına çıkmıştı. Duruşma, 3’üncü gününde devam ederken, Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki yargılamada, bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca duruşmaya, çok sayıda partili ve milletvekilleri de izleyici olarak katıldı. "Ne bahsi geçen kişilerle ne de bir başkasıyla yaklaşılmayan gizli bilgi, avantaj sağlanacak hiçbir husus paylaşılmamıştır" Duruşmada, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü tutuklu sanık Adnan Acar savunma yaptı. Sanık savunmasında, "İddianamede geçen bilirkişi raporunda da rekabetin engellenmesi konusunda açıklamalar yapılmış olup, kendi danışmanlıklarının da kullanılmaması ve piyasa şartlarında satın alınıp ya da kiralanan araçların temizlenebileceği belirtilmektedir. Elektronik satın alınması konusunda yaptığımız araştırmalarda kamu ihalelerinde kullanıldığını o gün teknik şartlarına son halinde ihtiyaçlarında görmüştük, tetkikini yapmıştık. Kurumların ihale sonuç forumlarında da aynı teknik araçların birçok farklı firmalar tarafından yüklenicilerin olduğunu görmüştük. Bu araçlar bir önceki ihalede ayrı ayrı araçlardı. Bunları tek bir araç haline getirerek araçların kullanımı açısından kamu yararına getirildi. İsteklilerin önünü kesmek amacıyla fiyat dışı unsur uygulanması iddialarıyla ilgili şunu söylemek istiyorum; İhale dokümanında itiraz sayısında 46, İkinci griler teklifimizde 0 adet teklif şikayet edildi. İddianame de bilirkişi raporlarına atıfta bulunarak, ihale iptal edilerek yapılmış bir şartnameden bahsedilmektedir. Buradaki değişiklik sonrasında da buradaki fiyat yaklaşık maliyeti yazdırılmakta tespit edilmiştir. Ne bahsi geçen kişilerle ne de bir başkasıyla yaklaşılmayan gizli bilgi, avantaj sağlanacak hiçbir husus paylaşılmamıştır. Aynı dönemde mevcut iş kapsamında 6-7 firmayla görüşme yapılmıştır. Bu görüşmelerde mevzuata uygundur. İdarenin teknik kapasitesini güçlendirmeye amaçlı yapılan görüşmelerdir. Bu görüşmeler şartlanmaya müdahale edilmesi, rekabetin kısıtlanması ve avantaj sağlanması olmadığını, açık ihaleleri takip işlerine bakılarak, rekabetin engellenmesi iddia edilen araçların ne kadar kullanıldığı görülecektir" ifadelerini kullandı. "Savcılığın iddiaları ihale öncesi sürece aittir" Duruşmada savunma yapan görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Esenyurt Belediyesi İhale Komisyon üyesi Ali Fırat Baycan, "İşlem belgesi, firma tarafından sisteme yüklenmiş belgelerdir. Bu belgelerde eksiklik veya yanlışlık bulunan firmalar ilk oturumda elenir. İkinci oturumda kalan firmalar arasından ise en uygun teklifi veren firma ihaleyi kazanır. Komisyon üyesi olarak görevim tamamen bundan ibarettir. Savcılık, söz konusu ihalede usulsüzlük olduğunu ve ihaleye fesat karıştırıldığımı iddia etmiştir ve bu iddiasını teknik şartnamede belirli bir markanın ve modelin işaret edildiğini söyleyerek menetmiştir. Yani savcılığın iddiaları ihale öncesi sürece aittir. Bahsi geçen özel teknik şartname ise Temizlik İşleri Müdürlüğü’nce bu bilimin uzmanları tarafından hazırlanmış, bu belgeler hazırlandıktan sonra da resmi bir üst yazıyla destek ekimleri müdürlüğüne gönderilir. Bu konularda herhangi bir yetki ve sorumluluğum yoktur. 13 aydır tutukluyum. Silivri’de 2 kış gördüm. 20 kişi olması gereken koğuşlarda 65-70 kişi kaldığım günleri biliyorum. Yeterli sayıda yatak yok diye 6 ay kilit pencere dibinde beton üzerinde yattım, beraatımı talep ediyorum" şeklinde konuştu. Duruşma, diğer sanıkların savunmalarının alınması için yarına ertelendi.