Yerel Haberler
İstanbul
Bayramda en büyük risk yanlış beslenme ve hijyen hataları 18 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:08:37 Kurban Bayramı’nda bir anda artan kırmızı et tüketimi, göz ardı edilen hijyen kuralları ve acemi kasap kazaları, bayram sevincini acil servislerde sonlandırabiliyor. Toplumdaki bu risklere dikkat çekmek için "Bayramda Kurban Siz Olmayın" panelini düzenleyen Medipol Sağlık Grubu; kardiyolojiden acil tıbba, enfeksiyon hastalıklarından beslenmeye kadar birçok branştan uzmanı bir araya getirerek hastalıksız ve kazasız bir bayramın yol haritasını çıkardı. Kurban Bayramı’nın getirdiği yoğunluk, değişen beslenme alışkanlıkları ve gözden kaçan hijyen kuralları, sağlık açısından çeşitli riskleri beraberinde getirebiliyor. Medipol Sağlık Grubu tarafından düzenlenen "Bayramda Kurban Siz Olmayın" panelinde, bayram sürecinin sağlıklı geçirilmesi tüm yönleriyle ele alındı. Moderatörlüğünü Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan’ın üstlendiği panelde; Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Korkut, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, Diyetisyen Ayşenur Karaca ve Acil Tıp Uzmanı Uzm. Dr. Sümeyra Acar Kurtuluş, merak edilen konulara ışık tuttu. Bayramda denge ve kontrol şart Kurban Bayramı’nda beslenme alışkanlıklarının her yıl yeniden gündeme geldiğini belirten Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan,"Bayramda nasıl beslenmemiz gerektiği, mide ve kalp sağlığımızı yormadan nasıl hareket edeceğimiz önemli. Porsiyon kontrolü, kurban kesim ve saklama süreçleri, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi ve bayram kazalarına karşı dikkatli olunması gerekiyor" dedi. Et tüketiminde acele etmeyin Bayramda et tüketiminin artmasına dikkat çeken Prof. Dr. Esin Korkut, "Kesilen et hemen tüketilmemeli, en az 12 saat dinlendirilmelidir. Etler mümkünse kısık ateşte ve kendi suyunda pişirilmeli, ekstra yağ eklenmemelidir. Aksi halde reflü gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Sıvı tüketiminin de artırılması ve gazlı içeceklerden uzak durulması gerekir. Porsiyon kontrolüne özellikle dikkat ederek, tatlı tercihlerinde sütlü ürünler daha sağlıklı olacaktır" ifadelerini kullandı. Hijyen kuralları hayat kurtarır Kurban Bayramı’nın enfeksiyon hastalıkları açısından riskli bir dönem olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hüsrev Diktaş,"Kesimden tüketime kadar tüm süreç hijyen kurallarına uygun şekilde yürütülmelidir. El hijyeni, kullanılan bıçaklar, kesme tahtaları ve ortam temizliği büyük önem taşıyor. Etler buzdolabında dinlendirilmeli, güneş altında bırakılmamalı. Ayrıca iyi pişirilmeden tüketilmemeli ve çözülen et kesinlikle tekrar dondurulmamalıdır" uyarısında bulundu. Etin yanında sebze tüketimi önemli Diyetisyen Ayşenur Karaca ise bayram sofralarında dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek, kırmızı etin doğru şekilde tüketilmesi gerektiğini söyledi. Karaca, "Et tüketimi kahvaltı yerine öğle öğününde tercih edilmelidir. Tabağın büyük kısmı sebze ve lifli gıdalardan oluşmalı, et porsiyonu ise yaklaşık 100-150 gram ile sınırlandırılmalıdır" dedi. Tam tahıllı gıdaların da beslenmeye eklenmesi gerektiğini belirten Karaca, tek yönlü beslenmeden kaçınılması gerektiğini vurguladı. Acemi kasaplara dikkat Bayram sürecinde en sık karşılaşılan durumlardan birinin kesici alet yaralanmaları olduğunu belirten Uzm. Dr. Sümeyra Acar Kurtuluş, "Küçük kesilerde yara önce temiz suyla yıkanmalı, ardından temiz bir bezle basınç uygulanmalıdır. Halk arasında yaygın olan salça, kül ya da tütün sürme gibi uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalıdır" dedi. Ciddi yaralanmalarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Dr. Kurtuluş, kırıklar ve iç kanama riskine karşı da dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 12:09 Akaryakıt istasyonu tamamen elektrikli araç şarj istasyonuna dönüştürüldü Aksa Şarj, Bena Kahve ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında Eskişehir-Ankara Karayolu üzerinde daha önce akaryakıt hizmeti veren tesisi Şarj-In konseptiyle tamamen elektrikli araç şarj istasyonuna dönüştürdü. Elektrikli araçların ihtiyaç duyduğu enerjiyi müşterilerine ve iş ortaklarına hızlı ve kolay çözümlerle sağlamaya devam eden Aksa Şarj, karayolları üzerinde elektrikli mobiliteyi daha erişilebilir hale getirmek amacıyla stratejik bir dönüşümü hayata geçirdi. Eskişehir-Ankara Karayolu üzerindeki Bena Kahve ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında, bu noktadaki geleneksel akaryakıt hizmeti sonlandırılarak tesis Aksa Şarj’ın yeni nesil Şarj-In istasyonuna dönüştürüldü. Aksa Müşteri Çözümleri Yönetim Kurulu Üyesi Korhan Baykal, "Bena Kahve ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında Türkiye’de ilk kez bir akaryakıt istasyonunu tamamen elektrikli araçlara hizmet veren bir şarj noktasına dönüştürdük. Şarj-In, elektrikli mobilitenin ana ulaşım arterlerinde güçlü bir altyapıyla desteklenmesini sağlayan yeni nesil bir enerji durağını temsil ediyor. Hayata geçirdiğimiz bu yatırımın, Türkiye’de e-mobilite dönüşümünün güçlü bir göstergesi olmasının yanı sıra ulaşımın elektrikli geleceğini temsil eden öncü bir adım olduğuna inanıyoruz " dedi. Yapılan açıklamaya göre, Eskişehir - Ankara Karayolu üzerinde hayata geçirilen bu yüzde 100 elektrikli araç şarj istasyonu dönüşümü, karayolu üzerindeki geleneksel akaryakıt istasyonu modelinin elektrikli mobiliteye uyumlu şekilde yeniden kurgulanabileceğini ortaya koyuyor. Şirket, Şarj -In istasyonunda 240 kW ve 160 kW kapasiteli iki ayrı ultra hızlı şarj ünitesi ile aynı anda 4 araca şarj imkanı sağlanıyor. Şirket, Şarj-In konseptini yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, gelecekte artması öngörülen elektrikli araç kullanımına da yanıt verecek şekilde kurguladı. İstasyonda kurulan altyapı, talep artışına paralel olarak ilave ultra hızlı şarj üniteleri ve ek araç kapasitesiyle kademeli olarak büyütülebilecek esnek bir planlama anlayışıyla tasarlandı. Şarj-In istasyonunda ayrıca elektrikli araç kullanıcılarının şarj hizmetine ilişkin fiyat bilgilerine kolayca ulaşabilmesi için bir fiyat panosu da yer alıyor. Böylece kullanıcılar ücretlendirmeyi istasyona geldikleri anda açık ve şeffaf bir şekilde görebiliyor. Şarj-In noktası, Bena Kahve’nin yeme-içme seçenekleri ve temel ihtiyaçlara yönelik olanakları bir arada sunan yapısıyla da elektrikli araç kullanıcıları için konforlu bir mola noktası oluşturuyor. Geleneksel akaryakıt istasyonu modelinin ötesinde tasarlanan bu bütüncül yapı, Şarj-In’i elektrikli araç kullanıcıları için yalnızca bir şarj noktası değil, aynı zamanda şehirlerarası yolculuklarda tercih edilen yeni nesil bir mola ve çekim merkezi haline getiriyor.
Milli sağlik teknolojisinde güçlü adım: TCT Sağlık Teknolojileri hematolojik kanserler için yerli CAR-T’de teknoloji transferini tamamladı
19 Ocak 2026 Pazartesi - 09:26 Milli sağlik teknolojisinde güçlü adım: TCT Sağlık Teknolojileri hematolojik kanserler için yerli CAR-T’de teknoloji transferini tamamladı TCT Sağlık, hematolojik kanserler için geliştirilen Nespe-cel (AT101) CAR-T tedavisinde teknoloji transferini tamamlandı, 2026’da yerli üretim hedefleniyor. TCT Sağlık, hücre ve gen tedavileri alanında Türkiye’de sürdürülebilir bir üretim ve uygulama kapasitesi oluşturma hedefi doğrultusunda, Nespe-cel (AT101) yeni nesil CAR-T hücre tedavisi için yürüttüğü teknoloji transferini tamamladı ve üretim hazırlığı çalışmalarında gelinen aşamayı kamuoyuyla paylaştı. TCT Sağlık’tan yapılan açıklamada, AbClon ile yürütülen lisans ve teknoloji transferi programının, Türkiye’de hayata geçirilmesi planlanan CAR-T üretim altyapısının yüksek kalite standartları, tekrarlanabilir üretim süreçleri ve ölçeklenebilirlik esaslarıyla uyumlu biçimde kurgulanmasının temelini oluşturduğu vurgulandı. TCT Sağlık, bu adımla yalnızca ileri hücresel tedavilere erişimi artırmayı değil, aynı zamanda Türkiye’yi CAR-T ve hücre-gen tedavileri alanında bölgesel bir üretim ve uygulama merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Nespe-cel’in üretim süreçlerinin Türkiye’ye yüksek kapasitede uyarlanması kapsamında, Cytiva Fast Trak Ar-Ge ekibinin katkısıyla yürütülen proses geliştirme ve optimizasyon çalışmaları tamamlanmıştır. Bu ileri çalışmalar Cytiva’nın tam otomatik ve entegre Cell Therapy FlexFactory platformu üzerinde gerçekleştirilerek GMP standartları ile FDA ve EMA düzenleyici gereklilikleriyle uyumlu, ölçeklenebilir bir üretim altyapısı oluşturuldu. 2026’da yerli üretim kapasitesi iki merkezle büyüyor TCT Sağlık, hücre ve gen tedavileri alanında Türkiye’de sürdürülebilir bir üretim kapasitesi oluşturma hedefi doğrultusunda, 2026 yılı içinde ilgili izin süreçleri ve düzenleyici gereklilikler çerçevesinde iki ayrı yerli üretim merkezini kurarak devreye almayı planladığını duyurdu. Şirketten yapılan açıklamada, kurulumuna başlanan altyapıların GMP uyumluluğu, uçtan uca izlenebilirlik, güçlü kalite kontrol sistemleri ve standartlaştırılmış üretim süreçleri esas alınarak tasarlandığı, bu merkezlerin başta Nespe-cel olmak üzere ileri hücresel tedavilerde Türkiye’nin ölçeklenebilir, güvenilir ve sürdürülebilir bir üretim ve uygulama kapasitesine kavuşmasında kritik rol üstleneceği vurgulandı. TCT Sağlık açıklamasında, CAR-T gibi ileri tedavilerin "tek başına bir ürün" olarak değil, uçtan uca yönetilmesi gereken bir klinik süreç olarak ele alınması gerektiğinin altını çizerek; üretim kapasitesi kadar uygulama merkezlerinin hazırlığı (readiness), hasta sevk ve koordinasyon modeli, uzun dönem izlem ve sürdürülebilir ödeme yaklaşımları gibi başlıkların da ekosistemin vazgeçilmez unsurları olduğu vurgulandı. Kamuoyuna düzenli bilgilendirme ve uygulama merkezleri ağı TCT Sağlık, 2026 yılı boyunca düzenli, şeffaf ve anlaşılır bir kamuoyu bilgilendirme yaklaşımıyla CAR-T ve ileri hücresel tedaviler alanında doğru ve güvenilir bilgi paylaşımını sürdürmeyi hedeflediğini açıkladı. TCT Sağlık’ın bu kapsamda üniversiteler ve sağlık kurumlarıyla iş birliğini genişleterek, CAR-T tedavilerinin klinik uygulamasına yönelik uygulama merkezi altyapı ve hazırlık çalışmalarını yaygınlaştırmayı planladığını da kamuoyuyla paylaştı. TCT Sağlık CEO’su Dr. Erkan Mankan, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’nin ileri hücresel tedaviler alanında kalıcı bir kapasiteye kavuşmasının stratejik önemine dikkat çekerek, "Bizim hedefimiz net: Türkiye’de CAR-T tedavisini yalnızca konuşulan ya da takip edilen bir teknoloji olmaktan çıkarıp; uluslararası standartlarda, yüksek kaliteyle ve nitelikli insan kaynağıyla birlikte üreten, sürdürülebilir ve güvenilir bir kapasite haline getirmek istiyoruz. Bu yaklaşımın, hem hastaların ileri tedavilere erişimini güçlendireceğine hem de ülkemizin hücre ve gen tedavilerinde bölgesel bir merkez olma vizyonuna katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.