Yerel Haberler
İzmir
10 Mart 2026 Salı - 22:56 İzmir’de taksi şoförünü öldüren şüpheli tutuklandı İzmir’in Konak ilçesinde ücret tartışması yaşadığı taksi şoförünü tabancayla vurarak öldüren şahıs, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olay, dün saat 23.15 sıralarında Basmane Kapılar mevkisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, D.M. isimli şüpheli, Deniz Örer’in (52) kullandığı ticari taksiye yolcu olarak bindi. İddiaya göre, yolculuk esnasında şoför ile yolcu arasında ücret konusunda tartışma çıktı. Büyüyen tartışma sonucunda D.M., yanındaki tabancayla taksi şoförü Örer’e ateş etti. Örer ağır yaralanırken, şüpheli D.M. ticari taksisinin direksiyonuna geçerek olay yerinden uzaklaştı. Bir süre araçla kaçan şüpheli, taksiyi bir sokak üzerinde terk ederek kaçışına yaya olarak devam etti. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde taksi şoförünün olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Evli ve bir çocuk babası olduğu öğrenilen Örer’in cansız bedeni, İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Tutuklandı Polis ekipleri, kaçan şahsı yakalamak için çalışma başlattı. Yapılan araştırmalar sonucunda kimliği ve kaçış güzergahı tespit edilen şüpheli D.M., kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelinin üzerinde olayda kullandığı tabanca da ele geçirildi. Emniyetteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edilen D.M., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Çeşme’de satranç turnuvası düzenlendi
09 Kasım 2025 Pazar - 19:31 Çeşme’de satranç turnuvası düzenlendi Çeşme’de Atatürk Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen satranç turnuvası, tarihi Aya Haralambos Kilisesi’nin ev sahipliğinde 8-9 Kasım tarihlerinde gerçekleştirildi. Turnuvaya 7 ilden toplam 107 sporcu katıldı. Atatürk Günü etkinlikleri kapsamında Çeşme’de satranç turnuvası düzenlendi. İki günlük müsabakaların ardından 9 Kasım Pazar günü düzenlenen ödül törenine Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, Türkiye Satranç Federasyonu Organizasyonlar Kurulu ve Çeşme Belediyespor Kulübü Başkanı Mehmet Sarısaç, Belediye Meclis Üyeleri, sporcular ve veliler katıldı. Mehmet Maraşlı: "Spor, gençleri ekrandan uzaklaştıran en değerli faaliyet" Ödül töreninde konuşan Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Atatürk’ü rahmet ve minnetle andığını belirterek şunları söyledi: "Cumhuriyetimizin hedeflerine yürürken çocuklarımızı sporla, sanatla ve bilimle yetiştirmek zorundayız. Burada, tatilin ilk günlerinde çocuklarının yanında olan tüm velilerimize teşekkür ediyorum. Dışarıda beklerken çocukların yine satranç oynadığını gördüm ve dikkatimi çeken şey, hiç kimsenin elinde telefon olmamasıydı. Bu durum sporun ve satrancın gençlerimizi ekrandan uzak tutmadaki değerini gösteriyor." Tüm sporcuları tebrik eden Maraşlı, turnuvanın gerçekleşmesine katkı sunan kurumlara da teşekkür etti. Banu Ayhan: "Bu turnuva bir yarışmadan daha fazlası" Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, konuşmasında Atatürk’ü anmanın ve Cumhuriyet değerlerini genç nesillere aktarmanın önemine vurgu yaptı. Ayhan, "Bu turnuva sadece bir yarışma değil; dostluğun, dayanışmanın ve gençlerin bir araya gelmesinin anlamlı bir buluşması. Gençlerimizin gösterdiği azim hepimize ilham veriyor. Özveriyle katkı sunan hakemlerimize, antrenörlerimize, velilerimize ve belediye çalışanlarına teşekkür ediyorum" diye konuştu. Nuri Büyükateş: "Çeşme Open, spor turizmine büyük katkı sağlıyor" Çeşme Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Nuri Büyükateş ise konuşmasında satrancın analitik düşünme ve strateji geliştirme açısından önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: "Atatürk’ün ileri görüşlülüğü ve planlı düşünme yaklaşımıyla örtüşen satranç, gençlerimizin gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Çeşme’de spor turizmi adına birçok organizasyon yapıyoruz ve başarılı sonuçlar alıyoruz. Özellikle Çeşme Open, uzun süreli yapısı sayesinde ilçemizin spor turizmine büyük katkı sağlıyor." Büyükateş, turnuvalara katkı sunan tüm kurum ve kişilere teşekkür etti. Mehmet Sarısaç: "Yeni bir turnuva için motivasyonumuz arttı" Türkiye Satranç Federasyonu Organizasyonlar Kurulu ve Çeşme Belediyespor Kulübü Başkanı Mehmet Sarısaç, turnuvanın başarıyla tamamlandığını ifade ederek, "Bu turnuvanın bitmesi yeni turnuvalar için motivasyonumuzu artırıyor. 22-23 Kasım tarihlerinde Öğretmenler Günü haftası kapsamında yeni bir turnuva düzenleyeceğiz. Bu organizasyonda 7 ilden 107 sporcu iki gün boyunca kıyasıya mücadele etti. Katılan tüm sporculara ve destek veren kurumlara teşekkür ediyorum" açıklamalarında bulundu. Çeşme’deki kurumlar arası iş birliğinin satranç organizasyonlarını güçlendirdiğini belirten Sarısaç, sporun ilçede geniş bir yelpazede desteklendiğini vurguladı.
Göztepe, 4 maç sonra deplasmanda galip
09 Kasım 2025 Pazar - 11:53 Göztepe, 4 maç sonra deplasmanda galip Göztepe, Trendyol Süper Lig’in 12. haftasında Kasımpaşa’yı 2-0 mağlup ederek 4 maçlık aranın ardından deplasmanda yeniden galibiyet sevinci yaşadı. Trendyol Süper Lig’de İzmir temsilcisi Göztepe’nin yükselişi sürüyor. Sarı-kırmızılılar, geçtiğimiz hafta Gençlerbirliği’ni mağlup etmesinin ardından dün de Kasımpaşa’yı 2-0 yendi ve iki maçlık galibiyet serisi yakaladı. Stanimir Stoilov’un öğrencileri ayrıca 4 maçtır deplasmanda kazanamama hasretine son verdi. 2025-2026 sezonuna deplasmanda iyi bir başlangıç yapan Göztepe, ilk iki dış saha maçında Çaykur Rizespor ve Karagümrük’ü mağlup etmeyi başarmıştı. Ancak sonraki süreçte Kayserispor ve Eyüpspor’la berabere kalan İzmir ekibi Alanyaspor ve Galatasaray’a ise mağlup oldu. Sarı-kırmızılılar, Kasımpaşa karşısında aldığı galibiyetle deplasmandaki kötü gidişatı sonlandırarak moral buldu. Avrupa hedefini sürdürdü Sezona Avrupa hedefiyle başlayan Göztepe, son iki maçında elde ettiği 6 puanla bu hedefine bir adım daha yaklaştı. Puanını 22’ye yükselterek maç fazlasıyla 4. sıraya yerleşen İzmir ekibi, hem zirve yarışındaki iddiasını sürdürdü hem de Avrupa potasının en güçlü adaylarından biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Teknik Direktör Stanimir Stoilov yönetimindeki sarı-kırmızılılar, 13. haftada konuk edeceği Kocaelispor karşılaşmasını da kayıpsız geçerek üst sıralar hedefini daha da sağlamlaştırmayı amaçlıyor. Juan, atmaya devam ediyor Göztepe’nin Brezilyalı golcüsü Juan, gollerine hız kesmeden devam ediyor. 23 yaşındaki futbolcu, geçtiğimiz hafta Gençlerbirliği karşılaşmasında attığı tek golle takımına galibiyeti getirmişti. Bu hafta ise Kasımpaşa karşısında iki kez fileleri havalandırarak adından bir kez daha söz ettirdi. Böylece Juan, gol sayısını 5’e yükselterek form grafiğini sürdürdü.
Harmandalı halkı Katı Atık Bertaraf Tesisi önünde nöbet tutuyor
09 Kasım 2025 Pazar - 11:15 Harmandalı halkı Katı Atık Bertaraf Tesisi önünde nöbet tutuyor İzmir’in Çiğli ilçesine bağlı Harmandalı Mahallesi’nde vatandaşlar, Danıştay kararıyla kapatılan ancak geçici izinlerle faaliyetini sürdüren Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin yeniden açılma ihtimaline karşı 1 Kasım’dan bu yana nöbet tutuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 31 Ekim’de süresi dolan izni uzatmaması üzerine bölge halkı, tesis önünde gece gündüz nöbet eylemi başlattı. Sürenin dolmasının ardından bölge halkı, çöp sevkiyatına karşı 24 saat nöbet tutuyor. "Bu direniş, hukuk direnişidir" Önceki dönem Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı ve 35 yıldır Harmandalı’da ikamet eden Dursun Ali Kazar, direnişin amacının hukuk mücadelesi olduğunu vurguladı. Kazar, "Harmandalı halkının direnişi adalet direnişidir, hukuk direnişidir, yaşam direnişidir. Mahkeme kararını hiçe sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Süre bitmesine rağmen burayı tekrar açmak isteyenlere karşı halk çoluğuyla, çocuğuyla direniyor. Gece gündüz 24 saat buradayız. Türkiye bir hukuk devletidir, hukukun çiğnenmemesi için buradayız" dedi. Kazar, yetkililerle iletişim kuramadıklarını belirterek yerel yöneticilerin sessizliğine tepki göstererek, "Aynı partiden iki belediye başkanı birbirine ulaşamıyor. Bu çok acı bir tablo. Hiç kimse bizimle görüşmüyor, bilgi vermiyor. Biz burada hukukun işlemesini istiyoruz" açıklamasında bulundu. "Bizim çocuklarımız da değerli" Harmandalı sakinlerinden Güven Taş ise, bölge halkının 35 yıldır çöplerin yükünü çektiğini belirterek yetkililere seslendi. Taş, "Buradaki insanların sağlığı Urla’daki, Karşıyaka’daki insanlardan daha değersiz değil. 90 yılından beri burada vahşi depolama yapılıyor. Buna hiçbir partinin hakkı yok. Eğer Yargıtay kararını bile uygulamayacaksak biz neden yaşıyoruz" diye konuştu. Yerel seçimlerde verilen sözlerin tutulmadığını da dile getiren Taş, "Belediye başkanları seçimden önce geldiler, ’Harmandalı artık İzmir’in çöpünü taşımayacak’ dediler. Bugün neredeler? Biz 10 gündür gece gündüz buradayız, sadece haklımızın yanında olun istiyoruz. Bu halk sözünü tutanları unutmaz" ifadelerine yer verdi. Vatandaşlar çadır kurdu, nöbet sürüyor Tesis önünde kurulan çadırlarda kadın, çocuk, yaşlı demeden nöbet tutan Harmandalı halkı, çöpe yeniden izin verilmemesi için nöbetlerini sürdüreceklerini belirtti.
Manyetik titreşimlerle, bağımlılığa karşı ’Sil baştan tedavi’
09 Kasım 2025 Pazar - 10:45 Manyetik titreşimlerle, bağımlılığa karşı ’Sil baştan tedavi’ Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bağımlılık ve duygu durum bozukluklarında beyni adeta yeniden başlatarak tedavi etmeye imkan sağlayan Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) hakkında bilgiler verdi. Yaşar, "Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS), beynin belirli bölgelerine manyetik alan aracılığıyla uyarı gönderen, cerrahi gerektirmeyen bir nöromodülasyon tedavisidir. Kafa derisine yerleştirilen elektromıknatıslar aracılığıyla, beyinde nöronların elektriksel aktivitesi uyarılarak beyin aktivitesi modüle edilir" dedi. Bağımlılık ve duygu durum bozukluklarında beyni adeta yeniden başlatarak tedavi etmeye imkan sağlayan Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) hakkında Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar bilgi verdi. Bağımlılıkta, beyindeki ödül devresinin prefrontal korteks dopamin aracılığıyla aşırı uyarıldığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, TMS tedavisinde beynin madde arama davranışını tetikleyen nörokimyasal yolların sessizleştirilerek, bağımlılığın sonlanmasının hedeflendiğini bildirdi. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS), beynin belirli bölgelerine manyetik alan aracılığıyla uyarı gönderen, cerrahi gerektirmeyen bir nöromodülasyon tedavisidir. Kafa derisine yerleştirilen elektromıknatıslar aracılığıyla, beyinde nöronların elektriksel aktivitesi uyarılarak beyin aktivitesi modüle edilir. Bu uyarılar sinaptik plastisiteyi yani yeniden yapılanmayı etkileyerek, özellikle karar verme merkezimiz olan prefrontal korteks ve duygu motivasyon bölgemiz olan limbik sistem arasındaki iletişimi düzenleyebilmektedir. TMS ile beyin uyarıldığında, sinir hücreleri arasında bilgi alışverişini sağlayan serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin düzeylerinde ve bunların reseptörlerinde, sinir hücrelerinin kendini yenilemede kullandıkları yolaklarda olumlu yönde değişimler sağlanabiliyor" açıklamasını yaptı. Bağımlılığı tetikleyen yolları sessizleştiriyor Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bağımlılık sürecinde beynin ödül devresinin adeta kontrolsüz çalıştığını belirterek, TMS’nin bu devreyi yeniden düzenlemeye odaklandığını anlattı. Özellikle mantıklı düşünme, karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteks ile haz ve motivasyon merkezleri arasındaki iletişimin normalleşmesini sağladığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "TMS ile amaç, madde arayışını ve anlık haz beklentisini azaltarak kişinin öz denetimini güçlendirmektir. Böylece kişi, bir maddeye ya da davranışa yönelmeden önce durup düşünebilme kapasitesi kazanır" diye konuştu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yöntemin ilaçsız ve girişimsel olmayan yapısının, özellikle ilaç kullanmak istemeyen ya da ilaç tedavisine direnç gösteren bireyler için önemli bir avantaj oluşturduğunu aktardı. TMS tedavisinin her hasta için uygun olmadığını da belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, değerlendirme ve planlamanın psikiyatrist tarafından yapılması gerektiğinin altını çizdi. Epilepsi öyküsü bulunanlar, kafatasında metal implant veya kalp pili taşıyanlar ve gebeler için şu an için önerilmediğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bunun dışında birçok hasta grubu TMS’den yararlanabilmektedir. Önemli olan, kişinin klinik değerlendirmesinin doğru yapılması ve tedavi hedeflerinin net belirlenmesidir" dedi. Hastalar seans sonrası günlük hayatına devam ediyor Hastaların tedavi sırasında konforlu bir süreç yaşadığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, seansların ayaktan uygulandığını, anestezi ya da sedasyon gerektirmediğini kaydetti. Tedavi sırasında hastanın rahat bir koltukta oturduğunu, baş bölgesine yerleştirilen elektromanyetik bobin aracılığıyla hafif tıklama sesleri ve yüzeysel bir titreşim hissi oluştuğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bu his kısa sürer, rahatsız edici değildir ve hasta seans biter bitmez normal hayatına dönebilir" dedi. Bağımlılık vakalarında genellikle günde bir seans olacak şekilde haftanın beş günü uygulandığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, toplam sürenin ise 20-30 seans arasında değiştiğini vurguladı. Öte yandan TMS’nin en verimli sonuçlarını psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisiyle birlikte uygulandığında verebildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Beyindeki biyolojik süreçleri TMS düzenleyebiliyor, terapi ise bu yeni öğrenmeleri pekiştirmede etkili olabiliyor. Kişinin sadece madde isteğinin azalması değil, aynı zamanda hayatı yeniden yapılandırması da önemlidir. Bu nedenle çoklu yaklaşım kalıcılığı artırabilir" diye konuştu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tedavi sonrası bağımlılığın yeniden nüks etmesi konusuna da ışık tutarak, "Her hastanın tepkisi farklı olmakla birlikte, craving yani madde isteğinde anlamlı bir azalma gözlemleniyor. Bazı hastalarda ilerleyen dönemlerde destekleyici seanslar planlanabiliyor. Amaç, beynin yeniden kazandığı dengeyi korumasını sağlamak" dedi. Türkiye’de kullanım artıyor TMS’nin özellikle Avrupa ve ABD’de bağımlılık tedavisi protokollerinde yer almaya başladığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, Türkiye’de de son yıllarda daha fazla merkezde uygulanır hale geldiğini belirtti. Büyük şehirlerde erişimin daha kolay olduğunu, bağımlılık alanında farkındalığın giderek arttığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Önümüzdeki yıllarda TMS’nin bağımlılık tedavilerinde destekleyici standart yöntemlerden biri olması beklenmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Son olarak TMS’ye dair doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yöntemin zihin kontrolü ya da hafıza silme tekniği olmadığına dikkat çekti. "TMS, kişinin özgür iradesini ortadan kaldırmaz; tam aksine bilişsel kontrolünü güçlendirir" diyen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tedavinin beynin doğal iyileşme kapasitesini desteklediğini ifade etti.
Filmleri çektiler, ödülleri kaptılar
09 Kasım 2025 Pazar - 10:28 Filmleri çektiler, ödülleri kaptılar Kadir Has Üniversitesi (KHAS) tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Kısa Film Yarışması’na, İzmir Ekonomi Üniversitesi’ndeki (İEÜ) gençlerin başarısı damga vurdu. İEÜ Sinema ve Dijital Medya Bölümü’nden bu yıl mezun olan Tuğba Yaşar, ‘Taşın Rengi’ isimli belgesel filmiyle birinciliğe ulaşırken; öğrenciler Yağmur Türkmenoğlu ve Bilge Olcay Yılmaz ise ‘Thrifted’ isimli filmleriyle üçüncülük elde etti. Adana Altın Koza Film Festivali’nin ardından KHAS Kısa Film Yarışması’nda da birinciliği kimseye kaptırmayan Yaşar, ödülleri seriye bağladı. Kadir Has Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü tarafından düzenlenen ve 200’den fazla filmin başvurduğu yarışmada, finale kalmayı başaran birbirinden iddialı 10 film arasında kıyasıya bir rekabet yaşandı. Nezaket Erden, Onur Saylak, Melis Behlil, Esin Paça Cengiz ve Defne Tüzün’den oluşan jüri, tüm filmleri büyük bir titizlikle inceledi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda İEÜ İletişim Fakültesi Sinema ve Dijital Medya Bölümü mezunu Tuğba Yaşar ile üçüncü sınıf öğrencileri Yağmur Türkmenoğlu ve Bilge Olcay Yılmaz, ödüle ulaşarak büyük gurur yaşadı. "Annesinin hatıralarını anlattı" Birincilik kazandığı Taşın Rengi/Renge Kevir adlı film hakkında bilgi veren Yaşar, "Sinema ve Dijital Medya Bölümü’nden bu yıl birincilikle mezun oldum. Ödül aldığım film, aslında üçüncü sınıfta yaptığım bir projeydi. ‘Dijital Medya Sanatları Stüdyosu’ dersinde bir medya sanat projesi hazırlamamız istenmişti. Ben de kolaj, arşiv fotoğrafları, videolar ve animasyonu bir araya getiren bir medya çalışması yaptım. Filmin konusunu annemin Mardin’deki çocukluk hatıraları oluşturuyor. Evde, cam kenarına bir masa kurup tripotla kamerayı sabitledim. Kestiğim fotoğraf ve videolarla kolajlar hazırladım. Filmin tamamını ev ortamında çektim" diye konuştu. "Sinema çocukluk aşkımdı" Adana Altın Koza Film Festivali’ndeki öğrenci kategorisinde ‘En İyi Belgesel’ ödülünü kazandıktan sonra, aynı filmle KHAS Kısa Film Yarışması’nda da birinciliğe ulaşmanın kendisi için çok özel olduğunu belirten Yaşar, "Sinema, benim çocukluk aşkım. Babamla birlikte izlediğimiz filmler, bu ilgiyi daha da büyüttü. Küçüklükten gelen bu tutkunun, bugün ulaştığım başarıda büyük payı var. Şimdi, okulda başladığım ama tamamlayamadığım projeleri bitirmek ve 2026 kış döneminde sinema alanında yüksek lisans yapmak istiyorum" diye konuştu "Bitpazarından çıkan hikaye" Yarışmada ‘Thrifted’ filmiyle üçüncülüğü kazanan Bilge Olcay Yılmaz ve Yağmur Türkmenoğlu ise hazırladıkları arşiv belgeselinin öyküsünü şöyle anlattı: "İzmir’deki bitpazarından eski bir kamera satın aldık. Kamerayı incelemek için açtığımızda, içinde yaklaşık 20 yıl önce çekilmiş videolar bulduk. Videolarda yer alan kişilere ulaşmak ve görüntüleri onlara teslim etmek istedik. Sosyal medya aracılığıyla bu kişilere ulaştık ve videoları verdik. Çok mutlu oldular. O an aklımıza, bu süreci anlatan bir arşiv belgeseli çekme fikri geldi. Böylece, hem o kişiler hem de bizim için anlamlı bir hikaye ortaya çıktı." Yarışmada ödül alacaklarını hissettiklerini belirten Yılmaz ve Türkmenoğlu, "Ödül haberini aldığımızda çok sevindik. Bundan sonra da festivallere katılmayı, mezuniyetin ardından ise sinema sektöründe kariyerimizi sürdürmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
Afet bilincine sanal gerçeklik desteği
09 Kasım 2025 Pazar - 10:24 Afet bilincine sanal gerçeklik desteği Yaşar Üniversitesi Sanal Gerçeklik (VR) Laboratuvarı ekibi, üniversite öğrencilerinin de katkılarıyla, afet bilincini artırmak ve muhtemel bir deprem öncesinde doğru hazırlık alışkanlıklarını kazandırmak amacıyla "Deprem Çantası Hazırlama Simülasyonu" adlı sanal gerçeklik deneyimini geliştirdi. Kullanıcılar, sanal gerçeklik (VR) gözlüğü ile sanal ortamda oluşturulan bir evin salonunda dolaşarak deprem çantasına koyulması gereken eşyaları buluyor, bilgi alıyor ve çantaya yerleştiriyor. Yaşar Üniversitesi Medya Merkezi VR Lab. ekibi, öğrencilerle birlikte geliştirdiği sanal gerçeklik deneyimi ile toplumsal farkındalığı kalıcı hale getirmeyi hedefledi. Geliştirilen uygulamada; kullanıcıların sanal ortamda oluşturulan bir evin salonunda, deprem çantasına koyulması gereken eşyaları bulması bekleniyor. Her objenin üzerine gelindiğinde, o eşyanın kritik önemi ve deprem sonrasında hangi durumlarda işe yarayabileceği hakkında detaylı paneller açılıyor. Örneğin, düdüğün enkaz altında ses duyurmak için ne kadar kritik bir araç olduğu bu paneller aracılığıyla anlatılıyor. Kullanıcılara ayrıca deprem çantasında bulunması gereken temel eşyaların bir listesi sunuluyor. Böylece kişi, eksiklerini fark ediyor ve listeyi tamamlamaya çalışıyor. Uygulamayı VR gözlükleriyle deneyimleyen kullanıcın hem görsel hem de işitme olarak ortama tamamen dahil oluyor. Bu yöntemle sadece bilgi aktarılmıyor, kullanıcı öğrendiklerini adeta yaşıyor. Afet refleksinin gelişmesini sağlıyor Tüm eşyaların doğru şekilde toplanmasıyla deneyimi başarıyla tamamlayan kullanıcı, deprem çantasını nasıl doğru hazırlayacağını birebir yaşayarak öğreniyor. Bu çalışma, sanal gerçeklik teknolojisinin etkileşim gücünü eğitimle birleştirerek farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Özellikle gençler ve öğrenciler arasında afet bilincini artırmak amacıyla tasarlanan proje, gerçek bir depremi beklemeden, güvenli bir ortamda doğru reflekslerin geliştirilmesini sağlıyor. Deneyimsel öğrenme yöntemi Simülasyon, bilgi ve becerinin uygulama, hatırlama ve deneyimleme yoluyla öğrenildiği deneyimsel öğrenme modeline dayanıyor. Bu pedagojik yöntem, öğrenilen bilginin kalıcılığını artırıyor ve kriz anında doğru davranışların otomatikleşmesini destekliyor.