Yerel Haberler
İzmir
03 Mayıs 2026 Pazar - 11:03 Sultan Burcu Saklı, 4. kişisel resim sergisini Çeşme Kalesi’nde açtı İzmir’in Çeşme ilçesinde sanatseverleri buluşturan yeni bir sergi kapılarını açtı. Çeşme Ulusoy Denizcilik Teknolojisi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı ve Resim Öğretmeni Sultan Burcu Saklı’nın dördüncü kişisel resim sergisi, Çeşme Kalesi içindeki Ceneviz Kulesi Sergi Salonu’nda sanatseverlerin ziyaretine sunuldu. Sergi, 16 Mayıs’a kadar gezilebilecek. Serginin açılış kurdelesini Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı ve eşi Arzu Güleryüz Maraşlı ile İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan Çöker birlikte kestiler. Sultan Burcu Saklı, Mehmet Maraşlı himayesinde ve Arzu Güleryüz Maraşlı koordinatörlüğünde 2023’ten bu yana düzenlenen "Hayatın Anlamı Kitap" etkinliklerinde yaklaşık 30 canlı resim performansına imza atmış ve bu süreçte ürettiği eserleri de son iki yıldır açtığı sergilerle sanatseverlerle buluşturmuştu. "Kök, dönüşüm ve kadın temaları ön planda" Eserlerinde kök, dönüşüm, kadın ve dişil enerji temalarını işlediğini belirten Saklı, çalışmalarında kadim kolektif hafızaya gönderme yaptığını ifade etti. Sanatçı, Şahmeran figürü ile ağaç ve kök imgelerinin öne çıktığı eserlerinde, düşüncelerini doğrudan değil, tasarımın estetik diliyle aktarmayı tercih ettiğini dile getirdi. Saklı, tabloların zaman içinde izleyiciyle bağ kurduğunu ve her bir eserin farklı anlarda farklı anlamlar kazandığını vurguladı. Atık malzemelerle üç boyutlu dokunuş Eserlerinde farklı teknikler kullandığını da anlatan Saklı, özellikle meslek lisesinde görev yapmaya başladıktan sonra silikonla tanıştığını ve bu sayede çalışmalarına üç boyutlu detaylar eklediğini söyledi. Sanatçı, doğal yollarla elde edilen materyallerin yanı sıra atık malzemeleri de değerlendirerek eserlerine dahil ettiğini, bu yaklaşımın çalışmalarına zenginlik kattığını ifade etti. "Sanatla dönüşüm" anlayışı Büyük boyutlu çalışmalar yapmayı sevdiğini belirten Saklı, son dönemde eser boyutlarını küçültse de üretim sürecinde aynı yoğunluğu koruduğunu dile getirdi. Her şeyi dönüştürme çabasıyla hareket ettiğini belirten sanatçı, sanatın hem bireysel hem de toplumsal bir dönüşüm aracı olduğuna dikkat çekti. Saklı, sergiye destek veren Çeşme Müze Müdürlüğü’ne teşekkür ederken, gönderdiği çiçek dolayısıyla Lal Denizli’ye ve Eğitim-İş 1 No’lu Şubesi’ne de teşekkürlerini iletti.
03 Mayıs 2026 Pazar - 10:46 Buca Metrosu projesinde en zorlu aşamalar geride kaldı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapımını sürdürdüğü Buca Metrosu için yerin ortalama 30 metre altında hem insan emeğinin hem de mühendislik biliminin başarı öyküsü yazıldı. İki yılda 13,5 kilometre tünel kazısı tamamlanırken birbirinden zorlu zemin şartlarıyla karşılaşıldı. Su kaynaklarının içinden geçilirken çalışmaya zaman zaman dalgıçlar dahil oldu. Kent tarihinin en büyük ulaşım yatırımı kapsamındaki tüneller ince hesaplar ve kesintisiz 24 saate yayılan titiz çalışmayla ilerledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla yapımını sürdürdüğü, kentin tek kalemde gerçekleştirilen en büyük yatırımı Buca Metrosu’nun sessiz ve hızlı ilerleyişinin altında büyük bir mühendislik başarısı ve emek yatıyor. Tamamlandığında günde 400 bin yolcuya güvenli ve hızlı bir ulaşım altyapısını sunacak dev proje, inşaat sürecinde İzmirlilerin büyük bir bölümünü görmediği yer altında süren bir mücadeleye sahne oluyor. Büyük bir organizasyonla ilerleyen tünel kazılarında zorlu bir eşik daha aşıldı. Şirinyer İstasyonu kazısı sırasında dev tünel açma makinesi (TBM) yeraltı su kaynağına denk gelince dişlileri zarar gördü. Bunun üzerine harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistemler Dairesi Başkanlığı, alanında uzman sanayi dalgıçlarını İzmir’e getirdi. Zorlu şartlarda çalışan ekipler, özverili müdahaleyle onarımı tamamlayarak kazıların kesintisiz sürmesini sağladı. "Kimsenin burnu bile kanamadan 3 bin 500 konutun altından geçtik" Buca Metrosu çalışmalarındaki zorlu sürece değinen İzmir Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistemler Dairesi Başkanı Alpaslan Kara, iki yılda 13,5 kilometrelik hattın kazısının tamamlandığına dikkat çekti. Kara, Buca Metrosu’nun yalnızca bir ulaşım projesi değil, İzmir’in geleceğini etkileyecek stratejik bir yatırım olduğunu vurguladı. Türkiye’nin en büyük metro projelerinden biri olan Buca Metrosu’nun kısa sürede önemli bir aşamaya geldiğini ifade eden Kara, "Bugüne kadar 3 bin 500 konutun altından geçtik. En başından itibaren tüm yapı envanterini çıkardık ve riskli alanlarda özel önlemler alarak ilerledik. Disiplinlerarası bir mühendislik çalışması yürüttük. Bugün geldiğimiz noktada, hiç kimsenin burnu bile kanamadı. Tabii ki hepimizin temel motivasyonu İzmir halkına olan borcumuz. Bizim bu dönem içerisinde bitirmeyi planladığımız en büyük ulaşım projesi Buca Metrosu’dur" dedi. "TBM’ler 3 hafta suyun içinde çalıştı" Tünel kazılarında yaşanan zorlu süreci anlatan Kara, su kemerleri, tarihi yapılar ve sit alanları altında ilerlerken önemli teknik güçlüklerle karşılaştıklarını söyledi. Şirinyer İstasyonu’na ulaşırken yeraltı su kaynaklarının yoğun olduğu bölgede, Nif Dağı’ndan gelen akifer ve Hasanağa Pınarları ile karşılaştıklarını belirten Kara, TBM makinelerinin bu suyun içinden geçmek zorunda kaldığını ifade etti. Üç hafta boyunca su içinde çalışan makinelerdeki arızalara, derin dalış sertifikalı sanayi dalgıçlarının müdahale ettiğini aktaran Kara, "Dalgıçlar, TBM’lerin kesici başlıklarını su altında değiştirerek bakım yaptı. Başlıklar yenilendi, makineler ilerledi. Süreç boyunca yeniden bakım ihtiyaçları oldu ve aynı yöntemle müdahale edildi. Bu çalışmalar çoğu zaman görünmese de, işin arka planında yoğun bir disiplinlerarası emek var" diye konuştu. "Tünel metro projesinin omurgası" Buca Metrosu’nun Fuar İzmir’e uzatıldığını ifade eden Kara, 2027 yılı içinde tüm tüneli tamamlamayı planladıklarını söyledi. Kara, "Aslında tünel, bir metroda projenin omurgası. Bu omurgayı doğru kurduğunuz zaman bundan sonraki kısım çok daha hızlı ilerliyor. Dolayısıyla tünelin bitmesinin ardından istasyonlarda kalan çalışmalarımızı tamamlayıp 2028’in içerisinde hattımızı sefere açmayı planlıyoruz. Şu anda 8 istasyon inşaatında şantiyelerimiz devam ediyor" dedi. TBM için acil dalış operasyonu TBM’in durduğu anda İstanbul’dan ve yurt dışından (Libya ve Romanya) hızlı şekilde organize olan profesyonel ekip İzmir’e geldi. Ekibin sorumlusu Maden Mühendisi ve Sanayi Dalgıcı Melih Ozan Egemen, süreci anlattı. Egemen, Buca Metro hattı kazısında yeraltı sularıyla birlikte aşırı korozyonlu ve aşındırıcı bir ortamla karşılaşıldığını belirtti. TBM’in bu nedenle zorlanmaya başladığını ve acil müdahale için çağrıldıklarını ifade ederek, "İstanbul’dan İzmir’e mobilize olduk. Libya ve Romanya’dan da uzman arkadaşlarımızı getirdik. Öncü ekip inceleme yaptı ve sistemin tamamen su altında olduğunu, yüksek basınç nedeniyle müdahalenin zor olduğunu tespit etti. Uzun süredir yapmadığımız ama uzmanı olduğumuz bir operasyonu gerçekleştirdik" dedi. Çamurun içinde, görmeden çalıştılar Çamurun içinde, görmeden, yalnızca ezber bilgisiyle çalıştıklarını anlatan Melih Ozan Egemen, tünel makinelerinin yeraltı sularında karşılaştığı arızalara sanayi dalgıçları olarak müdahale ettiklerini söyledi. Egemen, makinelerin basınç eşitleme kabinleri üzerinden bakım ve onarım yapıldığını belirterek, şunları söyledi: "Sürece hazırlıklı girdik. Önceden projeleri ezberliyoruz. Elimizi nereye attığımızda neyle karşılaşacağımızı biliyoruz. Makinayı, fotoğrafları ve planları inceleyip tamamen hafızaya alıyoruz. Koordinatlarımızı da farklı ekipmanlarla belirleyerek çalışıyoruz. İçeri girdiğimizde basınç nedeniyle kapıyı açmakta zorlandık ve son derece riskli bir ortamla karşılaştık. Yaklaşık iki metrelik, tamamen görüşsüz bir alanda çalıştık. Parmaklarımızla ölçerek konum bulmaya çalıştık. El yordamıyla, hiç görmeden sorunu giderdik. Somonlar, pullar ve parçalar üzerinde tek tek çalışıyoruz. Tüm bunları zamanla yarışarak yapıyoruz. Su altında görmeden kesme ve kaynak işlemleri gerçekleştiriyoruz. Kazı sırasında oluşan çamur, kahve kıvamında yoğun bir hale geliyor ve biz bunun içinde çalışıyoruz. Bu çalışmalar ciddi hayati riskler taşıyor. Su altında oluşan yüksek basınç nedeniyle sanayi dalgıçları özel şartlarda görev yapıyor. Kapalı alan korkusunun yanı sıra vurgun riski de var. Buca Metrosu’nda yaklaşık 2 saatlik çalışmanın ardından 40 dakika basınç odasında tedavi uygulanıyor. Ardından bir dalgıcın tamamen toparlanması 8 ila 16 saat sürüyor. Bu nedenle ekipler dönüşümlü çalışıyor ve bir sonraki müdahale için en az 24 saatlik dinlenme süresi gerekiyor." "İmkansızı başardık; Türkiye’de hem yurt dışında yankı uyandırdı" Yaşadıkları süreci ve elde ettikleri başarıyı anlatan Egemen, çalışmaların planlanandan çok daha kısa sürede tamamlandığını söyledi. TBM’in yeniden kazıya başladığını belirten Egemen, süreci şöyle aktardı: "5-6 gün içinde ilk müdahaleyi tamamladık ve makine yeniden çalışmaya başladı. Bir süre sonra basınç yeniden düştü, daha güvenli bir bölgeye geçerek yaklaşık 29 diskin tamamını değiştirdik. Üçüncü günden itibaren temiz su geldi ve görüş alanı açıldı. Bir buçuk aylık planı 17 günde bitirdik. Makine tam kapasiteyle kazıya devam etti. Bu çalışma hem Türkiye’de hem yurt dışında yankı uyandırdı. Biz yaptığımız işten çok keyif aldık. Çünkü imkansızı başarıyoruz" ifadelerini kullandı. Projenin yüzde 45’i tamamlandı 765 milyon Euro bütçeli Buca Metrosu’nda 13,5 kilometrelik Çamlıkule-Üçyol arasında tünel kazılarının tamamlandı. Hattın Fuar İzmir’e ulaştırılması için de tünel açma makineleriyle kazılar sürüyor. 17,8 kilometrelik hattın bitirilmesiyle Buca Metrosu Üçyol’da mevcut metro hattına, Şirinyer’de ise İZBAN’a entegre olacak ve Buca’dan kent merkezine ulaşım büyük ölçüde hızlanacak. Projenin yüzde 45’i ise tamamlandı.
03 Mayıs 2026 Pazar - 10:40 Büyükşehir çiftçinin emeğine katma değer katıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Türkiye’nin ilk şekersiz stevia (şeker otu) gazozunu üreten Çamlılı üreticiler, talep ettikleri kurutma makinesine kavuştu. Büyük çoğunluğu kadınlardan oluşan kooperatifin ürettiği stevia, istiridye mantarı ve domates gibi ürünlerin raf ömrünü uzatıp katma değerini artıracak makine teslim edildi. Destekle birlikte üreticiler, köylerinde üretmeye devam edebildiklerini vurguladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın kırsal kalkınma hamlesi ve üretici odaklı destek politikaları, İzmirli çiftçiye nefes aldırdı. Kırsalda gelir çeşitliliğini artırmak ve kadın üreticileri güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren İzmir Büyükşehir Belediyesi, daha önce sağladığı stevia (şeker otu) fidesi desteğiyle Türkiye’de ilk kez şeker ilavesiz stevia gazozu üretiminin önünü açtığı Güzelbahçe Çamlı Üretim ve Pazarlama Kooperatifi’ne bu kez katma değeri artıracak sebze ve meyve kurutma makinesi desteği sağladı. Üyelerinin dörtte üçü kadınlardan oluşan kooperatifin, Başkan Tugay’a ilettiği talep doğrultusunda yapılan saha çalışmaları ve ihtiyaç analizlerinin ardından 80 tepsili kurutma makinesi temin edildi. Ürünlerin değerini artıracak bu destek, özellikle kadın üreticiler olmak üzere kooperatif üyeleri arasında memnuniyetle karşılandı. "Kooperatiflerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli ziraat mühendisi Hilal Balcıoğlu, kooperatife sağlanan destek sürecini şöyle anlattı: "Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak 2025 yılında kooperatifimize 15 bin stevia fidesi vermiştik. Üreticiler bu fideleri yetiştirip kurutarak gazoz üretiminde kullandı ve kuru ürün olarak da satışa sundu. Geçtiğimiz ay Başkan Dr. Cemil Tugay’ın katıldığı kooperatif toplantısında kurutma makinesi talebinde bulundular. Amaçları, ürünlerini kurutarak katma değerini artırmak ve pazara daha güçlü şekilde sunmaktı. Bu talep karşılık buldu ve makine teslim edildi. Çiftçilerimiz istiridye mantarı, domates, tarhana ve salça gibi ürünler üretiyor. Satılamayan ürünler bu makine sayesinde kurutularak daha uzun süre değerlendirilebilecek. Daha önce stevia bitkisini kendi imkanlarıyla kurutuyorlardı, şimdi ise daha kontrollü ve hijyenik şartlarda üretim yapabilecekler. Kooperatifin 57 ortağının 40’ı kadınlardan oluşturuyor. Kadın üreticilerimiz dayanışma içinde hareket ediyor. Biz de İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak başkanımızın öncülüğünde kooperatiflerimizin yanında olmaya devam edeceğiz." "Raf ömrünü uzatacak" Çamlı Kooperatifi kurucu üyelerinden ve gıda mühendisi Işık Şahbaz, "İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yaptığımız kooperatif toplantısında ürünlerimize nasıl katma değer kazandırabileceğimizi öğrendik ve Cemil Başkanımızdan rica ettik. Kendisine teşekkür ediyoruz. Bu toplantıların devamını diliyorum. Şu an dört kabinli bir kurutma makinemiz var. Bu kabin bizim ürünlerimize katma değer kazandırdığı gibi raf ömrünü de uzatacak. Çok daha hijyenik ürünler elde edeceğiz. Bundan önce tamamen ev şartlarında kurutma yapılıyordu. Bazıları güneşte, bazıları gölgede kurutuyordu. Standart bir ürün elde edemiyorduk. Şimdi istediğimiz şekilde tek tip standart ürün üretme şansımız olacak" ifadelerini kullandı. "Bizim için de gurur" Kooperatif üyesi Sine Köse, desteğin ürün çeşitliliğini artıracağını ve uzun vadeli değerlendirme imkânı sağlayacağını ifade ederek, "Çok teşekkür ediyoruz. Bu destekler öncelikle köyde yaşamaya devam etmek için insanlara fırsat oluşturuyor. Bence en önemli ayağı bu. Çünkü burada kalmaya devam etmek demek, toprağımızı işlemek demek. Toprağımızı işlemek demek, burada kalabilmek demek. Stevia zaten dünyada çok kullanılan bir ürün. Bu ürüne katma değer katmak, gazoz olarak üretmek bizim için de büyük gurur" diye konuştu. "Marka oluşturmaya başladık" Kooperatif üyelerinden Ayşe Özgen de kurutma makinesinin hijyen ve kalite açısından önemli katkı sağlayacağını belirterek, "Çok güzel bir çalışma yapıyoruz ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız destekliyor. Bu kurutma makinesi, mantarlarımız, kekiklerimiz, köyümüzde yapılan tarhanamız için çok önemli. Bir marka oluşturmaya başladık. Biz kadınlar, önümüz açıldığında çok güzel işler başarırız" ifadelerini kullandı. "Büyükşehir tam destek veriyor" İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı desteklerin Çamlı halkının hayatına dokunduğunu söyleyen Çamlı Mahallesi Muhtarı Ebru Günay Köse ise "İzmir Büyükşehir Belediyesi bize tam destek vermeye çalışıyor, sağ olsun. Kooperatifimiz ve Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı çok iyi çalışıyor. Bunu görmekten çok mutluyuz, çok teşekkür ediyoruz. Kooperatifin gelişmesiyle birlikte kadınların istihdamı daha kolay oldu. Herkese destekleri için teşekkür ederiz" dedi.
Göztepe, ilk devrenin en az gol yiyen takımı oldu
23 Aralık 2025 Salı - 10:35 Göztepe, ilk devrenin en az gol yiyen takımı oldu Göztepe, Trendyol Süper Lig’in ilk devresinde oynadığı 17 maçta kalesinde yalnızca 9 gol görerek ligin en az gol yiyen takımı oldu. Göztepe, Trendyol Süper Lig’in ilk yarısında sergilediği savunma performansıyla dikkat çekti. İzmir temsilcisi, 17 haftalık periyotta elde ettiği 9 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyetle 32 puan topladı ve ilk devreyi 4. sırada tamamladı. Avrupa potasında yer alarak hedeflerine ulaşan sarı-kırmızılı ekip, güçlü savunmasıyla ligin zirvesinde yer alıyor. Stanimir Stoilov yönetimindeki Göztepe, ligin ilk devresinde kalesinde yalnızca 9 gol görerek Süper Lig’in ilk 17 haftalık bölümünde en az gol yiyen takımı oldu. Bu alanda Göztepe’yi, 12 golle lider Galatasaray takip etti. Kalesini en fazla maçta gole kapatan takım Trendyol Süper Lig’in ilk yarısında savunma performansıyla öne çıkan Göztepe, 17 maçın 11’inde gol yemeyerek bu alanda da ligin zirvesinde yer aldı. Rakiplerine adeta gol şansı vermeyen İzmir temsilcisi; Çaykur Rizespor, Karagümrük, Beşiktaş, Başakşehir, Gençlerbirliği, Kasımpaşa, Gaziantep FK ve Samsunspor maçlarını hem kazanıp hem de gol yemeden tamamladı. Sarı-kırmızılılar, galip gelemediği Fenerbahçe, Eyüpspor ve Kocaelispor karşılaşmalarında da kalesini gole kapatmayı başardı. Göztepe’nin bu sezon vazgeçilmezleri arasında yer alan Polonyalı kaleci Mateusz Lis, ortaya koyduğu performansla ön plana çıktı. 28 yaşındaki file bekçisi, 17 maçın tamamında 90 dakika sahada kalarak sarı-kırmızılıların ligin ilk yarısındaki başarısında önemli pay sahibi oldu. Savunmada 6 farklı oyuncu oynadı Trendyol Süper Lig’de sezon boyunca üçlü stoper hattıyla mücadele eden Göztepe, karşılaşmalarının büyük bölümüne bu sistemle çıktı. Sarı-kırmızılı ekip, stoper mevkisinde 6 farklı isme görev verirken; Heliton, Bokele, Godoi, Taha, Furkan Bayır ve Miroshi forma giydi. Bu isimler arasında Heliton, Bokele ve Taha en fazla süre alan oyuncular olurken, joker olarak kullanılan Miroshi ise önemli dakikalar almasına rağmen ağırlıklı olarak orta sahada görev yaptı. Godoi, zaman zaman ilk 11’de yer almasına karşın yaşadığı sakatlıklar nedeniyle forma şansı bulmakta zorlandı. Furkan Bayır ise rotasyonun önemli parçalarından biri oldu.
Aort damarı yırtılan Libyalı hasta, İzmir’de kapalı yöntemle tedavi edildi
23 Aralık 2025 Salı - 10:07 Aort damarı yırtılan Libyalı hasta, İzmir’de kapalı yöntemle tedavi edildi Libya’nın Mısrata şehrinde yaşayan, emekli ve 5 çocuk babası Alhussein Ahmed Mohamed Abdulkafi, hayati risk taşıyan aort damarı yırtılması nedeniyle yatırıldığı Acıbadem Kent Hastanesi’nde kapalı yöntemle gerçekleştirilen "stentli yapay damar" uygulamasıyla şifa buldu. Doç. Dr. Cüneyt Narin, hastada hayatı tehdit eden Tip III aort diseksiyonu (yırtılması) olduğunu belirterek, "Yırtığın ilerleyerek beyin damarlarını etkileme riski vardı. Girişimsel yöntemle yırtığı kontrol altına aldık ve hastanın şikâyetlerinde belirgin düzelme sağladık. Sağlıkla ülkesine uğurladık" dedi. Uzun süredir yüksek tansiyon hastası olan ve daha önce kalp damarlarındaki darlıklar nedeniyle stent takılan Libyalı hastada, ani gelişen karın, sırt ve bel ağrıları üzerine yapılan tetkiklerde hayati risk taşıyan Tip 3 aort diseksiyonu tespit edildi. Yapılan tetkiklerde, aort damarının sol kol damarının çıktığı bölgeden başlayarak sol bacak damarına kadar uzanan ciddi bir yırtık olduğu belirlendi. "Tip III aort diseksiyonu" olarak adlandırılan bu hayati tablo, böbrek damarlarına giden kan akımını da azaltarak böbrek yetmezliğine yol açtı. Hasta bu süreçte diyalize alınmak zorunda kaldı. Tedavi amacıyla bir dönem Tunus’ta da izlenen hasta, daha sonra Türkiye’ye getirilerek farklı merkezlerde takip edildi. Şikâyetlerinin medikal tedaviyle gerilememesi üzerine 21 Ekim 2025 tarihinde Acıbadem Kent Hastanesi’ne sevk edilen Abdulkafi, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cüneyt Narin ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Parıldar tarafından multidisipliner olarak değerlendirildi. Stentli yapay damar uygulandı Hastaya, yırtılan damarın stabilize edilmesi ve yırtığın beyin damarları gibi hayati bölgelere ilerlemesinin önlenmesi amacıyla kapalı (anjiyografik) yöntemle operasyon planladıklarını belirten Doç. Dr. Narin, şu bilgileri verdi: "Hastamızda hayatı tehdit eden Tip III aort diseksiyonu mevcuttu. Çok şanslıymış. Yırtığın ilerleyerek beyin damarlarını etkileme riski vardı. Geçtiğimiz 23 Ekim’de Prof. Dr. Parıldar ile birlikte girişimsel yöntemle hem yırtığın başladığı bölgeye hem de yırtık nedeniyle kapanan sol böbrek atar damarına stentli yapay damar yerleştirdik. Uygulanan tedaviyle, aort damarındaki anormal kan akışı engellenerek kanın olması gereken damar boşluğundan akması sağlandı. Operasyon öncesinde sırt üstü yatmakta zorlanan, şiddetli karın ve bel ağrıları nedeniyle sürekli eğilmek zorunda kalan hastanın, işlem sonrası ağrıları geçerken, rahatça yürüyebilir ve günlük aktivitelerini sorunsuz şekilde yapabilir hale geldi. Tedavi sürecinde diyetisyen eşliğinde beslenmesi düzenlenen hastamız, haftada üç gün diyaliz programına alındı ve kalp ritim bozukluğu nedeniyle pıhtı önleyici tedavisi planlandı. Genel durumunun düzelmesi üzerine taburcu ettik ve ülkesine uğurladık." 2022 yılında sağlığının bozulduğunu, kalp damarlarından birine stent takıldığını, kalp kasında zayıflık, kol ve bacaklarında ödem olduğunu belirten Abdulkafi ise ülkesine yeniden doğmuş olarak döneceğini belirterek, "Ne oturabiliyor, ne yürüyebiliyordum. Sadece sağ tarafıma sabit yatıyordum. Aorttaki yırtık yaşamımı tehdit ediyordu. Yani her an ölümle burun burunaydım. Öldürmeyen Allah öldürmüyor, çok şanslıymışım. Libya’da bu tedaviler yapılmıyor, keza Tunus’ta da öyle. Ben de tedavi olmak için İzmir’e geldim. Çok çektim ama Acıbadem Kent Hastanesi’nde gördüğüm başarılı tedaviyle şikayetlerimden kurtuldum. Emeği geçen tüm doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Menemen İZBAN İstasyonu’nda deprem ve kaza tatbikatı
23 Aralık 2025 Salı - 09:38 Menemen İZBAN İstasyonu’nda deprem ve kaza tatbikatı Muhtemel bir deprem anında raylı sistemlerde yaşanabilecek acil durumlara hazırlık amacıyla Menemen İZBAN İstasyonu’nda arama ve kurtarma tatbikatı gerçekleştirildi. Tatbikatta, trenin raydan çıkarak devrilmesi senaryosu eş zamanlı müdahalelerle sahada uygulandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, TCDD, AFAD, İZBAN, UMKE ve MAKUR iş birliğiyle Menemen İZBAN İstasyonu’nda muhtemel bir deprem anında meydana gelebilecek acil durumlara hazırlık düzeyini artırmak amacıyla kapsamlı bir arama ve kurtarma tatbikatı gerçekleştirildi. Tatbikat sırasında sahadaki uygulama ve müdahaleler gerçeğini aratmayan görüntüler oluşturdu. Deprem senaryosu başarıyla uygulandı Senaryo kapsamında, Çiğli’den hareket eden bir yolcu treni Menemen İZBAN İstasyonu’na giriş yaptığı sırada deprem meydana geldi. Şiddetli sarsıntı nedeniyle trenin son vagonu raydan çıkarak devrildi. Trende 40 yolcu bulunduğu ve 7’sinin yaralandığı bilgisi makinist tarafından operasyon kontrol merkezine bildirildi. Durum vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ne iletilirken, ihbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Ekipler olay yerine ulaşana kadar tren personeli tarafından yaralı yolculara ilk yardım uygulamaları yapıldı. Ardından tahliye çalışmalarının güvenli bir şekilde yürütülmesi için öncelikle demiryolu hattının elektrik enerjisi kesildi ve olay yeri emniyete alındı. Ardından ekipler, vagon içerisinde mahsur kalan yolculara ulaşarak durum tespiti yaptı. Sağlıklı yolcular, belirlenen tahliye planı uygulanarak güvenli toplanma alanına alındı. Tekerlekli sandalyede olduğu belirlenen bir yolcu ilk kontrollerinin ardından güvenli alana sevk edilirken; durumu ağır olan iki yolcu sedye ile tahliye edildi. Yaralıların tamamı olay yerindeki ilk tıbbi müdahalelerin ardından ambulanslarla sağlık kuruluşlarına sevk edildi.
Jandarma Genel Komutanlığının "Savaşçı Yarışması" başladı
23 Aralık 2025 Salı - 09:35 Jandarma Genel Komutanlığının "Savaşçı Yarışması" başladı Jandarma Genel Komutanlığı’nın en seçkin birliklerini bir araya getiren ve bu yıl ilk kez düzenlenen "Savaşçı Yarışması", Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanlığında düzenlenen görkemli bir törenle başladı. Açılış töreninde, Türkiye’nin dört bir yanından gelen Jandarma Komando Özel Harekât (JÖH) ve Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığı (JÖAK) personeli, vatan savunmasındaki kararlılıklarını bu kez yarışma sahasına taşımak üzere saf tuttu. "Bu yarışma, terörle mücadeleye doğrudan katkı sağlayacaktır" Törenin açılış konuşmasını gerçekleştirilen Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanı Tümgeneral Uğur Ertekin, organizasyonun sadece bir müsabaka değil, stratejik bir tecrübe aktarım merkezi olduğunu vurguladı. Tümgeneral Ertekin, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:"Bu yarışma; JÖAK ve JÖH taburlarımız dahil olmak üzere toplam 27 tabur komutanlığımızın bir araya geldiği devasa bir tecrübe paylaşım platformudur. Burada sergilenecek her taktik ve paylaşılacak her tecrübe, teröristle mücadele harekatımıza doğrudan katkı sağlayacaktır." "Disiplinle yazılır tarihteki her zafer" Konuşmasında disiplin ve milli irade vurgusu yapan Tümgeneral Ertekin, vatan şairinin "Nizâm-ı âlem için kurban olur her nefer, Disiplinle yazılır tarihteki her zafer!" dizelerini hatırlatarak, personelin sergileyeceği özverinin aziz milletin sarsılmaz iradesini temsil ettiğini belirtti. Ertekin, personelin sahadaki çeviklik ve cesaret sınavından Jandarma Genel Komutanlığı’na yaraşır bir başarıyla çıkacağına olan inancını dile getirerek, "Kılıcınız keskin, yolunuz açık olsun" sözleriyle konuşmasını tamamladı. "Muharebe kabiliyeti ve unsur başarısı test edilecek" Yarışmanın teknik detaylarına ilişkin bilgi veren Jandarma Üsteğmen Ahmet Beraç ise JÖH ve ilgili diğer unsurların katılımıyla icra edilen bu zorlu süreçte personelin; fiziksel kondisyonu, çevikliği ve muharebe ortamında görev icra edebilme kabiliyetinin test edileceğini belirtti. Beraç, değerlendirmelerde personelin bireysel başarısının yanı sıra unsur başarısının da temel kriter olarak göz önünde bulundurulacağını ifade etti. "İlk gün: stratejik brifing ve kura heyecanı" Açılış töreninin ardından program, yoğun bir faaliyet takvimiyle devam etti. Sabah oturumunda gerçekleştirilen "Bilgilendirme Brifingi" ile yarışmacı unsurlara teknik detaylar ve parkur kuralları aktarıldı. Öğleden sonraki bölümde ise heyecan seviyesi artarak devam etti. Yarışmacı birlikler; "Hızlı ve Sütreli", "Sıcak Temas" ve "Büyük Kapışma" olarak adlandırılan üç özel parkurun tanıtımı için sahaya indi. Tanıtım faaliyetlerinin hemen ardından, takımların yarışma sıralamasını belirleyen kritik kura çekimi gerçekleştirildi. "Elit birlikler sahada" Toplam 27 taburdan 216 kahraman personelin katılım sağladığı organizasyon, 26 Aralık 2025 tarihine kadar devam edecek. Beş gün sürecek olan bu zorlu süreçte birlikler, hem fiziksel dayanıklılıklarını hem de taktiksel zekalarını en üst seviyede sergileyecek. Yarışma, ilk parkur mücadeleleriyle hız kazanacak.
Gazeteci Yazar Gökhan Çelik’ten yeni roman: ’Hilal Birliği’
23 Aralık 2025 Salı - 09:22 Gazeteci Yazar Gökhan Çelik’ten yeni roman: ’Hilal Birliği’ Gazeteci ve yazar Gökhan Çelik, aynı zamanda Türkiye Atıcılık Federasyonu As Başkanı olarak görev yaparken, edebiyat alanındaki üretkenliğini de yeni romanıyla sürdürüyor. Çelik’in dokuzuncu romanı olan "Hilal Birliği" okurla buluşarak raflardaki yerini aldı. 42. İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı ile birlikte satışa çıkan Hilal Birliği, tarihin gölgelerinde kurulmuş, varlığı hiçbir zaman kayıtlara geçmemiş gizli bir teşkilatın izini sürüyor. Roman, bir milletin hafızasında saklı kalmış, susarak hükmeden ve her dönemde varlığını koruyan bir aklın hikâyesini merkezine alıyor. 1990’lı yılların karanlık sokaklarında bir müzisyenin cebine bırakılan gizemli bir mektupla başlayan hikâye; geçmiş ile geleceği, birey ile devleti, hakikat ile sırrı iç içe geçirerek ilerliyor. Alparslan Türkeş’ten Turgut Özal’a, Muhsin Batur’dan Adil Erdem Bayazıt’a, Barış Manço’dan Necip Hoca’ya uzanan gerçek isimler, romanda tarih sahnesinin perde arkasındaki taşıyıcılar olarak yer alıyor. Yeni eserini okuyucularının beğenisine sunmanın heyecenını yaşadığını ifade eden Çelik, şöyle devam etti: "Hilal Birliği, hayal ile gerçeğin arasındaki en ince çizgide yürürken, okuru yalnızca bir hikâyeye değil bir sorgulamanın içine davet ediyor. İlk satırdan itibaren okur, sanki kendi cebine bırakılmış bir mektubun çağrısıyla baş başa kalıyor ve şu soruyla yüzleşiyor: ’Ben gitmeli miyim?’ " Yeni romanıyla tarihsel derinliği, politik arka planı ve güçlü kurgusuyla, okuru hem düşünmeye hem de hatırlamaya çağıran Çelik, bunu "Çünkü bazı sırlar anlatılmaz; ancak hak edenin kulağına fısıldanır." şeklinde ifade ediyor. Önceki romanları Gökhan Çelik, daha önce "Türk Mülkünün Nizamı: Nizamülmülk", "Ahi Evran", "Denizlerin Tufanı: Piri Reis", "Çaka Bey - Beni Denizlere Gömün", "Fatih Zamanı: Veladet", "Şahzade - Hükümdarlık Satracı", "Kurt Gecesi: İmparatoryum" ve "Kıbrıs Baskını" adlı romanlara imza atmıştı.