Yerel Haberler
İzmir
21 Şubat 2026 Cumartesi - 19:39 Çeşme Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nda yeni Başkan Ali Koparal Çeşme Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nın Olağan Genel Kurul Toplantısı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Beyaz listeyle seçime giren Ali Koparal ile kırmızı liste adayı Erkan Çilek’in yarıştığı genel kurulda, 175 oy alan Ali Koparal yeni oda başkanı seçildi. 21 Şubat Cumartesi günü Çakabey Kültür Merkezi’nde düzenlenen genel kurula; Çeşme Belediyesi adına Belediye Meclis Üyesi Veysel Ayhan, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Yalçın Ata ve Başkan Danışmanı Mustafa Ak’ın yanı sıra Karaburun, Balçova ve Çiğli oda başkanları, Çeşme Ziraat Odası Başkanı Süleyman Özer ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Divan Başkanlığına Mustafa Ak seçilirken; divan heyetinde Latif Ok, M. Cemal Küllüce, Ertan Tekeli ve Mali Müşavir Engin Malay yer aldı. Uzun yıllar oda başkanlığı görevini yürüten Hakkı Kocakara, sağlık sorunları nedeniyle yeniden aday olmadığını belirterek üyelerle vedalaştı. Kocakara konuşmasında, görev süresi boyunca istemeden kırdığı kişilerden helallik isteyerek iki adaya da başarı dileklerinde bulundu. "Önemli olan sandıktan sonra el ele çıkabilmek" İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Yalçın Ata ise konuşmasında İzmir’in 128 oda ve 235 bin esnafla Türkiye’nin İstanbul’dan sonraki en büyük esnaf teşkilatına sahip ili olduğunu vurguladı. Ata, seçimlerin demokratik bir olgunluk içinde tamamlanmasının önemine dikkat çekerek, "Önemli olan sandıklar açıldığında el ele, kol kola çıkabilmek" dedi. Kırmızı liste adayı Erkan Çilek, 40 yıllık esnaflık geçmişine vurgu yaparak, meslektaşlarının sorunlarını kendi sorunu bileceğini ifade etti ve destek istedi. Beyaz liste adayı Ali Koparal ise, "Sen ben yok, biz varız" anlayışıyla yola çıktıklarını belirterek, şeffaf ve güçlü bir yönetim hedeflediklerini söyledi. 268 üye oy kullandı Toplam 318 oda üyesinin bulunduğu seçimde 268 üye oy kullandı, 2 oy boş çıktı. Ali Koparal (Beyaz Liste) 175 oy, Erkan Çilek (Kırmızı Liste) 91 oy aldı. Ali Koparal, Çeşme Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nın yeni başkanı oldu. Yönetim Kurulu Asil Üyeleri; Barış Kaya, Melih Tınaz, Ali Eskici, Tarık Erkan, Çağlayan Baysal, Erkan Barbun oldu. Seçimin ardından kısa bir değerlendirme yapan Ali Koparal, "Kaybedeni yok, hepimiz kazandık. Herkese hayırlı olsun. Arkadaşları da tebrik ederim" ifadelerini kullandı.
İyi huylu prostat büyümesi tedavisinde lazer teknolojileri, etkili tedavi imkanı sunuyor
20 Şubat 2026 Cuma - 10:04 İyi huylu prostat büyümesi tedavisinde lazer teknolojileri, etkili tedavi imkanı sunuyor Ürolog Prof. Dr. Burak Turna, lazer prostat ameliyatlarının günümüzde iyi huylu prostat büyümesi tedavisinde güncel ve etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi. Thulium lazerin dokuda kontrollü kesim ve minimal kanama özelliği olduğunu vurgulayan Turna, "Holmium lazerle ise güçlü doku buharlaştırma ve enükleasyon özelliği sayesinde özellikle büyük prostatlarda etkili sonuçlar elde edilebiliyor" dedi. İyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan lazer teknolojileri, hastalara rahat ve etkili tedavi imkanı sağladığını belirten Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Direktörü Prof. Dr. Burak Turna, thulium lazer ve holmiumi lazeri uzun yıllardır uygulandıklarını ama her hastaya özel tedavi planı oluşturduklarını ifade etti. Tedavi yöntemi hastaya göre belirleniyor Prof. Dr. Turna her hastanın prostat hacmi, eşlik eden hastalıkları ve genel sağlık durumunun ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu değerlendirme sonucunda hastaya en uygun lazer yönteminin seçildiğini belirten Prof. Dr. Turna, "Böylece tedaviden hastanın maksimum sonucu alması" diyerek lazer teknolojileri hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Turna, Thulium Fiber Lazer’in, prostatın iyi huylu büyümesi sonucu idrar yolunu tıkayan adenom dokusunun tamamen çıkarılmasında etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Turna, enükleasyon (bir organın ya da dokunun tamamen çıkarılması işlemi) işlemiyle çıkarılan dokunun mesaneye itildiğini ve morsellatör adı verilen cihazla parçalanarak vücuttan alındığını aktardı. Thulium lazerin aynı zamanda üst üriner sistem ve mesane tümörlerinin tedavisinde de kullanılabildiğini kaydeden Turna, bu yöntemin kanama riskini minimize ettiğini ve patolojik inceleme açısından dokuya zarar vermediğini söyledi. Holep yöntemiyle kesi olmadan ameliyat Holmium lazer ile prostat enükleasyonu olarak bilinen HoLEP yönteminin tamamen kapalı (endoskopik) olarak uygulandığını belirten Prof. Dr. Burak Turna, işlemin idrar kanalından girilerek gerçekleştirildiğini ifade etti. HoLEP ameliyatında prostatın büyüyen kısmının kapsülünden tamamen ayrılarak çıkarıldığını söyleyen Turna, "Bu işlem, portakalın içinin kabuğundan ayrılmasına benzetilebilir. Herhangi bir kesi yapılmaz ve hasta işlem sırasında ya da sonrasında ağrı hissetmez." diye konuştu. Hızlı taburculuk, hızlı iyileşme HoLEP sonrası hastaların genellikle 1-2 gün içinde taburcu edildiğini aktaran Turna, klasik yöntemlere kıyasla sondanın daha erken alındığını ve hastaların günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğini belirtti. Klasik kapalı ve açık prostat ameliyatlarıyla karşılaştırıldığında HoLEP’in birçok artı özelliğe sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Turna, "HoLEP’te prostat dokusu tamamen çıkarıldığı için hastalığın tekrar etme riski oldukça düşüktür. Ayrıca büyük prostatlarda da güvenle uygulanabilir ve kan kaybı minimum düzeydedir" ifadelerini kullandı. Lazer prostat ameliyatlarının, günümüzde prostat büyümesi tedavisinde modern cerrahinin ileri teknolojik yöntemlerinden biri olduğunu belirten Turna, uygun hasta seçimiyle son derece başarılı sonuçlar elde edildiğini sözlerine ekledi.
Ağız sağlığı, çocuklarda bağışıklığın savunma hattı
20 Şubat 2026 Cuma - 10:03 Ağız sağlığı, çocuklarda bağışıklığın savunma hattı Ağız sağlığı çoğu zaman yalnızca çürüklerle ilişkilendirilse de uzmanlara göre mesele bundan çok daha kapsamlı. "Ağız, milyarlarca mikroorganizmanın yaşadığı canlı ve dinamik bir ekosistemdir" diyen Medicana Sağlık Grubu Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Uzm. Dt. Betül Bostan, bağışıklık sisteminin ilk savunma hattını oluşturan ağızdaki mikrobiyal dengenin yalnızca lokal değil, sistemik etkiler de oluşturabildiğini vurguladı. Medicana International İzmir Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Uzm. Dt. Betül Bostan, ağız mikrobiyotasının önemine dikkat çekerek, "Ağız sağlığı denildiğinde çoğumuzun aklına çürükler gelir. Oysa ağız yalnızca dişlerden ibaret değildir. İçinde milyarlarca mikroorganizmanın yaşadığı, hassas dengeler üzerine kurulu bir ekosistemdir. Bu ekosisteme ağız mikrobiyotası ya da ağız florası diyoruz. Ağız, sindirim sisteminin başlangıcı ve bağışıklık sisteminin ilk savunma hattıdır. Bu nedenle burada oluşan mikrobiyal denge tüm vücudu etkileyebilir. Ağızda bulunan mikroorganizmaların büyük bölümü yararlıdır; zararlı bakterilerin çoğalmasını engeller ve bağışıklık sistemini adeta eğitir. Sağlıklı bir ağız florası, güçlü bir bağışıklık yanıtının temel taşlarından biridir" ifadelerini kullandı. Floradaki bozulma sadece çürükle sınırlı değil Ağız florasındaki dengenin bozulmasının yalnızca çürük ve diş eti hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını belirten Uzm. Dt. Betül Bostan, "Ağız florasındaki dengenin bozulması, çürükler ve diş eti hastalıklarıyla sonuçlanabilir. Ancak etkisi bununla sınırlı değildir. Bilimsel çalışmalar; ağız sağlığındaki bozulmaların kalp-damar hastalıkları, diyabet kontrolü, solunum yolu enfeksiyonları ve erken doğum riskiyle ilişkili olabileceğini göstermektedir. Ağız içindeki kronik inflamasyon, tüm vücudu etkileyebilen bir inflamatuar yük oluşturabilir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün ağız sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladığını hatırlayan Uzm. Dt. Betül Bostan, "Ağız hastalıklarının dünya çapında en yaygın kronik hastalıklar arasında yer aldığı belirtilmektedir. Yani ağız, vücuttan bağımsız değildir; sistemik sağlığın bir parçasıdır" diye konuştu. Çocukluk dönemi mikrobiyota açısından oldukça kritik Çocuklarda ağız mikrobiyotasının daha hassas olduğuna dikkat çeken Uzm. Dt. Betül Bostan, erken dönemdeki alışkanlıkların uzun vadeli etkileri olabildiğine dikkat çekti. Uzm. Dt. Betül Bostan, sözlerine şöyle devam etti: "Çocukluk dönemi ağız mikrobiyotası açısından en hassas dönemdir. Doğumdan itibaren bakteriyel kolonizasyon başlar ve özellikle ilk yıllarda bu denge şekillenir. Bağışıklık sistemi henüz gelişim aşamasındadır; ağız florası daha kırılgandır. Bu dönemde sık ve kontrolsüz şeker tüketimi, gece beslenmesi sonrası temizlik yapılmaması, gereksiz antibiyotik kullanımı ve yetersiz ağız hijyeni mikrobiyal dengeyi bozabilir. Erken dönemde oluşan bu bozulmalar yalnızca süt dişlerini etkilemez. İlerleyen yaşlarda artmış çürük riski, kronik diş eti problemleri ve inflamatuar yatkınlıkla ilişkilendirilmektedir. Çocuklukta ağız sağlığına gösterilen özen, aslında gelecekteki genel sağlığa yapılan yatırımdır." Antibiyotik kullanımı flora dengesini bozabilir Antibiyotik kullanımı, beslenme alışkanlıkları ve ağız hijyeninin ağız florası üzerindeki etkilerine de değinen Uzm. Dt. Betül Bostan şu açıklamalarda bulundu: "Antibiyotikler gerekli durumlarda hayat kurtarıcıdır; ancak gereksiz ve sık kullanım faydalı bakterileri de azaltarak ağız florasının dengesini bozabilir. Beslenmede özellikle şeker tüketiminin sıklığı, miktarından daha belirleyicidir. Gün içinde tekrarlayan şeker maruziyeti zararlı bakterilerin baskın hale gelmesine yol açar. Dengeli beslenme ve düzenli ağız bakımı ise koruyucu etki sağlar. Ailelerin ilk dişten itibaren düzenli fırçalama alışkanlığı kazandırması, yaşa uygun miktarda florürlü diş macunu kullanması, şeker tüketimini sıklık açısından azaltması, gece beslenmesi sonrası mutlaka temizlik yapması, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınması ve düzenli diş hekimi kontrollerini aksatmaması önemlidir. Burada amaç ağız içini steril hale getirmek değildir; sağlıklı mikrobiyal dengeyi korumaktır." Uzm. Dt. Betül Bostan, ağız sağlığının yalnızca estetik bir konu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Sağlıklı bir ağız florası; güçlü bir bağışıklığın, dengeli bir inflamasyon yanıtının ve sağlıklı bir bedenin temelidir. Ağız sağlığı, genel sağlığın başlangıç noktasıdır" dedi.
İzmir Büyükşehir ilk iftar sofrasını Gaziemir’de kurdu
19 Şubat 2026 Perşembe - 21:49 İzmir Büyükşehir ilk iftar sofrasını Gaziemir’de kurdu İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının ilk gününde Gaziemir’de kurduğu iftar sofrasında vatandaşları buluşturdu. Programda paylaşma, yardımlaşma ve toplumsal dayanışma çağrısı yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, ramazanın başlamasıyla birlikte ilk iftar sofrasını Gaziemir’de kurdu. Yurttaşlar birlikte oruç açtı. CHP İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Altan İnanç ile Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık ve ilçe sakinlerinin yoğun katılım gösterdiği programda birlik, beraberlik ve dayanışma vurgusu öne çıktı. "Yardımlaşmayı ilke edinmeliyiz" Programda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili Altan İnanç, Ramazan’ın birlik, kardeşlik ve iyilik ayı olduğunu belirtti. Ramazan’ın "11 ayın sultanı" olarak nitelendirildiğini hatırlatan İnanç, bu ayda yapılan iyiliklerin, paylaşılan lokmaların ve verilen selamların manevi karşılığı olduğuna inandıklarını belirterek, şunları söyledi: "Sadece Ramazan’da değil, yaşamımızın tamamında kendimizi iyilikle terbiye etmeliyiz. Yardımlaşmayı, kardeşçe kucaklamayı ilke edinmeliyiz. Ramazan ayımızın ilk iftarında sizlerle olduğumuz için mutluluğumu ifade etmek istiyorum." Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık da, Ramazan’ın hoşgörü, anlayış ve dayanışmayı pekiştiren bir dönem olduğunu belirterek, aynı sofrada buluşmanın toplumsal birlikteliği güçlendirdiğini söyledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ramazan boyunca kentin farklı noktalarında iftar programları düzenleyecek.
İzmir’de şehit yakınları ve gaziler ‘Büyük Aile Sofrası’nda buluştu
19 Şubat 2026 Perşembe - 21:29 İzmir’de şehit yakınları ve gaziler ‘Büyük Aile Sofrası’nda buluştu Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen ‘Büyük Aile Sofraları’ programı kapsamında İzmir’de şehit yakınları, gaziler ve aileleri iftar yemeğinde bir araya geldi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda yurt genelinde eş zamanlı olarak hazırlanan ‘Büyük Aile Sofraları’, İzmir’de şehit yakınları, gaziler ve gazi ailelerini aynı sofrada buluşturdu. İzmir Polis Moral Eğitim Merkezi’nde düzenlenen anlamlı programa İzmir Valisi Süleyman Elban, şehit aileleri ve gaziler katıldı. Vali Süleyman Elban, masaları tek tek gezerek şehit yakınları ve gazilerle yakından ilgilendi. Program, semazen gösterisi ve ilahi konseriyle başladı. Ramazan ayının manevi atmosferinin yoğun hissedildiği gecede, Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından ezanın okunmasıyla birlikte ilk oruçlar dualarla açıldı. "Allah’a hamd olsun ki biz böyle bir milletiz" İftar sonrası davetlilere hitap eden İzmir Valisi Süleyman Elban, vatan kavramının önemine vurgu yapan bir konuşma gerçekleştirdi. Dünyada eşi benzeri olmayan bir coğrafyada yaşandığını belirten Vali Elban, şu ifadeleri kullandı: "Öyle bir toprak parçası ki bunun adı dünyada çok az adlandırılan, bizim iliklerimize kadar yaşadığımız kavram olan vatandır. Toprak parçasını vatan yapmamız için toprağın harcında şehit kanı olması lazım. O toprakları mücadeleyle almanız lazım. Mücadeleyle almak da yetmiyor; kan vererek, can vererek o toprakları korumanız lazım. Vatan söz konusu olduğunda canını, her şeyini feda etmeye hazır bir millet olması lazım. Allah’a hamd olsun ki biz böyle bir milletiz." "Şehit ve gazisi olmayan hane yoktur" Türk milletinin her ferdinin birer kahramanlık hikayesi olduğunu ifade eden Elban, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Şu milletin ailesinde; terörden, Kıbrıs’tan, Kore’den, Kurtuluş Savaşı’ndan, Çanakkale’den, 1’inci Dünya Savaşı cephelerinden şehit olmayan, gazilik mertebesine yetişmeyen bir hane yoktur. Şehit ailesi dediğimizde, gazi dediğimizde aslında herkes birbirine kendini anlatıyor. Tek farkı bazılarımızın şehadeti ve gaziliği daha eski, bazılarımızınki daha yeni. Hepsi bu ülkenin toprağına toprak olmuş, harcına harç olmuş. Bu fedakarlıklar; bu güzel vatanın vatan olmasına, yüce devletin ilelebet payidar kalmasına, şanlı bayrağımızın göklerde nazlı nazlı dalgalanması ve kutsal ezanımızın mübarek minarelerde sürekli yankılanmasına vesile olacaktır." Program, yapılan duaların ardından çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
Alaçatı’da, sakızın 70 yıllık geçmişini anlattılar
19 Şubat 2026 Perşembe - 18:04 Alaçatı’da, sakızın 70 yıllık geçmişini anlattılar İzmir Alaçatı’da sakız üretiminin 70 yıllık geçmişi, üreticilerin tanıklıklarıyla gün yüzüne çıktı. Özdemir Kanga ve Selahattin Kanga kardeşler ile sakız üreticileri İbrahim Topal ve Hasan Ege Tütüncüoğlu, geçmişten bugüne uzanan üretim tekniklerini ve hatıralarını paylaştı. Sakızlar Restoran’da düzenlenen söyleşinin açılış konuşmasını yapan sakız üreticisi İbrahim Topal, Sakızlar Bahçesi’nin yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda Alaçatı’nın sosyal yaşamında önemli bir buluşma noktası olduğunu vurguladı. 1950’li yıllarda Hıdırellez kutlamalarının burada panayır havasında geçtiğini hatırlatan Topal, "Sakızlar hem üretim merkeziydi hem de insanların toplandığı nadir alanlardan biriydi" dedi. 13 yaşında sakız tarımı 1941 doğumlu Özdemir Kanga, henüz 13–14 yaşlarındayken Rıza Ertan’a ait Sakız Bahçesi’nde çalışmaya başladığını anlattı. Sakız üretiminin büyük bir titizlik ve sabır gerektirdiğini belirten Kanga, ağaçların özel tornavidalarla, belirli aralıklarla ve belli yükseklikten delinerek reçine akışının sağlandığını ifade etti. Ağaçların "bilek dalı" olarak adlandırılan kısmının üstüne çıkılmaması gerektiğini, aksi halde ağacın kuruyabileceğini söyleyen Kanga, genç ağaçların daha verimli olduğunu vurguladı. Yanlış budama ve bilinçsiz müdahalelerin sakız ağaçlarına zarar verdiğini aktaran Kanga, o dönem Sakız Adası’ndan gelen uzmanların havai köklendirme yöntemini uygulamalı olarak gösterdiğini de anlattı. Pirinç ayıklar gibi sakız temizledik Selahattin Kanga ise sakızın toplanmasından pazarlanmasına kadar geçen süreci ayrıntılarıyla paylaştı. Toplanan reçinenin belediye binası karşısındaki küçük bir alanda muşamba üzerinde kurutulduğunu belirten Kanga, "Pirinç ayıklar gibi taşını ayıklardık. Temizlenen sakızları küçük testilere doldururduk. İzmir’de öyle satılırdı" dedi. Bir sezonda 30–35 kilogramı bulan üretim yaptıklarını ifade eden Kanga, genç ağaçların ilk delindiğinde küçük parçalar halinde yoğun reçine verdiğini, ancak yaşlanan ağaçlarda verimin düştüğünü dile getirdi. Sakızın yaprağının sertliği ve kırılganlığının da kalite göstergesi olduğunu söyledi. Modern yöntemlerle 5 yılda ürün Sakız üreticisi İbrahim Topal ise günümüzde üretim tekniklerinin geliştiğini belirtti. Geçmişte iki yıl süren köklendirme sürecinin artık havai köklendirme yöntemiyle 6 aya kadar indirilebildiğini aktaran Topal, "15 yılda ürün verir denilen ağaçlardan 5–6 yılda ürün almayı hedefliyoruz" dedi. Sakız ağacının kayalık ve serin topraklarda daha iyi tutunduğunu, 20–25 metreye kadar kök salabildiğini ifade eden Topal, üretim sürecini hızlandırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirtti. Çeşme’de 25 bin yeni ağaç Sakız üreticisi Hasan Ege Tütüncüoğlu da tarihi kayıtlara göre 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Çeşme’de önemli miktarda sakız üretildiğini, ürünün vakıflar eliyle yönetildiğini anlattı. Günümüzde ise yeniden canlandırma çalışmaları kapsamında iki yılda yaklaşık 25 bin sakız ağacının dikildiğini açıkladı. Belediyenin gösterdiği yeşil alanlara 12 bin, devlet tarafından tahsis edilen alanlara 10 bin, özel mülkiyetlere ise yaklaşık 3 bin fidan dikildiğini belirten Tütüncüoğlu, dikilmeyi bekleyen 25 bin fidan daha bulunduğunu söyledi. Kamu arazilerinin tahsisi konusunda süreçlerin devam ettiğini ifade eden Tütüncüoğlu, uygun alan sağlanması halinde Çeşme’de sakız üretiminin yeniden güçlü bir ekonomik değer haline gelebileceğini dile getirdi. Söyleşi, Alaçatı’nın geçmişindeki üretim kültürünü hatırlatırken, sakızın yeniden bölgenin sembolik ve ekonomik değerlerinden biri olması yönündeki umutları da güçlendirdi.
Aliağa’da zabıtadan ramazan mesaisi
19 Şubat 2026 Perşembe - 16:41 Aliağa’da zabıtadan ramazan mesaisi Aliağa Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Ramazan ayı dolayısıyla ilçe genelindeki gıda işletmelerinde hijyen, gramaj ve etiket denetimlerini sıklaştırarak vatandaşların sağlıklı ve güvenilir alışveriş yapması için kontrollerini aralıksız sürdürüyor. Aliağa Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, Ramazan ayının başlamasıyla birlikte denetimlerini yoğunlaştırdı. Vatandaşların Ramazan ayında güvenilir, sağlıklı, ekonomik alışveriş yapabilmesi ve gıda tüketiminde herhangi bir olumsuzluk yaşamaması amacıyla ilçe genelinde denetim faaliyetleri aralıksız sürdürülüyor. Gıda üretimi ve satışı yapılan işletmelerde gerçekleştirilen kontroller kapsamında; menü bulundurma zorunluluğu, mutfak hijyeni, soğuk hava depolarının uygunluğu, personelin bone ve hijyenik kıyafet kullanımı ile atık yemek ve yağların muhafaza şartları titizlikle inceleniyor. Fırınlarda Ramazan pidesinin belirlenen gramaj ve fiyat tarifesine uygun olup olmadığı denetlenirken, genel gramaj kontrolleri de gerçekleştiriliyor. Marketlerde ise ambalaj bütünlüğü, son kullanma tarihleri ve etiket fiyatlarının güncelliği gibi konular detaylı şekilde inceleniyor. Olumsuzluk tespit edilen işletmeler hakkında gerekli cezai işlemler başlatılıyor. Ayrıca vatandaşlardan gelen fahiş fiyat şikâyetleri ilgili kurumlara iletiliyor. Aliağa Belediyesi Zabıta Müdürü Ahmet Karagöz denetimler sırasında konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Zabıta Müdürlüğü ekiplerimiz tarafından yıl boyunca sürdürdüğümüz denetimleri, Ramazan Ayı’nın başlamasıyla birlikte daha da sıklaştırdık. Vatandaşlarımızın sağlıklı, hijyenik ve güvenilir gıdalara erişimini sağlamak amacıyla kontrollerimizi gerçekleştiriyoruz. İlçemizde halkımızın huzur ve esenliği için Ramazan Ayı boyunca denetimlerimiz aralıksız devam edecektir. Vatandaşlarımızın alışveriş sırasında karşılaştıkları olumsuzlukları ALO 153 İhbar Hattı üzerinden veya Müdürlüğümüze bizzat başvurarak bildirmeleri önemle rica olunur."
Ege Üniversitesi Özbekistan’da fakülte kuruyor
19 Şubat 2026 Perşembe - 11:53 Ege Üniversitesi Özbekistan’da fakülte kuruyor Ege Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu kapsamında Özbekistan’da Tekstil Deri ve Moda Tasarım Fakültesi kurmak için hazırlıklara başladı. Rektör Prof. Dr. Musa Alcı başkanlığındaki heyet, projenin detaylarını yerinde incelemek üzere başkent Taşkent’te temaslarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in himayelerinde imzalanan niyet protokolü çerçevesinde gerçekleşen ziyarette, Ege Üniversitesi’nin akademik birikimiyle kurulacak fakültenin aşamaları ele alındı. Rektör Alcı, Özbekistan Hafif Sanayi Geliştirme Ajansı Başkanı Nozimjon Kholmurodov ve Tekstil Enstitüsü Rektör Yardımcısı İsmail Bulanık ile görüşerek ortak lisans programlarının geliştirilmesi konusunda fikir alışverişinde bulundu. Akademik iş birliği ve ortak programlar Ülkemizin en köklü yükseköğretim kurumlarından birisi olarak Türk Dünyası ile olan iş birliklerimizi güçlendirmeye devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’in himayelerinde, YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar ile Özbekistan Cumhuriyeti Hafif Sanayi Geliştirme Ajansı Başkanı Nozimjon Kholmurodov arasında imzalanan hafif sanayi alanında eğitim, araştırma ve uzman yetiştirilmesine yönelik niyet protokolü çerçevesinde ikili görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Bu kapsamda üniversitemizden bir heyet ile birlikte Özbekistan Cumhuriyeti Hafif Sanayi Geliştirme Ajansını ziyaret ettik. Sayın Nozimjon Kholmurodov ve Tekstil Enstitüsü Rektör Yardımcısı Sayın İsmail Bulanık ile gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, üniversitemiz tarafından Taşkent’te Tekstil Deri ve Moda Tasarım Fakültesinin kurulması ve bu alanlarında ortak lisans programlarının geliştirilmesine yönelik sürdürülen çalışmalar hakkında fikir alışverişinde bulunduk. İki kardeş ülke olarak, Özbekistan ile kurduğumuz bu yeni iş birliğinin, köklü akademik birikimimiz ve nitelikli araştırma altyapımız ile küresel ölçekte üniversite-sanayi iş birliği aracılığıyla ülkemizin kalkınma vizyonuna değer katmasını temenni ediyoruz. Kuracağımız fakültenin kısa sürede eğitim öğretim ve araştırma faaliyetlerine başlamasını hedefliyoruz. İş birliğimiz lisans öğrenci eğitimi yanında, araştırma çalışmaları, akademisyen eğitimleri, makale, sempozyum gibi ortak bilimsel çalışmaları da kapsayacak dedi. Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi ziyareti Taşkent’te Ege Üniversitesinin kurucuları arasında yer aldığı Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi’ni de ziyaret ederek sürdürülen çalışmalarla ilgili bilgi aldık. Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesinde Ege Üniversitesi olarak Gıda Teknolojisi ve Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri programlarında eğitim öğretim çalışmalarında yer alıyoruz ifadelerini kullandı. Küresel etki alanı hedefi Ege Üniversitesi olarak gönül bağımızın bulunduğu Türk Dünyası ile iş birliklerimizi artırmayı hedefliyoruz. Uluslararasılaşma vizyonumuz doğrultusunda küresel etki alanımızı daha ileriye taşımaya kararlıyız. Gerçekleştirilen protokol çerçevesinde yapılan çalışmaların her iki ülke için de hayırlı olmasını diliyorum. Desteklerinden ötürü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a şükranlarımı sunuyorum. Özbekistan’da bizleri en iyi şekilde ağırlayan Özbekistan Cumhuriyeti Hafif Sanayi Geliştirme Ajansı yetkililerine teşekkür ediyorum diye konuştu.